Diyanet İşleri
"Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir."
Yâsîn suresi
Yâsîn suresi, 17. ayet. وَمَا عَلَيْنَآ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ
vemâ `aleynâ ille-lbelâgu-lmübîn.
"Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Karye halkı: elçilerin gelişi ve yalanlanması Yâsîn 13–19 3
Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz" dediler.
Onlar şöyle dediler: "Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahman, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
(Elçiler ise) şöyle dediler: "Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor."
"Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir."
Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."
Elçiler de, "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz" dediler.
Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
"Bizim görevimiz, size tebliğ etmekle emrolunduğumuz şeyleri apaçık tebliğ etmektir. Biz, size hidayet etmekle sorumlu değiliz."
Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)
(Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)
Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size…
Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)
Onlar şöyle dediler: "Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahman, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…
Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…
Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Apaçık tebliğden başka üzerimize düşen (bir şey) yoktur." demişlerdi.
Ve biz size açıkça tebliğ etmekten başka bir şeyle mükellef değiliz."
Fakat (bize emanet edilen) mesajı size açıkça tebliğ etmekten başka bir şey ile yükümlü değiliz".
"Bize ait olan sadece apaçık tebliğdir. "
"Bizim üzerimizde de (sorumluluk ve görev olarak) apaçık bir tebliğden başkası yoktur."
«Bizim vazifemiz, açık bir şekilde Allah'ın buyruklarını size tebliğ etmekten başka bir şey değildir» dediler.
"Bizim görevimiz, yalnızca apaçık bildirmektir!"
"Bize düşen, açık bir tebliğden başka bir şey değildir."
"Bizim görevimiz, açıkça duyurmaktan ibarettir."
'Bizim görevimiz, açıkça duyurmaktan ibarettir.'
Açık bir tebliğden ötesi ise bizim üstümüze (vazife) değildir!" dediler.
açık bir tebliğden ötesi ise bizim üstümüze değil
"Bize düşen yalnızca açıkça iletmektir."
"Bize düşen yalnızca açıkça iletmektir."
"Bize düşen yalnızca açıkça duyurmaktır."
"Bizim üzerimizde de (sorumluluk ve görev olarak) apaçık bir tebliğden başkası yoktur."
"Bizim üzerimize (düşen vazife) apaçık tebliğden başkası değildir".
Bize düşen, sadece apaçık tebliğdir.
(13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.
"Bizim görevimiz apaçık tebliğden başka bir şey değildir."
"Bizim üzerimize düşen, yalnız açıkça duyurmaktır."
Bizim görevimiz apaçık bir tebliğden ibarettir dipnot 1 ."
Görevimiz açık bir tebliğden ibarettir."
Bizim görevimiz apaçık tebliğ/duyurmaktan başka bir şey değildir.
Bizim görevimiz apaçık duyurmaktan başka bir şey değildir.
"Bize düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir."
"And we are responsible only for proclaiming His divine message distinctly expressing all that is meant, leaving nothing merely implied".
Our duty is only to deliver the message to you,’
"And our duty is only to proclaim the clear Message."
and our duty is no more than to clearly convey the Message." dipnot 1
We are only responsible for clear transmission. ’
"And our duty is only to convey plainly (the Message)."
and our duty is only to communicate in clear terms. ’
`And our duty is only to convey (the Message) in clear terms. '
and it is only for us to deliver the Manifest Message. '
And our mission is to relay His message to you.
and we have only our plain message to preach. '
"We are only required to give a clear delivery."
And our duty is only public preaching.
They said, "Our Lord knows that we are most surely messengers to you.
And in no way is there anything (incumbent) on us except the evident Proclamation. "
And our duty is but plain conveyance (of the message).
Our duty is to convey the message clearly. "
but we are not bound to do more than clearly deliver the message [entrusted to us]. "
And our duty is only to deliver ˹the message˺ clearly."
"And we are only required to give a clear delivery. "
"Our sole mission is to deliver the message."
And we are not responsible except for clear notification. "
“And upon us is only the clear notification.”
And our duty is only to convey the Message clearly. "
"And our duty is only to tell (you) the clear message. "
Our obligation is no more than to convey the message clearly."
"And we are only required to give a clear delivery."