Diyanet İşleri
Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
Yâsîn suresi · 7–12. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Yâsîn suresi, 7. ayet. لَقَدْ حَقَّ ٱلْقَوْلُ عَلَىٰٓ أَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
Şüphesiz ki onların çoğuna (gafletlerine karşılık) azap vaadi gerçekleşmiştir. dipnot 1 (Onlar) iman etmezler.
Doğrusu, onlardan bir çoğu hakkındaki söz tahakkuk etmiştir: artık asla iman etmeyecekler.
Onların çoğuna karşı (Allah'ın gazap) sözü mutlaka gerçekleşecektir; çünkü onlar iman etmezler.
Andolsun ki onların çoğunluğuna o söz (Cehennem, insanların ve cinlerin çoğuyla dolacaktır; sözü) Hak olmuştur! Bu sebeple onlar iman etmezler!
Andolsun, onların çoğu üzerine o söz hak olmuştur; artık inanmazlar.
Andolsun ki onların çoğu gafletlerinin cezasını hak etmişlerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar.
Gerçek şu ki, sözü verilen, onların çoğu üzerine gerçekleşmiştir; onlar, artık inanmazlar.
Andolsun ki, onların çoğu gafletlerinin cezasını hak etmişlerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar.
Çoklarının gerçeği onaylamayacağına dair söz gerçekleşmiştir.
Çoklarının inanmıyacağına dair söz gerçekleşmiştir.
Andolsun ki, pek çoklarına karşı söz hak olmuştur da artık onlar imana gelmezler.
Celalim hakkı için daha çoklarına karşı söz hakkolmuştur da onlar iymana gelmezler
Ant olsun ki, onların çoğu üzerine söz dipnot 1 hakk oldu. Artık onlar iman etmezler.
Ant olsun ki, onların çoğu üzerine söz dipnot 1 hakk oldu. Artık onlar inanmazlar.
Ant olsun ki, onların çoğu üzerine söz dipnot 1 hakk oldu. Artık onlar inanmazlar.
Andolsun, onların çoğu üzerine o söz hak olmuştur, artık inanmazlar.
Andolsun ki bunların çoğunun üzerine o söz hak olmuşdur. Artık bunlar iman etmezler.
Andolsun ki; onların, çoğunun üzerine, söz hak olmuştur. Onlar, artık iman etmezler.
(1-12) Yasin ve H âkim Kuran ’a andolsun ki sen muhakkak ki elçilerdensin. Düzgün bir yol üzeresin. Gafil olan ve babaları uyarılmamış bir kavmi uyarman için Aziz ve esirgeyen tarafından indirilmiştir. Kesin olan şu ki, onların çoğu hakkındaki söz gerçek olmuştur, artık onlar iman etm ezler. Boyunlarında çenelerine değen demir halkalar / tasmalar yaptık, burunları yukarıda gözler aşağı haldeler . Önlerinde ve ardlarında set yaptık, kendi lerini tamamen sarmışızdır / kaplamışızdır, onlar göremezler. Onları uyarsan da uyarmasan da onlara göre aynıdır / eşittir. Sen hatırlatmaya uyanı ve gıyabında Rahmandan / acıyandan tedirgin olanı uyarabilirsin. Ona bağışlanmayı ve mükafat ikramını müjdele. Muhakkak biz ölüyü diriltiriz sunduklarını / takdim ettiklerini ve eserlerini de yazarız , her şeyi apaçık ön sicile tek tek kaydediyoruz.
Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
Andolsun onların çoğuna o söz (cinlerden ve insanlardan bir kısmını cehenneme dolduracağım, sözü) hak oldu; artık onlar inanmazlar.
Onların çoğu için o söz /cezalandırma sözü hak oldu, çünkü onlar inanıp güvenmiyorlar dipnot 1 .
Onlardan çoğu, bunun gerçek anlamda Allah'ın sözü olduğunu anladıkları halde inanmıyorlar dipnot 1 .
Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
Çoğu için buyruk gerçekleşmiştir, onlar iman etmezler.
Yemin olsun ki, onların çoğuna söz hak olmuştur, artık onlar iman etmezler.
Yâsîn suresi, 8. ayet. إِنَّا جَعَلْنَا فِىٓ أَعْنَٰقِهِمْ أَغْلَٰلًا فَهِىَ إِلَى ٱلْأَذْقَانِ فَهُم مُّقْمَحُونَ
Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.
Şüphesiz ki biz onların boyunlarına, çenelerine kadar dayanacak halkalar geçirdik; başları yukarı kalkıktır. dipnot 1
Zira (sanki) Biz onların boyunlarına, çenelerine kadar uzanan demir halkalar geçirmişizdir de, başlarını bir türlü eğememektedirler.
Onların boyunlarına çenelerine kadar uzayan demir halkalar geçirdik ki kafalarını dik tutmak zorunda kalsınlar;
Muhakkak ki biz onların boyunlarında, çenelerine kadar dayanmış boyunduruklar (şartlanma ve değer yargıları) oluşturduk! Artık (onlar kendi hakikatlerini göremezler) başları yukarı doğru kalkıktır (benlikleriyle yaşarlar)!
Gerçekten biz onların boyunlarına, çenelere kadar (dayanan) halkalar geçirdik; bu yüzden başları yukarı kalkıktır.
Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadır. Bu yüzden kafaları yukarı kalkıktır.
Boyunlarından çenelerine değin halkalar geçirdik; bu yüzden, kafaları yukarıya dikilmiştir.
Biz, onların boyunlarına, çenelerine kadar dayanacak olan demir halkalar geçirdik. Bu yüzden başları yukarı kalkıktır.
Boyunlarına, çenelerine kadar varan prangalar taktık da kafaları yukarıya dikilmiştir.
Boyunlarına, çenelerine kadar varan prangalar taktık da kafaları yukarıya dikilmiştir.
Çünkü Biz, onların boyunlarına kelepçeler geçirmişiz de onlar, çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı, gözleri aşağı somurtmaktadırlar.
Çünkü biz onların boyunlarına kelepçekler geçirmişiz, onlar çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı gözleri aşağı somurtmaktadırlar
Biz, onların boyunlarına, çenelerine kadar dayanan demir halkalar geçirdik. Bu nedenle başları sürekli yukarıda kalkık olanlardır dipnot 1 .
Biz, onların boyunlarına, çenelerine kadar dayanan demir halkalar geçirdik. Bu nedenle başları sürekli yukarıda kalkık olanlardır. dipnot 1
Biz, onların boyunlarına, çenelerine kadar dayanan demir halkalar geçirdik. Bu nedenle başları sürekli yukarıda kalkık olanlardır. dipnot 1
Gerçekten biz onların boyunlarına, çenelere kadar (dayanan) halkalar geçirdik; bu yüzden başları yukarı kalkıktır.
Hakıykat, biz onların boyunlarına öyle laleler geçirdik ki bunlar çenelerine kadar (dayandı). Şimdi onlar, kafaları ve burunları yukarı kaldırılmış haldedirler.
Doğrusu Biz; onların boyunlarına, çenelerine kadar varan demir halkaları geçirdik. Bunun için artık başları yukarı kalkıktır.
(1-12) Yasin ve H âkim Kuran ’a andolsun ki sen muhakkak ki elçilerdensin. Düzgün bir yol üzeresin. Gafil olan ve babaları uyarılmamış bir kavmi uyarman için Aziz ve esirgeyen tarafından indirilmiştir. Kesin olan şu ki, onların çoğu hakkındaki söz gerçek olmuştur, artık onlar iman etm ezler. Boyunlarında çenelerine değen demir halkalar / tasmalar yaptık, burunları yukarıda gözler aşağı haldeler . Önlerinde ve ardlarında set yaptık, kendi lerini tamamen sarmışızdır / kaplamışızdır, onlar göremezler. Onları uyarsan da uyarmasan da onlara göre aynıdır / eşittir. Sen hatırlatmaya uyanı ve gıyabında Rahmandan / acıyandan tedirgin olanı uyarabilirsin. Ona bağışlanmayı ve mükafat ikramını müjdele. Muhakkak biz ölüyü diriltiriz sunduklarını / takdim ettiklerini ve eserlerini de yazarız , her şeyi apaçık ön sicile tek tek kaydediyoruz.
Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadır. Bu yüzden başları yukarı kalkıktır.
Biz onların boyunlarına halkalar geçirdik. Çenelere kadar dayanan o halkalar yüzünden kafaları kalkıktır.
(Sanki) boyunlarına, çenelerine kadar dayanan halkalar takmışız da başları dikili haldedirler dipnot 1 .
Sanki boyunlarına, çenelerine kadar dayanan demir halkalar takmışız da, başlarını eğemiyorlar.
Biz, onların boyunlarına, çenelerine varan halkalar geçirdik. Onun için başları kalkıktır.
Biz, onların boyunlarına, çenelerine varan halkalar geçirdik. Onun için başları kalkıktır.
Biz onların boyunlarına bukağılar geçirdik. Bukağılar çenelere dayanmıştır da bu yüzden onların kafaları yukarı kalkıktır.
Yâsîn suresi, 9. ayet. وَجَعَلْنَا مِنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَأَغْشَيْنَٰهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ
Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.
Önlerinden ve arkalarından bir set çektik ve onları çepeçevre kuşattık; gerçeği görmezler.
Yine (adeta) önlerinden ve arkalarından birer set çekmiş ve gözlerini perdelemişizdir de, artık görememektedirler.
önlerine ve arkalarına setler çektik ve göremesinler diye üzerlerine perdeler geçirdik:
Onların önlerinden bir set (geleceği göremezler) ve arkalarından bir set (geçmişlerinden ders almazlar) oluşturduk da böylece onları bürüdük. . . Artık onlar görmezler.
Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.
Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler.
Önlerine ve arkalarına set çekerek onları perdeledik; onlar, artık görmezler.
Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları çepeçevre kuşattık. Artık göremezler.
Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çekerek onları perdeledik; artık göremezler.
Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çekerek onları perdeledik; artık göremezler.
Hem önlerinden bir set, hem arkalarından bir set çekmişiz ve kendilerini sarmışızdır; artık baksalar da görmezler.
Hem önlerinden bir sedd ve arkalarından bir sedd çekmişiz, kendilerini sarmışızdır da baksalar da görmezler
Önlerine ve arkalarına birer set çektik dipnot 1 . Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler dipnot 2 .
Önlerine ve arkalarına birer set çektik dipnot 1 . Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler. dipnot 2
Önlerine ve arkalarına birer set çektik dipnot 1 . Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler. dipnot 2
Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.
Biz hem önlerinden bir sed, hem arkalarından bir sed çektik. Böylece onları sarıverdik. Artık görmezler.
Önlerinden bir sed ve arkalarından da bir sed çekmişizdir. Gözlerini perdelemişizdir. Bu yüzden artık göremezler.
(1-12) Yasin ve H âkim Kuran ’a andolsun ki sen muhakkak ki elçilerdensin. Düzgün bir yol üzeresin. Gafil olan ve babaları uyarılmamış bir kavmi uyarman için Aziz ve esirgeyen tarafından indirilmiştir. Kesin olan şu ki, onların çoğu hakkındaki söz gerçek olmuştur, artık onlar iman etm ezler. Boyunlarında çenelerine değen demir halkalar / tasmalar yaptık, burunları yukarıda gözler aşağı haldeler . Önlerinde ve ardlarında set yaptık, kendi lerini tamamen sarmışızdır / kaplamışızdır, onlar göremezler. Onları uyarsan da uyarmasan da onlara göre aynıdır / eşittir. Sen hatırlatmaya uyanı ve gıyabında Rahmandan / acıyandan tedirgin olanı uyarabilirsin. Ona bağışlanmayı ve mükafat ikramını müjdele. Muhakkak biz ölüyü diriltiriz sunduklarını / takdim ettiklerini ve eserlerini de yazarız , her şeyi apaçık ön sicile tek tek kaydediyoruz.
Biz onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.
Önlerinden bir sed ve arkalarından bir sed çektik de onları kapattık; artık görmezler.
(Sanki) Önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip kendilerini kuşatmışız da göremiyorlar dipnot 1 .
Sanki önlerine bir engel, arkalarına da bir engel koyup onları kuşatmışız da göremiyorlar dipnot 1 .
Önlerine bir set, arkalarına da bir set çekerek onları bürüdük de artık göremezler.
Önlerine bir set, arkalarına da bir set çekerek onları bürüdük de artık göremezler.
Önlerine bir set, arkalarına da başka bir set çektik. Böylece onları kuşatıp sardık; artık onlar görmezler.
Yâsîn suresi, 10. ayet. وَسَوَآءٌ عَلَيْهِمْ ءَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar. dipnot 1
Şu halde sen onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için fark etmez: iman etmezler.
artık onları uyarsan da uyarmasan da onlarca birdir, inanmazlar.
Onları uyarsan da uyarmasan da birdir; iman etmezler!
Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, iman etmezler.
Onları uyarsan da uyarmasan da değişmez; inanmazlar.
Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; gerçeği onaylamazlar. dipnot 1
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.
Onları uyarsan da uyarmasan da farketmez, inanmazlar.
Ve onlarca müsavidir, ha inzar etmişin kendilerini ha etmemişin; inanmazlar
Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar iman etmezler.
Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.
Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.
Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.
Onları (azab ile) ha korkutmuşsun, ha korkutmamışsın onlarca birdir. İman etmezler.
Onları ister korkut, ister korkutma; onlar için birdir, iman etmezler.
(1-12) Yasin ve H âkim Kuran ’a andolsun ki sen muhakkak ki elçilerdensin. Düzgün bir yol üzeresin. Gafil olan ve babaları uyarılmamış bir kavmi uyarman için Aziz ve esirgeyen tarafından indirilmiştir. Kesin olan şu ki, onların çoğu hakkındaki söz gerçek olmuştur, artık onlar iman etm ezler. Boyunlarında çenelerine değen demir halkalar / tasmalar yaptık, burunları yukarıda gözler aşağı haldeler . Önlerinde ve ardlarında set yaptık, kendi lerini tamamen sarmışızdır / kaplamışızdır, onlar göremezler. Onları uyarsan da uyarmasan da onlara göre aynıdır / eşittir. Sen hatırlatmaya uyanı ve gıyabında Rahmandan / acıyandan tedirgin olanı uyarabilirsin. Ona bağışlanmayı ve mükafat ikramını müjdele. Muhakkak biz ölüyü diriltiriz sunduklarını / takdim ettiklerini ve eserlerini de yazarız , her şeyi apaçık ön sicile tek tek kaydediyoruz.
Kâfirlere gelince; onları uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler.
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için fark etmez dipnot 1 , inanıp güvenmiyorlar!
Onları uyarsan da bir, uyarmasan da: inanmıyorlar.
Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler.
Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.
Sen ha uyarmışsın onları ha uyarmamışsın, fark etmez onlar için; inanmazlar.
Yâsîn suresi, 11. ayet. إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلذِّكْرَ وَخَشِىَ ٱلرَّحْمَٰنَ بِٱلْغَيْبِ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَأَجْرٍ كَرِيمٍ
Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele.
Sen ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve gaybda bulunan Rahmân'a saygı duyanı dipnot 1 uyarabilirsin. İşte böylesini bir bağışlama ve değerli bir ödülle müjdele!
Ne ki sen, sadece ilahi uyarıya tabi olan ve idraki aşan bir hakikat olmasına rağmen O rahmet kaynağına derin bir ürpertiyle saygı duyan kimseyi uyarabilirsin: o halde bu gibileri sınırsız bir mağfiret ve tarifsiz güzellikte bir ödülle müjdele!
Sen ancak (ilahi) uyarıyı can kulağıyla dinleyen ve insan kavrayışının ötesinde bulunmasına rağmen Rahman'dan korkan kişiyi uyarabilirsin, işte böylelerine (Allah'ın) mağfiretini ve en güzel ödülü müjdele!
Sen ancak Zikre (hatırlatılan hakikate) tabi olan ve gaybı olarak Rahman'dan haşyet duyanı uyarırsın. Onu bir mağfiret ve kerim bir bedel ile müjdele!
Sen ancak, zikre (Kur'an'a) uyan ve gayb ile Rahman olan (Allah')a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın. İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele.
Sen ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve görmeden Rahmân'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesini, bir mağfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele.
Sen, ancak, öğretiye bağlı kalan ve görmemesine karşın, Bağışlayana derin saygı duyan kimseyi uyarabilirsin. Artık, bağışlanma ve büyük bir ödülü, sevinçli bir haber olarak ona ver.
Sen ancak, Kur'an'a uyan ve görmeden Rahman'a saygı duyan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesini bir af ve güzel bir ödülle müjdele.
Sen ancak, mesaja uyan ve yalnız başına iken Rahman'a karşı saygılı olan bir kimseyi uyarabilirsin. Onu bağışlanma ve bol bir ödülle müjdele.
Sen ancak, mesaja uyan ve yalnız başına iken Rahman'a karşı saygılı olan bir kimseyi uyarabilirsin. Onu bağışlanma ve bol bir ödülle müjdele.
Sen ancak Kur'an'a uyan ve Rahman'dan gıyabında saygı besleyen kimseyi sakındırırsın; İşte onu, hem bir bağışlama hem de değerli bir mükafatla müjdele!
Ancak zikri ta'kıyb eden ve gaybde rahmana haşyet besliyen kimseyi sakındırırsın, işte onu hem bir mağfiretle hem bir ecri kerim ile müjdele
Sen ancak Zikir'e dipnot 1 uyan ve görmediği halde Rahman'a haşyet dipnot 2 duyan kimseyi uyarabilirsin dipnot 3 . İşte böylesine bağışlanma ve çok şerefli bir ödülü haber ver.
Sen ancak Zikir'e dipnot 1 uyan ve görmediği halde Rahman'a haşyet dipnot 2 duyan kimseyi uyarabilirsin. dipnot 3 İşte böylesine bağışlanma ve çok şerefli bir ödülü haber ver.
Sen ancak Zikir'e dipnot 1 uyan ve görmediği halde Rahman'a haşyet dipnot 2 duyan kimseyi uyarabilirsin. dipnot 3 İşte böylesini bağışlanma ve çok şerefli bir ödül ile müjdele.
Sen ancak, zikre (Kuran'a) uyan ve gayb ile Rahmana (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın. İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele.
Sen ancak o zikre uyan ve çok esirgeyici (Allah) a gaaibane büyük saygı gösteren kimseleri inzar edeceksin. İşte sen on (lar) ı hemen mağfiretle, hem çok şerefli mükafatla müjdele.
Sen, ancak zikre ittiba eden ve görmeden Rahman'dan korkanı uyarırsın. Artık ona mağfiret ve yüce mükafatı müjdele.
(1-12) Yasin ve H âkim Kuran ’a andolsun ki sen muhakkak ki elçilerdensin. Düzgün bir yol üzeresin. Gafil olan ve babaları uyarılmamış bir kavmi uyarman için Aziz ve esirgeyen tarafından indirilmiştir. Kesin olan şu ki, onların çoğu hakkındaki söz gerçek olmuştur, artık onlar iman etm ezler. Boyunlarında çenelerine değen demir halkalar / tasmalar yaptık, burunları yukarıda gözler aşağı haldeler . Önlerinde ve ardlarında set yaptık, kendi lerini tamamen sarmışızdır / kaplamışızdır, onlar göremezler. Onları uyarsan da uyarmasan da onlara göre aynıdır / eşittir. Sen hatırlatmaya uyanı ve gıyabında Rahmandan / acıyandan tedirgin olanı uyarabilirsin. Ona bağışlanmayı ve mükafat ikramını müjdele. Muhakkak biz ölüyü diriltiriz sunduklarını / takdim ettiklerini ve eserlerini de yazarız , her şeyi apaçık ön sicile tek tek kaydediyoruz.
Sen, ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve görmeden Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesini bir mağfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele.
Sen ancak zikre uyan ve görmeden Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte öylesini bir mağfiret ve güzel bir mükafatla müjdele.
Sen ancak bu doğru bilgiye /zikre dipnot 1 uyan ve içten içe Rahman'dan çekinen kimseyi uyarabilirsin dipnot 2 . Sen onu, mağfiret /bağışlanma ve değerli bir ödül ile müjdele.
Sen ancak içten içe Rahman'dan çekinerek bu zikre dipnot 1 uyanı uyarabilirsin. Onlara, bağışlanacaklarını müjdele. Yaptıklarının karşılığının ikramiyeli olarak verileceğini de.
Sen ancak, Kur’an’a uyan, görmediği halde Rahman’dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Onları bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele!
Sen ancak, Kur'an'a uyan, görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Onlara bağışlanmayı ve büyük bir mükafatı müjdele!
Sen ancak o zikire/Kur'an'a uyan ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. Böylesini, bir bağışlanma ve seçkin bir ödülle müjdele!
Yâsîn suresi, 12. ayet. إِنَّا نَحْنُ نُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا۟ وَءَاثَٰرَهُمْ وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ فِىٓ إِمَامٍ مُّبِينٍ
Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) bir bir kaydetmişizdir.
Şüphesiz ki ölüleri ancak biz dirilteceğiz. İnsanların yaptıklarını ve (geriye bıraktıkları) eserlerini yazıyoruz. Biz her şeyi apaçık bir imam'da (amel defterinde) saymışızdır.
Elbette Biz, evet ölüyü Biz dirilteceğiz; ve onların önden yolladıklarını da arkada bıraktıkları eserleri de Biz yazacağız: böylece her şeyi kaydeden tarifsiz ve çok gelişmiş bir ana (bellek)te kayıt altına almış oluruz.
Gerçek şu ki Biz, ölüyü yeniden hayata döndüreceğiz ve onların gelecek için yaptıkları her türlü (eylemi) ve geride bıraktıkları bütün (iyi ve kötü) izleri kayda geçireceğiz. Zira biz, her şeyin apaçık kaydını tutarız.
Kesinlikle biz, evet yalnız biz ölüleri diriltiriz! Onların yaptıklarını ve meydana getirdikleri eserleri yazarız! Biz her şeyi İmam-ı Mubiyn'de (beyinlerinde ve ruhlarında) ihsa ettik (tüm özellikleriyle kaydettik)!
Şüphesiz biz, ölüleri biz diriltiriz; onların önden takdim ettiklerini ve eserlerini biz yazarız. Biz her şeyi, apaçık bir kitapta tesbit edip korumuşuz.
Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi, bıraktıkları her izi yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (levhi mahfuzda) sayıp yazmışızdır.
Kuşkusuz, Biz, ölülere yeniden yaşam veririz. Onların yaptıklarını ve sonuçlarını yazarız. Her şeyi apaçık bir kütükte kaydederiz. dipnot 369
Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi ve bıraktıkları her eseri yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta kaydederiz.
Ölüleri biz, evet biz diriltiriz, onların yaptıklarını ve (ölümlerinden sonraki) sonuçlarını yazarız. Biz her şeyi apaçık bir kitapta saymışızdır.
Ölüleri biz, evet biz diriltiriz, onların yaptıklarını ve (ölümlerinden sonraki) sonuçlarını yazarız. Biz herşeyi apaçık bir kitapta saymışızdır.
Gerçekten Biz. Biziz, ölüleri diriltiriz; önden gönderdiklerini ve bıraktıkları eserleri kitaba geçiririz. Zaten herşeyi açık bir kütükte "İmam-ı Mübin" de de ihsa (sayıp tesbit) etmişizdir.
Hakıkat biz. Biziz, ölüleri diriltiriz ve takdim ettikleri şeyleri ve bıraktıkları eserleri kitaba geçiririz ve zaten her şeyi açık bir kütükte bir "İmam-ı Mübin" de ihsa etmişizdir
Kuşkusuz ölüleri Biz diriltiriz Biz. Önceden yapıp gönderdiklerini ve geride bıraktıklarını yazarız. Biz her şeyi bir "imam-ı mubin"de dipnot 1 kayıt altına almışızdır.
Kuşkusuz ölüleri Biz diriltiriz Biz. Önceden yapıp gönderdiklerini ve geride bıraktıklarını yazarız. Biz her şeyi bir "imam-ı mübin"de dipnot 1 kayıt altına almışızdır.
Kuşkusuz ölüleri Biz diriltiriz Biz. Önceden yapıp gönderdiklerini ve geride bıraktıklarını yazarız. Biz her şeyi bir ‘imam-ı mübin'de dipnot 1 kayıt altına almışızdır.
Şüphesiz biz, ölüleri biz diriltiriz; onların önden takdim ettiklerini ve eserlerini biz yazarız. Biz her şeyi apaçık bir kitapta / Levh-i Mahfuz'da tesbit edip korumuşuz.
Hakıykat, ölüleri biz diriltiriz biz. Önden gönderdikleri şeyleri ve (bırakdıkları) eserleri de biz yazarız. (Zaten) biz her şey'i apaçık bir kitabda (yazıb) saymışızdır.
Şüphesiz ki ölüleri, Biz diriltiriz Biz. İşlediklerini ve geride bıraktıklarını Biz yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitabda saymışızdır.
(1-12) Yasin ve H âkim Kuran ’a andolsun ki sen muhakkak ki elçilerdensin. Düzgün bir yol üzeresin. Gafil olan ve babaları uyarılmamış bir kavmi uyarman için Aziz ve esirgeyen tarafından indirilmiştir. Kesin olan şu ki, onların çoğu hakkındaki söz gerçek olmuştur, artık onlar iman etm ezler. Boyunlarında çenelerine değen demir halkalar / tasmalar yaptık, burunları yukarıda gözler aşağı haldeler . Önlerinde ve ardlarında set yaptık, kendi lerini tamamen sarmışızdır / kaplamışızdır, onlar göremezler. Onları uyarsan da uyarmasan da onlara göre aynıdır / eşittir. Sen hatırlatmaya uyanı ve gıyabında Rahmandan / acıyandan tedirgin olanı uyarabilirsin. Ona bağışlanmayı ve mükafat ikramını müjdele. Muhakkak biz ölüyü diriltiriz sunduklarını / takdim ettiklerini ve eserlerini de yazarız , her şeyi apaçık ön sicile tek tek kaydediyoruz.
Muhakkak biz ölüleri diriltiriz. Onların ileri gönderdiklerini de, geride bıraktıklarını (izlerini) da yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfûz'da) sayıp yazmışızdır.
Biziz, biz ki, ölüleri diriltiriz ve öne sürdükleri işleri ve bıraktıkları eserleri yazarız. Zaten biz, her şeyi apaçık bir kütüğe ayrıntılı olarak kaydetmişizdir.
Ölüleri biz dirilteceğiz biz! dipnot 1 Yapıp ettiklerini de geride bıraktıklarını da yazıyoruz dipnot 2 . Her şeyi, açık bir ana kitapta tek tek kaydetmiş olacağız dipnot 3 .
Ölüleri diriltecek olan biziz. Yapıp ettiklerini ve eserlerini de yazmaktayız dipnot 1 . Yaptığımız her kayıt, açık bir defterdedir.
Şüphesiz biz, ölüleri diriltiriz ve onların yaptıkları her işi ve bıraktıkları izleri yazarız. Her şeyi açık bir kitapta toplamışızdır!
Şüphesiz biz, ölüleri diriltiriz ve onların yaptıkları her işi ve bıraktıkları izleri yazarız. Her şeyi açık bir kumanda altında toplamışızdır!
Biz, yalnız biz, ölüleri diriltiriz ve onların önden gönderdiklerini de eserlerini de yazarız. Zaten biz her şeyi apaçık bir kütükte ayrıntılı olarak kaydetmişizdir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.