Yâsîn suresi · 7–12. ayetler

İnanmayanların hâli ve ölülerin diriltilmesi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Yâsîn suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 7. ayet. لَقَدْ حَقَّ ٱلْقَوْلُ عَلَىٰٓ أَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki onların çoğuna (gafletlerine karşılık) azap vaadi gerçekleşmiştir. dipnot 1 (Onlar) iman etmezler.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:33, 96; Mü'min 40:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu, onlardan bir çoğu hakkındaki söz tahakkuk etmiştir: artık asla iman etmeyecekler.

    Muhammed Esed

    Onların çoğuna karşı (Allah'ın gazap) sözü mutlaka gerçekleşecektir; çünkü onlar iman etmezler.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki onların çoğunluğuna o söz (Cehennem, insanların ve cinlerin çoğuyla dolacaktır; sözü) Hak olmuştur! Bu sebeple onlar iman etmezler!

    Ali Bulaç

    Andolsun, onların çoğu üzerine o söz hak olmuştur; artık inanmazlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki onların çoğu gafletlerinin cezasını hak etmişlerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, sözü verilen, onların çoğu üzerine gerçekleşmiştir; onlar, artık inanmazlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki, onların çoğu gafletlerinin cezasını hak etmişlerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar.

    Edip Yüksel

    Çoklarının gerçeği onaylamayacağına dair söz gerçekleşmiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çoklarının inanmıyacağına dair söz gerçekleşmiştir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, pek çoklarına karşı söz hak olmuştur da artık onlar imana gelmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için daha çoklarına karşı söz hakkolmuştur da onlar iymana gelmezler

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki, onların çoğu üzerine söz dipnot 1 hakk oldu. Artık onlar iman etmezler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Karar, ilke. Azap. Gerçeği yalanlayarak nankörlük edenlerin, büyüklenerek yeryüzünde haksızlık yapanların, ortak koşanların; yapılan bütün uyarılara aldırmamaları ve bu tutumlarını baskı ve zulme dönüştürmeleri durumunda, yani zulmetmeleri onların cezalandırılmalarını zorunlu kıldığından, Allah, onlara hiçbir zaman iman nasip etmeyecektir. Ki zulümleri karşılıksız kalmasın. Bu zalimlerin Cehennem'e gideceklerine dair alınan bir karardır, gerçekleşecek bir sözdür. Allah, zalimlere, yaptıklarının karşılığını görmeleri, hak ettikleri cezayı bulmaları için onlara hidayet nasip etmeyecektir. Bu husus yüzlerce ayette açıkça ifade edilmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki, onların çoğu üzerine söz dipnot 1 hakk oldu. Artık onlar inanmazlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Karar, ilke. Azap. Gerçeği yalanlayarak nankörlük edenlerin, büyüklenerek yeryüzünde haksızlık yapanların, ortak koşanların, yapılan bütün uyarılara aldırmamaları ve bu tutumlarını baskı ve zulme dönüştürmeleri durumunda, yani zulmetmeleri onların cezalandırılmalarını zorunlu kıldığından, Allah, onlara hiçbir zaman iman nasip etmeyecektir. Ki zulümleri karşılıksız kalmasın. Bu zalimlerin Cehennem'e gideceklerine dair alınan bir karardır, gerçekleşecek bir sözdür. Allah, zalimlere, yaptıklarının karşılığını görmeleri, hak ettikleri cezayı bulmaları için onlara hidayet nasip etmeyecektir. Bu husus yüzlerce ayette açıkça ifade edilmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki, onların çoğu üzerine söz dipnot 1 hakk oldu. Artık onlar inanmazlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Karar, ilke. Azap. Gerçeği yalanlayarak nankörlük edenlerin, büyüklenerek yeryüzünde haksızlık yapanların, ortak koşanların, yapılan bütün uyarılara aldırmamaları ve bu tutumlarını baskı ve zulme dönüştürmeleri durumunda, yani zulmetmeleri onların cezalandırılmalarını zorunlu kıldığından, Allah, onlara hiçbir zaman iman nasip etmeyecektir. Ki zulümleri karşılıksız kalmasın. Bu zalimlerin Cehennem'e gideceklerine dair alınan bir karardır, gerçekleşecek bir sözdür. Allah, zalimlere, yaptıklarının karşılığını görmeleri, hak ettikleri cezayı bulmaları için onlara hidayet nasip etmeyecektir. Bu husus yüzlerce ayette açıkça ifade edilmektedir.

    Gültekin Onan

    Andolsun, onların çoğu üzerine o söz hak olmuştur, artık inanmazlar.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki bunların çoğunun üzerine o söz hak olmuşdur. Artık bunlar iman etmezler.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; onların, çoğunun üzerine, söz hak olmuştur. Onlar, artık iman etmezler.

    Mehmet Alagaş

    (1-12) Yasin ve H âkim Kuran ’a andolsun ki sen muhakkak ki elçilerdensin. Düzgün bir yol üzeresin. Gafil olan ve babaları uyarılmamış bir kavmi uyarman için Aziz ve esirgeyen tarafından indirilmiştir. Kesin olan şu ki, onların çoğu hakkındaki söz gerçek olmuştur, artık onlar iman etm ezler. Boyunlarında çenelerine değen demir halkalar / tasmalar yaptık, burunları yukarıda gözler aşağı haldeler . Önlerinde ve ardlarında set yaptık, kendi lerini tamamen sarmışızdır / kaplamışızdır, onlar göremezler. Onları uyarsan da uyarmasan da onlara göre aynıdır / eşittir. Sen hatırlatmaya uyanı ve gıyabında Rahmandan / acıyandan tedirgin olanı uyarabilirsin. Ona bağışlanmayı ve mükafat ikramını müjdele. Muhakkak biz ölüyü diriltiriz sunduklarını / takdim ettiklerini ve eserlerini de yazarız , her şeyi apaçık ön sicile tek tek kaydediyoruz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.

    Süleyman Ateş

    Andolsun onların çoğuna o söz (cinlerden ve insanlardan bir kısmını cehenneme dolduracağım, sözü) hak oldu; artık onlar inanmazlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların çoğu için o söz /cezalandırma sözü hak oldu, çünkü onlar inanıp güvenmiyorlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'ın Allah'ın sözü olduğunu anlayan ona inanır, ama hayat tarzını ve beklentilerini değiştirmek istemeyen, Kur'an'ı görmezlikte direnerek kafir olur. Arapçada bir şeyin üstünü örtene kafir denir. Kafirler doğruları bilirler ama hesaplarına uymadığı için görmezlikten gelirler (Al-i İmran 3/106, En'am 6/109, A'raf 7/146, Yunus 10/33, 96-97, Şuara 26/201).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan çoğu, bunun gerçek anlamda Allah'ın sözü olduğunu anladıkları halde inanmıyorlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tıpkı şu ayette olan durum meydana gelmişti: النمل (27) وَجَحَدُوا بِهَا وَاسْتَيْقَنَتْهَا أَنفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّا فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدِينَ  14} Burada fa, önceki cümleyi, sonraki cümlenin hali yapar. Bkz. Muhamme İsbir, Bilal Cüneydi, eş-Şamil, Mucem fi ulum'il-luğa'l-arabiyye ve mustalahatiha, Ahkam'ul-fa,  Beyrut 1985, ikinci baskı. Daha geniş bilgi kitabın sonundadır. (Kn.ile ilg. Bkz. Ennahvü-l vafi c. 3 s. 575) Kur'an'ın Allah'ın sözü olduğunu anlayınca ona önce inanırlar ama hayat tarzlarını değiştirmek istemezlerse görmezlikten gelmeye başlar kafir olurlar. Zaten inanmadan kafir olunmaz.. Allah Teala şöyle buyurur: O gün nice yüzler ak çıkar, nice yüzler de kararır. Yüzleri kararanlara şöyle denir: "Siz inandıktan sonra kafir oldunuz, değil mi? Kafir olmanıza karşılık, tadın şu azabı!"(Al-i İmran 3/106)

    Şaban Britch

    Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.

    Şaban Piriş

    Çoğu için buyruk gerçekleşmiştir, onlar iman etmezler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, onların çoğuna söz hak olmuştur, artık onlar iman etmezler.

  2. Yâsîn suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 8. ayet. إِنَّا جَعَلْنَا فِىٓ أَعْنَٰقِهِمْ أَغْلَٰلًا فَهِىَ إِلَى ٱلْأَذْقَانِ فَهُم مُّقْمَحُونَ

    Diyanet İşleri

    Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki biz onların boyunlarına, çenelerine kadar dayanacak halkalar geçirdik; başları yukarı kalkıktır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen "halkalar" ve bir sonraki ayetteki "setler" dünya hayatı için mecaz, ahiret için ise cehennemdeki halkalar ve sütunlar anlamında hakikattir.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira (sanki) Biz onların boyunlarına, çenelerine kadar uzanan demir halkalar geçirmişizdir de, başlarını bir türlü eğememektedirler.

    Muhammed Esed

    Onların boyunlarına çenelerine kadar uzayan demir halkalar geçirdik ki kafalarını dik tutmak zorunda kalsınlar;

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki biz onların boyunlarında, çenelerine kadar dayanmış boyunduruklar (şartlanma ve değer yargıları) oluşturduk! Artık (onlar kendi hakikatlerini göremezler) başları yukarı doğru kalkıktır (benlikleriyle yaşarlar)!

    Ali Bulaç

    Gerçekten biz onların boyunlarına, çenelere kadar (dayanan) halkalar geçirdik; bu yüzden başları yukarı kalkıktır.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadır. Bu yüzden kafaları yukarı kalkıktır.

    Ali Rıza Safa

    Boyunlarından çenelerine değin halkalar geçirdik; bu yüzden, kafaları yukarıya dikilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz, onların boyunlarına, çenelerine kadar dayanacak olan demir halkalar geçirdik. Bu yüzden başları yukarı kalkıktır.

    Edip Yüksel

    Boyunlarına, çenelerine kadar varan prangalar taktık da kafaları yukarıya dikilmiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Boyunlarına, çenelerine kadar varan prangalar taktık da kafaları yukarıya dikilmiştir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü Biz, onların boyunlarına kelepçeler geçirmişiz de onlar, çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı, gözleri aşağı somurtmaktadırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü biz onların boyunlarına kelepçekler geçirmişiz, onlar çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı gözleri aşağı somurtmaktadırlar

    Erhan Aktaş

    Biz, onların boyunlarına, çenelerine kadar dayanan demir halkalar geçirdik. Bu nedenle başları sürekli yukarıda kalkık olanlardır dipnot 1 .

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu durum, uyarılara karşılık inatla direnen "inatçı ve büyüklenen kimselerin bir tiplemesidir." Onlar büyüklenirlerken de başlarını hep kalkık tutarlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, onların boyunlarına, çenelerine kadar dayanan demir halkalar geçirdik. Bu nedenle başları sürekli yukarıda kalkık olanlardır. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu durum, uyarılara karşılık inatla direnen "inatçı ve büyüklenen kimselerin bir tiplemesidir." Onlar büyüklenirlerken de başlarını hep kalkık tutarlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, onların boyunlarına, çenelerine kadar dayanan demir halkalar geçirdik. Bu nedenle başları sürekli yukarıda kalkık olanlardır. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu durum, uyarılara karşılık inatla direnen ‘inatçı ve büyüklenen kimselerin bir tiplemesidir.' Onlar büyüklenirlerken de başlarını hep kalkık tutarlardı.

    Gültekin Onan

    Gerçekten biz onların boyunlarına, çenelere kadar (dayanan) halkalar geçirdik; bu yüzden başları yukarı kalkıktır.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, biz onların boyunlarına öyle laleler geçirdik ki bunlar çenelerine kadar (dayandı). Şimdi onlar, kafaları ve burunları yukarı kaldırılmış haldedirler.

    İbni Kesir

    Doğrusu Biz; onların boyunlarına, çenelerine kadar varan demir halkaları geçirdik. Bunun için artık başları yukarı kalkıktır.

    Mehmet Alagaş

    (1-12) Yasin ve H âkim Kuran ’a andolsun ki sen muhakkak ki elçilerdensin. Düzgün bir yol üzeresin. Gafil olan ve babaları uyarılmamış bir kavmi uyarman için Aziz ve esirgeyen tarafından indirilmiştir. Kesin olan şu ki, onların çoğu hakkındaki söz gerçek olmuştur, artık onlar iman etm ezler. Boyunlarında çenelerine değen demir halkalar / tasmalar yaptık, burunları yukarıda gözler aşağı haldeler . Önlerinde ve ardlarında set yaptık, kendi lerini tamamen sarmışızdır / kaplamışızdır, onlar göremezler. Onları uyarsan da uyarmasan da onlara göre aynıdır / eşittir. Sen hatırlatmaya uyanı ve gıyabında Rahmandan / acıyandan tedirgin olanı uyarabilirsin. Ona bağışlanmayı ve mükafat ikramını müjdele. Muhakkak biz ölüyü diriltiriz sunduklarını / takdim ettiklerini ve eserlerini de yazarız , her şeyi apaçık ön sicile tek tek kaydediyoruz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadır. Bu yüzden başları yukarı kalkıktır.

    Süleyman Ateş

    Biz onların boyunlarına halkalar geçirdik. Çenelere kadar dayanan o halkalar yüzünden kafaları kalkıktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sanki boyunlarına, çenelerine kadar dayanan demir halkalar takmışız da, başlarını eğemiyorlar.

    Şaban Britch

    Biz, onların boyunlarına, çenelerine varan halkalar geçirdik. Onun için başları kalkıktır.

    Şaban Piriş

    Biz, onların boyunlarına, çenelerine varan halkalar geçirdik. Onun için başları kalkıktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz onların boyunlarına bukağılar geçirdik. Bukağılar çenelere dayanmıştır da bu yüzden onların kafaları yukarı kalkıktır.

  3. Yâsîn suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 9. ayet. وَجَعَلْنَا مِنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَأَغْشَيْنَٰهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.

    Mehmet Okuyan

    Önlerinden ve arkalarından bir set çektik ve onları çepeçevre kuşattık; gerçeği görmezler.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine (adeta) önlerinden ve arkalarından birer set çekmiş ve gözlerini perdelemişizdir de, artık görememektedirler.

    Muhammed Esed

    önlerine ve arkalarına setler çektik ve göremesinler diye üzerlerine perdeler geçirdik:

    Ahmed Hulusi

    Onların önlerinden bir set (geleceği göremezler) ve arkalarından bir set (geçmişlerinden ders almazlar) oluşturduk da böylece onları bürüdük. . . Artık onlar görmezler.

    Ali Bulaç

    Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.

    Ali Özek ve heyeti

    Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler.

    Ali Rıza Safa

    Önlerine ve arkalarına set çekerek onları perdeledik; onlar, artık görmezler.

    Bayraktar Bayraklı

    Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları çepeçevre kuşattık. Artık göremezler.

    Edip Yüksel

    Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çekerek onları perdeledik; artık göremezler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çekerek onları perdeledik; artık göremezler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem önlerinden bir set, hem arkalarından bir set çekmişiz ve kendilerini sarmışızdır; artık baksalar da görmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem önlerinden bir sedd ve arkalarından bir sedd çekmişiz, kendilerini sarmışızdır da baksalar da görmezler

    Erhan Aktaş

    Önlerine ve arkalarına birer set çektik dipnot 1 . Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler dipnot 2 .

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zulmeden ve işledikleri günahları kendilerini kuşatanlar, büyüklenip yeryüzünde baskı ve zulüm yapanlar cezalandırılmayı kesin olarak hak ettiklerinden artık isteseler de iman edemezler. Artık gerçeği kavrayamazlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu, 36:7'de yer alan "artık iman etmezler" ifadesinin pekiştirilmesidir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Önlerine ve arkalarına birer set çektik dipnot 1 . Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zulmeden ve işledikleri günahları kendilerini kuşatanlar, büyüklenip yeryüzünde baskı ve zulüm yapanlar cezalandırılmayı kesin olarak hak ettiklerinden artık isteseler de iman edemezler. Artık gerçeği kavrayamazlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu, 36:7'de yer alan "artık inanmazlar" ifadesinin pekiştirilmesidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Önlerine ve arkalarına birer set çektik dipnot 1 . Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zulmeden ve işledikleri günahları kendilerini kuşatanlar, büyüklenip yeryüzünde baskı ve zulüm yapanlar cezalandırılmayı kesin olarak hak ettiklerinden artık isteseler de iman edemezler. Artık gerçeği kavrayamazlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu, 7. ayette yer alan ‘artık inanmazlar' ifadesinin pekiştirilmesidir.

    Gültekin Onan

    Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.

    Hasan Basri Çantay

    Biz hem önlerinden bir sed, hem arkalarından bir sed çektik. Böylece onları sarıverdik. Artık görmezler.

    İbni Kesir

    Önlerinden bir sed ve arkalarından da bir sed çekmişizdir. Gözlerini perdelemişizdir. Bu yüzden artık göremezler.

    Mehmet Alagaş

    (1-12) Yasin ve H âkim Kuran ’a andolsun ki sen muhakkak ki elçilerdensin. Düzgün bir yol üzeresin. Gafil olan ve babaları uyarılmamış bir kavmi uyarman için Aziz ve esirgeyen tarafından indirilmiştir. Kesin olan şu ki, onların çoğu hakkındaki söz gerçek olmuştur, artık onlar iman etm ezler. Boyunlarında çenelerine değen demir halkalar / tasmalar yaptık, burunları yukarıda gözler aşağı haldeler . Önlerinde ve ardlarında set yaptık, kendi lerini tamamen sarmışızdır / kaplamışızdır, onlar göremezler. Onları uyarsan da uyarmasan da onlara göre aynıdır / eşittir. Sen hatırlatmaya uyanı ve gıyabında Rahmandan / acıyandan tedirgin olanı uyarabilirsin. Ona bağışlanmayı ve mükafat ikramını müjdele. Muhakkak biz ölüyü diriltiriz sunduklarını / takdim ettiklerini ve eserlerini de yazarız , her şeyi apaçık ön sicile tek tek kaydediyoruz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.

    Süleyman Ateş

    Önlerinden bir sed ve arkalarından bir sed çektik de onları kapattık; artık görmezler.

    Süleymaniye Vakfı

    (Sanki) Önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip kendilerini kuşatmışız da göremiyorlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu iki ayette, Mekkelilerin, Kur'an karşısındaki tavırları, temsili istiare (alegori) denen sembollerle canlandırılmıştır. Mecaz çeşitlerinden olan istiarede gerçek anlamı kastetme ihtimali olmadığı için benzetme edatı kullanılmaz. Türk okuyucular, bu gibi ayetlerde geçen ifadeleri (bizim dilimizde alışılmamış anlam kalıpları olduğundan) mecaz değil, gerçek sanabileceği için benzetme edatı olarak "sanki" kelimesini kullanma zorunluluğu doğmuştur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sanki önlerine bir engel, arkalarına da bir engel koyup onları kuşatmışız da göremiyorlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu iki ayette, benzetme yapma yerine doğrudan benzetilecek anlam kümesi kullanılarak Mekkelilerin, Kur'an karşısındaki tavırları canlandırılmıştır. Bu tür anlatıma istiare-i temsiliyye denir. Bu tıpkı, "işini saman altından su yürütür gibi yapıyorsun" yerine "saman altından su yürütüyorsun" demek gibidir. İstiarede benzetme gizlenir ve gerçek anlamı kast etme ihtimali olmaz. Bu iki ayette de gerçek anlamı kast etme ihtimali yoktur. Öyle olsa bu insanlar sorumlu tutulamazlar. Çünkü "Allah, kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez" (Bakara 2/286) İstiarede benzetme edatı gizlenir ama bu ayetlerdeki ifadeler mecaz değil, gerçek sanıldığı için onlarda gizlenen "sanki" kelimesini açığa çıkarmamız bir zorunluluk olmuştur.

    Şaban Britch

    Önlerine bir set, arkalarına da bir set çekerek onları bürüdük de artık göremezler.

    Şaban Piriş

    Önlerine bir set, arkalarına da bir set çekerek onları bürüdük de artık göremezler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Önlerine bir set, arkalarına da başka bir set çektik. Böylece onları kuşatıp sardık; artık onlar görmezler.

  4. Yâsîn suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 10. ayet. وَسَوَآءٌ عَلَيْهِمْ ءَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde sen onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için fark etmez: iman etmezler.

    Muhammed Esed

    artık onları uyarsan da uyarmasan da onlarca birdir, inanmazlar.

    Ahmed Hulusi

    Onları uyarsan da uyarmasan da birdir; iman etmezler!

    Ali Bulaç

    Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, iman etmezler.

    Ali Rıza Safa

    Onları uyarsan da uyarmasan da değişmez; inanmazlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onları uyarsan da uyarmasan da farketmez, inanmazlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlarca müsavidir, ha inzar etmişin kendilerini ha etmemişin; inanmazlar

    Erhan Aktaş

    Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar iman etmezler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.

    Gültekin Onan

    Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.

    Hasan Basri Çantay

    Onları (azab ile) ha korkutmuşsun, ha korkutmamışsın onlarca birdir. İman etmezler.

    İbni Kesir

    Onları ister korkut, ister korkutma; onlar için birdir, iman etmezler.

    Mehmet Alagaş

    (1-12) Yasin ve H âkim Kuran ’a andolsun ki sen muhakkak ki elçilerdensin. Düzgün bir yol üzeresin. Gafil olan ve babaları uyarılmamış bir kavmi uyarman için Aziz ve esirgeyen tarafından indirilmiştir. Kesin olan şu ki, onların çoğu hakkındaki söz gerçek olmuştur, artık onlar iman etm ezler. Boyunlarında çenelerine değen demir halkalar / tasmalar yaptık, burunları yukarıda gözler aşağı haldeler . Önlerinde ve ardlarında set yaptık, kendi lerini tamamen sarmışızdır / kaplamışızdır, onlar göremezler. Onları uyarsan da uyarmasan da onlara göre aynıdır / eşittir. Sen hatırlatmaya uyanı ve gıyabında Rahmandan / acıyandan tedirgin olanı uyarabilirsin. Ona bağışlanmayı ve mükafat ikramını müjdele. Muhakkak biz ölüyü diriltiriz sunduklarını / takdim ettiklerini ve eserlerini de yazarız , her şeyi apaçık ön sicile tek tek kaydediyoruz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfirlere gelince; onları uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler.

    Süleyman Ateş

    Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için fark etmez dipnot 1 , inanıp güvenmiyorlar!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetleri görmezlikte direnenler için fark etmese de Müslümanların onları uyarmaya devam etmesi gerekir (A'raf 7/164, Hicr 15/94).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları uyarsan da bir, uyarmasan da: inanmıyorlar.

    Şaban Britch

    Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler.

    Şaban Piriş

    Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sen ha uyarmışsın onları ha uyarmamışsın, fark etmez onlar için; inanmazlar.

  5. Yâsîn suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 11. ayet. إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلذِّكْرَ وَخَشِىَ ٱلرَّحْمَٰنَ بِٱلْغَيْبِ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَأَجْرٍ كَرِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele.

    Mehmet Okuyan

    Sen ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve gaybda bulunan Rahmân'a saygı duyanı dipnot 1 uyarabilirsin. İşte böylesini bir bağışlama ve değerli bir ödülle müjdele!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Enbiyâ 21:49; Fâtır 35:18; Kâf 50:33; Mülk 67:12.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne ki sen, sadece ilahi uyarıya tabi olan ve idraki aşan bir hakikat olmasına rağmen O rahmet kaynağına derin bir ürpertiyle saygı duyan kimseyi uyarabilirsin: o halde bu gibileri sınırsız bir mağfiret ve tarifsiz güzellikte bir ödülle müjdele!

    Muhammed Esed

    Sen ancak (ilahi) uyarıyı can kulağıyla dinleyen ve insan kavrayışının ötesinde bulunmasına rağmen Rahman'dan korkan kişiyi uyarabilirsin, işte böylelerine (Allah'ın) mağfiretini ve en güzel ödülü müjdele!

    Ahmed Hulusi

    Sen ancak Zikre (hatırlatılan hakikate) tabi olan ve gaybı olarak Rahman'dan haşyet duyanı uyarırsın. Onu bir mağfiret ve kerim bir bedel ile müjdele!

    Ali Bulaç

    Sen ancak, zikre (Kur'an'a) uyan ve gayb ile Rahman olan (Allah')a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın. İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele.

    Ali Özek ve heyeti

    Sen ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve görmeden Rahmân'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesini, bir mağfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele.

    Ali Rıza Safa

    Sen, ancak, öğretiye bağlı kalan ve görmemesine karşın, Bağışlayana derin saygı duyan kimseyi uyarabilirsin. Artık, bağışlanma ve büyük bir ödülü, sevinçli bir haber olarak ona ver.

    Bayraktar Bayraklı

    Sen ancak, Kur'an'a uyan ve görmeden Rahman'a saygı duyan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesini bir af ve güzel bir ödülle müjdele.

    Edip Yüksel

    Sen ancak, mesaja uyan ve yalnız başına iken Rahman'a karşı saygılı olan bir kimseyi uyarabilirsin. Onu bağışlanma ve bol bir ödülle müjdele.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sen ancak, mesaja uyan ve yalnız başına iken Rahman'a karşı saygılı olan bir kimseyi uyarabilirsin. Onu bağışlanma ve bol bir ödülle müjdele.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sen ancak Kur'an'a uyan ve Rahman'dan gıyabında saygı besleyen kimseyi sakındırırsın; İşte onu, hem bir bağışlama hem de değerli bir mükafatla müjdele!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak zikri ta'kıyb eden ve gaybde rahmana haşyet besliyen kimseyi sakındırırsın, işte onu hem bir mağfiretle hem bir ecri kerim ile müjdele

    Erhan Aktaş

    Sen ancak Zikir'e dipnot 1 uyan ve görmediği halde Rahman'a haşyet dipnot 2 duyan kimseyi uyarabilirsin dipnot 3 . İşte böylesine bağışlanma ve çok şerefli bir ödülü haber ver.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın öğüdüne, hatırlatmasına, Kur'an'a.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a karşı derin saygı, içten sevgi duymak, canı gönülden Allah'a yönelmek, alçak gönüllü, bilinçli ve duyarlı olmak. Derin saygı ve içten sevgi beslediği; üstün ve yüce görmenin sonucu olarak hayranlık duyduğu yüce varlıktan ayrı düşme, uzak kalma endişesini/korkusunu taşımak.
    3. metne dön, dipnot 3
      Uyarın ancak bu kimselere yarar sağlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sen ancak Zikir'e dipnot 1 uyan ve görmediği halde Rahman'a haşyet dipnot 2 duyan kimseyi uyarabilirsin. dipnot 3 İşte böylesine bağışlanma ve çok şerefli bir ödülü haber ver.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın öğüdüne, Kur'an'a.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a karşı derin saygı, içten sevgi duymak, cani gönülden Allah'a yönelmek,  alçak gönüllü, bilinçli ve duyarlı olmak. Derin saygı ve içten sevgi beslediği; üstün ve yüce görmenin sonucu olarak hayranlık duyduğu yüce varlıktan ayrı düşme, uzak kalma endişesini/korkusunu taşımak.
    3. metne dön, dipnot 3
      Uyarın ancak bu kimselere yarar sağlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sen ancak Zikir'e dipnot 1 uyan ve görmediği halde Rahman'a haşyet dipnot 2 duyan kimseyi uyarabilirsin. dipnot 3 İşte böylesini bağışlanma ve çok şerefli bir ödül ile müjdele.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın öğüdüne.
    2. metne dön, dipnot 2
      Derin saygı ve içten sevgi beslediği; üstün ve yüce görmenin sonucu olarak hayranlık duyduğu yüce varlıktan ayrı düşme, uzak kalma endişesini taşıyan.
    3. metne dön, dipnot 3
      Uyarın ancak bu kimselere yarar sağlar.

    Gültekin Onan

    Sen ancak, zikre (Kuran'a) uyan ve gayb ile Rahmana (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın. İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele.

    Hasan Basri Çantay

    Sen ancak o zikre uyan ve çok esirgeyici (Allah) a gaaibane büyük saygı gösteren kimseleri inzar edeceksin. İşte sen on (lar) ı hemen mağfiretle, hem çok şerefli mükafatla müjdele.

    İbni Kesir

    Sen, ancak zikre ittiba eden ve görmeden Rahman'dan korkanı uyarırsın. Artık ona mağfiret ve yüce mükafatı müjdele.

    Mehmet Alagaş

    (1-12) Yasin ve H âkim Kuran ’a andolsun ki sen muhakkak ki elçilerdensin. Düzgün bir yol üzeresin. Gafil olan ve babaları uyarılmamış bir kavmi uyarman için Aziz ve esirgeyen tarafından indirilmiştir. Kesin olan şu ki, onların çoğu hakkındaki söz gerçek olmuştur, artık onlar iman etm ezler. Boyunlarında çenelerine değen demir halkalar / tasmalar yaptık, burunları yukarıda gözler aşağı haldeler . Önlerinde ve ardlarında set yaptık, kendi lerini tamamen sarmışızdır / kaplamışızdır, onlar göremezler. Onları uyarsan da uyarmasan da onlara göre aynıdır / eşittir. Sen hatırlatmaya uyanı ve gıyabında Rahmandan / acıyandan tedirgin olanı uyarabilirsin. Ona bağışlanmayı ve mükafat ikramını müjdele. Muhakkak biz ölüyü diriltiriz sunduklarını / takdim ettiklerini ve eserlerini de yazarız , her şeyi apaçık ön sicile tek tek kaydediyoruz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen, ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve görmeden Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesini bir mağfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele.

    Süleyman Ateş

    Sen ancak zikre uyan ve görmeden Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte öylesini bir mağfiret ve güzel bir mükafatla müjdele.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen ancak içten içe Rahman'dan çekinerek bu zikre dipnot 1 uyanı uyarabilirsin. Onlara, bağışlanacaklarını müjdele. Yaptıklarının karşılığının ikramiyeli olarak verileceğini de.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'a.

    Şaban Britch

    Sen ancak, Kur’an’a uyan, görmediği halde Rahman’dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Onları bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele!

    Şaban Piriş

    Sen ancak, Kur'an'a uyan, görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Onlara bağışlanmayı ve büyük bir mükafatı müjdele!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sen ancak o zikire/Kur'an'a uyan ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. Böylesini, bir bağışlanma ve seçkin bir ödülle müjdele!

  6. Yâsîn suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 12. ayet. إِنَّا نَحْنُ نُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا۟ وَءَاثَٰرَهُمْ وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ فِىٓ إِمَامٍ مُّبِينٍ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) bir bir kaydetmişizdir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki ölüleri ancak biz dirilteceğiz. İnsanların yaptıklarını ve (geriye bıraktıkları) eserlerini yazıyoruz. Biz her şeyi apaçık bir imam'da (amel defterinde) saymışızdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbette Biz, evet ölüyü Biz dirilteceğiz; ve onların önden yolladıklarını da arkada bıraktıkları eserleri de Biz yazacağız: böylece her şeyi kaydeden tarifsiz ve çok gelişmiş bir ana (bellek)te kayıt altına almış oluruz.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki Biz, ölüyü yeniden hayata döndüreceğiz ve onların gelecek için yaptıkları her türlü (eylemi) ve geride bıraktıkları bütün (iyi ve kötü) izleri kayda geçireceğiz. Zira biz, her şeyin apaçık kaydını tutarız.

    Ahmed Hulusi

    Kesinlikle biz, evet yalnız biz ölüleri diriltiriz! Onların yaptıklarını ve meydana getirdikleri eserleri yazarız! Biz her şeyi İmam-ı Mubiyn'de (beyinlerinde ve ruhlarında) ihsa ettik (tüm özellikleriyle kaydettik)!

    Ali Bulaç

    Şüphesiz biz, ölüleri biz diriltiriz; onların önden takdim ettiklerini ve eserlerini biz yazarız. Biz her şeyi, apaçık bir kitapta tesbit edip korumuşuz.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi, bıraktıkları her izi yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (levhi mahfuzda) sayıp yazmışızdır.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Biz, ölülere yeniden yaşam veririz. Onların yaptıklarını ve sonuçlarını yazarız. Her şeyi apaçık bir kütükte kaydederiz. dipnot 369

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 369
      Apaçık anlamına gelen Mübin sözcüğü, YaSin suresinin 12,17,24,47,60,69,77 ayetlerinde, toplam yedi kez geçer. Bu ayetler okunurken, Mübin Duası olarak isimlendirilen, Arapça uzun bir söylemin okunması durumunda, dileklerin kabul edileceği biçiminde, halk arasında uydurma bir inanış vardır. Bilisiz kişiler tarafından yayılan bu uydurma inanış, anlamını bilmeden Kur'an okumanın kaçınılmaz sonuçlarından birisidir. Çünkü bu surede yedi kez tekrarlanan sözcüğün, Allah'ın Mübin sıfatı olduğu sanılmaktadır. Oysa bu ayetlerde geçen apaçık anlamındaki mübin sözcükleri, Allah'ın sıfatıyla ilgisi olmayan sıradan sözcüklerdir. Allah'ı tanımlayan Mübin sıfatı, Kur'an'da yalnızca 24:25 ayetinde, "Varlığı Apaçık" anlamında bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi ve bıraktıkları her eseri yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta kaydederiz.

    Edip Yüksel

    Ölüleri biz, evet biz diriltiriz, onların yaptıklarını ve (ölümlerinden sonraki) sonuçlarını yazarız. Biz her şeyi apaçık bir kitapta saymışızdır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ölüleri biz, evet biz diriltiriz, onların yaptıklarını ve (ölümlerinden sonraki) sonuçlarını yazarız. Biz herşeyi apaçık bir kitapta saymışızdır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gerçekten Biz. Biziz, ölüleri diriltiriz; önden gönderdiklerini ve bıraktıkları eserleri kitaba geçiririz. Zaten herşeyi açık bir kütükte "İmam-ı Mübin" de de ihsa (sayıp tesbit) etmişizdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hakıkat biz. Biziz, ölüleri diriltiriz ve takdim ettikleri şeyleri ve bıraktıkları eserleri kitaba geçiririz ve zaten her şeyi açık bir kütükte bir "İmam-ı Mübin" de ihsa etmişizdir

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz ölüleri Biz diriltiriz Biz. Önceden yapıp gönderdiklerini ve geride bıraktıklarını yazarız. Biz her şeyi bir "imam-ı mubin"de dipnot 1 kayıt altına almışızdır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şeyin ayrıntılı olarak kayıt altına alındığı ana sicilde. Ezeli ilmimizde.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz ölüleri Biz diriltiriz Biz. Önceden yapıp gönderdiklerini ve geride bıraktıklarını yazarız. Biz her şeyi bir "imam-ı mübin"de dipnot 1 kayıt altına almışızdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şeyin ayrıntılı olarak kayıt altına alındığı ana sicilde. Ezeli ilmimizde.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz ölüleri Biz diriltiriz Biz. Önceden yapıp gönderdiklerini ve geride bıraktıklarını yazarız. Biz her şeyi bir ‘imam-ı mübin'de dipnot 1 kayıt altına almışızdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şeyin ayrıntılı olarak kayıt altına alındığı ana sicilde. Ezeli ilmimizde.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz biz, ölüleri biz diriltiriz; onların önden takdim ettiklerini ve eserlerini biz yazarız. Biz her şeyi apaçık bir kitapta / Levh-i Mahfuz'da tesbit edip korumuşuz.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, ölüleri biz diriltiriz biz. Önden gönderdikleri şeyleri ve (bırakdıkları) eserleri de biz yazarız. (Zaten) biz her şey'i apaçık bir kitabda (yazıb) saymışızdır.

    İbni Kesir

    Şüphesiz ki ölüleri, Biz diriltiriz Biz. İşlediklerini ve geride bıraktıklarını Biz yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitabda saymışızdır.

    Mehmet Alagaş

    (1-12) Yasin ve H âkim Kuran ’a andolsun ki sen muhakkak ki elçilerdensin. Düzgün bir yol üzeresin. Gafil olan ve babaları uyarılmamış bir kavmi uyarman için Aziz ve esirgeyen tarafından indirilmiştir. Kesin olan şu ki, onların çoğu hakkındaki söz gerçek olmuştur, artık onlar iman etm ezler. Boyunlarında çenelerine değen demir halkalar / tasmalar yaptık, burunları yukarıda gözler aşağı haldeler . Önlerinde ve ardlarında set yaptık, kendi lerini tamamen sarmışızdır / kaplamışızdır, onlar göremezler. Onları uyarsan da uyarmasan da onlara göre aynıdır / eşittir. Sen hatırlatmaya uyanı ve gıyabında Rahmandan / acıyandan tedirgin olanı uyarabilirsin. Ona bağışlanmayı ve mükafat ikramını müjdele. Muhakkak biz ölüyü diriltiriz sunduklarını / takdim ettiklerini ve eserlerini de yazarız , her şeyi apaçık ön sicile tek tek kaydediyoruz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muhakkak biz ölüleri diriltiriz. Onların ileri gönderdiklerini de, geride bıraktıklarını (izlerini) da yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfûz'da) sayıp yazmışızdır.

    Süleyman Ateş

    Biziz, biz ki, ölüleri diriltiriz ve öne sürdükleri işleri ve bıraktıkları eserleri yazarız. Zaten biz, her şeyi apaçık bir kütüğe ayrıntılı olarak kaydetmişizdir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ölüleri biz dirilteceğiz biz! dipnot 1 Yapıp ettiklerini de geride bıraktıklarını da yazıyoruz dipnot 2 . Her şeyi, açık bir ana kitapta tek tek kaydetmiş olacağız dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      "Geride bıraktıkları" şeklinde ifade edilen kelime "eserleri (آثَارَهُمْ)"dir. Nebimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "İnsan ölünce amel defteri kapanır, yalnız şu üç amelin sevabı yazılmaya devam eder: Sadaka-i cariye (sürekliliği olan hayır), kendisinden faydalanılan ilim ve ona dua eden iyi evlat" (Müslim, Vasiyyet 14 (1631), Ebu Davud, Vasaya 14; Tirmizi, Ahkam 36; Nesai, Vasaya 8)
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ölüleri diriltecek olan biziz. Yapıp ettiklerini ve eserlerini de yazmaktayız dipnot 1 . Yaptığımız her kayıt, açık bir defterdedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebimiz şöyle demiştir: "İnsan şu üç eserden birini bırakmadan ölürse defteri kapanır: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim ve ona dua eden salih evlat " (Müslim, Vasiyyet,14; Ebu Davud, Vesaya, 14)

    Şaban Britch

    Şüphesiz biz, ölüleri diriltiriz ve onların yaptıkları her işi ve bıraktıkları izleri yazarız. Her şeyi açık bir kitapta toplamışızdır!

    Şaban Piriş

    Şüphesiz biz, ölüleri diriltiriz ve onların yaptıkları her işi ve bıraktıkları izleri yazarız. Her şeyi açık bir kumanda altında toplamışızdır!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz, yalnız biz, ölüleri diriltiriz ve onların önden gönderdiklerini de eserlerini de yazarız. Zaten biz her şeyi apaçık bir kütükte ayrıntılı olarak kaydetmişizdir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.