Yâsîn suresi · 41–44. ayetler

Delil: gemi ve taşınan nesiller

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Yâsîn suresi, 41. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 41. ayet. وَءَايَةٌ لَّهُمْ أَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ

    Diyanet İşleri

    Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.

    Mehmet Okuyan

    Nesillerini dolu bir gemide taşımamız da onlar için bir delildir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bizim onların nesillerini dolu gemilerde taşımamızda da onlar için bir ders vardır;

    Muhammed Esed

    Onlar için bir işaret de, soylarını/hemcinslerini dolu gemilerle (denizlerde) taşımamızda

    Ahmed Hulusi

    Bizim onların zürriyetlerini o dopdolu gemilerde yüklenip taşımamız da onlar için bir işarettir!

    Ali Bulaç

    Onların soylarını dolu gemilerde taşımamız da kendileri için bir ayettir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların zürriyetlerini dopdolu bir gemide taşımamız da onlar için büyük bir ibrettir.

    Ali Rıza Safa

    Yüklü gemilerde soylarını taşımamız da onlar için bir kanıttır.

    Bayraktar Bayraklı

    Onların nesillerini dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.

    Edip Yüksel

    Onlar için bir başka ayet de insan soyunu yüklü gemide taşımamızdır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar için bir başka ayette, insan soyunu yüklü gemide taşımamızdır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlara bir delil de o dolu gemide zürriyetlerini taşımamız;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir ayet de onlara o dolu gemide zürriyyetlerini taşımamız

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların soyunu dolu gemilerde taşımamız onlar için bir ayettir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıttır, göstergedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların soyunu dolu gemilerde taşımamız onlar için bir ayettir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıttır, göstergedir.

    Gültekin Onan

    Onların soylarını dolu gemilerde taşımamız da kendileri için bir ayettir.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar için bir ayet (ve ibret) de bizim, onların zürriyyetlerini o dopdolu gemilerde taşımış olmamız,

    İbni Kesir

    Soylarını dolu gemiyle taşımış olmamız da onlar için bir ayettir.

    Mehmet Alagaş

    (33-46) Ölü yeryüzü onlara ayettir. Ondan diriltiriz , ondan tohum taneleri / hububat çıkarırız, ondan yiyip dururlar. Biz arzda, ürünlerinden ve elleriyle yaptıklarından yesinler diye , hurmadan, üzümden bahçeler yaptık, on ların içinde gözeler çıkarttık, teşekkür etmeyecek misiniz? Arzda bitirdiği her şeyi, kendilerini ve dahi bilmediklerini çiftler halinde yaratan üstündür. Gece onlar için bir ayettir, gündüzü ondan sıyırır çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar. Güneş kendine mahsus yörünge de akar / cereyan eder işte b u, aziz ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir. Ay’a evreler / menziller takdir ettik, eski bir hurma salkımı eğriliğine dönüşene kadar o menzili sürer. Ne güneşe aya yetişmek ne de geceye gündüzü geçmek yaraşır, hepsi bir galakside / felekte yüzerler. Dolu / yüklü bir gemi içinde, nesillerini / soylarını taşımamız, muhakkak ki onlar için bir ayettir. Onların benzeri binekleri onlar için yarattık, eğer istersek onları boğarız, bizden bir acıma olmasa, belirli bir süreye kadar faydalandırma niyetimiz olmasa ne feryatlarına gelen olur ne de onlar kurtarılırlar. Onlara önünüzde ve geçmişte yaptıklarınızdan sakının böylelikle belki size acınır denil ir, R ablerinin ayetlerinden, ayet olarak onlara ne verilirse verilsin onlar sadece yüz çevirdiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.

    Süleyman Ateş

    Onlar için bir ayet de, onların çoçuklarını dolu gemide taşımamız,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsan neslini tam donanımlı gemiye dipnot 1 bindirmemiz onlar için bir ayettir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Lisan'ul-Arab.

    Şaban Britch

    Onların zürriyetlerini dopdolu bir gemide taşımamız da onlar için büyük bir ayettir.

    Şaban Piriş

    Soylarını dolu bir gemide taşımamız da onlar için bir ayettir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Zürriyetlerini o dopdolu gemilerde taşımamız da onlar için bir ayettir.

  2. Yâsîn suresi, 42. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 42. ayet. وَخَلَقْنَا لَهُم مِّن مِّثْلِهِۦ مَا يَرْكَبُونَ

    Diyanet İşleri

    Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.

    Mehmet Okuyan

    Kendileri için bunun gibi binecekleri başka şeyler de yarattık.

    Mustafa İslamoğlu

    ve onları, benzer nitelikte taşıma araçları (yapacak kabileyette) yaratmamızda da...

    Muhammed Esed

    ve (yolculuklarında) binek olarak kullanabilecekleri benzer araçlar yaratmamız da (bulunmakta)dır;

    Ahmed Hulusi

    Onlar için onun misli, binecekleri şeyleri yaratmış olmamız!

    Ali Bulaç

    Ve onlar için binmekte oldukları bunun benzeri (nice) şeyleri yaratmamız da.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar için, bunun gibi binecekleri başka şeyler de yarattık.

    Ali Rıza Safa

    Onlar için, onun gibi binecekleri başka şeyler de yarattık.

    Bayraktar Bayraklı

    Onun gibi bindikleri binekler yaratmamız da bir delildir.

    Edip Yüksel

    Aynı şekilde, onlar için buna benzer (başka) ulaşım araçları da yarattık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Aynı şekilde, sürmeleri için onun bir benzerini yarattık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ve kendilerine o gibisinden binecek şeyler yaratmamızdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ve kendilerine o misilliden binecekleri şeyler yaratmamızdır

    Erhan Aktaş

    Onlar için, onun gibi binecekleri şeyler yarattık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar için, onun gibi binecekleri şeyler yarattık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar için, onun gibi binecekleri şeyler yarattık.

    Gültekin Onan

    Ve onlar için binmekte oldukları bunun benzeri (nice) şeyleri yaratmamız da.

    Hasan Basri Çantay

    Ve kendilerine bunun gibi binecekleri (nice) şeyleri yaratmış bulunmamızdır.

    İbni Kesir

    Ve kendilerine bunun gibi nice binecek şeyler yapmamız da.

    Mehmet Alagaş

    (33-46) Ölü yeryüzü onlara ayettir. Ondan diriltiriz , ondan tohum taneleri / hububat çıkarırız, ondan yiyip dururlar. Biz arzda, ürünlerinden ve elleriyle yaptıklarından yesinler diye , hurmadan, üzümden bahçeler yaptık, on ların içinde gözeler çıkarttık, teşekkür etmeyecek misiniz? Arzda bitirdiği her şeyi, kendilerini ve dahi bilmediklerini çiftler halinde yaratan üstündür. Gece onlar için bir ayettir, gündüzü ondan sıyırır çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar. Güneş kendine mahsus yörünge de akar / cereyan eder işte b u, aziz ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir. Ay’a evreler / menziller takdir ettik, eski bir hurma salkımı eğriliğine dönüşene kadar o menzili sürer. Ne güneşe aya yetişmek ne de geceye gündüzü geçmek yaraşır, hepsi bir galakside / felekte yüzerler. Dolu / yüklü bir gemi içinde, nesillerini / soylarını taşımamız, muhakkak ki onlar için bir ayettir. Onların benzeri binekleri onlar için yarattık, eğer istersek onları boğarız, bizden bir acıma olmasa, belirli bir süreye kadar faydalandırma niyetimiz olmasa ne feryatlarına gelen olur ne de onlar kurtarılırlar. Onlara önünüzde ve geçmişte yaptıklarınızdan sakının böylelikle belki size acınır denil ir, R ablerinin ayetlerinden, ayet olarak onlara ne verilirse verilsin onlar sadece yüz çevirdiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve onlar için bindikleri daha başka taşıtlar da yarattık.

    Süleyman Ateş

    Ve kendilerine onun gibi binecekleri nice şeyler yaratmamızdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara bunun gibi binecekler de yarattık.

    Şaban Britch

    Ve onlar için daha başka taşıtlar da yarattık.

    Şaban Piriş

    Ve onlar için, daha başka taşıtlar da yarattık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar için gemilere benzer, binecekleri başka şeyler de yarattık.

  3. Yâsîn suresi, 43. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 43. ayet. وَإِن نَّشَأْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَرِيخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنقَذُونَ

    Diyanet İşleri

    Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.

    Mehmet Okuyan

    (43, 44) Katımızdan bir merhamet ve onları belirli bir süreye kadar yaşatma kararı hariç, dilersek onları (suda) boğabiliriz. Artık yardım da isteyemezler; boğulmaktan da kurtarılamazlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Dilersek onları suda boğabiliriz; bu takdirde imdatlarına kimse yetişemez ve onlar kurtarılamazlar da;

    Muhammed Esed

    dilersek onları suda boğabiliriz, kimse de yardımlarına gelemez, işte (o zaman) onlar için bir kurtuluş yoktur,

    Ahmed Hulusi

    Eğer dilesek onları suda boğarız da, ne imdatlarına yetişen olur ve ne de kurtarılırlar!

    Ali Bulaç

    Eğer dilersek onları batırır boğarız; bu durumda ne onların imdadına yetişen olur, ne de kurtulabilirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Dilesek onları suda boğarız. O zaman ne onların imdadına koşan olur, ne de onlar kurtarılırlar.

    Ali Rıza Safa

    Eğer dilersek, onları boğarız. Artık, ne çığlıklarına yetişen olur ne de kurtarılırlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Dilersek onları suda boğarız. Hiçbir kimse de onlara yardım edemez ve kurtarılamazlar da.

    Edip Yüksel

    Dileseydik onları boğardık; ne bir çığlıklarına yetişen olurdu, ne de kurtulabilirlerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dileseydik onları boğardık; ne bir çığlıklarına yetişen olurdu, ne de kurtulabilirlerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dilersek onları (suda) boğarız da o zaman onlara ne feryatçı vardır, ne de onlar kurtarılırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dilersek onları gark da ederiz o vakıt ne onlara feryadcı vardır, ne de onlar kurtarılırlar

    Erhan Aktaş

    Dilersek onları batırırız. Ne onlara yardım eden bulunur ne de onlar kurtulabilir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Dilersek onları batırırız. Ne onlara yardım eden bulunur ne de onlar kurtulabilir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dilersek onları batırırız. Ne onlara yardım eden bulunur ne de onlar kurtulabilir.

    Gültekin Onan

    Eğer dilersek onları batırır boğarız; bu durumda ne onların imdadına yetişen olur, ne de kurtulabilirler.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer dilersek onları (suda) boğarız. O suretde kendileri için bir imdadcı da yokdur, onlar kurtarılamazlar da.

    İbni Kesir

    Dilesek; onları suda boğardık da ne kurtaran bulunurdu, ne de kurtulabilirlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (33-46) Ölü yeryüzü onlara ayettir. Ondan diriltiriz , ondan tohum taneleri / hububat çıkarırız, ondan yiyip dururlar. Biz arzda, ürünlerinden ve elleriyle yaptıklarından yesinler diye , hurmadan, üzümden bahçeler yaptık, on ların içinde gözeler çıkarttık, teşekkür etmeyecek misiniz? Arzda bitirdiği her şeyi, kendilerini ve dahi bilmediklerini çiftler halinde yaratan üstündür. Gece onlar için bir ayettir, gündüzü ondan sıyırır çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar. Güneş kendine mahsus yörünge de akar / cereyan eder işte b u, aziz ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir. Ay’a evreler / menziller takdir ettik, eski bir hurma salkımı eğriliğine dönüşene kadar o menzili sürer. Ne güneşe aya yetişmek ne de geceye gündüzü geçmek yaraşır, hepsi bir galakside / felekte yüzerler. Dolu / yüklü bir gemi içinde, nesillerini / soylarını taşımamız, muhakkak ki onlar için bir ayettir. Onların benzeri binekleri onlar için yarattık, eğer istersek onları boğarız, bizden bir acıma olmasa, belirli bir süreye kadar faydalandırma niyetimiz olmasa ne feryatlarına gelen olur ne de onlar kurtarılırlar. Onlara önünüzde ve geçmişte yaptıklarınızdan sakının böylelikle belki size acınır denil ir, R ablerinin ayetlerinden, ayet olarak onlara ne verilirse verilsin onlar sadece yüz çevirdiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer dilersek, onları suda boğarız da kimse de yardımlarına gelemez. İşte o zaman onlar için bir kurtuluş da yoktur.

    Süleyman Ateş

    Dilesek onları (suda) boğarız, ne kendilerine imdad (eden) olur, ne de kurtarılırlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Gerek görürsek dipnot 1 onları suda boğarız. Ne onlar için yardım isteyecek biri çıkar ne de kurtarılabilirler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetteki "neşe' (نشأ) fiili, şae'nin şimdiki zaman kipinin birinci çoğul şahsıdır. Şae ( شاء ), "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Batma şartlarının oluştuğunu görsek dipnot 1 onları batırırız. Ne yardımlarına koşan olur, ne de kurtarılırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "إِن نَّشَأْ  şey etsek" demektir. Buradaki şey Allah'ın kanunudur. Batmaktan söz edildiği için o şey geminin batma kanunun olur. O kanunun şartları oluşursa gemi batar ve içindekiler boğulur.

    Şaban Britch

    Eğer istersek onları suda boğarız. Onlara bir yardımcı da bulunmaz, kendi kendilerine de kurtulamazlar.

    Şaban Piriş

    Eğer istersek onları suda boğarız. Onlara bir yardımcı da bulunmaz, kendi kendilerine de kurtulamazlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer dilersek onları boğarız. Bu durumda ne kendileri için feryat eden olur ne de kurtarılırlar.

  4. Yâsîn suresi, 44. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 44. ayet. إِلَّا رَحْمَةً مِّنَّا وَمَتَٰعًا إِلَىٰ حِينٍ

    Diyanet İşleri

    Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.

    Mehmet Okuyan

    (43, 44) Katımızdan bir merhamet ve onları belirli bir süreye kadar yaşatma kararı hariç, dilersek onları (suda) boğabiliriz. Artık yardım da isteyemezler; boğulmaktan da kurtarılamazlar.

    Mustafa İslamoğlu

    sadece katımızdan bir rahmet ve geçici bir mühlet tanımamız sayesinde yaşayabilirler.

    Muhammed Esed

    meğer ki Biz onlara katımızdan bir rahmet ve (biraz daha fazla) hayat bağışlayalım.

    Ahmed Hulusi

    Ancak bizden bir rahmet olarak ve yalnızca belli bir süre nasiplenmeleri için ömür vermemiz hariç.

    Ali Bulaç

    Ancak bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız başka.

    Ali Özek ve heyeti

    Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır.

    Ali Rıza Safa

    Bizden bir rahmet ve belirli bir süreye dek geçinmeleri dışında.

    Bayraktar Bayraklı

    Ancak katımızdan bir rahmet olarak boğmuyor ve belli bir süreye kadar onları yaşatıyoruz.

    Edip Yüksel

    Bunun yerine, bizden bir merhamet görürler ve belli bir süreye kadar yaşatılırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunun yerine, bizden bir merhamet görürler ve belli bir süreye kadar yaşatılırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak başka.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak için başka

    Erhan Aktaş

    Bizden bir merhamet ve belli bir zamana kadar yararlandırmamız hariçtir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bizden bir merhamet ve belli bir zamana kadar yararlandırmamız hariçtir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bizden bir merhamet ve belli bir zamana kadar yararlandırmamız hariçtir.

    Gültekin Onan

    Ancak bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız başka.

    Hasan Basri Çantay

    Meğer ki bizden bir esirgeme ve daha bir zamana kadar yaşatma (mukadder) ola.

    İbni Kesir

    Ama katımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar geçinme başka.

    Mehmet Alagaş

    (33-46) Ölü yeryüzü onlara ayettir. Ondan diriltiriz , ondan tohum taneleri / hububat çıkarırız, ondan yiyip dururlar. Biz arzda, ürünlerinden ve elleriyle yaptıklarından yesinler diye , hurmadan, üzümden bahçeler yaptık, on ların içinde gözeler çıkarttık, teşekkür etmeyecek misiniz? Arzda bitirdiği her şeyi, kendilerini ve dahi bilmediklerini çiftler halinde yaratan üstündür. Gece onlar için bir ayettir, gündüzü ondan sıyırır çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar. Güneş kendine mahsus yörünge de akar / cereyan eder işte b u, aziz ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir. Ay’a evreler / menziller takdir ettik, eski bir hurma salkımı eğriliğine dönüşene kadar o menzili sürer. Ne güneşe aya yetişmek ne de geceye gündüzü geçmek yaraşır, hepsi bir galakside / felekte yüzerler. Dolu / yüklü bir gemi içinde, nesillerini / soylarını taşımamız, muhakkak ki onlar için bir ayettir. Onların benzeri binekleri onlar için yarattık, eğer istersek onları boğarız, bizden bir acıma olmasa, belirli bir süreye kadar faydalandırma niyetimiz olmasa ne feryatlarına gelen olur ne de onlar kurtarılırlar. Onlara önünüzde ve geçmişte yaptıklarınızdan sakının böylelikle belki size acınır denil ir, R ablerinin ayetlerinden, ayet olarak onlara ne verilirse verilsin onlar sadece yüz çevirdiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır.

    Süleyman Ateş

    Ancak bizden bir rahmet ve bir süreye kadar yaşatma vardır (acıyarak onları bir süre yaşatırız).

    Süleymaniye Vakfı

    Ama katımızdan bir ikramda bulunmak ve belli bir süreye kadar yaşatmak için (kurtardıklarımız) başka.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bizden bir ikram olsun ve bir süreye kadar yararlansınlar diye kurtarırsak başka.

    Şaban Britch

    Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır.

    Şaban Piriş

    Ancak bizden bir rahmet ve bir süreye kadar geçimlik verilmiş ola.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ancak bizden bir rahmet olarak bir süreye kadar daha nimetlensinler diye kurtarılırlar.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.