Diyanet İşleri
(Allah, şöyle der:) "Ey suçlular! Ayrılın bu gün!"
Yâsîn suresi · 59–68. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Yâsîn suresi, 59. ayet. وَٱمْتَٰزُوا۟ ٱلْيَوْمَ أَيُّهَا ٱلْمُجْرِمُونَ
(Allah, şöyle der:) "Ey suçlular! Ayrılın bu gün!"
(Suçlulara şöyle denecektir): "Ey suçlular, bugün (kenara) çekilip ayrılın!
Ama (suçlulara denilir ki): "Siz ey mücrimler, bugün şöyle ayrı durun!"
"Ey suçlular, siz bugün şöyle ayrılın!
"Ey suçlular! Bugün ayrılın!"
"Ey suçlu günahkarlar, bugün siz bir yana çekilin!"
«Ayrılın bir tarafa bugün, ey günahkârlar!»
"Ey suçlular; bugün, şöyle ayrılın!"
"Ey günahkarlar! Bugün şöyle ayrılın!"
Ey suçlular, siz bugün ayrılın.
Ey suçlular, siz bugün ayrılın.
Haydin ayrılın bugün ey suçlular!
Ve haydin ayrılın bugün ey mücrimler!
Ey mücrimler! dipnot 1 Bugün ayrılın!
Ey mücrimler! dipnot 1 Bugün ayrılın!
Ey suçlular! Bugün ayrılın!
"Ey suçlu günahkarlar, bugün siz bir yana çekilin."
"Ey günahkarlar, bugün siz (bir tarafa) ayrılın"!
Ayrılın bugün, ey suçlular.
(47-59) Onlara Allah’ın sizi rızıklandırdıklarından harcayın / infak edin denildiği zaman, kafirler iman edenlere; Allah ’ın istese doyuracağı kimseleri , biz mi doyuralım? Sizler, kesinlikle apaçık bir sapma içindesiniz dediler, Ayrıca e ğer sözüne bağlıysanız / sadıksanız bu vaat ne zaman? diyorlar. Onlar, çekişirlerken / hasımlaşır larken kendilerini alacak tek bir sesi bekliyorlar. Vasiyette bulunmaya dahi güçleri yetmez, yakın çevrelerine de geri dönemezler. Artık, Sû ra üfürülmüştür, o andan itibaren, kabirlerinden / mezarlarından rablerine doğru akın ederler. Y azıklar olsun bize / veyl olsun bize, bizi yattığımız yerden / yatırımızdan tekrar kim diriltti? Bu, Rahman’ın vaadi olan ve elçilerin doğruladığı şeydir, derler. Tek bir ses olmuştur, derhal hepsi birden bizim için hazır hale getirildiler. Artık bugün hiçbir nefes liye /nefse / hiçbir kimseye zulmedilmez, sadece yaptıkları nızla cezalandırılacaksınız. Muhakkak ki bugün cennet halkı neşeli bir şekilde belirli uğraşılar içindedirler, onlar ve zevceleri gölgeliklerde koltuklarda oturuşurlar. Orada onlara meyveler ve ne çağırırlarsa o vardır. Esirgeyen Rab’dan esenlik sözü / selam vardır. Ey suçlular bugün ayrılın.
Ey günahkârlar! Bugün siz (bir tarafa) ayrılın!
"Ey suçlular, bugün şöyle ayrılın!"
"Ey suçlular, siz bugün ayrılın! dipnot 1 "
"Ey suçlular! Bugün siz ayrılın"
Ey günahkârlar! Bugün siz (bir tarafa) ayrılın!
-İşte günahkarlar! Bugün, ayrılın bakalım, ey günahkarlar!
Ey günahkarlar! Bugün şöyle ayrılın!
Yâsîn suresi, 60. ayet. أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا۟ ٱلشَّيْطَٰنَ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
(60-61) "Ey Ademoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?"
Ey âdemoğulları! Size ‘Şeytana tapmayın; şüphesiz ki o, sizin için apaçık bir düşmandır.
İmdi, Ben size buyurmadım mı ey Ademoğulları: "Şeytana kulluk etmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır!
Siz ey Ademoğulları, size demedim mi?: Şeytan'a tapmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır!
"Ey Ademoğulları. . . Size ahdetmedim (bildirip bilgilendirmedim) mi şeytana (bedene - hakikatinden habersiz bilince) kulluk etmeyin, muhakkak ki o sizin için apaçık bir düşmandır?"
"Ey adem oğulları, ben size and vermedim mi ki: Şeytana kulluk etmeyin, çünkü, o, sizin için apaçık bir düşmandır;"
«Ey Âdem oğulları! Size şeytana tapmayın, çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır» demedim mi?
"Ey Âdemoğulları! ‘Şeytana hizmet etmeyin. Aslında, o, apaçık düşmanınızdır!' diyerek sizden söz almamış mıydım?"
"Ey Ademoğulları! 'Size şeytana tapmayınız; çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır' demedim mi?"
Ey Adem'in çocukları, sapkına hizmet etmeyeceğinize dair sizden söz almamış mıydım? O sizin açık düşmanınızdır.
Ey Adem'in çocukları, şeytana tapmayacağınıza dair sizden söz almamış mıydım? O sizin açık düşmanınızdır.
Ey Adem oğulları, Ben size şeytana kulluk etmeyin, o size açık bir düşmandır, diye and vermedim mi?
And vermedim mi size? "Ey adem oğulları! Şeytana kulluk etmeyin, o size açık bir düşmandır" diye
Ey Ademoğulları! Ben, size "Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için apaçık düşmandır, diye uyarıda bulunmadım mı?"
Ey ademoğulları! Ben, size "Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için apaçık düşmandır, diye uyarıda bulunmadım mı?"
Ey ademoğulları! Ben, size "Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için apaçık düşmandır, diye uyarıda bulunmadım mı?"
"Ey adem oğulları, ben size and vermedim mi ki: Şeytana kulluk etmeyin, çünkü, o, sizin için apaçık bir düşmandır."
(60-61) Ey Adem oğulları, "Şeytana tapmayın. Çünkü o, sizin için (Rabbinizden) ayıran bir düşmandır, Bana ibadet edin. işte dosdoğru yo! budur" diye size emr etmedim mi? (buyuracak).
Ey Ademoğulları; Ben, size; şeytana tapmayın, o muhakkak ki sizin apaçık bir düşmanınızdır, diye ahdetmedim mi?
(60-70) Ey Âdem oğulları sizden, şeytana ibadet etmeyin, kesinlikle o, size apaçık düşmandır. Bana ibadet edin işte bu düzgün yoldur diye söz almadım mı? S izden çoğu kuşak saptı, akletmiyormusunuz? İşte bu size vaad edilen cehennemdir. Küfrünüzden dolayı bugün ona girin. O gün ağızlarında mühür vardır, kazandıklarını elleri anlatır, ayakları şahitlik eder. Eğer isteseydik gözlerini siler imha ederdik yola dökül mek isteseler de göremezlerdi. Eğer isteseydik onları oldukları mekânda mahiyetlerini başka bir şeye dönüştürürdük ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ne de geri dönebilirlerdi. Kimin ömrünü uzatırsak yaratılışını geriletiriz akletmiyormusunuz hâlâ? Biz ona şiir öğretmedik ona yakışmazdı, diri olanları uyarma k ve ka firlere olan sözün gerçekleşmesi için, O sadece bir hatırlatmadır ve apaçık kurandır.
"Ey Ademoğulları! Size, Şeytan'a ibadet etmeyin. Çünkü o, sizin apaçık düşmanınızdır." deyip söz almadım mı?
"Ey Adem oğulları, ben size and vermedim mi: Şeytana tapmayın o sizin apaçık düşmanınızdır.
Ey Ademoğulları! Size şöyle bir sorumluluk yüklemedim mi: "Şeytana kulluk etmeyin, çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır dipnot 1 .
Ey ademoğulları, size sorumluluk yüklemedim mi? Şeytan'a kul olmayın, o sizin açık düşmanınızdır dipnot 1 ;
"Ey Adem oğulları! Size, şeytana ibadet etmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır." demedim mi?
(60-61) -Ey Adem oğulları! Size, şeytana kulluk etmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır. Bana kulluk edin. Dosdoğru yol budur, diye buyurmamış mıydım?
Ey ademoğulları! Ben size, "Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için açık bir düşmandır!" demedim mi?
Yâsîn suresi, 61. ayet. وَأَنِ ٱعْبُدُونِى هَٰذَا صِرَٰطٌ مُّسْتَقِيمٌ
(60-61) "Ey Ademoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?"
Bana kulluk edin; doğru yol budur' demedim mi?
Ve yalnız Bana kulluk edin, dosdoğru yol budur!
Ve (yalnız Bana ibadet edin!) Dosdoğru yol budur!
"Bana kulluk edin (hakikatin gereğini hissedip yaşayın)! Sırat-ı müstakim budur" (diye?).
"Bana kulluk edin, doğru yol budur."
«Ve bana kulluk ediniz, doğru yol budur» demedim mi?
"Bana hizmet edin. Dosdoğru yol, işte budur!"
"Bana kulluk ediniz, doğru yol budur, demedim mi?"
Bana hizmet edin. Bu en doğru yoldur.
Bana kulluk edin. Bu en doğru yoldur.
Bana kulluk edin, doğru yol budur, diye.
"Ve bana kulluk edin doğru yol budur" diye
Bana kulluk dipnot 1 edin. Dosdoğru yol budur.
Bana kulluk dipnot 1 edin. Dosdoğru yol budur.
Bana kulluk edin. Dosdoğru yol budur.
"Bana kulluk edin, doğru yol budur."
(60-61) Ey Adem oğulları, "Şeytana tapmayın. Çünkü o, sizin için (Rabbinizden) ayıran bir düşmandır, Bana ibadet edin. işte dosdoğru yo! budur" diye size emr etmedim mi? (buyuracak).
Ve; Bana kulluk edersiniz, işte bu, dosdoğru yoldur, diye.
(60-70) Ey Âdem oğulları sizden, şeytana ibadet etmeyin, kesinlikle o, size apaçık düşmandır. Bana ibadet edin işte bu düzgün yoldur diye söz almadım mı? S izden çoğu kuşak saptı, akletmiyormusunuz? İşte bu size vaad edilen cehennemdir. Küfrünüzden dolayı bugün ona girin. O gün ağızlarında mühür vardır, kazandıklarını elleri anlatır, ayakları şahitlik eder. Eğer isteseydik gözlerini siler imha ederdik yola dökül mek isteseler de göremezlerdi. Eğer isteseydik onları oldukları mekânda mahiyetlerini başka bir şeye dönüştürürdük ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ne de geri dönebilirlerdi. Kimin ömrünü uzatırsak yaratılışını geriletiriz akletmiyormusunuz hâlâ? Biz ona şiir öğretmedik ona yakışmazdı, diri olanları uyarma k ve ka firlere olan sözün gerçekleşmesi için, O sadece bir hatırlatmadır ve apaçık kurandır.
Bana ibadet edin. Dosdoğru yol budur, demedim mi?
Bana tapın doğru yol budur diye?"
Bana kulluk edin; dosdoğru yol budur dipnot 1 ."
Bana kul olun, doğru yol budur" demedim mi dipnot 1 ?
Bana ibadet edin. Dosdoğru yol budur, diye buyurmamış mıydım?
(60-61) -Ey Adem oğulları! Size, şeytana kulluk etmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır. Bana kulluk edin. Dosdoğru yol budur, diye buyurmamış mıydım?
"Bana ibadet edin, dosdoğru yol budur!" demedim mi?
Yâsîn suresi, 62. ayet. وَلَقَدْ أَضَلَّ مِنكُمْ جِبِلًّا كَثِيرًا أَفَلَمْ تَكُونُوا۟ تَعْقِلُونَ
"Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?"
Şeytan sizden pek çok nesli saptırdı; akıl etmediniz mi?
Doğrusu (o Şeytan) sizden bir çok nesli yoldan çıkarmıştır; o zaman aklınız başınızda değil miydi?
(Şeytana gelince,) o bir çoğunuzu saptırmıştır; neden aklınızı kullanmıyorsunuz?"
"Andolsun ki (kendinizi yok olup gidecek beden zannınız) sizden pek çok cemaatleri saptırdı! Aklınızı kullanmadınız mı?"
Andolsun o, sizden birçok insan neslini saptırmıştı. Yine de aklınızı kullanmıyor muydunuz?
Şeytan sizden pek çok milleti kandırıp saptırdı. Hâla akıl erdiremiyor musunuz?
"Gerçek şu ki, aranızdan birçok kuşakları saptırdı; aklınızı hiç kullanmadınız mı?"
Yemin olsun, şeytan içinizden birçok nesli saptırmıştı. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
Buna rağmen o, sizden birçok nesilleri saptırdı. Hiç aklınızı kullanmaz mıydınız?
Buna rağmen o, sizden bir çok nesilleri saptırdı. Hiç aklınızı kullanmaz mıydınız?
Böyle, iken yüceliğime karşı o içinizden birçok nesilleri yoldan çıkardı. O zaman sizin akıllarınız yok muydu?
Böyle iken celalıma karşı o içinizden birçok cibilletleri yoldan çıkardı, ya o vakıt sizin akıllarınız yokmıy dı?
Ant olsun ki sizden birçoklarını saptırdı. Sizde bunu anlayacak akıl yok muydu?
Ant olsun ki sizden birçoklarını saptırdı. Sizde bunu anlayacak akıl yok muydu?
Ant olsun ki sizden birçoklarını saptırdı. Sizde bunu anlayacak akıl yok muydu?
Andolsun o, sizden birçok insan neslini saptırmıştı. Yine de akletmez misiniz?
Andolsun ki (şeytan) sizden birçok halkı sapdırmadı. O vakit neye akıl etmiyordunuz?
Andolsun ki; o, sizden birçok nesilleri saptırmıştı. Hala akletmez misiniz?
(60-70) Ey Âdem oğulları sizden, şeytana ibadet etmeyin, kesinlikle o, size apaçık düşmandır. Bana ibadet edin işte bu düzgün yoldur diye söz almadım mı? S izden çoğu kuşak saptı, akletmiyormusunuz? İşte bu size vaad edilen cehennemdir. Küfrünüzden dolayı bugün ona girin. O gün ağızlarında mühür vardır, kazandıklarını elleri anlatır, ayakları şahitlik eder. Eğer isteseydik gözlerini siler imha ederdik yola dökül mek isteseler de göremezlerdi. Eğer isteseydik onları oldukları mekânda mahiyetlerini başka bir şeye dönüştürürdük ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ne de geri dönebilirlerdi. Kimin ömrünü uzatırsak yaratılışını geriletiriz akletmiyormusunuz hâlâ? Biz ona şiir öğretmedik ona yakışmazdı, diri olanları uyarma k ve ka firlere olan sözün gerçekleşmesi için, O sadece bir hatırlatmadır ve apaçık kurandır.
O, sizden çoğu toplumları saptırmıştı. Hiç mi akıl erdirmiyordunuz?
"O, sizden birçok kuşağı saptırmıştı. Düşünmüyor muydunuz?"
Şeytan gerçekten, içinizden pek çok nesli yoldan çıkardı, hiç aklınızı kullanmadınız mı dipnot 1 ?
O, içinizden nice nesilleri yoldan çıkardı, aklınızı çalıştırmıyor muydunuz?
O, sizden çoğu toplumları saptırmıştı. Hiç mi akıl erdirmiyordunuz?
O, sizden çoğu toplumları saptırmıştı. Hiç aklınızı kullanmadınız mı?
Yemin olsun, şeytan, içinizden birçok nesli saptırmıştı. Aklınızı hiç işletmiyor muydunuz?
Yâsîn suresi, 63. ayet. هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ
"İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir."
(63, 64) İşte, nankörlüğünüzün karşılığı olarak size vadedilen cehennem, dipnot 1 bugün oraya girin!"
İşte, size vaad edilen cehennem budur.
"İşte tekrar tekrar uyarıldığınız cehennem:
"İşte bu vadolunduğunuz cehennemdir!"
İşte bu, size vadedilmiş cehennemdir.
İşte, bu size vâdedilen cehennemdir.
"Uyarıldığınız cehennem, işte budur!"
"İşte, bu size vaad edilen cehennemdir."
İşte, size söz verilen cehennem budur!
İşte, size söz verilen cehennem budur!
İşte bu va'd olunup durduğunuz cehennem.
Bu işte o Cehennem ki va'dolunur dururdunuz
İşte, uyarılmış olduğunuz Cehennem budur.
İşte, uyarılmış olduğunuz Cehennem budur.
İşte, uyarılmış olduğunuz Cehennem budur.
İşte bu, size vadedilmiş cehennemdir.
İşte bu, (öteden beri) tehdid edegeldiğiniz cehennemdir.
İşte bu, size vaadolunan cehennemdir.
(60-70) Ey Âdem oğulları sizden, şeytana ibadet etmeyin, kesinlikle o, size apaçık düşmandır. Bana ibadet edin işte bu düzgün yoldur diye söz almadım mı? S izden çoğu kuşak saptı, akletmiyormusunuz? İşte bu size vaad edilen cehennemdir. Küfrünüzden dolayı bugün ona girin. O gün ağızlarında mühür vardır, kazandıklarını elleri anlatır, ayakları şahitlik eder. Eğer isteseydik gözlerini siler imha ederdik yola dökül mek isteseler de göremezlerdi. Eğer isteseydik onları oldukları mekânda mahiyetlerini başka bir şeye dönüştürürdük ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ne de geri dönebilirlerdi. Kimin ömrünü uzatırsak yaratılışını geriletiriz akletmiyormusunuz hâlâ? Biz ona şiir öğretmedik ona yakışmazdı, diri olanları uyarma k ve ka firlere olan sözün gerçekleşmesi için, O sadece bir hatırlatmadır ve apaçık kurandır.
İşte bu, size vadedilen Cehennem'dir.
"İşte size söylenen cehennem!"
İşte bu, tehdit edildiğiniz Cehennemdir dipnot 1 .
İşte tehdit edildiğiniz Cehennem!
İşte size vaat olunan Cehennem!
İşte size vaat olunan Cehennem!
Alın size, tehdit edildiğiniz cehennem!
Yâsîn suresi, 64. ayet. ٱصْلَوْهَا ٱلْيَوْمَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ
"İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!"
(63, 64) İşte, nankörlüğünüzün karşılığı olarak size vadedilen cehennem, dipnot 1 bugün oraya girin!"
Israrla inkar etmenizin bir sonucu olarak bugün oraya destek verin!"
hakkı ısrarla inkar etmenizin sonucu olarak bugün oraya girin!"
"Hakikatinizi inkarınızın karşılığı olarak şimdi yaşayın sonucunu!"
İnkar etmenize karşılık olmak üzere bugün oraya girin.
İnkârınız sebebiyle bugün oraya girin!
"Nankörlük ettiğiniz için, bugün oraya girin!"
"İnkarınız sebebiyle bugün oraya giriniz."
İnkarınızın bir sonucu olarak orada yanınız.
İnkarınızın bir sonucu olarak orada yanınız.
Bugün yaslanın bakalım ona inkar ettiğiniz için.
Bu gün yaslanın ona bakalım küfrettiğiniz için
Kafir olduğunuz için bugün oraya girin!
Kafir olduğunuz için bugün oraya girin!
Gerçeği yalanlayan nankörler olduğunuz için bugün oraya girin!
Küfretmenize karşılık olmak üzere bugün oraya girin.
Küfür (ve inkarda ısrar) edişinize mukaabil girin oraya.
Küfretmekte olduğunuzdan dolayı bugün girin oraya.
(60-70) Ey Âdem oğulları sizden, şeytana ibadet etmeyin, kesinlikle o, size apaçık düşmandır. Bana ibadet edin işte bu düzgün yoldur diye söz almadım mı? S izden çoğu kuşak saptı, akletmiyormusunuz? İşte bu size vaad edilen cehennemdir. Küfrünüzden dolayı bugün ona girin. O gün ağızlarında mühür vardır, kazandıklarını elleri anlatır, ayakları şahitlik eder. Eğer isteseydik gözlerini siler imha ederdik yola dökül mek isteseler de göremezlerdi. Eğer isteseydik onları oldukları mekânda mahiyetlerini başka bir şeye dönüştürürdük ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ne de geri dönebilirlerdi. Kimin ömrünü uzatırsak yaratılışını geriletiriz akletmiyormusunuz hâlâ? Biz ona şiir öğretmedik ona yakışmazdı, diri olanları uyarma k ve ka firlere olan sözün gerçekleşmesi için, O sadece bir hatırlatmadır ve apaçık kurandır.
Küfrünüz (İnkârınız) sebebiyle bugün girin oraya!
"İnkarınızdan dolayı bugün oraya girin!"
Kafirlik etmenize karşılık bugün oraya girip kalın! dipnot 1
Bugün girin oraya; onu anlamazlıktan geliyordunuz.
Küfredişiniz sebebiyle bugün girin oraya!
Nankörlük etmiş olduğunuz için bugün girin oraya!
İnkar edip durmanız yüzünden dalın oraya bugün!
Yâsîn suresi, 65. ayet. ٱلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلَىٰٓ أَفْوَٰهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَآ أَيْدِيهِمْ وَتَشْهَدُ أَرْجُلُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.
Bugün onların ağızlarını mühürleyeceğiz; kazandıkları (yaptıkları) hakkında bize elleri konuşacak ve ayakları da şahitlik edecektir. dipnot 1
O gün ağızlarına mühür vururuz; ve Bize onların elleri konuşur, ayakları yaptıklarına şahitlik eder.
O gün ağızlarına mühür vuracağız, fakat elleri dile gelecek ve ayakları (hayatta iken) yapmış oldukları her şeye tanıklık edecektir.
O süreçte ağızlarını mühürleriz; yaptıkları hakkında elleri konuşur ve ayakları şahitlik eder bize.
Bugün biz onların ağızlarını mühürleriz; (günahtan ve sevaptan yana) kazandıklarını, elleri bize söylemekte, ayakları (aleyhlerinde) şahitlik etmektedir.
O gün onların ağızlarını mühürleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.
O gün, ağızlarına damga vururuz. Elleri konuşacak; ayakları da yaptıklarına tanıklık edecektir.
O gün onların ağızlarını mühürleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.
O gün ağızlarına mühür vururuz da, bizimle elleri konuşur ve yapmış olduklarına da ayakları tanıklık eder.
O gün ağızlarına mühür vururuz da, bizimle elleri konuşur ve yapmış olduklarına da ayakları tanıklık eder.
Bugün ağızlarını mühürleriz de neler kazandıklarını bize elleri söyler, ayaklar şahitlik eder.
Bu gün ağızlarını mühürleriz de bize elleri söyler ve ayakları şehadet eyler: neler kesbediyorlardı
Bugün onların ağızlarını kapatırız. Bize elleri konuşur, ayakları da kazandıkları şeylere tanıklık eder.
Bugün onların ağızlarını kapatırız. Bize elleri konuşur, ayakları da kazandıkları şeylere tanıklık eder.
Bugün onların ağızlarını kapatırız. Bize elleri konuşur, ayakları da kazandıkları şeylere tanıklık eder.
Bugün biz onların ağızlarını mühürleriz; (günahtan ve sevaptan yana) kazandıklarını, elleri bize söylemekte, ayakları (aleyhlerinde) şahitlik etmektedir.
O gün ağızlarının üstüne mühür basarız. Ne irtikab ediyor idiyseler bize elleri söyler, ayakları (ve diğer uzuvları) da şahidlik eder.
Bugün, onların ağızlarını mühürleriz. Bizimle elleri konuşur ve yapmakta oldukları şeye ayakları şehadet eder.
(60-70) Ey Âdem oğulları sizden, şeytana ibadet etmeyin, kesinlikle o, size apaçık düşmandır. Bana ibadet edin işte bu düzgün yoldur diye söz almadım mı? S izden çoğu kuşak saptı, akletmiyormusunuz? İşte bu size vaad edilen cehennemdir. Küfrünüzden dolayı bugün ona girin. O gün ağızlarında mühür vardır, kazandıklarını elleri anlatır, ayakları şahitlik eder. Eğer isteseydik gözlerini siler imha ederdik yola dökül mek isteseler de göremezlerdi. Eğer isteseydik onları oldukları mekânda mahiyetlerini başka bir şeye dönüştürürdük ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ne de geri dönebilirlerdi. Kimin ömrünü uzatırsak yaratılışını geriletiriz akletmiyormusunuz hâlâ? Biz ona şiir öğretmedik ona yakışmazdı, diri olanları uyarma k ve ka firlere olan sözün gerçekleşmesi için, O sadece bir hatırlatmadır ve apaçık kurandır.
O gün onların ağızlarını mühürleriz. Yaptıklarını bizlere elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.
O gün ağızlarını mühürleriz, elleri bize söyler, ayakları yaptıklarına şahidlik eder.
O gün onların ağızlarını mühürleriz, neler kazandıklarını bize elleri söyler, ayakları da şahitlik eder dipnot 1 .
Bugün ağızlarına mühür basarız; bize elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahitlik eder.
Bugün, onların ağızlarını mühürleyeceğiz, bizimle elleri konuşacak. Ayakları da yapıp, kazandıklarına şahitlik edecektir.
Bugün, onların ağızlarını mühürleyeceğiz, bizimle elleri konuşacak. Ayakları da yaptıklarına şahitlik edecektir.
O gün, ağızlarını mühürleyeceğiz. Bize elleri konuşacak, ayakları da kazanmış olduklarına tanıklık edecek.
Yâsîn suresi, 66. ayet. وَلَوْ نَشَآءُ لَطَمَسْنَا عَلَىٰٓ أَعْيُنِهِمْ فَٱسْتَبَقُوا۟ ٱلصِّرَٰطَ فَأَنَّىٰ يُبْصِرُونَ
Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu halde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!
Dileseydik gözlerini silip (kör eder)dik de yolu bulmaya koşuşurlardı; (bu durumda) nasıl görebilirler ki!
Eğer (Ademoğlu'nu iradesiz yaratmak) isteseydik, onların görüp kavrama yeteneklerini iyice köreltirdik de (hayvanlar gibi) yoldan (çıkmak için) yarışırlardı. O takdirde (doğruyu) nereden, nasıl görebileceklerdi?
Eğer (insanların doğru ile yanlışı ayırd edememelerini) dilemiş olsaydık, onları görüp anlama melekesinden yoksun bırakırdık da (doğru) yoldan hep şaşarlardı, ama (öyle olsaydı) onlar (doğruyu) nasıl görebilirlerdi?
Dileseydik gözlerini silme kör ederdik de yolda (öylece) koşuşurlardı. . . Fakat nasıl görebilecekler (bu gerçeği)?
Eğer dilemiş olsaydık, gözlerinin üstüne bastırır kör ederdik, böylece yola dökülüp koşuşurlardı. Fakat nasıl göreceklerdi ki?
Dilesek onların gözlerini büsbütün kör ederdik. O zaman doğru yolu bulmaya koşuşurlar, ama nasıl göreceklerdi?
Eğer dileseydik, gözlerini kör ederdik; yola dökülürlerdi. Bu durumda nasıl göreceklerdi?
Dileseydik, onların gözlerini tamamen kör ederdik. O zaman yola koyulmak isterler, ama nasıl görecekler!
Dilesek gözlerini büsbütün kör ederdik. Yolu bulmaya çalıştıklarında göremezlerdi.
Dilesek gözlerini büsbütün silerdik. Yolu bulmaya çalıştıklarında göremezlerdi.
Hem dileseydik gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi. Fakat nereden görecekler.
Hem dilersek gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi, fakat nereden görecekler?
Eğer dileseydik, elbette gözlerini kör ederdik de yol bulmak için koşuşturup dururlardı. Yollarını nasıl bulacaklardı ki?
Eğer dileseydik, elbette gözlerini kör ederdik de yol bulmak için koşuşturup dururlardı. Yollarını nasıl bulacaklardı ki?
Eğer dileseydik, elbette gözlerini kör ederdik de yol bulmak için koşuşturup dururlardı. Yollarını nasıl bulacaklardı ki?
Eğer dilemiş olsaydık, gözlerinin üstüne bastırır kör ederdik, böylece yola dökülüp koşuşurlardı. Fakat nasıl göreceklerdi ki?
Eğer dileseydik onları gözlerinin üzerinden silme kör yapardık da yolda koşuşub (didişib) kalırlardı. Artık nasıl göreceklerdi?
Biz isteseydik; onların gözlerini kör ederdik de yolda koşuşup kalırlardı. Ama nasıl göreceklerdi ki.
(60-70) Ey Âdem oğulları sizden, şeytana ibadet etmeyin, kesinlikle o, size apaçık düşmandır. Bana ibadet edin işte bu düzgün yoldur diye söz almadım mı? S izden çoğu kuşak saptı, akletmiyormusunuz? İşte bu size vaad edilen cehennemdir. Küfrünüzden dolayı bugün ona girin. O gün ağızlarında mühür vardır, kazandıklarını elleri anlatır, ayakları şahitlik eder. Eğer isteseydik gözlerini siler imha ederdik yola dökül mek isteseler de göremezlerdi. Eğer isteseydik onları oldukları mekânda mahiyetlerini başka bir şeye dönüştürürdük ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ne de geri dönebilirlerdi. Kimin ömrünü uzatırsak yaratılışını geriletiriz akletmiyormusunuz hâlâ? Biz ona şiir öğretmedik ona yakışmazdı, diri olanları uyarma k ve ka firlere olan sözün gerçekleşmesi için, O sadece bir hatırlatmadır ve apaçık kurandır.
Dileseydik; gözlerini silme kör ederdik de, o zaman doğru yolu bulmaya koşuşurlardı. Fakat nasıl görecekler ki?
Dilesek gözlerini silerdik de yola dökülürlerdi, ama nasıl görecekler?
(Sapmalarını) Biz tercih etseydik dipnot 1 elbette gözlerini büsbütün yok ederdik. O zaman yolu bulmak için koşuşurlardı ama onu nasıl göreceklerdi ki!
Düzeni farklı kursaydık dipnot 1 gözlerini silme kör ederdik; arkasından yola gelme yarışına girerlerdi ama nereden göreceklerdi ki?
Dileseydik, gözlerini tamamen kör ederdik de, o zaman doğru yolu bulmaya koşuşurlardı. Oysa nasıl görebilirler?
Dileseydik, gözlerini tamamen kör ederdik de yol bulmak için didinirlerdi, oysa nasıl görebilirler?
Dilesek, gözlerini siler, onları elbette kör ederiz. O zaman yola koyulmak isterler ama nasıl görecekler?
Yâsîn suresi, 67. ayet. وَلَوْ نَشَآءُ لَمَسَخْنَٰهُمْ عَلَىٰ مَكَانَتِهِمْ فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُونَ
Yine eğer dileseydik, oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi.
Dileseydik oldukları yerde şekillerini değiştirirdik de ileri gitmeye güç yetiremezlerdi ve geri de dönemezler(di)! dipnot 1
Eğer (böyle olmalarını) dileseydik, mutlaka onları kendi konumlarına göre başka bir hale dönüştürürdük. O takdirde ne savuşturabilirler ne de geri dönebilirlerdi.
Eğer (doğru ile yanlış arasında seçim yapma özgürlüğünden yoksun olmalarını) dilemiş olsaydık, onları kesinlikle farklı bir tabiatta yaratırdık ve bulundukları yerde (kökleştirirdik ki) ne ileri gidebilsinler, ne de geri dönebilsinler.
Dileseydik mekanları üzere onları mesh ederdik (bulundukları anlayış üzere onları sabitlerdik) de artık ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ve ne de eski hallerine dönebilirlerdi.
Eğer dilemiş olsaydık, oldukları yerde (en görkemli çağlarında) onları bir başka kalıba sokardık; böylece ne ileri gitmeye, ne geri dönmeye güç yetirebilirlerdi.
Eğer dilesek oldukları yerde onların şekillerini değiştirirdik de ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi ne de geri gelmeye!
Eğer dileseydik, oldukları yerde onları değiştirirdik. Ne ileri gitmeye ne de geri dönmeye güçleri yetmezdi. dipnot 372
Dileseydik, oldukları yerde onların şekillerini değiştirirdik de, ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi; ne geri gelmeye!
Dilesek onları oldukları yerde dondurur ne ileri gidebilir ne de geri dönebilirlerdi.
Dilesek onları oldukları yerde dondurur ne ileri gidebilir ne de geri dönebilirlerdi.
Yine dilesek kendilerini oldukları yerde kılıklarını değiştirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne de dönebilirlerdi.
Daha dilesek kendilerini oldukları yerde meshediverdik de ne ileri gidebilirlerdi ne dönebilirlerdi
Eğer dileseydik, oldukları yerde sabit bir şekle dönüştürürdük dipnot 1 , ileri gitmeye de geri dönmeye de güç yetiremezlerdi.
Eğer dileseydik, oldukları yerde sabit bir şekle dönüştürürdük, dipnot 1 ileri gitmeye de geri dönmeye de güç yetiremezlerdi.
Eğer dileseydik, oldukları yerde sabit bir şekle dönüştürürdük, dipnot 1 ileri gitmeye de geri dönmeye de güç yetiremezlerdi.
Eğer dilemiş olsaydık, oldukları yerde (en görkemli çağlarında) onları bir başka kalıba sokardık; böylece ne ileri gitmeye, ne geri dönmeye güç yetirebilirlerdi.
Yine dileseydik onları oldukları yerde suratlarını değişdirib bambaşka çirkin bir mahiyyete getirirdik de ne ileri gitmiye, ne geri dönüb gelmiye güçleri yetmezdi.
Biz isteseydik; onları oldukları yerde dondururduk da ileri geçmeye güçleri yetmezdi. Geri de dönemezlerdi.
(60-70) Ey Âdem oğulları sizden, şeytana ibadet etmeyin, kesinlikle o, size apaçık düşmandır. Bana ibadet edin işte bu düzgün yoldur diye söz almadım mı? S izden çoğu kuşak saptı, akletmiyormusunuz? İşte bu size vaad edilen cehennemdir. Küfrünüzden dolayı bugün ona girin. O gün ağızlarında mühür vardır, kazandıklarını elleri anlatır, ayakları şahitlik eder. Eğer isteseydik gözlerini siler imha ederdik yola dökül mek isteseler de göremezlerdi. Eğer isteseydik onları oldukları mekânda mahiyetlerini başka bir şeye dönüştürürdük ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ne de geri dönebilirlerdi. Kimin ömrünü uzatırsak yaratılışını geriletiriz akletmiyormusunuz hâlâ? Biz ona şiir öğretmedik ona yakışmazdı, diri olanları uyarma k ve ka firlere olan sözün gerçekleşmesi için, O sadece bir hatırlatmadır ve apaçık kurandır.
Eğer dilesek; oldukları yerde onların şekillerini değiştirirdik de, ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi, ne de geri gelmeye.
Dilesek kılıklarını değiştirip onları oldukları yerde dondururduk, ne ileri gidebilir, ne geri dönebilirlerdi.
Biz tercih etseydik onları elbette oldukları yerde başka bir varlığa dönüştürürdük. Artık ne ileri ne de geri gidebilirlerdi.
Düzeni farklı kursaydık dipnot 1 onları, oldukları yerde başka kalıba sokardık. Sonra ne yola devam edebilir ne de geri dönebilirlerdi.
Eğer dilesek oldukları yerde onların şekillerini değiştirirdik de, ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi, ne de geri gelmeye.
Eğer dileseydik, kalıplarını değiştirirdik de ileri gitmeye de geri dönmeye de güçleri yetmezdi.
Dilesek, onları oldukları yerde hayvana çeviririz. O zaman ne ileri gitmeye güçleri yeter ne de geri dönebilirler.
Yâsîn suresi, 68. ayet. وَمَن نُّعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِى ٱلْخَلْقِ أَفَلَا يَعْقِلُونَ
Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hala düşünmeyecekler mi?
Uzun ömür verdiğimizi yaratılışta tersine çeviririz. dipnot 1 Akıl etmiyorlar mı?
Ve kimin ömrünü uzatırsak, onun doğuştan gelen yeteneklerinde eksiltme yaparız: hala akıllarını kullanmayacaklar mı?
Ama (şunu daima hatırlasınlar ki) Biz bir insanın ömrünü uzatırsak, aynı zamanda onun güç ve yeteneklerinde (yaşlandıkça) bir azalma meydana getiririz; (buna rağmen) hala akıllarını kullanmazlar mı?
Kimi uzun ömürlü yaparsak onu yaratılışı itibarıyla zayıflatırız. Hala akıllarını kullanmazlar mı?
Kime uzun ömür verirsek, yaratılışta onu tersine çeviririz. Yine de akıllarını kullanmayacaklar mı?
Kime uzun ömür verirsek biz onun gelişmesini tersine çeviririz. Hiç düşünmüyorlar mı?
Kime uzun ömür verirsek, yaratılışta, onu ters çeviririz. Yine de akıllarını kullanmayacaklar mı?
Kime uzun ömür verirsek biz, onun gelişmesini tersine çeviririz. Hiç akıllarını kullanmıyorlar mı?
Kime çok ömür verirsek, yaratılışını tersine çeviririz. Anlamaz mısınız?
Kime çok ömür verirsek, yaratılışını tersine çeviririz. Anlamaz mısınız?
Bununla beraber kimin ömrünü uzatıyorsak yaratılışta onu tersine çeviri(p güçten düşürü)yoruz. Hala akıllanmayacaklar mı?
Bununla beraber her kimin ömrünü uzatıyorsak hılkatte onu tersine çeviriyoruz, hala da akıllanmıyacaklar mı?
Kimin ömrünü uzatırsak, zamanla yaratılış olarak onu tersine çeviririz dipnot 1 . Buna rağmen hala akıllarını kullanmayacaklar mı?
Kimin ömrünü uzatırsak, zamanla yaratılış olarak onu tersine çeviririz. dipnot 1 Buna rağmen hala akıllarını kullanmayacaklar mı?
Kimin ömrünü uzatırsak, zamanla yaratılış olarak onu tersine çeviririz. dipnot 1 Buna rağmen hala akıllarını kullanmayacaklar mı?
Kime uzun ömür verirsek, yaratılışta onu tersine çeviririz. Yine de akletmezler mi?
Kime uzun ömür veriyorsak onun yaratılışını baş aşağı ediyoruz. (Buna da) akılları ermiyor mu?
Kimi de uzun ömürlü yaparsak; onun yaratılışını tersine çeviririz. Hala akletmezler mi?
(60-70) Ey Âdem oğulları sizden, şeytana ibadet etmeyin, kesinlikle o, size apaçık düşmandır. Bana ibadet edin işte bu düzgün yoldur diye söz almadım mı? S izden çoğu kuşak saptı, akletmiyormusunuz? İşte bu size vaad edilen cehennemdir. Küfrünüzden dolayı bugün ona girin. O gün ağızlarında mühür vardır, kazandıklarını elleri anlatır, ayakları şahitlik eder. Eğer isteseydik gözlerini siler imha ederdik yola dökül mek isteseler de göremezlerdi. Eğer isteseydik onları oldukları mekânda mahiyetlerini başka bir şeye dönüştürürdük ne ileri gitmeye güçleri yeterdi ne de geri dönebilirlerdi. Kimin ömrünü uzatırsak yaratılışını geriletiriz akletmiyormusunuz hâlâ? Biz ona şiir öğretmedik ona yakışmazdı, diri olanları uyarma k ve ka firlere olan sözün gerçekleşmesi için, O sadece bir hatırlatmadır ve apaçık kurandır.
Kime uzun ömür verirsek onu yaratılışında tersine döndürürüz. Hâlâ akletmiyorlar mı?
Kime uzun ömür versek, onun yaratılışını baş aşağı çevirir (gücünü azaltır)ız, (sonunda zayıflar, ihtiyarlar). Akıllarını kullanmıyorlar mı?
Kime uzun ömür verirsek yaratılışını tersine çeviririz. Bunlar akıllarını kullanmıyorlar mı dipnot 1 ?
Kime uzun ömür verirsek yaratılışını tersine çeviririz dipnot 1 ; hiç akıllanmıyorlar mı?
Kime uzun ömür verirsek onu yaratılışında tersine döndürürüz. Hala akletmiyorlar mı?
Kime uzun ömür verirsek onu yaratılışta tersine döndürürüz. Hiç akıllarını kullanmıyorlar mı?
Kimi uzun ömürlü kılarsak, onu yaratılışta gerisin geri çeviririz. Hala akıllarını işletmiyorlar mı?
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.