Yâsîn suresi

Yâsîn suresi, 9. ayet

Yâsîn suresi, 9. ayet. وَجَعَلْنَا مِنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَأَغْشَيْنَٰهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

vece`alnâ mim beyni eydîhim seddev vemin ḫalfihim sedden feagşeynâhüm fehüm lâ yübṣirûn.

Diyanet İşleri

Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yâsîn 6–12 · surenin 9. ayeti / 83

Konu İnanmayanların hâli ve ölülerin diriltilmesi Yâsîn 7–12 3

  1. Yâsîn 6

    (5-6) Kur'an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.

  2. Yâsîn 7

    Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.

  3. Yâsîn 8

    Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.

  4. 9

    Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.

  5. Yâsîn 10

    Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

  6. Yâsîn 11

    Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele.

  7. Yâsîn 12

    Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) bir bir kaydetmişizdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

9. “Biz onların hem önlerinden bir set, hem de arkalarından bir set çektik.” Yani onları iman etmekten alıkoyan bir engel koyduk, “ve gözlerini de perdeledik. O nedenle artık onlar (hakkı) görmezler.” Cehalet ve bedbahtlık bütün yönleri ile onları kuşatmıştır. Dolayısıyla uyarmaların onlara hiçbir faydası olmaz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onların önlerine ve arkalarına hak ile onların arasını ayıran setler çektik ve onların gözlerini hakka karşı kapattık. Onlar; hakkı kendilerine fayda verecek şekilde göremezler. Bu durum, onların küfürlerinde ısrar etmelerinin ve inat etmelerinin ortaya çıkmasından sonra olmuştur.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَجَعَلْنَا ve cealna ve kıldık (çektik) kök: جعل
  2. مِنۢ min
  3. بَيْنِ beyni önlerinden kök: بين
  4. أَيْدِيهِمْ eydihim önlerinden kök: يدي
  5. سَدًّۭا sedden bir sed kök: سدد
  6. وَمِنْ ve min ve
  7. خَلْفِهِمْ halfihim arkalarından kök: خلف
  8. سَدًّۭا sedden bir sed kök: سدد
  9. فَأَغْشَيْنَـٰهُمْ fe egşeynahum ve onları kapattık kök: غشو
  10. فَهُمْ fehum artık onlar
  11. لَا la
  12. يُبْصِرُونَ yubsirune görmezler kök: بصر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سدد (6 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar hakkında endişeye kapılanlar, (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. Allah'a karşı…

  • Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.

  • Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…

  • Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Allah'a ve Resulüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve…

  • Aynı kök: سدد (6 geçiş)

    İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.

  • Aynı kök: سدد (6 geçiş)

    Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve Me'cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman…

  • Aynı kök: غشو (29 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    Yahut (inkarcıların küfür içindeki halleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de…

  • Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Önlerinden ve arkalarından bir set çektik ve onları çepeçevre kuşattık; gerçeği görmezler.

Mustafa İslamoğlu

Yine (adeta) önlerinden ve arkalarından birer set çekmiş ve gözlerini perdelemişizdir de, artık görememektedirler.

Muhammed Esed

önlerine ve arkalarına setler çektik ve göremesinler diye üzerlerine perdeler geçirdik:

Ahmed Hulusi

Onların önlerinden bir set (geleceği göremezler) ve arkalarından bir set (geçmişlerinden ders almazlar) oluşturduk da böylece onları bürüdük. . . Artık onlar görmezler.

Ali Bulaç

Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.

Ali Özek ve heyeti

Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler.

Ali Rıza Safa

Önlerine ve arkalarına set çekerek onları perdeledik; onlar, artık görmezler.

Bayraktar Bayraklı

Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları çepeçevre kuşattık. Artık göremezler.

Edip Yüksel

Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çekerek onları perdeledik; artık göremezler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çekerek onları perdeledik; artık göremezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem önlerinden bir set, hem arkalarından bir set çekmişiz ve kendilerini sarmışızdır; artık baksalar da görmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem önlerinden bir sedd ve arkalarından bir sedd çekmişiz, kendilerini sarmışızdır da baksalar da görmezler

Erhan Aktaş

Önlerine ve arkalarına birer set çektik dipnot 1 . Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler dipnot 2 .

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zulmeden ve işledikleri günahları kendilerini kuşatanlar, büyüklenip yeryüzünde baskı ve zulüm yapanlar cezalandırılmayı kesin olarak hak ettiklerinden artık isteseler de iman edemezler. Artık gerçeği kavrayamazlar.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu, 36:7'de yer alan "artık iman etmezler" ifadesinin pekiştirilmesidir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Önlerine ve arkalarına birer set çektik dipnot 1 . Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler. dipnot 2

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zulmeden ve işledikleri günahları kendilerini kuşatanlar, büyüklenip yeryüzünde baskı ve zulüm yapanlar cezalandırılmayı kesin olarak hak ettiklerinden artık isteseler de iman edemezler. Artık gerçeği kavrayamazlar.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu, 36:7'de yer alan "artık inanmazlar" ifadesinin pekiştirilmesidir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Önlerine ve arkalarına birer set çektik dipnot 1 . Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler. dipnot 2

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zulmeden ve işledikleri günahları kendilerini kuşatanlar, büyüklenip yeryüzünde baskı ve zulüm yapanlar cezalandırılmayı kesin olarak hak ettiklerinden artık isteseler de iman edemezler. Artık gerçeği kavrayamazlar.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu, 7. ayette yer alan ‘artık inanmazlar' ifadesinin pekiştirilmesidir.

Gültekin Onan

Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.

Hasan Basri Çantay

Biz hem önlerinden bir sed, hem arkalarından bir sed çektik. Böylece onları sarıverdik. Artık görmezler.

İbni Kesir

Önlerinden bir sed ve arkalarından da bir sed çekmişizdir. Gözlerini perdelemişizdir. Bu yüzden artık göremezler.

Mehmet Alagaş

(1-12) Yasin ve H âkim Kuran ’a andolsun ki sen muhakkak ki elçilerdensin. Düzgün bir yol üzeresin. Gafil olan ve babaları uyarılmamış bir kavmi uyarman için Aziz ve esirgeyen tarafından indirilmiştir. Kesin olan şu ki, onların çoğu hakkındaki söz gerçek olmuştur, artık onlar iman etm ezler. Boyunlarında çenelerine değen demir halkalar / tasmalar yaptık, burunları yukarıda gözler aşağı haldeler . Önlerinde ve ardlarında set yaptık, kendi lerini tamamen sarmışızdır / kaplamışızdır, onlar göremezler. Onları uyarsan da uyarmasan da onlara göre aynıdır / eşittir. Sen hatırlatmaya uyanı ve gıyabında Rahmandan / acıyandan tedirgin olanı uyarabilirsin. Ona bağışlanmayı ve mükafat ikramını müjdele. Muhakkak biz ölüyü diriltiriz sunduklarını / takdim ettiklerini ve eserlerini de yazarız , her şeyi apaçık ön sicile tek tek kaydediyoruz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.

Süleyman Ateş

Önlerinden bir sed ve arkalarından bir sed çektik de onları kapattık; artık görmezler.

Süleymaniye Vakfı

(Sanki) Önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip kendilerini kuşatmışız da göremiyorlar dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu iki ayette, Mekkelilerin, Kur'an karşısındaki tavırları, temsili istiare (alegori) denen sembollerle canlandırılmıştır. Mecaz çeşitlerinden olan istiarede gerçek anlamı kastetme ihtimali olmadığı için benzetme edatı kullanılmaz. Türk okuyucular, bu gibi ayetlerde geçen ifadeleri (bizim dilimizde alışılmamış anlam kalıpları olduğundan) mecaz değil, gerçek sanabileceği için benzetme edatı olarak "sanki" kelimesini kullanma zorunluluğu doğmuştur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sanki önlerine bir engel, arkalarına da bir engel koyup onları kuşatmışız da göremiyorlar dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu iki ayette, benzetme yapma yerine doğrudan benzetilecek anlam kümesi kullanılarak Mekkelilerin, Kur'an karşısındaki tavırları canlandırılmıştır. Bu tür anlatıma istiare-i temsiliyye denir. Bu tıpkı, "işini saman altından su yürütür gibi yapıyorsun" yerine "saman altından su yürütüyorsun" demek gibidir. İstiarede benzetme gizlenir ve gerçek anlamı kast etme ihtimali olmaz. Bu iki ayette de gerçek anlamı kast etme ihtimali yoktur. Öyle olsa bu insanlar sorumlu tutulamazlar. Çünkü "Allah, kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez" (Bakara 2/286) İstiarede benzetme edatı gizlenir ama bu ayetlerdeki ifadeler mecaz değil, gerçek sanıldığı için onlarda gizlenen "sanki" kelimesini açığa çıkarmamız bir zorunluluk olmuştur.

Şaban Britch

Önlerine bir set, arkalarına da bir set çekerek onları bürüdük de artık göremezler.

Şaban Piriş

Önlerine bir set, arkalarına da bir set çekerek onları bürüdük de artık göremezler.

Yaşar Nuri Öztürk

Önlerine bir set, arkalarına da başka bir set çektik. Böylece onları kuşatıp sardık; artık onlar görmezler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And We erected a barrier before them and a barrier behind them to eclipse their minds' eyes to deny them forethought and foresight; and Allah's marvels around them and in themselves they fail to see.

Abdul Haleem

and set barriers before and behind them, blocking their vision: they cannot see.

Abdullah Yusuf Ali

And We have put a bar in front of them and a bar behind them, and further, We have covered them up; so that they cannot see.

Abul A'la Maududi

and We have put a barrier before them and a barrier behind them, and have covered them up, so they are unable to see. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Setting a barrier before them and a barrier behind them, means that the natural result of their stubbornness and pride is that they neither learn any lesson from their past history nor ever consider the consequences of the future. Their prejudices have so covered them from every side and their misconceptions have so blinded them that they cannot see even those glaring realities which are visible to every right-thinking and unbiased person.

Aisha Bewley

We have placed a barrier in front of them and a barrier behind them, blindfolding them so that they cannot see.

Al-Hilali & Khan

And We have put a barrier before them, and a barrier behind them, and We have covered them up, so that they cannot see.

Ali Quli Qarai

And We have put a barrier before them and a barrier behind them, then We have blind-folded them, so they do not see.

Amatul Rahman Omar

And We have placed barriers (of their stubbornness rendering them unable to look forward to the bright future of Islam and rise to eminence by accepting it) in front of them, and barriers (of their prejudices) behind them (thus rendering them unable to look back at the doom of those who rejected the truth in the past). Thus We have kept them behind the veil so that they cannot see (so have become totally devoid of spiritual light).

Arthur John Arberry

and We have put before them a barrier and behind them a barrier; and We have covered them, so they do not see.

Bijan Moeinian

In account of a barrier placed by Me around them, they can not see (the truth. )

E. Henry Palmer

and we will place before them a barrier, and behind them a barrier; and we will cover them and they shall not see;

Edip-Layth

We have placed a barrier in front of them, and a barrier behind them, thus We shielded them so they cannot see.

George Sale

And We have set a bar before them, and a bar behind them; and We have covered them with darkness; wherefore they shall not see.

Hamid S. Aziz

Surely We have placed chains on their necks, and these reach up to their chins, so they are stiff-necked.

Mahmoud Ghali

And We have made before them (Literally: between their hands) a barrier and behind them a barrier, then We enveloped them, so they do not behold (the Truth).

Marmaduke Pickthall

And We have set a bar before them and a bar behind them, and (thus) have covered them so that they see not.

Mohamed Ahmed - Samira

And We shall raise a barrier in front of them and a barrier behind them, and cover them over so that they will not be able to see.

Muhammad Asad

and We have set a barrier before them and a barrier behind them, and We have enshrouded them in veils so that they cannot see:

Mustafa Khattab

and have placed a barrier before them and a barrier behind them and covered them ˹all˺ up, so they fail to see ˹the truth˺.

Progressive Muslims

And We have placed a barrier in front of them, and a barrier behind them, thus We shielded them so they cannot see.

Rashad Khalifa

And we place a barrier in front of them, and a barrier behind them, and thus, we veil them; they cannot see.

Sahih International

And We have put before them a barrier and behind them a barrier and covered them, so they do not see.

Sam Gerrans

And We made a barrier before them and a barrier behind them, and covered them, so they see not.

Shabbir Ahmed

And We have set a bar before them and a bar behind them, and thus have covered them that they cannot see. (They neither look to the future nor derive any lesson from history).

Syed Vickar Ahamed

And We have put a barrier in front of them and a barrier behind them, and also, We have covered them up (in their disbelief); So that they cannot see.

Taqi Usmani

And We have placed a barrier in front of them and a barrier behind them, and (thus) they are encircled by Us; so they do not see.

The Monotheist Group

And We have placed a barrier in front of them, and a barrier behind them, thus We shielded them so they cannot see.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 9. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 9. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 9. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩