Diyanet İşleri
Şöyle derler: "Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman'ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler."
Yâsîn suresi
Yâsîn suresi, 52. ayet. قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرْقَدِنَا هَٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحْمَٰنُ وَصَدَقَ ٱلْمُرْسَلُونَ
ḳâlû yâ veylenâ mem be`aŝenâ mim merḳadinâ. hâẕâ mâ ve`ade-rraḥmânü veṣadeḳa-lmürselûn.
Şöyle derler: "Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman'ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sûra üfürülüş ve kabirlerden çıkış Yâsîn 51–54 3
Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.
Sura üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.
Şöyle derler: "Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman'ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler."
Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.
O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.
Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
52. “Vay başımıza gelen! Yattığımız yerden” kabirlerdeki uykumuzdan “kim kaldırdı bizi?” Bazı hadislerde belirtildiği gibi Sûr’a üfürülmeden bir süre önce kabirdekilerin kısa bir uykuları olacaktır.[13]
Onlara cevap olmak üzere şöyle denecektir: “Bu, Rahman’ın vaat ettiği (diriliş günüdür). Peygamberler de doğru söylemişlerdir.” Yani bu, hem Allah’ın hem de peygamberlerin size vaat ettiğidir. Böylelikle onların doğru söyledikleri, gözle görülen bir gerçek olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Burada “Rahman”ın anılışının, yalnızca O’nun vaadini haber vermek için olduğu zannedilmesin. Aynı zamanda bu pek büyük günde bile onların, ilâhî rahmetinin hiçbir kimsenin zannetmediği, hiçbir kimsenin tahmin etmediği şekilde tecellilerini göreceklerine dair de bir haberdir.
Yüce Allah’ın: “Mülk, o gün hak olan Rahman’ındır.” (el-Furkân, 25/26); “Sesler Rahman olanın huzurunda kısılmış olacaktır” (Tâ-Hâ, 20/28) vb. gibi Rahman adının zikredildiği diğer buyruklar da böyledir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ölümden sonra tekrar dirilmeyi inkâr eden bu kâfirler buna pişman olarak: "Eyvah bize! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı?" derler. Bu sorularına şöyle cevap alırlar: "İşte bu muhakkak gerçekleşecek olan Allah'ın size vaadidir. Rasûller de Rablerinden tebliğ ettiklerinde doğru söylemiştir."
Aynı kök: رقد (2 geçiş)
Uykuda oldukları halde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta…
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Vaad
Onlar, "Allah, ölen bir kimseyi diriltmez" diye var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah'ın üzerine…
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Vaad
Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar…
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.
Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Vaad
Musa, "Buluşma vaktimiz, bayram günü, insanların toplandığı kuşluk vaktidir" dedi.
Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…
Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
İman edip salih ameller işleyenleri de ebedi olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur.…
Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Onlar, "Sen bize tek Allah'a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Müşrikler) "Ah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırıp (uyandırdı)? Bu, dipnot 1 Rahmân'ın vadettiği (gün)dür; (demek ki) elçiler gerçeği söylemiş!" diyecekler.
"Eyvah! Bizi yattığımız yerden kim kaldırdı?" diyecek (ve cevabı kendileri verecek)ler: "Rahman'ın vaad ettiği bu olsa gerek; demek ki gönderilen elçiler doğru söylemişler!"
"Eyvah!" diyecekler, "Kim bizi (ölüm) uykumuzdan uyandırdı?" (Bunun üzerine onlara şöyle denecek:) "İşte Rahman'ın vaad ettiği budur! Demek ki O'nun elçileri doğru söylemişlerdi!"
(O vakit) dediler ki: "Vay bize! (Dünya) uykumuzdan kim bizi yeni bir yaşam boyutuna geçirdi? Bu, Rahman'ın vadettiğidir ve Rasuller doğru söylemiştir. " (Hadis: İnsanlar uykudadır, ölümü tadınca uyanırlar!)
Demişlerdir ki: "Eyvahlar bize, uykuya bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip kaldırdı? Bu, Rahman (olan Allah)ın va'dettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş".
(İşte o zaman:) Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? Bu, Rahmân’ın vâdettiğidir. Peygamberler gerçekten doğru söylemişler! derler.
"Vay başımıza gelene!" derler; "Mezarımızdan, bizi kim kaldırdı?" "Bağışlayanın bize sözünü verdiği, işte budur; gönderilenler, doğruyu söylemişler!"
İşte o zaman, "Vah bize, kim bizi bulunduğumuz yerden kaldırdı? Rahman'ın vaad ettiği buymuş. Peygamberler doğru söylemiş" derler.
"Vay halimize" derler, "Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı? Bu, Rahman'ın söz verdiği şeydi. Demek elçiler doğru söylemişti."
'Vay halimize' derler, 'Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı? Bu, Rahman'ın söz verdiği şeydi. Demek elçiler doğru söylemişti.'
Eyvah başımıza gelenlere! Bizi uyuduğumuz yerden kim kaldırdı? O Rahmin'ın va'd buyurduğu işte buymuş. Gönderilen peygamberler doğru söylemişler derler.
Eyvah, başımıza gelenlere derler: kim kaldırdı bizi uyuduğumuz yerden? Bu işte, o Rahmanın va'd buyurduğu, doğru imiş o gönderilen Resuller
"Eyvah bize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı dipnot 1 ? Bu Rahman'ın uyardığı şeydir. Resuller doğru söylemişler." dediler.
"Eyvah bize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı? dipnot 1 Bu Rahman'ın uyardığı şeydir. Resuller doğru söylemişler." dediler.
"Eyvah bize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı? Bu Rahman'ın uyardığı şeydir. Rasuller doğru söylemişler." dediler.
Demişlerdir ki: "Eyvahlar bize, uykuya bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip kaldırdı? Bu, Rahmanın vaadettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş".
(O zaman şöyle) demişlerdir: "Eyvah bize! Uyuduğumuz yerden bizi kim kaldırdı? Bu (Ba's) çok esirgeyici (Allah) ın va'd etdiği şey. Gönderilen (peygamber) ler (meğer) doğru söylemiş".
Derler ki: Yazıklar olsun bize, yattığımız yerden kim kaldırdı bizi? İşte bu, Rahman'ın vaadetmiş olduğudur. Ve peygamberler doğru söylemişlerdi.
(47-59) Onlara Allah’ın sizi rızıklandırdıklarından harcayın / infak edin denildiği zaman, kafirler iman edenlere; Allah ’ın istese doyuracağı kimseleri , biz mi doyuralım? Sizler, kesinlikle apaçık bir sapma içindesiniz dediler, Ayrıca e ğer sözüne bağlıysanız / sadıksanız bu vaat ne zaman? diyorlar. Onlar, çekişirlerken / hasımlaşır larken kendilerini alacak tek bir sesi bekliyorlar. Vasiyette bulunmaya dahi güçleri yetmez, yakın çevrelerine de geri dönemezler. Artık, Sû ra üfürülmüştür, o andan itibaren, kabirlerinden / mezarlarından rablerine doğru akın ederler. Y azıklar olsun bize / veyl olsun bize, bizi yattığımız yerden / yatırımızdan tekrar kim diriltti? Bu, Rahman’ın vaadi olan ve elçilerin doğruladığı şeydir, derler. Tek bir ses olmuştur, derhal hepsi birden bizim için hazır hale getirildiler. Artık bugün hiçbir nefes liye /nefse / hiçbir kimseye zulmedilmez, sadece yaptıkları nızla cezalandırılacaksınız. Muhakkak ki bugün cennet halkı neşeli bir şekilde belirli uğraşılar içindedirler, onlar ve zevceleri gölgeliklerde koltuklarda oturuşurlar. Orada onlara meyveler ve ne çağırırlarsa o vardır. Esirgeyen Rab’dan esenlik sözü / selam vardır. Ey suçlular bugün ayrılın.
"Eyvah bize! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? Bu, Rahman'ın vadettiğidir. Peygamberler, gerçekten doğru söylemiştir." derler.
Dediler: "Vah bize, bizi yattığımız yerden kim kaldırdı? İşte Rahman'ın va'dettiği şey budur. Demek peygamberler doğru söylemiş!"
"Vay halimize! dipnot 1 Uyuduğumuz yerden bizi kim kaldırdı?[2] Demek ki Rahman'ın vaadettiği şey buymuş, elçiler doğru söylemiş!" derler.
"Ey vah! … Yatağımızdan bizi kim kaldırdı dipnot 1 ?" diyeceklerdir. Denecek ki; "İşte Rahman'ın tehdit ettiği şey. Demek ki, elçiler doğru söylemişler."
Eyvah bize! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? Bu, Rahman'ın vadettiğidir. Peygamberler gerçekten doğru söylemişler, derler.
-Eyvah bize, mezarımızdan bizi kim kaldırdı? Bu, Rahman'ın tehdididir. Demek ki elçiler doğru söylemiş, derler.
Şöyle diyecekler: "Vay başımıza gelene! Kim kaldırdı bizi mezarımızdan? Rahman'ın vaat ettiği işte bu! Peygamberler doğru söylemişler."
Wherefore they exclaim: "woe betide us! Who has awakened us from our resting site?" This is, they are told, "what Allah had promised and the verity which the truthful Messengers had related".
They will say, ‘Alas for us! Who has resurrected us from our resting places?’ [They will be told], ‘This is what the Lord of Mercy promised, and the messengers told the truth.’
They will say: "Ah! Woe unto us! Who hath raised us up from our beds of repose?"... (A voice will say:) "This is what (Allah) Most Gracious had promised. And true was the word of the messengers!"
(nervously) exclaiming. "Alas for us! Who roused us out of our sleeping-place?" dipnot 1 “This is what the Merciful One had promised, and what (His) Messengers had said was true.” dipnot 2
They will say, ‘Alas for us! Who has raised us from our resting-place? This is what the All-Merciful promised us. The Messengers were telling the truth.’
They will say: "Woe to us! Who has raised us up from our place of sleep." (It will be said to them): "This is what the Most Gracious (Allâh) had promised, and the Messengers spoke truth!"
They will say, ‘Woe to us! Who raised us from our place of sleep?’ ‘This is what the All-beneficent had promised, and the apostles had spoken the truth!’
They will say (to one an other), `O woe be on us! Who has aroused us from our sleeping place?' `This is the same thing as the Most Gracious (God) had promised and the Messengers (of God) did indeed speak the truth' (will be the reply they receive).
They say, 'Alas for us! Who roused us out of our sleeping place? This is what the All-merciful promised, and the Envoys spoke truly. '
They will say: "Pity on us; indeed the word of God was nothing but the truth. He roused up from our sleeping place; indeed the Prophets were truthful in warning us."
They shall say, 'O, woe is us! who has raised us up from our sleeping-place? this is what the Merciful promised, and the apostles told the truth!'
They will say, "Woe to us. Who has resurrected us from our resting place? This is what the Gracious had promised. The messengers were truthful!"
They shall say, alas for us! Who hath awakened us from our bed? This is what the Merciful promised us; and his apostles spoke the truth.
They shall say, "O woe to us! Who has raised us up from our sleeping-place? This is what the Beneficent Allah promised and the messengers told the truth. "
They will say, "oh woe to us! Who has made us rise again from our sleeping- place?" (Literally: tying-place) "This is what The All-Merciful promised, and the Emissaries (have spoken) sincerely.
Crying: Woe upon us! Who hath raised us from our place of sleep? This is that which the Beneficent did promise, and the messengers spoke truth.
Saying: "Ah woe, who has roused us from our sleep?" This is what Ar-Rahman had promised, and whose truth the apostles had affirmed.
They will say: "Oh, woe unto us! Who has roused us from our sleep [of death]?" [Whereupon they will be told:] “This is what the Most Gracious has promised! And His message-bearers spoke the truth!”
They will cry, "Woe to us! Who has raised us up from our place of rest? This must be what the Most Compassionate warned us of; the messengers told the truth!"
They will Say: "Woe to us. Who has resurrected us from our resting place This is what the Almighty had promised. The messengers were truthful!"
They will say, "Woe to us. Who resurrected us from our death? This is what the Most Gracious has promised. The messengers were right."
They will say, "O woe to us! Who has raised us up from our sleeping place?" [The reply will be], "This is what the Most Merciful had promised, and the messengers told the truth. "
They will say: “Woe is us! Who has raised us from our sleeping place?” — “This is what the Almighty promised! And the emissaries spoke truth!”
They will exclaim, "Oh, woe unto us! Who has awakened us from our beds of sleep? This is what the Beneficent promised, and the Messengers spoke the truth. " (The concept of punishment in the grave is non-Qur'anic and, hence, wrong).
They will say: "Ah! Sorrow to us! Who has raised us up from our place of sleep?" (A voice will say:) "This is what (Allah, Ar-Rahmán) the Most Gracious had promised, and the word of the messengers was (really) true?"
They will say, "Woe to us! Who has raised us from our sleeping place? “This is what RaHmān (the All-Merciful Allah) had promised, and the messengers had told the truth.
They will say: "Woe to us! Who has resurrected us from our resting place? This is what the Almighty had promised; and the messengers were truthful!"