Diyanet İşleri
Onlara, "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin" denildiğinde yüz çevirirler.
Yâsîn suresi
Yâsîn suresi, 45. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُوا۟ مَا بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
veiẕâ ḳîle lehümü-tteḳû mâ beyne eydîküm vemâ ḫalfeküm le`alleküm türḥamûn.
Onlara, "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin" denildiğinde yüz çevirirler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yüz çevirenler ve ansızın gelen ses Yâsîn 45–50 3
Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.
Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.
Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.
Onlara, "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin" denildiğinde yüz çevirirler.
Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar.
Onlara, "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın" denildiği zaman, inkar edenler iman edenlere, "Allah'ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz" derler.
"Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?" diyorlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
45. “Onlara: Önünüzde (gelecek olan) ve arkanızda (bıraktığınız tehlikelerden)” yani gerek Berzah ve Kıyamet hallerinden gerekse de dünyevî cezalardan “korkup sakının, olur ki merhamete nail olursunuz, denildiğinde” yüz çevirirler. Hiç aldırış etmezler. İsterse bu konuda onlara her türlü mucize, delil ve belge gelmiş olsun, fark etmez. Bundan dolayı devamla şöyle buyrulmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İman etmekten yüz çeviren bu müşriklere: "Kendisine doğru ilerlediğiniz ahiretten ve geride bıraktığınız dünyadan ve onun zorluklarından sakının. Umulur ki, Yüce Allah rahmeti ile lütufta bulunur denildiğinde, buna riayet etmezler. Bilakis bundan hiç umursamadan yüz çevirirler.
Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.
Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…
Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Allah'a ve Resulüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve…
Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…
Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…
Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlara "Önünüzdekinden ve arkanızdakinden korunun ki merhamete uğratılasınız" dipnot 1 dendiğinde
Kendilerine "Sizi bekleyen (ahiret) ve geride bıraktığınız (hayattan) dolayı sorumluluktan titreyin ki, ilahi merhamete mazhar olabilesiniz" denildiğinde (yüz çevirdiler):
Onlara: "Gözlerinizin önünde olan ve sizden gizli tutulan (her şeyin Allah'ın bilgisi dahilinde olduğu gerçeğini unutmadan) dikkat edin ki Allah'ın rahmetine nail olabilesiniz!" denildiğinde (çoğu duymazlıktan gelir.)
Onlara: "Önünüzdekinden (karşılaşacaklarınıza karşı) ve arkanızdakinden (yapmış olduklarınızın sonuçlarından) korunun ki rahmete eresiniz" denildiğinde (yüz çevirirler).
Onlara: "Önünüzde ve arkanızda olandan sakının, belki esirgenirsiniz" denildiğinde, (dinlemeyip inkara devam ederler).
Onlara yapmakta olduğunuz ve yapıp arkada bıraktığınız işlerde Allah'tan korkun; umulur ki size merhamet olunur denildiğinde (aldırmazlar).
Onlara, şöyle denilmişti: "Önünüzde olandan da gizli tutulandan da sakının; böylece, belki merhamet edilirsiniz!"
Onlara, "Önünüzdekinden/ahiret azabından ve arkanızdakinden/dünyanın aldatıcılığından sakınınız ki, size merhamet edilebilsin" denildiğinde hiç aldırmazlar.
Kendilerine, "Geçmişinizden ibret alıp geleceğiniz için sakının ki merhamet edilesiniz" denilmişti.
Kendilerine, 'Geçmişinizden ibret alıp ve geleceğiniz için sakının ki merhamet edilesiniz,' denilmişti.
Durum böyle iken onlara: "Önünüzdekini ve arkanızdakini gözetip korunun ki rahmete erişeniz." denildiği zaman;
Hal böyle iken onlara önünüzdekini ve arkanızdakini gözetip korunun ki rahmete şayan olasınız denildiği zaman
Onlara: "Sahip olduğunuz ve olacağınız şeylerde takva sahibi olun. Umulur ki böylece merhamet olunursunuz." denildiği zaman;
Onlara: "Sahip olduğunuz ve olacağınız şeylerde takva dipnot 1 sahibi olun. Umulur ki böylece merhamet olunursunuz." denildiği zaman;
Onlara: "Sahip olduğunuz ve olacağınız şeylerde takva dipnot 1 sahibi olun. Umulur ki böylece merhamet olunursunuz." denildiği zaman;
Onlara: "Önünüzde ve arkanızda olandan sakının, belki esirgenirsiniz" denildiğinde, (dinlemeyip inkara devam ederler).
Onlara "Önümüzdekinden de, arkanızdakinden de sakının. Taki esirgerlesiniz" denildiği zaman (yüz çevirdiler).
Onlara önünüzde ve arkanızda bulunanlardan sakının. Belki merhamet olunursunuz, denildiğinde.
(33-46) Ölü yeryüzü onlara ayettir. Ondan diriltiriz , ondan tohum taneleri / hububat çıkarırız, ondan yiyip dururlar. Biz arzda, ürünlerinden ve elleriyle yaptıklarından yesinler diye , hurmadan, üzümden bahçeler yaptık, on ların içinde gözeler çıkarttık, teşekkür etmeyecek misiniz? Arzda bitirdiği her şeyi, kendilerini ve dahi bilmediklerini çiftler halinde yaratan üstündür. Gece onlar için bir ayettir, gündüzü ondan sıyırır çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar. Güneş kendine mahsus yörünge de akar / cereyan eder işte b u, aziz ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir. Ay’a evreler / menziller takdir ettik, eski bir hurma salkımı eğriliğine dönüşene kadar o menzili sürer. Ne güneşe aya yetişmek ne de geceye gündüzü geçmek yaraşır, hepsi bir galakside / felekte yüzerler. Dolu / yüklü bir gemi içinde, nesillerini / soylarını taşımamız, muhakkak ki onlar için bir ayettir. Onların benzeri binekleri onlar için yarattık, eğer istersek onları boğarız, bizden bir acıma olmasa, belirli bir süreye kadar faydalandırma niyetimiz olmasa ne feryatlarına gelen olur ne de onlar kurtarılırlar. Onlara önünüzde ve geçmişte yaptıklarınızdan sakının böylelikle belki size acınır denil ir, R ablerinin ayetlerinden, ayet olarak onlara ne verilirse verilsin onlar sadece yüz çevirdiler.
Önünüzdekinden ve arkanızdakinden (dünya ve ahiret azabından) sakının. Umulur ki, size merhamet olunur denildiğinde (yüz çevirirler).
Onlara: "Önünüzdeki ve arkanızdaki (yani sizden önce geçen ve ileride sizi bekleyen) olaylardan sakının ki, esirgenesiniz," dendiği zaman (aldırmazlar).
Onlara: "Yapmakta olduğunuz ve geçmişte yaptığınız yanlışlardan sakının; belki ikram görürsünüz." denildiğinde
"Bu insanlara önünüzde olan ve arkanızda kalan için tedbirinizi alın dipnot 1 ki ikram göresiniz" dendiği zaman (ölçüye uymazlar)
Önünüzdekinden ve arkanızdakinden (dünya ve âhiret azâbından) sakının; umulur ki size merhamet olunur denildiğinde (yüz çevirirler).
Onlara: -Önünüzdeki ve arkanızdakinden sakının ki merhamet olunasınız, denildiği zaman...
Onlara, "Önünüzdekinden ve arkanızdakinden sakının ki, size merhamet edilebilsin!" denildiğinde, hiç aldırmazlar.
And when they are told: "Fear for your irreverence to Allah and regard with fear the retributive punishment which you might encounter here. Fear also what awaits you Hereafter which is indeed grievous and really severe so that you might hopefully be recipients of Allah’s mercy".
Yet when they are told, ‘Beware of what lies before and behind you, so that you may be given mercy,’
When they are told, "Fear ye that which is before you and that which will be after you, in order that ye may receive Mercy," (they turn back).
When it is said to such people: "Guard yourselves against what is ahead of you and what has preceded you dipnot 1 that mercy be shown to you" (they pay scant heed to it).
They are told, ‘Have taqwa of what is before you and behind you so that hopefully you will have mercy shown to you. ’
And when it is said to them: "Fear of that which is before you (worldly torments), and that which is behind you (torments in the Hereafter), in order that you may receive Mercy (i.e. if you believe in Allâh’s religion - Islâmic Monotheism, and avoid polytheism, and obey Allâh with righteous deeds)."
And when they are told, ‘Beware of that which is before you and that which is behind you, so that you may receive [His] mercy. ’
And when it is said to them, `Guard yourself against that (punishment) which is (impending) before you and that which is behind you (and may befall you as a consequence of your evil past) so that you may be shown mercy (they turn away). '
And when it is said to them, 'Fear what is before you and what is behind you; haply you will find mercy' --
When the disbelievers are told: "Be mindful of what is awaiting you and what deeds you have left behind" [they do not care. ]
And when it is said to them, 'Fear what is before you and what is behind you, haply ye may obtain mercy;'
When they are told: "Be aware of your present and your past, that you may attain mercy."
When it is said unto them, fear that which is before you, and that which is behind you, that ye may obtain mercy; they withdraw from thee:
And when it is said to them, "Guard against what is before you and what is behind you, that per chance (or possibly) you may find mercy. ... (they are heedless)
And when it is said to them, "Be pious as regards what is before you (Literally: between your hands) and what is behind you, that possibly you would be granted mercy. "
When it is said unto them: Beware of that which is before you and that which is behind you, that haply ye may find mercy (they are heedless).
When it is said to them: "Beware of what is before you and what is past, that you may be treated with kindness;"
And [yet, ] when they are told, "Beware of [God’s insight into] all that lies open before you and all that is hidden from you, so that you might be graced with His mercy," [most men choose to remain deaf;]
˹Still they turn away˺ when it is said to them, "Beware of what is ahead of you ˹in the Hereafter˺ and what is behind you ˹of destroyed nations˺ so you may be shown mercy."
And when they are told: "Be aware of your present and your past, that you may attain mercy. "
Yet, when they are told, "Learn from your past, to work righteousness for your future, that you may attain mercy,"
But when it is said to them, "Beware of what is before you and what is behind you; perhaps you will receive mercy. .. "
But when it is said to them: “Be in prudent fear of what is before you, and what is behind you, that you might obtain mercy[...].”
And yet, when it is said to them, "Walk aright learning from every yesterday, so that you may build a future worthy of Grace,"
And when it is said to them: "You fear that which has happened before you, and that which will come after you, so that you may (also) receive (Allah's) Mercy," (then they do not listen and go away).
And (they pay no heed) when it is said to them, "Save yourselves from that (punishment) which is before you (in this world) and that which will come after you (die), so that you may receive mercy".
And when they are told: "Be aware of your present and your past, that you may attain mercy."