Yâsîn suresi · 13–19. ayetler

Karye halkı: elçilerin gelişi ve yalanlanması

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Yâsîn suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 13. ayet. وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلًا أَصْحَٰبَ ٱلْقَرْيَةِ إِذْ جَآءَهَا ٱلْمُرْسَلُونَ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.

    Mehmet Okuyan

    Onlara (müşriklere) şu şehir halkını örnek ver: Hani onlara elçiler gelmişti. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki şehrin Antakya, elçilerin de Hz. İsa'nın havarileri olduğu iddia edilmektedir. Oysa burada anlatılan olay bir kıssa değil [darb-ı mesel]dir, elçiler de herhangi birer elçi değil peygamberlerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlara, kendilerine elçiler gönderdiğimiz şehir halkının hikayesini anlat.

    Muhammed Esed

    Onlara, elçilerimizi gönderdiğimiz o şehir halkı(nın hikayesin)i örnek olarak anlat.

    Ahmed Hulusi

    Onlara o şehir halkını örnek ver. . . Hani oraya Rasuller gelmişti.

    Ali Bulaç

    Sen onlara, o şehir halkının örneğini ver; hani oraya elçiler gelmişti.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara, şu şehir halkını misal getir: Hani onlara elçiler gelmişti.

    Ali Rıza Safa

    Gönderilenlerin geldiği, o kentin yoldaşlarını örnek ver.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara o ülke halkını örnek ver. Hani, oraya peygamberler gelmişti.

    Edip Yüksel

    Onlara, bir kent halkının kendilerine gelen elçilere gösterdiği tavrın örneğini ver.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara, bir kent halkının kendilerine gelen elçilere gösterdiği tavrın örneğini ver.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onlara o şehir halkını örnek ver. Hani oraya o gönderilen elçiler varmıştı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlara, o karye sahiblerini temsil getir, o dem ki ona o gönderilen Resuller varmıştı

    Erhan Aktaş

    Onlara, o kentin halkını örnek ver. Hani, onlara Resuller gelmişti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara, o kentin halkını örnek ver. Hani, onlara resuller gelmişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara, o kentin halkını örnek ver. Hani, onlara rasuller gelmişti.

    Gültekin Onan

    Sen onlara, o şehir halkının örneğini ver, hani oraya elçiler gelmişti.

    Hasan Basri Çantay

    Onlara o şehir yaranını misal getir. Hani oraya elçiler gelmişdi.

    İbni Kesir

    Onlara misal olarak şu kasaba halkını anlat: Hani oraya elçiler gelmişlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara, şu şehir halkını misal getir: Hani onlara elçiler gelmişti.

    Süleyman Ateş

    Onlara elçilerin geldiği şu kent halkını misal olarak anlat:

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara şu kentin ahalisini örnek olarak anlat: Bir gün oraya elçilerimiz gelmişti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şu şehir halkının, elçiler geldiğinde yaptıklarını bunlara örnek ver.

    Şaban Britch

    Kendilerine elçiler gelmiş olan belde halkının misalini anlat onlara.

    Şaban Piriş

    Kendilerine elçiler gelmiş olan belde halkının misalini anlat onlara.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara o kent halkını örnek ver. Hani, elçiler gelmişti oraya.

  2. Yâsîn suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 14. ayet. إِذْ أَرْسَلْنَآ إِلَيْهِمُ ٱثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُوٓا۟ إِنَّآ إِلَيْكُم مُّرْسَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz" dediler.

    Mehmet Okuyan

    Hani kendilerine iki elçi gönderdiğimizde onları yalanlamışlardı. (İki elçiyi) üçüncü ile desteklemiştik ve "Biz (Allah tarafından) size gönderilmiş elçileriz." demişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir zamanlar onlara iki elçi göndermiştik; ama ikisini de yalanladılar. Bunun üzerine (onları) bir üçüncüyle destekledik; ve onlar dediler ki: "Biz size gönderilmiş elçileriz."

    Muhammed Esed

    Biz onlara iki (elçi) gönderdik, ikisini de yalanladılar; bunun üzerine (onları), üçüncü biri ile destekledik; ve bu (elçi)ler, "Bakın, biz (Allah tarafından) size gönderildik!" dediler.

    Ahmed Hulusi

    Hani onlara iki (Rasul) irsal ettik de o ikisini de yalanladılar. . . Bunun üzerine bir üçüncüsü ile güçlendirdik de: "Doğrusu biz size irsal olunanlarız" dediler.

    Ali Bulaç

    Hani onlara iki (elçi) göndermiştik, fakat ikisini yalanlamışlardı. Biz de (iki elçiyi) bir üçüncüyle güçlendirdik; böylece dediler ki: "Şüphesiz biz, size, gönderilmiş elçileriz."

    Ali Özek ve heyeti

    İşte o zaman biz, onlara iki elçi göndermiştik. Onları yalanladılar. Bunun üzerine üçüncü bir elçi gönderdik. Onlar: Biz size gönderilmiş Allah elçileriyiz! dediler.

    Ali Rıza Safa

    İki gönderdik; ikisini de yalanladılar. Bunun üzerine, üçüncü birisiyle destekledik. Şöyle dediler: "Biz, size gönderilenleriz!" dipnot 370

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 370
      Aynı dönemde gönderilen iki peygamber ve onlara destek olarak gönderilen üçüncüsünün kim olduğu konusunda, Kur'an'daki diğer ayetlerde açık bir bilgi yoktur. Allah'a inanan, ama O'nun hiçbir şey indirmediğini öne süren bu topluma, aynı dönemde gönderilen üç peygamberin; İbrahim, Lut ve İsmail oldukları düşünülebilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Hani biz onlara iki peygamber göndermiştik, onları yalanlamışlardı. Bunun üzerine biz, üçüncü bir peygamberle destek vermiştik. Şöyle demişlerdi: "Biz, size gönderilen peygamberleriz."

    Edip Yüksel

    Onlara iki elçi göndermiştik, ikisini de yalanladılar. Bunun üzerine üçüncü biriyle desteklemiştik. "Biz size gönderilen elçileriz" demişlerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara iki elçi göndermiştik, ikisini de yalanladılar. Bunun üzerine üçüncü biriyle desteklemiştik. 'Biz size gönderilen elçileriz,' demişlerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hani onlara o iki elçiyi göndermiştik de onları yalanladılar; Biz de bir üçüncüsüyle onları güçlendirdik, varıp: "Haberiniz olsun, biz sizlere gönderilmiş elçileriz." dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O sıra ki onlara o ikiyi göndermiştik, bunları tekzib ettiler, biz de bir üçüncü ile ızzet (ve kuvvet) verdik de varıp dediler: haberiniz olsun biz sizlere gönderilmiş Resulleriz

    Erhan Aktaş

    Onlara iki Resul göndermiştik. Fakat ikisini de yalanladılar. Bunun üzerine üçüncü ile destekledik. Dediler ki: "Biz, size gönderilmiş Resulleriz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara iki resul göndermiştik. Fakat ikisini de yalanladılar. Bunun üzerine üçüncü ile destekledik. Dediler ki: "Biz, size gönderilmiş resulleriz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara iki rasul göndermiştik. Fakat ikisini de yalanladılar. Bunun üzerine üçüncü ile destekledik. Dediler ki: "Biz, size gönderilmiş rasulleriz."

    Gültekin Onan

    Hani onlara iki (elçi) göndermiştik, fakat ikisini yalanlamışlardı. Biz de (iki elçiyi) bir üçüncüyle güçlendirdik; böylece dediler ki: "Şüphesiz biz, size, gönderilmiş elçileriz."

    Hasan Basri Çantay

    Biz o zaman kendilerine iki (elçi) göndermişdik de onları tekzib etmişlerdi. Biz de bir üçüncü ile (bunları) takviye etmişdik de "Hakikat, biz size gönderilmiş elçileriz" demişlerdi.

    İbni Kesir

    Hani onlara iki elçi göndermiştik de bunları yalanlamışlardı. Bunun üzerine Biz de üçüncüsüyle desteklemiştik de: Biz, size gönderilmiş elçileriz, demişlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani onlara iki elçi göndermiştik de onları yalanlamışlardı. Bir üçüncüsü ile onlara destek vermiştik. (Onlar:) "Biz, size gönderilen elçileriz." demişlerdi.

    Süleyman Ateş

    Biz onlara iki elçi gönderdik, onları yalanladılar, biz de (elçileri) üçüncü biriyle destekledik. Dediler ki: "Biz size gönderilen elçileriz."

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara iki elçi göndermiştik, ikisini de yalancı saydılar. O elçileri, bir üçüncüsü ile destekledik. "Biz, size gönderilen elçileriz." dediler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İncil'de "Resullerin İşleri" bölümünde verilen bilgilerle bu ayetler arasında uyum vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara iki elçi gönderdik; yalanladılar. Sonra elçileri üçüncüsü ile destekledik. Onlar; "biz, size gönderilen elçileriz." dediler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rivayete göre bu ayetler, İsa aleyhisselamın Antakya'ya gönderdiği elçilerle ilgilidir (Taberi 22243). İncil'de "Resullerin İşleri" bölümünde verilen bilgilerle bu ayetler arasında uyum vardır.

    Şaban Britch

    Hani onlara iki elçi göndermiştik de onları yalanlamışlardı. Bir üçüncüsü ile onları güçlendirmiştik. Biz, size gönderilen elçileriz, demişlerdi.

    Şaban Piriş

    Hani onlara iki elçi göndermiştik de onları yalanlamışlardı. Bir üçüncüsü ile onları güçlendirmiştik. -Biz, size gönderilen elçileriz, demişlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hani, biz onlara iki kişi göndermiştik, onları yalanlamışlardı. Bunun üzerine biz, üçüncü bir kişiyle destek vermiştik. Şöyle demişlerdi: "Biz, size gönderilen elçileriz!"

  3. Yâsîn suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 15. ayet. قَالُوا۟ مَآ أَنتُمْ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا وَمَآ أَنزَلَ ٱلرَّحْمَٰنُ مِن شَىْءٍ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا تَكْذِبُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar şöyle dediler: "Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahman, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."

    Mehmet Okuyan

    (Şehir halkı elçilere) "Siz de ancak bizim gibi insansınız. dipnot 1 Rahmân (size) herhangi bir şey indirmemiştir; dipnot 2 siz sadece yalan söylüyorsunuz!" demişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnkârcıların bir insan olan peygamberle alay edişleriyle ilgili benzer mesajlar: Hûd 11:27; İbrâhîm 14:10-11; İsrâ 17:94; Enbiyâ 21:3, 36; Mü'minûn 23:24, 33-34, 47; Furkân 25:41; Şu‘arâ 26:154, 186; Sâd 38:8; Kamer 54:24-25; Teğâbun 64:6.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:91; Mülk 67:9.

    Mustafa İslamoğlu

    (Şehir halkı) dediler ki: "Siz sadece bizim gibi beşer türüne mensupsunuz. O rahmet kaynağı da hiçbir şey indirmemiştir: siz sadece yalan söylüyorsunuz!"

    Muhammed Esed

    (Berikiler): "Siz de bizim gibi ölümlü insanlarsınız!" diye cevap verdiler, "Ayrıca Rahman, herhangi bir (vahiy) de göndermiş değil. Siz sadece yalan söylüyorsunuz!"

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Siz bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsiniz. . . Rahman da hiçbir şey inzal etmedi. . . Siz ancak yalan söylüyorsunuz. "

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Siz, bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsiniz, Rahman (olan Allah) da herhangi bir şey indirmiş değildir. Siz, yalnızca yalan söylüyorsunuz."

    Ali Özek ve heyeti

    Elçilere dediler ki: Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahmân, herhangi bir şey indirmedi. Siz ancak yalan söylüyorsunuz.

    Ali Rıza Safa

    "Bizler gibi bir insanoğlundan başkası değilsiniz!" dediler; "Bağışlayan, hiçbir şey indirmemiştir; yalan söylüyorsunuz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Ülke halkı dedi ki: "Siz, bizim gibi birer insandan başka şey değilsiniz. Rahman hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz!"

    Edip Yüksel

    Dediler ki, "Siz de bizim gibi insandan başka bir şey değilsiniz. Rahman ise hiçbir şey indirmemiştir. Siz yalan söylüyorsunuz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki, 'Siz de bizim gibi insandan başka bir şey değilsiniz. Rahman ise hiçbir şey indirmemiştir. Siz yalan söylüyorsunuz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    "Siz bizim gibi insandan başka birşey değilsiniz, hem Rahman hiç birşey indirmedi; siz sırf yalan söylüyorsunuz!" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz, dediler: bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsiniz, hem Rahman hiç bir şey indirmedi, siz sırf yalan söylüyorsunuz

    Erhan Aktaş

    Onlar: "Siz de bizim gibi birer beşersiniz. Rahman herhangi bir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar: "Siz de bizim gibi birer beşersiniz. Rahman herhangi bir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar: "Siz de bizim gibi birer insansınız. Rahman herhangi bir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz." dediler.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Siz, bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsiniz, Rahman da herhangi bir şey indirmiş değildir. Siz, yalnızca yalan söylüyorsunuz."

    Hasan Basri Çantay

    Onlar: "Siz, dediler, bizim gibi insandan başka (kimseler) değilsiniz. Hem Rahman hiçbir şey indirmemişdir?. Siz yalan söyler (kimse) lerden başkası değilsiniz.

    İbni Kesir

    Onlar da; siz, ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman, size hiç bir şey indirmemiştir. Siz, sadece yalan söylüyorsunuz, demişlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Elçilere dediler ki: Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman, herhangi bir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.

    Süleyman Ateş

    (Kentliler) Dediler ki: "Siz de bizim gibi insandan başka bir şey değilsiniz. Rahman bir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Halk dedi ki; "Siz de tıpkı bizim gibi insansınız. Rahman dipnot 1 , bir şey indirmiş değildir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rahman, iyiliği sonsuz demektir. İnsanlar her şeyi Allah'ın verdiğini kabul ederler ama emir vermesini istemezler.

    Şaban Britch

    Siz de bizim gibi insandan başka bir şey değilsiniz. Rahman, hiç bir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz, diye cevap vermişlerdi.

    Şaban Piriş

    -Siz de bizim gibi insandan başka bir şey değilsiniz, Rahman, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz, diye cevap vermişlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kent halkı dedi ki: "Siz, bizim gibi birer insandan başka şey değilsiniz. Rahman hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."

  4. Yâsîn suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 16. ayet. قَالُوا۟ رَبُّنَا يَعْلَمُ إِنَّآ إِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ

    Diyanet İşleri

    (Elçiler ise) şöyle dediler: "Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor."

    Mehmet Okuyan

    (Elçiler) "Rabbimiz biliyor ki doğrusu biz size gönderilmiş elçileriz.

    Mustafa İslamoğlu

    (Elçiler) dediler ki: "Rabbimiz biliyor ki biz size gönderilmiş elçileriz.

    Muhammed Esed

    (Elçiler,) "Rabbimiz bilir ki" dediler, "biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz;

    Ahmed Hulusi

    (Rasuller) dediler ki: "Rabbimiz biliyor ki, gerçekten biz size irsal olunanlarız. "

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu bilir."

    Ali Özek ve heyeti

    (Elçiler) dediler ki: Rabbimiz biliyor, biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.

    Ali Rıza Safa

    Şöyle dediler: "Gönderilenler olduğumuzu, Efendimiz, kesinlikle bilir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Peygamberler dediler ki: "Rabbimiz biliyor ki, biz size gönderilmiş peygamberleriz."

    Edip Yüksel

    Dediler ki, "Efendimiz bilir ki biz size gönderildik."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki, 'Rabbimiz bilir ki biz size gönderildik.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Elçiler: "Rabbimiz biliyor ki, biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dediler: rabbımız bilir, inanın biz gerçek size gönderilmiş, Resulleriz,

    Erhan Aktaş

    "Rabb'imiz biliyor ki, biz gerçekten size gönderilmiş Resulleriz." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Rabb'imiz biliyor ki, biz gerçekten size gönderilmiş resulleriz." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabb'imiz biliyor ki, biz gerçekten size gönderilmiş rasulleriz." dediler.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu bilir."

    Hasan Basri Çantay

    (Elçiler şöyle) dediler: "Rabbimiz biliyor ki biz hakıykaten size gönderilmiş elçileriz".

    İbni Kesir

    Dediler ki: Rabbımız bilir ki biz, muhakkak size gönderilmiş elçileriz.

    Mehmet Alagaş

    (13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Elçiler ise: "Rabbimiz biliyor ki biz, size gönderilen elçileriz." diye karşılık verdiler.

    Süleyman Ateş

    (Elçiler) Dediler ki: "Rabbimiz bilir ki biz size gönderilmiş elçileriz."

    Süleymaniye Vakfı

    Elçiler şöyle dediler: "Rabbimiz biliyor ki biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki; "Rabbimiz biliyor; biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.

    Şaban Britch

    Elçiler ise: Rabbimiz biliyor ki biz size gönderilen elçileriz, diye karşılık verdiler.

    Şaban Piriş

    Elçiler ise: -Rabbi'miz biliyor ki biz size gönderilen elçileriz, diye karşılık verdiler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Rabbimiz biliyor ki, biz size gönderilmiş elçileriz."

  5. Yâsîn suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 17. ayet. وَمَا عَلَيْنَآ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

    Diyanet İşleri

    "Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir."

    Mehmet Okuyan

    Apaçık tebliğden başka üzerimize düşen (bir şey) yoktur." demişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve biz size açıkça tebliğ etmekten başka bir şeyle mükellef değiliz."

    Muhammed Esed

    Fakat (bize emanet edilen) mesajı size açıkça tebliğ etmekten başka bir şey ile yükümlü değiliz".

    Ahmed Hulusi

    "Bize ait olan sadece apaçık tebliğdir. "

    Ali Bulaç

    "Bizim üzerimizde de (sorumluluk ve görev olarak) apaçık bir tebliğden başkası yoktur."

    Ali Özek ve heyeti

    «Bizim vazifemiz, açık bir şekilde Allah'ın buyruklarını size tebliğ etmekten başka bir şey değildir» dediler.

    Ali Rıza Safa

    "Bizim görevimiz, yalnızca apaçık bildirmektir!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Bize düşen, açık bir tebliğden başka bir şey değildir."

    Edip Yüksel

    "Bizim görevimiz, açıkça duyurmaktan ibarettir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bizim görevimiz, açıkça duyurmaktan ibarettir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Açık bir tebliğden ötesi ise bizim üstümüze (vazife) değildir!" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    açık bir tebliğden ötesi ise bizim üstümüze değil

    Erhan Aktaş

    "Bize düşen yalnızca açıkça iletmektir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Bize düşen yalnızca açıkça iletmektir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Bize düşen yalnızca açıkça duyurmaktır."

    Gültekin Onan

    "Bizim üzerimizde de (sorumluluk ve görev olarak) apaçık bir tebliğden başkası yoktur."

    Hasan Basri Çantay

    "Bizim üzerimize (düşen vazife) apaçık tebliğden başkası değildir".

    İbni Kesir

    Bize düşen, sadece apaçık tebliğdir.

    Mehmet Alagaş

    (13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Bizim görevimiz apaçık tebliğden başka bir şey değildir."

    Süleyman Ateş

    "Bizim üzerimize düşen, yalnız açıkça duyurmaktır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görevimiz açık bir tebliğden ibarettir."

    Şaban Britch

    Bizim görevimiz apaçık tebliğ/duyurmaktan başka bir şey değildir.

    Şaban Piriş

    Bizim görevimiz apaçık duyurmaktan başka bir şey değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Bize düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir."

  6. Yâsîn suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 18. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْ لَئِن لَّمْ تَنتَهُوا۟ لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."

    Mehmet Okuyan

    (Şehir halkı) "Sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. (Tebliğden) vazgeçmezseniz, şüphesiz ki sizi kovacağız; elbette bizden size elem verici bir azap dokunacak!" demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    (Şehir halkı) dediler ki: "Şüphesiz bize uğursuzluk getirdiniz. Eğer buna bir son vermezseniz, sizi öldüresiye taşa tutar ve sizi keyfimizce şiddetli bir biçimde cezalandırırız."

    Muhammed Esed

    (Ötekiler,) "Doğrusu," dediler, "bize uğursuzluk getirdiniz! Eğer bundan vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlayacak ve başınıza bir bela saracağız!"

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Kuşkusuz sizde uğursuzluk olduğunu düşünüyoruz. . . Andolsun ki, eğer vazgeçmezseniz, kesinlikle sizi taşlayarak öldüreceğiz ve elbette size bizden feci bir azap dokunacaktır. "

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acı bir azab dokunacaktır."

    Ali Özek ve heyeti

    (Bunun üzerine onlar:) Doğrusu siz bize uğursuz geldiniz. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlarız. Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler.

    Ali Rıza Safa

    "Sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık!" dediler; "Buna son vermezseniz, kesinlikle sizi taşlayacağız ve kesinlikle acı bir biçimde cezalandıracağız!"

    Bayraktar Bayraklı

    Ülke halkı şöyle dedi: "Sizin yüzünüzden uğursuzlukla karşılaştık, biz sizi uğursuzluk sebebi saymaktayız. Eğer bu işe son vermezseniz, sizi mutlaka taşlayacağız. Bizden size acıklı bir azap kesinlikle dokunacaktır."

    Edip Yüksel

    Dediler ki, "Sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer son vermezseniz sizi taşlarız/kovarız ve bizden size acı bir ceza dokunacaktır."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki, 'Sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer son vermezseniz sizi taşlarız ve bizden size acı bir ceza dokunacaktır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar: "Doğrusu, biz sizi uğursuzluk nedeni saydık. Yemin ederiz ki, vazgeçmezseniz sizi hiç tınmadan taşlarız ve kesinlikle size bizden acıklı bir azap dokunur." dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Doğrusu dediler: biz sizinle teşe'üm ettik, yemin ederiz ki vazgeçmezseniz sizi hiç tınmadan recmederiz ve her halde size bizden pek acıklı bir azab dokunur

    Erhan Aktaş

    "Siz bize kesinlikle uğursuzluk getirdiniz. Eğer vazgeçmezseniz, kesinlikle sizi taşlarız. Ve bizden size çok acıklı bir azap dokunur." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Siz bize kesinlikle uğursuzluk getirdiniz. Eğer vazgeçmezseniz, kesinlikle sizi taşlarız. Ve bizden size çok acıklı bir azap dokunur." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Siz bize kesinlikle uğursuzluk getirdiniz. Eğer vazgeçmezseniz, kesinlikle sizi taşlarız. Ve bizden size çok acıklı bir azap dokunur." dediler.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acı bir azab dokunacaktır."

    Hasan Basri Çantay

    Dediler: "Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzlandık. Eğer vaz geçmezseniz, andolsun, sizi mutlak taşlarız. Bizden size muhakkak acıklı bir işkence de dokunur".

    İbni Kesir

    Doğrusu, sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Vazgeçmezseniz andolsun ki sizi taşlayacağız. Ve bizden size, elim bir azab dokunacaktır, dediler.

    Mehmet Alagaş

    (13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar dediler ki: "Doğrusu siz, bize uğursuz geldiniz. Eğer bu işe bir son vermezseniz, sizi taşlarız ve bizden size acı bir azap dokunur."

    Süleyman Ateş

    (Kentliler) Dediler ki: "Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizden size acı bir azab dokunur."

    Süleymaniye Vakfı

    Kent ahalisi dedi ki: "Sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık dipnot 1 . Eğer vazgeçmezseniz kesinlikle sizi taşa tutarız, tarafımızdan size mutlaka acıklı bir azap gelir dipnot 2 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zamanında Salih Aleyhisselam (Neml 27/47) ve Musa Aleyhisselam (A'raf 7/131) da benzer ithamlarla karşılaşmışlardır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu tehditlerin aynısı Nuh Aleyhisselam (Şuara 26/116), İbrahim Aleyhisselam (Meryem 19/46), Şuayb Aleyhisselam (Hud 11/91) ve Ashab-ı Kehf (Kehf 18/20) için de yapılmıştı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Halk dedi ki; "Sizin yüzünüzden biz, paramparça olduk. Eğer vazgeçmezseniz sizi taşa tutar, fena halde canınızı yakarız dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Peygamberimizin tebliğinden sonra Mekkeliler de parçalandığı için onu öldürmeye kalkmışlardı.

    Şaban Britch

    Onlar dediler ki: Doğrusu siz bize uğursuz geldiniz. Eğer bu işe bir son vermezseniz, sizi taşa tutarız ve bizden acı bir azap dokunur size.

    Şaban Piriş

    Onlar dediler ki: -Sizin yüzünüzden bize uğursuzluk geldi. Eğer bu işe bir son vermezseniz, sizi taşa tutarız ve bizden acı bir azap dokunur size.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Sizin yüzünüzden uğursuzlukla karşılaştık/biz sizi uğursuzluk sebebi saymaktayız. Eğer bu işe son vermezseniz, sizi mutlaka taşlayacağız. Ve bizden size acıklı bir azap kesinlikle dokunacaktır."

  7. Yâsîn suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yâsîn suresi, 19. ayet. قَالُوا۟ طَٰٓئِرُكُم مَّعَكُمْ أَئِن ذُكِّرْتُم بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ مُّسْرِفُونَ

    Diyanet İşleri

    Elçiler de, "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz" dediler.

    Mehmet Okuyan

    (Elçiler şöyle demişlerdi): "Uğursuzluğunuz sizden kaynaklanıyor. dipnot 1 (Gerçekler size) hatırlatıldığı için mi (uğursuzluğa uğradınız)? Aslında siz aşırıya kaçan bir topluluksunuz."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:131; Neml 27:47.

    Mustafa İslamoğlu

    (Elçiler dediler ki: "Uğurunuz/uğursuzluğunuz size bağlıdır. Ne yani, size öğüt verildi diye mi (böyle oldu)? Hayır, asıl siz haddi aşmış bir toplumsunuz."

    Muhammed Esed

    (Elçiler) şöyle cevap verdiler: "Kaderiniz, iyi de kötü de olsa, sizinle birlikte (olacak)tır! (Hakikati) can kulağıyla dinlemeniz isteniyorsa (bu sizce kötü bir şey mi?) Hayır, fakat siz kendinize yazık etmiş bir toplumsunuz!"

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Sizin uğursuzluğunuz sizinledir. . . Eğer (hakikatinizle) hatırlatılıyorsanız bu mu (uğursuzluk)? Hayır, siz israf eden bir toplumsunuz. "

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Uğursuzluğunuz, sizinledir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Hayır, siz ölçüyü taşıran bir kavimsiniz."

    Ali Özek ve heyeti

    Elçiler şöyle cevap verdi: Sizin uğursuzluğunuz sizinle beraberdir. Size nasihat ediliyorsa bu uğursuzluk mudur? Bilakis, siz aşırı giden bir milletsiniz.

    Ali Rıza Safa

    Şöyle dediler: "Sizin uğursuzluğunuz, kendi yüzünüzdendir. Size öğreti verildiği için mi böyle oldu? Hayır, siz, ölçüyü aşan bir toplumsunuz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Peygamberler dediler ki: "Uğursuzluk şüphesiz sizinle beraberdir. Size öğüt verildi diye mi bütün bunlar? Hayır, siz savurganlığa ve aşırılığa sapmış bir topluluksunuz."

    Edip Yüksel

    Dediler ki, "Uğursuzluğunuz sizden kaynaklanmaktadır. Size uyarıda bulunulduğu için mi? Siz gerçekten sınırı aşan bir topluluksunuz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki, 'Uğursuzluğunuz sizden kaynaklanmaktadır. Size uyarıda bulunulduğu için mi? Siz gerçekten sınırı aşan bir topluluksunuz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Elçiler: "Sizin uğursuzluk kuşunuz beraberinizdedir. Size öğüt verilse de öyle mi? Doğrusu siz israfı adet etmiş bir topluluksunuz." dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dediler: sizin şum kuşunuz beraberinizde, ya... nasıhat edilirseniz öyle mi? Doğrusu siz israfı adet etmiş bir kavmsınız

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildi diye mi? dipnot 1 Hayır! Siz haddi aşan bir kavimsiniz." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Size gerçekleri iletmemizi mi uğursuzluk sayıyorsunuz?

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Uğursuzluğunuz sizinledir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Hayır, siz ölçüyü taşıran bir kavimsiniz."

    Hasan Basri Çantay

    (Onlar da): "Sizin uğursuzluğunuz, dediler, kendi beraberinizdedir. Size nasıyhat edilirse mi? Hayır, siz haddi aşıb taşanlar güruhusunuz".

    İbni Kesir

    Dediler ki: Uğursuzluğunuz sizinledir. Size öğüt verildi diye mi? Hayır, siz; çok aşırı giden bir kavimsiniz.

    Mehmet Alagaş

    (13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Elçiler) dediler ki: "Sizin uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Doğrusu siz çok ileri giden bir topluluksunuz".

    Süleyman Ateş

    (Elçiler) Dediler ki: "Uğursuzluğunuz sizin kendinizdedir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz)? Hayır siz aşırı giden bir kavimsiniz."

    Süleymaniye Vakfı

    Elçiler dediler ki: "Sizi uğursuzluğa uğratan kendi tavrınızdır. Size doğru bilgiler verildi diye mi (rahatsız oldunuz) dipnot 1 ? Aslında siz, aşırı giden bir topluluksunuz."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir topluma Allah'ın bir elçisi geldiği zaman bir kesim ona inanır, bir kesimse karşı çıkar. Bu yüzden çözülme ve parçalanma kaçınılmaz olur (Bakara 2/213, Beyyine 98/1-4).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Elçiler dediler ki, "sizi parçalayan sizde olandır. Doğrular hatırlatıldı diye paramparça oldunuz öyle mi dipnot 1 ? Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir topluma Allah'ın bir elçisi geldiği zaman çözülme ve parçalanma kaçınılmaz olur. Allah Teala şöyle buyurur: "İnsanlar tek bir topluluktu; Allah onlara, müjde veren ve uyarıda bulunan nebiler gönderdi. Onlarla birlikte gerçeği içeren kitap da indirdi ki, ayrılığa düştükleri konularda insanlar arasında hakemlik yapsın. Kitapta ayrılığa düşenler kendilerine Kitap verilenlerden başkası olmadı. O açık belgeler geldikten sonra birbirlerinin haklarına göz diktikleri için böyle oldu. Sonra Allah inanmış olanları, anlaşamadıkları konuda, kendi izniyle doğruya ulaştırdı. Allah düzenine uyanı doğruya yöneltir." (Bakara 2/213).

    Şaban Britch

    Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildi diye mi? Hayır! Siz aşırı giden bir toplumsunuz, dediler.

    Şaban Piriş

    -Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Sizi uyardık diye mi? Hayır, siz aşırı giden bir toplumsunuz, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Uğursuzluk kuşunuz sizinle beraberdir. Size öğüt verildi diye mi bütün bunlar? Hayır, siz savurganlığa, aşırılığa sapmış bir topluluksunuz."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.