Yâsîn suresi

Yâsîn suresi, 48. ayet

Yâsîn suresi, 48. ayet. وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

veyeḳûlûne metâ hâẕe-lva`dü in küntüm ṣâdiḳîn.

Diyanet İşleri

"Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?" diyorlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yâsîn 45–51 · surenin 48. ayeti / 83

Konu Yüz çevirenler ve ansızın gelen ses Yâsîn 45–50 3

  1. Yâsîn 45

    Onlara, "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin" denildiğinde yüz çevirirler.

  2. Yâsîn 46

    Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar.

  3. Yâsîn 47

    Onlara, "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın" denildiği zaman, inkar edenler iman edenlere, "Allah'ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz" derler.

  4. 48

    "Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?" diyorlar.

  5. Yâsîn 49

    Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.

  6. Yâsîn 50

    Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.

  7. Yâsîn 51

    Sura üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 48–49. ayetler için yazılmıştır.

48. Yalanlamak ve tehdit edildikleri azabın çabucak gelmesini istemek üzere “derler ki: Eğer doğru söylüyorsanız bu (azap) tehdidi ne zaman (gerçekleşecek)?”

Yüce Allah da şöyle buyurmaktadır: Bunu uzak görmesinler, çünkü o pek yakındır:

49. “Onların işi, ancak birbirleri ile çekişirlerken” ve gafil iken, kendi aralarında anlaşmazlık içerisinde tartışırlarken -ki bu da çoğunlukla gaflet anında olur- ve hatırlarına bile getirmedikleri bir anda “kendilerini (ansızın) yakalayacak” kendilerine isabet edecek “olan tek bir çığlığa” ki bu da Sûr’a üfürüştür “bakar.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ölümden sonra tekrar dirilmeyi inkâr edenler ve yalanlayıp onun imkânsız olduğunu düşünenler; "Ey Müminler! Bu iddianızda sadıksanız, bu tehdit ne zaman gerçekleşecektir?" derler.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَيَقُولُونَ ve yekulune ve diyorlar kök: قول
  2. مَتَىٰ meta ne zaman?
  3. هَـٰذَا haza bu
  4. ٱلْوَعْدُ l-vea'du tehdid (ettiğiniz azab) kök: وعد
  5. إِن in eğer
  6. كُنتُمْ kuntum iseniz kök: كون
  7. صَـٰدِقِينَ sadikine doğru söylüyor(lar) kök: صدق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…

  • Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    İman edip salih ameller işleyenleri de ebedi olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur.…

  • Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Onlar, "Sen bize tek Allah'a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi…

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Bir de derler ki: "Eğer sözünüze sadıksanız söyleyin bakalım şu vaat ettiğiniz (Son Saat) ne zaman gerçekleşecek?"

Muhammed Esed

ve şöyle devam ederler: "Bu (yeniden dirilme) vaadi ne zaman gerçekleşecek? Eğer doğru söylüyorsanız (buna cevap verin!)"

Ahmed Hulusi

Derler ki: "Eğer sözünüzde sadıksanız, bu tehdidiniz ne zaman (gerçekleşecek)?"

Ali Bulaç

Ve derler ki: "Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdit (etmekte olduğunuz yıkım ve azab) ne zamanmış?"

Ali Özek ve heyeti

Onlar: Eğer gerçekten doğru söylüyorsanız, bu tehdit ne zaman gerçekleşecektir? derler.

Ali Rıza Safa

Üstelik diyorlar ki: "Bu sözü verilen, ne zaman; eğer doğruyu söylüyorsanız?"

Bayraktar Bayraklı

Onlar, "Eğer gerçekten doğru söylüyorsanız, bu vaad ettiğiniz kıyamet ne zaman kopacaktır?" derler.

Edip Yüksel

Aynı zamanda, "Doğru sözlü iseniz o söz ne zaman gerçekleşecek?" diye meydan okurlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Aynı zamanda, 'Doğru sözlü iseniz o söz ne zaman gerçekleşecek?' diye meydan okurlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve: "Ne zaman bu tehdit, (gerçekleşek eğer) doğru (sözlü) iseniz." diyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve ne zaman bu va'd, doğru iseniz? diyorlar

Gültekin Onan

Ve derler ki: "Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdit (etmekte olduğunuz yıkım ve azab) ne zamanmış?"

Hasan Basri Çantay

"Siz doğru söyleyenlerseniz bu tehdid (in tehakkuku) ne zaman (söyleyin)?" derler.

İbni Kesir

Ve derler ki: Şayet siz sadıklardan iseniz, bu vaad ne zamandır?

Mehmet Alagaş

(47-59) Onlara Allah’ın sizi rızıklandırdıklarından harcayın / infak edin denildiği zaman, kafirler iman edenlere; Allah ’ın istese doyuracağı kimseleri , biz mi doyuralım? Sizler, kesinlikle apaçık bir sapma içindesiniz dediler, Ayrıca e ğer sözüne bağlıysanız / sadıksanız bu vaat ne zaman? diyorlar. Onlar, çekişirlerken / hasımlaşır larken kendilerini alacak tek bir sesi bekliyorlar. Vasiyette bulunmaya dahi güçleri yetmez, yakın çevrelerine de geri dönemezler. Artık, Sû ra üfürülmüştür, o andan itibaren, kabirlerinden / mezarlarından rablerine doğru akın ederler. Y azıklar olsun bize / veyl olsun bize, bizi yattığımız yerden / yatırımızdan tekrar kim diriltti? Bu, Rahman’ın vaadi olan ve elçilerin doğruladığı şeydir, derler. Tek bir ses olmuştur, derhal hepsi birden bizim için hazır hale getirildiler. Artık bugün hiçbir nefes liye /nefse / hiçbir kimseye zulmedilmez, sadece yaptıkları nızla cezalandırılacaksınız. Muhakkak ki bugün cennet halkı neşeli bir şekilde belirli uğraşılar içindedirler, onlar ve zevceleri gölgeliklerde koltuklarda oturuşurlar. Orada onlara meyveler ve ne çağırırlarsa o vardır. Esirgeyen Rab’dan esenlik sözü / selam vardır. Ey suçlular bugün ayrılın.

Rowwad Tercüme Merkezi

"Eğer, doğru söylüyorsanız bu vaat/tehdit ne zaman?" derler.

Süleyman Ateş

Ve: "Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdid (ettiğiniz azab) ne zaman (gelecek)?" diyorlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"(Söyleyin bakalım), o tehdit ne zamanmış? Eğer doğru kimselerseniz." derler.

Şaban Britch

Eğer doğru söylüyorsanız, bu vaad ne zaman yerine gelecek? derler.

Şaban Piriş

Eğer doğru söylüyorsanız, bu tehdit ne zaman yerine gelecek? derler.

Yaşar Nuri Öztürk

Bir de şöyle derler: "Eğer doğru sözlüler iseniz, bu tehdit ne zaman?"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"And incidentally" they add: " When does that alleged promise – Hereafter – fall due, if indeed you are declaring the truth?"

Abdul Haleem

And they say, ‘When will this promise be fulfilled, if what you say is true?’

Abdullah Yusuf Ali

Further, they say, "When will this promise (come to pass), if what ye say is true?"

Abul A'la Maududi

They dipnot 1 say: "When will this threat (of Resurrection) come to pass? Tell us if indeed you are truthful." dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    After Tauhid the other question about which a dispute was raging between the Prophet (peace be upon him) and the disbelievers was the question of the Hereafter. Rational arguments about this have been given in the end of the discourse. Here, before giving the arguments, the Hereafter has been depicted with all its horrors so that the people should know that what they are refusing to believe in cannot be averted by their denial, but they have to meet and experience it one day inevitably.
  2. metne dön, dipnot 2
    The question did not mean that they wanted to know the exact date of the coming of the Hereafter, and if, for instance, they were told that it would take place on such and such a date in such and such a month and year, their doubts would have been removed and they would have believed in it. Such questions, in fact, were put as a challenge only for the sake of argument. What they meant to say was that there would be no Resurrection whatever, as if to say: You are threatening us with Resurrection without rhyme or reason. That is why in reply it has not been said that Resurrection will take place on such and such a day, but that it shall come and shall be accompanied by such and such horrors.

Aisha Bewley

And they say, ‘When will this promise come about if you are telling the truth?’

Al-Hilali & Khan

And they say: "When will this promise (i.e. Resurrection) be fulfilled, if you are truthful?"

Ali Quli Qarai

And they say, ‘When will this promise be fulfilled, should you be truthful?’

Amatul Rahman Omar

They (also) say, `(Tell us) if indeed you are truthful when this warning (about punishment) shall come to pass. '

Arthur John Arberry

They also say, 'When shall this promise come to pass, if you speak truly?'

Bijan Moeinian

They [jokingly] say: "When will this Resurrection of yours take place?"

E. Henry Palmer

They say, 'When shall this promise come to pass, if ye do tell the truth?'

Edip-Layth

They say, "When is this promise to come, if you are truthful?"

George Sale

And they say, when will this promise of the resurrection be fulfilled, if ye speak truth?

Hamid S. Aziz

And they say, "When will this threat come to pass, if you are truthful?"

Mahmoud Ghali

And they say, "When will this promise be, in case you are sincere?"

Marmaduke Pickthall

And they say: When will this promise be fulfilled, if ye are truthful?

Mohamed Ahmed - Samira

And they say: "When will this promise come to pass, if what you say is true?"

Muhammad Asad

And they add, "When is this promise [of resurrection] to be fulfilled? [Answer this] if you are men of truth!"

Mustafa Khattab

And they ask ˹the believers˺, "When will this threat come to pass, if what you say is true?"

Progressive Muslims

And they Say: "When is this promise to come, if you are truthful"

Rashad Khalifa

They also challenge, "When will that promise come to pass, if you are truthful?"

Sahih International

And they say, "When is this promise, if you should be truthful?"

Sam Gerrans

And they say: “When is this promise, if you be truthful?”

Shabbir Ahmed

And they (change the subject asking), "When will this warning be fulfilled, if you are men of truth?" (That our system of life, if it is wrong, will crumble).

Syed Vickar Ahamed

And they also ask: "When will this promise (be fulfilled), if you are truthful?"

Taqi Usmani

And they say, "When will this promise come true, if you are truthful?"

The Monotheist Group

And they say: "When is this promise to come, if you are truthful?"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 48. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 48. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 48. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩