Diyanet İşleri
"Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?" diyorlar.
Yâsîn suresi
Yâsîn suresi, 48. ayet. وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
veyeḳûlûne metâ hâẕe-lva`dü in küntüm ṣâdiḳîn.
"Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?" diyorlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yüz çevirenler ve ansızın gelen ses Yâsîn 45–50 3
Onlara, "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin" denildiğinde yüz çevirirler.
Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar.
Onlara, "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın" denildiği zaman, inkar edenler iman edenlere, "Allah'ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz" derler.
"Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?" diyorlar.
Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.
Sura üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 48–49. ayetler için yazılmıştır.
48. Yalanlamak ve tehdit edildikleri azabın çabucak gelmesini istemek üzere “derler ki: Eğer doğru söylüyorsanız bu (azap) tehdidi ne zaman (gerçekleşecek)?”
Yüce Allah da şöyle buyurmaktadır: Bunu uzak görmesinler, çünkü o pek yakındır:
49. “Onların işi, ancak birbirleri ile çekişirlerken” ve gafil iken, kendi aralarında anlaşmazlık içerisinde tartışırlarken -ki bu da çoğunlukla gaflet anında olur- ve hatırlarına bile getirmedikleri bir anda “kendilerini (ansızın) yakalayacak” kendilerine isabet edecek “olan tek bir çığlığa” ki bu da Sûr’a üfürüştür “bakar.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ölümden sonra tekrar dirilmeyi inkâr edenler ve yalanlayıp onun imkânsız olduğunu düşünenler; "Ey Müminler! Bu iddianızda sadıksanız, bu tehdit ne zaman gerçekleşecektir?" derler.
Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…
Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
İman edip salih ameller işleyenleri de ebedi olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur.…
Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Onlar, "Sen bize tek Allah'a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi…
Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…
Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…
Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
"Doğruysanız o vaat (Son Saat) ne zamanmış!" derler. dipnot 1
Bir de derler ki: "Eğer sözünüze sadıksanız söyleyin bakalım şu vaat ettiğiniz (Son Saat) ne zaman gerçekleşecek?"
ve şöyle devam ederler: "Bu (yeniden dirilme) vaadi ne zaman gerçekleşecek? Eğer doğru söylüyorsanız (buna cevap verin!)"
Derler ki: "Eğer sözünüzde sadıksanız, bu tehdidiniz ne zaman (gerçekleşecek)?"
Ve derler ki: "Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdit (etmekte olduğunuz yıkım ve azab) ne zamanmış?"
Onlar: Eğer gerçekten doğru söylüyorsanız, bu tehdit ne zaman gerçekleşecektir? derler.
Üstelik diyorlar ki: "Bu sözü verilen, ne zaman; eğer doğruyu söylüyorsanız?"
Onlar, "Eğer gerçekten doğru söylüyorsanız, bu vaad ettiğiniz kıyamet ne zaman kopacaktır?" derler.
Aynı zamanda, "Doğru sözlü iseniz o söz ne zaman gerçekleşecek?" diye meydan okurlar.
Aynı zamanda, 'Doğru sözlü iseniz o söz ne zaman gerçekleşecek?' diye meydan okurlar.
Ve: "Ne zaman bu tehdit, (gerçekleşek eğer) doğru (sözlü) iseniz." diyorlar.
Ve ne zaman bu va'd, doğru iseniz? diyorlar
"Madem doğru söyleyenlerseniz, bu vaad dipnot 1 ne zaman dipnot 2 ?" derler.
"Madem doğru söyleyenlerseniz, bu vaat dipnot 1 ne zaman?" dipnot 2 derler.
"Madem doğru söyleyenlerseniz, bu söz dipnot 1 ne zaman?" dipnot 2 derler.
Ve derler ki: "Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdit (etmekte olduğunuz yıkım ve azab) ne zamanmış?"
"Siz doğru söyleyenlerseniz bu tehdid (in tehakkuku) ne zaman (söyleyin)?" derler.
Ve derler ki: Şayet siz sadıklardan iseniz, bu vaad ne zamandır?
(47-59) Onlara Allah’ın sizi rızıklandırdıklarından harcayın / infak edin denildiği zaman, kafirler iman edenlere; Allah ’ın istese doyuracağı kimseleri , biz mi doyuralım? Sizler, kesinlikle apaçık bir sapma içindesiniz dediler, Ayrıca e ğer sözüne bağlıysanız / sadıksanız bu vaat ne zaman? diyorlar. Onlar, çekişirlerken / hasımlaşır larken kendilerini alacak tek bir sesi bekliyorlar. Vasiyette bulunmaya dahi güçleri yetmez, yakın çevrelerine de geri dönemezler. Artık, Sû ra üfürülmüştür, o andan itibaren, kabirlerinden / mezarlarından rablerine doğru akın ederler. Y azıklar olsun bize / veyl olsun bize, bizi yattığımız yerden / yatırımızdan tekrar kim diriltti? Bu, Rahman’ın vaadi olan ve elçilerin doğruladığı şeydir, derler. Tek bir ses olmuştur, derhal hepsi birden bizim için hazır hale getirildiler. Artık bugün hiçbir nefes liye /nefse / hiçbir kimseye zulmedilmez, sadece yaptıkları nızla cezalandırılacaksınız. Muhakkak ki bugün cennet halkı neşeli bir şekilde belirli uğraşılar içindedirler, onlar ve zevceleri gölgeliklerde koltuklarda oturuşurlar. Orada onlara meyveler ve ne çağırırlarsa o vardır. Esirgeyen Rab’dan esenlik sözü / selam vardır. Ey suçlular bugün ayrılın.
"Eğer, doğru söylüyorsanız bu vaat/tehdit ne zaman?" derler.
Ve: "Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdid (ettiğiniz azab) ne zaman (gelecek)?" diyorlar.
Şöyle de derler: "Doğru sözlü kişilerseniz o vaat dipnot 1 ne zaman gerçekleşecek dipnot 2 ?"
"(Söyleyin bakalım), o tehdit ne zamanmış? Eğer doğru kimselerseniz." derler.
Eğer doğru söylüyorsanız, bu vaad ne zaman yerine gelecek? derler.
Eğer doğru söylüyorsanız, bu tehdit ne zaman yerine gelecek? derler.
Bir de şöyle derler: "Eğer doğru sözlüler iseniz, bu tehdit ne zaman?"
"And incidentally" they add: " When does that alleged promise – Hereafter – fall due, if indeed you are declaring the truth?"
And they say, ‘When will this promise be fulfilled, if what you say is true?’
Further, they say, "When will this promise (come to pass), if what ye say is true?"
They dipnot 1 say: "When will this threat (of Resurrection) come to pass? Tell us if indeed you are truthful." dipnot 2
And they say, ‘When will this promise come about if you are telling the truth?’
And they say: "When will this promise (i.e. Resurrection) be fulfilled, if you are truthful?"
And they say, ‘When will this promise be fulfilled, should you be truthful?’
They (also) say, `(Tell us) if indeed you are truthful when this warning (about punishment) shall come to pass. '
They also say, 'When shall this promise come to pass, if you speak truly?'
They [jokingly] say: "When will this Resurrection of yours take place?"
They say, 'When shall this promise come to pass, if ye do tell the truth?'
They say, "When is this promise to come, if you are truthful?"
And they say, when will this promise of the resurrection be fulfilled, if ye speak truth?
And they say, "When will this threat come to pass, if you are truthful?"
And they say, "When will this promise be, in case you are sincere?"
And they say: When will this promise be fulfilled, if ye are truthful?
And they say: "When will this promise come to pass, if what you say is true?"
And they add, "When is this promise [of resurrection] to be fulfilled? [Answer this] if you are men of truth!"
And they ask ˹the believers˺, "When will this threat come to pass, if what you say is true?"
And they Say: "When is this promise to come, if you are truthful"
They also challenge, "When will that promise come to pass, if you are truthful?"
And they say, "When is this promise, if you should be truthful?"
And they say: “When is this promise, if you be truthful?”
And they (change the subject asking), "When will this warning be fulfilled, if you are men of truth?" (That our system of life, if it is wrong, will crumble).
And they also ask: "When will this promise (be fulfilled), if you are truthful?"
And they say, "When will this promise come true, if you are truthful?"
And they say: "When is this promise to come, if you are truthful?"