Yâsîn suresi

Yâsîn suresi, 6. ayet

Yâsîn suresi, 6. ayet. لِتُنذِرَ قَوْمًا مَّآ أُنذِرَ ءَابَآؤُهُمْ فَهُمْ غَٰفِلُونَ

litünẕira ḳavmem mâ ünẕira âbâühüm fehüm gâfilûn.

Diyanet İşleri

(5-6) Kur'an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yâsîn 3–9 · surenin 6. ayeti / 83

Konu Kur'an'a yemin ve peygamberin gönderilişi Yâsîn 1–6 3

  1. Yâsîn 3–4

    (2-4) (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur'an'a andolsun ki, sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin.

  2. 5–6

    (5-6) Kur'an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.

  3. Yâsîn 7

    Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.

  4. Yâsîn 8

    Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.

  5. Yâsîn 9

    Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

6. Yüce Allah, Peygamber’in risaletine yemin edip buna dair delilleri ortaya koyduktan sonra bu risalete olan şiddetli ihtiyacı ve bunun zorunluluğunu söz konusu etmektedir. Bu buyrukta sözü edilen kavim, kendilerine kitap gönderilmemiş ve peygamber gelmemiş olan ümmî Araplardır. Cehalet, onların dört bir yanını kuşatmış, sapıklık tepeden tırnağa kendilerini örtmüştü. Öyle ki akıllı kimseleri kendilerine ve akılsızlıklarına güldürecek bir duruma düşmüşlerdi. Yüce Allah, aralarından kendilerini arındıracak, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğretecek bir rasûl gönderdi. Şüphesiz bundan önce apaçık bir sapıklık içindeydiler. Bu peygamber ümmî Arapları ve onların durumunda olan diğer bütün ümmîleri uyarıp korkutmak üzere gönderilmiş, aynı şekilde Kitap ehline de ellerindeki kitaplarda bulunanları hatırlatmak üzere gelmiştir. Bu yüzden Yüce Allah, onu özel olarak Araplara, genel olarak da Arapların dışında kalan milletlere bir nimet olarak göndermiştir.

İşte ey Peygamber! Senin kendilerini uyarıp korkutmak üzere kendilerine gönderildiğin bu kimseler, sen uyardıktan sonra iki kısma ayrıldılar:

Bir kısmı kendilerine getirdiğin risaleti reddetmiş ve uyarıyı kabul etmemişlerdir. Bunlar da Yüce Allah’ın kendileri hakkında şöyle buyurduğu kimselerdir:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bunu sana; kendilerine daha önce onları uyaracak bir peygamber gelmemiş olan Arap bir kavmi korkutman ve uyarman için indirdik. Onlar; imandan ve tevhitten uzak idiler. İşte kendilerine gönderilen uyarı ile aralarındaki bağ kesilmiş olan her ümmetin durumu böyledir. Bu ümmetler, kendilerine (imanı ve tevhidi) hatırlatacak ve uyaracak peygamberlere ihtiyaç duyarlar.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لِتُنذِرَ litunzira uyarman için kök: نذر
  2. قَوْمًۭا kavmen bir toplumu kök: قوم
  3. مَّآ ma
  4. أُنذِرَ unzira uyarılmamış kök: نذر
  5. ءَابَآؤُهُمْ aba'uhum babaları kök: ابو
  6. فَهُمْ fehum bu yüzden onlar
  7. غَـٰفِلُونَ gafilune gaflet içindedirler kök: غفل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: غفل (35 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar.

  • Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, "Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

  • Aynı kök: غفل (35 geçiş)

    Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…

  • Aynı kök: غفل (35 geçiş)

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Aynı kök: ابو (117 geçiş)

    Yoksa siz Yakub'un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediği, onların da, "Senin ilahına ve ataların İbrahim,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

68 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(5, 6) (Kur'an), ataları uyarılmış, (ancak gerçeklerden) habersizmiş gibi davranan bir toplumu uyarman için dipnot 1 çok güçlü, çok merhametli (Allah) tarafından indirilmiştir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayetin mesajı Kasas 28:46, Secde 32:3 ve Sebe' 34:44'ten farklıdır. Bu üç ayette mevcut "Mekkeliler"den söz edilirken, Yâsîn 36:6'da Mekkelilerin "ataları"ndan söz edilmektedir. Hz. İbrahim ve Hz. İsmail'in o yöreye peygamber olarak gönderilmesi, Hz. Muhammed'in risaleti öncesinde Mekke'de "hanif"lerin yani Allah'ı birleyici kişilerin bulunması, tercihimizin doğruluğunun delilidir. Ayrıca Mekkelilerin atalarının uyarıldığıyla ilgili bkz. Mü'minûn 23:83; Neml 27:68; Necm 53:36-37.

Mustafa İslamoğlu

bu sayede ataları uyarılmamış, dolayısıyla haktan gafil kalmış bir topluluğu uyarabilesin.

Muhammed Esed

ataları uyarılmamış ve bu nedenle kendileri (doğru ile eğrinin ne olduğundan) habersiz kalmış bulunan insanları uyarasın diye (sana indirilmiş olanın) (sayesinde).

Ahmed Hulusi

Ataları uyarılmamış, bu yüzden (hakikatlerinden, Sünnetullah'tan) kozalı olarak yaşayan bir toplumu uyarman için.

Ali Bulaç

Babaları uyarılmamış, böylece kendileri de gafil kalmış bir kavmi uyarman için (gönderildin).

Ali Özek ve heyeti

Ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir.

Ali Rıza Safa

Ataları uyarılmadığı için, kendileri de aymazlık içinde olan bir toplumu uyarman için.

Bayraktar Bayraklı

Ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir/Ataları uyarıldıkları halde gaflet içinde olan bir toplumu uyarman için indirilmiştir.

Edip Yüksel

Ataları uyarılmadığından tümüyle habersiz kalmış bir toplumu uyarman için...

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ataları uyarılmadığından tümüyle habersiz kalmış bir toplumu uyarman için...

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Babaları uyarılmamış olup gaflet içinde olan bir topluluğu uyarasın (vehameti haber veresin) diye.

Elmalılı Hamdi Yazır

İnzar edesin, vehameti haber veresin diye bir kavme. Babalar inzar edilmedi de haberleri de yok gafiller

Erhan Aktaş

Ataları uyarıldığı halde dipnot 1 yine de gaflet içinde olan bir halkı uyarman için indirilmiştir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette yer alan "ma," ma-i nafiye (olumsuzluk ma'sı) değil, ism-i mevsuldür. Dolayısı ile doğru anlam, "ataları uyarılmamış" değil, "uyarılmış olan" dır. Yoksa 23: 68. ayetle ile çelişki olurdu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ataları uyarıldığı halde[2] yine de gaflet içinde olan bir halkı uyarman için indirilmiştir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette yer alan "ma, " ma-i nafiye (olumsuzluk ma'sı) değil ism-i mevsuldür. Dolayısı ile doğru anlam, "ataları uyarılmamış" değil, "uyarılmış olan" dır. Yoksa Mu'minun 68 ile çelişki olurdu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ataları uyarılmamış ve bu nedenle habersiz bir halkı uyarman için indirilmiştir.

Gültekin Onan

Babaları uyarılmamış, böylece kendileri de gafil kalmış bir kavmi uyarman için (gönderildin).

Hasan Basri Çantay

(Bunun) hikmeti de (yakın) ataları azab ile korkutulmamış, bu yüzden kendileri gaflet içinde kalmış olan bir kavmi (onunla) korkutmandır.

İbni Kesir

Babaları uyarılmadığından gaflet içinde kalmış bir kavmi uyarman için.

Mehmet Alagaş

(1-12) Yasin ve H âkim Kuran ’a andolsun ki sen muhakkak ki elçilerdensin. Düzgün bir yol üzeresin. Gafil olan ve babaları uyarılmamış bir kavmi uyarman için Aziz ve esirgeyen tarafından indirilmiştir. Kesin olan şu ki, onların çoğu hakkındaki söz gerçek olmuştur, artık onlar iman etm ezler. Boyunlarında çenelerine değen demir halkalar / tasmalar yaptık, burunları yukarıda gözler aşağı haldeler . Önlerinde ve ardlarında set yaptık, kendi lerini tamamen sarmışızdır / kaplamışızdır, onlar göremezler. Onları uyarsan da uyarmasan da onlara göre aynıdır / eşittir. Sen hatırlatmaya uyanı ve gıyabında Rahmandan / acıyandan tedirgin olanı uyarabilirsin. Ona bağışlanmayı ve mükafat ikramını müjdele. Muhakkak biz ölüyü diriltiriz sunduklarını / takdim ettiklerini ve eserlerini de yazarız , her şeyi apaçık ön sicile tek tek kaydediyoruz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için (bu kitap indirilmiştir.)

Süleyman Ateş

Babaları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için (seni gönderdik).

Süleymaniye Vakfı

Ataları uyarılmamış, bu yüzden (gerçeklerden) habersiz kalmış bir topluluğu uyarman için (indirilmiştir) dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mekke'ye, Muhammed aleyhisselamdan önce gelen nebi, İsmail aleyhisselamdır. Allah ona kitap indirmiştir (Bakara 2/136, Al-i İmran 3/84) ama o kitap Mekkelilere ulaşmadığı ve Muhammed aleyhisselama kadar kendilerine başka bir nebi de gelmediği için onlar, uyarılmamış bir toplum sayılmıştır (Al-i İmran 3/20, Kasas 28/46, Secde 32/3, Sebe 34/44, Cuma 62/2).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ataları uyarılmamış bir kavmi uyarman için indirilmiştir. Çünkü onlar bundan habersizdirler.

Şaban Britch

Ta ki, ataları uyarılmamış, kendileri de gaflet içinde (kalmış) kimseler olan bir kavmi uyarasın.

Şaban Piriş

Ataları uyarılmadığı için gafil bir toplumu uyarman için.

Yaşar Nuri Öztürk

Babaları uyarılmamış, tam gaflet içinde bir toplumu uyarman için gönderildin.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And you shall use it O Muhammad as the divine law expressing the will of Allah to warn a people whose fathers received no Messenger as a spectacle and a warning before; and they are oblivious of what they owe to Allah, to themselves and to the people at large.

Abdul Haleem

to warn a people whose forefathers were not warned, and so they are unaware.

Abdullah Yusuf Ali

In order that thou mayest admonish a people, whose fathers had received no admonition, and who therefore remain heedless (of the Signs of Allah).

Abul A'la Maududi

so that you may warn a people whose ancestors were not warned before wherefore they are heedless. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Another translation can be: You should warn the people of the same of which their forefathers had been warned, because they live in heedlessness. If the first meaning, as given above in the text, is taken, the forefathers would imply the forefathers of the immediate past, for in the ancient time several Prophets had appeared in Arabia. And if the second meaning is adopted, it would imply this: Revive and refresh the message that had been conveyed to the forefathers of this nation by the Prophets in the past, for these people have forgotten it. Obviously, there is no contradiction between the two translations, and, as to meaning, each is correct in its own place.

Aisha Bewley

so that you may warn a people whose fathers were not warned and who are therefore unaware.

Al-Hilali & Khan

In order that you may warn a people whose forefathers were not warned, so they are heedless.

Ali Quli Qarai

that you may warn a people whose fathers were not warned, so they are oblivious.

Amatul Rahman Omar

So that you may warn the people who are ignorant because their forefathers have not been warned (for a long time).

Arthur John Arberry

that thou mayest warn a people whose fathers were never warned, so they are heedless.

Bijan Moeinian

To warn (these) people whose fathers had received no warning (since Abraham/ Ishmael) and therefore they are unaware.

E. Henry Palmer

That thou mayest warn a people whose fathers were not warned, and who themselves are heedless.

Edip-Layth

To warn a people whose fathers were not warned, for they are unaware.

George Sale

That thou mayest warn a people whose fathers were not warned, and who live in negligence.

Hamid S. Aziz

A revelation of the Mighty, the Merciful.

Mahmoud Ghali

That you may warn a people; In no way were their fathers warned, so they are heedless.

Marmaduke Pickthall

That thou mayst warn a folk whose fathers were not warned, so they are heedless.

Mohamed Ahmed - Samira

That you may warn a people whose ancestors had never been warned, who are therefore heedless.

Muhammad Asad

[bestowed upon thee] so that thou mayest warn people whose forefathers had not been warned, and who therefore are unaware [of the meaning of right and wrong].

Mustafa Khattab

so that you may warn a people whose forefathers were not warned, and so are heedless.

Progressive Muslims

To warn a people whose fathers were not warned, for they are unaware.

Rashad Khalifa

To warn people whose parents were never warned, and therefore, they are unaware.

Sahih International

That you may warn a people whose forefathers were not warned, so they are unaware.

Sam Gerrans

That thou warn a people whose fathers were not warned; and they are heedless.

Shabbir Ahmed

That you may warn a people whose ancestors were not warned, and who are, therefore, unaware of what is right and what is wrong.

Syed Vickar Ahamed

In order that you may warn a people, whose fore-fathers did not receive the warning and (those) who therefore remain unaware (of the Signs of Allah).

Taqi Usmani

so that you may warn a people whose fathers were not warned, and hence, they are unaware.

The Monotheist Group

To warn a people whose fathers were not warned, for they are unaware.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 6. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 6. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 6. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩