Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.
Yâsîn suresi
Yâsîn suresi, 76. ayet. فَلَا يَحْزُنكَ قَوْلُهُمْ إِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ
felâ yaḥzünke ḳavlühüm. innâ na`lemü mâ yüsirrûne vemâ yü`linûn.
(Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Hayvanlar ve edinilen ilahlar Yâsîn 71–76 3
Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hala şükretmeyecekler mi?
Belki kendilerine yardım edilir diye Allah'ı bırakıp da ilahlar edindiler.
Onlar, ilahlar için (hizmete) hazır asker oldukları halde, ilahlar onlara yardım edemezler.
(Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.
İnsan, bizim, kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir.
Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: "Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?"
De ki: "Onları ilk defa var eden diriltecektir. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
76. Yani ey peygamber! Yalanlayıcıların söyledikleri sözler seni üzmesin. İfadelerin akışından anlaşıldığı kadarı ile bu sözden kasıt, inkârcıların Allah Rasûlü hakkında onu tenkit etmek üzere yahut onun getirdikleri ile ilgili söyledikleri her türlü sözdür.
Yani kalbin onlara üzülmekle meşgul olmasın. “Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz” ve onlar hakkındaki bu bilgimize göre onları cezalandıracağız. Yoksa onların söyledikleri sözlerin sana hiçbir zararı olmaz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Resul! Onların, şüphesiz sen resul değilsin, sen bir şairsin veya benzeri yalan ve iftiraları sakın seni üzmesin. Muhakkak biz, onların gizlediklerini de açıkladıklarını da biliyoruz. Bu hususta onların hallerinden hiçbir şey bize gizli kalmaz. Bu yaptıklarının karşılığını onlara vereceğiz.
Aynı kök: علن (16 geçiş) · Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: سرر (44 geçiş)
Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun…
Aynı kök: علن (16 geçiş) · Aynı kök: سرر (44 geçiş)
Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da.
Aynı kök: علن (16 geçiş) · Aynı kök: سرر (44 geçiş)
İyi bilin ki onlar, O'ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah…
Aynı kök: حزن (42 geçiş)
"İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…
Aynı kök: حزن (42 geçiş)
Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve…
Aynı kök: حزن (42 geçiş)
Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…
Aynı kök: سرر (44 geçiş)
Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan…
Aynı kök: سرر (44 geçiş)
(Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sözleri seni üzmesin! dipnot 1 Gizlediklerini de açıkladıklarını da biliyoruz. dipnot 2
Artık onların sözleri seni üzmesin: unutma ki Biz onların gizlediklerini de biliriz, açıkladıklarını da.
Ama o (hakikati inkar eden)lerin sözlerinden üzüntüye kapılma; şüphe yok ki Biz onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da biliriz.
O halde onların lafı seni mahzun etmesin. . . Muhakkak ki biz onların gizlediklerini de açıkladıklarını da biliriz.
Öyleyse onların sözleri seni hüzne kaptırmasın. Gerçekten biz, sakladıklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.
(Rasûlüm!) O halde onların sözleri sakın seni üzmesin. Kuşkusuz biz, onların gizlemekte olduklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.
Artık, onların sözleri seni üzmesin. Kuşkusuz, Biz, gizlediklerini de açıkladıklarını da biliriz.
O halde, onların sözleri sakın seni üzmesin. Şüphesiz biz, onların gizlemekte olduklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.
Sözleri seni üzmesin. Gizledikleri ve açıkladıkları her şeyi çok iyi biliriz.
Sözleri seni üzmesin. Gizledikleri ve açıkladıkları her şeyi çok iyi biliriz.
O halde onların lakırdıları seni üzmesin. Biz onların içlerini de biliriz dışlarını da.
O halde onların lakırdıları seni mahzun etmesin, biz onların içlerini de biliriz dışlarını da
Artık onların dipnot 1 sözleri seni üzmesin. Biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.
Artık onların dipnot 1 sözleri seni üzmesin. Biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.
Artık onların dipnot 1 sözleri seni üzmesin. Biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.
Öyleyse onların sözleri seni hüzne kaptırmasın. Gerçekten biz, sakladıklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.
O halde (habibim) onların lafı seni gamnak etmesin. Şübhe yok ki biz onların neler gizlemekde olduklarını, neler açıklaya geldiklerini biliyoruz.
Onların sözü seni üzmesin. Şüphesiz ki Biz; onların gizlediklerini de, açıkladıklarını da biliriz.
(71-83) Onlar için ellerimizle yapıp yarattığımız , malik oldukları hayvanları görmüyorlar mı? O nların boyun eğenler inden / evcilleşenlerinden bir kısmına biniyorsunuz bir kısmını da yiyorsunuz. Onlar da sizin için menfaatler ve içecekler var hâlâ şükretmiyorlar mı? Belki yardımları olur diye Allahtan başka ilahlar edindiler. Onlara yardıma güçleri yetmez, asıl onların kendileri, sahte ilahlar için hazırlanmış askerlerdir. Lafları seni hüzünlendirmesin, neyi gizliyorlarsa neyi açık ediyorlarsa muhakkak ki biz biliyoruz. İnsan bizim onu nutfeden yarattı ğımızı görmüyor mu? Ş imdiyse biz le apaçık kavga halinde / bize hasım. (Nutfe bize oldu hasım) Yaratılışını unuttu ve de bize örnek de veriyor / misal getiriyor ve diyor ki bu çürümüş kemikleri kim diriltecek? De ki ilk defa / ilk kez onu inşa eden, onu yine diriltecek. O her türlü yaratmayı da bilendir . Yeşil ağaçtan size ateş yapan da O'dur. Sizler de ondan tutuşturup / ateşleyip duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratabilen, onların benzerlerini de yaratmaya kadir / güç yetirebilir değil midir? Bilakis O, tekrar tekrar yaratandır, bilendir. Onun işi / onun emri şöyledir, bir şeyi diledi mi ona ol der ve o da olur. Her şeyin egemenliği / mülkiyeti elinde olan ne üstündür ve ona geri döneceksiniz / rücu edeceksiniz.
Artık onların sözleri seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de açıkladıklarını da elbette biliyoruz.
Onların sözü seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.
Onların sözleri seni üzmesin dipnot 1 ; biz neyi gizlediklerini ve neyi açığa vurduklarını biliyoruz dipnot 2 .
Onların sözleri seni üzmesin; biz neyi gizlediklerini ve neyi açığa vurduklarını biliriz.
Onların sözleri seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de açıkladıklarını da elbette biliyoruz.
Onların sözleri seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de açıkladıklarını da elbette biliyoruz.
Artık onların sözü seni üzmesin! Biz onların sır olarak tuttuklarını da açıkladıklarını da biliyoruz.
Therefore, let not their vain and unreasonable discourse O Muhammed grieve you at heart. We do know what they converse secretly or whisper under their breath and what they suggest secretly to the mind and all that their breasts store of thoughts and feelings. And We are well acquainted with all that they utter loudly and with all that is being said.
So [Prophet] do not be distressed at what they say: We know what they conceal and what they reveal.
Let not their speech, then, grieve thee. Verily We know what they hide as well as what they disclose.
Let not their words grieve you. Surely We know all things about them, what they conceal and what they reveal. dipnot 1
So do not let their words distress you. We know what they keep secret and what they divulge.
So let not their speech, then, grieve you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم). Verily, We know what they conceal and what they reveal.
So do not let their remarks grieve you. We indeed know whatever they hide and whatever they disclose.
And do not let their words cause you grief. Verily, We know what they conceal and what they profess (and they will be paid back in their own coins).
So do not let their saying grieve thee; assuredly We know what they keep secret and what they publish.
Never mind them, I (God) know them inside out.
But let not their speech grieve thee: verily, we know what they conceal and what they display.
So do not be saddened by what they say. We are fully aware of what they conceal and what they declare.
Let not their speech, therefore, grieve thee: We know that which they privately conceal, and that which they publicly discover.
Therefore let not their speech grieve you; surely We know what they do in secret and what they do openly.
So do not let their saying grieve you. Surely We know whatever they keep secret and whatever they make public.
So let not their speech grieve thee (O Muhammad). Lo! We know what they conceal and what proclaim.
So be not grieved by what they say. We certainly know what they hide and disclose.
However, be not grieved by the sayings of those [who deny the truth]: verily, We know all that they keep secret as well as all that they bring into the open.
So do not let their words grieve you ˹O Prophet˺. Indeed, We ˹fully˺ know what they conceal and what they reveal.
So do not be saddened by what they say. We are fully aware of what they conceal and what they declare.
Therefore, do not be saddened by their utterances. We are fully aware of everything they conceal and everything they declare.
So let not their speech grieve you. Indeed, We know what they conceal and what they declare.
So let not their speech grieve thee; We know what they conceal and what they make known.
So let not their utterances grieve you. Behold, We know what they conceal and what they declare.
So, do not let their (idle) talk, make you sad (O Prophet!). Surely, We know what they hide and what they say.
So, their remarks must not grieve you. Surely We know what they conceal and what they disclose.
So do not be saddened by what they say. We are fullyaware of what they conceal and what they declare.