Yâsîn suresi

Yâsîn suresi, 76. ayet

Yâsîn suresi, 76. ayet. فَلَا يَحْزُنكَ قَوْلُهُمْ إِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ

felâ yaḥzünke ḳavlühüm. innâ na`lemü mâ yüsirrûne vemâ yü`linûn.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yâsîn 73–79 · surenin 76. ayeti / 83

Konu Hayvanlar ve edinilen ilahlar Yâsîn 71–76 3

  1. Yâsîn 73

    Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hala şükretmeyecekler mi?

  2. Yâsîn 74

    Belki kendilerine yardım edilir diye Allah'ı bırakıp da ilahlar edindiler.

  3. Yâsîn 75

    Onlar, ilahlar için (hizmete) hazır asker oldukları halde, ilahlar onlara yardım edemezler.

  4. 76

    (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.

  5. Yâsîn 77

    İnsan, bizim, kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir.

  6. Yâsîn 78

    Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: "Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?"

  7. Yâsîn 79

    De ki: "Onları ilk defa var eden diriltecektir. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

76. Yani ey peygamber! Yalanlayıcıların söyledikleri sözler seni üzmesin. İfadelerin akışından anlaşıldığı kadarı ile bu sözden kasıt, inkârcıların Allah Rasûlü hakkında onu tenkit etmek üzere yahut onun getirdikleri ile ilgili söyledikleri her türlü sözdür.

Yani kalbin onlara üzülmekle meşgul olmasın. “Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz” ve onlar hakkındaki bu bilgimize göre onları cezalandıracağız. Yoksa onların söyledikleri sözlerin sana hiçbir zararı olmaz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Resul! Onların, şüphesiz sen resul değilsin, sen bir şairsin veya benzeri yalan ve iftiraları sakın seni üzmesin. Muhakkak biz, onların gizlediklerini de açıkladıklarını da biliyoruz. Bu hususta onların hallerinden hiçbir şey bize gizli kalmaz. Bu yaptıklarının karşılığını onlara vereceğiz.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلَا fela
  2. يَحْزُنكَ yehzunke seni üzmesin kök: حزن
  3. قَوْلُهُمْ ۘ kavluhum onların sözü kök: قول
  4. إِنَّا inna biz elbette
  5. نَعْلَمُ nea'lemu biliyoruz kök: علم
  6. مَا ma
  7. يُسِرُّونَ yusirrune onların gizlediklerini kök: سرر
  8. وَمَا ve ma ve
  9. يُعْلِنُونَ yua'linune açığa vurduklarını kök: علن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: علن (16 geçiş) · Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: سرر (44 geçiş)

    Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun…

  • Aynı kök: علن (16 geçiş) · Aynı kök: سرر (44 geçiş)

    Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da.

  • Aynı kök: علن (16 geçiş) · Aynı kök: سرر (44 geçiş)

    İyi bilin ki onlar, O'ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah…

  • Aynı kök: حزن (42 geçiş)

    "İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…

  • Aynı kök: حزن (42 geçiş)

    Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve…

  • Aynı kök: حزن (42 geçiş)

    Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…

  • Aynı kök: سرر (44 geçiş)

    Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan…

  • Aynı kök: سرر (44 geçiş)

    (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Artık onların sözleri seni üzmesin: unutma ki Biz onların gizlediklerini de biliriz, açıkladıklarını da.

Muhammed Esed

Ama o (hakikati inkar eden)lerin sözlerinden üzüntüye kapılma; şüphe yok ki Biz onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da biliriz.

Ahmed Hulusi

O halde onların lafı seni mahzun etmesin. . . Muhakkak ki biz onların gizlediklerini de açıkladıklarını da biliriz.

Ali Bulaç

Öyleyse onların sözleri seni hüzne kaptırmasın. Gerçekten biz, sakladıklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.

Ali Özek ve heyeti

(Rasûlüm!) O halde onların sözleri sakın seni üzmesin. Kuşkusuz biz, onların gizlemekte olduklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.

Ali Rıza Safa

Artık, onların sözleri seni üzmesin. Kuşkusuz, Biz, gizlediklerini de açıkladıklarını da biliriz.

Bayraktar Bayraklı

O halde, onların sözleri sakın seni üzmesin. Şüphesiz biz, onların gizlemekte olduklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.

Edip Yüksel

Sözleri seni üzmesin. Gizledikleri ve açıkladıkları her şeyi çok iyi biliriz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sözleri seni üzmesin. Gizledikleri ve açıkladıkları her şeyi çok iyi biliriz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O halde onların lakırdıları seni üzmesin. Biz onların içlerini de biliriz dışlarını da.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde onların lakırdıları seni mahzun etmesin, biz onların içlerini de biliriz dışlarını da

Erhan Aktaş

Artık onların dipnot 1 sözleri seni üzmesin. Biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müşriklerin.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Artık onların dipnot 1 sözleri seni üzmesin. Biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müşriklerin.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Artık onların dipnot 1 sözleri seni üzmesin. Biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müşriklerin.

Gültekin Onan

Öyleyse onların sözleri seni hüzne kaptırmasın. Gerçekten biz, sakladıklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.

Hasan Basri Çantay

O halde (habibim) onların lafı seni gamnak etmesin. Şübhe yok ki biz onların neler gizlemekde olduklarını, neler açıklaya geldiklerini biliyoruz.

İbni Kesir

Onların sözü seni üzmesin. Şüphesiz ki Biz; onların gizlediklerini de, açıkladıklarını da biliriz.

Mehmet Alagaş

(71-83) Onlar için ellerimizle yapıp yarattığımız , malik oldukları hayvanları görmüyorlar mı? O nların boyun eğenler inden / evcilleşenlerinden bir kısmına biniyorsunuz bir kısmını da yiyorsunuz. Onlar da sizin için menfaatler ve içecekler var hâlâ şükretmiyorlar mı? Belki yardımları olur diye Allahtan başka ilahlar edindiler. Onlara yardıma güçleri yetmez, asıl onların kendileri, sahte ilahlar için hazırlanmış askerlerdir. Lafları seni hüzünlendirmesin, neyi gizliyorlarsa neyi açık ediyorlarsa muhakkak ki biz biliyoruz. İnsan bizim onu nutfeden yarattı ğımızı görmüyor mu? Ş imdiyse biz le apaçık kavga halinde / bize hasım. (Nutfe bize oldu hasım) Yaratılışını unuttu ve de bize örnek de veriyor / misal getiriyor ve diyor ki bu çürümüş kemikleri kim diriltecek? De ki ilk defa / ilk kez onu inşa eden, onu yine diriltecek. O her türlü yaratmayı da bilendir . Yeşil ağaçtan size ateş yapan da O'dur. Sizler de ondan tutuşturup / ateşleyip duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratabilen, onların benzerlerini de yaratmaya kadir / güç yetirebilir değil midir? Bilakis O, tekrar tekrar yaratandır, bilendir. Onun işi / onun emri şöyledir, bir şeyi diledi mi ona ol der ve o da olur. Her şeyin egemenliği / mülkiyeti elinde olan ne üstündür ve ona geri döneceksiniz / rücu edeceksiniz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Artık onların sözleri seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de açıkladıklarını da elbette biliyoruz.

Süleyman Ateş

Onların sözü seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onların sözleri seni üzmesin; biz neyi gizlediklerini ve neyi açığa vurduklarını biliriz.

Şaban Britch

Onların sözleri seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de açıkladıklarını da elbette biliyoruz.

Şaban Piriş

Onların sözleri seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de açıkladıklarını da elbette biliyoruz.

Yaşar Nuri Öztürk

Artık onların sözü seni üzmesin! Biz onların sır olarak tuttuklarını da açıkladıklarını da biliyoruz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, let not their vain and unreasonable discourse O Muhammed grieve you at heart. We do know what they converse secretly or whisper under their breath and what they suggest secretly to the mind and all that their breasts store of thoughts and feelings. And We are well acquainted with all that they utter loudly and with all that is being said.

Abdul Haleem

So [Prophet] do not be distressed at what they say: We know what they conceal and what they reveal.

Abdullah Yusuf Ali

Let not their speech, then, grieve thee. Verily We know what they hide as well as what they disclose.

Abul A'la Maududi

Let not their words grieve you. Surely We know all things about them, what they conceal and what they reveal. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The address is to the Prophet (peace be upon him). Here the allusion is to the campaign of vilification which the chiefs of the disbelievers of Makkah were carrying on against him. They knew in their hearts and acknowledged in their private assemblies that the charges they brought against him were absolutely baseless. In order to create suspicions against him in the minds of the people, they branded him a poet, sorcerer, magician, madman, etc. But their consciences recognized, and they also acknowledged before one another, that whatever they were uttering was false, which they were forging only to frustrate his mission. That is why Allah says to His Prophet: Do not grieve at their absurd and meaningless talk. Those who are opposing and resisting the truth with falsehood shall ultimately meet with failure in this world and see their evil end in the Hereafter, too.

Aisha Bewley

So do not let their words distress you. We know what they keep secret and what they divulge.

Al-Hilali & Khan

So let not their speech, then, grieve you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم). Verily, We know what they conceal and what they reveal.

Ali Quli Qarai

So do not let their remarks grieve you. We indeed know whatever they hide and whatever they disclose.

Amatul Rahman Omar

And do not let their words cause you grief. Verily, We know what they conceal and what they profess (and they will be paid back in their own coins).

Arthur John Arberry

So do not let their saying grieve thee; assuredly We know what they keep secret and what they publish.

Bijan Moeinian

Never mind them, I (God) know them inside out.

E. Henry Palmer

But let not their speech grieve thee: verily, we know what they conceal and what they display.

Edip-Layth

So do not be saddened by what they say. We are fully aware of what they conceal and what they declare.

George Sale

Let not their speech, therefore, grieve thee: We know that which they privately conceal, and that which they publicly discover.

Hamid S. Aziz

Therefore let not their speech grieve you; surely We know what they do in secret and what they do openly.

Mahmoud Ghali

So do not let their saying grieve you. Surely We know whatever they keep secret and whatever they make public.

Marmaduke Pickthall

So let not their speech grieve thee (O Muhammad). Lo! We know what they conceal and what proclaim.

Mohamed Ahmed - Samira

So be not grieved by what they say. We certainly know what they hide and disclose.

Muhammad Asad

However, be not grieved by the sayings of those [who deny the truth]: verily, We know all that they keep secret as well as all that they bring into the open.

Mustafa Khattab

So do not let their words grieve you ˹O Prophet˺. Indeed, We ˹fully˺ know what they conceal and what they reveal.

Progressive Muslims

So do not be saddened by what they say. We are fully aware of what they conceal and what they declare.

Rashad Khalifa

Therefore, do not be saddened by their utterances. We are fully aware of everything they conceal and everything they declare.

Sahih International

So let not their speech grieve you. Indeed, We know what they conceal and what they declare.

Sam Gerrans

So let not their speech grieve thee; We know what they conceal and what they make known.

Shabbir Ahmed

So let not their utterances grieve you. Behold, We know what they conceal and what they declare.

Syed Vickar Ahamed

So, do not let their (idle) talk, make you sad (O Prophet!). Surely, We know what they hide and what they say.

Taqi Usmani

So, their remarks must not grieve you. Surely We know what they conceal and what they disclose.

The Monotheist Group

So do not be saddened by what they say. We are fullyaware of what they conceal and what they declare.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 76. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 76. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yâsîn suresi, 76. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩