Diyanet İşleri
Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
Yâsîn suresi
Yâsîn suresi, 10. ayet. وَسَوَآءٌ عَلَيْهِمْ ءَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
vesevâün `aleyhim eenẕertehüm em lem tünẕirhüm lâ yü'minûn.
Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İnanmayanların hâli ve ölülerin diriltilmesi Yâsîn 7–12 3
Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.
Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.
Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele.
Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) bir bir kaydetmişizdir.
(Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
10. Kalbine mühür vurulmuş, hakkı batıl, batılı hak olarak gören kimse nasıl iman edebilir ki?
Peygamber’in daveti karşısındaki ikinci kesim ise yapılan uyarı ve korkutmaları kabul edenlerdir. Bunları da Yüce Allah şu buyrukları ile söz konusu etmektedir:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Muhammed! İnatla hakka karşı çıkan bu kâfirleri korkutsan da, korkutmasan da onlar için birdir. Onlar, senin Allah katından getirdiklerine iman etmezler.
Aynı kök: سوي (83 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur.
Aynı kök: سوي (83 geçiş)
O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
Aynı kök: سوي (83 geçiş)
Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar. dipnot 1
Şu halde sen onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için fark etmez: iman etmezler.
artık onları uyarsan da uyarmasan da onlarca birdir, inanmazlar.
Onları uyarsan da uyarmasan da birdir; iman etmezler!
Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, iman etmezler.
Onları uyarsan da uyarmasan da değişmez; inanmazlar.
Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; gerçeği onaylamazlar. dipnot 1
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.
Onları uyarsan da uyarmasan da farketmez, inanmazlar.
Ve onlarca müsavidir, ha inzar etmişin kendilerini ha etmemişin; inanmazlar
Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar iman etmezler.
Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.
Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.
Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.
Onları (azab ile) ha korkutmuşsun, ha korkutmamışsın onlarca birdir. İman etmezler.
Onları ister korkut, ister korkutma; onlar için birdir, iman etmezler.
(1-12) Yasin ve H âkim Kuran ’a andolsun ki sen muhakkak ki elçilerdensin. Düzgün bir yol üzeresin. Gafil olan ve babaları uyarılmamış bir kavmi uyarman için Aziz ve esirgeyen tarafından indirilmiştir. Kesin olan şu ki, onların çoğu hakkındaki söz gerçek olmuştur, artık onlar iman etm ezler. Boyunlarında çenelerine değen demir halkalar / tasmalar yaptık, burunları yukarıda gözler aşağı haldeler . Önlerinde ve ardlarında set yaptık, kendi lerini tamamen sarmışızdır / kaplamışızdır, onlar göremezler. Onları uyarsan da uyarmasan da onlara göre aynıdır / eşittir. Sen hatırlatmaya uyanı ve gıyabında Rahmandan / acıyandan tedirgin olanı uyarabilirsin. Ona bağışlanmayı ve mükafat ikramını müjdele. Muhakkak biz ölüyü diriltiriz sunduklarını / takdim ettiklerini ve eserlerini de yazarız , her şeyi apaçık ön sicile tek tek kaydediyoruz.
Kâfirlere gelince; onları uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler.
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için fark etmez dipnot 1 , inanıp güvenmiyorlar!
Onları uyarsan da bir, uyarmasan da: inanmıyorlar.
Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler.
Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.
Sen ha uyarmışsın onları ha uyarmamışsın, fark etmez onlar için; inanmazlar.
Such persons O Muhammad whether you warn them of impending danger and misfortunes or you do not, it is one and the same; they counsel deaf and will not open their hearts' ears nor their minds’ eyes.
It is all the same to them whether you warn them or not: they will not believe.
The same is it to them whether thou admonish them or thou do not admonish them: they will not believe.
It is all the same for them whether you warn them or do not warn them for they shall not believe. dipnot 1
It makes no difference to them whether you warn them or do not warn them: they will not have iman.
It is the same to them whether you warn them or you warn them not, they will not believe.
It is the same to them whether you warn them or do not warn them, they will not have faith.
And it is all the same to them whether you warn them or do not warn them, they will not believe (for they have deliberately shut their eyes and ears to the truth).
Alike it is to them whether thou hast warned them or thou hast not warned them, they do not believe.
And it is useless if you present Islam to them, they are already deprived of the faculty of grasping (the truth. ) and they will not believe.
and it is all, the same to them if thou dost warn them or dost warn them not, they will not believe.
Whether you warn them or do not warn them, they will not acknowledge.
It shall be equal unto them whether thou preach unto them, or do not preach unto them; they shall not believe.
And We have made before them a barrier and a barrier behind them, then We have covered them over so that they see not.
And it is equal to them whether you have warned them or you have not warned them, they do not believe.
Whether thou warn them or thou warn them not, it is alike for them, for they believe not.
Whether you warn them or do not warn, it is all the same; they will not believe.
thus, it is all one to them whether thou warnest them or dost not warn them: they will not believe.
It is the same whether you warn them or not—they will never believe.
And whether you warn them or do not warn them, they will not believe.
It is the same whether you warn them or not, they cannot believe.
And it is all the same for them whether you warn them or do not warn them - they will not believe.
And it is the same to them whether thou warnedst them, or thou hast not warned them: they do not believe.
Whether you warn them or you warn them not, it is the same for them. Their attitude bars them from attaining faith.
It is the same to them whether you warn them or you do not warn them: They will not believe.
It is all equal for them whether you warn them or do not warn them, they will not believe.
And whether you warn them or do not warn them, they will not believe.