Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
Yâsîn suresi
Yâsîn suresi, 13. ayet. وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلًا أَصْحَٰبَ ٱلْقَرْيَةِ إِذْ جَآءَهَا ٱلْمُرْسَلُونَ
vaḍrib lehüm meŝelen aṣḥâbe-lḳaryeh. iẕ câehe-lmürselûn.
(Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Karye halkı: elçilerin gelişi ve yalanlanması Yâsîn 13–19 3
Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele.
Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) bir bir kaydetmişizdir.
(Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz" dediler.
Onlar şöyle dediler: "Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahman, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
(Elçiler ise) şöyle dediler: "Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
13. Yani senin risaletini yalanlayan, çağrını reddeden kimselere ibret alacakları ve -eğer hayra iletilmeye muvaffak olurlarsa- kendileri için öğüt teşkil edecek olan bir misal ver.
Söz konusu bu misal, bir kasaba halkı ve onların Allah’ın peygamberlerini yalanlamaları, buna karşılık da Allah’ın onları ibretli bir şekilde cezalandırmasıdır.
Bu kasabanın neresi olduğunun belirtilmesinde şâyet bir fayda olsa idi Yüce Allah, elbette ki onu belirtirdi. Öyleyse bu bir kasabayı ve buna benzer diğer şeyleri tespite kalkışmak gereksiz yere yükümlülük altına girmek ve bu konuda bilgiye dayanmaksızın söz söylemeye kalkışmaktır. Bundan dolayı böyle bir konuda söz söyleyen kimsenin gelişigüzel kanaatler sarfettiğini, işleri karıştırıp durduğunu ve sonu gelmez görüş ayrılıkları içinde olduğunu görürüz. Bu da bize sağlam bilginin yolu, hakikatlerin belirlediği sınırlarda durmak ve faydası olmayan işlerle uğraşmaya kalkışmayı terk etmektir. Böylelikle nefisler arınır ve ilim artar. Halbuki cahil, delili bulunmayan ve hakkında herhangi bir belge olmayan sözleri nakletmeyi, ilmi artırmak olarak değerlendirir. Oysa bunların, zihinleri karıştırmaktan ve şüpheli işlerle uğraşmayı alışkanlık haline getirmekten başka bir faydası olmaz. O nedenle burada önemli olan, Yüce Allah’ın bu kasabayı muhataplara bir misal olarak gösterdiğinin bilinmesidir.
“Hani oraya” Yüce Allah tarafından kendilerine yalnızca Allah’a ibadet etmelerini, dini yalnızca O’na halis kılmalarını emrede, şirke ve masiyetlere yönelmelerini de yasaklayan “elçiler” peygamberler “gelmişti.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Resul! Yalanlayan ve inatçılık eden bu kimselere ibret olması için, kendilerine elçiler gelmiş olan belde halkının kıssasını anlat.
Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Aynı kök: قري (57 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük…
Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
Onlar şöyle dediler: "Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahman, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)
Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size…
Aynı kıssa: Ashâb-ı Karye (Şehir Halkı)
(Elçiler ise) şöyle dediler: "Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor."
Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…
Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek…
Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah,…
Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah'(ın azabın)dan koruyacak hiçbir…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlara (müşriklere) şu şehir halkını örnek ver: Hani onlara elçiler gelmişti. dipnot 1
Onlara, kendilerine elçiler gönderdiğimiz şehir halkının hikayesini anlat.
Onlara, elçilerimizi gönderdiğimiz o şehir halkı(nın hikayesin)i örnek olarak anlat.
Onlara o şehir halkını örnek ver. . . Hani oraya Rasuller gelmişti.
Sen onlara, o şehir halkının örneğini ver; hani oraya elçiler gelmişti.
Onlara, şu şehir halkını misal getir: Hani onlara elçiler gelmişti.
Gönderilenlerin geldiği, o kentin yoldaşlarını örnek ver.
Onlara o ülke halkını örnek ver. Hani, oraya peygamberler gelmişti.
Onlara, bir kent halkının kendilerine gelen elçilere gösterdiği tavrın örneğini ver.
Onlara, bir kent halkının kendilerine gelen elçilere gösterdiği tavrın örneğini ver.
Ve onlara o şehir halkını örnek ver. Hani oraya o gönderilen elçiler varmıştı.
Ve onlara, o karye sahiblerini temsil getir, o dem ki ona o gönderilen Resuller varmıştı
Onlara, o kentin halkını örnek ver. Hani, onlara Resuller gelmişti.
Onlara, o kentin halkını örnek ver. Hani, onlara resuller gelmişti.
Onlara, o kentin halkını örnek ver. Hani, onlara rasuller gelmişti.
Sen onlara, o şehir halkının örneğini ver, hani oraya elçiler gelmişti.
Onlara o şehir yaranını misal getir. Hani oraya elçiler gelmişdi.
Onlara misal olarak şu kasaba halkını anlat: Hani oraya elçiler gelmişlerdi.
(13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 30, 31, 32) Onlara şu memleket halkının örneğini ver, onlara elçiler gelmişti, onlara iki elçi göndermiştik, her ikisini de yalanladılar, üçüncüsü ile destek verdik / güçlendirdik , onlar da kesinlikle bizler sizlere gönderildik , dediler. S izler bizler gibi derilisiniz / beşersiniz, Rahman herhangi bir şey indirmemiştir, siz kesin yalan söylüyorsunuz dediler. Onlar da Rabbimiz de biliyor ki biz kesinlikle sizlere gönderilmiş elçileriz dediler. Bizim üzerimize düşen a paçık bilgilendirmektir / tebliğ etmektir. Onlar ise s izlerle biz uğursuzluğa uğradık, eğer vazgeçmez iseniz sizi taşlarız ve de bizden size acıtıcı / elem verici bir azap dokunur dediler. Size hatırlatmada bulunulduğu için mi uğursuzlandık diyorsunuz? uğursuzluğunuz zaten sizinle beraberdi, bilakis sizler israfçı bir kavimsiniz dediler. O esnada şehrin uzak tarafından bir adam koşturdu ve ey kavmim elçilere uyun / t âbi olun dedi, sizden ücret dahi istemeyenlere uyun, onlar yol a girmişler, beni yaratana niye ibadet etmeyeyim ki? hepiniz ona tekrar döneceksiniz / rücu edeceksiniz, Ondan başka ilah edinir miyim? Rahma n bana bir zarar mura t etse onların aracılığı / şefaati bana bir fayda sağlamaz, beni kurtaramazlar , işte o zaman ben , apaçık sapmışlıkta / dalalette olurum, ben Rabbinize iman ettim beni işitin dedi. Allah tarafından ona, haydi gir cennete denildi, O da keşke kavmim , Rabbimin beni bağışladığını ve bana ikramda bulunduğunu bilebilseydi , dedi. Onun ardından, kavmine gökten bir ordu dahi indirmedik, indirecekte değildik, s adece tek bir ses oldu / sayha oldu ve de söndüler. O kullar, hasretliğini çeksinler ki / kaçırdıklarına özlem duysunlar ki Resullerden her ne veril di ise onunla sadece alay ettiler. Onların öncelerinde memleketlerden ne kadarını helak etmişiz görmüyorlar mı? Onlar, bunlara geri de dönemiyorlar. Kesinlikle hepsi toparlanıp bizim için hazır hale getirilmiş vaziyetteler.
Onlara, şu şehir halkını misal getir: Hani onlara elçiler gelmişti.
Onlara elçilerin geldiği şu kent halkını misal olarak anlat:
Onlara şu kentin ahalisini örnek olarak anlat: Bir gün oraya elçilerimiz gelmişti.
Şu şehir halkının, elçiler geldiğinde yaptıklarını bunlara örnek ver.
Kendilerine elçiler gelmiş olan belde halkının misalini anlat onlara.
Kendilerine elçiler gelmiş olan belde halkının misalini anlat onlara.
Onlara o kent halkını örnek ver. Hani, elçiler gelmişti oraya.
And cite to them the inhabitants of the town to whom We sent Our Messengers, an example by way of a parable, by which moral and spiritual relations are typically set forth.
Give them the example of the people to whose town messengers came.
Set forth to them, by way of a parable, the (story of) the Companions of the City. Behold!, there came messengers to it.
Recite to them, as a case in point, the story of the people of the town when the Messengers came to them. dipnot 1
Make an example for them of the inhabitants of the city when the Messengers came to it.
And put forward to them a similitude: the (story of the) dwellers of the town, [it is said that the town was Antioch (Antâkiya)], when there came Messengers to them.
Cite for them the example of the inhabitants of the town when the apostles came to it.
And set forth to them for their good a parable of a people of the town when the Messengers (of God) came to them.
Strike for them a similitude -- the inhabitants of the city, when the Envoys came to it;
(Mohammad) remind them of the events followed by My sending two Messengers to a town.
Strike out for them a parable: the fellows of the city when there came to it the apostles;
Cite for them the example of the people of the town, when the messengers came to it.
Propound unto them as an example the inhabitants of the city of Antioch, when the apostles of Jesus came thereto:
Surely We give life to the dead, and We write down what they have sent before and their footprints, and We have recorded everything in a Clear Record.
And strike for them a similitude: the companions (i. e., the inhabitants) of the town, as the Emissaries came to it,
Coin for them a similitude: The people of the city when those sent (from Allah) came unto them;
Narrate to them the example of the people of the city when the messengers came to it.
AND SET FORTH unto them a parable - [the story of how] the people of a township [behaved] when [Our] message-bearers came unto them.
Give them an example ˹O Prophet˺ of the residents of a town, when the messengers came to them.
And cite for them the example of the people of the town, when the messengers came to it.
Cite for them the example of people in a community that received the messengers.
And present to them an example: the people of the city, when the messengers came to it -
And strike thou for them a similitude: — the people of the city, when the emissaries came to it —
Make them understand in Symbolic Form: The People of the Town when Messengers came to them.
And put forward to them (and tell them), by way of a story (with a warning), about the companions of the City (which was destroyed). When the messengers (of Allah) have come to it.
Cite to them the example of the People of the Town, when the messengers came to it,
And put forth for them the example of the people of the town, when the messengers came to it.