Yûsuf suresi · 30–35. ayetler

Şehirdeki kadınlar

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Yûsuf suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 30. ayet. وَقَالَ نِسْوَةٌ فِى ٱلْمَدِينَةِ ٱمْرَأَتُ ٱلْعَزِيزِ تُرَٰوِدُ فَتَىٰهَا عَن نَّفْسِهِۦ قَدْ شَغَفَهَا حُبًّا إِنَّا لَنَرَىٰهَا فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    Diyanet İşleri

    Şehirde birtakım kadınlar, "Aziz'in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.

    Mehmet Okuyan

    Şehirdeki bazı kadınlar şöyle demişti: "Aziz'in hanımı cinsel olarak delikanlısından yararlanmak istiyormuş. (Yusuf'un) sevdası onu tamamen kaplamış! Doğrusu biz onu apaçık bir şaşkınlık içinde görüyoruz." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [dalâl-i mübîn] tamlaması, inanç olarak "apaçık bir sapkınlık" anlamında değil de Yûsuf 12:8'de de olduğu gibi "apaçık bir şaşkınlık, yanlışlık" anlamında yorumlanmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve şehirde hanımlar (birbirine şöyle) dedi: "Malum yöneticinin karısı genç hizmetçisini baştan çıkarmaya yeltenmiş. Besbelli ki tutku kadının yüreğine işlemiş. Bakın: bizim onun hakkındaki düşüncemiz işi iyice azıttığı yönündedir."

    Muhammed Esed

    Ve şehirde kadınlar (birbirleriyle): "Falan kişizadenin karısı genç kölesinin gönlünü çelmeye kalkmış!" diye dedikodu etmeye başladılar, "Tutkudan yüreği paralanmış kadının; doğrusu, açıkça yoldan çıkmış biri olarak görüyoruz onu!"

    Ahmed Hulusi

    O şehirdeki kadınlar arasında yayıldı: "Aziyz'in karısı hizmetlisini ayartmak istemiş! Yusuf'un muhabbeti kalbinin içine işlemiş! Apaçık sapıklık içinde görüyoruz onu!"

    Ali Bulaç

    Şehirde (birtakım) kadınlar: "Aziz (Vezir)'in karısı kendi uşağının nefsinden murad almak istiyormuş. Öyle ki sevgi onun bağrına sinmiş. Biz doğrusu onu açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz." dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Şehirdeki bazı kadınlar dediler ki: Azizin karısı, delikanlısının nefsinden murat almak istiyormuş; Yusuf'un sevdası onun kalbine işlemiş! Biz onu gerçekten açık bir sapıklık içinde görüyoruz.

    Ali Rıza Safa

    Kentteki kadınlar, şöyle dediler: "Valinin karısı, genç uşağını elde etmek istemiş; aşk, yüreğini sarmış. Aslında, onu, apaçık bir sapkınlık içinde görüyoruz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Şehirde bazı kadınlar şöyle dedikodu yapmaya başladılar: "Azizin karısı genç uşağının nefsinden gönlünü eğlendirmek istemiş. Aşktan yüreğinin zarı delinmiş. Biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz."

    Edip Yüksel

    Şehirde birtakım kadınlar: "Valinin karısı hizmetçisini baştan çıkarmaya çalışıyor" dediler, "Ona çılgıncasına aşık. Onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Şehirde bir takım kadınlar: 'Valinin karısı hizmetçisini baştan çıkarmaya çalışıyor,' dediler, 'Ona çılgıncasına aşık. Onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şehirdeki bir takım kadınlar da: "Azizin karısı delikanlısının nefsinden murat istiyormuş (onunla birlikte olmak istiyormuş), onun aşkından yüreğinin zarı çatlamış; karı besbelli çıldırmış!" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şehirde bir takım kadınlar da Azizin karısı, dediler: delikanlısının nefsinden murad isteyormuş ona aşkından yüreğinin zarı çatlamış, karı bes belli çıldırmış

    Erhan Aktaş

    Ve şehirdeki birtakım kadınlar: "Aziz'in hanımı, genç hizmetlisiyle birlikte olmak istemiş; delikanlının sevgisi yüreğine işlemiş. Onu açıkça sapıtmış görüyoruz." diye dedikodu yaptılar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve şehirdeki bir takım kadınlar: "Azizin hanımı, genç hizmetlisiyle birlikte olmak istemiş; delikanlının sevgisi yüreğine işlemiş. Onu açıkça sapıtmış görüyoruz." diye dedikodu yaptılar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve şehirdeki bir takım kadınlar: "Azizin hanımı, genç hizmetlisiyle birlikte olmak istemiş; delikanlının sevgisi yüreğine işlemiş. Onu açıkça sapıtmış görüyoruz." diye dedikodu yaptılar.

    Gültekin Onan

    Şehirde (birtakım) kadınlar: "Aziz (Vezir)'in karısı kendi uşağının nefsinden murad almak istiyormuş. Öyle ki sevgi onun bağrına sinmiş. Biz doğrusu onu açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    Şehirdeki bir kısım kadınlar: "Azizin karısı, delikanlısının nefsinden murad almak istiyormuş. Sevgi, yüreğinin zarına işlemiş! Görüyoruz ki o, muhakkak apaçık bir sapıklıkdadır" dedi (ler).

    İbni Kesir

    Şehirde bir takım kadınlar dediler ki: Aziz'in karısı delikanlısını kendine ram etmek istiyormuş, sevgisi bağrını yakmış. Görüyoruz ki; o, apaçık bir sapıklıktadır.

    Mehmet Alagaş

    (23-35) Evinde kaldığı kadın, onunla birleşme arzusu hissetti, kapıları kilitledi ve haydi seninim dedi, Allah’a sığınırım, muhakkak beni Rabbim güzel bir şekilde beni barındırdı ve kesinlikle O zalimleri kurtuluşa / felaha erdirmez dedi. Kadın ona meyletmişti, eğer ki Rabbinin delilini / burhanını görmeseydi, o da kadına meyletmişti , bu, ondan kötülük ve fuhşun giderilmesi içindi, çünkü O, bizim salih kullarımızdandı. Her ikisi de kapıya koştular, sırtından onun gömleğini kadın yırttı, k apının önünde kadının efendisine denk geldiler , Kadın; senin ailene / ehline kötülük yapmak isteyenin hapsetmek veya acıtıcı bir azap etmek dışında cezası var mıdır ? dedi , O kadın benden murat almak istedi dedi ve ailesinden şahitler de eğer Onun gömleği ön tarafından yırtılmış ise kadın doğrudur, O yalancılardandır, eğer ki Onun gömleği sırt tarafından yırtılmış ise kadın yalancıdır, O doğrulardandı , Ne zaman ki Onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördüler, kesinlikle o kadınların tuzaklarındandır dediler, muhakkak ki kadınların tuzakları ç ok büyüktür. Yusuf bu meseleye arkanı dön ve ey kadın günahın için sen de bağışlanma iste muhakkak ki sen ey kadın yanlış yapanlardansın, şehrin kadınları, azizin karısı bir gençten, onun sevgisiyle bağrı yanık, kendine murat almak istermiş, biz onu apaçık sapmışlardan görüyoruz dediler, Ne zaman ki kadınların tuzaklarını işitince kadın / azizin eşi o kadınlara elçi gönderdi ve onlara yaslanacakları yerler hazırladı her birinin eline de birer bıçak verdi, (Genç Yusuf’a) kadınlar arasına çık dedi, ne zaman ki onu gördüler iyice abarttılar ve ellerini kestiler, Allah için haşa, bu beşer değil ikram edilen bir melektir dediler, Kadın dedi ki işte bu durumunuz , hakkında beni ayıpladığınız ve benim de onu kendime murat almak istediğim şeydir fakat o namusunu korudu, lakin emrettiğimi yapmaz ise hapsedilecek ve de küçük düşürülenlerden olacak. Rabbim zindan benim için beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir dedi, e ğer benden kadınların tuzağını savmazsan, onlara gönlüm kayar ve cahillerden olurum, Rabbi Ona cevap verdi / icabet etti onların tuzaklarını ondan savdı / sarf etti, muhakkak ki O işitendir bilendir. Ardından gördükleri delillere / ayetlere (gömleğin arkadan yırtılması) rağmen onu zindan da belli bir zamana kadar bırakmak kendilerine uygun geldi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şehirde birtakım kadınlar, “Aziz’in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından arzusunu elde etmek istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir şaşkınlık içinde görüyoruz.” dediler.

    Süleyman Ateş

    Şehirde birtakım kadınlar: Vezir'in karısı, uşağının nefsinden murad almak istemiş! Sevda, onun bağrını yakmış! Biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz!" dediler.

    Süleymaniye Vakfı

    Şehirdeki bazı kadınlar şöyle dedi: "Vezirin karısı hizmetindeki genç ile birlikte olmak istiyormuş! Yusuf'un aşkı onun yüreğini kaplamış. Biz onu gerçekten açık bir sapkınlık içinde görüyoruz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şehirdeki kadınlardan bir takımı şöyle dedi: " O vezirin karısı genç kölesini çok istiyormuş. Aşkı yüreğini kaplamış. Bize göre o, açık bir sapkınlık içindeymiş."

    Şaban Britch

    Şehirde bazı kadınlar: Azizin karısı, kendisine kölesini istiyormuş, onun sevdası kalbine işlemiş. Biz, onu açıkça sapıtmış görüyoruz, dediler.

    Şaban Piriş

    Şehirde bazı kadınlar: -Vezirin karısı, kölesiyle beraber olmak istiyormuş, onun sevdası bağrını delmiş. Biz, onu açıkça sapıtmış görüyoruz, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şehirde bazı kadınlar şöyle konuştular: "Aziz'in karısı genç uşağının nefsinden gönlünü eğlendirmek istemiş. Aşktan yüreğinin zarı delinmiş. Öyle anlıyoruz ki, kadın tam bir çılgınlığa düşmüş."

  2. Yûsuf suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 31. ayet. فَلَمَّا سَمِعَتْ بِمَكْرِهِنَّ أَرْسَلَتْ إِلَيْهِنَّ وَأَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَـًٔا وَءَاتَتْ كُلَّ وَٰحِدَةٍ مِّنْهُنَّ سِكِّينًا وَقَالَتِ ٱخْرُجْ عَلَيْهِنَّ فَلَمَّا رَأَيْنَهُۥٓ أَكْبَرْنَهُۥ وَقَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ وَقُلْنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا هَٰذَا بَشَرًا إِنْ هَٰذَآ إِلَّا مَلَكٌ كَرِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yusuf'a, "Çık karşılarına" dedi. Kadınlar Yusuf'u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. "Haşa! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir" dediler.

    Mehmet Okuyan

    (Züleyha) onların dedikodusunu duyunca, dipnot 1 onlara (davetçi) göndermiş, onlar için dayanacak yastıklar (iyi bir sofra ortamı) hazırlamış, her birine bir bıçak vermiş, (Yusuf'a da): "Çık karşılarına!" demişti. (Kadınlar) onu görünce, onu (gözlerinde) büyütmüş, (şaşkınlıklarından) ellerini kesmişler ve şöyle demişlerdi: "Haşa, Rabbimiz! Bu, bir insan olamaz. Bu ancak değerli bir melektir!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [mekr] kelimesi, bağlam gereği "tuzak" değil, "dedikodu" anlamına alınmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    (Kadın) onların (bu tür) dedikodularını işitince, onları davet ederek kendileri için dayalı döşeli bir ziyafet sofrası hazırladı, her birinin eline de birer bıçak tutuşturdu ve (Yusuf'a) "Çık karşılarına!" dedi. Hanımlar onu görünce kendilerinden geçip hayran kaldılar; dahası (bu yüzden) ellerini kestiler ve "Olamaz!" dediler, "Aman Allah'ım! Bu bir insan olamaz, olsa olsa bu yüce bir melektir!"

    Muhammed Esed

    Kadınların bu kötü konuşmaları kulağına değince, kişizadenin karısı, onları davet edip kendileri için mükellef bir ziyafet hazırladı, ve her birinin eline bir bıçak tutuşturdu. Sonra (Yusuf'a): "Çık (şimdi) onların karşısına!" dedi. Kadınlar o'nu görünce güzelliği karşısında şaşırıp kaldılar ve şaşkınlıklarından ellerini kestiler: "Aman Allahım!" dediler, "Bu ölümlü biri olamaz; olsa olsa gözde bir melek bu!"

    Ahmed Hulusi

    (Aziyz'in karısı) onların arkasından konuşmalarını duyunca, onlara haber ulaştırıp davet verdi. . . Onlar için keyifle oturacakları mükellef bir sofra hazırlattı. Onlardan her birine de bir bıçak verdi sonra (Yusuf'a): "Karşılarına çık (görün)!" dedi. . . (Şehirli kadınlar) Onu görünce, gözlerinde (yakışıklılığını) çok büyüttüler, şaşkınlıkla (ellerindeki yerine) kendi ellerini kestiler. . . Dediler ki: "Haşa! Allah hakkı için, bu bir beşer değil; bu ancak güzel bir melektir. "

    Ali Bulaç

    (Kadın) Onların düzenlerini işitince, onlara (bir davetçi) yolladı, oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin eline (önlerindeki meyveleri soymaları için) bıçak verdi. (Yusuf'a da:) "Çık, onlara (görün)" dedi. Böylece onlar onu (olağanüstü güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyüttüler, (şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve: "Allah'ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün bir melektir" dediler.

    Ali Özek ve heyeti

    Kadın, onların dedikodusunu duyunca, onlara dâvetçi gönderdi; onlar için dayanacak yastıklar hazırladı. Her birine bir bıçak verdi. (Kadınlar meyveleri soyarken Yusuf'a): «Çık karşılarına!» dedi. Kadınlar onu görünce, onu (gözlerinde) büyütmüşler (onun güzelliğinden) dehşete kapılıp ellerini kesmişler, sonra da şöyle demişlerdi: "Hâşâ Rabbimiz! Bu bir beşer değil... Bu ancak üstün bir melektir!"

    Ali Rıza Safa

    Çekiştirmelerini duyunca, onları çağırdı. Oturacak yerler hazırladı; her birine birer bıçak verdi ve "Karşılarına çık!" dedi. Onu görünce hayran kaldılar ve ellerini kestiler. Ve şöyle dediler: "Allah için; O, bir insanoğlu değil, ancak soylu bir melek olabilir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Kadın, onların dedikodu şeklindeki oyunlarını işitince, onlara haber gönderdi. Kendilerine, yaslanarak yiyebilecekleri bir sofra hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. Yusuf'a da, "Karşılarına çık" dedi. Nihayet Yusuf'u görünce onu öylesine yücelttiler ki, bu yüzden bıçakla kendi ellerini kestiler ve şöyle dediler: "Aman Allah'ım! Bu bir insan değil; asil bir melek bu!"

    Edip Yüksel

    Dedikodularını işitince kadın onları davet etti. Onlar için konforlu yerler hazırladı. Her birine birer bıçak verdi. "Huzurlarına çık!" dedi. Onu gören kadınlar ellerini kestiler ve: "ALLAH korusun, bu bir insan değil; bu ancak asil bir melekdir!" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kadın, onların dedikodusunu işitince onları davet etti. Onlar için konforlu yerler hazırladı. Her birine birer bıçak verdi. (Kadınlar, meyvelerini soymakla meşgul iken Yusuf'a:) 'Onların huzuruna çık,' dedi. Kadınlar onu görünce, öyle etkilendiler ki ellerini kestiler ve: 'ALLAH korusun, bu bir insan değil; bu ancak asil bir melektir,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onların gizliden gizliye dedikodularını duyunca, onlara bir davetçi gönderdi, onlar için dayalı döşeli bir sofra hazırladı, her birine bir bıçak verdi ve: "Çık karşılarına!" dedi. Kadınlar onu görür görmez çok büyüttüler, kendi ellerini doğradılar ve: "Haşa, Allah için bu bir insan değil, ancak değerli bir melektir!" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vakta ki bunların gizliden gizliye dedikodularını işitti, onlara da'vetçi gönderdi ve onlar için dayalı döşeli bir sofra hazırladı ve her birine bir bıçak verdi, beriden de çık karşılarına dedi, hepsi onu görür görmez çok büyüttüler, kendilerinin ellerini doğradılar ve haşa, dediler, Allah için bu bir beşer değil, mahza bir Meleki kerim.

    Erhan Aktaş

    Kadın dedikoduları işitince, onları davet etti, onlar için güzel bir ortam ve ziyafet hazırlayarak her birine birer bıçak verdi. Yusuf'a "Kadınların karşılarına çık." dedi. Kadınlar, gördükleri karşısında adeta büyülendiler; şaşkınlıkla ellerini kestiler. "Aman Allah'ım! Bu bir beşer dipnot 1 değil, bu ancak şerefli bir melektir." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiçbir İlahi vasfı, özelliği olmayan, normal ve sıradan bir insan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kadın dedikoduları işitince, onları davet etti, onlar için güzel bir ortam ve ziyafet hazırlayarak her birine birer bıçak verdi. Yusuf'a "Kadınların karşılarına çık." dedi. Kadınlar, gördükleri karşısında adeta büyülendiler; şaşkınlıkla ellerini kestiler. "Aman Allah'ım! Bu bir beşer dipnot 1 değil, bu ancak şerefli bir melektir." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiçbir ilahi vasfı, özelliği olmayan, bizim gibi sıradan bir insan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kadın dedikoduları işitince, onları davet etti, onlar için güzel bir ortam ve ziyafet hazırlayarak her birine birer bıçak verdi. Sonra Yusuf'a "Kadınların karşılarına çık." dedi. Kadınlar, gördükleri karşısında adeta büyülendiler; şaşkınlıkla ellerini kestiler. "Aman Allah'ım! Bu bir insan değil, bu ancak şerefli bir melektir." dediler.

    Gültekin Onan

    (Kadın) Onların düzenlerini işitince onlara (bir davetçi) yolladı, oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin eline (önlerindeki meyveleri soymaları için) bıçak verdi. (Yusuf'a da:) "Çık, onlara (görün)" dedi. Böylece onlar onu (olağanüstü güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyüttüler, (dalgınlıklarından) ellerini kestiler ve: "Tanrı'yı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün bir melektir" dediler.

    Hasan Basri Çantay

    Vaktaki (kadın) onların gizliden gizliye yapdıkları dedi koduları işitdi, kendilerine (da'vetci) yolladı, onlar için (rahatça) yaslanacak bir yer (bir de sofra) hazırladı, onlardan her birine birer bıçak verdi. (Yuusufa): "Çık karşılarına" dedi; şimdi onlar bunu görünce kendisini büyük bir varlık olarak tanıdılar, (hayranlıklarından) ellerini kesdiler ve dediler ki: "Allahı tenzih ederiz. Bu, bir beşer değildir. Bu, çok şerefli bir melekden başkası değildir".

    İbni Kesir

    Onların dedikodularını işitince; onlara haber yolladı. Onlar için yaslanacak yerler hazırladı ve onlardan her birine birer bıçak verdi. (Yusuf'a) Çık karşılarına, dedi. Hepsi onu görünce kendisini çok büyüttüler. Ve ellerini kestiler. Dediler ki: Allah'ı tenzih ederiz. Haşa bu, bir beşer değildir, ancak çok şerefli bir melektir.

    Mehmet Alagaş

    (23-35) Evinde kaldığı kadın, onunla birleşme arzusu hissetti, kapıları kilitledi ve haydi seninim dedi, Allah’a sığınırım, muhakkak beni Rabbim güzel bir şekilde beni barındırdı ve kesinlikle O zalimleri kurtuluşa / felaha erdirmez dedi. Kadın ona meyletmişti, eğer ki Rabbinin delilini / burhanını görmeseydi, o da kadına meyletmişti , bu, ondan kötülük ve fuhşun giderilmesi içindi, çünkü O, bizim salih kullarımızdandı. Her ikisi de kapıya koştular, sırtından onun gömleğini kadın yırttı, k apının önünde kadının efendisine denk geldiler , Kadın; senin ailene / ehline kötülük yapmak isteyenin hapsetmek veya acıtıcı bir azap etmek dışında cezası var mıdır ? dedi , O kadın benden murat almak istedi dedi ve ailesinden şahitler de eğer Onun gömleği ön tarafından yırtılmış ise kadın doğrudur, O yalancılardandır, eğer ki Onun gömleği sırt tarafından yırtılmış ise kadın yalancıdır, O doğrulardandı , Ne zaman ki Onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördüler, kesinlikle o kadınların tuzaklarındandır dediler, muhakkak ki kadınların tuzakları ç ok büyüktür. Yusuf bu meseleye arkanı dön ve ey kadın günahın için sen de bağışlanma iste muhakkak ki sen ey kadın yanlış yapanlardansın, şehrin kadınları, azizin karısı bir gençten, onun sevgisiyle bağrı yanık, kendine murat almak istermiş, biz onu apaçık sapmışlardan görüyoruz dediler, Ne zaman ki kadınların tuzaklarını işitince kadın / azizin eşi o kadınlara elçi gönderdi ve onlara yaslanacakları yerler hazırladı her birinin eline de birer bıçak verdi, (Genç Yusuf’a) kadınlar arasına çık dedi, ne zaman ki onu gördüler iyice abarttılar ve ellerini kestiler, Allah için haşa, bu beşer değil ikram edilen bir melektir dediler, Kadın dedi ki işte bu durumunuz , hakkında beni ayıpladığınız ve benim de onu kendime murat almak istediğim şeydir fakat o namusunu korudu, lakin emrettiğimi yapmaz ise hapsedilecek ve de küçük düşürülenlerden olacak. Rabbim zindan benim için beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir dedi, e ğer benden kadınların tuzağını savmazsan, onlara gönlüm kayar ve cahillerden olurum, Rabbi Ona cevap verdi / icabet etti onların tuzaklarını ondan savdı / sarf etti, muhakkak ki O işitendir bilendir. Ardından gördükleri delillere / ayetlere (gömleğin arkadan yırtılması) rağmen onu zindan da belli bir zamana kadar bırakmak kendilerine uygun geldi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O kadınların gizlice aleyhinde konuştuklarını işitince kendilerine haber gönderdi. Onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a: “Çık karşılarına” dedi. Kadınlar Yûsuf’u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. “Hâşâ! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir.” dediler.

    Süleyman Ateş

    (Kadın), onların (dedikodu yaparak kendisini dile düşürme) düzenlerini işitince, onlara (adam) gönderdi (yemeğe davet etti). Onlar için dayanacak yastıklar hazırladı ve her birine de birer bıçak verdi. (Yusuf'a): "Çık karşılarına!" dedi. Kadınlar, (önlerine konan meyveleri soyup yemekle meşgul iken) Yusuf'u görünce onu (gözlerinde) büyüttüler, (ona hayranlıklarından ötürü) ellerini kestiler ve: "Allah için, haşa bu, insan değildir; bu ancak güzel bir melektir!" dediler.

    Süleymaniye Vakfı

    Kadın onların dedikodularını duyunca kendilerine haber gönderdi. Onlara mükellef bir sofra hazırladı. Her birine birer bıçak verdi. Sonra Yusuf'a: "Çık karşılarına!" dedi. Kadınlar onu görünce pek yücelttiler ve (şaşkınlıktan) ellerini kestiler. Dediler ki: "Aman Allah'ım! Bu bir insan değil, bu gerçekten değerli bir melek!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dedikoduları kadının kulağına gelince davetçiler gönderdi. Onlara portakal dipnot 1 hazırladı; her birine bir bıçak verdi. Sonra Yusuf'a: "Haydi yanlarına çık" dedi. Kadınlar Yusuf'u görünce büyülendiler ve ellerini kestiler. Dediler ki "Olmaz böyle şey dipnot 2 ! Allah için bu insan değil, olsa olsa değerli bir melek olur."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Turunçgillerden bir meyve. Lisan'ul-Arab
    2. metne dön, dipnot 2
      ...

    Şaban Britch

    Kadınların çekiştirmelerini duyunca onları davet etti. Onlara mükellef sofra hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. Yusuf’a; "Onların yanına çık!" dedi. Kadınlar, onu görünce hayran kaldılar, ellerini kestiler ve haşa, Allah için bu bir insan değil, dediler. Bu ancak kerim bir melektir.

    Şaban Piriş

    Kadınların çekiştirmelerini duyunca onları davet etti. Onlara koltuk hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. Yusuf'a 'onların yanına çık!' dedi. Kadınlar, onu görünce kendilerinden geçtiler, ellerini kestiler. ve: -Haşa, Allah için bu bir insan değil, dediler. Bu çok güzel bir melek.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kadın onların oyunlarını işitince, onlara haber gönderdi. Kendilerine, yaslanarak yiyebilecekleri bir sofra hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. Yusuf'a: "Karşılarına çık." dedi. Nihayet Yusuf'u görünce onu öylesine yücelttiler ki, kendilerinin ellerini kestiler. Şöyle dediler: "Aman Allahım! Bu bir insan değil; asil bir melek bu!"

  3. Yûsuf suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 32. ayet. قَالَتْ فَذَٰلِكُنَّ ٱلَّذِى لُمْتُنَّنِى فِيهِ وَلَقَدْ رَٰوَدتُّهُۥ عَن نَّفْسِهِۦ فَٱسْتَعْصَمَ وَلَئِن لَّمْ يَفْعَلْ مَآ ءَامُرُهُۥ لَيُسْجَنَنَّ وَلَيَكُونًا مِّنَ ٱلصَّٰغِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: "İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak."

    Mehmet Okuyan

    (Züleyha) şöyle demişti: "İşte hakkında beni kınadığınız (şahıs) budur. Yemin olsun ki ben (cinsel olarak) ondan yararlanmak istedim; o, masumdu. Şüphesiz ki kendisine emredeceğimi yapmazsa mutlaka hapse atılacak ve elbette aşağılananlardan olacaktır!" dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [le yekûnen] fiilinin sonundaki [tenvîn], şeddesiz [nun] (te'kîd [nun]'u) yerindedir. Benzer bir kullanım da ‘Alak 96:15'de [le nesfe‘an] fiilinde söz konusudur.

    Mustafa İslamoğlu

    Kadın dedi ki: "Bakın, işte beni kendisinden dolayı kınadığınız kişi bu! Doğrusu ben onu baştan çıkarmaya çalıştım, ne ki o geçit vermedi. Ve eğer (bundan böyle de) arzumu yerine getirmezse, kesinlikle hapsi boylayacak ve sürüm sürüm sürünecektir.

    Muhammed Esed

    (Kişizadenin karısı:) "İşte hakkında beni kınayıp yerdiğiniz kimse bu!" dedi, "Evet, gerçekten de o'nun gönlünü çelmek istedim, ama o kendini (bundan) sakındı. Ne var ki eğer bundan sonra da istediğim şeyi yapmazsa mutlaka hapsedilecek ve kendini aşağılanmış kimselerin arasında bulacak!"

    Ahmed Hulusi

    (Aziyz'in karısı) dedi ki: "Kendisi yüzünden beni hor görüp yerdiğiniz işte bu! Andolsun ki Onu ayartmak istedim de, O, temiz kalmak istedi (sakındı)! Yemin ederim, eğer Ona emrettiğimi yapmazsa kesinlikle zindana atılacak ve aşağılanmışlar arasında olacak. "

    Ali Bulaç

    Kadın dedi ki: "Beni kendisiyle kınadığınız işte budur. Andolsun onun nefsinden ben murad istedim, o ise (kendini) korudu. Ve andolsun, eğer o kendisine emrettiğimi yapmayacak olursa, mutlaka zindana atılacak ve elbette küçük düşürülenlerden olacak."

    Ali Özek ve heyeti

    Kadın dedi ki: İşte hakkında beni kınadığınız şahıs budur. Ben onun nefsinden murat almak istedim. Fakat o, (bundan) şiddetle sakındı. Andolsun, eğer o kendisine emredeceğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve elbette sürünenlerden olacaktır!

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Hakkında beni kınadığınız kişi, işte Odur. Gerçek şu ki, Onu, elde etmek istedim; fakat kendisini geriye çekti. Buyruğumu yapmazsa, kesinlikle hapsedilecek ve aşağılanacaktır!"

    Bayraktar Bayraklı

    Kadın dedi ki: "İşte budur o, hakkında beni kınadığınız. Vallahi, ben onunla gönlümü eğlendirmek istedim de o masum bir tavırla bundan çekindi. Ama, eğer kendisine emrettiğimi yapmazsa, yemin ediyorum zindana tıkılacak ve horlananlardan olacaktır."

    Edip Yüksel

    "İşte siz beni bunun için suçlamıştınız. Onu baştan çıkarmak istedim, ancak kendisini koruyup beni reddetti. Kendisine emrettiğimi yapmazsa hapishaneye atılacak ve aşağılanacaktı!" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Kadın:) 'İşte siz beni bunun için suçlamıştınız. Onu baştan çıkarmak istedim, ancak (iffetini) koruyup beni reddetti. Kendisine emrettiğimi yapmazsa hapishaneye atılacak ve aşağılanacaktır,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dedi ki: "İşte beni, hakkında kınadığınız, bu delikanlı! Yemin ederim ki, ben onunla birlikte olmak istedim de o, iffetini koruyup bana yanaşmadı. Yine yemin ederim ki, eğer emrimi yerine getirmezse mutlaka zindana atılacak ve mutlaka zillete uğrayanlardan olacaktır!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte dedi, bu gördüğünüz, hakkında beni levm ettiğiniz, yemin ederim ki ben bunun nefsinden murad istedim de o fikri ısmetle imtina' etti, yine yemin ederim eğer emrimi yapmazsa mutlak, muhakkak zindana atılacak ve mutlak, muhakkak zelillerden olacak.

    Erhan Aktaş

    Kadın: "İşte! Bu gördüğünüz, beni, kendisi hakkında kınadığınız kimsedir. Ant olsun ki, onun benim olmasını istedim, ancak o reddetti. Ama ondan istediğim şeyi yapmazsa, zindana atılacak ve kesinlikle burnu yere sürtülenlerden olacaktır." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kadın: "İşte! Bu gördüğünüz, beni, kendisi hakkında kınadığınız kimsedir. Ant olsun ki, onun benim olmasını istedim, ancak o reddetti. Ama ondan istediğim şeyi yapmazsa, zindana atılacak ve kesinlikle burnu yere sürtülenlerden olacaktır." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kadın: "İşte! Bu gördüğünüz, beni, kendisi hakkında kınadığınız kimsedir. Ant olsun ki, onun benim olmasını istedim, ancak o reddetti. Ama ondan istediğim şeyi yapmazsa, zindana atılacak ve kesinlikle burnu yere sürtülenlerden olacaktır." dedi.

    Gültekin Onan

    Kadın dedi ki: "Beni kendisiyle kınadığınız işte budur. Andolsun onun nefsinden ben murad istedim, o ise (kendini) korudu. Ve andolsun, eğer o kendisine buyurduğumu yapmayacak olursa, mutlaka zindana atılacak ve elbette küçük düşürülenlerden olacak."

    Hasan Basri Çantay

    (Kadın) dedi: "İşte beni kendisi hakkında ayıbladığınız şu gördüğünüz (zat) dir. Andederim, onun nefsinden ben murad istedim de o, namuskarlık göster (ib reddet) di. Yemin ederim, eğer o, kendisine emredeceğimi yapmazsa her halde zindana atılacak ve her halde zillete uğrayanlardan olacakdır"!

    İbni Kesir

    Kadın dedi ki: İşte beni, onun için ayıpladığınız budur. Onu kendime ram etmek istedim, ama o iffetinden çekindi. Eğer istediğimi yapmazsa; andolsun ki, zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacaktır.

    Mehmet Alagaş

    (23-35) Evinde kaldığı kadın, onunla birleşme arzusu hissetti, kapıları kilitledi ve haydi seninim dedi, Allah’a sığınırım, muhakkak beni Rabbim güzel bir şekilde beni barındırdı ve kesinlikle O zalimleri kurtuluşa / felaha erdirmez dedi. Kadın ona meyletmişti, eğer ki Rabbinin delilini / burhanını görmeseydi, o da kadına meyletmişti , bu, ondan kötülük ve fuhşun giderilmesi içindi, çünkü O, bizim salih kullarımızdandı. Her ikisi de kapıya koştular, sırtından onun gömleğini kadın yırttı, k apının önünde kadının efendisine denk geldiler , Kadın; senin ailene / ehline kötülük yapmak isteyenin hapsetmek veya acıtıcı bir azap etmek dışında cezası var mıdır ? dedi , O kadın benden murat almak istedi dedi ve ailesinden şahitler de eğer Onun gömleği ön tarafından yırtılmış ise kadın doğrudur, O yalancılardandır, eğer ki Onun gömleği sırt tarafından yırtılmış ise kadın yalancıdır, O doğrulardandı , Ne zaman ki Onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördüler, kesinlikle o kadınların tuzaklarındandır dediler, muhakkak ki kadınların tuzakları ç ok büyüktür. Yusuf bu meseleye arkanı dön ve ey kadın günahın için sen de bağışlanma iste muhakkak ki sen ey kadın yanlış yapanlardansın, şehrin kadınları, azizin karısı bir gençten, onun sevgisiyle bağrı yanık, kendine murat almak istermiş, biz onu apaçık sapmışlardan görüyoruz dediler, Ne zaman ki kadınların tuzaklarını işitince kadın / azizin eşi o kadınlara elçi gönderdi ve onlara yaslanacakları yerler hazırladı her birinin eline de birer bıçak verdi, (Genç Yusuf’a) kadınlar arasına çık dedi, ne zaman ki onu gördüler iyice abarttılar ve ellerini kestiler, Allah için haşa, bu beşer değil ikram edilen bir melektir dediler, Kadın dedi ki işte bu durumunuz , hakkında beni ayıpladığınız ve benim de onu kendime murat almak istediğim şeydir fakat o namusunu korudu, lakin emrettiğimi yapmaz ise hapsedilecek ve de küçük düşürülenlerden olacak. Rabbim zindan benim için beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir dedi, e ğer benden kadınların tuzağını savmazsan, onlara gönlüm kayar ve cahillerden olurum, Rabbi Ona cevap verdi / icabet etti onların tuzaklarını ondan savdı / sarf etti, muhakkak ki O işitendir bilendir. Ardından gördükleri delillere / ayetlere (gömleğin arkadan yırtılması) rağmen onu zindan da belli bir zamana kadar bırakmak kendilerine uygun geldi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kadın dedi ki: “Kendisi dolayısı ile beni ayıpladığınız işte budur. Andolsun, ben onu arzuladım. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak.”

    Süleyman Ateş

    (Kadın) Dedi ki: "İşte siz, beni bunun için kınamıştınız! Andolsun ben kendisinden murad almak istedim de o, iffetinden ötürü reddetti. Ama kendisine emrettiğimi yapmazsa, elbette zindana atılacak ve alçalanlardan olacaktır!"

    Süleymaniye Vakfı

    Kadın dedi ki: "Kendisi yüzünden beni kınadığınız kişi işte bu! Ben onunla birlikte olmak istedim; ama o hep kendini korudu dipnot 1 . Yine de ondan istediğimi yapmazsa kesinlikle hapse atılacak ve küçük düşenlerden olacak."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kadının Yusuf için 'kendini korudu' demesi, kendisinin de yaptığı şeyin sakınılması gereken bir eylem olduğunu bildiğini gösterir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kadın dedi ki "Beni ayıpladığınız kişiyi görün işte. Onun benim olmasını gerçekten çok istedim ama o hep kendini korudu dipnot 1 . Hele istediğimi yapmasın kesin hapse girer ve kendini itibarsız olanlar arasında bulur."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kadının Yusuf için ‘kendini korudu' demesinden anlaşılacağı üzere yaptığının sakınılması gereken ve insan fıtratına aykırı bir eylem olduğunun kadın da farkındaydı.

    Şaban Britch

    İşte hakkında beni kınadığınız budur. Onu kendim için istedim. Fakat O, sakındı. Ona emrettiğim işi yapmazsa zindana atılıp, küçük düşenlerden olacak, dedi.

    Şaban Piriş

    -İşte hakkında beni kınadığınız budur. Arzuma uymasını istedim. Fakat O, kabul etmedi. Ona emrettiğim işi yine yapmazsa zindana atılıp, küçük düşenlerden olacak, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kadın dedi ki: "İşte budur o, hakkında beni kınadığınız. Vallahi, ben onunla gönlümü eğlendirmek istedim de o masum bir tavırla bundan çekindi. Ama, eğer kendisine emrettiğimi yapmazsa yemin ediyorum hapse tıkılacak ve horlananlardan olacaktır."

  4. Yûsuf suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 33. ayet. قَالَ رَبِّ ٱلسِّجْنُ أَحَبُّ إِلَىَّ مِمَّا يَدْعُونَنِىٓ إِلَيْهِ وَإِلَّا تَصْرِفْ عَنِّى كَيْدَهُنَّ أَصْبُ إِلَيْهِنَّ وَأَكُن مِّنَ ٱلْجَٰهِلِينَ

    Diyanet İşleri

    Yusuf, "Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Yusuf:) "Rabbim! Hapis, bunların benden istediklerinden bana daha sevimlidir! Onların hilelerini benden çevirmezsen onlara eğilim gösterir ve cahillerden olurum!" demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    (Yusuf) "Rabbim!" dedi, "Benim için hapislik, bunların beni çağırdıkları şeyden daha hayırlıdır! Bununla birlikte Sen onların tuzaklarına karşı beni korumazsan, hilelerine kapılır da kendini bilmezlerden biri olup çıkarım!"

    Muhammed Esed

    (Yusuf:) "Ey Rabbim!" dedi, "Benim için hapis, bu kadınların isteklerine boyun eğmekten daha iyidir. Çünkü, Sen onların oyunlarını / tuzaklarını benden uzak tutmazsan, ben o zaman onların ayartmalarına kapılır ve (doğru nedir, eğri nedir) seçemeyen şaşkın kimselerden olurum".

    Ahmed Hulusi

    (Yusuf) dedi ki: "Rabbim. . . Zindan, beni davet ettikleri şeyden daha sevimlidir bana. . . Eğer sen onların oyunlarından beni korumazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum. "

    Ali Bulaç

    (Yusuf) Dedi ki: "Rabbim, zindan, bunların beni kendisine çağırdıkları şeyden bana daha sevimlidir. Kurdukları düzeni benden uzaklaştırmazsan, onlara (korkarım) eğilim gösterir, (böylece) cahillerden olurum."

    Ali Özek ve heyeti

    (Yusuf:) Rabbim! Bana zindan, bunların benden istediklerinden daha iyidir! Eğer onların hilelerini benden çevirmezsen, onlara meyleder ve cahillerden olurum! dedi.

    Ali Rıza Safa

    "Efendim!" dedi; "Bunların beni çağırdığı şeye oranla, tutukevi daha sevimlidir. Çevirdikleri dalavereleri benden uzaklaştırmazsan, onlara eğilim gösteririm ve bilisizler arasında olurum!"

    Bayraktar Bayraklı

    Yusuf,"Ey Rabbim! Bana zindan, bunların benden istediklerinden daha iyidir. Eğer onların hilelerini benden çevirmezsen, onlara meyleder ve cahillerden olurum!" dedi.

    Edip Yüksel

    "Efendim, hapishane, onların beni çağırdığı şeyden daha iyidir. Planlarını benden savmazsan onlara meyledip cahillerden olurum" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Yusuf:) 'Rabbim, hapishane, onların beni çağırdığı şeyden daha iyidir. Planlarını benden savmazsan onlara meyledip cahillerden olurum,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yusuf: "Ey Rabbim, zindan bana bunların davet ettikleri işten daha sevimlidir. Eğer sen, bu kadınların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, ben onların sevdasına düşer, cahillerden olurum." dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya rabbi! Dedi: zindan bana bunların da'vet ettikleri fi'ilden daha sevimli ve eğer sen benden bu kadınların tuzaklarını bertaraf etmezsen ben onların sevdasına düşerim ve cahillerden olurum

    Erhan Aktaş

    "Ey Rabb'im! Zindan bana, bunların istedikleri şeyi yapmaktan daha sevimlidir. Eğer onların tuzaklarını benden savmazsan, onlara kanıp cahillerden olurum." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ey Rabbim! Zindan bana, bunların istedikleri şeyi yapmaktan daha sevimlidir. Eğer onların tuzaklarını benden savmazsan, onlara kanıp cahillerden olurum." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yusuf: "Ey Rabbim! Zindan bana, bunların istedikleri şeyi yapmaktan daha sevimlidir. Eğer onların tuzaklarını benden savmazsan, onlara kanıp cahillerden dipnot 1 olurum." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy dışı, gerçeklere aykırı davranmış olurum.

    Gültekin Onan

    (Yusuf) Dedi ki: "Rabbim zindan bunların beni kendisine çağırdıkları şeyden bana daha sevimlidir. Kurdukları düzeni benden uzaklaştırmazsan, onlara (korkarım) eğilim gösterir, (böylece) cahillerden olurum."

    Hasan Basri Çantay

    (Yuusuf) dedi: "Ey Rabbim, zindan bana bunların da'vet edegeldikleri şey (i irtikab etmek) den daha sevgilidir. Eğer sen bunların tuzaklarını benden döndürmezsen (belki) onlara meyleder, cahillerden olurum".

    İbni Kesir

    Dedi ki: Rabbım, zindan bana bunların beni davet ettiklerinden daha iyidir. Eğer Sen, bunların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan; onlara meyleder, cahillerden olurum.

    Mehmet Alagaş

    (23-35) Evinde kaldığı kadın, onunla birleşme arzusu hissetti, kapıları kilitledi ve haydi seninim dedi, Allah’a sığınırım, muhakkak beni Rabbim güzel bir şekilde beni barındırdı ve kesinlikle O zalimleri kurtuluşa / felaha erdirmez dedi. Kadın ona meyletmişti, eğer ki Rabbinin delilini / burhanını görmeseydi, o da kadına meyletmişti , bu, ondan kötülük ve fuhşun giderilmesi içindi, çünkü O, bizim salih kullarımızdandı. Her ikisi de kapıya koştular, sırtından onun gömleğini kadın yırttı, k apının önünde kadının efendisine denk geldiler , Kadın; senin ailene / ehline kötülük yapmak isteyenin hapsetmek veya acıtıcı bir azap etmek dışında cezası var mıdır ? dedi , O kadın benden murat almak istedi dedi ve ailesinden şahitler de eğer Onun gömleği ön tarafından yırtılmış ise kadın doğrudur, O yalancılardandır, eğer ki Onun gömleği sırt tarafından yırtılmış ise kadın yalancıdır, O doğrulardandı , Ne zaman ki Onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördüler, kesinlikle o kadınların tuzaklarındandır dediler, muhakkak ki kadınların tuzakları ç ok büyüktür. Yusuf bu meseleye arkanı dön ve ey kadın günahın için sen de bağışlanma iste muhakkak ki sen ey kadın yanlış yapanlardansın, şehrin kadınları, azizin karısı bir gençten, onun sevgisiyle bağrı yanık, kendine murat almak istermiş, biz onu apaçık sapmışlardan görüyoruz dediler, Ne zaman ki kadınların tuzaklarını işitince kadın / azizin eşi o kadınlara elçi gönderdi ve onlara yaslanacakları yerler hazırladı her birinin eline de birer bıçak verdi, (Genç Yusuf’a) kadınlar arasına çık dedi, ne zaman ki onu gördüler iyice abarttılar ve ellerini kestiler, Allah için haşa, bu beşer değil ikram edilen bir melektir dediler, Kadın dedi ki işte bu durumunuz , hakkında beni ayıpladığınız ve benim de onu kendime murat almak istediğim şeydir fakat o namusunu korudu, lakin emrettiğimi yapmaz ise hapsedilecek ve de küçük düşürülenlerden olacak. Rabbim zindan benim için beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir dedi, e ğer benden kadınların tuzağını savmazsan, onlara gönlüm kayar ve cahillerden olurum, Rabbi Ona cevap verdi / icabet etti onların tuzaklarını ondan savdı / sarf etti, muhakkak ki O işitendir bilendir. Ardından gördükleri delillere / ayetlere (gömleğin arkadan yırtılması) rağmen onu zindan da belli bir zamana kadar bırakmak kendilerine uygun geldi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yûsuf: “Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum.” dedi.

    Süleyman Ateş

    (Yusuf): "Rabbim dedi, bana göre zindan, bunların beni çağırdığı şeyden iyidir. Eğer onların düzenini benden savmazsan onlara kayarım ve cahillerden olurum!"

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf dedi ki: "Rabbim! Hapis benim için bunların beni çağırdıkları şeyden daha iyidir. Onların oyununu benden uzaklaştırmazsan onlara kapılırım ve cahillik edenlerden dipnot 1 olurum."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen (جَهَالَةٍ) 'cehalet'in Türkçesi "cahillik" veya "cahillik etmek"tir. Cahillik, bilmemek; cahillik etmek de kendini tutamayıp yanlış iş yapmaktır. Züleyha ve diğer kadınların onu elde etmeye çalışmaları karşısında Yusuf aleyhisselamın söylediği sözler, cahillik etmekten korktuğunu göstermektedir. Çünkü o, kendine hakim olamamaktan korkmaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yusuf dedi ki: "Rabbim! Bu kadınların isteklerine uymaktansa hapsi tercih ederim. Onların oyununu benden savmazsan onlara karşı çocukça davranır ve cahillik edenlerden dipnot 1 olurum."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen جَهَالَةٍ = cehalet'in Türkçesi cahillik veya cahillik etmektir. Cahillik, bilmemek, cahillik etmek de yanlış iş yapmaktır. Züleyha ve diğer kadınların onu elde etmeye çalışmaları karşısında Yusuf aleyhisselamın söylediği sözler, cahillik etmekten korktuğunu göstermektedir. Çünkü o, kendine hakim olamamaktan korkuyordu.

    Şaban Britch

    Rabbim, benim için zindan, bunların beni davet ettiği şeyden daha hayırlıdır. Eğer tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum, dedi.

    Şaban Piriş

    -Rabbim, benim için zindan, bunların beni davet ettiği şeyden daha hayırlıdır. Eğer tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yusuf dedi: "Rabbim! Zından benim için bunların beni çağırdığı şeyden daha sevimlidir. Eğer onların oyununu benden uzak tutmazsan onlara meyleder de cahillerden olurum."

  5. Yûsuf suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 34. ayet. فَٱسْتَجَابَ لَهُۥ رَبُّهُۥ فَصَرَفَ عَنْهُ كَيْدَهُنَّ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    Diyanet İşleri

    Rabbi, onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. Şüphesiz ki O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Rabbi onun duasına cevap vermiş ve onların hilesini ondan uzaklaştırmıştı. Şüphesiz ki yalnızca O duyandır, bilendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun üzerine Rabbi onun duasına icabet etti ve onların tuzaklarına karşı kendisini korudu: Çünkü O her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.

    Muhammed Esed

    Ve Rabbi o'nun bu duasını olumlayıp o'nu o kadınların tuzaklarına karşı korudu: çünkü O gerçekten her şeyi işiten, her şeyi olduğu gibi bilendir.

    Ahmed Hulusi

    (Yusuf'un) Rabbi Onun duasına icabet etti de onların oyunlarını Ondan defetti! Muhakkak ki O, Semi'dir, Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Böylece Rabbi, duasını kabul etti ve onların hileli düzenlerini kendisinden uzaklaştırdı. Çünkü O, işitendir, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbi onun duasını kabul etti ve onların hilesini uzaklaştırdı. Hiç şüphe yoktur ki Allah, her şeyi hakkıyla işitendir; hakkıyla bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Böylece, Efendisi, yaptığı yakarışı kabul ederek, çevirdikleri dalavereleri Ondan uzaklaştırdı. Kuşkusuz, O, Duyandır; Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbi onun duasını kabul etti ve onların hilesini ondan uzaklaştırdı. Çünkü O, çok iyi işitendir;çok iyi bilendir.

    Edip Yüksel

    Efendisi onun duasına yanıt verdi ve kadınların planlarını ondan savdı. O İşitendir, Bilendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbi onun duasına yanıt verdi ve kadınların planlarını ondan savdı. O İşitendir, Bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine Rabbi duasını kabul buyurup onların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. Muhakkak O, herşeyi işiten, herşeyi bilendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun üzerine rabbı duasını kabul buyurdu da ondan onların tuzaklarını bertaraf etti, hakıkat o, öyle semi alimdir

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine Rabb'i dileğini kabul etti ve tuzaklarını ondan savdı. O' Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunun üzerine Rabb'i dileğini kabul etti ve tuzaklarını ondan savdı. O' Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine Rabb'i dileğini kabul etti ve tuzaklarını ondan savdı. O' Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Gültekin Onan

    Böylece rabbi, duasını kabul etti ve onların hileli düzenlerini kendisinden uzaklaştırdı. Çünkü O, işitendir, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Bunun üzerine Rabbi onun duasını kabul etdi ve onların tuzaklarını kendisinden savdı. Çünkü O, hakkıyle işidenin, her şey'i bilenin ta kendisidir.

    İbni Kesir

    Rabbı onun duasını kabul etti de onların tuzaklarını kendisinden savdı. Muhakkak ki O'dur, Semi, Alim.

    Mehmet Alagaş

    (23-35) Evinde kaldığı kadın, onunla birleşme arzusu hissetti, kapıları kilitledi ve haydi seninim dedi, Allah’a sığınırım, muhakkak beni Rabbim güzel bir şekilde beni barındırdı ve kesinlikle O zalimleri kurtuluşa / felaha erdirmez dedi. Kadın ona meyletmişti, eğer ki Rabbinin delilini / burhanını görmeseydi, o da kadına meyletmişti , bu, ondan kötülük ve fuhşun giderilmesi içindi, çünkü O, bizim salih kullarımızdandı. Her ikisi de kapıya koştular, sırtından onun gömleğini kadın yırttı, k apının önünde kadının efendisine denk geldiler , Kadın; senin ailene / ehline kötülük yapmak isteyenin hapsetmek veya acıtıcı bir azap etmek dışında cezası var mıdır ? dedi , O kadın benden murat almak istedi dedi ve ailesinden şahitler de eğer Onun gömleği ön tarafından yırtılmış ise kadın doğrudur, O yalancılardandır, eğer ki Onun gömleği sırt tarafından yırtılmış ise kadın yalancıdır, O doğrulardandı , Ne zaman ki Onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördüler, kesinlikle o kadınların tuzaklarındandır dediler, muhakkak ki kadınların tuzakları ç ok büyüktür. Yusuf bu meseleye arkanı dön ve ey kadın günahın için sen de bağışlanma iste muhakkak ki sen ey kadın yanlış yapanlardansın, şehrin kadınları, azizin karısı bir gençten, onun sevgisiyle bağrı yanık, kendine murat almak istermiş, biz onu apaçık sapmışlardan görüyoruz dediler, Ne zaman ki kadınların tuzaklarını işitince kadın / azizin eşi o kadınlara elçi gönderdi ve onlara yaslanacakları yerler hazırladı her birinin eline de birer bıçak verdi, (Genç Yusuf’a) kadınlar arasına çık dedi, ne zaman ki onu gördüler iyice abarttılar ve ellerini kestiler, Allah için haşa, bu beşer değil ikram edilen bir melektir dediler, Kadın dedi ki işte bu durumunuz , hakkında beni ayıpladığınız ve benim de onu kendime murat almak istediğim şeydir fakat o namusunu korudu, lakin emrettiğimi yapmaz ise hapsedilecek ve de küçük düşürülenlerden olacak. Rabbim zindan benim için beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir dedi, e ğer benden kadınların tuzağını savmazsan, onlara gönlüm kayar ve cahillerden olurum, Rabbi Ona cevap verdi / icabet etti onların tuzaklarını ondan savdı / sarf etti, muhakkak ki O işitendir bilendir. Ardından gördükleri delillere / ayetlere (gömleğin arkadan yırtılması) rağmen onu zindan da belli bir zamana kadar bırakmak kendilerine uygun geldi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunun üzerine Rabbi onun duasını kabul etti ve o kadınların hilesini uzaklaştırdı. Hiç şüphe yoktur ki Allah, her şeyi hakkıyla işitendir; hakkıyla bilendir.

    Süleyman Ateş

    Rabbi onun du'asını kabul buyurdu da onların düzenini ondan savdı. Şüphesiz O, işitendir, bilendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunun üzerine Rabbi duasını kabul etti de kadınların oyununu ondan savdı; çünkü o, daima dinleyen ve bilendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbi duasını kabul etti de onu kadınların oyununa getirmedi. Çünkü O, dinler ve bilir.

    Şaban Britch

    Rabbi, duasını kabul etti ve kadınların tuzağını ondan uzak eyledi. Çünkü O, her şeyi işitendir, bilendir.

    Şaban Piriş

    Rabbi, duasını kabul etti ve kadınların tuzağına engel oldu. Çünkü O, işiten ve bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbi onun duasını kabul etti de kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. Herşeyi duyar O, herşeyi bilir.

  6. Yûsuf suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 35. ayet. ثُمَّ بَدَا لَهُم مِّنۢ بَعْدِ مَا رَأَوُا۟ ٱلْـَٔايَٰتِ لَيَسْجُنُنَّهُۥ حَتَّىٰ حِينٍ

    Diyanet İşleri

    Sonra onlar, Yusuf'un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular.

    Mehmet Okuyan

    Sonunda kesin delilleri görmelerine rağmen onu bir süreliğine mutlaka hapse atmaları (gerektiği fikri), onlar (Aziz ve arkadaşları) için belirmişti. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Yusuf sanıldığı gibi Aziz'in eşi Züleyha'nın ona sarkmasından sonra değil, daha sonra diğer kadınların da sarkıntılık isteklerinden sonra hapse atılmıştır. Hz. Yusuf'un hapse atılması elbette görünüşte bir haksızlıktı; çünkü suçsuz yere bir cezaya çarptırılmıştı. Ancak şehirdeki kadınların onunla ilgili farklı düşünceler beslediklerini söylemeleri nedeniyle belki de Hz. Yusuf'un hapse atılması onun için korumaya alınması gibi de düşünülebilir.

    Mustafa İslamoğlu

    En sonunda yetkililer, gördükleri belge ve delillerin ardından (olayın sırrına ermelerine rağmen), belli bir süre onu hapsetmenin kesinlikle daha uygun olacağını düşündüler.

    Muhammed Esed

    Sonra, o kişizade ve ev halkı bütün delilleri(n Yusuf'un lehinde olduğunu) gördükten sonra bile o'nu bir süre için hapsetmeyi uygun gördüler.

    Ahmed Hulusi

    Sonra, (bunca) delilleri görmelerine rağmen, Onu belli bir süre için zindana koymaya karar verdiler.

    Ali Bulaç

    Sonra onlarda (Yusuf'un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak (görüşü) ağır bastı.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonunda (aziz ve arkadaşları) kesin delilleri görmelerine rağmen (halkın dedikodusunu kesmek için yine de) onu bir zamana kadar mutlaka zindana atmaları kendilerine uygun göründü.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, kanıtları görmelerine karşın, belirli bir süreye dek, Onu, tutukevine atmayı uygun gördüler.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonunda, kesin delilleri görmelerine rağmen halkın dedikodusunu kesmek için yine de onu bir zamana kadar zindana atmayı uygun buldular.

    Edip Yüksel

    Sonra, kanıtları görmelerine rağmen, onu belli bir süreye kadar hapishaneye atmayı uygun gördüler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra, (vali ve adamları Yusuf'un suçzuzluğuna dair) kanıtları görmelerine rağmen, onu belli bir süreye kadar hapishaneye atmayı uygun gördüler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra bu kadar delili gördükleri halde onlar, onu mutlaka bir sure için zindana atma görüşüne vardılar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra bu kadar ayatı gördükleri halde o adamlara şu reiy galebe etti: behemehal onu bir müddet zindana atsınlar

    Erhan Aktaş

    Suçsuzluğuna dair kanıtlara rağmen yine de onu belli bir süre zindana atmaya karar verdiler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Suçsuzluğuna dair kanıtlara rağmen yine de onu belli bir süre zindana atmaya karar verdiler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Suçsuzluğuna dair kanıtlara rağmen yine de onu belli bir süre zindana atmaya karar verdiler.

    Gültekin Onan

    Sonra onlarda [Yusuf'un iffettine ilişkin] ayetleri görmelerinin ardından mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak (görüşü) ağır bastı.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra, bütün o delilleri gördüklerinin ardından mutlakaa onu bir zamana kadar zindana atmaları (reyi) onlara zaahir oldu.

    İbni Kesir

    Sonra bütün delilleri onun lehine gördükleri halde yine de bir süre için onu zindana atmayı uygun buldular.

    Mehmet Alagaş

    (23-35) Evinde kaldığı kadın, onunla birleşme arzusu hissetti, kapıları kilitledi ve haydi seninim dedi, Allah’a sığınırım, muhakkak beni Rabbim güzel bir şekilde beni barındırdı ve kesinlikle O zalimleri kurtuluşa / felaha erdirmez dedi. Kadın ona meyletmişti, eğer ki Rabbinin delilini / burhanını görmeseydi, o da kadına meyletmişti , bu, ondan kötülük ve fuhşun giderilmesi içindi, çünkü O, bizim salih kullarımızdandı. Her ikisi de kapıya koştular, sırtından onun gömleğini kadın yırttı, k apının önünde kadının efendisine denk geldiler , Kadın; senin ailene / ehline kötülük yapmak isteyenin hapsetmek veya acıtıcı bir azap etmek dışında cezası var mıdır ? dedi , O kadın benden murat almak istedi dedi ve ailesinden şahitler de eğer Onun gömleği ön tarafından yırtılmış ise kadın doğrudur, O yalancılardandır, eğer ki Onun gömleği sırt tarafından yırtılmış ise kadın yalancıdır, O doğrulardandı , Ne zaman ki Onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördüler, kesinlikle o kadınların tuzaklarındandır dediler, muhakkak ki kadınların tuzakları ç ok büyüktür. Yusuf bu meseleye arkanı dön ve ey kadın günahın için sen de bağışlanma iste muhakkak ki sen ey kadın yanlış yapanlardansın, şehrin kadınları, azizin karısı bir gençten, onun sevgisiyle bağrı yanık, kendine murat almak istermiş, biz onu apaçık sapmışlardan görüyoruz dediler, Ne zaman ki kadınların tuzaklarını işitince kadın / azizin eşi o kadınlara elçi gönderdi ve onlara yaslanacakları yerler hazırladı her birinin eline de birer bıçak verdi, (Genç Yusuf’a) kadınlar arasına çık dedi, ne zaman ki onu gördüler iyice abarttılar ve ellerini kestiler, Allah için haşa, bu beşer değil ikram edilen bir melektir dediler, Kadın dedi ki işte bu durumunuz , hakkında beni ayıpladığınız ve benim de onu kendime murat almak istediğim şeydir fakat o namusunu korudu, lakin emrettiğimi yapmaz ise hapsedilecek ve de küçük düşürülenlerden olacak. Rabbim zindan benim için beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir dedi, e ğer benden kadınların tuzağını savmazsan, onlara gönlüm kayar ve cahillerden olurum, Rabbi Ona cevap verdi / icabet etti onların tuzaklarını ondan savdı / sarf etti, muhakkak ki O işitendir bilendir. Ardından gördükleri delillere / ayetlere (gömleğin arkadan yırtılması) rağmen onu zindan da belli bir zamana kadar bırakmak kendilerine uygun geldi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra onlara (Yûsuf'un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, onu belli bir vakte kadar zindana atma (görüşü) belirdi.

    Süleyman Ateş

    Sonra (aziz Kıtfir ve adamları, Yusuf'un masumluğu hakkındaki) bu delilleri gördükleri halde yine onu bir süre zindana atmaları kendilerine uygun geldi.

    Süleymaniye Vakfı

    Bütün delilleri gördükten sonra yine de Yusuf'u bir süre için hapse atmaları görüşü öne çıktı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra bütün belgeleri gördükleri halde Yusuf'u bir süre için hapse atma düşüncesi öne çıktı.

    Şaban Britch

    Onun (suçsuz olduğuna dair) delilleri gördükleri halde, yine de bir süre için hapsetmeyi uygun buldular.

    Şaban Piriş

    Onun suçsuz olduğunu anladıkları halde, yine de bir süre için hapsetmeyi uygun gördüler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunca delili gördükten sonra bile Yusuf'u bir süreye kadar zındana tıkmaları kararı onlara egemen oldu.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.