Diyanet İşleri
Yusuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: "Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim."
Yûsuf suresi
Yûsuf suresi, 59. ayet. وَلَمَّا جَهَّزَهُم بِجَهَازِهِمْ قَالَ ٱئْتُونِى بِأَخٍ لَّكُم مِّنْ أَبِيكُمْ أَلَا تَرَوْنَ أَنِّىٓ أُوفِى ٱلْكَيْلَ وَأَنَا۠ خَيْرُ ٱلْمُنزِلِينَ
velemmâ cehhezehüm bicehâzihim ḳâle-'tûnî bieḫil leküm min ebîküm. elâ teravne ennî ûfi-lkeyle veenâ ḫayru-lmünzilîn.
Yusuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: "Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kardeşlerin gelişi ve Bünyâmin şartı Yûsuf 58–68 3
Böylece Yusuf'a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkan ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükafatını zayi etmeyiz.
Elbette ki, ahiret mükafatı, inananlar ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir.
(Derken) Yusuf'un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. Yusuf onları tanıdı, onlar ise Yusuf'u tanımıyorlardı.
Yusuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: "Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim."
"Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın."
Dediler ki: "Onu babasından isteyeceğiz ve muhakkak bunu yaparız."
Yusuf, adamlarına dedi ki: "Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
59. “Yusuf (erzak) yüklerini hazırlayınca” başkalarına ölçtüğü gibi onların da azıklarını ölçüp verince... Çünkü onun bu konudaki güzel tedbirlerinden birisi de kişi başına ancak bir deve yükü ölçek vermesi idi. Onlara durumlarını sormuştu, onlar da babalarının yanında bir kardeşlerinin daha olduğunu haber verdiler ki bu da Bünyamin idi. Bunun üzerine Yusuf da onlara: “Dedi ki: Bana baba bir kardeşinizi de getirin.” Arkasından onu getirme arzularını artırmak kastı ile de sözlerini şöylece sürdürmüştü: “Görüyorsunuz ki ben ölçeği tam veriyorum ve ben” ziyafet ve ikram bakımından “misâfirperverlerin en iyisiyim.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
(Yusuf) Azık ve erzak olarak kendisinden istedikleri şeyleri onlara verdi. Baba bir kardeşlerinin olduğunu ancak babalarının yanında bıraktıklarını Yusuf'a haber verdiklerinde: "Baba bir kardeşinizi bana getirin size bir yüklü deve daha fazla vereyim. Benim ölçeği eksiksiz tam olarak verdiğimi görmüyor musunuz? Ben misafirperverlerin en iyisiyim." dedi.
Aynı kök: جهز (4 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: اخو (96 geçiş)
Yusuf, onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: "Ey kervancılar! Siz hırsızsınız."
Aynı kök: كيل (16 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Aynı kök: اخو (96 geçiş)
Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah…
Aynı kök: كيل (16 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: اخو (96 geçiş)
Onlar, babalarına döndüklerinde, "Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. Kardeşimizi (Bünyamin'i) bizimle gönder ki zahire alalım. Onu biz…
Aynı kök: كيل (16 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: اخو (96 geçiş)
Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. "Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri…
Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: اخو (96 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş)
Kardeşleri dediler ki: "Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde, Yusuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir…
Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: اخو (96 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş)
Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yusuf'a) saygı ile eğildiler. Yusuf dedi ki: "Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın…
Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
(Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Yusuf) yüklerini hazırlatınca (onlara) şöyle demişti: "(Bir dahaki sefer) baba bir kardeşinizi (Bünyamin'i) de bana getirin! Görmüyor musunuz, ben ölçeği tam dolduruyorum ve misafirperverlerin en iyisiyim.
Ve onların yükleri yükletilince; "(Gelecek sefer) bana bir kardeşinizi de birlikte getirin!" dedi (ve ekledi): "Görmüyor musunuz ki ben size tam ölçek verdim; çünkü konukseverliğim dillere destandır!
Ve onların yüklerini yüklettikten sonra, kendilerine: "(Bir dahaki gelişinizde) o bababir kardeşinizi de getirin bana. Görmüyor musunuz, tartıyı tam tuttum ve (size karşı) son derece iyi bir konukseverlik gösterdim.
(Yusuf) onların yüklerini yüklettikten sonra dedi ki: "Bana, (bir dahaki erzak almaya gelişinizde) üvey kardeşinizi (Yusuf'un öz, gelenlerin ise üvey kardeşi olan Bünyamin) getirin. . . Görüyorsunuz, ben hakkınızı tam veriyorum ve ben konukseverlerin en hayırlısıyım. "
Onların erzak yüklerini hazırlayınca dedi ki: "Bana babanızdan olan kardeşinizi getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçüyü tam tutarım ve ben konukseverlerin en hayırlısıyım."
(Yusuf) onların yüklerini hazırlayınca dedi ki: «Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafirperverlerin en iyisiyim.
Yüklerini hazırlayınca, şöyle dedi: "Babanızdan olan kardeşinizi getirin. Ölçüyü tam yaptığımı görmüyor musunuz? Ben, konukseverlerin en iyisiyim!"
Yusuf onların yüklerini hazırlayınca dedi ki: "Sizin baba-bir kardeşinizi de bana getiriniz. Görmüyor musunuz, ben ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafirperverlerin en iyisiyim."
Yüklerini hazırlatınca şöyle dedi: "Baba tarafından olan kardeşinizi getirin. Görmüyor musunuz ben ölçüyü tartıyı tam, ev sahipliğini de iyi yapıyorum." dipnot 1
Yüklerini hazırlatınca şöyle dedi: 'Baba tarafından olan kardeşinizi getirin. Görmüyor musunuz ben ölçüyü tartıyı tam, evsahipliğini de iyi yapıyorum.'
Onların bütün hazırlıklarını tamamladığında dedi ki: "Bana sizin baba bir kardeşinizi getirin! Görüyorsunuz ya, ben ölçeği tam ölçüyorum ve ben konukseverlerin en yaranışıyım!
Ve vakta ki onları bütün hazırlıkları ile techiz etti, dedi: bana sizin babanızından olan bir kardeşi getirin, görüyorsunuz a ben ölçeği tam ölçüyorum ve ben müsafirperverlerin en yararlısıyım
Yüklerini yüklettikten sonra, kendilerine: "Baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görüyorsunuz ki ihtiyacınızı fazlasıyla veriyorum ve ben iyi bir misafirperverim." dedi.
Yüklerini yüklettikten sonra, kendilerine: "Baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görüyorsunuz ki ihtiyacınızı fazlasıyla veriyorum ve ben iyi bir misafirperverim." dedi
Yüklerini yüklettikten sonra, kendilerine: "Baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görüyorsunuz ki ihtiyacınızı fazlasıyla veriyorum ve ben iyi bir misafirperverim." dedi
Onların erzak yüklerini hazırlayınca dedi ki: "Bana babanızdan olan kardeşinizi getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçüyü tam tutarım ve ben konukseverlerin en hayırlısıyım."
Vaktaki (Yuusuf) onların (zahire) yüklerini hazırladı. Dedi ki: "Bana baba bir erkek kardeşinizi de getirin. Görmüyor musunuz (size) tam ölçek veriyorum. Ben müsafirperverlerin hayırlısıyım".
Onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: Bana baba bir kardeşinizi getirin. Görmüyormusunuz ki ben, ölçüyü tam ölçüyorum ve ben, konukseverlerin en iyisiyim.
(58-87) Yusuf’un kardeşleri geldiler ve içeri girdiler , (Yusuf) onları tanıdı, onlar ise onu tanıyamadılar, hazırlayacaklarını hazırladıklarında, bana babanız bir olan diğer kardeşinizi de getirin dedi. Dikkat edin görüyorsunuz ki ben ölçüyü tam yerine getiriyorum ve ben iyi bir konukseverim, Onu bana getirmezseniz benim yanımda size ölçü falan yok, yanıma yaklaşmayın. O konuda babasını ikna etmeye çalışırız bunu kesinlikle yapacağız dediler. (Yusuf) genç çalışanların a, sermayelerini yüklerinin içine koy un, belki yakın çevrelerine döndüklerinde fark ederler de böyle ce de geri dönerler dedi. Babalarına geri döndüklerinde dediler ki ey babamız bizden ölçü yasaklandı bizimle beraber kardeşimizi gönder zahire alalım biz kesinlikle onu koruruz. Dedi ki Önceden kardeşi için güvendiğim gibi Onun için de size güvenebilir miyim? Her neyse Allah en hayırlı koruyucudur ve esirgeyenlerin en esirgeyicisidir. Getirdikleri eşyalarını açtıklarında sermayelerini kendilerine geri iade edilmiş olarak buldular, ey babamız ne ortaya çıktı! bu bizim geri iade edilmiş sermayemiz, yakın çevremize erzak getiririz , kardeşimizi de koruruz dediler , bir d eve ölçüsünde fazla alabiliriz bu aldığımız az bir ölçüydü. Allahtan, geri onu bana getireceğinize dair sağlam ve de sizleri bağlayıcı bir söz bana verdiğiniz sürece O’nu asla sizle göndermem dedi. Ona sağlam bir söz verdiklerinde O da Allah ne söylediğinize vekildir dedi . Ey oğullarım tek bir kapıdan girmeyin farklı farklı kapılardan içeri girin, Allah’tan bir şey olursa ben size bir fayda veremem, Yargı / hüküm sadece Allah’a aittir, Onu vekil tayin ettim, vekalet verecekler de ona vekalet versinler dedi. Babalarının emir ettiği taraftan gi rmeleri Allah’tan gelecek şeyler hakkında onlara fayda vermedi, sadece Yakub’un nefsinde ki acil ihtiyacın yerine getirilmesi ni sağladı (Ona faydası oldu), muhakkak ki O, ona öğrettiklerimizin bilgisine sahipti ve lakin insanların çoğu bilmiyorlardı, Yusuf’un yanına girdiklerinde, (Yusuf) kardeşini yanına aldı. Muhakkak ki ben senin kardeşinim y aptıklarından dolayı kaygıya kapılma dedi. Hazırlayacaklarını hazırladıklarında kardeşinin yüküne su kabı koydu, ardından da çığırtkan / müezzin ilan etti ki, ey kervan kesinlikle siz hırsızsınız! Onlarda dönerek ne kaybınız var ki dediler. Melik’in su kabını kaybettik, o nu kim getirirse kervan yükü ödül var, ben de buna kefilim / zaimim dedi, Allah’a yemin olsun, sizde biliyorsunuz, bizler arzda bozgunculuk etmek için gelmedik, biz hırsız da değiliz, eğer ki yalan söylüyor iseniz sizde bunun cezası nedir diye sordular, (Kervandakiler) dediler ki bizde onun cezası kimin yükünde bulunduysa, o kişi, onun karşılığıdır, zalimleri böyle cezalandırırız. Kardeşinin eşyalarından önce diğerlerinin eşyalarına baktılar, ardından kardeşinin eşyaları arasından onu / su kabını çıkardılar, Yusuf için böyle yaptık, Melik’in kurallarında kardeşini tutup almak yoktu, (Ama Yusuf’un kardeşlerinin kabilesinde vardı) Allah’ın istemesi hariç , biz istediğimizin derecesini yükseltiriz, her alimin ilminin üzerinde olan biri vardır. Eğer o çalmış ise kesin olan şu ki onun kardeşi de önceden çalmıştı dediler, Yusuf bunu kendinde tuttu (Bu lafa içerledi ama bir şey demedi) bunu onlara açıklamadı, dedi ki sizler ne fena bir mevkidesiniz Allah vasıflandırdıklarınızı / betimleyerek anlattıklarınızı en iyi bilendir dedi. Ey aziz! çok yaşlı bir babası var yerine bizden birini al, seni güzel davranan biri olarak görüyoruz dediler. Allah’a sığınırım, kimin eşyalarının yanında bulundu ise sadece onu alabiliriz , kesinlikle o zaman zalimlerden oluruz dedi. Ondan üm itleri kesilince bir kenarda fısıldaştılar , onların büyük olanı, babanızın sizden Allah adına söz aldığını ve önceden de Yusuf’a yaptığınız aşırılığı / ifratı bilmiyor musunuz? Ben babamdan bir izin yahut Allahtan bir yargı / bir hüküm gelinceye kadar bu yeri bırakıp ta gitmem, O en hayırlı hüküm vericidir dedi, siz babanıza geri dönün ve deyin ki ey babacığımız oğlun hırsızlık etti, sadece bildiğimize şahitlik ediyoruz, bilemediğimize / gaybe bekçi / muhafız değiliz, içinde olduğumuz memlekete de beraber geri döndüğümüz kervana da sorabilirsin, kesinlikle biz doğru söyleyenleriz. Dedi ki sizi bu işe nefisleriniz sürüklemiş / nefisleriniz ayartmış, şimdi güzel bir sabır, belki de Allah onların hepsini bana birlikte getirir (Sadece ikisini demedi tüm kardeşleri kastetti ) Kesinlikle O, alim dir, hâkimdir. (Hâkim; h üküm veren , Hikmet, hükmün gerekçesi) Onlardan yüz çevirdi ve ey benim tasam / kederim Y usuf dedi, gözlerine üzüntüden ak düştü, O öfkeliydi. Allah’a yemin olsun ki Yusuf ’u hatırlayıp duruyorsun, böyle giderse çok ağır hasta olacaksın yahut yok olacaksın / helak olacaksın dediler. Muhakkak ki kaygımı ve hüznümü Allah’a şikâyet ediyorum ve Allah sayesinde sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi. Ey oğullarım gidiniz Yusuf ve kardeşi hakkında bilgi arayın / malumat toplayın , Allah’ın esintisinden / rahmetinden ümit kesmeyin muhakkak ki Onun esintisinden / rahmetinden ancak kafirler ümidi keserler. Onun yanına girdiklerinde ey aziz dediler bize ve yakın çevremize zarar dokundu, biz önemsiz bir sermaye ile geldik bize tam ölçüsünde ver, artı bize sadaka da ver / tasadduk eyle, Allah sadaka verenlerin karşılığını verir. Dedi ki siz cahil iken Yusuf’a ve kardeşine ne yaptığınızı biliyor musunuz? Dediler ki Sen Yusuf musun ki? Ben Yusuf’um bu da kardeşim dedi, Allah bize minnet te bulundu , m uhakkak ki ondan kim sakınır ve sabred erse kesinlikle Allah, güzel davrananların ücretini zayi etmez. Dediler ki Allah ’a yemin olsun ki seni bizden üstün tutmuş ve bizler yanlış yapanlardan olmuşuz. Yusuf dedi ki, b ugün size bir kınama / ayıplama yoktur, Allah sizi bağışlar, esirgeyenlerin en merhametlisidir. Bu gömleğimle gidiniz onu babamın yüzü ile buluşturunuz görmesi gelecektir yakın çevrenizin hepsini bana getirin. Kervan ayrıldığın da babaları dedi ki bana eğer bunadı demez iseniz Yusuf’un kokusunu duyuyorum, Allah’a yemin olsun ki sen kesin hâlâ eski şaşkınl ığının içindesin dediler. Müjdeci gelince onu / gömleği yüzüyle buluşturdu görmesi geri döndü / mürted oldu. Size demedim mi? A llah’ın sayesinde sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi. Ey babamız günahlarımızın bağışlamasını dile , biz kesinlikle yanlış yapanlardan idik dediler. İleride sizin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim kesinlikle O, bağışlayan ve esirgeyendir dedi. Yusuf'un yanına girdiklerinde ana ve babasını / ebeveynini kucakladı / ağırladı , Allah’ın istemesi sayesinde güven içinde / emin olarak Mısır’a girin dedi , ebeveynini tahtına çıkardı ve onun için O’na / Allah’a secdeye kapandılar ve ey babacığım dedi bu önceden gördüğüm rüyamın ne şekilde sonuçlandığını gösteriyor kesinlikle Rabbim onu gerçekledi / gerçekleştirdi ve kesinlikle hapishaneden çıkardığı zaman da bana güzellikte bulundu (Kardeşlerinin yanında kuyu olayını hatırlatmadı) Şeytanın benimle kardeşlerimin aramızı bozmasının ardından da sizi çölden alıp getirdi, Rabbim kesinlikle dilediğine nazik davranır / latiftir, muhakkak ki O bilendir / alimdir ve yargıçtır / h âkimdir. Rabbim gerçekten bana mülkünden verdin ve bana olayların / hadiselerin ne şekilde sonuçlanacağını öğrettin , gökleri ve yeri yaratan sen benim dünyada ve ahirette dostumsun / velimsin, beni teslim olmuş olarak / Müslüman olarak vefat ettir ve beni salihlere kat / ilhak et.
Yûsuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin, baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz? Ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim.”
(Yusuf) Onların (zahire) yüklerini hazırlatınca dedi ki: "Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin, görüyorsunuz ya ben, ölçüyü tam yapıyorum ve ben konukseverlerin en iyisiyim!"
Yusuf (kardeşlerinin) yol hazırlıklarını yaptırdığında dedi ki: "Bir dahaki sefere bana, baba-bir erkek kardeşinizi dipnot 1 de getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçeği tam yapıyorum ve misafirperverlerin en iyisiyim!
Yusuf onların mallarını yüklettikten sonra dedi ki "Bir dahaki sefere babanızdan olan bir erkek kardeşinizi daha getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam yapıyorum. Bir de ben konuklarımı iyi ağırlarım.
Onların yüklerini hazırlatınca: Baba bir kardeşinizi bana getirin. Sizlere ölçüyü tam tuttuğumu ve benim konukseverlerin en iyisi olduğumu görmüyor musunuz? dedi.
Onların yüklerini hazırlatınca: -Bababir kardeşinizi bana getirin. Sizlere ölçüyü bol tuttuğumu ve benim konukseverlerin en iyisi olduğumu görmüyor musunuz? dedi.
Onların yüklerini hazırlatıp bağlatınca şöyle konuştu: "Sizin, aynı babadan bir kardeşiniz var, onu bana getirin. Görüyorsunuz, ben ölçüyü titizlikle yerine getiriyorum. Ben, konukseverlerin de en hayırlısıyım."
He supplied them with their requirement of corn; he talked with them acting as if he did not know they had a half brother he said to them: "So, you have a brother through your father. Bring him to me; do you not see that I dispense the measure to the full and that I afford welcome and extend the most generous hospitality to guests and visitors!."
and once he had given them their provisions, he said, ‘Bring me the brother [you left with] your father! Have you not seen me giving generous measure and being the best of hosts?
And when he had furnished them forth with provisions (suitable) for them, he said: "Bring unto me a brother ye have, of the same father as yourselves, (but a different mother): see ye not that I pay out full measure, and that I do provide the best hospitality?
And when he had prepared for them their provisions, Joseph said: "Bring to me your other brother from your father. Do you not see that I give full measure and am most hospitable?
Then, having supplied their needs, he said to them, ‘Bring me your brother, your father’s youngest son. Do you not see that I dispense full measure and am the most hospitable of hosts?
And when he had furnished them with their provisions (according to their need), he said: "Bring me a brother of yours from your father (he meant Benjamin). See you not that I give full measure, and that I am the best of the hosts?
When he had furnished them with their provision, he said, ‘Bring me a brother that you have through your father. Do you not see that I give the full measure and that I am the best of hosts?
When he had provided them with their provision he said, `(When you come next) bring me your brother from your father's side. Do you not see that I give full measure (of corn) and I am the best of hosts?
When he had equipped them with their equipment be said, 'Bring me a certain brother of yours from your father. Do you not see that I fill up the measure, and am the best of hosts?
Joseph gave them what they wanted and said: "Next time, bring your brother (that you claim you have) so that I see him (and be sure that you have not invented him to get more food. ) Do you not see that I am a gracious host and just in distributing the food?"
And when he had equipped them with their equipment he said, 'Bring me a brother that ye have from your father; do ye not see that I give good measure, and that I am the best of entertainers?
So, when he furnished them with their provisions, he said, "Bring me a step-brother of yours who is from your father. Do you not see that I give full measure of grain and that I am the best of hosts?"
And when he had furnished them with their provisions, he said, bring unto me your brother, the son of your father: Do ye not see that I give full measure, and that I am the most hospitable receiver of guests?
And his brethren came to Joseph, and they presented themselves unto him and he knew them, but they recognised him not.
And as soon as he equipped them with their equipment, he said, "Come up with (i. e., Bring him) a brother of yours from your father. Do you not see that I fill up the measure, and I am the most charitable of hosts?
And when he provided them with their provision he said: Bring unto me a brother of yours from your father. See ye not that I fill up the measure and I am the best of hosts?
When he had supplied their provisions, he said to them: "Bring your (half) brother with you. Have you not seen that I have given full measure, and that I am the best of hosts?
And when he had provided them with their provisions, he said: "[When you come here next,] bring unto me that brother of yours from your father's side. Do you not see that I have given [you] full measure and have been the best of hosts?
When he had provided them with their supplies, he demanded, "Bring me your brother on your father’s side.[1] Do you not see that I give full measure and I am the best of hosts?
So, when he furnished them with their provisions, he said: "Bring me a step-brother of yours who is from your father. Do you not see that I give full measure of grain and that I am the best of hosts"
After he provided them with their provisions, he said, "Next time, bring with you your half-brother. Do you not see that I give full measure, and treat you generously?
And when he had furnished them with their supplies, he said, "Bring me a brother of yours from your father. Do not you see that I give full measure and that I am the best of accommodators?
And when he had furnished them with their provisions, he said: “Bring me a brother of yours from your father; see you not that I give full measure, and that I am the best of hosts?
And when he had given them suitable provisions, he said, "Next time bring to me that brother of yours from your father's side. Now you have seen that I am just and hospitable."
And when he had given them the supplies for them, he said: "Bring to me a brother that you have from the same father as yourselves, (but a different mother): Do you not see that I give out full measure and that I give the best hospitality (for you)?
When he equipped them with their provisions, he said, "Bring to me your other brother from your father’s side. Do you not see that I give full measure, and I extend the best hospitality?
So,when he furnished them with their provisions, he said: "Bring me a brother of yours who is from your father. Do you not see that I give full measure of grain and that I am the best of hosts?"