Yûsuf suresi · 7–20. ayetler

Kardeşlerin tuzağı ve kuyu

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Yûsuf suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 7. ayet. لَّقَدْ كَانَ فِى يُوسُفَ وَإِخْوَتِهِۦٓ ءَايَٰتٌ لِّلسَّآئِلِينَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, Yusuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Yusuf ve kardeşlerinde, (almak) isteyenler için dersler vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu, Yusuf ve kardeşlerinin (kıssasında, öğrenmek) isteyenler için asla tüketip bitirilemeyecek kadar çok dersler vardır.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, Yusuf ve kardeşlerin(in kıssasında)da (hakikati) arayanlar için (çıkarılacak nice) dersler vardır.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki, Yusuf ve kardeşleri olayında, sorgulayacaklar için dersler vardır!

    Ali Bulaç

    Andolsun, Yusuf ve kardeşlerinde soranlar için ayetler (ibretler) vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki Yusuf ve kardeşlerinde, gerçekleri araştırmak isteyenler için ibretler vardır.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, Yusuf ve kardeşlerinde bir gösterge vardır; soranlar için.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki, Yusuf ve kardeşlerinde, almak isteyenler için dersler vardır.

    Edip Yüksel

    Dileyenler için, Yusuf ve kardeşlerinde dersler vardır:

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dileyenler için, Yusuf ve kardeşlerinde dersler vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yüceliğim hakkı için Yusuf ve kardeşlerinde soranlara ibret olacak deliller vardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şanım hakkı için Yusüf ve biraderlerinde soranlara ıbret olacak ayetler oldu.

    Erhan Aktaş

    Doğrusu, Yusuf ve kardeşlerinin olayında ders almak isteyenler için nice ayetler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göstergeler, ibretler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Doğrusu, Yusuf ve kardeşlerinin olayında ders almak isteyenler için nice ayetler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göstergeler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Doğrusu, Yusuf ve kardeşlerinin olayında ders almak isteyenler için nice ayetler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göstergeler.

    Gültekin Onan

    Andolsun, Yusuf ve kardeşlerinde soranlar için ayetler vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki Yuusufun ve biraderler (inin haberler) inde (onları) soranlar için nice ibretler vardır.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Yusuf'da ve kardeşlerinde, soranlar için nice ayetler vardır.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) Elif Lâm Mîm, İşte bunlar apaçık kitabın ayetleridir, muhakkak ki arabi olarak indiriyoruz, böylece belki akledersiniz. Biz sana bu Kuran’ı vahy etmekle en güzel kıssayı anlatıyoruz , ondan önce sen bunu bilmiyordun / bundan gafil idin , bir vakit Yusuf, babasına dedi ki ey babacığım muhakkak ki ben on bir yıldız gördüm, güneş ve ayı bana secde ederlerken gördüm, dedi ki ey oğlum gördüğünü / rüyanı kardeşlerine anlatma, sana tuzak kurarlar, kesinlikle şeytan insana apaçık bir düşmandır, böylelikle Rabbin seni ayırıp seçecek ve sana olayların / hâdiselerin yorumunu /nasıl gerçekleşeceğini / tevilini öğretecek, s enin ve Yakup / İsrail a ilesinin üzerindeki nimetini tıpkı önceki babaların İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi tamamlayacak. Muhakkak ki Rabbin her şeyi bilen ve yargılayandır / hâkimdir. Sual edenler için Yusuf ve kardeşlerinde ayetler vardır. Bir vakit Kardeşleri Yusuf hakkında babamıza bizden daha sevimli dediler, bizler kalabalık bir grubuz, babamız hakikaten apaçık ne yaptığını bilmez halde / delalettedir, Yusuf’u öldürün yahut bir yere bırakın babanızın yüzü artık size yönelsin, onun sonrasında salih bir kavim olursunuz dediler , içlerinden konuşan biri dedi ki, Yusuf’u öldürmeyin, eğer yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın kimi yolculuk yapanlardan biri onu bulup alsın. Dediler ki Ey babacığım sana ne okuyor ki Yusuf için niye bize güvenmiyorsun? Kesinlikle biz ona nasihat ta edenleriz, onu yarın bizimle beraber gönder, yesin içsin ve oynasın, kesinlikle biz onun koruyucusuyuz. Onu götürmeniz beni hüzünlendiriyor ve siz gafil iken onu bir kurdun yemesinden korkuyorum dedi. Biz soyca kalabalık bir grupken eğer onu kurt yerse , bizler o vakit kesin hasara uğrarız. Onu götürdükleri vakit, hep birlikte onu kuyunun içine bıraktılar , Ona / Yusuf’a onlara bu işlerini, onların şuursuz oldukları bir zaman da haber vereceksin diye vahyettik, akşam ağlayarak babalarına geldiler , dediler ki ey babamız gerçekten biz yarışmaya gittik Yusuf’u eşyalarımız yanında bıraktık, onu da kurt yedi, ayrıca bizler sözüne sadık dahi olsak , sen bize inanmazsın, yalandan üzeri kanlı gömleğini getirdiler, bilakis sizi nefisleriniz bu işe sürüklemiş dedi , Güzel bir sabır, betimlediğiniz şeylere karşı yardım talebi istenecek Allah'tır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, Yûsuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır.

    Süleyman Ateş

    Andolsun, Yusuf ve kardeşlerin(in kıssaların)da, soranlar için ibretler vardır:

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf'ta ve kardeşlerinde, isteyen herkes için ayetler /çıkarılacak dersler vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şurası bir gerçek ki Yusuf'ta ve kardeşlerinde, araştırmak isteyen herkesin çıkaracağı dersler vardır.

    Şaban Britch

    Gerçekten Yusuf ve kardeşlerinde, sorup,araştıranlara nice ibretler vardır.

    Şaban Piriş

    Gerçekten Yusuf ve kardeşlerinde, isteyenlere nice ibretler vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, Yusuf ve kardeşlerinde istek ve arayış içinde olanlar için ibretler/işaretler vardır.

  2. Yûsuf suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 8. ayet. إِذْ قَالُوا۟ لَيُوسُفُ وَأَخُوهُ أَحَبُّ إِلَىٰٓ أَبِينَا مِنَّا وَنَحْنُ عُصْبَةٌ إِنَّ أَبَانَا لَفِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    Diyanet İşleri

    Kardeşleri dediler ki: "Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde, Yusuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir."

    Mehmet Okuyan

    Hani (kardeşleri) şöyle demişlerdi: "Biz (kalabalık) bir topluluk olmamıza rağmen Yusuf ile kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Şüphesiz ki babamız apaçık bir şaşkınlık içindedir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [dalâl-i mübîn] tamlaması, inanç olarak "apaçık bir sapkınlık" anlamında değil de Yûsuf 12:30'da olduğu gibi "apaçık bir şaşkınlık, yanlışlık" anlamında yorumlanmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani bir zaman da (Yusuf'un kardeşleri) şöyle demişti: "Biz kalabalık olduğumuz halde, babamız için Yusuf ve kardeşi bizden daha sevimli ve gözde; bu da gösteriyor ki babamız açık bir yanılgı içerisindedir.

    Muhammed Esed

    Bir vakit (Yusuf'un kardeşleri kendi aralarında şöyle) konuşuyorlardı: "Sayımız bu kadar çok olduğu halde bile, Yusuf ve kardeşi (Bünyamin) babamızın gözünde daha değerli/daha sevgili; gerçek şu ki, babamız açık bir yanılgı içerisinde!"

    Ahmed Hulusi

    Hani (kardeşleri) dediler ki: "Biz kalabalık ve güçlü olduğumuz halde, Yusuf ve kardeşini (Bünyamin) babamız bizden daha çok seviyor! Muhakkak ki babamız açık bir yanılgıda!"

    Ali Bulaç

    Onlar şöyle demişti: "Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir; oysa ki biz, birbirini pekiştiren bir topluluğuz. Gerçekte babamız, açıkça bir şaşkınlık içindedir."

    Ali Özek ve heyeti

    (Kardeşleri) dediler ki: Yusuf ile kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Halbuki biz kalabalık bir cemaatiz. Şüphesiz ki babamız apaçık bir yanlışlık içindedir.

    Ali Rıza Safa

    Şöyle demişlerdi: "Sayımız daha çok olmasına karşın, babamız, Yusuf'u ve kardeşini, bizden daha çok seviyor. Aslında, babamız, kesinlikle apaçık bir yanılgı içinde!"

    Bayraktar Bayraklı

    Kardeşleri dediler ki: "Yusuf ile kardeşi, babamıza bizden daha sevgilidir. Halbuki biz kalabalık bir cemaatiz. Şüphesiz ki babamız apaçık bir yanılgı içindedir."

    Edip Yüksel

    Demişlerdi ki: "Babamız, Yusuf ve (öz) kardeşini bizden daha çok seviyor, biz ise çoğunluğuz. Babamız açıkça yanlış bir tutum içindedir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Kardeşleri) demişlerdi ki: 'Babamız, Yusuf ve (öz) kardeşini bizden daha çok seviyor, biz ise çoğunluğuz. Babamız açıkça yanlış bir tutum içindedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü kardeşleri: "Kesinlikle Yusuf ve kardeşi, babamıza bizden daha sevgilidir. Oysa biz birbirine sargın bir topluluğuz. Doğrusu babamız belli ki, yanılıyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Zira dediler ki her halde Yusüf ve biraderi babamıza bizden daha sevgili, biz ise müteassıb bir kuvvetiz, doğrusu babamız belli ki yanılıyor

    Erhan Aktaş

    Hani: "Çok sayıda kardeş olduğumuz halde, babamız, Yusuf ve kardeşini dipnot 1 bizden daha çok seviyor. Doğrusu babamız apaçık bir yanılgı içindedir." demişlerdi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öz kardeşini.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani: "Çok sayıda kardeş olduğumuz halde, babamız, Yusuf ve kardeşini dipnot 1 bizden daha çok seviyor. Doğrusu babamız apaçık bir yanılgı içindedir." demişlerdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öz kardeşini.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani: "Çok sayıda kardeş olduğumuz halde, babamız, Yusuf ve kardeşini dipnot 1 bizden daha çok seviyor. Doğrusu babamız apaçık bir yanılgı içindedir." demişlerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öz kardeşini.

    Gültekin Onan

    Onlar şöyle demişti: "Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir; oysa ki biz, birbirini pekiştiren bir topluluğuz. Gerçekte babamız, açıkça bir şaşkınlık içindedir."

    Hasan Basri Çantay

    Hani onlar (o kardeşler) şöyle demişlerdi: "Yuusufla biraderi babasının yanında muhakkak bizden daha sevgilidir. Halbuki biz. (birbirimizi destekleyen kuvvetli) bir cemaatiz. Babamız her halde açık bir yanlışlık içindedir".

    İbni Kesir

    Hani demişlerdi ki: Biz, güçlü bir topluluk olduğumuz halde Yusuf ve kardeşi, babamızın yanında daha sevgilidirler. Doğrusu babamız apaçık bir sapıklık içindedir.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) Elif Lâm Mîm, İşte bunlar apaçık kitabın ayetleridir, muhakkak ki arabi olarak indiriyoruz, böylece belki akledersiniz. Biz sana bu Kuran’ı vahy etmekle en güzel kıssayı anlatıyoruz , ondan önce sen bunu bilmiyordun / bundan gafil idin , bir vakit Yusuf, babasına dedi ki ey babacığım muhakkak ki ben on bir yıldız gördüm, güneş ve ayı bana secde ederlerken gördüm, dedi ki ey oğlum gördüğünü / rüyanı kardeşlerine anlatma, sana tuzak kurarlar, kesinlikle şeytan insana apaçık bir düşmandır, böylelikle Rabbin seni ayırıp seçecek ve sana olayların / hâdiselerin yorumunu /nasıl gerçekleşeceğini / tevilini öğretecek, s enin ve Yakup / İsrail a ilesinin üzerindeki nimetini tıpkı önceki babaların İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi tamamlayacak. Muhakkak ki Rabbin her şeyi bilen ve yargılayandır / hâkimdir. Sual edenler için Yusuf ve kardeşlerinde ayetler vardır. Bir vakit Kardeşleri Yusuf hakkında babamıza bizden daha sevimli dediler, bizler kalabalık bir grubuz, babamız hakikaten apaçık ne yaptığını bilmez halde / delalettedir, Yusuf’u öldürün yahut bir yere bırakın babanızın yüzü artık size yönelsin, onun sonrasında salih bir kavim olursunuz dediler , içlerinden konuşan biri dedi ki, Yusuf’u öldürmeyin, eğer yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın kimi yolculuk yapanlardan biri onu bulup alsın. Dediler ki Ey babacığım sana ne okuyor ki Yusuf için niye bize güvenmiyorsun? Kesinlikle biz ona nasihat ta edenleriz, onu yarın bizimle beraber gönder, yesin içsin ve oynasın, kesinlikle biz onun koruyucusuyuz. Onu götürmeniz beni hüzünlendiriyor ve siz gafil iken onu bir kurdun yemesinden korkuyorum dedi. Biz soyca kalabalık bir grupken eğer onu kurt yerse , bizler o vakit kesin hasara uğrarız. Onu götürdükleri vakit, hep birlikte onu kuyunun içine bıraktılar , Ona / Yusuf’a onlara bu işlerini, onların şuursuz oldukları bir zaman da haber vereceksin diye vahyettik, akşam ağlayarak babalarına geldiler , dediler ki ey babamız gerçekten biz yarışmaya gittik Yusuf’u eşyalarımız yanında bıraktık, onu da kurt yedi, ayrıca bizler sözüne sadık dahi olsak , sen bize inanmazsın, yalandan üzeri kanlı gömleğini getirdiler, bilakis sizi nefisleriniz bu işe sürüklemiş dedi , Güzel bir sabır, betimlediğiniz şeylere karşı yardım talebi istenecek Allah'tır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kardeşleri dediler ki: ''Biz kalabalık bir topluluk olduğumuz halde, Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir.''

    Süleyman Ateş

    (Kardeşleri) demişlerdi ki: "Yusuf ve (öz) kardeşi (Bünyamin), babamıza bizden daha sevgilidir. Oysa biz bir cemaatiz. Babamız açık bir yanlışlık içindedir!"

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün kardeşleri (birbirlerine) şöyle dediler: "Babamızın Yusuf'a ve kardeşine dipnot 1 olan sevgisi bize olandan fazla. Oysa biz birbirine kenetlenmiş kişileriz. Babamız gerçekten açık bir yanlış içinde.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yusuf ve küçük kardeşi Bünyamin'in annesi, diğerlerinin annelerinden farklıdır. Bu yüzden Bünyamin'e "kardeşimiz" değil, "Yusuf'un kardeşi" diyerek onu ve Yusuf'u kendilerinden ayrı tutmaktadırlar. Nitekim Yusuf 12/59'da Bünyamin için "baba bir erkek kardeşiniz" ifadesi kullanılarak bu fark ortaya konmuştur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün kardeşleri şöyle dediler: "Babamızın Yusuf'u ve öz kardeşini bizden çok sevdiği açık. Oysa biz bir aileyiz. Babamız gerçekten açık bir sapkınlık içinde."

    Şaban Britch

    Kardeşleri: Biz (kalabalık) bir topluluk olduğumuz halde babamız Yusuf’u ve kardeşini daha çok seviyor. Doğrusu babamız açıkça şaşkınlık içinde, demişlerdi.

    Şaban Piriş

    Kardeşleri: -Biz bir aile olduğumuz halde babamız Yusuf'u ve kardeşini daha çok seviyor. Doğrusu babamız açıkça şaşkınlık içinde, demişlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O vakit onlar şöyle demişlerdi: "Yusuf ve kardeşi, babamıza bizden daha sevimli, bu bir gerçek. Ama biz de birbirini her hal ve şartta destekleyen bir ekibiz. Şu da kuşkusuz ki, bizim babamız, inkar edilemez bir şaşkınlık içindedir."

  3. Yûsuf suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 9. ayet. ٱقْتُلُوا۟ يُوسُفَ أَوِ ٱطْرَحُوهُ أَرْضًا يَخْلُ لَكُمْ وَجْهُ أَبِيكُمْ وَتَكُونُوا۟ مِنۢ بَعْدِهِۦ قَوْمًا صَٰلِحِينَ

    Diyanet İşleri

    "Yusuf'u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz."

    Mehmet Okuyan

    Yusuf'u öldürün veya onu (uzak) bir yere bırakın ki babanızın ilgisi dipnot 1 yalnız size kalsın! Ondan sonra da (tevbe ederek) iyi kişiler olursunuz!" dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki [vechu ebîküm] ifadesi "babanızın yüzü" yani onun ilgisi, sevgisi demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada Hz. Yusuf'un abilerinin onu yok ettikten sonra babalarıyla aralarını düzeltebileceklerini düşündükleri aktarılmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    (İçlerinden biri dedi ki): "Yusuf'u öldürün! Ya da onu ıssız bir yere atın ki babanızın ilgisi yalnız size yönelsin; ve onun ardından, işleri tıkırında giden bir topluluk olmuş olursunuz.

    Muhammed Esed

    (İçlerinden biri:) "Yusuf'u öldürün" dedi, "yahut o'nu (uzak) bir yere götürüp bırakın ki böylece babanız sevgi ve alakasıyla yalnızca size kalsın ve siz de bundan sonra (artık tevbe edip) iyi insanlar ol(arak yaşamak için serbest ol)asınız!"

    Ahmed Hulusi

    "Öldürün Yusuf'u yahut Onu (başka) bir yere uzaklaştırın ki babanızın sevgisi size yönelsin! Ondan sonra rahata ermiş olursunuz. "

    Ali Bulaç

    "Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın. Ondan sonra da salih bir topluluk olursunuz."

    Ali Özek ve heyeti

    (Aralarında dediler ki:) Yusuf'u öldürün veya onu (uzak) bir yere atın ki babanızın teveccühü yalnız size kalsın! Ondan sonra da (tevbe ederek) sâlih kimseler olursunuz!

    Ali Rıza Safa

    "Yusuf'u öldürün veya bir yere atın ki, babanızın ilgisi yalnızca size yönelsin. Ondan sonra da erdemli bir topluluk olursunuz!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Yusuf'u öldürün veya onu bir yere atın ki babanızın sevgi ile yönelişi yalnız size kalsın! Ondan sonra da tövbe ederek iyi kimseler olursunuz."

    Edip Yüksel

    "Yusuf'u öldürün, ya da onu uzak bir yere yollayın ki babanızın ilgisi sizde odaklansın. Daha sonra da erdemli bir topluluk olursunuz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yusuf'u öldürün, ya da onu bir uzak yere yollayın ki babanızın ilgisi sizde odaklansın. Daha sonra da erdemli bir topluluk olursunuz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yusuf'u öldürün veya bir yere atın ki, babanızın yüzü size kalsın ve ondan sonra doğru dürüst bir topluluk olasınız!" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yusüfü öldürün yahud bir yere atın ki babanızın yüzü size kalsın ve ondan sonra salahlı bir kavm olasınız

    Erhan Aktaş

    "Yusuf'u öldürün veya onu bilinmez bir yere atın ki babanızın ilgisi yalnızca size yönelsin. Ve bunun ardından iyi bir topluluk olursunuz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yusuf'u öldürün veya onu bilinmez bir yere atın ki babanızın ilgisi yalnızca size yönelsin. Ve bunun ardından iyi bir topluluk olursunuz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yusuf'u öldürün veya onu belirsiz bir yere atın ki babanızın ilgisi yalnızca size yönelsin. Ve bunun ardından iyi bir topluluk olursunuz.

    Gültekin Onan

    "Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın. Ondan sonra da salih bir topluluk olursunuz."

    Hasan Basri Çantay

    "Yuusufu öldürün. Yahud onu (uzak ve ıssız) bir yere atın ki babanızın teveccühü yalınız size münhasır olsun ve siz ondan sonra Saalih bir zümre olasınız".

    İbni Kesir

    Yusuf'u öldürün veya bir yere atın ki, babanızın teveccühü yalnız size kalsın, ondan sonra da tevbe eder, salihler topluluğu olursunuz.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) Elif Lâm Mîm, İşte bunlar apaçık kitabın ayetleridir, muhakkak ki arabi olarak indiriyoruz, böylece belki akledersiniz. Biz sana bu Kuran’ı vahy etmekle en güzel kıssayı anlatıyoruz , ondan önce sen bunu bilmiyordun / bundan gafil idin , bir vakit Yusuf, babasına dedi ki ey babacığım muhakkak ki ben on bir yıldız gördüm, güneş ve ayı bana secde ederlerken gördüm, dedi ki ey oğlum gördüğünü / rüyanı kardeşlerine anlatma, sana tuzak kurarlar, kesinlikle şeytan insana apaçık bir düşmandır, böylelikle Rabbin seni ayırıp seçecek ve sana olayların / hâdiselerin yorumunu /nasıl gerçekleşeceğini / tevilini öğretecek, s enin ve Yakup / İsrail a ilesinin üzerindeki nimetini tıpkı önceki babaların İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi tamamlayacak. Muhakkak ki Rabbin her şeyi bilen ve yargılayandır / hâkimdir. Sual edenler için Yusuf ve kardeşlerinde ayetler vardır. Bir vakit Kardeşleri Yusuf hakkında babamıza bizden daha sevimli dediler, bizler kalabalık bir grubuz, babamız hakikaten apaçık ne yaptığını bilmez halde / delalettedir, Yusuf’u öldürün yahut bir yere bırakın babanızın yüzü artık size yönelsin, onun sonrasında salih bir kavim olursunuz dediler , içlerinden konuşan biri dedi ki, Yusuf’u öldürmeyin, eğer yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın kimi yolculuk yapanlardan biri onu bulup alsın. Dediler ki Ey babacığım sana ne okuyor ki Yusuf için niye bize güvenmiyorsun? Kesinlikle biz ona nasihat ta edenleriz, onu yarın bizimle beraber gönder, yesin içsin ve oynasın, kesinlikle biz onun koruyucusuyuz. Onu götürmeniz beni hüzünlendiriyor ve siz gafil iken onu bir kurdun yemesinden korkuyorum dedi. Biz soyca kalabalık bir grupken eğer onu kurt yerse , bizler o vakit kesin hasara uğrarız. Onu götürdükleri vakit, hep birlikte onu kuyunun içine bıraktılar , Ona / Yusuf’a onlara bu işlerini, onların şuursuz oldukları bir zaman da haber vereceksin diye vahyettik, akşam ağlayarak babalarına geldiler , dediler ki ey babamız gerçekten biz yarışmaya gittik Yusuf’u eşyalarımız yanında bıraktık, onu da kurt yedi, ayrıca bizler sözüne sadık dahi olsak , sen bize inanmazsın, yalandan üzeri kanlı gömleğini getirdiler, bilakis sizi nefisleriniz bu işe sürüklemiş dedi , Güzel bir sabır, betimlediğiniz şeylere karşı yardım talebi istenecek Allah'tır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz.”

    Süleyman Ateş

    "Yusuf'u öldürün, ya da onu bir yere bırakın da babanızın yüzü yalnız size kalsın (bundan böyle babanız yalnız sizi görsün ve sevsin)! Ondan sonra da (tevbe eder), iyi bir topluluk olursunuz!"

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf'u ya öldürün ya da götürüp uzak bir yere bırakın ki babanızın bütün ilgisi size kalsın! Sonra da iyi bir topluluk haline gelirsiniz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Yusuf'u öldürelim ya da bir yere atalım gitsin de babamız hep bizimle ilgilensin, böylece daha iyi sıkıntısız bir topluluk haline geliriz dipnot 1 "

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İltifat

    Şaban Britch

    Yusuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanızın yüzü (sevgisi) size kalsın. Siz de ondan sonra dürüst bir topluluk olursunuz.

    Şaban Piriş

    Yusuf'u öldürün veya onu ıssız bir yere bırakın ki babanız size kalsın. Siz de ondan sonra dürüst bir topluluk olursunuz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yusuf'u öldürün yahut bir yere götürüp atın ki, babanızın ilgisi yalnız size yönelsin ve bunun ardından barışcıl ve hayırsever bir topluluk haline gelesiniz."

  4. Yûsuf suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 10. ayet. قَالَ قَآئِلٌ مِّنْهُمْ لَا تَقْتُلُوا۟ يُوسُفَ وَأَلْقُوهُ فِى غَيَٰبَتِ ٱلْجُبِّ يَلْتَقِطْهُ بَعْضُ ٱلسَّيَّارَةِ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlardan bir sözcü, "Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın" dedi.

    Mehmet Okuyan

    İçlerinden biri "Yusuf'u öldürmeyin; (mutlaka bir şey) yapacaksanız onu o kuyunun görünmeyen yerine bırakın da kervanlardan biri onu alsın." demişti. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [el-cübb] ifadesi, kuyunun bilinen yani kervanların uğradığı bir kuyu olduğunu göstermektedir. [Ğayâbeh] kelimesi ise kuyunun dibi değil, dışarıdan bakıldığında görünmeyen yeri demektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir diğeri ileri atılarak "Yusuf'u öldürmeyin!" dedi ve ekledi: "İlle de bir şey yapacaksanız, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın; nasıl olsa bir kervan gelip ona el koyacaktır."

    Muhammed Esed

    Bir diğeri: "Hayır, Yusuf'u öldürmeyin!" diye söze karıştı, "Eğer mutlaka bir şey yapmanız gerekiyorsa, o'nu bir kuyunun dibine atın; (nasıl olsa) o'nu (orada) bir kervan bulup yanına alır."

    Ahmed Hulusi

    Bir diğeri de akıl verdi: "Bir şey yapmak istiyorsanız. . . Öldürmeyin Yusuf'u! Onu (derin olmayan) bir kuyuya bırakın; bir kafile onu (bulup) alsın!"

    Ali Bulaç

    İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, öldürmeyin Yusuf'u, onu kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alsın."

    Ali Özek ve heyeti

    Onlardan biri: Yusuf'u öldürmeyin, eğer mutlaka yapacaksanız onu kuyunun dibine atın da geçen kervanlardan biri onu alsın (götürsün), dedi.

    Ali Rıza Safa

    Aralarından biri sözü alarak, şöyle dedi: "Yusuf'u öldürmeyin. Eğer bir şey yapacaksanız, bir kuyunun dibine atın; kervanlardan birisi, Onu bulup alsın!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlardan biri,"Yusuf'u öldürmeyiniz; eğer mutlaka yapacaksanız onu kuyunun dibine atın da, geçen kervanlardan biri onu alsın" dedi.

    Edip Yüksel

    Onlardan birisi şöyle dedi: "Yusuf'u öldürmeyin, onu kuyunun dibine atın. Böyle yaparsanız kervanlardan biri onu bulup götürebilir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan birisi şöyle dedi: 'Yusuf'u öldürmeyin, onu kuyunun dibine atın. Böyle yaparsanız kervanlardan biri onu bulup götürebilir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İçlerinden biri: "Yusuf'u öldürmeyin de bir kuyu dibinde bırakın ki, onu geçen bir kervan bulup alsın; eğer yapacaksanız böyle yapın!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İçlerinden bir söz sahibi, Yusüfü, dedi öldürmeyin de bir kuyu dibinde bırakın ki kafilenin biri onu lekit olarak alsın, eğer yapacaksanız böyle yapın

    Erhan Aktaş

    İçlerinden, sözü geçerli olanı: "Yusuf'u öldürmeyin, eğer bir şey yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın, kervanlardan biri onu alsın."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İçlerinden, sözü geçerli olanı: "Yusuf'u öldürmeyin, eğer bir şey yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın, kervanlardan biri onu alsın."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İçlerinden, sözü geçerli olanı: "Yusuf'u öldürmeyin, eğer bir şey yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın, kervanlardan biri onu alsın."

    Gültekin Onan

    İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, öldürmeyin Yusuf'u, onu kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alsın."

    Hasan Basri Çantay

    İçlerinden bir sözcü: "Yuusufu öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın da bir yolcu kaafilesinden biri onu (yetik olarak) alsın. Eğer (mutlakaa) yapacaksanız (bari böyle yapın)" dedi.

    İbni Kesir

    İçlerinden bir sözcü dedi ki: Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın da yolculardan bir onu bulup alsın, eğer yapacaksanız.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) Elif Lâm Mîm, İşte bunlar apaçık kitabın ayetleridir, muhakkak ki arabi olarak indiriyoruz, böylece belki akledersiniz. Biz sana bu Kuran’ı vahy etmekle en güzel kıssayı anlatıyoruz , ondan önce sen bunu bilmiyordun / bundan gafil idin , bir vakit Yusuf, babasına dedi ki ey babacığım muhakkak ki ben on bir yıldız gördüm, güneş ve ayı bana secde ederlerken gördüm, dedi ki ey oğlum gördüğünü / rüyanı kardeşlerine anlatma, sana tuzak kurarlar, kesinlikle şeytan insana apaçık bir düşmandır, böylelikle Rabbin seni ayırıp seçecek ve sana olayların / hâdiselerin yorumunu /nasıl gerçekleşeceğini / tevilini öğretecek, s enin ve Yakup / İsrail a ilesinin üzerindeki nimetini tıpkı önceki babaların İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi tamamlayacak. Muhakkak ki Rabbin her şeyi bilen ve yargılayandır / hâkimdir. Sual edenler için Yusuf ve kardeşlerinde ayetler vardır. Bir vakit Kardeşleri Yusuf hakkında babamıza bizden daha sevimli dediler, bizler kalabalık bir grubuz, babamız hakikaten apaçık ne yaptığını bilmez halde / delalettedir, Yusuf’u öldürün yahut bir yere bırakın babanızın yüzü artık size yönelsin, onun sonrasında salih bir kavim olursunuz dediler , içlerinden konuşan biri dedi ki, Yusuf’u öldürmeyin, eğer yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın kimi yolculuk yapanlardan biri onu bulup alsın. Dediler ki Ey babacığım sana ne okuyor ki Yusuf için niye bize güvenmiyorsun? Kesinlikle biz ona nasihat ta edenleriz, onu yarın bizimle beraber gönder, yesin içsin ve oynasın, kesinlikle biz onun koruyucusuyuz. Onu götürmeniz beni hüzünlendiriyor ve siz gafil iken onu bir kurdun yemesinden korkuyorum dedi. Biz soyca kalabalık bir grupken eğer onu kurt yerse , bizler o vakit kesin hasara uğrarız. Onu götürdükleri vakit, hep birlikte onu kuyunun içine bıraktılar , Ona / Yusuf’a onlara bu işlerini, onların şuursuz oldukları bir zaman da haber vereceksin diye vahyettik, akşam ağlayarak babalarına geldiler , dediler ki ey babamız gerçekten biz yarışmaya gittik Yusuf’u eşyalarımız yanında bıraktık, onu da kurt yedi, ayrıca bizler sözüne sadık dahi olsak , sen bize inanmazsın, yalandan üzeri kanlı gömleğini getirdiler, bilakis sizi nefisleriniz bu işe sürüklemiş dedi , Güzel bir sabır, betimlediğiniz şeylere karşı yardım talebi istenecek Allah'tır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlardan bir sözcü, “Yûsuf’u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın” dedi.

    Süleyman Ateş

    İçlerinden bir sözcü: "Yusuf'u öldürmeyin, onu kuyunun dibine atın, kervanlardan biri onu (görüp) alsın; eğer yapacaksanız (böyle yapın)," dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    İçlerinden sözü dinlenen biri dipnot 1 de şöyle dedi: "Yusuf'u öldürmeyin! Onu kuyunun dipnot 2 dışarıdan gözükmeyen bir yerine dipnot 3 bırakın ki kafilelerden biri onu bulup alsın. Bir şey yapacaksanız böyle yapın.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat/Yaratılış 37:22 pasajına göre bu kardeş, en büyük çocuk olan Ruben (Reuven)'dir ve bunu söylerken amacı, kardeşleri gittikten sonra kuyunun başına geri dönüp Yusuf'u kurtarmaktır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kuyuya "bi'r (البئر)" denir (Hac 22/45). Ayette geçen "cüb (الجب)" kelimesi ise sadece suyu olan kuyu için kullanılır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Gayabet (غَيَابَةِ), "gözükmeyen yer" anlamındadır. İçinde su olan kuyunun dışarıdan bakınca gözükmeyen yeri, su seviyesinin üstünde, bir insanın rahatlıkla içinde durabileceği bir oyuktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İçlerinden sözü dinlenen biri şöyle dedi: "Yusuf'u öldürmeyin, o su çukurunun dibine bırakın da kervanlardan biri onu alsın. Yapacaksanız böyle yapın."

    Şaban Britch

    İçlerinden biri: Yusuf’u öldürmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın. Geçen yolculardan biri onu bulup, alsın. Yapacaksanız böyle yapın, dedi.

    Şaban Piriş

    İçlerinden biri: -Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın. Yolculardan biri alıp götürsün. Yapacaksanız böyle yapın, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İçlerinden söz alan biri şöyle konuştu: "Yusuf'u öldürmeyin. Onu bir kuyunun dibine bırakın; gelip geçen kafilelerden biri onu bulup alır. Yapacaksanız böyle yapın!"

  5. Yûsuf suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 11. ayet. قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا مَا لَكَ لَا تَأْمَ۫نَّا عَلَىٰ يُوسُفَ وَإِنَّا لَهُۥ لَنَٰصِحُونَ

    Diyanet İşleri

    Babalarına şöyle dediler: "Ey babamız! Yusuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz."

    Mehmet Okuyan

    (Kardeşler babalarına) şöyle demişti: "Ey babamız! Sana ne oluyor da Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? dipnot 1 Oysa biz onun için samimi olanlarız. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [lâ te'mennâ] ifadesi nehiy "yasaklama" kalıbında değil [lâ te'menunâ] şeklinde "Bize güvenmiyorsun!" anlamındadır. Bu nedenle [nûn] harfi üzerinde, bir tecvid kuralı olarak "[işmâm]" yani dudak hareketiyle [ötre] göndermesi yapılır. Böylece bu işaret maksadın [nehiy] değil bir durum tespiti olduğunu ortaya koyar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette yer alan [nâsıhûne] kelimesi "nasihat edenler" değil, "samimi davrananlar, iyiliğini isteyenler" anlamına gelmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Babalarına dönüp) "Ey babamız!" dediler, "Biz ona candan yürekten davrandığımız halde, neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun?

    Muhammed Esed

    (Bu görüşte birleştiler ve bunun üzerine babalarına:) "Ey babamız!" dediler, "Biz Yusuf'un iyiliğini isteyen kimseler olduğumuz halde, neden o'nun hakkında bize güvenmiyorsun?

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Ey babamız, biz Onun hayrını istediğimiz halde neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun!"

    Ali Bulaç

    (Bu karara vardıktan sonra) "Ey Babamız," dediler. "Sana ne oluyor, Yusuf'a karşı bize güvenmiyorsun? Oysa gerçekte biz, onun iyiliğini isteyenleriz."

    Ali Özek ve heyeti

    Babalarına da şöyle demişlerdi: "Ey babamız! Biz Yusuf'a nasihat eden kimseler olduğumuz (ve onun iyiliğini isteyen kimseler olduğumuz) halde, onun hakkında bize neden güvenmiyorsun?"

    Ali Rıza Safa

    "Ey babamız!" dediler; "Sana ne oluyor da bize güvenmiyorsun? Aslında, biz de Yusuf'un iyiliğini istiyoruz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Dediler ki: "Ey babamız! Sana ne oluyor da Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? Oysa biz, onun iyiliğini istemekteyiz."

    Edip Yüksel

    Dediler ki: "Ey babamız, neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? Oysa biz onun candan dostlarıyız."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: 'Ey babamız, neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? Oysa biz onun candan dostlarıyız.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Vardılar babalarına: "Ey babamız, neden sen, Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? Oysa biz onun iyiliğini isteyenleriz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vardılar ey bizim pederimiz, dediler, sen neye bize Yusüfü inanmıyorsun? Cidden biz onun için recaciyiz

    Erhan Aktaş

    "Ey babamız! Yusuf hakkında neden bize güvenmiyorsun? Oysaki biz onun iyiliğini isteyenleriz." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ey babamız! Yusuf hakkında neden bize güvenmiyorsun? Oysaki biz onun iyiliğini isteyenleriz." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey babamız! Yusuf hakkında neden bize güvenmiyorsun? Oysaki biz onun iyiliğini isteyenleriz." dediler.

    Gültekin Onan

    (Bu karara vardıktan sonra) "Ey Babamız" dediler. "Sana ne oluyor, Yusuf'a karşı bize güvenmiyorsun (te'menna)? Oysa, gerçekte biz onun iyiliğini isteyenleriz."

    Hasan Basri Çantay

    Dediler: "Ey babamız, sen bize Yuusufu neye inanmıyorsun? Halbuki biz onun elbet hayırhahlarıyız".

    İbni Kesir

    Dediler ki: Ey babamız; sen bize Yusuf'u neden güvenmiyorsun? Halbuki biz, onun iyiliğini istemekteyiz.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) Elif Lâm Mîm, İşte bunlar apaçık kitabın ayetleridir, muhakkak ki arabi olarak indiriyoruz, böylece belki akledersiniz. Biz sana bu Kuran’ı vahy etmekle en güzel kıssayı anlatıyoruz , ondan önce sen bunu bilmiyordun / bundan gafil idin , bir vakit Yusuf, babasına dedi ki ey babacığım muhakkak ki ben on bir yıldız gördüm, güneş ve ayı bana secde ederlerken gördüm, dedi ki ey oğlum gördüğünü / rüyanı kardeşlerine anlatma, sana tuzak kurarlar, kesinlikle şeytan insana apaçık bir düşmandır, böylelikle Rabbin seni ayırıp seçecek ve sana olayların / hâdiselerin yorumunu /nasıl gerçekleşeceğini / tevilini öğretecek, s enin ve Yakup / İsrail a ilesinin üzerindeki nimetini tıpkı önceki babaların İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi tamamlayacak. Muhakkak ki Rabbin her şeyi bilen ve yargılayandır / hâkimdir. Sual edenler için Yusuf ve kardeşlerinde ayetler vardır. Bir vakit Kardeşleri Yusuf hakkında babamıza bizden daha sevimli dediler, bizler kalabalık bir grubuz, babamız hakikaten apaçık ne yaptığını bilmez halde / delalettedir, Yusuf’u öldürün yahut bir yere bırakın babanızın yüzü artık size yönelsin, onun sonrasında salih bir kavim olursunuz dediler , içlerinden konuşan biri dedi ki, Yusuf’u öldürmeyin, eğer yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın kimi yolculuk yapanlardan biri onu bulup alsın. Dediler ki Ey babacığım sana ne okuyor ki Yusuf için niye bize güvenmiyorsun? Kesinlikle biz ona nasihat ta edenleriz, onu yarın bizimle beraber gönder, yesin içsin ve oynasın, kesinlikle biz onun koruyucusuyuz. Onu götürmeniz beni hüzünlendiriyor ve siz gafil iken onu bir kurdun yemesinden korkuyorum dedi. Biz soyca kalabalık bir grupken eğer onu kurt yerse , bizler o vakit kesin hasara uğrarız. Onu götürdükleri vakit, hep birlikte onu kuyunun içine bıraktılar , Ona / Yusuf’a onlara bu işlerini, onların şuursuz oldukları bir zaman da haber vereceksin diye vahyettik, akşam ağlayarak babalarına geldiler , dediler ki ey babamız gerçekten biz yarışmaya gittik Yusuf’u eşyalarımız yanında bıraktık, onu da kurt yedi, ayrıca bizler sözüne sadık dahi olsak , sen bize inanmazsın, yalandan üzeri kanlı gömleğini getirdiler, bilakis sizi nefisleriniz bu işe sürüklemiş dedi , Güzel bir sabır, betimlediğiniz şeylere karşı yardım talebi istenecek Allah'tır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Babalarına şöyle dediler: “Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Hâlbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz.”

    Süleyman Ateş

    (Bu fikirde karar kıldılar ve babalarına gelip) Dediler ki: "Ey babamız, neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun, oysa biz ona öğüt verenler(onun iyiliğini isteyenler)iz?"

    Süleymaniye Vakfı

    Dediler ki: "Baba! Yusuf hakkında bize niye güvenmiyorsun? Oysa biz onun iyiliğini isteyen kimseleriz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Babalarına geldiler ve) "Ey babamız! Neden Yusuf konusunda bize güvenmez oldun? Oysa biz hep onun iyiliğini isteriz" dediler.

    Şaban Britch

    Baba, sana ne oldu ki Yusuf için bize güvenmiyorsun? Biz, onun iyiliğini isteriz.

    Şaban Piriş

    -Baba, Sana ne oldu ki Yusuf için bize güvenmiyorsun? Biz, Onun iyiliğini isteriz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler ki: "Ey babamız, ne oluyor da Yusuf konusunda bize güvenmiyorsun. Oysaki biz ona hep öğüt vermekteyiz."

  6. Yûsuf suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 12. ayet. أَرْسِلْهُ مَعَنَا غَدًا يَرْتَعْ وَيَلْعَبْ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ

    Diyanet İşleri

    "Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Şüphesiz biz onu koruruz."

    Mehmet Okuyan

    Yarın onu bizimle birlikte gönder de bol bol gezsin, oynasın! Biz onu mutlaka koruruz."

    Mustafa İslamoğlu

    Bırak onu, yarın bizimle birlikte koşup oynasın; bizim onu koruyacağımızdan en ufak kuşkun olmasın."

    Muhammed Esed

    Bırak o'nu yarın bizimle gelsin, gezip oynasın; o'na göz kulak olacağımızdan en küçük bir şüphen olmasın!"

    Ahmed Hulusi

    "Yarın Onu bizimle beraber yolla da serbestçe gezip oynasın. . . Şüphesiz biz Onu koruyucularız. "

    Ali Bulaç

    "Sen onu yarın bizimle gönder, gönlünce gezsin, oynasın. Elbette biz onu koruyup gözetiriz."

    Ali Özek ve heyeti

    "Yarın onu bizimle gönder; gezip oynasın. Biz onu elbette koruruz."

    Ali Rıza Safa

    "Yarın bizimle gönder de gezip oynasın; kesinlikle, Onu gözeteceğiz!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Yarın onu bizimle beraber gönder de, bol bol gezsin, oynasın. Biz onu mutlaka koruruz."

    Edip Yüksel

    "Onu bizimle birlikte yolla ki koşup oynasın. Kuşkusuz biz onu koruyacağız."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Onu bizimle birlikte yolla ki koşup oynasın. Kuşkusuz biz onu koruyacağız.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yarın onu bizimle gönder, gezsin oynasın. şüphesiz biz onu gözetiriz." dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yarın bizimle beraber gönder gezsin oynasın şüphesiz, biz onu gözetiriz

    Erhan Aktaş

    "Onu, yarın bizimle beraber gönder. Dilediğince gezip eğlensin. Biz ona sahip çıkarız."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Onu, yarın bizimle beraber gönder. Dilediğince gezip eğlensin. Biz ona sahip çıkarız."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Onu, yarın bizimle beraber gönder. Dilediğince gezip eğlensin. Biz ona sahip çıkarız."

    Gültekin Onan

    "Sen onu yarın bizimle gönder, gönlünce gezsin, oynasın. Elbette biz onu koruyup gözetiriz."

    Hasan Basri Çantay

    "Yarın onu bizimle beraber (kıra) gönder de bol bol yesin, oynasın. Şübhesiz biz onun koruyucularıyız".

    İbni Kesir

    Yarın onu bizimle beraber gönder de gezsin, oynasın. Şüphesiz biz, onu koruruz.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) Elif Lâm Mîm, İşte bunlar apaçık kitabın ayetleridir, muhakkak ki arabi olarak indiriyoruz, böylece belki akledersiniz. Biz sana bu Kuran’ı vahy etmekle en güzel kıssayı anlatıyoruz , ondan önce sen bunu bilmiyordun / bundan gafil idin , bir vakit Yusuf, babasına dedi ki ey babacığım muhakkak ki ben on bir yıldız gördüm, güneş ve ayı bana secde ederlerken gördüm, dedi ki ey oğlum gördüğünü / rüyanı kardeşlerine anlatma, sana tuzak kurarlar, kesinlikle şeytan insana apaçık bir düşmandır, böylelikle Rabbin seni ayırıp seçecek ve sana olayların / hâdiselerin yorumunu /nasıl gerçekleşeceğini / tevilini öğretecek, s enin ve Yakup / İsrail a ilesinin üzerindeki nimetini tıpkı önceki babaların İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi tamamlayacak. Muhakkak ki Rabbin her şeyi bilen ve yargılayandır / hâkimdir. Sual edenler için Yusuf ve kardeşlerinde ayetler vardır. Bir vakit Kardeşleri Yusuf hakkında babamıza bizden daha sevimli dediler, bizler kalabalık bir grubuz, babamız hakikaten apaçık ne yaptığını bilmez halde / delalettedir, Yusuf’u öldürün yahut bir yere bırakın babanızın yüzü artık size yönelsin, onun sonrasında salih bir kavim olursunuz dediler , içlerinden konuşan biri dedi ki, Yusuf’u öldürmeyin, eğer yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın kimi yolculuk yapanlardan biri onu bulup alsın. Dediler ki Ey babacığım sana ne okuyor ki Yusuf için niye bize güvenmiyorsun? Kesinlikle biz ona nasihat ta edenleriz, onu yarın bizimle beraber gönder, yesin içsin ve oynasın, kesinlikle biz onun koruyucusuyuz. Onu götürmeniz beni hüzünlendiriyor ve siz gafil iken onu bir kurdun yemesinden korkuyorum dedi. Biz soyca kalabalık bir grupken eğer onu kurt yerse , bizler o vakit kesin hasara uğrarız. Onu götürdükleri vakit, hep birlikte onu kuyunun içine bıraktılar , Ona / Yusuf’a onlara bu işlerini, onların şuursuz oldukları bir zaman da haber vereceksin diye vahyettik, akşam ağlayarak babalarına geldiler , dediler ki ey babamız gerçekten biz yarışmaya gittik Yusuf’u eşyalarımız yanında bıraktık, onu da kurt yedi, ayrıca bizler sözüne sadık dahi olsak , sen bize inanmazsın, yalandan üzeri kanlı gömleğini getirdiler, bilakis sizi nefisleriniz bu işe sürüklemiş dedi , Güzel bir sabır, betimlediğiniz şeylere karşı yardım talebi istenecek Allah'tır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    'Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Biz onu mutlaka koruruz.''

    Süleyman Ateş

    "Yarın onu da bizimle beraber (kıra) gönder, gezsin, oynasın; biz onu elbette koruruz."

    Süleymaniye Vakfı

    Yarın onu bizimle gönder de yesin, içsin, oynasın. Biz onu kesinlikle koruruz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yarın onu bizimle gönder de yesin içsin, eğlensin. Biz onu iyi koruruz."

    Şaban Britch

    Yarın onu da bizimle beraber gönder. Gezsin, oynasın, biz onu koruruz, dediler.

    Şaban Piriş

    Yarın onu da bizimle beraber gönder. Gezsin, oynasın, biz onu koruruz, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yarın onu bizimle gönder, gezip oynasın. Kuşkun olmasın biz onu çok güzel korur, gözetiriz."

  7. Yûsuf suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 13. ayet. قَالَ إِنِّى لَيَحْزُنُنِىٓ أَن تَذْهَبُوا۟ بِهِۦ وَأَخَافُ أَن يَأْكُلَهُ ٱلذِّئْبُ وَأَنتُمْ عَنْهُ غَٰفِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Babaları, "Doğrusu onu götürmeniz beni üzer, siz ondan habersiz iken onu kurt yer, diye korkuyorum."

    Mehmet Okuyan

    (Babaları) "Onu götürmeniz şüphesiz ki beni üzer. Siz ondan habersizken onu bir kurdun yemesinden korkarım." demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    (Yakub) dedi ki: "Bakın, onu götürmeniz beni endişelendiriyor: Siz dalgınlıkla onu ihmal edersiniz de, sonunda onu kurt kapar diye korkuyorum."

    Muhammed Esed

    "Doğrusu, o'nu götürmeniz beni kaygılandırıyor" diye karşılık verdi (Yakub), "gözden uzak tuttuğunuz bir anda o'nu kurdun kapmasından korkuyorum!"

    Ahmed Hulusi

    (Yakup) dedi ki: "Onu götürmeniz beni muhakkak üzer. . . Siz Onunla ilgilenmezken Onu kurdun kapmasından korkarım. "

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Sizin onu götürmeniz gerçekten beni üzer ve siz ondan habersiz iken onu kurdun yemesinden korkuyorum."

    Ali Özek ve heyeti

    (Babaları) dedi ki: Onu götürmeniz beni kaygılandırıyor. Siz (oyun yüzünden onu ihmal ettiğiniz anda) ondan habersizken onu bir kurdun yemesinden korkarım.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Onu götürmeniz, beni gerçekten üzer. Habersiz olduğunuz bir sırada, bir kurdun, Onu yemesinden korkarım!"

    Bayraktar Bayraklı

    Ya'kub şöyle dedi: "Onu götürmeniz beni mutlaka üzer. Siz ondan habersizken, onu bir kurdun yemesinden korkarım."

    Edip Yüksel

    Dedi ki: "Onu götürmeniz beni endişelendirir. Korkarım ki haberiniz yokken onu kurt yer."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki: 'Onu götürmeniz beni endişelendirir. Korkarım ki haberiniz yokken onu kurt yer.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Babası: "Onu götürmeniz, beni mutlaka üzer ve korkarım, onu kurt yer, haberiniz olmaz!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Beni, dedi: onu götürmeniz her halde mahzun eder ve korkarım ki onu kurt yer de haberiniz olmaz

    Erhan Aktaş

    "Onu götürmeniz beni tasalandırır." dedi. "Sizin ondan habersiz olduğunuz bir sırada kurdun onu yemesinden korkarım."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Onu götürmeniz beni tasalandırır." dedi. "Sizin ondan habersiz olduğunuz bir sırada kurdun onu yemesinden korkarım."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Onu götürmeniz beni tasalandırır." dedi. "Sizin ondan habersiz olduğunuz bir sırada kurdun onu yemesinden korkarım."

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Sizin onu götürmeniz gerçekten beni üzer ve siz ondan habersiz iken onu kurdun yemesinden korkuyorum."

    Hasan Basri Çantay

    Dedi: "Onu götürmeniz muhakkak ki beni tasaya düşürür. Siz kendisinden gaafil, gaafil bulunurken onu kurt (gelib) yemesinden korkarım".

    İbni Kesir

    Dedi ki: Onu götürmeniz doğrusu beni tasaya düşürüyor. Siz, ondan habersizken onu kurdun yemesinden korkuyorum.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) Elif Lâm Mîm, İşte bunlar apaçık kitabın ayetleridir, muhakkak ki arabi olarak indiriyoruz, böylece belki akledersiniz. Biz sana bu Kuran’ı vahy etmekle en güzel kıssayı anlatıyoruz , ondan önce sen bunu bilmiyordun / bundan gafil idin , bir vakit Yusuf, babasına dedi ki ey babacığım muhakkak ki ben on bir yıldız gördüm, güneş ve ayı bana secde ederlerken gördüm, dedi ki ey oğlum gördüğünü / rüyanı kardeşlerine anlatma, sana tuzak kurarlar, kesinlikle şeytan insana apaçık bir düşmandır, böylelikle Rabbin seni ayırıp seçecek ve sana olayların / hâdiselerin yorumunu /nasıl gerçekleşeceğini / tevilini öğretecek, s enin ve Yakup / İsrail a ilesinin üzerindeki nimetini tıpkı önceki babaların İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi tamamlayacak. Muhakkak ki Rabbin her şeyi bilen ve yargılayandır / hâkimdir. Sual edenler için Yusuf ve kardeşlerinde ayetler vardır. Bir vakit Kardeşleri Yusuf hakkında babamıza bizden daha sevimli dediler, bizler kalabalık bir grubuz, babamız hakikaten apaçık ne yaptığını bilmez halde / delalettedir, Yusuf’u öldürün yahut bir yere bırakın babanızın yüzü artık size yönelsin, onun sonrasında salih bir kavim olursunuz dediler , içlerinden konuşan biri dedi ki, Yusuf’u öldürmeyin, eğer yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın kimi yolculuk yapanlardan biri onu bulup alsın. Dediler ki Ey babacığım sana ne okuyor ki Yusuf için niye bize güvenmiyorsun? Kesinlikle biz ona nasihat ta edenleriz, onu yarın bizimle beraber gönder, yesin içsin ve oynasın, kesinlikle biz onun koruyucusuyuz. Onu götürmeniz beni hüzünlendiriyor ve siz gafil iken onu bir kurdun yemesinden korkuyorum dedi. Biz soyca kalabalık bir grupken eğer onu kurt yerse , bizler o vakit kesin hasara uğrarız. Onu götürdükleri vakit, hep birlikte onu kuyunun içine bıraktılar , Ona / Yusuf’a onlara bu işlerini, onların şuursuz oldukları bir zaman da haber vereceksin diye vahyettik, akşam ağlayarak babalarına geldiler , dediler ki ey babamız gerçekten biz yarışmaya gittik Yusuf’u eşyalarımız yanında bıraktık, onu da kurt yedi, ayrıca bizler sözüne sadık dahi olsak , sen bize inanmazsın, yalandan üzeri kanlı gömleğini getirdiler, bilakis sizi nefisleriniz bu işe sürüklemiş dedi , Güzel bir sabır, betimlediğiniz şeylere karşı yardım talebi istenecek Allah'tır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Babaları: “Doğrusu onu götürmeniz beni üzer, siz ondan habersiz iken onu kurt yer, diye korkuyorum.” dedi.

    Süleyman Ateş

    (Ya'kub) Dedi ki: "Onu götürmeniz beni üzer; korkarım ki, sizin haberiniz yokken onu kurt yer!"

    Süleymaniye Vakfı

    Dedi ki: "Onu götürmeniz beni gerçekten üzer. Siz onunla ilgilenmediğiniz bir sırada onu kurt yer diye de korkuyorum."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dedi ki "Aslında ben, alıp götürürsünüz dalgın bir anınızda onu kurt yer, diye kaygılanıyorum"

    Şaban Britch

    Babaları: Eğer onu götürürseniz tasalanırım. Siz ondan habersizken, onu bir kurt yemesinden korkarım, dedi.

    Şaban Piriş

    Babaları: -Eğer onu götürürseniz tasalanırım. Siz ondan habersizken, Onu bir kurt yemesinden korkarım, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dedi ki: "Onu götürmeniz beni çok çok üzer. Ve korkarım ki siz ondan habersiz bir haldeyken onu kurt yer."

  8. Yûsuf suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 14. ayet. قَالُوا۟ لَئِنْ أَكَلَهُ ٱلذِّئْبُ وَنَحْنُ عُصْبَةٌ إِنَّآ إِذًا لَّخَٰسِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar da, "Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz" dediler.

    Mehmet Okuyan

    (Kardeşler) şöyle demişti: "Gerçekten biz (kalabalık) bir topluluk olduğumuz hâlde onu kurt yerse, o zaman biz kaybedenler oluruz."

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar dediler ki: "Biz bunca kalabalık olduğumuz halde eğer onu kurt kapacak olursa, asıl işte o zaman biz yanmışız demektir."

    Muhammed Esed

    "Bu kadar insanın arasında, yine de o'nu kurt kapacaksa, o zaman, biz ölmüşüz demektir!" dediler.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Andolsun ki, biz kuvvetli bir grupken hala Onu kurt kaparsa, gerçekten biz hüsrana uğrayanlar oluruz. "

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Andolsun, biz, birbirini kollayan bir topluluk iken, kurt onu yerse, bu durumda şüphesiz kayba uğrayan (aciz) kimseler oluruz."

    Ali Özek ve heyeti

    Dediler ki: Hakikaten biz (kuvvetli) bir topluluk olduğumuz halde, eğer onu kurt yerse, o zaman biz gerçekten âciz kimseler sayılırız.

    Ali Rıza Safa

    "Güçlü bir küme olmamıza karşın, Onu kurt yerse, kesinlikle yitime uğrayanlar arasında oluruz!" dediler.

    Bayraktar Bayraklı

    Dediler ki: "Hakikaten biz böylesine kalabalık olduğumuz halde, eğer onu kurt yerse, o zaman biz gerçekten aciz kimseler sayılırız."

    Edip Yüksel

    Dediler ki: "Biz kalabalık bir grup olduğumuz halde onu kurt yerse, o zaman gerçekten kaybedenler oluruz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: 'Biz kalabalık bir grup olduğumuz halde onu kurt yerse, o zaman gerçekten kaybedenler oluruz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar: "Andolsun, biz böylesine birbirine sargın bir topluluk iken onu kurt yerse, o taktirde biz hüsran çekeriz!" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vallahi, dediler, biz müteassıb bir kuvvet iken onu kurt yerse biz o halde çok husran çekeriz

    Erhan Aktaş

    "Ant olsun ki, biz bu kadar kişiyken yine de kurt onu yerse, o takdirde bize yazıklar olsun." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ant olsun ki, biz bu kadar kişiyken yine de kurt onu yerse, o takdirde bize yazıklar olsun." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ant olsun ki, biz bu kadar kişiyken yine de kurt onu yerse, o takdirde bize yazıklar olsun." dediler.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Andolsun, biz, birbirini kollayan bir topluluk iken, kurt onu yerse, bu durumda şüphesiz kayba uğrayan (aciz) kimseler oluruz.

    Hasan Basri Çantay

    "Andolsun ki, dediler, bizim (kuvvetli) bir cemaat olmamıza rağmen onu kurt yerse bu takdirde muhakkak biz de husrane uğrayanlar (dan) oluruz".

    İbni Kesir

    Dediler ki: Biz bir toplulukken onu kurt yerse; bu takdirde biz, muhakkak hüsrana uğrayanlardan oluruz.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) Elif Lâm Mîm, İşte bunlar apaçık kitabın ayetleridir, muhakkak ki arabi olarak indiriyoruz, böylece belki akledersiniz. Biz sana bu Kuran’ı vahy etmekle en güzel kıssayı anlatıyoruz , ondan önce sen bunu bilmiyordun / bundan gafil idin , bir vakit Yusuf, babasına dedi ki ey babacığım muhakkak ki ben on bir yıldız gördüm, güneş ve ayı bana secde ederlerken gördüm, dedi ki ey oğlum gördüğünü / rüyanı kardeşlerine anlatma, sana tuzak kurarlar, kesinlikle şeytan insana apaçık bir düşmandır, böylelikle Rabbin seni ayırıp seçecek ve sana olayların / hâdiselerin yorumunu /nasıl gerçekleşeceğini / tevilini öğretecek, s enin ve Yakup / İsrail a ilesinin üzerindeki nimetini tıpkı önceki babaların İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi tamamlayacak. Muhakkak ki Rabbin her şeyi bilen ve yargılayandır / hâkimdir. Sual edenler için Yusuf ve kardeşlerinde ayetler vardır. Bir vakit Kardeşleri Yusuf hakkında babamıza bizden daha sevimli dediler, bizler kalabalık bir grubuz, babamız hakikaten apaçık ne yaptığını bilmez halde / delalettedir, Yusuf’u öldürün yahut bir yere bırakın babanızın yüzü artık size yönelsin, onun sonrasında salih bir kavim olursunuz dediler , içlerinden konuşan biri dedi ki, Yusuf’u öldürmeyin, eğer yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın kimi yolculuk yapanlardan biri onu bulup alsın. Dediler ki Ey babacığım sana ne okuyor ki Yusuf için niye bize güvenmiyorsun? Kesinlikle biz ona nasihat ta edenleriz, onu yarın bizimle beraber gönder, yesin içsin ve oynasın, kesinlikle biz onun koruyucusuyuz. Onu götürmeniz beni hüzünlendiriyor ve siz gafil iken onu bir kurdun yemesinden korkuyorum dedi. Biz soyca kalabalık bir grupken eğer onu kurt yerse , bizler o vakit kesin hasara uğrarız. Onu götürdükleri vakit, hep birlikte onu kuyunun içine bıraktılar , Ona / Yusuf’a onlara bu işlerini, onların şuursuz oldukları bir zaman da haber vereceksin diye vahyettik, akşam ağlayarak babalarına geldiler , dediler ki ey babamız gerçekten biz yarışmaya gittik Yusuf’u eşyalarımız yanında bıraktık, onu da kurt yedi, ayrıca bizler sözüne sadık dahi olsak , sen bize inanmazsın, yalandan üzeri kanlı gömleğini getirdiler, bilakis sizi nefisleriniz bu işe sürüklemiş dedi , Güzel bir sabır, betimlediğiniz şeylere karşı yardım talebi istenecek Allah'tır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar da: “Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğrayanlardan oluruz.” dediler.

    Süleyman Ateş

    Dediler ki: "Biz bir topluluk olduğumuz halde onu kurt yerse, o zaman biz tamamen beceriksiz kimseleriz, demektir!"

    Süleymaniye Vakfı

    Dediler ki: "Biz birbirimize kenetlenmiş kişilerken onu kurt yerse o zaman büsbütün kaybetmiş kimseler oluruz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki "Biz birbirine kenetlenmiş bir toplulukken onu kurt yerse o zaman bütün itibarımızı kaybederiz."

    Şaban Britch

    Onlar: Biz kalabalık bir topluluk iken eğer onu kurt yerse yazıklar olsun bize, dediler.

    Şaban Piriş

    Onlar: -Biz sağlam bir topluluk iken eğer onu kurt yerse yazıklar olsun bize, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler ki: "Vallahi biz böylesine dayanışma içinde bir ekipken onu kurt yerse, o takdirde biz hüsrana uğrayan kişiler oluruz."

  9. Yûsuf suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 15. ayet. فَلَمَّا ذَهَبُوا۟ بِهِۦ وَأَجْمَعُوٓا۟ أَن يَجْعَلُوهُ فِى غَيَٰبَتِ ٱلْجُبِّ وَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِ لَتُنَبِّئَنَّهُم بِأَمْرِهِمْ هَٰذَا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Yusuf'u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, "Andolsun, (senin Yusuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin" diye vahyettik.

    Mehmet Okuyan

    Onu götürüp de o kuyunun görünmeyen yerine bırakmaya birlikte karar verdikleri zaman, (Yusuf'a) "Şüphesiz ki sen onlar farkına varamadan onların bu işlerini kendilerine bildireceksin." diye vahyetmiştik (bildirmiştik). dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [vahiy], çocuk yaştaki Yusuf'a yönelik olduğu için "bildirmek, ilham etmek" anlamındadır.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bu minval üzre, onu kuyunun derinliklerine atmada söz birliği etmiş bir halde yanlarında götürüyorlardı kı, Biz ona "(Bir gün gelecek) kendileri hiç farkında değilken onlara bu yaptıklarını bir bir haber vereceksin" diye ilham ettik.

    Muhammed Esed

    Ve böylece, onu kuyunun dibine atmaya karar verip yanlarında götürürlerken, kendisine "Gün gelecek (senin kim olduğunu) kavrayamayacakları bir anda bu yaptıklarını kendilerine hatırlatacaksın!" diye vahyettik.

    Ahmed Hulusi

    Nihayet Onu alıp götürdüler ve Onu kuyunun dibinde bırakmaya karar verdiler. . . Biz de Ona: "Andolsun ki, onların seni tanımadıkları bir ortamda, yaptıklarını yüzlerine vuracaksın!" diye vahyettik.

    Ali Bulaç

    Nitekim onu götürdükleri ve kuyunun derinliklerine atmaya topluca davrandıkları zaman, biz ona (şöyle) vahyettik: "Andolsun, sen onlara kendileri, farkında değilken bu yaptıklarını haber vereceksin."

    Ali Özek ve heyeti

    Onu götürüp de kuyunun dibine atmaya ittifakla karar verdikleri zaman, biz Yusuf'a: Andolsun ki sen onların bu işlerini onlar (işin) farkına varmadan, kendilerine haber vereceksin, diye vahyettik.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, Onu götürüp, suyu çekilmiş bir kuyuya bırakmak için topluca sözleştiklerinde, Ona, şöyle bildirdik: "Bu yaptıklarını, onlara kesinlikle anlatacaksın; üstelik kavrayamadıkları bir sırada!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onu götürüp de kuyunun dibine atmaya ittifakla karar verdikleri zaman, biz Yusuf'a,"Andolsun ki sen onların bu işlerini, onlar farkına varmadan kendilerine haber vereceksin" diye vahyettik.

    Edip Yüksel

    Onu götürdükleri ve kuyunun dibine atmak için topluca karar verdikleri sırada biz ona: "Onların bu yaptıklarını, hiç farkında olmayacakları bir anda onlara anlatacaksın" diye vahiy ettik. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Toplu karar anlamına gelen icma kelimesi, Kuran'ı yeterli görmeyenler tarafından dinin dört kaynağından biri olarak kabul edilmiş ve hatta Kuran'a tercih edilmiştir. Hadis ve Sünnet kelimelerinin Kuran'daki kullanılışı nasıl ilginç ise (7:185; 8:38) bu kelimenin de kullanılışı çok ilginçtir. * İcma ve ictima olarak, Kuran'da altı kere geçen bu kelime sürekli olarak putperestler ve inkarcılar için kullanılır (10:71; 12:102; 20:64; 17:88; 22:73). * Bak 33:38.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu götürdükleri ve kuyunun dibine atmak için topluca karar verdikleri sırada biz ona: '(Üzülme) Onların bu yaptıklarını, hiç farkında olmayacakları bir anda onlara anlatacaksın,' diye vahyettik

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yusuf'u alıp götürdükleri ve onu kuyunun dibine koymaya karar verdikleri zaman, Biz ona: "Andolsun ki, sen onlara, hiç farkında değillerken, bu işlerini haber vereceksin!" diye vahyettik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun üzerine vakta ki onu götürdüler ve kuyunun dibine koymağa karar verdiler, biz de ona şöyle vahyettik, kasem olsun ki sen onlara hiç farkında değillerken bu işlerini haber vereceksin

    Erhan Aktaş

    O'nu alıp götürdüler. Hep birlikte onu kuyunun dibine bırakmaya karar verdiler. O sırada Yusuf'a: "Ant olsun onların bu yaptıklarını, bir gün gelecek yüzlerine vuracaksın." diye vahyettik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O'nu alıp götürdüler. Hep birlikte onu kuyunun dibine bırakmaya karar verdiler. O sırada Yusuf'a: "Ant olsun onların bu yaptıklarını, bir gün gelecek yüzlerine vuracaksın." diye vahyettik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O'nu alıp götürdüler. Hep birlikte onu kuyunun dibine bırakmaya karar verdiler. O sırada Yusuf'a: "Ant olsun onların bu yaptıklarını, bir gün gelecek yüzlerine vuracaksın." diye vahyettik.

    Gültekin Onan

    Nitekim onu götürdükleri ve kuyunun derinliklerine atmaya topluca davrandıkları zaman, biz ona (şöyle) vahyettik: "Andolsun, sen onlara kendileri farkında değilken bu buyruklarını / buyrultularını haber vereceksin."

    Hasan Basri Çantay

    Nihayet vaktaki onu götürdüler, onu kuyunun dibine bırakmayı elbirlik kararlaşdırdılar. Biz de kendisine: "Andolsun ki sen onlara, hiç farkında değillerken, (bir gün) bu işlerini haber vereceksin" diye vahyetdik.

    İbni Kesir

    Onu götürdükleri vakit, kuyunun derinliklerine bırakmayı birlikte kararlaştırdılar. Biz de kendisine vahyettik ki: Sen; onlara, kendileri hiç farkına varmadan yaptıklarını bir bir haber vereceksin.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) Elif Lâm Mîm, İşte bunlar apaçık kitabın ayetleridir, muhakkak ki arabi olarak indiriyoruz, böylece belki akledersiniz. Biz sana bu Kuran’ı vahy etmekle en güzel kıssayı anlatıyoruz , ondan önce sen bunu bilmiyordun / bundan gafil idin , bir vakit Yusuf, babasına dedi ki ey babacığım muhakkak ki ben on bir yıldız gördüm, güneş ve ayı bana secde ederlerken gördüm, dedi ki ey oğlum gördüğünü / rüyanı kardeşlerine anlatma, sana tuzak kurarlar, kesinlikle şeytan insana apaçık bir düşmandır, böylelikle Rabbin seni ayırıp seçecek ve sana olayların / hâdiselerin yorumunu /nasıl gerçekleşeceğini / tevilini öğretecek, s enin ve Yakup / İsrail a ilesinin üzerindeki nimetini tıpkı önceki babaların İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi tamamlayacak. Muhakkak ki Rabbin her şeyi bilen ve yargılayandır / hâkimdir. Sual edenler için Yusuf ve kardeşlerinde ayetler vardır. Bir vakit Kardeşleri Yusuf hakkında babamıza bizden daha sevimli dediler, bizler kalabalık bir grubuz, babamız hakikaten apaçık ne yaptığını bilmez halde / delalettedir, Yusuf’u öldürün yahut bir yere bırakın babanızın yüzü artık size yönelsin, onun sonrasında salih bir kavim olursunuz dediler , içlerinden konuşan biri dedi ki, Yusuf’u öldürmeyin, eğer yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın kimi yolculuk yapanlardan biri onu bulup alsın. Dediler ki Ey babacığım sana ne okuyor ki Yusuf için niye bize güvenmiyorsun? Kesinlikle biz ona nasihat ta edenleriz, onu yarın bizimle beraber gönder, yesin içsin ve oynasın, kesinlikle biz onun koruyucusuyuz. Onu götürmeniz beni hüzünlendiriyor ve siz gafil iken onu bir kurdun yemesinden korkuyorum dedi. Biz soyca kalabalık bir grupken eğer onu kurt yerse , bizler o vakit kesin hasara uğrarız. Onu götürdükleri vakit, hep birlikte onu kuyunun içine bıraktılar , Ona / Yusuf’a onlara bu işlerini, onların şuursuz oldukları bir zaman da haber vereceksin diye vahyettik, akşam ağlayarak babalarına geldiler , dediler ki ey babamız gerçekten biz yarışmaya gittik Yusuf’u eşyalarımız yanında bıraktık, onu da kurt yedi, ayrıca bizler sözüne sadık dahi olsak , sen bize inanmazsın, yalandan üzeri kanlı gömleğini getirdiler, bilakis sizi nefisleriniz bu işe sürüklemiş dedi , Güzel bir sabır, betimlediğiniz şeylere karşı yardım talebi istenecek Allah'tır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yûsuf'u götürüp bir kuyunun derinliklerine bırakmayı kararlaştırdıklarında, biz ona, “Şüphesiz sen, farkında olmadıkları bir sırada, bu yaptıklarını onlara haber vereceksin” diye vahyettik.

    Süleyman Ateş

    Nihayet onu götürüp de kuyunun dibine atmağa topluca karar verdikleri zaman biz, Yusuf'a: "Andolsun sen onların bu işlerini, hiç farkında olmayacakları bir sırada kendilerine haber vereceksin!" diye vahyettik.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf'u götürüp kuyunun dışarıdan gözükmeyen bir yerine bırakmayı kararlaştırdıklarında biz de ona şunu vahyettik dipnot 1 : "Yaptıkları bu işi, hiç beklemedikleri bir anda, onlara kesinlikle bildireceksin dipnot 2 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada vahye "ilham" anlamı verilmiştir. Bunun sebebi, 24. ayetin dipnotunda anlatılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Su çukurunun görünmeyen yerine bırakmak için söz birliği içinde götürdükleri sırada Yusuf'un içine şunu vahyettik: "Bir gün, hiç beklemedikleri bir anda onlara, yaptıkları bu işi bildireceksin."

    Şaban Britch

    Yusuf’u götürüp de kuyunun dibine atmaya ittifakla karar verdikleri zaman, Biz de ona, onlara bu yaptıklarını (işin) farkına varmadan haber vereceksin, diye vahyettik.

    Şaban Piriş

    Yusuf'u götürdüler, kararlaştırdıkları gibi onu bir kuyunun dibine bıraktılar. Biz de ona, onlara bu yaptıklarını haber vereceksin, fakat onlar seni tanımayacak diye vahyettik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onu götürüp kuyunun dibine koymaya karar verdiklerinde biz de ona şöyle vahyettik: "Yemin olsun ki sen onlara, şu yaptıklarını hiç farkında olmayacakları bir sırada haber vereceksin."

  10. Yûsuf suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 16. ayet. وَجَآءُوٓ أَبَاهُمْ عِشَآءً يَبْكُونَ

    Diyanet İşleri

    (Yusuf'u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.

    Mehmet Okuyan

    (Oğulları) yatsı vakti ağlayarak babalarına gelmişlerdi: dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Akşam değil, yatsı vakti gelmelerinin sebebi bir süre Yusuf'u aradıkları izlenimi vermek olabilir.

    Mustafa İslamoğlu

    Derken akşam vakti babalarına ağlayarak geldiler:

    Muhammed Esed

    Ve akşam olunca babalarının karşısına ağlayarak çıkıp geldiler,

    Ahmed Hulusi

    Gecenin ilk saatlerinde, ağlayarak babalarına geldiler.

    Ali Bulaç

    Akşam üstü babalarına ağlar vaziyette geldiler.

    Ali Özek ve heyeti

    Akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.

    Ali Rıza Safa

    Ve akşam olunca, ağlayarak babalarına geldiler.

    Bayraktar Bayraklı

    Akşamleyin, ağlayarak babalarına geldiler.

    Edip Yüksel

    Akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yatsı vaktinde ağlayarak babalarına geldiler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bıraktılar ve yatsıleyin ağlıyarak babalarına geldiler

    Erhan Aktaş

    Ve akşam olunca, ağlayarak babalarına geldiler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve akşam olunca, ağlayarak babalarına geldiler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve akşam olunca, ağlayarak babalarına geldiler.

    Gültekin Onan

    Akşam üstü babalarına ağlar vaziyette geldiler.

    Hasan Basri Çantay

    Akşam ağlaya ağlaya babalarına geldiler.

    İbni Kesir

    Akşam üstü ağlaya ağlaya babalarına geldiler.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) Elif Lâm Mîm, İşte bunlar apaçık kitabın ayetleridir, muhakkak ki arabi olarak indiriyoruz, böylece belki akledersiniz. Biz sana bu Kuran’ı vahy etmekle en güzel kıssayı anlatıyoruz , ondan önce sen bunu bilmiyordun / bundan gafil idin , bir vakit Yusuf, babasına dedi ki ey babacığım muhakkak ki ben on bir yıldız gördüm, güneş ve ayı bana secde ederlerken gördüm, dedi ki ey oğlum gördüğünü / rüyanı kardeşlerine anlatma, sana tuzak kurarlar, kesinlikle şeytan insana apaçık bir düşmandır, böylelikle Rabbin seni ayırıp seçecek ve sana olayların / hâdiselerin yorumunu /nasıl gerçekleşeceğini / tevilini öğretecek, s enin ve Yakup / İsrail a ilesinin üzerindeki nimetini tıpkı önceki babaların İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi tamamlayacak. Muhakkak ki Rabbin her şeyi bilen ve yargılayandır / hâkimdir. Sual edenler için Yusuf ve kardeşlerinde ayetler vardır. Bir vakit Kardeşleri Yusuf hakkında babamıza bizden daha sevimli dediler, bizler kalabalık bir grubuz, babamız hakikaten apaçık ne yaptığını bilmez halde / delalettedir, Yusuf’u öldürün yahut bir yere bırakın babanızın yüzü artık size yönelsin, onun sonrasında salih bir kavim olursunuz dediler , içlerinden konuşan biri dedi ki, Yusuf’u öldürmeyin, eğer yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın kimi yolculuk yapanlardan biri onu bulup alsın. Dediler ki Ey babacığım sana ne okuyor ki Yusuf için niye bize güvenmiyorsun? Kesinlikle biz ona nasihat ta edenleriz, onu yarın bizimle beraber gönder, yesin içsin ve oynasın, kesinlikle biz onun koruyucusuyuz. Onu götürmeniz beni hüzünlendiriyor ve siz gafil iken onu bir kurdun yemesinden korkuyorum dedi. Biz soyca kalabalık bir grupken eğer onu kurt yerse , bizler o vakit kesin hasara uğrarız. Onu götürdükleri vakit, hep birlikte onu kuyunun içine bıraktılar , Ona / Yusuf’a onlara bu işlerini, onların şuursuz oldukları bir zaman da haber vereceksin diye vahyettik, akşam ağlayarak babalarına geldiler , dediler ki ey babamız gerçekten biz yarışmaya gittik Yusuf’u eşyalarımız yanında bıraktık, onu da kurt yedi, ayrıca bizler sözüne sadık dahi olsak , sen bize inanmazsın, yalandan üzeri kanlı gömleğini getirdiler, bilakis sizi nefisleriniz bu işe sürüklemiş dedi , Güzel bir sabır, betimlediğiniz şeylere karşı yardım talebi istenecek Allah'tır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Akşam, ağlaya ağlaya babalarına geldiler.

    Süleyman Ateş

    Akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.

    Süleymaniye Vakfı

    Yatsı vakti, ağlaya ağlaya babalarına geldiler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Akşamüzeri babalarına geldiler, ağlıyorlardı.

    Şaban Britch

    Akşamleyin, ağlaşarak babalarına geldiler.

    Şaban Piriş

    Akşamleyin, ağlaşarak babalarına geldiler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Akşamdan sonra babalarına geldiler; ağlıyorlardı.

  11. Yûsuf suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 17. ayet. قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَآ إِنَّا ذَهَبْنَا نَسْتَبِقُ وَتَرَكْنَا يُوسُفَ عِندَ مَتَٰعِنَا فَأَكَلَهُ ٱلذِّئْبُ وَمَآ أَنتَ بِمُؤْمِنٍ لَّنَا وَلَوْ كُنَّا صَٰدِقِينَ

    Diyanet İşleri

    "Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. Yusuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın" dediler.

    Mehmet Okuyan

    "Ey babamız! Biz Yusuf'u eşyamızın yanında bırakmış bir şekilde yarışmak üzere (yanından) uzaklaşmıştık. (Ne yazık ki) kurt onu yemiş! Fakat biz doğru söyleyenler olsak da sen asla bize inanmazsın."

    Mustafa İslamoğlu

    "Ey babamız!" dediler, "Yarış yapma amacıyla uzaklaşmıştık. Yusuf'u da eşyalarımızın başında bırakmıştık. Bir de baktık ki onu kurt yemiş. Ama biz ne kadar doğruyu söylersek söyleyelim, yine de sen bize inanmayacaksın!"

    Muhammed Esed

    "Ey babamız!" dediler, "Yarış yapmak için bulunduğumuz yerden (biraz) uzaklaşmış ve Yusuf'u azıklarımızın yanında bırakmıştık... Meğer kurt kapmış o'nu! Ama (biliyoruz ki,) biz böylece doğruyu söylüyor olsak da sen bize inanmayacaksın!"

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Ey babamız! Doğrusu biz gittik, yarışıyorduk. . . Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık. . . Onu o kurt yemiş. . . Her ne kadar doğruyu söylesek de, sen bize inanmazsın. "

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Ey Babamız, gerçek şu ki, biz gittik, yarışıyorduk. Yusuf'u da yiyeceklerimizin (veya eşyamızın) yanında bırakmıştık. Fakat onu kurt yemiş. Ne var ki biz doğruyu söylesek bile sen bize inanacak değilsin."

    Ali Özek ve heyeti

    Ey babamız! dediler, biz yarışmak üzere uzaklaştık; Yusuf'u eşyamızın yanında bırakmıştık. (Ne yazık ki) onu kurt yemiş! Fakat biz doğru söyleyenler olsak da sen bize inanmazsın.

    Ali Rıza Safa

    "Ey babamız!" dediler; "Yusuf'u, eşyamızın yanında bırakarak yarış yapmaya gittiğimizde, Onu kurt yemiş. Bize inanmayacaksın; oysa doğruyu söylüyoruz!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ey babamız!" dediler, "Biz yarış yapmak üzere uzaklaşmış, Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık. Onu kurt yemiş! Fakat biz doğru söyleyenler olsak da sen bize inanmazsın."

    Edip Yüksel

    "Ey babamız" dediler, "Gittik, yarışıyorduk. Yusuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık. Sonunda onu kurt yedi. Doğru konuşsak bile sen bizi onaylamayacaksın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ey babamız,' dediler, 'Gittik, yarışıyorduk. Yusuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık. Sonunda onu kurt yedi. Doğru konuşsak bile sen bize inanmıyacaksın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey babamız, biz gittik yarışıyorduk, Yusuf'u eşyamızın yanında bırakmıştık; bir de baktık ki, onu kurt yemiş. Şimdi biz doğru da söylesek sen bize inanmazsın! dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dediler: ey pederimiz, biz gittik yarış ediyorduk, Yusüfü eşyamızın yanında bırakmıştık bir de baktık ki onu kurt yemiş, şimdi biz doğru da söylesek sen bize inanmazsın

    Erhan Aktaş

    "Ey babamız! Yarışmaya gittik. Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık. Kurt onu yemiş. Sen bize inanmayacaksın ama doğru söylüyoruz." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ey babamız! Yarışmaya gittik. Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık. Kurt onu yemiş. Sen bize inanmayacaksın ama doğru söylüyoruz." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey babamız! Yarışmaya gittik. Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık. Kurt onu yemiş. Sen bize inanmayacaksın ama doğru söylüyoruz." dediler.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Ey Babamız, gerçek şu ki, biz gittik, yarışıyorduk. Yusuf'u da yiyeceklerimizin (veya eşyamızın) yanında bırakmıştık. Fakat onu kurt yemiş. Ne var ki biz doğruyu söylesek bile sen bize inanacak değilsin."

    Hasan Basri Çantay

    "Ey babamız, dediler, hakıykaten biz gitdik. Yarış edecekdik. Yuusufu da eşyamızın yanına bırakmışdık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş! Biz doğru söyleyenler olsak da (biliyoruz ki) sen bize inanıcı değilsin".

    İbni Kesir

    Dediler ki: Ey babamız; gerçekten biz gitmiştik ki yarış yapalım. Yusuf'u da eşyaların yanında bırakmıştık. Onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylüyorsak da sen, bize inanacak değilsin.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) Elif Lâm Mîm, İşte bunlar apaçık kitabın ayetleridir, muhakkak ki arabi olarak indiriyoruz, böylece belki akledersiniz. Biz sana bu Kuran’ı vahy etmekle en güzel kıssayı anlatıyoruz , ondan önce sen bunu bilmiyordun / bundan gafil idin , bir vakit Yusuf, babasına dedi ki ey babacığım muhakkak ki ben on bir yıldız gördüm, güneş ve ayı bana secde ederlerken gördüm, dedi ki ey oğlum gördüğünü / rüyanı kardeşlerine anlatma, sana tuzak kurarlar, kesinlikle şeytan insana apaçık bir düşmandır, böylelikle Rabbin seni ayırıp seçecek ve sana olayların / hâdiselerin yorumunu /nasıl gerçekleşeceğini / tevilini öğretecek, s enin ve Yakup / İsrail a ilesinin üzerindeki nimetini tıpkı önceki babaların İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi tamamlayacak. Muhakkak ki Rabbin her şeyi bilen ve yargılayandır / hâkimdir. Sual edenler için Yusuf ve kardeşlerinde ayetler vardır. Bir vakit Kardeşleri Yusuf hakkında babamıza bizden daha sevimli dediler, bizler kalabalık bir grubuz, babamız hakikaten apaçık ne yaptığını bilmez halde / delalettedir, Yusuf’u öldürün yahut bir yere bırakın babanızın yüzü artık size yönelsin, onun sonrasında salih bir kavim olursunuz dediler , içlerinden konuşan biri dedi ki, Yusuf’u öldürmeyin, eğer yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın kimi yolculuk yapanlardan biri onu bulup alsın. Dediler ki Ey babacığım sana ne okuyor ki Yusuf için niye bize güvenmiyorsun? Kesinlikle biz ona nasihat ta edenleriz, onu yarın bizimle beraber gönder, yesin içsin ve oynasın, kesinlikle biz onun koruyucusuyuz. Onu götürmeniz beni hüzünlendiriyor ve siz gafil iken onu bir kurdun yemesinden korkuyorum dedi. Biz soyca kalabalık bir grupken eğer onu kurt yerse , bizler o vakit kesin hasara uğrarız. Onu götürdükleri vakit, hep birlikte onu kuyunun içine bıraktılar , Ona / Yusuf’a onlara bu işlerini, onların şuursuz oldukları bir zaman da haber vereceksin diye vahyettik, akşam ağlayarak babalarına geldiler , dediler ki ey babamız gerçekten biz yarışmaya gittik Yusuf’u eşyalarımız yanında bıraktık, onu da kurt yedi, ayrıca bizler sözüne sadık dahi olsak , sen bize inanmazsın, yalandan üzeri kanlı gömleğini getirdiler, bilakis sizi nefisleriniz bu işe sürüklemiş dedi , Güzel bir sabır, betimlediğiniz şeylere karşı yardım talebi istenecek Allah'tır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Ey babamız, biz yarış yapalım diye gittik; Yûsuf’u da eşyamızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın'' dediler.

    Süleyman Ateş

    "Ey babamız, dediler, biz gittik, yarışıyorduk; Yusuf'u yiyeceğimizin yanında bırakmıştık. Onu kurt yemiş! Ama biz doğru söylesek de sen bize inanmazsın!"

    Süleymaniye Vakfı

    "Baba!" dediler. "Biz, yarış yapmaya gitmiş, Yusuf'u da eşyalarımızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş! Gerçi biz ne kadar doğru sözlü olsak da sen bize inanacak değilsin."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki: "Baba! Baba! Gittik… Yarışacaktık… Yusuf'u eşyalarımızın yanında bıraktık. Sonra onu kurt yemiş. Gerçi ne kadar doğruyu söylesek de bize inanacak değilsin."

    Şaban Britch

    Babamız, inan ki biz yarış yapıyorduk. Yusuf’u eşyalarımızın yanına bırakmıştık, o sırada kurt onu yemiş. Her ne kadar doğru söylüyorsak da sen yine bize inanmazsın, dediler.

    Şaban Piriş

    - Babamız, inan ki biz yarış yapıyorduk. Yusuf'u eşyalarımızın yanına bırakmıştık, o sırada kurt onu yemiş. Her ne kadar doğru söylüyorsak da sen yine bize inanmazsın, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ey babamız, dediler, gittik, yarışıyorduk; Yusuf'u eşyamızın yanında bırakmıştık, kurt onu yemiş. Şimdi biz doğru da söylesek sen bize inanmayacaksın."

  12. Yûsuf suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 18. ayet. وَجَآءُو عَلَىٰ قَمِيصِهِۦ بِدَمٍ كَذِبٍ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ وَٱللَّهُ ٱلْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ

    Diyanet İşleri

    Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: "Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah'tır."

    Mehmet Okuyan

    Gömleğinin üzerinde sahte bir kan ile (Yusuf'un kanlı gömleğiyle) gelmişlerdi. (Yakup onlara) şöyle demişti: "Hayır! Nefisleriniz sizi (kötü) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzelce sabretmektir. dipnot 1 Anlattığınız şeyler karşısında yardımına sığınılacak olan Allah'tır."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Yûsuf 12:83.

    Mustafa İslamoğlu

    Üstelik, üzerinde yalandan bir kan lekesi bulunan gömleğini de getirmiştiler. (Yakub) "Olamaz" dedi, "tasavvurlarınız size tumturaklı bir oyun oynayarak sizi yanıltmış olmalı! Artık (bana düşen) güzel bir sabırdır; ve anlattığınız bütün bu şeyler karşısında kendisinden yardım dilenilecek tek merci Allah'tır."

    Muhammed Esed

    (Böyle diyerek) üzerinde yalancı bir kan lekesi bulunan (Yusuf'un) gömleğini çıkarıp gösterdiler. (Yakub:) "Yoo" dedi, "sizi kendi hayal gücünüz bu kötü oyuna sürükledi! Artık (bana düşen) güzelce sabretmektir. Ve bu anlattığınız bahtsızlığa karşı bana dayanma gücü bahşetmesi için kendisine yönelebileceğim (yegane) hami Allah'tır."

    Ahmed Hulusi

    Üstüne yalandan sürdükleri taze kan bulunan gömlek ile geldiler. . . (Babaları) dedi ki: "Hayır (öyle olduğunu sanmıyorum)! Nefsleriniz sizi (kötü) bir işe yönlendirmiş! Bana güzellikle sabretmek düşer bundan sonra. . . Sizin anlattıklarınıza karşı sığınağım Allah'tır!"

    Ali Bulaç

    Ve üzerine yalandan kan (sürülmüş) olan gömleğini getirdiler. "Hayır" dedi. Nefsiniz, sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Sizin bu düzüp uydurduklarınıza karşı (kendisinden) yardım istenecek olan Allah'tır."

    Ali Özek ve heyeti

    Gömleğinin üstünde sahte bir kan ile geldiler. (Ya'kub) dedi ki: Bilakis nefisleriniz size (kötü) bir işi güzel gösterdi. Artık (bana düşen) hakkıyla sabretmektir. Anlattığınız karşısında (bana) yardım edecek olan, ancak Allah'tır.

    Ali Rıza Safa

    Üzerinde düzmece kan olan gömleğini getirdiler. "Hayır!" dedi; "Benlikleriniz sizi aldatarak, bir işe sürüklemiş. Bundan sonrası, güzelce dirençli olmaktır. Anlattıklarınıza karşı yardım istenilecek olan, Sığınılan Allah'tır!"

    Bayraktar Bayraklı

    Gömleğinin üzerinde sahte bir kan getirdiler. Ya'kub dedi ki: "Bilakis; nefisleriniz size bir işi güzel gösterdi. Artık bana düşen, hakkıyla sabretmektir. Anlattığınız karşısında, yardım edecek olan ancak Allah'tır."

    Edip Yüksel

    Gömleğine yalandan kan bulaştırmışlardı. Dedi ki: "Doğrusu, egonuz sizi bir işe sürüklemiş. Bana düşen güzelce dayanmaktır. Sizin komplonuza karşı ancak ALLAH'tan yardım istenir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gömleğine yalandan kan bulaştırmışlardı. Dedi ki: 'Doğrusu, egonuz sizi bir işe sürüklemiş. Bana düşen (bu acıya) güzelce dayanmaktır. Sizin komplonuza karşı ancak ALLAH'tan yardım istenir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de gömleğinin üzerinde yalan bir kan getirdiler. Babaları: "Hayır, nefisleriniz sizi aldatmış, böyle bir işe sevketmiştir. Artık bana düşen güzelce sabretmektir. Sizin söyledikleriniz karşısında yardımına sığınılacak Allah'tır ancak!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de gömleğinin üzerinde yalan bir kan getirdiler, yok, dedi: nefisleriniz sizi aldatmış bir işe sevketmiş, artık bir sabrı cemil ve Allahdır ancak yardımına sığınılacak, söylediklerinize karşı

    Erhan Aktaş

    Yalandan kan sürülmüş gömleğini getirdiler. Dedi ki: "Nefisleriniz dipnot 1 size bir iş yaptırdı. Anlattığınız şeye karşı yapabileceğim şey, güzelce sabredip, Allah'tan yardım istemektir."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benliğinizdeki kıskançlık duygusu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yalandan kan sürülmüş gömleğini getirdiler. Dedi ki: "Nefisleriniz dipnot 1 size bir iş yaptırdı. Anlattığınız şeye karşı yapabileceğim şey, güzelce sabredip, Allah'tan yardım istemektir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benliğinizdeki kıskançlık duygusu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yalandan kan sürülmüş gömleğini getirdiler. Dedi ki: "Nefisleriniz dipnot 1 size bir iş yaptırdı. Anlattığınız şeye karşı yapabileceğim şey güzelce sabredip, Allah'tan yardım istemektir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benliğinizdeki kıskançlık duygusu.

    Gültekin Onan

    Ve üzerine yalandan kan (sürülmüş) olan gömleğini getirdiler. "Hayır" dedi. "Nefsiniz, sizi yanıltıp (böyle) bir buyruğa / buyrultuya sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Sizin bu düzüp uydurduklarınıza karşı (kendisinden) yardım istenecek olan Tanrı'dır."

    Hasan Basri Çantay

    Bir de üstüne yalan bir kan (bulaşdırılmış olan) gömleğini getirdiler. (Ya'kub) dedi ki: "Hayır, nefisleriniz sizi aldatıb (böyle büyük) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzel bir sabırdır. Sizin şu anlatışınıza karşı yardımına sığınılacak, (ancak) Allahdır".

    İbni Kesir

    Onlar sahte bir kan ile gömleğini getirdiler. Dedi ki: Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp bir işe sürüklemiş. Artık bana güzelce bir sabır gerekir. Sizin şu anlattıklarınıza karşı yardımına sığınılacak, Allah'tır.

    Mehmet Alagaş

    (1-18) Elif Lâm Mîm, İşte bunlar apaçık kitabın ayetleridir, muhakkak ki arabi olarak indiriyoruz, böylece belki akledersiniz. Biz sana bu Kuran’ı vahy etmekle en güzel kıssayı anlatıyoruz , ondan önce sen bunu bilmiyordun / bundan gafil idin , bir vakit Yusuf, babasına dedi ki ey babacığım muhakkak ki ben on bir yıldız gördüm, güneş ve ayı bana secde ederlerken gördüm, dedi ki ey oğlum gördüğünü / rüyanı kardeşlerine anlatma, sana tuzak kurarlar, kesinlikle şeytan insana apaçık bir düşmandır, böylelikle Rabbin seni ayırıp seçecek ve sana olayların / hâdiselerin yorumunu /nasıl gerçekleşeceğini / tevilini öğretecek, s enin ve Yakup / İsrail a ilesinin üzerindeki nimetini tıpkı önceki babaların İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi tamamlayacak. Muhakkak ki Rabbin her şeyi bilen ve yargılayandır / hâkimdir. Sual edenler için Yusuf ve kardeşlerinde ayetler vardır. Bir vakit Kardeşleri Yusuf hakkında babamıza bizden daha sevimli dediler, bizler kalabalık bir grubuz, babamız hakikaten apaçık ne yaptığını bilmez halde / delalettedir, Yusuf’u öldürün yahut bir yere bırakın babanızın yüzü artık size yönelsin, onun sonrasında salih bir kavim olursunuz dediler , içlerinden konuşan biri dedi ki, Yusuf’u öldürmeyin, eğer yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın kimi yolculuk yapanlardan biri onu bulup alsın. Dediler ki Ey babacığım sana ne okuyor ki Yusuf için niye bize güvenmiyorsun? Kesinlikle biz ona nasihat ta edenleriz, onu yarın bizimle beraber gönder, yesin içsin ve oynasın, kesinlikle biz onun koruyucusuyuz. Onu götürmeniz beni hüzünlendiriyor ve siz gafil iken onu bir kurdun yemesinden korkuyorum dedi. Biz soyca kalabalık bir grupken eğer onu kurt yerse , bizler o vakit kesin hasara uğrarız. Onu götürdükleri vakit, hep birlikte onu kuyunun içine bıraktılar , Ona / Yusuf’a onlara bu işlerini, onların şuursuz oldukları bir zaman da haber vereceksin diye vahyettik, akşam ağlayarak babalarına geldiler , dediler ki ey babamız gerçekten biz yarışmaya gittik Yusuf’u eşyalarımız yanında bıraktık, onu da kurt yedi, ayrıca bizler sözüne sadık dahi olsak , sen bize inanmazsın, yalandan üzeri kanlı gömleğini getirdiler, bilakis sizi nefisleriniz bu işe sürüklemiş dedi , Güzel bir sabır, betimlediğiniz şeylere karşı yardım talebi istenecek Allah'tır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Ya'kûb dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır.”

    Süleyman Ateş

    (Yusuf'un) gömleğinin üstünde yalan kan getirdiler. (Ya'kub): "Herhalde, dedi, nefisleriniz sizi aldatıp bir işe sürükledi. Artık tek çarem güzelce sabretmektir. Dediğinize (dayanmak için) ancak Allan'tan yardım istenir!"

    Süleymaniye Vakfı

    (Delil olarak da) Yusuf'un gömleğini ona ait olmayan bir kana bulayıp getirdiler. Yakup dedi ki: "Hayır! İşin doğrusu nefisleriniz sizi bir işe sürüklemiş. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır! Anlattıklarınız karşısında yardımına sığınılacak olan yalnız Allah'tır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yusuf'un başka bir kanla bulanmış gömleğinin başına toplaştılar. Yakup dedi ki: "Hayır! Arzularınız size bir iş yaptırmış. Bundan sonra gereken güzel bir sabır. Anlattıklarınız karşısında yardımına sığınılacak olan yalnız Allah'tır."

    Şaban Britch

    Ve ona üzerine sahte bir kan ile Yusuf’un gömleğini getirdiler. Babaları: Hayır, nefisleriniz size (kötü) bir işi güzel gösterdi. (Bana düşen), güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza ancak Allah’tan yardım istenir, dedi.

    Şaban Piriş

    Ve ona üzerine sahte bir kan ile Yusuf'un gömleğini getirdiler. Babaları: -Hayır, sizi nefsiniz bu işi yapmaya sürükledi. Bana da sabretmek kaldı. Anlattıklarınıza ancak Allah'tan yardım istenir, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yusuf'un gömleği üstüne sahte bir kan çalmışlardı, getirdiler. Babaları dedi ki: "İş, söylediğiniz gibi değil. Nefisleriniz sizi aldatıp bir işe itmiş. Artık bana düşen, güzelce sabretmek. Anlattıklarınıza karşı yalnız müstean olan Allah'tan yardım istenir."

  13. Yûsuf suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 19. ayet. وَجَآءَتْ سَيَّارَةٌ فَأَرْسَلُوا۟ وَارِدَهُمْ فَأَدْلَىٰ دَلْوَهُۥ قَالَ يَٰبُشْرَىٰ هَٰذَا غُلَٰمٌ وَأَسَرُّوهُ بِضَٰعَةً وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, "Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.

    Mehmet Okuyan

    Bir kervan gelmiş ve sucularını (kuyuya) göndermişler, o da kovasını (kuyuya) salmıştı. (Yusuf'u görünce) "Aa, müjde! İşte bir erkek çocuk!" demişti. Onu bir ticaret için saklamışlardı. Allah onların yaptıklarını bilendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Beri yandan, bir kervan geldi ve sucularını suya gönderdi; kovasını kuyuya salmasıyla (gördüğü karşısında) bağırması bir oldu: "A, ne kısmet! Bir oğlan çocuğu bu!" Onu ticari bir mal olarak satmak üzere yanlarında gizlediler; oysa ki Allah ne yapacaklarını çok iyi biliyordu.

    Muhammed Esed

    Ve bir kervan çıkageldi; (kervancılar) sucularını (su kuyusuna) gönderdiler; onlardan biri kovasını kuyuya salıyordu ki (orada Yusuf'u gördü) ve: "Ne kısmet!" diye bağırdı, "Bir oğlan çocuğu bu!" Ve böylece kervancılar o'nu, satmak niyetiyle yanlarına aldılar. Oysa, Allah yaptıklarını (adım adım izliyor ve) biliyordu.

    Ahmed Hulusi

    Bir kafile geldi kuyu başına ve sucuları kovasını saldı kuyuya ve görünce seslendi: "Hey müjde! Burada bir erkek çocuk var". . . Onu satmak için çıkarıp sakladılar. Allah onların yapmakta olduklarını (onların hakikati ve fiillerinin yaratanı olarak) Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Bir yolcu kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Hey müjde... Bu bir çocuk." dedi. Ve onu (kuyudan çıkarıp) 'ticaret konusu bir mal' olarak sakladılar. Oysa Allah, yapmakta olduklarını bilendi.

    Ali Özek ve heyeti

    Bir kervan geldi ve sucularını (kuyuya) gönderdiler, o da (gidip) kovasını saldı, (Yusuf'u görünce) «Müjde! İşte bir oğlan!» dedi. Onu bir ticaret malı olarak sakladılar. Allah onların yaptıklarını çok iyi bilir.

    Ali Rıza Safa

    Bir kervan geldi; sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıttığında, "Sevinçli bir haber; bir erkek çocuk bu!" dedi. Satmak amacıyla, Onu sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.

    Bayraktar Bayraklı

    Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler, kovasını sarkıttı: "Müjde" dedi, "İşte bir erkek çocuk!" Onu ticaret için sakladılar. Halbuki Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.

    Edip Yüksel

    Oradan geçmekte olan bir kervan, sucularını gönderdi, kovasını sarkıtınca: "Müjde, burada bir erkek çocuğu var!" dedi. Onu ticari bir mal olarak sakladılar. ALLAH onların yaptıklarını biliyordu.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Oradan geçmekte olan bir kervan, sucularını gönderdi, kovasını sarkıtınca: 'Müjde, burada bir erkek çocuğu var!,' dedi. Onu ticari bir mal olarak sakladılar. ALLAH onların yaptıklarını biliyordu.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Öteden bir kervan gelmiş, sucularını göndermişlerdi; vardı, kovasını saldı ve: "A, müjde, bu bir erkek çocuk!" dedi. Onu tutup bir ticaret malı olarak gizlediler. Allah ise, ne yapacaklarını biliyordu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Öteden bir kafile gelmiş, sucularını göndermişlerdi, vardı koğasını saldı, a... müjde bu bir gulam dedi ve tuttular onu ticaret için gizlediler, Allah ise biliyordu ne yapacaklar

    Erhan Aktaş

    Ve bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıtan, "Müjde! Burada bir çocuk var." dedi. Satmak için onu yanlarına aldılar. Allah, yapmak istedikleri şeyi çok iyi biliyordu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıtan, "Müjde! Burada bir çocuk var" dedi. Satmak için onu yanlarına aldılar. Allah, yapmak istedikleri şeyi çok iyi biliyordu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıtan, "Müjde! Burada bir çocuk var" dedi. Satmak için onu yanlarına aldılar. Allah, yapmak istedikleri şeyi çok iyi biliyordu.

    Gültekin Onan

    Bir yolcu kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Hey müjde... Bu bir çocuk." dedi. Ve onu (kuyudan çıkarıp) 'ticaret konusu bir mal' olarak sakladılar. Oysa Tanrı, yapmakta olduklarını bilendi.

    Hasan Basri Çantay

    Bir yolcu kaafilesi gelib sakalarını (kuyu başına) yolladılar, o da kofasını saldı. "A, müjde, dedi, işte bir civan"! Onu bir ticaret malı gibi sakladılar. Allah ise ne yapacaklarını pek a'la bilici idi.

    İbni Kesir

    Bir kervan gelip sucularını gönderdiler. O da kovasını salıp dedi ki: Müjde; işte bir oğlan. Onu bir mal olarak sakladılar. Allah, yaptıklarını bilendir.

    Mehmet Alagaş

    (19-22) Yolcu kafilesi geldi, sucularını gönderdi ve kovasını sarkıttı , Müjde burada bir çocuk var / gulam var dedi se rmaye / dââh olarak sakladılar, Allah yaptıklarını / amellerini biliyordu, Onu değeri / semeni düşük birkaç dirheme sattılar, onun hakkında pek de ilgili değillerdi. B ir Mısırlı onu karısı için satın aldı ve dedi ki ona ikramda bulun ve bakımını iyi yap , umulur ki bize faydası olur yahut onu evlat ediniriz. Böylelikle Yusuf’u arza, ona hadiselerin ne ifade ettiğini / tevilini öğretmek için yerleştir dik, Allah işinde / emrinde sonuç alır / galiptir ve lakin insanların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Yusuf fiziksel erişkin olduğunda ona yargı / hüküm ve ilim verdik, biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca; “Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!” dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.

    Süleyman Ateş

    Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler,(o da gidip kuyuya) kovasını sarkıttı: "Müjde, dedi, işte bir oğlan!" Onu ticaret için sakladılar, halbuki Allah, onların ne yaptıklarını biliyordu.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir kafile geldi, sucularını (kuyuya) gönderdiler. O da kovasını kuyuya sarkıttı. "Müjde müjde! Bu bir erkek çocuk!" dedi. Ticari mal olsun diye onu (insanlardan) sakladılar; ama Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler. Kovasını suya sarkıttı. "Ne mutlu bana! İşte bir oğlan çocuğu!" diye haykırdı. Yusuf'un kardeşleri satılık köle olsun diye gerçeği gizlediler. Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.

    Şaban Britch

    Bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kuyuya kovayı saldı. “Müjde, bir çocuk!” dedi. Onu ticaret malı olarak saklayıp, gizlediler. Allah ise ne yapacaklarını çok iyi biliyordu.

    Şaban Piriş

    Bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kuyuya kovayı saldı. "Müjde, bir çocuk!" dedi. Onu satmak için gizlediler. Allah ise ne yapacaklarını çok iyi biliyordu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir yolcu kafilesi gelmişti. Sucularını gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Müjde! Bu bir oğlan!" diye haykırdı. Ticaret maksadıyla onu sakladılar. Allah ne yaptıklarını çok iyi biliyordu.

  14. Yûsuf suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 20. ayet. وَشَرَوْهُ بِثَمَنٍۭ بَخْسٍ دَرَٰهِمَ مَعْدُودَةٍ وَكَانُوا۟ فِيهِ مِنَ ٱلزَّٰهِدِينَ

    Diyanet İşleri

    Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zaten ona değer vermiyorlardı.

    Mehmet Okuyan

    (Kafile Mısır'a vardığında) onu basit bir değere, sayılı birkaç dirheme satmışlardı. dipnot 1 Onlar ona değer vermeyenlerdendiler.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Yusuf'un az bir pahaya satılması aslında onun üzerinde yoğunlaşılmamasını, dikkat çekici bir pozisyonun yaşanmamasını, sıradan bir işlem olarak çok fazla göz önünde olmamasını sağlamış, böylece onun kaybolmuşluğu yönündeki kabul daha geniş bir durum arz etmiştir.

    Mustafa İslamoğlu

    Sonunda onu düşük bir değere -sadece bir kaç gümüş paraya- sattılar; zaten onlar ondan kurtulmak istiyorlardı.

    Muhammed Esed

    Ve sonunda önemsiz bir paha -sadece birkaç gümüş dirhem- karşılığında o'nu sattılar; o kadar az değer biçmişlerdi o'na.

    Ahmed Hulusi

    (Sonra Mısır'da) Onu yanlarında tutmak istemedikleri için az bir pahaya, birkaç dirheme sattılar.

    Ali Bulaç

    Onu ucuz bir fiyata, sayısı belli (birkaç) dirheme sattılar. Onu pek önemsemediler.

    Ali Özek ve heyeti

    (Kafile Mısır'a vardığında) onu değersiz bir pahaya, sayılı birkaç dirheme sattılar. Onlar zaten ona değer vermemişlerdi.

    Ali Rıza Safa

    Ucuz bir fiyata; birkaç kuruşa, Onu sattılar. Çünkü Ona, değer vermemişlerdi. dipnot 165

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 165
      Yusuf peygamberin tutsak edilerek satılması, Tevrat, Yaratılış 37:27-36 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Yusuf'un kardeşleri, şöyle dediler: ‘Onu, İsmaililere satalım; canına dokunmamış oluruz. Çünkü o, kardeşimizdir; aynı kanı taşıyoruz.' Yusuf'u kuyudan çekip çıkardılar; yirmi gümüşe İsmaililere sattılar. İsmaililer de Yusuf'u Mısır'a götürdüler ve Firavun'un muhafız birliği komutanına sattılar."

    Bayraktar Bayraklı

    Nihayet onu düşük bir fiyata sattılar. Onlar ona karşı isteksiz idiler.

    Edip Yüksel

    Ona ihtiyaçları olmadığı için ucuz bir fiyata, bir kaç dirheme sattılar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ona ihtiyaçları olmadığı için ucuz bir fiyata, bir kaç dirheme sattılar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onu ucuz bir fiyatla birkaç dirheme sattılar. Onu yanlarında tutmaya isteksiz bulunuyorlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    değersiz bir baha ile onu bir kaç dirheme sattılar, hakkında rağbetsiz bulunuyorlardı

    Erhan Aktaş

    Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Ona önem vermemişlerdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Ona önem vermemişlerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu düşük bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Ona önem vermemişlerdi.

    Gültekin Onan

    Onu ucuz bir fiyata sayısı belli (birkaç) dirheme sattılar. Onu pek önemsemediler.

    Hasan Basri Çantay

    Onu değersiz bir bahaye, bir kaç dirheme satdılar. Onlar bunun hakkında rağbetsizdiler.

    İbni Kesir

    Onu, ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Onu yanlarında alıkoymak istemediler.

    Mehmet Alagaş

    (19-22) Yolcu kafilesi geldi, sucularını gönderdi ve kovasını sarkıttı , Müjde burada bir çocuk var / gulam var dedi se rmaye / dââh olarak sakladılar, Allah yaptıklarını / amellerini biliyordu, Onu değeri / semeni düşük birkaç dirheme sattılar, onun hakkında pek de ilgili değillerdi. B ir Mısırlı onu karısı için satın aldı ve dedi ki ona ikramda bulun ve bakımını iyi yap , umulur ki bize faydası olur yahut onu evlat ediniriz. Böylelikle Yusuf’u arza, ona hadiselerin ne ifade ettiğini / tevilini öğretmek için yerleştir dik, Allah işinde / emrinde sonuç alır / galiptir ve lakin insanların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Yusuf fiziksel erişkin olduğunda ona yargı / hüküm ve ilim verdik, biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Kafile Mısır'a vardığında) onu düşük bir fiyata, sayılı birkaç dirheme sattılar. Bunların ona rağbetleri yoktu.

    Süleyman Ateş

    Nihayet (Mısır'a varınca) onu düşük bir pahaya, birkaç paraya sattılar. Onlar, ona (Yusuf'a) karşı isteksiz idiler. (Buluntu olduğu için ona değer vermediler, hemen onu ellerinden çıkarmak istediler.)

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf'u ucuz bir fiyata, birkaç dirheme (gümüş paraya) sattılar dipnot 1 , zaten ona değer veren kimseler değillerdi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'ta bu husus şöyle ifade edilir: "Midyanlı tacirler (oldukları anlaşılan) adamlar geçerken Yusuf'u kuyudan çektiler. Yirmi parça gümüş karşılığında Yuusf'u Yişmaeliler'e sattılar." (Yaratılış, 37:28)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yusuf'u pek ucuza, bir kaç dirheme, sattılar. Yanlarında değeri yokmuş gibi davrandılar.

    Şaban Britch

    Onu düşük bir fiyatla bir kaç dirheme sattılar. Onu pek önemsemediler.

    Şaban Piriş

    Onu düşük bir fiyatla bir kaç dirheme sattılar. Onu pek önemsemediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onu basit bir karşılıkla, birkaç paraya sattılar. Ona fazla rağbet gösterenler değillerdi.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.