Diyanet İşleri
"Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Şüphesiz biz onu koruruz."
Yûsuf suresi
Yûsuf suresi, 12. ayet. أَرْسِلْهُ مَعَنَا غَدًا يَرْتَعْ وَيَلْعَبْ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ
ersilhü me`anâ gadey yerta` veyel`ab veinnâ lehû leḥâfiżûn.
"Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Şüphesiz biz onu koruruz."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kardeşlerin tuzağı ve kuyu Yûsuf 7–20 3
"Yusuf'u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz."
Onlardan bir sözcü, "Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın" dedi.
Babalarına şöyle dediler: "Ey babamız! Yusuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz."
"Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Şüphesiz biz onu koruruz."
Babaları, "Doğrusu onu götürmeniz beni üzer, siz ondan habersiz iken onu kurt yer, diye korkuyorum."
Onlar da, "Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz" dediler.
Yusuf'u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, "Andolsun, (senin Yusuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin" diye vahyettik.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
12. Onlar babalarının, kardeşlerini kendileri ile göndermesini engelleyen kendi haklarındaki zannının yersizliğini ifade ettikten sonra babasının Yusuf için arzulayacağı bir şeyi yani Yusuf’un faydasına olacak, ayrıca onu kendileri ile birlikte göndermeye müsaade etmesini gerektirecek bir hususu söz konusu ederek şöyle dediler: “Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın.” Açık havada gezinsin, neşelensin ve can sıkıntısı gitsin. “Biz onu mutlaka koruruz” yani onu gözümüzden uzak tutmayacak ve ona gelebilecek her türlü eziyete karşı onu koruyacağız.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yarın onu, bizimle birlikte gönder. Yesin ve oynasın. Mutlaka biz, onu başına gelecek olan her türlü kötülükten koruruz, dediler.
Aynı kıssa: Hz. Ya'kūb · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: حفظ (44 geçiş)
Onlar, babalarına döndüklerinde, "Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. Kardeşimizi (Bünyamin'i) bizimle gönder ki zahire alalım. Onu biz…
Aynı kıssa: Hz. Ya'kūb · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: حفظ (44 geçiş)
Yakub onlara, "Onun hakkında size ancak, daha önce kardeşi hakkında güvendiğim kadar güvenebilirim! Allah en iyi koruyandır ve O, merhametlilerin en…
Aynı kıssa: Hz. Ya'kūb · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: حفظ (44 geçiş)
Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. "Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri…
Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: حفظ (44 geçiş)
Yusuf, "Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim" dedi.
Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: حفظ (44 geçiş)
"Siz babanıza dönün ve deyin ki: "Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı…
Aynı kök: غدو (16 geçiş)
Hani sen mü'minleri (Uhud'da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla…
Aynı kök: غدو (16 geçiş)
Rab'lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O'na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey…
Aynı kök: غدو (16 geçiş)
Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yarın onu bizimle birlikte gönder de bol bol gezsin, oynasın! Biz onu mutlaka koruruz."
Bırak onu, yarın bizimle birlikte koşup oynasın; bizim onu koruyacağımızdan en ufak kuşkun olmasın."
Bırak o'nu yarın bizimle gelsin, gezip oynasın; o'na göz kulak olacağımızdan en küçük bir şüphen olmasın!"
"Yarın Onu bizimle beraber yolla da serbestçe gezip oynasın. . . Şüphesiz biz Onu koruyucularız. "
"Sen onu yarın bizimle gönder, gönlünce gezsin, oynasın. Elbette biz onu koruyup gözetiriz."
"Yarın onu bizimle gönder; gezip oynasın. Biz onu elbette koruruz."
"Yarın bizimle gönder de gezip oynasın; kesinlikle, Onu gözeteceğiz!"
"Yarın onu bizimle beraber gönder de, bol bol gezsin, oynasın. Biz onu mutlaka koruruz."
"Onu bizimle birlikte yolla ki koşup oynasın. Kuşkusuz biz onu koruyacağız."
'Onu bizimle birlikte yolla ki koşup oynasın. Kuşkusuz biz onu koruyacağız.'
Yarın onu bizimle gönder, gezsin oynasın. şüphesiz biz onu gözetiriz." dediler.
Yarın bizimle beraber gönder gezsin oynasın şüphesiz, biz onu gözetiriz
"Onu, yarın bizimle beraber gönder. Dilediğince gezip eğlensin. Biz ona sahip çıkarız."
"Onu, yarın bizimle beraber gönder. Dilediğince gezip eğlensin. Biz ona sahip çıkarız."
"Onu, yarın bizimle beraber gönder. Dilediğince gezip eğlensin. Biz ona sahip çıkarız."
"Sen onu yarın bizimle gönder, gönlünce gezsin, oynasın. Elbette biz onu koruyup gözetiriz."
"Yarın onu bizimle beraber (kıra) gönder de bol bol yesin, oynasın. Şübhesiz biz onun koruyucularıyız".
Yarın onu bizimle beraber gönder de gezsin, oynasın. Şüphesiz biz, onu koruruz.
(1-18) Elif Lâm Mîm, İşte bunlar apaçık kitabın ayetleridir, muhakkak ki arabi olarak indiriyoruz, böylece belki akledersiniz. Biz sana bu Kuran’ı vahy etmekle en güzel kıssayı anlatıyoruz , ondan önce sen bunu bilmiyordun / bundan gafil idin , bir vakit Yusuf, babasına dedi ki ey babacığım muhakkak ki ben on bir yıldız gördüm, güneş ve ayı bana secde ederlerken gördüm, dedi ki ey oğlum gördüğünü / rüyanı kardeşlerine anlatma, sana tuzak kurarlar, kesinlikle şeytan insana apaçık bir düşmandır, böylelikle Rabbin seni ayırıp seçecek ve sana olayların / hâdiselerin yorumunu /nasıl gerçekleşeceğini / tevilini öğretecek, s enin ve Yakup / İsrail a ilesinin üzerindeki nimetini tıpkı önceki babaların İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi tamamlayacak. Muhakkak ki Rabbin her şeyi bilen ve yargılayandır / hâkimdir. Sual edenler için Yusuf ve kardeşlerinde ayetler vardır. Bir vakit Kardeşleri Yusuf hakkında babamıza bizden daha sevimli dediler, bizler kalabalık bir grubuz, babamız hakikaten apaçık ne yaptığını bilmez halde / delalettedir, Yusuf’u öldürün yahut bir yere bırakın babanızın yüzü artık size yönelsin, onun sonrasında salih bir kavim olursunuz dediler , içlerinden konuşan biri dedi ki, Yusuf’u öldürmeyin, eğer yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın kimi yolculuk yapanlardan biri onu bulup alsın. Dediler ki Ey babacığım sana ne okuyor ki Yusuf için niye bize güvenmiyorsun? Kesinlikle biz ona nasihat ta edenleriz, onu yarın bizimle beraber gönder, yesin içsin ve oynasın, kesinlikle biz onun koruyucusuyuz. Onu götürmeniz beni hüzünlendiriyor ve siz gafil iken onu bir kurdun yemesinden korkuyorum dedi. Biz soyca kalabalık bir grupken eğer onu kurt yerse , bizler o vakit kesin hasara uğrarız. Onu götürdükleri vakit, hep birlikte onu kuyunun içine bıraktılar , Ona / Yusuf’a onlara bu işlerini, onların şuursuz oldukları bir zaman da haber vereceksin diye vahyettik, akşam ağlayarak babalarına geldiler , dediler ki ey babamız gerçekten biz yarışmaya gittik Yusuf’u eşyalarımız yanında bıraktık, onu da kurt yedi, ayrıca bizler sözüne sadık dahi olsak , sen bize inanmazsın, yalandan üzeri kanlı gömleğini getirdiler, bilakis sizi nefisleriniz bu işe sürüklemiş dedi , Güzel bir sabır, betimlediğiniz şeylere karşı yardım talebi istenecek Allah'tır.
'Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Biz onu mutlaka koruruz.''
"Yarın onu da bizimle beraber (kıra) gönder, gezsin, oynasın; biz onu elbette koruruz."
Yarın onu bizimle gönder de yesin, içsin, oynasın. Biz onu kesinlikle koruruz."
Yarın onu bizimle gönder de yesin içsin, eğlensin. Biz onu iyi koruruz."
Yarın onu da bizimle beraber gönder. Gezsin, oynasın, biz onu koruruz, dediler.
Yarın onu da bizimle beraber gönder. Gezsin, oynasın, biz onu koruruz, dediler.
"Yarın onu bizimle gönder, gezip oynasın. Kuşkun olmasın biz onu çok güzel korur, gözetiriz."
"Send him with us tomorrow", they said, "to enjoy himself, to eat and drink in a picnic fashion and to take part in a game affording him pleasure, and we will take care of him and see that he is not exposed to danger. "
Send him with us tomorrow and he will enjoy himself and play- we will take good care of him.’
"Send him with us tomorrow to enjoy himself and play, and we shall take every care of him."
Send him out with us tomorrow that he may enjoy himself and play while we will be there, standing guard over him." dipnot 1
Why don’t you send him out with us tomorrow so he can enjoy himself and play about? All of us will make sure that he is safe. ’
"Send him with us tomorrow to enjoy himself and play, and verily, we will take care of him."
Let him go with us tomorrow so that he may eat lots of fruits and play, and we will indeed take [good] care of him. ’
`Send him forth with us (for an outing) tomorrow, that he may enjoy himself and play. Surely, we will keep guard over him.'
Send him forth with us tomorrow, to frolic and play; surely we shall be watching over him. '
"Let him come with us tomorrow; we will feed him, let him play and take good care of him. "
Send him with us tomorrow to revel and to play, and, verily, we over him will keep good guard. '
"Send him with us tomorrow to enjoy and play, and we will take care of him."
Send him with us to morrow, into the field, that he may divert himself, and sport, and we will be his guardians.
Said they, "O our father! What ails you that you will not trust us with Joseph seeing we are unto him sincere (well wishers)?
Send him (forth) with us tomorrow to frolic and play; and surely we will indeed be his preservers. "
Send him with us to-morrow that he may enjoy himself and play. And lo! we shall take good care of him.
Let him go out with us tomorrow that he may enjoy and play. We shall take care of him."
Let him go out with us tomorrow, that he may enjoy himself and play: and, verily, we shall guard him well!"
Send him out with us tomorrow so that he may enjoy himself and play. And we will really watch over him."
"Send him with us tomorrow to enjoy and play, and we will take care of him. "
"Send him with us tomorrow to run and play. We will protect him."
Send him with us tomorrow that he may eat well and play. And indeed, we will be his guardians.
“Send thou him with us tomorrow, that he might run and play; and we will guard him.”
"Send him with us tomorrow that he may enjoy himself and play. We will take good care of him."
"Send him with us tomorrow to enjoy himself and play, and surely we shall take every care of him. "
Send him with us tomorrow, that he may eat and play, and of course, we will remain as guards for him."
"Send him with us tomorrow to enjoy himself and play, and we will take care of him."