Yûsuf suresi

Yûsuf suresi, 31. ayet

Yûsuf suresi, 31. ayet. فَلَمَّا سَمِعَتْ بِمَكْرِهِنَّ أَرْسَلَتْ إِلَيْهِنَّ وَأَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَـًٔا وَءَاتَتْ كُلَّ وَٰحِدَةٍ مِّنْهُنَّ سِكِّينًا وَقَالَتِ ٱخْرُجْ عَلَيْهِنَّ فَلَمَّا رَأَيْنَهُۥٓ أَكْبَرْنَهُۥ وَقَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ وَقُلْنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا هَٰذَا بَشَرًا إِنْ هَٰذَآ إِلَّا مَلَكٌ كَرِيمٌ

felemmâ semi`at bimekrihinne erselet ileyhinne vea`tedet lehünne müttekeev veâtet külle vâḥidetim minhünne sikkînev veḳâleti-ḫruc `aleyhinn. felemmâ raeynâhü ekbernehû veḳaṭṭa`ne eydiyehünne veḳulne ḥâşe lillâhi mâ hâẕâ beşerâ. in hâẕâ illâ melekün kerîm.

Diyanet İşleri

Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yusuf'a, "Çık karşılarına" dedi. Kadınlar Yusuf'u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. "Haşa! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir" dediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûsuf 28–34 · surenin 31. ayeti / 111

Konu Şehirdeki kadınlar Yûsuf 30–35 3

  1. Yûsuf 28

    Kadının kocası Yusuf'un gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce, dedi ki: "Şüphesiz bu, siz kadınların tuzağıdır. Şüphesiz sizin tuzağınız çok büyüktür."

  2. Yûsuf 29

    "Ey Yusuf! Sen bundan sakın kimseye bahsetme. (Ey Kadın,) sen de günahının bağışlanmasını dile. Çünkü sen günah işleyenlerdensin."

  3. Yûsuf 30

    Şehirde birtakım kadınlar, "Aziz'in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.

  4. 31

    Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yusuf'a, "Çık karşılarına" dedi. Kadınlar Yusuf'u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. "Haşa! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir" dediler.

  5. Yûsuf 32

    Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: "İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak."

  6. Yûsuf 33

    Yusuf, "Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum" dedi.

  7. Yûsuf 34

    Rabbi, onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. Şüphesiz ki O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

31. “(Azizin karısı) o kadınların dedikodularını/hilelerini işitince…” Kadınların bu sözleri, hile maksatlı idi. Zira bu sözden kasıtları sadece onu kınamak ve tenkid etmek değildi. Bu sözleri ile Aziz’in karısını böyle bir sevgiye düşüren Yusuf’u görme imkanı bulmak istemişlerdi. Böylelikle Aziz’in karısı bu sözlerine öfkelensin ve bu konuda kendisini mazur görmelerini sağlamak için de bu delikanlıyı onlara göstersin, istiyorlardı. Bundan dolayı onların bu şekildeki konuşmalarından “hile” diye söz edilmiştir. İşte bu sözleri “işitince kendilerine” evine misâfirliğe gelmeleri için “haber gönderdi. Onlar için yaslanacakları bir yer (ve sofra) hazırladı.” Çeşitli döşekler, yastıklar ve lezzetli yiyecekler hazırladı. Bu ikramlar arasında bıçak kullanmayı gerektirecek ya turunç ya da benzeri türden bir meyve de koymuştu. “Onların her birine de birer bıçak verdi” ki onunla yiyeceklerini kessinler. “(Onlar meyve soyarlarken Yusuf’a da):” güzel ve alımlı hali ile “Çık karşılarına, dedi.”

“Kadınlar onu görünce, onun büyük bir güzelliğe sahip olduğunu anladılar.” Kalplerinde büyük bir yer etti ve benzerini görmedikleri çok üstün bir manzara ile karşılaştılar. Hayranlıklarından dolayı da ellerinde bulunan o bıçaklarla “(Farkında olmadan) ellerini kestiler ve dediler ki: Allahı tenzih ederiz. Bu, insan değil! Bu ancak çok üstün bir melektir.” Çünkü Yusuf’a verilen üstün ve göz kamaştırıcı güzellik, görenler için büyük bir alamet ve dikkatle düşünenler için bir ibret olacak derecedeydi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Aziz'in karısı, bu yaptığını (şehirdeki) kadınların hoş görmediğini ve hakkında ileri geri konuştuklarını işitince Yusuf -aleyhisselam-'ı görmeleri ve bu hususta kendisini mazur görmeleri için bir elçi gönderip onları davet etti. Onlara döşekler ve yastıklar hazırlattı. Onlardan her birinin eline ikram edilen yemekleri kesmeleri için birer bıçak verdi ve Yusuf -aleyhisselam-'a: "Hadi onların yanına çık!" dedi. Kadınlar, onu görünce gözlerinde büyütüp onun güzelliğine kapıldılar ve yakışıklılığı karşısında hayretlerini gizleyemediler. Son derece hayran olmaları sebebiyle sofrada ikram edilen yiyecekleri kesmek için kullanacakları bıçaklar ile parmaklarını kestiler ve şöyle dediler: "Allah'ı tenzih ederiz." insanlara verilmemiş olan bu güzellik sebebi ile bu genç bir insan olamaz, bu ancak ikram olunmuş meleklerden bir melektir.

Kelimeler

32 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلَمَّا felemma ne zaman ki
  2. سَمِعَتْ semiat (kadın) işitti kök: سمع
  3. بِمَكْرِهِنَّ bimekrihinne onların hilelerini kök: مكر
  4. أَرْسَلَتْ erselet (haber) gönderdi kök: رسل
  5. إِلَيْهِنَّ ileyhinne onlara
  6. وَأَعْتَدَتْ ve ea'tedet ve hazırladı kök: عتد
  7. لَهُنَّ lehunne onlar için
  8. مُتَّكَـًۭٔا muttekeen dayanacak yastıklar kök: وكا
  9. وَءَاتَتْ ve atet ve verdi kök: اتي
  10. كُلَّ kulle her kök: كلل
  11. وَٰحِدَةٍۢ vahidetin birine kök: وحد
  12. مِّنْهُنَّ minhunne onlardan
  13. سِكِّينًۭا sikkinen birer bıçak kök: سكن
  14. وَقَالَتِ ve kaleti ve dedi kök: قول
  15. ٱخْرُجْ hruc çık! kök: خرج
  16. عَلَيْهِنَّ ۖ aleyhinne karşılarına
  17. فَلَمَّا felemma ne zaman ki
  18. رَأَيْنَهُۥٓ raeynehu O’nu görünce kök: راي
  19. أَكْبَرْنَهُۥ ekbernehu onu (gözlerinde) büyüttüler kök: كبر
  20. وَقَطَّعْنَ ve kattaa'ne ve kestiler kök: قطع
  21. أَيْدِيَهُنَّ eydiyehunne ellerini kök: يدي
  22. وَقُلْنَ vekulne ve dediler kök: قول
  23. حَـٰشَ haşe haşa kök: حوش
  24. لِلَّهِ lillahi Allah için kök: اله
  25. مَا ma değildir
  26. هَـٰذَا haza bu
  27. بَشَرًا beşeran insan kök: بشر
  28. إِنْ in
  29. هَـٰذَآ haza bu
  30. إِلَّا illa ancak
  31. مَلَكٌۭ melekun bir melektir kök: ملك
  32. كَرِيمٌۭ kerimun güzel kök: كرم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حوش (2 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Kral, kadınlara, "Yusuf'tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?" dedi. Kadınlar, "Haşa! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz"…

  • Aynı kök: قطع (36 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    Kral, "Onu bana getirin" dedi. Elçi, Yusuf'a gelince (Yusuf) dedi ki: "Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz…

  • Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

  • Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid

    De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Ne var ki) bana, 'Sizin ilah'ınız ancak bir tek ilahtır" diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı…

  • Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid

    Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilahınız bir…

  • Aynı kök: قطع (36 geçiş) · Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid

    Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid

    "Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı ilahlar mı daha iyidir, yoksa mutlak hakimiyet sahibi olan tek Allah mı?"

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid

    Sonra da, "Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah'tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Hüküm ancak…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Züleyha) onların dedikodusunu duyunca, dipnot 1 onlara (davetçi) göndermiş, onlar için dayanacak yastıklar (iyi bir sofra ortamı) hazırlamış, her birine bir bıçak vermiş, (Yusuf'a da): "Çık karşılarına!" demişti. (Kadınlar) onu görünce, onu (gözlerinde) büyütmüş, (şaşkınlıklarından) ellerini kesmişler ve şöyle demişlerdi: "Haşa, Rabbimiz! Bu, bir insan olamaz. Bu ancak değerli bir melektir!"

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buradaki [mekr] kelimesi, bağlam gereği "tuzak" değil, "dedikodu" anlamına alınmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

(Kadın) onların (bu tür) dedikodularını işitince, onları davet ederek kendileri için dayalı döşeli bir ziyafet sofrası hazırladı, her birinin eline de birer bıçak tutuşturdu ve (Yusuf'a) "Çık karşılarına!" dedi. Hanımlar onu görünce kendilerinden geçip hayran kaldılar; dahası (bu yüzden) ellerini kestiler ve "Olamaz!" dediler, "Aman Allah'ım! Bu bir insan olamaz, olsa olsa bu yüce bir melektir!"

Muhammed Esed

Kadınların bu kötü konuşmaları kulağına değince, kişizadenin karısı, onları davet edip kendileri için mükellef bir ziyafet hazırladı, ve her birinin eline bir bıçak tutuşturdu. Sonra (Yusuf'a): "Çık (şimdi) onların karşısına!" dedi. Kadınlar o'nu görünce güzelliği karşısında şaşırıp kaldılar ve şaşkınlıklarından ellerini kestiler: "Aman Allahım!" dediler, "Bu ölümlü biri olamaz; olsa olsa gözde bir melek bu!"

Ahmed Hulusi

(Aziyz'in karısı) onların arkasından konuşmalarını duyunca, onlara haber ulaştırıp davet verdi. . . Onlar için keyifle oturacakları mükellef bir sofra hazırlattı. Onlardan her birine de bir bıçak verdi sonra (Yusuf'a): "Karşılarına çık (görün)!" dedi. . . (Şehirli kadınlar) Onu görünce, gözlerinde (yakışıklılığını) çok büyüttüler, şaşkınlıkla (ellerindeki yerine) kendi ellerini kestiler. . . Dediler ki: "Haşa! Allah hakkı için, bu bir beşer değil; bu ancak güzel bir melektir. "

Ali Bulaç

(Kadın) Onların düzenlerini işitince, onlara (bir davetçi) yolladı, oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin eline (önlerindeki meyveleri soymaları için) bıçak verdi. (Yusuf'a da:) "Çık, onlara (görün)" dedi. Böylece onlar onu (olağanüstü güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyüttüler, (şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve: "Allah'ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün bir melektir" dediler.

Ali Özek ve heyeti

Kadın, onların dedikodusunu duyunca, onlara dâvetçi gönderdi; onlar için dayanacak yastıklar hazırladı. Her birine bir bıçak verdi. (Kadınlar meyveleri soyarken Yusuf'a): «Çık karşılarına!» dedi. Kadınlar onu görünce, onu (gözlerinde) büyütmüşler (onun güzelliğinden) dehşete kapılıp ellerini kesmişler, sonra da şöyle demişlerdi: "Hâşâ Rabbimiz! Bu bir beşer değil... Bu ancak üstün bir melektir!"

Ali Rıza Safa

Çekiştirmelerini duyunca, onları çağırdı. Oturacak yerler hazırladı; her birine birer bıçak verdi ve "Karşılarına çık!" dedi. Onu görünce hayran kaldılar ve ellerini kestiler. Ve şöyle dediler: "Allah için; O, bir insanoğlu değil, ancak soylu bir melek olabilir!"

Bayraktar Bayraklı

Kadın, onların dedikodu şeklindeki oyunlarını işitince, onlara haber gönderdi. Kendilerine, yaslanarak yiyebilecekleri bir sofra hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. Yusuf'a da, "Karşılarına çık" dedi. Nihayet Yusuf'u görünce onu öylesine yücelttiler ki, bu yüzden bıçakla kendi ellerini kestiler ve şöyle dediler: "Aman Allah'ım! Bu bir insan değil; asil bir melek bu!"

Edip Yüksel

Dedikodularını işitince kadın onları davet etti. Onlar için konforlu yerler hazırladı. Her birine birer bıçak verdi. "Huzurlarına çık!" dedi. Onu gören kadınlar ellerini kestiler ve: "ALLAH korusun, bu bir insan değil; bu ancak asil bir melekdir!" dediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kadın, onların dedikodusunu işitince onları davet etti. Onlar için konforlu yerler hazırladı. Her birine birer bıçak verdi. (Kadınlar, meyvelerini soymakla meşgul iken Yusuf'a:) 'Onların huzuruna çık,' dedi. Kadınlar onu görünce, öyle etkilendiler ki ellerini kestiler ve: 'ALLAH korusun, bu bir insan değil; bu ancak asil bir melektir,' dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onların gizliden gizliye dedikodularını duyunca, onlara bir davetçi gönderdi, onlar için dayalı döşeli bir sofra hazırladı, her birine bir bıçak verdi ve: "Çık karşılarına!" dedi. Kadınlar onu görür görmez çok büyüttüler, kendi ellerini doğradılar ve: "Haşa, Allah için bu bir insan değil, ancak değerli bir melektir!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vakta ki bunların gizliden gizliye dedikodularını işitti, onlara da'vetçi gönderdi ve onlar için dayalı döşeli bir sofra hazırladı ve her birine bir bıçak verdi, beriden de çık karşılarına dedi, hepsi onu görür görmez çok büyüttüler, kendilerinin ellerini doğradılar ve haşa, dediler, Allah için bu bir beşer değil, mahza bir Meleki kerim.

Erhan Aktaş

Kadın dedikoduları işitince, onları davet etti, onlar için güzel bir ortam ve ziyafet hazırlayarak her birine birer bıçak verdi. Yusuf'a "Kadınların karşılarına çık." dedi. Kadınlar, gördükleri karşısında adeta büyülendiler; şaşkınlıkla ellerini kestiler. "Aman Allah'ım! Bu bir beşer dipnot 1 değil, bu ancak şerefli bir melektir." dediler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hiçbir İlahi vasfı, özelliği olmayan, normal ve sıradan bir insan.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kadın dedikoduları işitince, onları davet etti, onlar için güzel bir ortam ve ziyafet hazırlayarak her birine birer bıçak verdi. Yusuf'a "Kadınların karşılarına çık." dedi. Kadınlar, gördükleri karşısında adeta büyülendiler; şaşkınlıkla ellerini kestiler. "Aman Allah'ım! Bu bir beşer dipnot 1 değil, bu ancak şerefli bir melektir." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hiçbir ilahi vasfı, özelliği olmayan, bizim gibi sıradan bir insan.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kadın dedikoduları işitince, onları davet etti, onlar için güzel bir ortam ve ziyafet hazırlayarak her birine birer bıçak verdi. Sonra Yusuf'a "Kadınların karşılarına çık." dedi. Kadınlar, gördükleri karşısında adeta büyülendiler; şaşkınlıkla ellerini kestiler. "Aman Allah'ım! Bu bir insan değil, bu ancak şerefli bir melektir." dediler.

Gültekin Onan

(Kadın) Onların düzenlerini işitince onlara (bir davetçi) yolladı, oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin eline (önlerindeki meyveleri soymaları için) bıçak verdi. (Yusuf'a da:) "Çık, onlara (görün)" dedi. Böylece onlar onu (olağanüstü güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyüttüler, (dalgınlıklarından) ellerini kestiler ve: "Tanrı'yı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün bir melektir" dediler.

Hasan Basri Çantay

Vaktaki (kadın) onların gizliden gizliye yapdıkları dedi koduları işitdi, kendilerine (da'vetci) yolladı, onlar için (rahatça) yaslanacak bir yer (bir de sofra) hazırladı, onlardan her birine birer bıçak verdi. (Yuusufa): "Çık karşılarına" dedi; şimdi onlar bunu görünce kendisini büyük bir varlık olarak tanıdılar, (hayranlıklarından) ellerini kesdiler ve dediler ki: "Allahı tenzih ederiz. Bu, bir beşer değildir. Bu, çok şerefli bir melekden başkası değildir".

İbni Kesir

Onların dedikodularını işitince; onlara haber yolladı. Onlar için yaslanacak yerler hazırladı ve onlardan her birine birer bıçak verdi. (Yusuf'a) Çık karşılarına, dedi. Hepsi onu görünce kendisini çok büyüttüler. Ve ellerini kestiler. Dediler ki: Allah'ı tenzih ederiz. Haşa bu, bir beşer değildir, ancak çok şerefli bir melektir.

Mehmet Alagaş

(23-35) Evinde kaldığı kadın, onunla birleşme arzusu hissetti, kapıları kilitledi ve haydi seninim dedi, Allah’a sığınırım, muhakkak beni Rabbim güzel bir şekilde beni barındırdı ve kesinlikle O zalimleri kurtuluşa / felaha erdirmez dedi. Kadın ona meyletmişti, eğer ki Rabbinin delilini / burhanını görmeseydi, o da kadına meyletmişti , bu, ondan kötülük ve fuhşun giderilmesi içindi, çünkü O, bizim salih kullarımızdandı. Her ikisi de kapıya koştular, sırtından onun gömleğini kadın yırttı, k apının önünde kadının efendisine denk geldiler , Kadın; senin ailene / ehline kötülük yapmak isteyenin hapsetmek veya acıtıcı bir azap etmek dışında cezası var mıdır ? dedi , O kadın benden murat almak istedi dedi ve ailesinden şahitler de eğer Onun gömleği ön tarafından yırtılmış ise kadın doğrudur, O yalancılardandır, eğer ki Onun gömleği sırt tarafından yırtılmış ise kadın yalancıdır, O doğrulardandı , Ne zaman ki Onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördüler, kesinlikle o kadınların tuzaklarındandır dediler, muhakkak ki kadınların tuzakları ç ok büyüktür. Yusuf bu meseleye arkanı dön ve ey kadın günahın için sen de bağışlanma iste muhakkak ki sen ey kadın yanlış yapanlardansın, şehrin kadınları, azizin karısı bir gençten, onun sevgisiyle bağrı yanık, kendine murat almak istermiş, biz onu apaçık sapmışlardan görüyoruz dediler, Ne zaman ki kadınların tuzaklarını işitince kadın / azizin eşi o kadınlara elçi gönderdi ve onlara yaslanacakları yerler hazırladı her birinin eline de birer bıçak verdi, (Genç Yusuf’a) kadınlar arasına çık dedi, ne zaman ki onu gördüler iyice abarttılar ve ellerini kestiler, Allah için haşa, bu beşer değil ikram edilen bir melektir dediler, Kadın dedi ki işte bu durumunuz , hakkında beni ayıpladığınız ve benim de onu kendime murat almak istediğim şeydir fakat o namusunu korudu, lakin emrettiğimi yapmaz ise hapsedilecek ve de küçük düşürülenlerden olacak. Rabbim zindan benim için beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir dedi, e ğer benden kadınların tuzağını savmazsan, onlara gönlüm kayar ve cahillerden olurum, Rabbi Ona cevap verdi / icabet etti onların tuzaklarını ondan savdı / sarf etti, muhakkak ki O işitendir bilendir. Ardından gördükleri delillere / ayetlere (gömleğin arkadan yırtılması) rağmen onu zindan da belli bir zamana kadar bırakmak kendilerine uygun geldi.

Rowwad Tercüme Merkezi

O kadınların gizlice aleyhinde konuştuklarını işitince kendilerine haber gönderdi. Onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a: “Çık karşılarına” dedi. Kadınlar Yûsuf’u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. “Hâşâ! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir.” dediler.

Süleyman Ateş

(Kadın), onların (dedikodu yaparak kendisini dile düşürme) düzenlerini işitince, onlara (adam) gönderdi (yemeğe davet etti). Onlar için dayanacak yastıklar hazırladı ve her birine de birer bıçak verdi. (Yusuf'a): "Çık karşılarına!" dedi. Kadınlar, (önlerine konan meyveleri soyup yemekle meşgul iken) Yusuf'u görünce onu (gözlerinde) büyüttüler, (ona hayranlıklarından ötürü) ellerini kestiler ve: "Allah için, haşa bu, insan değildir; bu ancak güzel bir melektir!" dediler.

Süleymaniye Vakfı

Kadın onların dedikodularını duyunca kendilerine haber gönderdi. Onlara mükellef bir sofra hazırladı. Her birine birer bıçak verdi. Sonra Yusuf'a: "Çık karşılarına!" dedi. Kadınlar onu görünce pek yücelttiler ve (şaşkınlıktan) ellerini kestiler. Dediler ki: "Aman Allah'ım! Bu bir insan değil, bu gerçekten değerli bir melek!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dedikoduları kadının kulağına gelince davetçiler gönderdi. Onlara portakal dipnot 1 hazırladı; her birine bir bıçak verdi. Sonra Yusuf'a: "Haydi yanlarına çık" dedi. Kadınlar Yusuf'u görünce büyülendiler ve ellerini kestiler. Dediler ki "Olmaz böyle şey dipnot 2 ! Allah için bu insan değil, olsa olsa değerli bir melek olur."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Turunçgillerden bir meyve. Lisan'ul-Arab
  2. metne dön, dipnot 2
    ...

Şaban Britch

Kadınların çekiştirmelerini duyunca onları davet etti. Onlara mükellef sofra hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. Yusuf’a; "Onların yanına çık!" dedi. Kadınlar, onu görünce hayran kaldılar, ellerini kestiler ve haşa, Allah için bu bir insan değil, dediler. Bu ancak kerim bir melektir.

Şaban Piriş

Kadınların çekiştirmelerini duyunca onları davet etti. Onlara koltuk hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. Yusuf'a 'onların yanına çık!' dedi. Kadınlar, onu görünce kendilerinden geçtiler, ellerini kestiler. ve: -Haşa, Allah için bu bir insan değil, dediler. Bu çok güzel bir melek.

Yaşar Nuri Öztürk

Kadın onların oyunlarını işitince, onlara haber gönderdi. Kendilerine, yaslanarak yiyebilecekleri bir sofra hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. Yusuf'a: "Karşılarına çık." dedi. Nihayet Yusuf'u görünce onu öylesine yücelttiler ki, kendilerinin ellerini kestiler. Şöyle dediler: "Aman Allahım! Bu bir insan değil; asil bir melek bu!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

When she heard of their evil intent aggravating her guilt, she invited them to her house and gave them a banquet. The seats were propped up with cushions, the table was set with delightful food and table knives were put in place, one for each. When they were served with the course whereat they use the knives, she ordered him –Yusuf- to come into the room. When the women saw him they were overwhelmed with wonder and they marvelled at his exceptional good looks with profound admiration to the extent that they missed the fruit and wounded their hands. They exclaimed " Allah forbid this is not a mortal; he is none other than a highly impressive, stately and distinguished angel."

Abdul Haleem

When she heard their malicious talk, she prepared a banquet and sent for them, giving each of them a knife. She said to Joseph, ‘Come out and show yourself to them!’ and when the women saw him, they were stunned by his beauty, and cut their hands, exclaiming, ‘Great God! He cannot be mortal! He must be a precious angel!’

Abdullah Yusuf Ali

When she heard of their malicious talk, she sent for them and prepared a banquet for them: she gave each of them a knife: and she said (to Joseph), "Come out before them." When they saw him, they did extol him, and (in their amazement) cut their hands: they said, "Allah preserve us! no mortal is this! this is none other than a noble angel!"

Abul A'la Maududi

Hearing of their sly talk the chief's wife sent for those ladies, and arranged for them a banquet, and got ready couches, dipnot 1 and gave each guest a knife. Then, while they were cutting and eating the fruit, she signalled Joseph: "Come out to them." When the ladies saw him they were so struck with admiration that they cut their hands, exclaiming: "Allah preserve us. This is no mortal human. This is nothing but a noble angel!"

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The ancient Egyptians used to place pillows and cushions in such feasts for the guests to recline. And this is confirmed by the archaeological remains in Egypt.

Aisha Bewley

But when she heard of their malicious talk, she sent for them and made a sumptuous meal and then she gave a knife to each of them. She said, ‘Go out to them.’ When they saw him, they were amazed by him and cut their hands. They said, ‘Allah preserve us! This is no man. What can this be but a noble angel here!’

Al-Hilali & Khan

So when she heard of their accusation, she sent for them and prepared a banquet for them; she gave each one of them a knife (to cut the foodstuff with), and she said [(to Yûsuf (Joseph)]: "Come out before them." Then, when they saw him, they exalted him (at his beauty) and (in their astonishment) cut their hands. They said: "How perfect is Allâh (or Allâh forbid)! No man is this! This is none other than a noble angel!"

Ali Quli Qarai

When she heard of their machinations, she sent for them and arranged a repast, and gave each of them a knife, and said [to Joseph], ‘Come out before them. ’ So when they saw him, they marveled at him and cut their hands [absent-mindedly], and they said, ‘Good heavens! This is not a human being! This is but a noble angel!’

Amatul Rahman Omar

And when she heard of their sly whisperings (and taunting remarks), she sent for them and prepared a repast for them, then (on the women's arrival) she gave to each one of them a knife (to eat fruit therewith) and said (to Joseph then), `Come forth in their presence. ' So when they saw him they found him a dignified personality and cut their hands (through wonder and) said, `Glory be to Allâh! He is not a human being. He is but a noble angel.'

Arthur John Arberry

When she heard their sly whispers, she sent to them, and made ready for them a repast, then she gave to each one of them a knife. 'Come forth, attend to them,' she said. And when they saw him, they so admired him that they cut their hands, saying, 'God save us! This is no mortal; he is no other but a noble angel.'

Bijan Moeinian

When governor’s wife heard about such gossips, she invited all important ladies of the town and prepared a relaxed environment for them. When they were cutting the fruits with their knives, she asked Joseph to enter the room. they were so enchanted with his look that they cut their hands. They spontaneously said: "Good Lord; is he a human being or an angel?"

E. Henry Palmer

And when she heard of their craftiness, she sent to them and prepared for them a banquet, and gave each of them a knife; and she said, 'Come forth to them!' And when they saw him they said, 'Great God!' and cut their hands and said, 'God forbid! This is no mortal, this is nothing but an honourable angel. '

Edip-Layth

So when she heard of their scheming, she sent for them and prepared a banquet for them, and she gave each one of them a knife. She said, "Come out to them," so when they saw him they exalted him and cut their hands, and they said, "God be praised, this is not a human, but a blessed controller!"

George Sale

And when she heard of their subtle behaviour, she sent unto them, and prepared a banquet for them, and she gave to each of them a knife; and she said unto Joseph, come forth unto them. And when they saw him, they praised him greatly; and they cut their own hands, and said, O God! This is not a mortal; he is not other than an angel, deserving the highest respect.

Hamid S. Aziz

And some women in the city said, "The wife of the King's Minister seeks to seduce her slave for his person; truly, he has infatuated (smitten) her with lust: verily, we see her in manifest error. "

Mahmoud Ghali

So, as soon as she heard their scheming, she sent for them, and she readied for them a reclining (couch). And she brought each one of them a knife, and said, (to Yûsuf), "Go out to them." So, as soon as they saw him, they were greatly (amazed) at him and cut their hands severely (The Arabic verb form implies something done repeatedly or to a high degree or great extent) and said, " Allah forbid! (i.e. Allah forbid that Yûsuf could have ever solicited her!) In no way is this a mortal; decidedly this is nothing else except an honorable angel."

Marmaduke Pickthall

And when she heard of their sly talk, she sent to them and prepared for them a cushioned couch (to lie on at the feast) and gave to every one of them a knife and said (to Joseph): Come out unto them! And when they saw him they exalted him and cut their hands, exclaiming: Allah Blameless! This is no a human being. This is not other than some gracious angel.

Mohamed Ahmed - Samira

When she heard their slanderings, she sent for them and prepared a banquet, and gave each of them a knife (for paring fruit), and called (to Joseph): "Come out before them. " When they saw him, the women were so wonderstruck they cut their hands, and exclaimed: "O Lord preserve us! He is no mortal but an honourable angel."

Muhammad Asad

Thereupon, when she heard of their malicious talk, she sent for them, and prepared for them a sumptuous repast, and handed each of them a knife and said [to Joseph]: "Come out and show thyself to them!" And when the women saw him, they were greatly amazed at his beauty, and [so flustered were they that] they cut their hands [with their knives], exclaiming, "God save us! This is no mortal man! This is nought but a noble angel!"

Mustafa Khattab

When she heard about their gossip,[1] she invited them and set a banquet for them. She gave each one a knife, then said ˹to Joseph˺, "Come out before them." When they saw him, they were so stunned ˹by his beauty˺ that they cut their hands,[2] and exclaimed, “Good God! This cannot be human; this must be a noble angel!”

Progressive Muslims

So when she heard of their scheming, she sent for them and prepared a banquet for them, and she gave each one of them a knife. And she said: "Come out to them," so when they saw him they exalted him and cut their hands, and they said: "God be praised, this is not a human, but a blessed Angel!"

Rashad Khalifa

When she heard of their gossip, she invited them, prepared for them a comfortable place, and gave each of them a knife. She then said to him,"Enter their room." When they saw him, they so admired him, that they cut their hands. They said, "Glory be to GOD, this is not a human being; this is an honorable angel.",

Sahih International

So when she heard of their scheming, she sent for them and prepared for them a banquet and gave each one of them a knife and said [to Joseph], "Come out before them. " And when they saw him, they greatly admired him and cut their hands and said, "Perfect is Allah ! This is not a man; this is none but a noble angel."

Sam Gerrans

And when she heard of their scheming, she sent to them, and prepared for them a feasting couch, and gave to each one of them a knife, and said: “Come thou out before them.” And when they saw him, they exalted him, and cut their hands, and said: “God forbid! This is no mortal; this is only a noble angel!”

Shabbir Ahmed

When she heard their gossip, she invited them, and prepared comfortable couches for them, and they schemed. She gave a knife to each of the women. Then, she called Joseph, "Come out unto them!" And when they saw him they flattered him and 'cut their hands'. They exclaimed in their flattery, "Good Lord! This is no mortal man! This is but an angel!" (The governor's wife and her friends had planned to incriminate Joseph, and they were just buying time. They made marks on their hands to feign self-defense. There is absolutely no mention of the supposed "beauty' of Joseph, a fabrication adopted by most commentators from the Bible! Secondly, the root word QAT'A in this verse is of very special significance. Did these women chop off their hands? Must the thieves get their hands chopped off? Please see (5:38-39)).

Syed Vickar Ahamed

So when she heard of their harmful talk, she invited them and invited them for a banquet (and held a gathering) for them: She gave each of them a knife (for the fruits): And she said (to Yusuf), "Come out before them. " When they saw him, they praised him much (for his looks and beauty), and (in their amazement, they had) cut their hands: They said, "Allah is Perfect! This is not a mortal (man)! This is no one except a noble angel!"

Taqi Usmani

So, when she heard of their taunting comments, she extended an invitation to them and arranged for them a comfortable place (to sit and dine) and gave everyone a knife, and said (to Yūsuf): "come out to them." So when they saw him, they found him great, and (were so stunned that they) cut their hands and said, “Oh God! He is no human being. He is but a noble angel.”

The Monotheist Group

So when she heard of their scheming, she sent for them and prepared a banquet for them, and she gave each one of them a knife. And she said: "Come out to them," so when they saw him they exalted him and cut their hands, and they said: "Praise be to God, this is not a human being, but a blessed angel!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 31. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 31. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 31. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩