Yûsuf suresi

Yûsuf suresi, 32. ayet

Yûsuf suresi, 32. ayet. قَالَتْ فَذَٰلِكُنَّ ٱلَّذِى لُمْتُنَّنِى فِيهِ وَلَقَدْ رَٰوَدتُّهُۥ عَن نَّفْسِهِۦ فَٱسْتَعْصَمَ وَلَئِن لَّمْ يَفْعَلْ مَآ ءَامُرُهُۥ لَيُسْجَنَنَّ وَلَيَكُونًا مِّنَ ٱلصَّٰغِرِينَ

ḳâlet feẕâlikünne-lleẕî lümtünnenî fîh. veleḳad râvettühû `an nefsihî festa`ṣam. veleil lem yef`al mâ âmüruhû leyüscenenne veleyekûnem mine-ṣṣâgirîn.

Diyanet İşleri

Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: "İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûsuf 29–35 · surenin 32. ayeti / 111

Konu Şehirdeki kadınlar Yûsuf 30–35 3

  1. Yûsuf 29

    "Ey Yusuf! Sen bundan sakın kimseye bahsetme. (Ey Kadın,) sen de günahının bağışlanmasını dile. Çünkü sen günah işleyenlerdensin."

  2. Yûsuf 30

    Şehirde birtakım kadınlar, "Aziz'in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.

  3. Yûsuf 31

    Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yusuf'a, "Çık karşılarına" dedi. Kadınlar Yusuf'u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. "Haşa! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir" dediler.

  4. 32

    Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: "İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak."

  5. Yûsuf 33

    Yusuf, "Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum" dedi.

  6. Yûsuf 34

    Rabbi, onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. Şüphesiz ki O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  7. Yûsuf 35

    Sonra onlar, Yusuf'un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

32. Bu kadınlar, Yusuf’un zahiri güzelliğini görüp son derece hayrete düşünce ve böylelikle Aziz’in karısının büyük ölçüde mazur olduğunu anladıktan sonra Aziz’in karısı, onlara Yusuf’un tam iffet sahibi olduğunu belirterek iç güzelliğini de göstermek istedi. O nedenle de hem bunu hem de ona karşı duyduğu aşırı sevgisini -artık kadınların onu kınamaları söz konusu olmayacağından dolayı söyleyeceklerine aldırmaksızın- açıklayarak ilan etti ve: “dedi ki: İşte kendisi hakkında beni kınadığınız (o uşak) bu! (Evet,) andolsun ki ben ona sahip olmak istedim, fakat o bundan şiddetle kaçındı.” Yani bu işe yaklaşmadı. Kadın ise ona istediğini yaptırmakta direniyor, geçen zaman ise onun huzursuzluğunu, sevgisini, Yusuf’a kavuşmaya duyduğu şevk ve arzusunu artırmaktan başka bir işe yaramıyordu. Bu yüzden de kadınların önünde şöyle dedi: “Eğer kendisine emredeceğim şeyi yapmazsa andolsun zindana atılacak ve kesinlikle zillete uğrayanlardan olacaktır.” Kadın bu tehdidi ile onu istediğini gerçekleştirmek zorunda bırakmak istiyordu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Aziz'in karısı, kadınların düştüğü bu hali görünce onlara şöyle dedi: İşte sevgisinden dolayı beni ayıpladığınız genç budur. Ben, onu baştan çıkarmak istedim. O ise bundan kaçındı. Eğer gelecekte ondan istediğimi yapmazsa kesinlikle hapse girecek ve zillete uğrayanlardan olacaktır.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَتْ kalet dedi ki kök: قول
  2. فَذَٰلِكُنَّ fezalikunne işte siz
  3. ٱلَّذِى llezi ki
  4. لُمْتُنَّنِى lumtunneni beni kınamıştınız kök: لوم
  5. فِيهِ ۖ fihi bunun için
  6. وَلَقَدْ velekad andolsun
  7. رَٰوَدتُّهُۥ ravedtuhu ben murad almak istedim kök: رود
  8. عَن an
  9. نَّفْسِهِۦ nefsihi kendisinden kök: نفس
  10. فَٱسْتَعْصَمَ ۖ festea'same o reddetti kök: عصم
  11. وَلَئِن velein ama
  12. لَّمْ lem
  13. يَفْعَلْ yef'al yapmazsa kök: فعل
  14. مَآ ma şeyi
  15. ءَامُرُهُۥ amuruhu emrettiğim kök: امر
  16. لَيُسْجَنَنَّ leyuscenenne elbette zindana atılacaktır kök: سجن
  17. وَلَيَكُونًۭا veleyekunen ve olacaktır kök: كون
  18. مِّنَ mine
  19. ٱلصَّـٰغِرِينَ s-sagirine alçalanlardan kök: صغر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سجن (12 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: "Senin ailene…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Dediler ki: "Onu babasından isteyeceğiz ve muhakkak bunu yaparız."

  • Aynı kök: سجن (12 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Yusuf, "Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve…

  • Aynı kök: سجن (12 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Sonra onlar, Yusuf'un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular.

  • Aynı kök: عصم (13 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş)

    Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O'nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni…

  • Aynı kök: عصم (13 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    De ki: "Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah'tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese, buna engel olacak kimdir?" Onlar…

  • Aynı kök: صغر (13 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş)

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: فعل (109 geçiş)

    Onlardan bir sözcü, "Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın"…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

68 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Züleyha) şöyle demişti: "İşte hakkında beni kınadığınız (şahıs) budur. Yemin olsun ki ben (cinsel olarak) ondan yararlanmak istedim; o, masumdu. Şüphesiz ki kendisine emredeceğimi yapmazsa mutlaka hapse atılacak ve elbette aşağılananlardan olacaktır!" dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buradaki [le yekûnen] fiilinin sonundaki [tenvîn], şeddesiz [nun] (te'kîd [nun]'u) yerindedir. Benzer bir kullanım da ‘Alak 96:15'de [le nesfe‘an] fiilinde söz konusudur.

Mustafa İslamoğlu

Kadın dedi ki: "Bakın, işte beni kendisinden dolayı kınadığınız kişi bu! Doğrusu ben onu baştan çıkarmaya çalıştım, ne ki o geçit vermedi. Ve eğer (bundan böyle de) arzumu yerine getirmezse, kesinlikle hapsi boylayacak ve sürüm sürüm sürünecektir.

Muhammed Esed

(Kişizadenin karısı:) "İşte hakkında beni kınayıp yerdiğiniz kimse bu!" dedi, "Evet, gerçekten de o'nun gönlünü çelmek istedim, ama o kendini (bundan) sakındı. Ne var ki eğer bundan sonra da istediğim şeyi yapmazsa mutlaka hapsedilecek ve kendini aşağılanmış kimselerin arasında bulacak!"

Ahmed Hulusi

(Aziyz'in karısı) dedi ki: "Kendisi yüzünden beni hor görüp yerdiğiniz işte bu! Andolsun ki Onu ayartmak istedim de, O, temiz kalmak istedi (sakındı)! Yemin ederim, eğer Ona emrettiğimi yapmazsa kesinlikle zindana atılacak ve aşağılanmışlar arasında olacak. "

Ali Bulaç

Kadın dedi ki: "Beni kendisiyle kınadığınız işte budur. Andolsun onun nefsinden ben murad istedim, o ise (kendini) korudu. Ve andolsun, eğer o kendisine emrettiğimi yapmayacak olursa, mutlaka zindana atılacak ve elbette küçük düşürülenlerden olacak."

Ali Özek ve heyeti

Kadın dedi ki: İşte hakkında beni kınadığınız şahıs budur. Ben onun nefsinden murat almak istedim. Fakat o, (bundan) şiddetle sakındı. Andolsun, eğer o kendisine emredeceğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve elbette sürünenlerden olacaktır!

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "Hakkında beni kınadığınız kişi, işte Odur. Gerçek şu ki, Onu, elde etmek istedim; fakat kendisini geriye çekti. Buyruğumu yapmazsa, kesinlikle hapsedilecek ve aşağılanacaktır!"

Bayraktar Bayraklı

Kadın dedi ki: "İşte budur o, hakkında beni kınadığınız. Vallahi, ben onunla gönlümü eğlendirmek istedim de o masum bir tavırla bundan çekindi. Ama, eğer kendisine emrettiğimi yapmazsa, yemin ediyorum zindana tıkılacak ve horlananlardan olacaktır."

Edip Yüksel

"İşte siz beni bunun için suçlamıştınız. Onu baştan çıkarmak istedim, ancak kendisini koruyup beni reddetti. Kendisine emrettiğimi yapmazsa hapishaneye atılacak ve aşağılanacaktı!" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

(Kadın:) 'İşte siz beni bunun için suçlamıştınız. Onu baştan çıkarmak istedim, ancak (iffetini) koruyup beni reddetti. Kendisine emrettiğimi yapmazsa hapishaneye atılacak ve aşağılanacaktır,' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dedi ki: "İşte beni, hakkında kınadığınız, bu delikanlı! Yemin ederim ki, ben onunla birlikte olmak istedim de o, iffetini koruyup bana yanaşmadı. Yine yemin ederim ki, eğer emrimi yerine getirmezse mutlaka zindana atılacak ve mutlaka zillete uğrayanlardan olacaktır!"

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte dedi, bu gördüğünüz, hakkında beni levm ettiğiniz, yemin ederim ki ben bunun nefsinden murad istedim de o fikri ısmetle imtina' etti, yine yemin ederim eğer emrimi yapmazsa mutlak, muhakkak zindana atılacak ve mutlak, muhakkak zelillerden olacak.

Erhan Aktaş

Kadın: "İşte! Bu gördüğünüz, beni, kendisi hakkında kınadığınız kimsedir. Ant olsun ki, onun benim olmasını istedim, ancak o reddetti. Ama ondan istediğim şeyi yapmazsa, zindana atılacak ve kesinlikle burnu yere sürtülenlerden olacaktır." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kadın: "İşte! Bu gördüğünüz, beni, kendisi hakkında kınadığınız kimsedir. Ant olsun ki, onun benim olmasını istedim, ancak o reddetti. Ama ondan istediğim şeyi yapmazsa, zindana atılacak ve kesinlikle burnu yere sürtülenlerden olacaktır." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kadın: "İşte! Bu gördüğünüz, beni, kendisi hakkında kınadığınız kimsedir. Ant olsun ki, onun benim olmasını istedim, ancak o reddetti. Ama ondan istediğim şeyi yapmazsa, zindana atılacak ve kesinlikle burnu yere sürtülenlerden olacaktır." dedi.

Gültekin Onan

Kadın dedi ki: "Beni kendisiyle kınadığınız işte budur. Andolsun onun nefsinden ben murad istedim, o ise (kendini) korudu. Ve andolsun, eğer o kendisine buyurduğumu yapmayacak olursa, mutlaka zindana atılacak ve elbette küçük düşürülenlerden olacak."

Hasan Basri Çantay

(Kadın) dedi: "İşte beni kendisi hakkında ayıbladığınız şu gördüğünüz (zat) dir. Andederim, onun nefsinden ben murad istedim de o, namuskarlık göster (ib reddet) di. Yemin ederim, eğer o, kendisine emredeceğimi yapmazsa her halde zindana atılacak ve her halde zillete uğrayanlardan olacakdır"!

İbni Kesir

Kadın dedi ki: İşte beni, onun için ayıpladığınız budur. Onu kendime ram etmek istedim, ama o iffetinden çekindi. Eğer istediğimi yapmazsa; andolsun ki, zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacaktır.

Mehmet Alagaş

(23-35) Evinde kaldığı kadın, onunla birleşme arzusu hissetti, kapıları kilitledi ve haydi seninim dedi, Allah’a sığınırım, muhakkak beni Rabbim güzel bir şekilde beni barındırdı ve kesinlikle O zalimleri kurtuluşa / felaha erdirmez dedi. Kadın ona meyletmişti, eğer ki Rabbinin delilini / burhanını görmeseydi, o da kadına meyletmişti , bu, ondan kötülük ve fuhşun giderilmesi içindi, çünkü O, bizim salih kullarımızdandı. Her ikisi de kapıya koştular, sırtından onun gömleğini kadın yırttı, k apının önünde kadının efendisine denk geldiler , Kadın; senin ailene / ehline kötülük yapmak isteyenin hapsetmek veya acıtıcı bir azap etmek dışında cezası var mıdır ? dedi , O kadın benden murat almak istedi dedi ve ailesinden şahitler de eğer Onun gömleği ön tarafından yırtılmış ise kadın doğrudur, O yalancılardandır, eğer ki Onun gömleği sırt tarafından yırtılmış ise kadın yalancıdır, O doğrulardandı , Ne zaman ki Onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördüler, kesinlikle o kadınların tuzaklarındandır dediler, muhakkak ki kadınların tuzakları ç ok büyüktür. Yusuf bu meseleye arkanı dön ve ey kadın günahın için sen de bağışlanma iste muhakkak ki sen ey kadın yanlış yapanlardansın, şehrin kadınları, azizin karısı bir gençten, onun sevgisiyle bağrı yanık, kendine murat almak istermiş, biz onu apaçık sapmışlardan görüyoruz dediler, Ne zaman ki kadınların tuzaklarını işitince kadın / azizin eşi o kadınlara elçi gönderdi ve onlara yaslanacakları yerler hazırladı her birinin eline de birer bıçak verdi, (Genç Yusuf’a) kadınlar arasına çık dedi, ne zaman ki onu gördüler iyice abarttılar ve ellerini kestiler, Allah için haşa, bu beşer değil ikram edilen bir melektir dediler, Kadın dedi ki işte bu durumunuz , hakkında beni ayıpladığınız ve benim de onu kendime murat almak istediğim şeydir fakat o namusunu korudu, lakin emrettiğimi yapmaz ise hapsedilecek ve de küçük düşürülenlerden olacak. Rabbim zindan benim için beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir dedi, e ğer benden kadınların tuzağını savmazsan, onlara gönlüm kayar ve cahillerden olurum, Rabbi Ona cevap verdi / icabet etti onların tuzaklarını ondan savdı / sarf etti, muhakkak ki O işitendir bilendir. Ardından gördükleri delillere / ayetlere (gömleğin arkadan yırtılması) rağmen onu zindan da belli bir zamana kadar bırakmak kendilerine uygun geldi.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kadın dedi ki: “Kendisi dolayısı ile beni ayıpladığınız işte budur. Andolsun, ben onu arzuladım. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak.”

Süleyman Ateş

(Kadın) Dedi ki: "İşte siz, beni bunun için kınamıştınız! Andolsun ben kendisinden murad almak istedim de o, iffetinden ötürü reddetti. Ama kendisine emrettiğimi yapmazsa, elbette zindana atılacak ve alçalanlardan olacaktır!"

Süleymaniye Vakfı

Kadın dedi ki: "Kendisi yüzünden beni kınadığınız kişi işte bu! Ben onunla birlikte olmak istedim; ama o hep kendini korudu dipnot 1 . Yine de ondan istediğimi yapmazsa kesinlikle hapse atılacak ve küçük düşenlerden olacak."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kadının Yusuf için 'kendini korudu' demesi, kendisinin de yaptığı şeyin sakınılması gereken bir eylem olduğunu bildiğini gösterir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kadın dedi ki "Beni ayıpladığınız kişiyi görün işte. Onun benim olmasını gerçekten çok istedim ama o hep kendini korudu dipnot 1 . Hele istediğimi yapmasın kesin hapse girer ve kendini itibarsız olanlar arasında bulur."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kadının Yusuf için ‘kendini korudu' demesinden anlaşılacağı üzere yaptığının sakınılması gereken ve insan fıtratına aykırı bir eylem olduğunun kadın da farkındaydı.

Şaban Britch

İşte hakkında beni kınadığınız budur. Onu kendim için istedim. Fakat O, sakındı. Ona emrettiğim işi yapmazsa zindana atılıp, küçük düşenlerden olacak, dedi.

Şaban Piriş

-İşte hakkında beni kınadığınız budur. Arzuma uymasını istedim. Fakat O, kabul etmedi. Ona emrettiğim işi yine yapmazsa zindana atılıp, küçük düşenlerden olacak, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Kadın dedi ki: "İşte budur o, hakkında beni kınadığınız. Vallahi, ben onunla gönlümü eğlendirmek istedim de o masum bir tavırla bundan çekindi. Ama, eğer kendisine emrettiğimi yapmazsa yemin ediyorum hapse tıkılacak ve horlananlardan olacaktır."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

There and then, she said to them: "This is he on whose account you reproved me. " "I wanted him to fulfill my desire but he refused, and unless he submits to my command and does what I want, he shall be put in prison and be incensed with multiplied humiliations."

Abdul Haleem

She said, ‘This is the one you blamed me for. I tried to seduce him and he wanted to remain chaste, but if he does not do what I command now, he will be put in prison and degraded.’

Abdullah Yusuf Ali

She said: "There before you is the man about whom ye did blame me! I did seek to seduce him from his (true) self but he did firmly save himself guiltless!.... and now, if he doth not my bidding, he shall certainly be cast into prison, and (what is more) be of the company of the vilest!"

Abul A'la Maududi

She said: "So now you see! This is the one regarding whom you reproached me. Indeed I tried to tempt him to myself but he held back, although if he were not to follow my order, he would certainly be imprisoned and humiliated." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This open demonstration of her love and declaration of her immoral designs show that the moral condition of the higher class of the Egyptian society had declined to the lowest ebb. It is quite obvious that the women whom she had invited must have been ladies belonging to the upper most stratum of the society. The very fact that she presented her beloved before them without any hesitation, in order to convince them of his beauty and youth that had urged her to fall in love with him, shows that there was nothing uncommon in this demonstration. Then these ladies did not reproach her but themselves practically demonstrated that, in those circumstances, they themselves would have done the same that she did. Above all, the hostess did not feel that it was immodest to declare openly: No doubt, I sought to seduce him and he succeeded in escaping from me. Yet I am not going to give him up. If he will not do as I bid him, he shall be cast into prison and humbled and disgraced.

Aisha Bewley

She said, ‘You see! It’s him you blamed me for. I tried seducing him but he refused. If he does not do what I order him, he will be put in prison and brought low.’

Al-Hilali & Khan

She said: "This is he (the young man) about whom you did blame me, and I did seek to seduce him, but he refused. And now if he refuses to obey my order, he shall certainly be cast into prison, and will be one of those who are disgraced."

Ali Quli Qarai

She said, ‘He is the one on whose account you blamed me. Certainly I did solicit him, but he was continent, and if he does not do what I bid him, surely he shall be imprisoned and be among the abased.’

Amatul Rahman Omar

She said, `So (you have seen) this is he about whom you blamed me. I did seek to seduce him against his will, but he preserved himself (from sin), yet (I tell him aloud) if he do not what I bid him, he shall certainly be imprisoned, and he shall indeed be of the humiliated ones.'

Arthur John Arberry

'So now you see, she said. 'This is he you blamed me for. Yes, I solicited him, but he abstained. Yet if he will not do what I command him, he shall be imprisoned, and be one of the humbled.'

Bijan Moeinian

The governor’s wife said: "This is the man that you blame me of falling in love with. I have tried to seduce him, but so far he has refused me. If he continues to refuse me, I will send him to jail to be disgraced."

E. Henry Palmer

Said she, 'This is he concerning whom ye blamed me. I did desire him for his person, but he was too continent. But if he do not what I bid him he shall surely be imprisoned and shall surely be among the small!'

Edip-Layth

She said, "This is the one whom you blamed me for, and I have seduced him from himself but he refused. If he does not do as I command him, he will be imprisoned, and he will be one of those disgraced."

George Sale

And his mistress said, this is he, for whose sake ye blamed me: I asked him to lie with me, but he hath constantly refused. But if he do not perform that which I command him, he shall surely be cast into prison, and he shall be made one of the contemptible.

Hamid S. Aziz

And when she heard of their malicious talk, she sent for them, and prepared for them a banquet, and gave each of them a knife; and she said (to Joseph), "Come forth to them!" And when they saw him they exalted (admired) him and cut their hands exclaiming, "Allah preserve us! No mortal is this! This is none but a noble angel. "

Mahmoud Ghali

She said, "Then that is (the affair) you blamed me for; and indeed I readily solicited him, yet he safeguarded (his chastity); and indeed in case he does not (perform) what I command him, indeed he will definitely be imprisoned, and indeed he will (really) be of the ones belittled. "

Marmaduke Pickthall

She said: This is he on whose account ye blamed me. I asked of him an evil act, but he proved continent, but if he do not my behest he verily shall be imprisoned, and verily shall be of those brought low.

Mohamed Ahmed - Samira

She said: "This is the one you blamed me for. I did desire his person, but he preserved himself from sin. Yet in case he does not do my bidding he will be put into prison and disgraced."

Muhammad Asad

Said she: "This, then, is he about whom you have been blaming me! And, indeed, I did try to make him yield himself unto me, but he remained chaste. Now, however, if he does not do what I bid him, he shall most certainly be imprisoned, and shall most certainly find himself among the despised!

Mustafa Khattab

She said, "This is the one for whose love you criticized me! I did try to seduce him but he ˹firmly˺ refused. And if he does not do what I order him to, he will certainly be imprisoned and ˹fully˺ disgraced."[1]

Progressive Muslims

She said: "This is the one whom you blamed me for, and I have seduced him from himself but he refused. And if he does not do as I command him, he will be imprisoned, and he will be one of those disgraced."

Rashad Khalifa

She said, "This is the one you blamed me for falling in love with. I did indeed try to seduce him, and he refused. Unless he does what I command him to do, he will surely go to prison, and will be debased."

Sahih International

She said, "That is the one about whom you blamed me. And I certainly sought to seduce him, but he firmly refused; and if he will not do what I order him, he will surely be imprisoned and will be of those debased."

Sam Gerrans

She said: “This is he for whom you blamed me. And I indeed sought to lure him away from his soul, but he proved patient; but if he do not what I command him, he will be imprisoned and be of those brought low.”

Shabbir Ahmed

The lady of the house said, "This is he about whom you blamed me. I tried to seduce him but he preserved himself. Since he thinks he is an angel, and remains adamant against my command, he shall be imprisoned and brought low. (And, now we have the evidence against him with marks on your hands. We will humiliate him).

Syed Vickar Ahamed

She said: "Before you, there is the man about whom you blamed me! I wanted to seduce him from his (true) self but he refused (himself by being guiltless)! And now, if he does not act by my command, he will certainly be thrown into prison, and (he will) be from the lowliest!"

Taqi Usmani

She said, "This is the one about whom you reproached me. Yes, I seduced him, but he abstained. And should he not follow my command, he shall be imprisoned and will be disgraced."

The Monotheist Group

Shesaid: "This is the one whom you blamed me for, and I have seduced him from himself but he refused. And if he does not do as I command him, he will be imprisoned, and he will be one of those disgraced."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 32. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 32. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 32. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩