Yûsuf suresi · 88–98. ayetler

Tanışma ve gömleğin götürülüşü

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Yûsuf suresi, 88. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 88. ayet. فَلَمَّا دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ قَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْعَزِيزُ مَسَّنَا وَأَهْلَنَا ٱلضُّرُّ وَجِئْنَا بِبِضَٰعَةٍ مُّزْجَىٰةٍ فَأَوْفِ لَنَا ٱلْكَيْلَ وَتَصَدَّقْ عَلَيْنَآ إِنَّ ٱللَّهَ يَجْزِى ٱلْمُتَصَدِّقِينَ

    Diyanet İşleri

    Bunun üzerine (Mısır'a dönüp) Yusuf'un yanına girdiklerinde, "Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Değersiz bir sermaye ile geldik. Zahiremizi tam ölç, ayrıca bize sadaka ver. Şüphesiz Allah, sadaka verenleri mükafatlandırır" dediler.

    Mehmet Okuyan

    (Kardeşleri) Yusuf'un yanına girdiklerinde şöyle demişlerdi: "Ey vezir! Bizi ve ailemizi kıtlık bastı ve biz değersiz (az) bir sermaye ile geldik. Hakkımızı tam ölçerek ver! (Ayrıca) bize bağışta da bulun! Şüphesiz ki Allah bağışta bulunanları ödüllendirir."

    Mustafa İslamoğlu

    Derken onlar (tekrar Mısır'a gelip Yusuf'un) huzuruna çıktılar: "Ey saygın yönetici!" dediler, "Biz ve ailemiz kıtlıktan dolayı perişan olduk; üstelik bedel (olarak) getirdiğimiz şeyler de pek yetersiz. Buna rağmen sen (yine de) bize tam ölçek ver! İstersen üzerine ikramını (da ilave) et! Unutma ki Allah ikram edenlerin karşılığını verir.

    Muhammed Esed

    (Yakub'un oğulları Mısır'a geri dönüp Yusuf'un) huzuruna çıktıklarında, "Ey soylu kişi!" dediler, "Biz ve ailemiz (yine) darlık ve sıkıntıya düştük ve pek değersiz bir şeyle çıkıp geldik; sen yine de bizim için tartıyı tam tut ve bize karşı cömert ol; çünkü Allah cömertçe verenleri ödüllendirir!"

    Ahmed Hulusi

    (Daha sonra tekrar erzak için Mısır'a giden kardeşler) Onun (Yusuf'un) yanına girdiklerinde: "Ey Aziyz. . . Ailemiz büyük darlık ve sıkıntıya düştü. . . Pek değerli olmayan bir sermaye ile geldik. . . Bize tam ölçek ver ve bize bağışta bulun fazladan. . . Muhakkak ki Allah bağışta bulunanları cezalandırır (karşılığını verir). "

    Ali Bulaç

    Böylece onun (Yusuf'un) huzuruna girdikleri zaman, dediler ki: "Ey Vezir, bize ve ailemize şiddetli bir darlık dokundu; önemi olmayan bir sermaye ile geldik. Bize artık (yine) ölçeği tam olarak ver ve bize ilave bir bağışta bulun. Şüphesiz Allah, tasaddukta bulunanlara karşılığını verir."

    Ali Özek ve heyeti

    Yusuf'un yanına girdiklerinde dediler ki: Ey aziz! Bizi ve ailemizi kıtlık bastı ve biz değersiz bir sermaye ile geldik. Hakkımızı tam ölçerek ver. Ayrıca bize bağışta da bulun. Şüphesiz Allah sadaka verenleri mükâfatlandırır.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, yanına girdiklerinde, "Ey yönetici!" dediler; "Biz ve ailemiz, zorlu bir darlığa düştük ve az bir birikimle geldik. Şimdi bize ölçeği tam olarak ver. Ayrıca, karşılıksız olarak da ver. Kuşkusuz, Allah, karşılıksız verenleri ödülsüz bırakmaz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Ya'kub'un oğulları tekrar Mısır'a, Yusuf'un yanına döndüklerinde dediler ki: "Ey Aziz!Bize ve çocuklarımıza darlık dokundu, değersiz bir sermaye ile geldik; ama sen bizim için tam ölçü ver, bize bağışta bulun. Şüphesiz, Allah bağışta bulunanları ödüllendirir."

    Edip Yüksel

    Huzuruna girince, "Sayın ekselans, bize ve ailemize darlık dokundu; bu yüzden değersiz bir eşya ile geldik. Ama sen bize tam ölçü ver, bize yardımda bulun. ALLAH sadaka verenleri ödüllendirir" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Yusuf'un) Huzuruna girince, 'Sayın ekselans, bize ve ailemize darlık dokundu; bu yüzden değersiz bir eşya ile geldik. Ama sen bize tam ölçü ver, bize yardımda bulun. ALLAH sadaka verenleri ödüllendirir,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine Yusuf'un huzuruna girdikleri vakit dediler ki: "Ey şanlı Aziz! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı bastırıverdi, önemsiz bir sermaye ile de geldik. Yine bize erzakımızı tam ölçü ver ve bize biraz da sadaka ver; çünkü Allah sadaka verenlere mükafatını verir!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun üzerine vaktaki huzuruna girdiler, ey şanlı Aziz, dediler: bize ve ıyalimize zaruret messetti, pek ehemmiyetsiz bir sermaye ile de geldik, yine bize tam ölçü ver ve bize tesadduk buyur, çünkü Allah, tasadduk edenlere mükafatını verir

    Erhan Aktaş

    Sonra onun yanına girdiklerinde: "Ey saygıdeğer Aziz! dipnot 1 Bize ve ailemize darlık dokundu. Az bir sermaye ile geldik. Bize tam ölçek ver ve bize tasaddukta dipnot 2 bulun. Kuşkusuz, Allah tasadduk edenlerin ödülünü verir." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yönetici, vezir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Karşılıksız yardımda bulun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra onun yanına girdiklerinde: "Ey saygıdeğer Aziz! dipnot 1 Bize ve ailemize darlık dokundu. Az bir sermaye ile geldik. Bize tam ölçek ver ve bize tasaddukta dipnot 2 bulun. Kuşkusuz, Allah tasadduk edenlerin ödülünü verir." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yönetici, vezir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Karşılıksız yardımda bulun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra onun yanına girdiklerinde: "Ey saygıdeğer Aziz! dipnot 1 Bize ve ailemize darlık dokundu. Az bir sermaye ile geldik. Bize tam ölçek ver ve bize tasaddukta dipnot 2 bulun. Kuşkusuz, Allah tasadduk edenlerin ödülünü verir." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yönetici, vezir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Karşılıksız yardımda bulun.

    Gültekin Onan

    Böylece onun (Yusuf'un) huzuruna girdikleri zaman dediler ki: "Ey Vezir, bize ve ehlimize (ailemize) şiddetli bir darlık dokundu; önemi olmayan bir sermaye ile geldik. Bize artık (yine) ölçeği tam olarak ver ve bize ilave bir bağışta bulun. Şüphesiz Tanrı tasaddukta bulunanlara karşılığını verir."

    Hasan Basri Çantay

    Bunun üzerine (Ya'kubun oğulları tekrar Mısıra gidib Yuusufun) huzuruna girdikleri zaman dediler ki: "Ey aziz, bizi de, ailemizi de darlık basdı. Pek ehemmiyyetsiz bir sermaye ile geldik. Bize yine tam ölçek ver. Hakkımızda ayrıca lütufkarlık da et. Zira Allah lutufkarları mükafatlandırır".

    İbni Kesir

    Onlar yanına vardıklarında dediler ki: Ey Aziz; bizi de ailemizi de darlık bastı, pek değersiz bir malla geldik. Bize yine tam ölçek ver de tasadduk et. Muhakkak ki Allah, tasadduk edenleri mükafaatlandırır.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunun üzerine (Mısır’a dönüp) Yûsuf’un yanına girdiklerinde: “Ey Aziz! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Değersiz bir sermaye ile geldik. Yiyeceğimizi tam ölç, ayrıca bize sadaka ver. Şüphesiz Allah, sadaka verenleri mükâfatlandırır” dediler.

    Süleyman Ateş

    (Ya'kub'un oğulları, tekrar Mısır'a) Yusuf'un yanına döndüklerinde dediler ki: "Ey vezir, bize ve çocuklarımıza darlık dokundu, değersiz de bir sermaye ile geldik, ama sen bizim için tam ölçü ver, bize tasadduk eyle; çünkü Allah, tasadduk edenleri mükafatlandırır."

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar gidip de Yusuf'un huzuruna çıkınca şöyle dediler: "Ey vezir! Bizi ve ailemizi kıtlık sardı. (Bu defa) Az bir sermaye ile geldik. Fakat sen bize yine de erzakımızı tam ver, (fazlasını da) bize sadaka vermiş ol. Allah sadaka verenleri mutlaka ödüllendirir."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gidip Yusuf'un huzuruna çıkınca şöyle dediler: "Sayın vezirim! Darlık bizi ve ailemizi de vurdu. Buraya derleyip toplayabildiğimiz bir sermayeyle geldik. Sen bize tahsisatımızı tam ver; sadakan olsun. Allah sadaka verenlere karşılığını verir."

    Şaban Britch

    Kardeşleri Yusuf’un yanına girdiklerinde: Ey Aziz! Biz ve ailemize sıkıntı dokundu. Pek değersiz az bir malla geldik. Ölçeği bize tam tut ve sadaka ver. Allah sadaka verenleri şüphesiz mükâfatlandırır, dediler.

    Şaban Piriş

    Kardeşleri Yusuf'un yanına girdiklerinde: -Ey Aziz! Biz ve ailemiz sıkıntı ve ihtiyaç içerisindeyiz; pek değersiz bir malla geldik; ölçeği bize bol tut ve sadaka ver; Allah sadaka verenleri şüphesiz mükafatlandırır, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Tekrar Yusuf'un yanına girdiklerinde şöyle dediler: "Ey Vezir! Bize de ailemize de zorluk dokundu. Önemsiz bir sermaye ile geldik. Sen bize tam ölçü zahire ver, bize sadaka vermiş ol. Allah, karşılıksız verenleri ödüllendirir."

  2. Yûsuf suresi, 89. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 89. ayet. قَالَ هَلْ عَلِمْتُم مَّا فَعَلْتُم بِيُوسُفَ وَأَخِيهِ إِذْ أَنتُمْ جَٰهِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Yusuf dedi ki: "Siz (henüz) cahil kimseler iken Yusuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?"

    Mehmet Okuyan

    (Yusuf onlara) şöyle demişti: "Siz cahilken Yusuf'a ve kardeşine yaptıklarınızı biliyor (hatırlıyor) musunuz?"

    Mustafa İslamoğlu

    (Yusuf) dedi ki: "Siz henüz cahilken, Yusuf'a ve kardeşine yaptıklarınızı hatırlıyor musunuz?"

    Muhammed Esed

    (Yusuf:) "Hatırlıyor musunuz" diye karşılık verdi, "(doğrudan, eğriden) henüz habersiz olduğunuz zaman Yusuf'a ve o'nun kardeşine neler yapmıştınız?"

    Ahmed Hulusi

    (Yusuf) dedi ki: "Hani siz toyken, Yusuf'a ve kardeşine ne yaptığınızı hatırlar mısınız?"

    Ali Bulaç

    (Yusuf) Dedi ki: "Sizler, cahiller iken Yusuf'a ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?"

    Ali Özek ve heyeti

    Yusuf dedi ki: Siz, cahilliğiniz yüzünden Yusuf ve kardeşine yaptıklarınızı biliyor musunuz?

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Bilisiz kimseler olduğunuz dönemde, Yusuf'a ve kardeşine neler yaptığınızı hatırlıyor musunuz?"

    Bayraktar Bayraklı

    Yusuf dedi ki: "Sizler cahil iken, Yusuf'a ve kardeşine yaptıklarınızı hatırlıyor musunuz?"

    Edip Yüksel

    "Sizler cahiller iken, Yusuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sizler cahiller iken, Yusuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dedi ki: "Cahilliğinizde siz Yusuf ile kardeşine ne yaptığınızı biliyor musunuz?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz, dedi, biliyor musunuz? Cahilliğiniz de Yusüfe ve kardeşine ne yaptınız?

    Erhan Aktaş

    "Yusuf'a ve kardeşine cahilce ne yaptığınızı biliyor musunuz?" dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Yusuf'a ve kardeşine cahilce ne yaptığınızı biliyor musunuz?" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yusuf: "Yusuf'a ve kardeşine cahilce ne yaptığınızı biliyor musunuz?" dedi.

    Gültekin Onan

    (Yusuf) Dedi ki: "Sizler, cahiller iken Yusuf'a ve kardeşine neler yaptığınizı biliyor musunuz?"

    Hasan Basri Çantay

    (Yuusuf şöyle) dedi: "Siz (henüz) cahil kimseler iken Yuusufa ve kardeşine neler yapdığınız) biliyor musunuz"?.

    İbni Kesir

    Siz, cahiller iken Yusuf'a ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz? dedi.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yûsuf dedi ki: Siz (henüz) cahil kimseler iken Yûsuf ve kardeşine neler yaptığınızı hatırlıyor musunuz?

    Süleyman Ateş

    (Yusuf) Dedi: "Sizler cahil iken Yusuf'a ve kardeşine neler yaptığınızı bildiniz mi?"

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf dedi ki: "Siz işin nereye varacağını bilmez bir durumdayken Yusuf'a ve kardeşine yaptıklarınızı (bunun ne kadar kötü olduğunu) bildiniz mi dipnot 1 !"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yusuf dedi ki "Siz Yusuf'a ve kardeşine ne yaptığınızı biliyorsunuz değil mi? O zaman işin nereye varacağını bilmiyordunuz"

    Şaban Britch

    Siz, cahiller iken Yusuf ve kardeşine yaptıklarınızı biliyor musunuz?

    Şaban Piriş

    -Siz, Yusuf ve kardeşine bilmeden neler yaptığınızı biliyor musunuz? dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dedi: "O cahil zamanınızda Yusuf'a ve kardeşinize ne yaptığınızı biliyorsunuz değil mi?"

  3. Yûsuf suresi, 90. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 90. ayet. قَالُوٓا۟ أَءِنَّكَ لَأَنتَ يُوسُفُ قَالَ أَنَا۠ يُوسُفُ وَهَٰذَآ أَخِى قَدْ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْنَآ إِنَّهُۥ مَن يَتَّقِ وَيَصْبِرْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Kardeşleri, "Yoksa sen, sen Yusuf musun?" dediler. O da, "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim. Allah, bize iyilikte bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını zayi etmez" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Kardeşleri) "Yoksa sen -evet sen- Yusuf musun?" diye sormuşlar, o da "(Evet) ben Yusuf'um, bu da kardeşim!" cevabını vermişti. "(Birbirimize kavuşmayı) Allah bize lütfetti. Çünkü kim (Allah'a) karşı takvâlı (duyarlı) olur ve sabrederse, şüphesiz ki Allah güzel davrananların ödülünü boşa çıkarmaz."

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar atılıverdiler: "Ne? Yoksa sen... Sen Yusuf musun?" (Yusuf): "Ben Yusuf'um, işte bu da kardeşimdir!" diyerek ekledi: "Allah bize lütfetti; çünkü her kim Allah'a karşı gelmekten sakınır ve (musibete) sabrederse, iyi bilsin ki Allah iyilerin yaptığını karşılıksız bırakmaz."

    Muhammed Esed

    "Ne? Yoksa sen Yusuf musun?" diye haykırdılar. "Ben Yusuf'um" dedi, "ve bu da benim kardeşim. Allah bize lütfetti. Gerçek şu ki, kişi Allah'a karşı duyarlı ve bilinçli olmaya çalışıyor ve güçlüklere göğüs geriyorsa, bilsin ki, Allah iyilikte bulunanların emeklerini boşa çıkarmaz!"

    Ahmed Hulusi

    (Kardeşler) dediler ki: "Aa! Sen, evet sen gerçekten Yusuf'sun?". . . (Yusuf) dedi ki: "Ben Yusuf'um ve bu da kardeşimdir. . . Gerçekten Allah bize lütfu ihsanda bulundu. . . Zira kim korunur ve sabreder ise, muhakkak ki Allah iyilik yapanların karşılığını boşa çıkarmaz. "

    Ali Bulaç

    "Sen gerçekten Yusuf musun, sensin öyle mi?" dediler. "Ben Yusuf'um" dedi. "Ve bu da kardeşimdir. Doğrusu Allah bize lütufda bulundu. Gerçek şu ki, kim sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah, iyilikte bulunanların karşılığını boşa çıkarmaz."

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa sen, gerçekten Yusuf musun? dediler. O da: (Evet) ben Yusuf'um, bu da kardeşim. (Birbirimize kavuşmayı) Allah bize lütfetti. Çünkü kim (Allah'tan) korkar ve sabrederse, şüphesiz Allah güzel davrananların mükâfatını zayi etmez, dedi.

    Ali Rıza Safa

    "Yoksa aslında, sen, gerçekten Yusuf musun?" dediler. Dedi ki: "Ben, Yusuf'um; bu da kardeşim. Aslında, Allah, bizi nimetlendirdi. Çünkü kim hem sorumluluk bilincine erişir hem de dirençli olursa, kuşkusuz, Allah, güzel davrananları ödülsüz bırakmaz!"

    Bayraktar Bayraklı

    "A, yoksa sen Yusuf musun?" dediler. "Ben Yusuf'um, bu da kardeşimdir" dedi. "Allah bize lütfetti. Doğrusu, kim Allah'tan sakınır ve sabrederse, Allah iyilik edenlerin ödülünü vermemezlik etmez."

    Edip Yüksel

    "Yoksa sen, sen gerçekten Yusuf musun?" dediler. "Ben Yusuf'um, bu da kardeşimdir. ALLAH bize iyilikte bulundu. Kim erdemli davranır ve sabrederse elbette ALLAH güzel davrananları ödülsüz bırakmaz" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yoksa sen, sen gerçekten Yusuf musun,' dediler. 'Ben Yusuf'um, bu da kardeşimdir. ALLAH bize iyilikte bulundu. Kim erdemli davranır ve sabrederse elbette ALLAH güzel davrananları ödülsüz bırakmaz,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    "A a.! Sen Yusuf musun?" dediler. Ben Yusuf'um, bu da kardeşim! Allah bize lütfuyla iyilikte bulundu; bir gerçektir ki, kim Allah'tan korkar ve sabrederse, muhakkak Allah iyilerin mükafatını zayi etmez." dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    A a, sen, sen Yusüf müsün? dediler. Ben, dedi: Yusüfüm, bu da kardeşim, Allah bize lutfile in'am buyurdu. Hakikat bu; her kim Allahdan korkar ve sabr ederse her halde Allah, muhsinlerin ecrini zayi' etmez

    Erhan Aktaş

    "Yoksa sen Yusuf musun?" dediler. "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim." dedi. "Doğrusu, Allah bizi nimetlendirdi. Çünkü kim takvalı olur ve sabrederse, o zaman Allah, kesinlikle iyilerin yaptığını karşılıksız bırakmaz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Yoksa sen Yusuf musun?" dediler. "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim." dedi. "Doğrusu, Allah bizi nimetlendirdi. Çünkü kim takvalı olur ve sabrederse, o zaman Allah, kesinlikle iyilerin yaptığını karşılıksız bırakmaz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Yoksa sen Yusuf musun?" dediler. "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim." dedi. Doğrusu, Allah bizi nimetlendirdi. Çünkü kim takvalı dipnot 1 olur ve sabrederse, o zaman Allah, kesinlikle iyilerin yaptığını karşılıksız bırakmaz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye alan.

    Gültekin Onan

    "Sen gerçekten Yusuf musun, sensin öyle mi?' dediler. "Ben Yusufum" dedi. "Ve bu da kardeşimdir. Doğrusu Tanrı bize lütufda bulundu. Gerçek şu ki, kim sakınır ve sabrederse, şüphesiz Tanrı, iyilikte bulunanların karşılığını boşa çıkarmaz."

    Hasan Basri Çantay

    "A, sen, sen, saahi Yuusuf musun?" dediler. O da: "Ben, dedi, Yuusufum. Bu da kardeşim. Allah bize (selamet ve kerametle) lutfetdi. Zira hakıykat şudur ki: Kim (Allahdan) korkar, (belalara) katlanırsa her halde Allah iyi hareket edenlerin mükafatını zaayi etmez".

    İbni Kesir

    Dediler ki: Yoksa sen gerçekten Yusuf musun? O da dedi ki: Ben, Yusuf'um, bu da kardeşim. Doğrusu Allah, size lutfetti. Çünkü kim sakınır ve sabrederse; muhakkak ki Allah, ihsan edenlerin ecrini zayi etmez.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kardeşleri: “Yoksa sen, sen Yûsuf musun?” dediler. O da, “Ben Yûsuf’um, bu da kardeşim. Allah, bize lütufta bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez.” dedi.

    Süleyman Ateş

    "A, yoksa sen, Yusuf musun?" dediler. "Ben Yusuf'um, bu da kardeşimdir, dedi. Allah bize lutfetti (bizi korudu, yüceltti), doğrusu kim (Allah'tan) korkar ve sabrederse, Allah iyilik edenlerin ecrini zayi etmez."

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar dediler ki: "Sen… Sen gerçekten Yusuf musun?" "Ben Yusuf'um" dedi. "Bu da benim kardeşim! Allah bize gerçekten iyilikte bulundu. Şüphesiz ki kim kendini yanlışlardan korur ve sabırlı olursa /duruşunu bozmazsa Allah, güzel davrananların ödülünü zayi etmez." dedi dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki "Sen misin? Evet, sen gerçekten Yusuf'sun." (Yusuf:) "Ben Yusuf'um. Bu da kardeşimdir. Allah bize iyilik etti. Kim Allah'tan çekinir ve sabırlı olursa Allah, güzel davrananların ödülünü eksiltmez."

    Şaban Britch

    Yoksa sen Yusuf musun? dediler. Ben Yusuf’um, bu da kardeşim, dedi. Allah bize lütufta bulundu. Doğrusu kim sakınır/takvalı olur ve sabrederse bilsin ki Allah iyi kimselerin mükâfatını zayi etmez.

    Şaban Piriş

    - Yoksa sen Yusuf musun? dediler. -Ben Yusuf'um, bu da kardeşim. Allah bize bağışta bulundu; doğrusu kim kötülükten sakınır ve sabrederse bilsin ki Allah iyi kimseleri mükafatsız bırakmaz, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler ki: "Sen, yoksa sen Yusuf musun?" "Evet, dedi, ben Yusuf'um. İşte şu da kardeşim. Allah bize lütufta bulundu. Kim Allah'tan korkar, sabrederse Allah güzel düşünüp güzel davrananların ödülünü yitirmez."

  4. Yûsuf suresi, 91. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 91. ayet. قَالُوا۟ تَٱللَّهِ لَقَدْ ءَاثَرَكَ ٱللَّهُ عَلَيْنَا وَإِن كُنَّا لَخَٰطِـِٔينَ

    Diyanet İşleri

    Dediler ki: "Allah'a andolsun, gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. Gerçekten biz suç işlemiştik."

    Mehmet Okuyan

    (Kardeşleri): "Allah'a yemin olsun: Şüphesiz ki Allah seni bize üstün kılmış. dipnot 1 Biz ise hataya düşmüşüz." demişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [âsera] fiili "üstün kılmak, tercih etmek" gibi anlamlar içermekte, kardeşleri Hz. Yusuf'un Yüce Allah tarafından kendilerine üstün kılındığını dile getirmişlerdi. Onun üstün kılınması önceki ayette belirtilen "[takvâ] sahibi olmak, sabırlı davranmak ve muhsinlik yapmak" şeklinde özetlenmiştir. Tercih edilmek veya üstün kılınmak bir "sonuç"tur; bunun "sebebi" ise [muttakî] olup sabır göstermek, bir anlamda muhsince davranmak yani işini düzgün yapmaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    "Aşkolsun vallahi!" dediler, "Doğruya doğru: Allah seni bize üstün kılmıştır; biz de hataya gömülüp gitmişiz işte!.."

    Muhammed Esed

    "Allah şahittir ki" dediler, "gerçekten Allah seni kesin bir biçimde bizim üstümüze çıkardı ve biz gerçekten günahkar kimselerdik!"

    Ahmed Hulusi

    (Kardeşler) dediler ki: "Tallahi! Andolsun ki Allah seni bize üstün kılmıştır. . . Biz kesinlikle hata edenlerdik. "

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Allah adına, hayret, Allah seni gerçekten bize karşı tercih edip seçmiştir ve biz de gerçekten hataya düşenler idik."

    Ali Özek ve heyeti

    (Kardeşleri) dediler ki: Allah'a andolsun, hakikaten Allah seni bize üstün kılmış. Gerçekten biz hataya düşmüşüz.

    Ali Rıza Safa

    "Allah tanıktır ki, Allah, seni, bize üstün yapmıştır. Biz, gerçekten suç işlemiştik!" dediler.

    Bayraktar Bayraklı

    Kardeşleri,"Vallahi, Allah seni bizden üstün kıldı. Doğrusu biz suç işlemiştik!"dediler.

    Edip Yüksel

    "ALLAH'a ant olsun ki ALLAH seni bizden üstün tutmuştur. Biz gerçekten hatalıydık" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH'a andolsun ki ALLAH seni bizden üstün tutmuştur. Biz gerçekten hatalıydık,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dediler ki: "Vallahi, seni Allah bize üstün kıldı. biz doğrusu büyük suç işlemiştik!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dediler: tallahi seni Allah, bize üstün kıldı, biz doğrusu büyük suç işlemiştik

    Erhan Aktaş

    Dediler ki: "Allah'a yemin olsun ki, Allah, seni bize üstün kıldı. Ve biz gerçekten yanlış yapmışız."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Dediler ki: "Allah'a yemin olsun ki, Allah, seni bize üstün kıldı. Ve biz gerçekten yanlış yapmışız."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dediler ki: "Allah'a yemin olsun ki, Allah, seni bize üstün kıldı. Ve biz gerçekten hata yapmışız."

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Tanrı adına, hayret, Tanrı seni gerçekten bize karşı tercih edip seçmiştir ve biz de gerçekten hataya düşenler idik."

    Hasan Basri Çantay

    (Kardeşleri): "Allaha yemin ederiz, Allah seni hakıykat bizden üstün kılmışdır. Biz doğrusu (sana yapdığımız hareketde) suçlu idik" dediler.

    İbni Kesir

    Dediler ki: Allah'a yemin ederiz, Allah gerçekten seni bizden üstün kılmıştır. Doğrusu biz, suçlu idik.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dediler ki: Allah’a andolsun, gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. Gerçekten biz suç işlemiştik.

    Süleyman Ateş

    "Vallahi dediler, Allah seni bizden üstün kıldı. Doğrusu biz suç işlemiştik!"

    Süleymaniye Vakfı

    Dediler ki: "Vallahi Allah seni gerçekten bize üstün kılmış. Biz kesinlikle hatalıydık."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki "Vallahi Allah seni bize gerçekten tercih etmiş. Biz hatalı davranmıştık."

    Şaban Britch

    Vallahi, Allah seni bize üstün kıldı; biz gerçekten hataya düşmüş kimseleriz, dediler.

    Şaban Piriş

    -Vallahi, Allah seni bize üstün kıldı; Biz gerçekten hataya düşmüş kimseleriz, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Vallahi, Allah seni bizden üstün kıldı/seni bize tercih etti. Doğrusu biz de büyük suç işlemiştik."

  5. Yûsuf suresi, 92. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 92. ayet. قَالَ لَا تَثْرِيبَ عَلَيْكُمُ ٱلْيَوْمَ يَغْفِرُ ٱللَّهُ لَكُمْ وَهُوَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Yusuf dedi ki: "Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.

    Mehmet Okuyan

    (Yusuf ise kendilerine) şöyle demişti: "Bugün sizi kınamak yok; dipnot 1 Allah sizi affetsin! O, merhametlilerin en merhametlisidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade, Mekke'nin fethi günü Hz. Muhammed tarafından Mekkelilere yönelik olarak dile getirilmişti. Böylece peygamberlerin aynı değerlerin insanları oldukları ve sonrakilerin öncekileri takip ettiği anlaşılmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    "Bugün sizi kınayıp ayıplama yok!" dedi (Yusuf); "Allah sizi affeder, zira O merhametlilerin en merhametlisidir.

    Muhammed Esed

    (Yusuf:) "Bugün ayıbınız yüzünüze vurulmayacak. Allah günahlarınızı bağışlayabilir: çünkü O acıyıp bağışlayanların en yücesidir!

    Ahmed Hulusi

    (Yusuf) dedi ki: "Bugün suçunuz başınıza kakılmayacak, kınanmayacaksınız! Allah sizi bağışlasın! O, Erhamur Rahıymiyn'dir. "

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Bugün size karşı sorgulama, kınama yoktur. Sizi Allah bağışlasın. O, merhametlilerin (en) merhametlisidir."

    Ali Özek ve heyeti

    (Yusuf) dedi ki: «Bugün sizi kınamak yok, Allah sizi affetsin! O, merhametlilerin en merhametlisidir.»

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Bugün, ayıbınız yüzünüze vurulmayacaktır. Sizi, Allah bağışlasın. Çünkü O, Merhamet Edenlerin En Merhametlisidir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Bunun üzerine Yusuf,"Bugün size kınamak yok, Allah sizi bağışlar. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir" dedi.

    Edip Yüksel

    Dedi ki: "Bugün size kınama yoktur. ALLAH sizi affetsin. O, merhametlilerin En Merhametlisidir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    "ALLAH'a andolsun ki ALLAH seni bizden üstün tutmuştur. Biz gerçekten hatalıydık" dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yusuf dedi ki: "Bugün size karşı kınama yok; Allah sizi mağfiretiyle bağışlar! O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dedi: size karşı tekdir yok bu gün, Allah sizi mağrifetile bağışlar ve o "erhamürrahimin" dir

    Erhan Aktaş

    Yusuf: "Bugün, size bir kınama yoktur. Allah, sizi bağışlayıcılığıyla bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yusuf: "Bugün, size bir kınama yoktur. Allah, sizi bağışlayıcılığıyla bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yusuf: "Bugün, size bir kınama yoktur. Allah, sizi bağışlayıcılığıyla bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir." dedi.

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Bugün size karşı sorgulama, kınama yoktur. Sizi Tanrı bağışlasın. O, merhametlilerin (en) merhametlisidir."

    Hasan Basri Çantay

    (Yuusufu) da: "Size, dedi, bugün hiç bir başa kakma ve ayıblama yok. Sizi Allah yarlığasın. O, esirgeyicilerden daha esirgeyicidir".

    İbni Kesir

    Dedi ki: Bugün size başa kakmak ve kınamak yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin merhametlisidir.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yûsuf dedi ki: "Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir."

    Süleyman Ateş

    "Bugün sizi kınama yok, Allah sizi bağışlar; O merhametlilerin merhametlisidir!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dedi ki "Bugün suçunuzu başınıza kakma diye bir şey olmayacaktır. Allah (;sizin durumunuzu düzeltir.) sizi bağışlar. En iyi ikramı O yapar.O herkesten daha merhametlidir."

    Şaban Britch

    Bugün sizi ayıplama, azarlama yok. Allah sizi mağfiret etsin. O, merhametlilerin en merhametlisidir.

    Şaban Piriş

    -Bugün sizi kınama yok, başınıza kakma yoktur. Allah sizi affetsin. O, merhametlilerin en merhametlisidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yusuf dedi: "Bugün azarlanmayacaksınız. Allah sizi affeder. O, rahmet edenlerin en merhametlisidir."

  6. Yûsuf suresi, 93. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 93. ayet. ٱذْهَبُوا۟ بِقَمِيصِى هَٰذَا فَأَلْقُوهُ عَلَىٰ وَجْهِ أَبِى يَأْتِ بَصِيرًا وَأْتُونِى بِأَهْلِكُمْ أَجْمَعِينَ

    Diyanet İşleri

    Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki, gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin" dedi.

    Mehmet Okuyan

    Şu gömleğimi götürün de onu babamın yüzüne koyun; görecek duruma gelir. (Ayrıca) bütün ailenizi de bana getirin!"

    Mustafa İslamoğlu

    Şu gömleğimi götürün! Babamın yüzüne sürün onu; gözleri ışığa kavuşacaktır. Sonunda tüm ailelerinizle birlikte bana gelin!"

    Muhammed Esed

    (Şimdi artık) gidin ve bu benim gömleğimi de yanınıza alın; onu babamın yüzüne sürün; (o zaman) yeniden ışığa kavuşacaktır. Ve sonra hepiniz ailenizle birlikte bana gelin."

    Ahmed Hulusi

    "Şu gömleğim ile (babamıza) gidin. . . Onu (gömleğimi), babamın önüne koyun, gerçeği görür. . . Tüm ailenizi toplayıp bana getirin!"

    Ali Bulaç

    "Bu gömleğimle gidin de, babamın yüzüne sürün. Gözü (yine) görür hale gelir. Bütün ailenizi de bana getirin."

    Ali Özek ve heyeti

    «Şu benim gömleğimi götürün de onu babamın yüzüne koyun, (gözleri) görecek duruma gelir. Ve bütün ailenizi bana getirin.»

    Ali Rıza Safa

    "Bu gömleğimi götürüp, babamın yüzüne sürün; gözleri açılacaktır. Sonra da tüm ailenizi bana getirin!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Şu benim gömleğimi götürün de onu babamın yüzüne koyun, görecek duruma gelir. Bütün ailenizi bana getirin."

    Edip Yüksel

    "Bu gömleğimi götürün ve onu babamın yüzüne atın; gözü açılsın. Tüm ailenizle birlikte bana gelin." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Modern tıpta psycosomatic körlük denilen bir olay olmalı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bu gömleğimi götürün ve onu babamın yüzüne atın; gözü açılsın. Tüm ailenizle birlikte bana gelin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şimdi siz benim şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne bırakın, gözü açılır. Ve bütün ailenizle toplanıp bana gelin!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şimdi siz, benim şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne bırakın gözü açılır ve bütün taallükatımızla toplanıb bana gelin

    Erhan Aktaş

    "Şu gömleğimi götürün; babamın yüzüne koyun. Görmeye başlayacaktır. Ailenizin tamamını bana getirin." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Şu gömleğimi götürün; babamın yüzüne koyun. Görmeye başlayacaktır. Ailenizin tamamını bana getirin." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Şu gömleğimi götürün; babamın yüzüne koyun. Görmeye başlayacaktır. Ailenizin tamamını bana getirin." dedi.

    Gültekin Onan

    "Bu gömleğimle gidin de babamın yüzüne sürün. Gözü (yine) görür hale gelir. Bütün ehlinizi (ailenizi) de bana getirin."

    Hasan Basri Çantay

    "Şu benim gömleğimi götürün de onu babamın yüzüne koyun. İyice görür (bir hale) gelir. Bütün ailenizi de bana getirin".

    İbni Kesir

    Şimdi siz, şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne sürün, görmeye başlar. Bütün ailenizi de bana getirin.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne sürün ki, gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin” dedi.

    Süleyman Ateş

    "Şimdi benim şu gömleğimi götürün, babamın yüzüne koyun da gözü açılsın. Ve bütün ailenizle birlikte bana gelin."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Şu gömleğimi götürün, babamın yüzüne bırakın. Gözleri görür hale gelecektir. Bütün ailenizle birlikte bana gelin."

    Şaban Britch

    Bu gömleğimi götürün, babamın yüzüne bırakın, görmeye başlar; tüm ailenizle bana gelin, dedi.

    Şaban Piriş

    Bu gömleğimi götürün, babamın yüzüne sürün, görmeğe başlar; tüm ailenizle bana gelin, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Şu gömleğimi götürün, babamın yüzü üstüne koyun ki, gözü görür hale gelsin. Ve sonra da bütün ailenizle toplanıp bana gelin."

  7. Yûsuf suresi, 94. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 94. ayet. وَلَمَّا فَصَلَتِ ٱلْعِيرُ قَالَ أَبُوهُمْ إِنِّى لَأَجِدُ رِيحَ يُوسُفَ لَوْلَآ أَن تُفَنِّدُونِ

    Diyanet İşleri

    Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları, "Bana bunak demezseniz, şüphesiz ben Yusuf'un kokusunu alıyorum" dedi.

    Mehmet Okuyan

    Kafile (Mısır'dan) ayrılınca, babaları (yanındakilere): "Bana bunamış demezseniz ben Yusuf'un kokusunu alıyorum!" demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Derken, kervan yola koyulduğunda babaları dedi ki: "İnanın ki ben Yusuf'un kokusunu alıyorum; umarım beni bunak yerine koymazsınız."

    Muhammed Esed

    (Yakub'un oğullarına ait olan) kervan yola koyulduğu sıralarda babaları (yanında bulunan kimselere): "Bunak olduğuma yormazsanız (derim ki) Yusuf'un kokusunu alıyorum!"

    Ahmed Hulusi

    Ne zaman ki kervan (Yusuf'un şehrinden) ayrıldı, (yurtlarındaki) babaları şöyle dedi: "Eğer bana yaşlandı; ne dediğinin farkında değil demezseniz (bilin ki), kesinlikle ben Yusuf'un kokusunu (dalgasını) alıyorum. "

    Ali Bulaç

    Kafile (Mısır'dan) ayrılmaya başladığı zaman, babaları dedi ki: "Eğer beni bunamış saymıyorsanız, inanın Yusuf'un kokusunu (burnumda tüter) buluyorum."

    Ali Özek ve heyeti

    Kafile (Mısır'dan) ayrılınca, babaları (yanındakilere): Eğer bana bunamış demezseniz inanın ben Yusuf'un kokusunu alıyorum! dedi.

    Ali Rıza Safa

    Kervan ayrılınca, babaları şöyle dedi: "Benim için ‘Bunamış' demezseniz; gerçekten Yusuf'un kokusunu duyuyorum!"

    Bayraktar Bayraklı

    Kafile Mısır'dan ayrılınca, babaları yanındakilere,"Eğer bana bunamış demezseniz, inanın ben Yusuf'un kokusunu alıyorum" dedi.

    Edip Yüksel

    Kervan ayrılınca, babaları, "Beni bunamış saymayın, Yusuf'un kokusunu işitiyorum" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları, 'Beni bunamış saymayın, Yusuf'un kokusunu işitiyorum,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ne zaman ki, bu taraftan kervan ayrıldı, öteden babaları dedi ki: "Doğrusu ben bana bunaklık yakıştırmasına kalkmazsanız gerçekten Yusuf'un kokusunu duyuyorum, eğer bunak demezseniz!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vakta ki beriden karban ayrıldı, öteden babaları doğrusu, dedi: ben cidden Yusüfün kokusunu duyuyorum, bana bunaklık isnadına kalkışmasanız

    Erhan Aktaş

    Kafile ayrıldığında babaları: "Eğer bunamış demezseniz, doğrusu ben gerçekten Yusuf'un kokusunu hissediyorum." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafile ayrıldığında babaları: "Eğer bunamış demezseniz, doğrusu ben gerçekten Yusuf'un kokusunu hissediyorum." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kafile ayrıldığında babaları: "Eğer bunamış demezseniz, doğrusu ben gerçekten Yusuf'un kokusunu duyuyorum." dedi.

    Gültekin Onan

    Kafile (Mısır'dan) ayrılmaya başladığı zaman, babaları dedi ki: "Eğer beni bunamış saymıyorsanız, inanın Yusuf'un kokusunu (burnumda tüter) buluyorum."

    Hasan Basri Çantay

    Vaktaki kaafile (Mısırdan) ayrıldı, (öteden) babaları (Ya'kub)i dedi ki: "Bana bunak demezseniz, inanın ki, (şimdi) Yuusufun kokusunu duyuyorum"!

    İbni Kesir

    Kafile ayrılınca babaları dedi ki: Bana bunak demezseniz; inan olsun ki, Yusuf'un kokusunu duyuyorum.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kafile (Mısır’dan) ayrılınca babaları (etrafındakilere) dedi ki: "Bana bunak demeyecekseniz, inanın ki Yûsuf’un kokusunu alıyorum."

    Süleyman Ateş

    Kervan (Mısır'dan) ayrıl(ıp yola koyul)unca, babaları, (yanında bulunanlara): "Eğer bana bunak demezseniz, ben Yusuf'un kokusunu alıyorum." dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları (Yakup) dedi ki: "Ben gerçekten Yusuf'un kokusunu alıyorum. Umarım bana bunak demezsiniz!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kervan oradan ayrılınca Yakup dedi ki "Ben gerçekten Yusuf'un kokusunu alıyorum. Keşke beni bunak saymasanız."

    Şaban Britch

    Kafile yola çıktığında, babaları: Doğrusu ben Yusuf’un kokusunu alıyorum, dedi. (Bundan dolayı) beni de bunak sanmayın

    Şaban Piriş

    Kafile, yola çıktığında, babaları: -Doğrusu ben Yusuf'un kokusunu alıyorum; ne olur beni bunak zannetmeyin, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kervan oradan ayrılınca, öte yandan babaları şöyle seslendi: "Yemin olsun, ben Yusuf'un kokusunu duyuyorum. Umarım bana bunaklık isnat etmezsiniz."

  8. Yûsuf suresi, 95. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 95. ayet. قَالُوا۟ تَٱللَّهِ إِنَّكَ لَفِى ضَلَٰلِكَ ٱلْقَدِيمِ

    Diyanet İşleri

    Onlar da, "Allah'a yemin ederiz ki sen hala eski şaşkınlığındasın" dediler.

    Mehmet Okuyan

    (Onlar da:) "Allah'a yemin olsun: Şüphesiz ki sen hâlâ eski şaşkınlığındasın." demişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    "Hayret vallahi!" dediler (ve eklediler): "Anlaşılan o ki sen, kadim yanılgında ısrarcısın."

    Muhammed Esed

    "Allah şahittir ki, sen yine eski şaşkınlığında devam ediyorsun!" diye karşılık verdi yanındakiler.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Tallahi! Muhakkak ki sen eski yanılgını yaşıyorsun. "

    Ali Bulaç

    "Allah adına, hayret" dediler. "Sen hala geçmişteki yanlışlığındasın."

    Ali Özek ve heyeti

    (Onlar da:) Vallahi sen hâla eski şaşkınlığındasın, dediler.

    Ali Rıza Safa

    "Allah tanıktır ki, eski yanılgın içindesin!" dediler.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar da,"Vallahi sen hala eski şaşkınlığındasın" dediler.

    Edip Yüksel

    "ALLAH'a ant olsun sen hala eski şaşkınlığın içindesin" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH'a andolsun sen hala eski şaşkınlığın içindesin,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dediler ki: "Vallahi sen gerçekten eski şaşkınlığında devam ediyorsun!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dediler: tallahi sen cidden eski şaşgınlığından berdevamsın

    Erhan Aktaş

    "Allah'a yemin olsun ki, sen hala eski şaşkınlığına devam ediyorsun." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Allah'a yemin olsun ki, sen hala eski şaşkınlığına devam ediyorsun." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Allah'a yemin olsun ki, sen hala eski şaşkınlığına devam ediyorsun." dediler.

    Gültekin Onan

    "Tanrı adına, hayret" dediler. "Sen hala geçmişteki yanlışlığındasın."

    Hasan Basri Çantay

    (Yanındakiler) dediler: "Allaha yemin ederiz ki sen haala eski yanlışlığında (berdevam) sın".

    İbni Kesir

    Dediler ki: Allah'a yemin ederiz, sen hala eski şaşkınlığındasın.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar da: “Allah’a yemin ederiz ki sen hâlâ eski şaşkınlığındasın” dediler.

    Süleyman Ateş

    "Vallahi sen hala eski şaşkınlığın içindesin!" dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki "Vallahi sen eski yanılgına gömülüp kalmışsın."

    Şaban Britch

    Çevresindekiler: Vallahi sen, hala eski şaşkınlığındasın, dediler.

    Şaban Piriş

    Çevresindekiler: -Vallahi sen, hala eski şaşkınlığındasın, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Vallahi, sen hala o eski sapıklığında diretiyorsun!"

  9. Yûsuf suresi, 96. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 96. ayet. فَلَمَّآ أَن جَآءَ ٱلْبَشِيرُ أَلْقَىٰهُ عَلَىٰ وَجْهِهِۦ فَٱرْتَدَّ بَصِيرًا قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّىٓ أَعْلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Müjdeci gelip gömleği Yakub'un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. Yakub, "Ben size, Allah tarafından, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?" dedi.

    Mehmet Okuyan

    Müjdeci gelince, gömleği yüzüne koyar koymaz (Yakup) görür olmuştu. dipnot 1 "Ben size ‘Allah tarafından (Vahiy ile) sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim' dememiş miydim!" demişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade, Hz. Yakup'un sevinç dolu hali nedeniyle yaşayacağı huzuru ortaya koymaktadır. Hz. Yusuf ve kardeşi Bünyamin'in hüznü sebebiyle gözleri âdeta başka bir şey görmeyen Hz. Yakup, artık her şeyi görür olmuştu. Olay, kör olup sonra da görür olmak anlamında ise zaten bu türden izahlara gerek kalmamaktadır. Yüce Allah gerçeği bilendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Nihayet müjdeci ulaşıp da o (gömleği) yüzüne sürünce, derhal gözleri ışığa yeniden kavuştu; "Ben size dememiş miydim' dedi, 'herhalde ben Allah sayesinde sizin bilmediklerinizi biliyorum' diye?"

    Muhammed Esed

    Fakat ne zaman ki müjdeci çıkagelip (Yusuf'un gömleğini) o'nun yüzüne sürdü ve o'nun gözleri ışığına kavuştu, "Ben size, 'ben Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum' dememiş miydim?" diye haykırdı.

    Ahmed Hulusi

    Nihayet müjdeci geldiğinde, gömleği Yakup'un önüne koydular, (Yakup) hemen gerçeği gördü! (Yakup) dedi ki: "Size dememiş miydim, muhakkak ki ben Allah hakkında sizin bilmediklerinizi bilirim. "

    Ali Bulaç

    Müjdeci gelip de onu (gömleği) onun yüzüne sürdüğü zaman, gözü görür olarak (sağlığına) dönüverdi. (Yakub) Dedi ki: "Ben, size bilmediğinizi Allah'tan gerçekten biliyorum demedim mi?"

    Ali Özek ve heyeti

    Müjdeci gelince, gömleği onun yüzüne koyar koymaz (Ya'kub) görür oldu. Ben size: «Allah tarafından (vahiy ile) sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim» demedim mi! dedi.

    Ali Rıza Safa

    Muştulayıcı gelip, Onun yüzüne sürünce gözleri açıldı. Dedi ki: "Aslında, sizin bilmediklerinizi, Allah'ın yardımı sayesinde bildiğimi söylemedim mi?"

    Bayraktar Bayraklı

    Müjdeci gelince, gömleği onun yüzüne koyar koymaz, Yakub görür oldu. Bunun üzerine Ya'kub,"Ben size Allah tarafından vahiy ile sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim, demedim mi?" dedi.

    Edip Yüksel

    Müjdeci gelip de onu yüzüne atınca, tekrar görmeye başladı ve şöyle dedi: "ALLAH'tan sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum dememiş miydim?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Müjdeci gelip de onu (gömleği) onun yüzüne atınca, tekrar görmeye başladı ve şöyle dedi: 'ALLAH'tan sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum dememiş miydim?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat ne zaman ki gerçekten müjdeci geldi, gömleği yüzüne bıraktı, gözü açılıverdi. "Ben size demedim mi, ben Allah tarafından sizin bilmeyeceklerinizi bilirim ?" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat vakta ki hakıkaten müjdeci geldi gömleği yüzüne bıraktı gözü açılıverdi, ben size, dedi: Allahdan sizin bilemeyeceklerinizi bilirim demedim mi?

    Erhan Aktaş

    Haberci geldiği zaman, onu yüzüne koyunca gözü hemen görmeye başladı. "Ben size demedim mi, ben Allah'tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Haberci geldiği zaman, onu yüzüne koyunca gözü hemen görmeye başladı. "Ben size demedim mi, ben Allah'tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Müjdeci geldiği zaman, onu yüzüne koyunca gözü hemen görmeye başladı. "Ben size demedim mi, ben Allah'tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim." dedi.

    Gültekin Onan

    Müjdeci gelip de onu (gömleği) onun yüzüne sürdüğü zaman, gözü görür olarak (sağlığına) dönüverdi. (Yakub) Dedi ki: "Ben, size bilmediğinizi Tanrı'dan gerçekten biliyorum demedim mi?"

    Hasan Basri Çantay

    Fakat müjdeci gelib de onu (Ya'kubun) yüzüne koyduğu, o da derhal (yeni başdan) görür bir haale geldiği zaman dedi ki: "Ben size bilmeyeceğiniz şeyleri Allahdan muhakkak biliyorum demedim mi"?

    İbni Kesir

    Fakat müjdeci gelip de onu yüzüne sürünce; derhal gördü ve dedi ki: Ben, size Allah katından sizin bilmeyeceğinizi biliyorum, dememiş miydim?

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Müjdeci gelip gömleği Ya'kûb’un yüzüne bırakınca gözleri açılıverdi. Ya'kûb, “Ben size, Allah tarafından, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?” dedi.

    Süleyman Ateş

    Müjdeci gelip de (Yusuf'un gömleği)ni (Ya'kub'un) yüzüne koyunca, derhal (gözü açıldı), görür oldu: "Size demedim mi ben, Allah'tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim?" dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Müjdeci gelince gömleği Yakub'un yüzüne koydu, o da tekrar görmeye başladı ve dedi ki: "Ben size; Allah tarafından (bana bildirmesiyle) dipnot 1 sizin bilmediklerinizi bilirim, demedim mi! dipnot 2 "

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yusuf 12/4-6. ayetlerde Yusuf aleyhisselamın gördüğü rüya ve Yakub aleyhisselamın yorumu anlatılmaktadır. O, Yusuf'la tekrar buluşacaklarını bu rüyadan dolayı bilmekteydi.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Müjdeci gelip gömleği yüzünün üstüne bırakınca Yakup tekrar görmeye başladı. "Size dememiş miydim sizin bilmediğiniz bir şeyi ben, Allah'ın bildirmesiyle biliyorum, diye?"

    Şaban Britch

    Müjdeci gelip, gömleği Yakup’un yüzüne atınca, hemen gözleri açıldı. Bunun üzerine: Ben size, Allah tarafından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim? dedi.

    Şaban Piriş

    Müjdeci gelip, gömleği Yakub'un yüzüne atınca, hemen gözleri açıldı. Bunun üzerine: -Ben size, Allah tarafından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim? dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Müjdeci gelip gömleği yüzünün üstüne bırakınca, gözü derhal görür hale geldi. Yakub: "Ben size demedim mi? Allah'ın izniyle sizin bilmediklerinizi bilirim." diye konuştu.

  10. Yûsuf suresi, 97. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 97. ayet. قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا ٱسْتَغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَآ إِنَّا كُنَّا خَٰطِـِٔينَ

    Diyanet İşleri

    Oğulları, "Ey babamız! Allah'tan suçlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten suçlu idik" dediler.

    Mehmet Okuyan

    (Oğulları:) "Ey babamız! (Allah'tan) bizim günahlarımızın affını dile! Doğrusu günahkârlardık." demişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    "Ey babamız!" dediler; "Günahlarımız bağışlansın diye bizim için Allah'tan af dile! Kusurlu olan elbette bizlerdik."

    Muhammed Esed

    (Oğulları:) "Ey babamız!" dediler, "Bizim için Allah'tan günahlarımızı bağışlamasını dile; çünkü biz gerçekten günahkar kimseler olmuştuk".

    Ahmed Hulusi

    (Yusuf'un kardeşleri) dediler ki: "Ey babamız. . . Bizim için suçlarımızın bağışlanmasını dile. . . Doğrusu biz hata edenler olduk. "

    Ali Bulaç

    (Çocukları da:) "Ey babamız, bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten hataya düşenler idik" dediler.

    Ali Özek ve heyeti

    (Oğulları) dediler ki: Ey babamız! (Allah'tan) bizim günahlarımızın affını dile! Çünkü biz gerçekten günahkârlar idik.

    Ali Rıza Safa

    "Ey babamız!" dediler; "Suçlarımızın bağışlanmasını dile. Biz, gerçekten suçluyduk!"

    Bayraktar Bayraklı

    Oğulları dediler ki: "Ey babamız! Allah'tan bizim günahlarımızın affını dile! Çünkü biz gerçekten günahkarlar idik."

    Edip Yüksel

    Dediler ki: "Ey babamız, günahlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten yanlış davrandık."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: 'Ey babamız, günahlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten yanlış davrandık.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dediler ki: "Ey bizim şefkatli babamız, bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile, bizler gerçekten büyük günah işlemiştik!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dediler, ey bizim şefkatli pederimiz, bizim için günahlarımızı istiğfar ediver, bizler hakıkaten büyük günah işlemiştik

    Erhan Aktaş

    "Ey babamız! Suçlarımız için bağışlama dile. Gerçekten bizler yanlış yaptık." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ey babamız! Suçlarımız için bağışlama dile. Gerçekten bizler yanlış yaptık." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey babamız! Suçlarımız için bağışlama dile. Gerçekten bizler çok yanlış yaptık." dediler.

    Gültekin Onan

    (Çocukları da:) "Ey babamız, bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten hataya düşenler idik" dediler.

    Hasan Basri Çantay

    (Mısırdan gelen evladları) dediler: "Ey pederimiz, bizim için (günahlarımıza) istiğfar ediver. Biz hakıykaten suçlular idik".

    İbni Kesir

    Dediler ki: Ey babamız; bizim için mağfiret dile, biz gerçekten suçlular idik.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Oğulları: “Ey babamız, günahlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten suçlu idik” dediler.

    Süleyman Ateş

    (Oğulları): "Ey babamız, bizim günahlarımızın bağışlanmasını dile. Gerçekten biz günah işledik." dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Oğulları dediler ki "Babamız! Günahlarımızın bağışlanması için dua et. Çünkü bizler hatalıydık."

    Şaban Britch

    Oğulları: Ey Babamız! Günahlarımızın bağışlanmasını dile, biz gerçekten günahkârız, dediler.

    Şaban Piriş

    Oğulları: -Ey Babamız! Günahlarımızın bağışlanmasını dile, biz gerçekten günahkarız, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Oğulları dediler ki: "Ey babamız! Günahlarımızın affını dile. Gerçekten biz hata işledik."

  11. Yûsuf suresi, 98. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 98. ayet. قَالَ سَوْفَ أَسْتَغْفِرُ لَكُمْ رَبِّىٓ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

    Diyanet İşleri

    Yakub, "Rabbimden sizin bağışlanmanızı dileyeceğim. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Yakup ise:) "Sizin için Rabbimden af dileyeceğim. Şüphesiz ki O'dur O, çok bağışlayan; çok merhamet eden." cevabını vermişti.

    Mustafa İslamoğlu

    "Sizin için Rabbimden af dileneceğim" dedi, "çünkü O, evet O'dur mutlak bağış sahibi, sonsuz merhamet kaynağı."

    Muhammed Esed

    "Rabbimden sizi bağışlamasını dileyeceğim; çünkü çok acıyıp esirgeyen gerçek bağışlayıcı O'dur!" dedi.

    Ahmed Hulusi

    (Yakup) dedi ki: "Sizin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim. . . Muhakkak ki O, Ğafur'dur, Rahıym'dir. "

    Ali Bulaç

    "İlerde sizin için Rabbimden bağışlanma dilerim. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ya'kub:) Sizin için Rabbimden af dileyeceğim. Çünkü O çok bağışlayan, pek esirgeyendir, dedi.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Sizin için, Efendimden bağışlanma dileyeceğim. Kuşkusuz, O, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Ya'kub,"Sizin için Rabbimden af dileyeceğim. Çünkü O, affedicidir; merhamet sahibidir."

    Edip Yüksel

    Dedi ki: "Sizin için Efendimden bağışlanma dileyeceğim; O, Bağışlayandır, Rahimdir." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * İşledikleri suç babalarını olumsuz etkilediği için babalarının kendilerini affetmesi ve onlar için Tanrı'dan bağışlama dilemeleri normaldir. Yoksa bir peygamber ve elçi olan babalarının günahları "şefaat" yoluyla bağışlatma gibi bir otoritesi yoktu.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki: 'Sizin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim; O, Bağışlayandır, Rahimdir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dedi ki: "Sonra sizin için Rabbime istiğfar edeceğim. Gerçek şu ki, çok bağışlayan O'dur, merhamet eden O'dur."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sizin için, dedi: rabbıma sonra istiğfar edeceğim hakıkat bu: gafur o, rahim o

    Erhan Aktaş

    "Sizin için Rabb'imden bağışlanma dileyeceğim. Kuşkusuz O; Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sizin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim. Kuşkusuz O; Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sizin için Rabb'imden bağışlanma dileyeceğim. Kuşkusuz O; Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Gültekin Onan

    "İlerde sizin için rabbimden bağışlanma dilerim. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    (Ya'kub): "Sizin için Rabbime sonra istiğfar ederim. Hakıykat şudur ki O, çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir" dedi.

    İbni Kesir

    Dedi ki: Sizin için ilerde Rabbımdan mağfiret dileyeceğim. Muhakkak ki O'dur O, Gafur, Rahim.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ya'kûb: “Rabbimden sizin bağışlanmanızı dileyeceğim. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” dedi.

    Süleyman Ateş

    "Sizin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim, dedi, şüphesiz O, bağışlayandır, esirgeyendir."

    Süleymaniye Vakfı

    Dedi ki: "Yakında Rabbimden sizin için bağışlanma dileyeceğim. Çünkü o, çokça bağışlayan ve ikramı bol olandır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dedi ki "Rabbimden sizi bağışlamasını dileyeceğim. Çünkü o çok bağışlar, ikramı boldur."

    Şaban Britch

    Rabbimden bağışlanmanızı dileyeceğim, dedi. O şüphesiz çok mağfiret eder, çok merhamet eder,

    Şaban Piriş

    -Rabbim'den bağışlanmanızı dileyeceğim; O şüphesiz bağışlar ve merhamet eder, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dedi: "Rabbimden sizin için af dileyeceğim. Çok affedicidir O, çok merhametlidir."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.