Yûsuf suresi

Yûsuf suresi, 50. ayet

Yûsuf suresi, 50. ayet. وَقَالَ ٱلْمَلِكُ ٱئْتُونِى بِهِۦ فَلَمَّا جَآءَهُ ٱلرَّسُولُ قَالَ ٱرْجِعْ إِلَىٰ رَبِّكَ فَسْـَٔلْهُ مَا بَالُ ٱلنِّسْوَةِ ٱلَّٰتِى قَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ إِنَّ رَبِّى بِكَيْدِهِنَّ عَلِيمٌ

veḳâle-lmelikü-'tûnî bih. felemmâ câehü-rrasûlü ḳâle-rci` ilâ rabbike fes'elhü mâ bâlü-nnisveti-llâtî ḳaṭṭa`ne eydiyehünn. inne rabbî bikeydihinne `alîm.

Diyanet İşleri

Kral, "Onu bana getirin" dedi. Elçi, Yusuf'a gelince (Yusuf) dedi ki: "Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûsuf 47–53 · surenin 50. ayeti / 111

Konu Suçsuzluğun ortaya çıkması ve hazinelerin başına geçiş Yûsuf 50–57 3

  1. Yûsuf 47

    Yusuf dedi ki: "Yedi yıl adetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın."

  2. Yûsuf 48

    "Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek, saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek."

  3. Yûsuf 49

    "Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar."

  4. 50

    Kral, "Onu bana getirin" dedi. Elçi, Yusuf'a gelince (Yusuf) dedi ki: "Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir."

  5. Yûsuf 51

    Kral, kadınlara, "Yusuf'tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?" dedi. Kadınlar, "Haşa! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz" dediler. Aziz'in karısı ise, "Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ondan ben murad almak istedim. Şüphesiz Yusuf doğru söyleyenlerdendir" dedi.

  6. Yûsuf 52

    (Yusuf), "Benim böyle yapmam, Aziz'in; yokluğunda, benim kendisine hainlik etmediğimi ve Allah'ın, hainlerin tuzaklarını başarıya ulaştırmayacağını bilmesi içindi" dedi.

  7. Yûsuf 53

    "Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

50. “Hükümdar” yanında bulunanlara “Onu bana getirin, dedi.” Yani Yusuf aleyhisselam’ın hapishaneden çıkartılmasını ve yanına getirilmesini emretti. “Bunun üzerine elçi yanına gelince” ve ona çıkıp hükümdarın yanına gitmesini emredince Yusuf tam anlamı ile suçsuzluğu ortaya çıkmadıkça zindandan çıkmak istemedi. Bu ise onun sabrı, mükemmel akıl ve görüş sahibi oluşunun bir neticesi idi. Gelen elçiye “dedi ki: Efendine” yani hükümdara “dön de o ellerini kesen kadınlara durumu neymiş, diye sor.” Ona bu kadınların durumlarının ne olduğunu, başlarından geçen olayın mahiyetini sor. Onların durumu gâyet açık bir şekilde ortadadır. “Şüphe yok ki benim Rabbim o kadınların tuzaklarını çok iyi bilendir.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yusuf -aleyhisselam-'ın (hükümdarın) rüyasına yaptığı yorum hükümdara ulaşınca yardımcılarına şöyle dedi: O'nu zindandan çıkarıp bana getirin. Hükümdarın elçisi Yusuf -aleyhisselam-'a gelince Yusuf -aleyhisselam- elçiye dedi ki: Hükümdar efendine dön. Zindandan çıkmadan önce (Yusuf'un) suçsuzluğunun ortaya çıkması için ellerini kesen kadınların kıssasını ona sor. Şüphesiz Rabbim, kadınların beni ayartıp aldatmak için yaptıklarını hakkıyla bilendir. Bundan hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kelimeler

22 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَقَالَ ve kale dedi ki kök: قول
  2. ٱلْمَلِكُ l-meliku Kral kök: ملك
  3. ٱئْتُونِى 'tuni bana getirin kök: اتي
  4. بِهِۦ ۖ bihi onu
  5. فَلَمَّا felemma ne zaman ki
  6. جَآءَهُ ca'ehu gelince (Yusuf'a) kök: جيا
  7. ٱلرَّسُولُ r-rasulu elçi kök: رسل
  8. قَالَ kale dedi kök: قول
  9. ٱرْجِعْ rcia' dön kök: رجع
  10. إِلَىٰ ila
  11. رَبِّكَ rabbike efendine kök: ربب
  12. فَسْـَٔلْهُ feselhu ve ona sor kök: سال
  13. مَا ma neydi?
  14. بَالُ balu maksadı kök: بول
  15. ٱلنِّسْوَةِ n-nisveti kadınların kök: نسو
  16. ٱلَّـٰتِى l-lati
  17. قَطَّعْنَ kattaa'ne kesen kök: قطع
  18. أَيْدِيَهُنَّ ۚ eydiyehunne ellerini kök: يدي
  19. إِنَّ inne şüphesiz
  20. رَبِّى rabbi Rabbim kök: ربب
  21. بِكَيْدِهِنَّ bikeydihinne onların tuzaklarını kök: كيد
  22. عَلِيمٌۭ alimun biliyor kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قطع (36 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her…

  • Aynı kök: كيد (35 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yusuf'a böyle…

  • Aynı kök: بول (4 geçiş)

    Firavun, "Ya geçmiş nesillerin hali ne olacak?" dedi.

  • Aynı kök: بول (4 geçiş)

    İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed'e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hallerini…

  • Aynı kök: بول (4 geçiş)

    Onları doğruya ve güzele erdirecek ve durumlarını düzeltecektir.

  • Aynı kök: كيد (35 geçiş) · Aynı kök: قطع (36 geçiş)

    Her kim ona (Muhammed'e) Allah'ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin, sonra kendini assın da bir…

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah'ın şanı yücedir! Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz.

  • Aynı kök: كيد (35 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Babası, şöyle dedi: "Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. Yoksa, sana tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır."

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hükümdar "Onu bana getirin!" demişti. Elçi dipnot 1 ona geldiğinde (Yusuf) şöyle demişti: "Efendine dipnot 2 dön ve ona ‘Ellerini kesen o kadınların derdi neydi?' diye sor! Şüphesiz ki Rabbim onların hilesini çok iyi bilendir." dipnot 3

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayette geçen [er-rasûl] kelimesi, bilinen anlamda "peygamber" değil, insanlar arasındaki iletişimi sağlayan "elçi, ulak" demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yûsuf 12:23, 41, 42 ve 50. ayetlerde geçen [rabb] kelimeleri, "efendi, sahip" anlamındadır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Yaklaşık 12 yıl hapiste kalan birisinin Kral'ın affına mazhar olması herkesin özlemle beklediği bir durum olmasına rağmen, Hz. Yusuf bunu tercih etmemiş, hapse atılmasındaki haksızlığın ortaya çıkarılmasını ve bunu bütün kamuoyunun böylece duyup bilmesini istemişti. Aksi takdirde üzerine atılı iftira ile ömür boyu yaşayacaktı. Hapisten hatır belası çıkmak yerine, zalim mi yoksa mazlum mu olduğunun ortaya çıkmasını sağlayarak ve aklanarak çıkmak onun en tabiî hakkıydı ki o da bunu uygulamıştı.

Mustafa İslamoğlu

(Bu yorum kendilerine iletilince,) kral "Onu bana getirin!" emrini verdi. Görevli kendisine gelince (Yusuf) dedi ki: "Efendine dön ve ona sor bakalım, ellerini kesen hanımların derdi neymiş? Şunu da iyi bil ki, benim Rabbim onların tuzaklarını çok iyi bilmektedir."

Muhammed Esed

Ve (Yusuf'un yorumu kendisine ulaşır ulaşmaz) Kral: "Onu bana getirin!" dedi. Ama elçiler kendisine geldiğinde (Yusuf:) "Efendinize gidin ve ondan (önce) ellerini kesen kadınlar hakkındaki gerçeği (ortaya çıkarmasını) isteyin; çünkü, Rabbim onların oyunlarını/tuzaklarını bütün gerçeğiyle bilmektedir!"

Ahmed Hulusi

Melik dedi ki: "Onu (Yusuf'u) bana getirin!". . . Ne zaman ki Ona (Yusuf'a) rasul (elçi) geldi, (Yusuf o rasule): "Rabbine (efendine) dön. . . Ona, 'Ellerini kesen kadınların hali ne idi?' diye sor. . . Muhakkak ki Rabbim, onların tuzaklarını Aliym'dir. "

Ali Bulaç

Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin." Ona elçi geldiğinde (Yusuf:) "Efendine (Rabbine) dön de ona sor: "Ellerini kesen o kadınların durumu neydi? Doğrusu benim Rabbim, onların hileli düzenlerini gerçekten bilendir."

Ali Özek ve heyeti

(Adam bu yorumu getirince) kral dedi ki: «Onu bana getirin!» Elçi, Yusuf a geldiği zaman, (Yusuf) dedi ki: «Efendine dön de ona: Ellerini kesen o kadınların zoru neydi? diye sor. Şüphesiz benim Rabbim onların hilesini çok iyi bilir.»

Ali Rıza Safa

Kral, dedi ki: "Onu, bana getirin!" Elçi, Ona geldiğinde, şöyle dedi: "Efendine dön ve ellerini kesen kadınların durumunu sor. Kuşkusuz, benim Efendim, onların çevirdiği dalavereleri bilir!"

Bayraktar Bayraklı

Adam bu yorumu getirince kral dedi ki: "Onu bana getirin!"Elçi, Yusuf'a geldiği zaman, Yusuf dedi ki: "Efendine dön de ona 'Ellerini kesen o kadınların zoru neydi?' diye sor! Şüphesiz benim Rabbim onların hilesini çok iyi bilir."

Edip Yüksel

Kral, "Onu bana getirin" dedi. Elçi ona gidince, "Efendine dön ve parmaklarını kesen kadınların durumunu ondan sor. Kuşkusuz benim Efendim, onların entrikalarını bilir" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kral, 'Onu bana getirin,' dedi. Elçi ona gelince (Yusuf,) 'Rabbine dön ve parmaklarını kesen kadınların durumunu ondan sor. Kuşkusuz benim Rabbim, onların entrikalarını bilir,' dedi

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunu duyan hükümdar: "Getirin bana onu" dedi. Bunun üzerine ona gönderilen adam gelince Yusuf: "Haydi efendine dön de sor ona, ellerini doğrayan kadınların maksatları neymiş? Şüphesiz ki, Rabbin onların hilelerini çok iyi bilir." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunu duyan Melik de getirin bana onu, bunun üzerine ona gönderilen adem gelince, haydi Efendine dön de sor ona: o ellerini doğrayan kadınların maksadları ne imiş, şüphe yok ki rabbim onların hiylelerine alimdir dedi

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hükümdar: "Onu bana getirin." dedi. Hükümdarın elçisi ona gelince, rabbine dipnot 1 dön ve ona, ellerini kesen kadınların durumunu sor. dipnot 2 Kuşkusuz Rabb'im onların hilesini bilendir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Efendine, krala.
  2. metne dön, dipnot 2
    Önce bunu bir aydınlatsın bakalım.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hükümdar: "Onu bana getirin." dedi. Hükümdarın elçisi ona gelince, efendine dön ve ona, ellerini kesen kadınların durumunu sor. dipnot 1 Kuşkusuz Rabb'im onların hilesini bilendir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Önce bunu bir aydınlatsın bakalım.

Gültekin Onan

Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin." Ona elçi geldiğinde (Yusuf:) "Efendine (rabbine) dön de ona sor: 'Ellerini kesen o kadınların durumu neydi?' Doğrusu benim rabbim, onların hileli düzenlerini gerçekten bilendir."

Hasan Basri Çantay

(Bunu duyan) padişah dedi ki: "Onu (Yuusufu) bana getirin". Bunun üzerine ona elçi gelince: "Efendine dön de ellerini kesen o kadınların zoru neydi, kendisine sor. Şübhe yok ki benim Rabbim onların fendini hakkıyle bilicidir" dedi.

İbni Kesir

Hükümdar dedi ki: Onu bana getirin. Bunun üzerine ona elçi gelince: Efendine dön ve ellerini kesen o kadınların zoru neydi kendisine sor. Şüphesiz ki benim Rabbım, onların düzenini bilir, dedi.

Mehmet Alagaş

(2, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 50, 53, 54, 55, 56, 57) Onunla beraber iki genç de hapishaneye girdi. Onlardan biri rüyamda kendimi içki / şarap sıkıyorum görüyorum dedi diğeri de benim de rüyamda başımın üzerinde ekmek taşıyorum kuşların da ondan yediğini görüyorum dedi, sen bize bunların nasıl gerçekleşeceğinin / te'vilinin haberini ver dediler, kesinlikle biz seni güzel davranan biri olarak görüyoruz. Yusuf’ta rızıklandığınız yemek / taam size gelmezden evvel onun te'vilini yapayım, bunlar Rabbimin bana öğrettikleridir, muhakkak ki ben , Allah’a inanmayan bir kavimle olan beraberliğimi terk ettim , onlar ahireti n de olmadığına inanıyorlardı. (Yusuf hangi kavmi kastetti) ve ben de babalarım İbrahim İshak ve Yakup birlikteliğine uydum / tabi oldum, Allah’a şirk koşmak benim için olacak şey değildir , bu Allah’ın üzerimizdeki ve insanlar üzerindeki hazinesidir / fazlıdır ve lakin insanların çoğu teşekkür etm ezler. Ey zindan arkadaşlarım, farklı farklı Rabler mi hayırlı ya da tek kahredici Allah mı? Ondan başka taptıklarınız sadece ve sadece babalarınız ve sizin isimlendirdiğiniz tanımlamalardan başka bir şey değildir, O isimler hakkında Allah bir delil indirmedi, yargı / hüküm ancak Allah’a aittir sadece kendisine kul olmanızı / ibadet etmenizi emretti, sağlam yaşam şekli de / din de budur ve lakin insanların çoğu bilmiyorlar. Ey zindan arkadaşlarım, bir taneniz efendisine / Rabbine alkollü içki sunacak diğeriniz ise asılacak ve kuşlar başından yiyecek, kanaatimi / benden fetvasını istediğiniz iş / emir hüküm gerçekleşmiştir. Onlardan kurtulacağını / nâci olacağını sandığı kişiye, (rüyasında şarap sıkana) beni efendinin / rabbinin yanında hatırla yıp an dedi, ş eytan efendisine hatırlatmayı ona unutturdu, Yusuf bu nedenle zindan da birkaç sene daha kaldı (İşi Allah’a bırakmayıp kendi organize etmeye kalkışınca böyle oluyor) Melik (Melik; Eli altında bulundur duklarını özgürce kullanan kişi demek) dedi ki, ben rüyamda yedi şişman / siman ineğin yedi cılız / ıcâf ineği yediğini, yedi yeşil başağın da diğer kuru b aşakları sarıp sarmaladığını görüyorum, ey seçkinler eğer rüyaları yorumlayabiliyorsanız / tabir edebiliyorsanız bana rüyam konusunda kanaat bildirin / fetva verin dedi , birbirine girmiş karışık rüyalar / düşler, bizler de rüyaların ne şekilde gerçekleşeceğini bilenler / rüya alimleri değiliz dediler. O ikisinden kurtulan kişi , seçkinler topluluğunun konuşmalarının ardından hatırladı ve size onun ne şekilde gerçekleşeceğini / tevilini haber verebilirim beni gönderin dedi. Yusuf ey doğru arkadaşım / sadık arkadaşım, bize yedi şişman inek yedi cılız olanı yiyor ve yedi yeşil başak ta diğer kuru başakları sarıp sarmalıyor hakkındaki kanaatini söyle, ben insanlara geri dönerim de böylelikle belki onlar da öğrenirler. Devam eden yedi sene boyunca ekim biçim / ziraat yapın, hasat ederken de azcık yemeniz için olanı hariç başağında bırakın kalsın, a rdından gelen yedi şiddetli sene içerisinde o hazırlayıp sakladıklarınızın azı hariç kalanı yiyip bitirilecektir, bunun ardından da insanların yağmurlu yılları olacak ve onda meyve suları s ıkacaklar dedi. Melik, Onu bana getirin dedi, Ona elçi geldiğinde O da / Yusuf’ta dedi ki efendine geri dön ve ellerini kesen kadınların içinde bulundukları durumu ona sor , Rabbim o kadınların kurdukları tuzaklarını bilmektedir , Melik, Yusuf kendi nefsi adına sizlerden yararlanmak istediğinde, siz ne haldeydiniz? Dedi, kadınlar, haşa Allah için biz onun aleyhinde bir kötülük bilmedik, Azizin karısı şimdi gerçek ortaya çıktı, ben onu, kendim için arzuladım O / Yusuf doğru söyleyenlerdendir dedi. Yusuf’ta işte b u benim kesinlikle hainlik yapmadığımın Muhakkak ki Allah ’ın da hainlerin tuzaklarını yola sokmayacağının bilinmesi içindi , n efsimi / kendimi temize çıkarmıyorum çünkü nef is Rabbimin merhamet ettikleri hariç kötülüğü emreder, muhakkak ki Rabbim bağışlayan ve esirgeyendir dedi. Melik onu bana getirin kendime özel / mahsus biri yapacağım ve onunla konuştu / kelam etti, bugün itibariyle yanımızda güvenli bir mekandasın dedi, beni arzın hazineleri üzerinde görevli yap dedi ben koruyucuyum ve bilenim, b öylelikle arzda Yusuf’u yerleştirdik , ne tarafında isterse orasında konaklıyordu , kime istersek bizden bir rahmeti ona isabet ettiririz, biz güzel davrananların ücretini / ecrini ziyan etmeyiz , ahiret ücretiyse iman edenler ve sakınanlar için daha hayırlıdır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kral: “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de, ellerini kesen o kadınlara ne oldu, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir.”

Süleyman Ateş

(Elçi bu yorumu getirince) Kral: "Onu bana getirin." dedi. Elçi, Yusuf'un yanına gelince (Yusuf): "Efendine dön de ona sor, ellerini kesen o kadınların maksadı neydi? (Bunu ortaya çıkarsın). Şüphesiz Rabbim, onların tuzaklarını biliyor", dedi.

Süleymaniye Vakfı

Kral dedi ki: "Onu bana getirin!" Elçi dipnot 1 , Yusuf'un yanına gelince (Yusuf) şunları söyledi: "Efendine dön de sor bakalım, ellerini kesen o kadınların derdi neymiş? Benim Rabbim onların oyunlarını iyi bilir dipnot 2 ."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nebi kelimesi Kur'an'da, Allah'ın seçip risaletle ilgili vahiy verdiği ve bu vahyi tebliğ etmekle görevlendirdiği kişiler için kullanılırken resul kelimesi böyle değildir. Resul "elçi" anlamındadır. Bu, risaletle ilgili olabildiği gibi insani ilişkiler bağlamında birinin birine gönderdiği kişi anlamında da kullanılır. Bu ayette geçen resul kelimesi risaletle ilgili olmayıp kralın Yusuf'a gönderdiği elçi anlamındadır.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kral dedi ki "Onu bana getirin!" Elçi geldiğinde Yusuf şunları söyledi: "Efendine dön de sor bakalım, ellerini kesen kadınların derdi neymiş? Benim efendim (olan Allah) onların oyunlarını bilir."

Şaban Britch

Hükümdar: O’nu bana getirin, dedi. Yusuf’a elçi gelince: Efendine dön, ellerini kesen kadınların hadisesini ona sor. Şüphesiz Rabbim, onların hilesini bilir, dedi.

Şaban Piriş

Hükümdar: -O'nu bana getirin, dedi. Yusuf'a elçi gelince: -Efendine dön, kadınların niçin ellerini kestiğini sor. Şüphesiz Rabbim, onların hilesini bilir, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Kral: "Bu yorumu yapanı bana getirin." dedi. Elçi kendisine gelince, Yusuf dedi ki: "Kralına dön de sor bakalım, o ellerini kesen kadınların derdi neydi? Rabbim, o kadınların hilelerini çok iyi bilmektedir."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

The king, now pleased, said: "Bring him to me. " When the king's messenger went to fetch him, Yusuf with just confidence, said to the messenger.: "Go back to your master and ask him to re open my case and question the women who wounded their hands at the banquet and what did they have in mind to be up to trap! "Allah, my creator is indeed fully aware of their cunning."

Abdul Haleem

The king said, ‘Bring him to me,’ but when the messenger came to fetch Joseph, he said, ‘Go back to your master and ask him about what happened to those women who cut their hands- my Lord knows all about their treachery.’

Abdullah Yusuf Ali

So the king said: "Bring ye him unto me." But when the messenger came to him, (Joseph) said: "Go thou back to thy lord, and ask him, 'What is the state of mind of the ladies who cut their hands'? For my Lord is certainly well aware of their snare."

Abul A'la Maududi

The king said: "Bring this man to me." But when the royal messenger came to Joseph he said: dipnot 1 "Go back to your master and ask him about the case of the women who had cut their hands. Surely my Lord has full knowledge of their guile." dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    There is no mention in the Bible and the Talmud of this most important part of the story that Prophet Joseph declined to quit the prison till his character was cleared. On the other hand, according to the Bible: Then Pharaoh sent and called Joseph, and they brought him hastily out of the dungeon; and he shaved himself, and changed his raiment, and came in unto Pharaoh. And the Talmud depicts even a more degrading picture of the event. It says: The king ordered that Joseph should be brought before him. But he commanded his officers to be careful not to frighten the lad, lest through fear he should be unable to interpret correctly. And the servant of the king brought Joseph forth from his dungeon, and shaved him and clothed him in new garments, and carried him before the king. The king was seated upon his throne, and the glare and glitter of the jewels which ornamented the throne dazzled and astonished the eyes of Joseph. Now the throne of the king was reached by seven steps, and it was the custom of Egypt for a prince or noble who held audience with the king, to ascend to the sixth step; but when an inferior or a private citizen of the land was called into his presence, the king descended to the third step and from there spoke with him. (The Talmud, H. Polano, pp. 87-88).
  2. metne dön, dipnot 2
    A comparison of the degrading picture in the Talmud with this self respecting grand, and noble picture depicted in the Quran will convince every unbiased critic that the one in the Quran is worthy of a Prophet of God. Moreover the picture in the Talmud is open to a grave objection: Had Prophet Joseph behaved like a frightened and cringing lad who was so dazzled by the glitter and glare of the jewels of the throne that he bowed to the ground, how was it that the king and the courtiers were so impressed by him that they declared, "......the Hebrew has proved himself wise and skillful and through his wisdom shall our country be saved the pangs of want"? So much so that the king appointed him, without demur as governor over the land, second only to himself. All this shows that by that time he had proved his moral and mental superiority and had enhanced it by his refusal to quit the prison without proving his innocence. Otherwise, they would have never raised him to the highest rank in such a civilized and advanced country as Egypt.

Aisha Bewley

The King said, ‘Bring him to me straight away!’ but when the envoy came to him, he said, ‘Go back to your master and enquire of him what happened about the women who cut their hands. My Lord has knowledge of their cunning guile.’

Al-Hilali & Khan

And the king said: "Bring him to me." But when the messenger came to him, [Yûsuf (Joseph)] said: "Return to your lord and ask him, ‘What happened to the women who cut their hands? Surely, my Lord (Allâh) is Well-Aware of their plot.’"

Ali Quli Qarai

The king said, ‘Bring him to me!’ When the messenger came to him, he said, ‘Go back to your master, and ask him about the affair of women who cut their hands. My Lord is indeed well aware of their stratagems.’

Amatul Rahman Omar

And the King (after hearing the interpretation by Joseph) said, `Bring him to me!' But when the messengers came to him he said, `Go back to your lord and ask him (on my behalf), `How does the matter (deserving of your attention) stands with regard to the women who cut their hands; for my Lord has full knowledge of their crafty designs. '

Arthur John Arberry

The king said, 'Bring him to me!' And when the messenger came to him, he said, 'Return unto thy lord, and ask of him, "What of the women who cut their hands?" Surely my Lord has knowledge of their guile. '

Bijan Moeinian

The king said: "Bring this man to me. " When they were preparing Joseph for the royal audience, he said: “Ask the king to investigate the incidence in which the women of the town cut their hands (so that I go to him as an honest man and not a person who has betrayed his master’s trust.) God is aware of my enemies’ vicious plot [and will re-instate my reputation.]”

E. Henry Palmer

Then said the king, 'Bring him to me. ' And when the messenger came to him, he said, 'Go back to thy lord, and ask him, "What meant the women who cut their hands? Verily, my lord knows their craftiness!"'

Edip-Layth

The King said, "Bring him to me." When the messenger came to him, he said, "Go back to your lord and ask him what the matter was regarding the women that cut their hands? My Lord is well aware of their scheming."

George Sale

And when the chief butler had reported this, the king said, bring him unto me. And when the messenger came unto Joseph, he said, return unto thy lord, and ask of him, what was the intent of the women who cut their hands; for my Lord well knoweth the snare which they laid for me.

Hamid S. Aziz

Then there will come after that a year in which the people shall have abundant rain and in which they shall press (wine and oil).

Mahmoud Ghali

And the king said, "Come up with him (i. e., Bring him) to me!" Then as soon as the messenger came to him, he (Yûsuf) said, "Return to your lord and so ask him, What about the women folk who severely cut (The Arabic verb from implies an action that is done repeatedly or to high degree or to a great extent) their hands? Surely my Lord is Ever-Knowing of their scheming."

Marmaduke Pickthall

And the king said: Bring him unto me. And when the messenger came unto him, he (Joseph) said: Return unto thy lord and ask him what was the case of the women who cut their hands. Lo! my Lord knoweth their guile.

Mohamed Ahmed - Samira

The king said: "Bring him to me. So when the messenger came to Joseph, he said: "Go back to your lord and ask him: 'How fare the women who had cut their hands?' My Lord is cognisant of their guile."

Muhammad Asad

And [as soon as Joseph's interpretation. was conveyed to him, ] the King said: "Bring him before me!" But when the [King's] messenger came unto him, [Joseph] said: "Go back to thy lord and ask him [first to find out the truth] about those women who cut their hands-for, behold, [until now it is] my Sustainer [alone who] has full knowledge of their guile!"

Mustafa Khattab

The King ˹then˺ said, "Bring him to me." When the messenger came to him, Joseph said, “Go back to your master and ask him about the case of the women who cut their hands. Surely my Lord has ˹full˺ knowledge of their cunning.”

Progressive Muslims

And the King said: "Bring him to me. " So when the messenger came to him, he said: "Go back to your lord and ask him what was the matter regarding the women that cut their hands My Lord is well aware of their scheming."

Rashad Khalifa

The king said, "Bring him to me." When the messenger came to him, he said, "Go back to your lord and ask him to investigate the women who cut their hands. My Lord is fully aware of their schemes."

Sahih International

And the king said, "Bring him to me. " But when the messenger came to him, [Joseph] said, "Return to your master and ask him what is the case of the women who cut their hands. Indeed, my Lord is Knowing of their plan."

Sam Gerrans

And the King said: “Bring him to me!” But when the messenger came to him, he said: “Return thou to thy lord, and ask him what is the state of the women who cut their hands; my Lord knows of their plan.”

Shabbir Ahmed

And the King said, "Bring him before me!" When the courier came to Joseph, he said, "Return to your King and ask him to find out the case of the women who marked their hands. Verily, my Lord knows their plot." (Joseph asked for investigation before being released, to vindicate his character).

Syed Vickar Ahamed

And the king said: "You bring him (Yusuf) to me, " but when the messenger came to him, (Yusuf) said: "You go back to your king and ask him, ‘What is the state of mind of the ladies who cut their hands?’, For my Lord (Allah) is Well-Aware of their plot. ’"

Taqi Usmani

And (when this person went back and told the king about the interpretation of the dream), the king said, "Bring him to me." So, when the messenger came to Yūsuf, he said, “Go back to your lord and ask him, ‘What is the case of the women who cut their hands?’ Surely, my Lord knows well their guile.”

The Monotheist Group

Andthe king said: "Bring him to me." So when the messenger came to him, he said: "Go back to your lord and ask him what was the matter regarding the women who cut their hands? Indeed, my Lord is aware of their plans."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 50. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 50. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 50. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩