Yûsuf suresi

Yûsuf suresi, 22. ayet

Yûsuf suresi, 22. ayet. وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥٓ ءَاتَيْنَٰهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

velemmâ belega eşüddeh âteynâhü ḥukmev ve`ilmâ. vekeẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

Diyanet İşleri

Olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûsuf 19–25 · surenin 22. ayeti / 111

Konu Aziz'in evi ve yırtılan gömlek Yûsuf 21–29 3

  1. Yûsuf 19

    Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, "Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.

  2. Yûsuf 20

    Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zaten ona değer vermiyorlardı.

  3. Yûsuf 21

    Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: "Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." İşte böylece biz Yusuf'u o yere (Mısır'a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

  4. 22

    Olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.

  5. Yûsuf 23

    Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek, "Haydi gelsene!" dedi. O ise, "Allah'a sığınırım, çünkü o (kocan) benim efendimdir, bana iyi baktı. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler" dedi.

  6. Yûsuf 24

    Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.

  7. Yûsuf 25

    İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: "Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

22. Yusuf “ergenlik çağına varınca” maddi ve manevi gücü kemal derecesine ulaşıp peygamberlik ve risalet gibi ağır yükleri yüklenebilecek çağa gelince “kendisine hüküm ve ilim verdik.” Yani biz onu rasûl bir nebi ve rabbani bir bilgin kıldık.

“İşte” hem Yaratana ibadet hususunda bütün gayretini ortaya koyup onu en güzel şekilde ifa etmek sureti ile ihsana ulaşan hem de Allah’ın kullarına faydalı olup iyilikte bulunan “ihsan sahiplerini biz, böyle mükâfatlandırırız.” Onların bu iyiliklerini karşılık verdiğimiz mükafatlar arasında faydalı ilim de vardır. Bu, Yusuf aleyhisselam’ın ihsan makamına tam anlamıyla ulaştığına, buradan da Allah'ın ona insanlar arasında hüküm verme, pek çok bilgi ve nübüvveti nimetlerini lütfettiğine delildir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bedenî olgunlaşıp, ergenlik yaşına gelince Yusuf'a ilim ve anlayış verdik. İşte Biz, ona verdiğimiz bu karşılıkta olduğu gibi, kulluğunda ihsan sahibi olanları da böyle mükâfatlandırırız.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَمَّا velemma ne zaman ki
  2. بَلَغَ belega erişince kök: بلغ
  3. أَشُدَّهُۥٓ eşuddehu kuvvetli çağına kök: شدد
  4. ءَاتَيْنَـٰهُ ateynahu ona verdik kök: اتي
  5. حُكْمًۭا hukmen hüküm kök: حكم
  6. وَعِلْمًۭا ۚ ve ilmen ve ilim kök: علم
  7. وَكَذَٰلِكَ ve kezalike işte böyle
  8. نَجْزِى neczi mükafatlandırırız kök: جزي
  9. ٱلْمُحْسِنِينَ l-muhsinine güzel hareket edenleri kök: حسن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: شدد (102 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş)

    Musa, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz, iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız.

  • Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza),…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: "Senin ailene…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Onlar, "Eğer yalancı iseniz, hırsızlığın cezası nedir?" dediler.

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Onlar da: "Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız" dediler.

  • Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: شدد (102 geçiş) · Ortak kavram: İhsan

    Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği…

  • Aynı kök: شدد (102 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Aynı kök: شدد (102 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Yusuf) yetişkinlik çağına ulaşınca, ona doğru hüküm verme yeteneği ve ilim vermiştik. Güzel davrananları biz işte böyle ödüllendiririz. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer bir ifade için bkz. Kasas 28:14.

Mustafa İslamoğlu

Artık olgunluk çağına erince ona bir muhakeme yeteneği ve bilgi (yöntemi) bahşettik: Zira Biz iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.

Muhammed Esed

Derken, ergenlik çağını aştığı zaman (eğriyi doğruyu ayırmaya yetecek) keskin bir muhakeme gücü ve (derin) bir kavrayış yeteneği bahşettik o'na: iyilik yapanları Biz işte böyle ödüllendiririz.

Ahmed Hulusi

(Yusuf) aklını kullanacak yaşa erdiğinde, Ona hüküm ve ilim verdik. Muhsinleri işte böyle mükafatlandırırız.

Ali Bulaç

Erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte biz, iyilik yapanları böyle ödüllendiririz.

Ali Özek ve heyeti

Yûsuf, ergenlik çağına girince, ona hüküm ve ilim verdik, işte biz, iyileri böyle mükâfatlandırırız.

Ali Rıza Safa

Erginlik çağına erişince, Ona, hem bilgelik hem de bilgi verdik. İyi davrananları, işte böyle ödüllendiririz. dipnot 166

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 166
    İnsanın erginlik çağına kırk yaşında eriştiği 46:15 ayetinde bildirildiği için, Yusuf'un kırk yaşında olduğu anlaşılmaktadır. Yusuf peygamberin, Allah'ın seçkin kullarından olması, Tevrat ve İncil ayetlerinde, şöyle yazılıdır: Tevrat, Yaratılış 39:2-3; "Rab, Yusuf'la birlikteydi ve onu başarılı kılıyordu. Rabbin Yusuf'la birlikte olduğunu, yaptığı her işte onu başarılı kıldığını efendisi gördü." İncil, Elçilerin İşleri 7:9; "Yusuf'u kıskanan atalarımız, onu köle olarak Mısır'a sattılar. Ama Allah, onunla birlikteydi."

Bayraktar Bayraklı

Yusuf ergenlik çağına erişince, ona hüküm ve ilim verdik. İşte, güzel davrananları biz böyle ödüllendiririz.

Edip Yüksel

Büyüyüp erginleşince ona bilgelik ve bilgi verdik. Güzel davrananları böyle ödüllendiririz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Büyüyüp erginleşince ona bilgelik ve bilgi verdik. Güzel davrananları böyle ödüllendiririz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kıvamına geldiği zaman, Biz ona bir nüfuz ve peygamberlik bilgisi verdik. işte Biz, iyi hareket edenlere böyle karşılık veririz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vakta ki kıvamına irdi biz ana bir huküm ve bir ılim bahşettik ve işte muhsinlere böyle karşılık veririz

Erhan Aktaş

Olgunluk çağına erişince ona hükmetme yeteneği ve bilgi verdik. İşte Biz, iyi davrananları böyle ödüllendiririz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Olgunluk çağına erişince ona hükmetme yeteneği ve bilgi verdik. İşte Biz, iyi davrananları böyle ödüllendiririz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Olgunluk çağına erişince ona hükmetme yeteneği ve bilgi verdik. İşte Biz, iyi davrananları böyle ödüllendiririz.

Gültekin Onan

Erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte biz, iyilik yapanları böyle ödüllendiririz.

Hasan Basri Çantay

O, tam erginlik çağına girince kendisine hüküm ve ilim verdik, işte iyi hareket eden insanları biz böyle mükafatlandırırız.

İbni Kesir

Ergenlik çağına gelince; ona hüküm ve ilim verdik. İşte böyle mükafaatlandırırız Biz, ihsan edenleri.

Mehmet Alagaş

(19-22) Yolcu kafilesi geldi, sucularını gönderdi ve kovasını sarkıttı , Müjde burada bir çocuk var / gulam var dedi se rmaye / dââh olarak sakladılar, Allah yaptıklarını / amellerini biliyordu, Onu değeri / semeni düşük birkaç dirheme sattılar, onun hakkında pek de ilgili değillerdi. B ir Mısırlı onu karısı için satın aldı ve dedi ki ona ikramda bulun ve bakımını iyi yap , umulur ki bize faydası olur yahut onu evlat ediniriz. Böylelikle Yusuf’u arza, ona hadiselerin ne ifade ettiğini / tevilini öğretmek için yerleştir dik, Allah işinde / emrinde sonuç alır / galiptir ve lakin insanların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Yusuf fiziksel erişkin olduğunda ona yargı / hüküm ve ilim verdik, biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız.

Rowwad Tercüme Merkezi

Yûsuf, ergenlik çağına girince, ona hüküm ve ilim verdik, işte biz, iyileri böyle mükâfatlandırırız.

Süleyman Ateş

(Yusuf), kuvvetli çağına erişince ona hüküm ve ilim verdik. İşte biz, güzel hareket edenleri böyle mükafatlandırırız.

Süleymaniye Vakfı

Yusuf ergin hale gelince ona hikmet /doğru karar verme yeteneği ve ilim verdik. Biz, güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer ifadeler Musa Aleyhisselam için de kullanılmıştır (Kasas 28/14).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yusuf reşit olunca ona doğru karar verme yeteneği ve bir ilim verdik. Biz, güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.

Şaban Britch

Olgunluk çağına ulaşınca ona hikmet ve ilim verdik. İyileri işte böyle ödüllendiririz.

Şaban Piriş

Erginlik çağına ulaşınca ona hikmet ve ilim verdik. İyileri işte böyle ödüllendiririz.

Yaşar Nuri Öztürk

Yusuf gerekli olgunluğa ulaşınca ona hükmetme yeteneği ve ilim verdik. Güzel düşünüp güzel davrananları biz işte böyle ödüllendiririz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Then when he –Yusuf- reached the stage of life wherein he had the ability for effective action and firmness of mind, character, will and purpose, We imparted to him wisdom and divine knowledge. For thus do We reward those who perfect their illustrious toils and turn their thoughts on moral excellence and benevolence.

Abdul Haleem

When he reached maturity, We gave him judgement and knowledge: this is how We reward those who do good.

Abdullah Yusuf Ali

When Joseph attained His full manhood, We gave him power and knowledge: thus do We reward those who do right.

Abul A'la Maududi

And when Joseph reached the age of maturity, We granted him judgement and knowledge. dipnot 1 Thus do We reward those who do good.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    By the use of such words as the Quran usually means, We bestowed on him Prophethood, for the Arabic word hukmun stands for both judgment and authority and ilmun stands for that knowledge which is directly revealed to the Prophets by Allah. Thus, the Arabic words of the text will mean: We gave him the power and the authority and the knowledge needed for judging rightly the affairs of the people.

Aisha Bewley

And then when he became a full-grown man, We gave him knowledge and right judgement too. That is how We reward all doers of good.

Al-Hilali & Khan

And when he [Yûsuf (Joseph)] attained his full manhood, We gave him wisdom and knowledge (the Prophethood); thus We reward the Muhsinûn (doers of good - see the footnote of V.9:120).

Ali Quli Qarai

When he came of age, We gave him judgement and [sacred] knowledge, and thus do We reward the virtuous.

Amatul Rahman Omar

And when he attained his (age of) full strength, We granted him judgment and knowledge, and thus do We reward the doers of good deeds to others.

Arthur John Arberry

And when he was fully grown, We gave him judgment and knowledge. Even so We recompense the good-doers.

Bijan Moeinian

When Joseph became mature, I blessed him with wisdom and knowledge; this is the way that I reward the gracious ones.

E. Henry Palmer

And when he had reached his strength we brought him judgment and knowledge, for thus do we reward those who do good.

Edip-Layth

When he reached his maturity, We gave him position and knowledge. It is thus that We reward the good doers.

George Sale

And when he had attained his age of strength, we bestowed on him wisdom, and knowledge; for thus do we recompense the righteous.

Hamid S. Aziz

And the man from Egypt who had bought him said to his wife, "Make his stay with us honourable; it may be he will be of use to us, or we may adopt him as a son. " Thus did We establish Joseph in the land that We might teach him the interpretation of ahadith (events, traditions, sayings, dreams etc.). Allah has full power and control over His (or Joseph's) affairs; but most of mankind know not.

Mahmoud Ghali

And when he reached full age, We brought him judgment and knowledge; and thus We recompense the fair-doers.

Marmaduke Pickthall

And And when he reached his prime We gave him wisdom and knowledge. Thus We reward the good.

Mohamed Ahmed - Samira

When he reached the prime of life We gave him wisdom and knowledge. Thus We reward those who are good.

Muhammad Asad

And when he reached full manhood, We bestowed upon him the ability to judge [between right and wrong], as well as [innate] knowledge: for thus do We reward the doers of good.

Mustafa Khattab

And when he reached maturity, We gave him wisdom and knowledge. This is how We reward the good-doers.

Progressive Muslims

And when he reached his maturity, We gave him position and knowledge. It is thus that We reward the good doers.

Rashad Khalifa

When he reached maturity, we endowed him with wisdom and knowledge. We thus reward the righteous.

Sahih International

And when Joseph reached maturity, We gave him judgment and knowledge. And thus We reward the doers of good.

Sam Gerrans

And when he reached maturity, We gave him judgment and knowledge; and thus reward We the doers of good.

Shabbir Ahmed

When Joseph reached his prime, We gave him wisdom and knowledge, since he lived upright. This is Our Law that We bestow knowledge and wisdom on those who live a balanced life in youth.

Syed Vickar Ahamed

And when he [Yusuf, (Joseph)] reached his full manhood, We gave him power and knowledge: Like this We reward those who do right.

Taqi Usmani

And when he reached the prime of his age, We gave him wisdom and knowledge, and this is how We reward those who are good in their deeds.

The Monotheist Group

Andwhen he reached his independence, We gave him judgement and knowledge. It is thus that We reward the good doers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 22. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 22. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 22. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩