Yûsuf suresi

Yûsuf suresi, 70. ayet

Yûsuf suresi, 70. ayet. فَلَمَّا جَهَّزَهُم بِجَهَازِهِمْ جَعَلَ ٱلسِّقَايَةَ فِى رَحْلِ أَخِيهِ ثُمَّ أَذَّنَ مُؤَذِّنٌ أَيَّتُهَا ٱلْعِيرُ إِنَّكُمْ لَسَٰرِقُونَ

felemmâ cehhezehüm bicehâzihim ce`ale-ssiḳâyete fî raḥli eḫîhi ŝümme eẕẕene müeẕẕinün eyyetühe-l`îru inneküm lesâriḳûn.

Diyanet İşleri

Yusuf, onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: "Ey kervancılar! Siz hırsızsınız."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûsuf 67–73 · surenin 70. ayeti / 111

Konu Su kabı ve hırsızlık iddiası Yûsuf 69–79 3

  1. Yûsuf 67

    Sonra da, "Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah'tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Hüküm ancak Allah'ındır. Ben O'na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de yalnız O'na tevekkül etsinler" dedi.

  2. Yûsuf 68

    Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah'tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Yakub, içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

  3. Yûsuf 69

    Yusuf'un huzuruna girdiklerinde; o, kardeşi Bünyamin'i yanına bağrına bastı ve (gizlice) "Haberin olsun ben senin kardeşinim, artık onların yaptıklarına üzülme" dedi.

  4. 70

    Yusuf, onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: "Ey kervancılar! Siz hırsızsınız."

  5. Yûsuf 71

    Yusuf'un kardeşleri onlara dönerek, "Ne yitirdiniz?" dediler.

  6. Yûsuf 72

    Onlar, "Hükümdar'ın su kabını yitirdik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Ben buna kefilim" dediler.

  7. Yûsuf 73

    Dediler ki: "Allah'a andolsun, siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik, hırsız da değiliz."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

70. “Onların (erzak) yüklerini hazırladığında” yani kardeşlerinden her birisi için ve bu arada bu öz kardeşine de paylarını verdiğinde hem su hem de ölçü kabı olarak kullanılan “bir tası kardeşinin yükü arasına koydu. Sonra” eşyalarını kapattılar. Gitmek üzere yola koyulduklarında “bir münâdî: Ey kafile, siz hırsızsınız, diye seslendi.” Bu şekilde seslenen kişi, herhalde işin gerçeğini bilmiyordu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yusuf emrinde çalışanlara kardeşlerinin develerine yiyecek yüklerken hükümdarın erzak talebinde bulunanlara yiyecek koymak için kullanılan ölçü kabını haberleri olmadan öz kardeşinin yükü arasına koymalarını emretti ki, kardeşini yanında bırakabilsin. Ailelerine dönmek için yola koyulduklarında hemen arkalarından bir münadi: "Ey develeri yiyecek yüklü kervan sahipleri! Şüphesiz siz hırsızlık yaptınız!” diye seslendi.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلَمَّا felemma ne zaman ki
  2. جَهَّزَهُم cehhezehum hazırlatırken kök: جهز
  3. بِجَهَازِهِمْ bicehazihim onların yüklerini kök: جهز
  4. جَعَلَ ceale koydu kök: جعل
  5. ٱلسِّقَايَةَ s-sikayete su tasını kök: سقي
  6. فِى fi içine
  7. رَحْلِ rahli yükünün kök: رحل
  8. أَخِيهِ ehihi kardeşinin kök: اخو
  9. ثُمَّ summe sonra
  10. أَذَّنَ ezzene seslendi kök: اذن
  11. مُؤَذِّنٌ mu'ezzinun bir tellal kök: اذن
  12. أَيَّتُهَا eyyetuha Ey kök: ايي
  13. ٱلْعِيرُ l-iyru kervan kök: عير
  14. إِنَّكُمْ innekum şüphesiz siz
  15. لَسَـٰرِقُونَ lesarikune hırsızsınız kök: سرق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جهز (4 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: اخو (96 geçiş)

    Yusuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: "Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir…

  • Aynı kök: عير (3 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    "Bulunduğumuz kent halkına ve aralarında olduğumuz kervana da sor. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz."

  • Aynı kök: عير (3 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları, "Bana bunak demezseniz, şüphesiz ben Yusuf'un kokusunu alıyorum" dedi.

  • Aynı kök: سرق (9 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: اخو (96 geçiş)

    Dediler ki: "Eğer o çalmışsa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı." Yusuf, bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. İçinden, "Siz kötü bir…

  • Aynı kök: رحل (4 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Yusuf, adamlarına dedi ki: "Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine…

  • Aynı kök: رحل (4 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Onlar da: "Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız" dediler.

  • Aynı kök: سرق (9 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Dediler ki: "Allah'a andolsun, siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik, hırsız da değiliz."

  • Aynı kök: سرق (9 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    "Siz babanıza dönün ve deyin ki: "Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Yusuf) onların yükünü hazırlattığında bir su kabını kardeşinin yükünün içine koy(dur)muştu. (Kervan hareket ettikten) sonra bir seslenici: "Ey kervan! Siz hırsızsınız!" diye seslenmişti.

Mustafa İslamoğlu

En sonunda, yüklerinin yüklenme işlemi tamamlanınca, su kabını öz kardeşinin denkleri arasına koydurttu. Ardından bir görevli "Siz ey kervancılar! Evet, kesinlikle siz yapmış olmalısınız (bu) hırsızlığı!" diye bağırdı.

Muhammed Esed

Ve (sonra) onların yüklerini yükletirken (Kral'ın) su kabını (küçük) kardeşinin denkleri arasına koydurttu. Ve (böylece onlar, bundan habersiz, şehirden ayrılırken) bir çığırtkan: "Ey kervancılar!" diye bağırdı, "Meğer ne hırsızlarmışsınız siz!"

Ahmed Hulusi

(Yusuf) onların erzaklarını yüklettikten sonra bir su içme kabını kardeşinin yükü içine koydurttu. . . Sonra bir haberci ve adamları arkalarından koşup: "Ey kervan halkı. . . Siz hırsızsınız!" diye bağırdı.

Ali Bulaç

Erzak yüklerini kendilerine hazırlayınca da, su kabını kardeşinin yükü içine bıraktı, sonra bir münadi (şöyle) seslendi: "Ey kafile, sizler gerçekten hırsızsınız."

Ali Özek ve heyeti

(Yusuf) onların yükünü hazırladığı zaman bir su kabını kardeşinin yükü içine koydu! (Kafile hareket ettikten) sonra bir tellal: Ey kafile! Siz hırsızsınız! diye seslendi.

Ali Rıza Safa

Ardından, onların yüklerini hazırlatırken, su kupasını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra, bir duyurucu seslendi: "Ey kervancılar; bu hırsızlığı, kesinlikle siz yaptınız!"

Bayraktar Bayraklı

Yusuf, onların yüklerini hazırlatırken değerli bir kaseyi, öz kardeşinin yüküne koydu. Sonra da arkadan biri,"Ey kafile, siz mutlaka hırsızlarsınız!" diye bağırdı.

Edip Yüksel

Onların erzak yükünü hazırlatınca bir su kabını kardeşinin torbasına koydu. Daha sonra birisi şöyle seslendi: "Ey kervan siz hırsızlarsınız."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onların erzak yükünü hazırlatınca bir su kabını kardeşinin torbasına koydu. Daha sonra bir ünleyici şöyle seslendi: 'Ey kervan siz hırsızlarsınız.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra onların bütün hazırlıklarını yaptığı vakit, su kabını kardeşinin yükü içine koydu, sonra da bir çağırıcı: "Ey kafile, siz kesinlikle hırsızlık yapmışsınız!" diye seslendi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra onları bütün hazırlıkları ile techiz ettiği vakıt su kabını kardeşinin yükü içine koydu, sonra da bir münadi bağırdı: ey karban siz her halde hırsızlık etmişsiniz

Erhan Aktaş

Yüklerini yükletirken su kabını öz kardeşinin yükü içine koydurttu. Sonra bir çağırıcı: "Ey kervancılar! Siz hırsız kimselersiniz." diye seslendi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yüklerini yükletirken su kabını öz kardeşinin yükü içine koydurttu. Sonra bir çağırıcı: "Ey kervancılar! Siz hırsız kimselersiniz." diye seslendi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yüklerini yükletirken su kabını öz kardeşinin yükü içine koydurttu. Sonra bir çağırıcı: "Ey kervancılar! Siz hırsız kimselersiniz." diye seslendi.

Gültekin Onan

Erzak yüklerini kendilerine hazırlayınca da, su kabını kardeşinin yükü içine bıraktı, sonra bir münadi (şöyle) seslendi: "Ey kafile, sizler gerçekten hırsızsınız."

Hasan Basri Çantay

Vaktaki (Yuusuf) onların (zahire) yüklerini hazırladı. Su kabını öz kardeşinin yükü içine koydu! Sonra bir münadi (arkalarından) şöyle bağırdı: "Ey kaafile (durun), siz seksiz şübhesiz hırsızlarsınız"!.

İbni Kesir

Onların yüklerini yüklettiğinde su kabını öz kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra bir münadi: Ey kafile; siz gerçekten hırsızlarsınız, diye bağırdı.

Mehmet Alagaş

(58-87) Yusuf’un kardeşleri geldiler ve içeri girdiler , (Yusuf) onları tanıdı, onlar ise onu tanıyamadılar, hazırlayacaklarını hazırladıklarında, bana babanız bir olan diğer kardeşinizi de getirin dedi. Dikkat edin görüyorsunuz ki ben ölçüyü tam yerine getiriyorum ve ben iyi bir konukseverim, Onu bana getirmezseniz benim yanımda size ölçü falan yok, yanıma yaklaşmayın. O konuda babasını ikna etmeye çalışırız bunu kesinlikle yapacağız dediler. (Yusuf) genç çalışanların a, sermayelerini yüklerinin içine koy un, belki yakın çevrelerine döndüklerinde fark ederler de böyle ce de geri dönerler dedi. Babalarına geri döndüklerinde dediler ki ey babamız bizden ölçü yasaklandı bizimle beraber kardeşimizi gönder zahire alalım biz kesinlikle onu koruruz. Dedi ki Önceden kardeşi için güvendiğim gibi Onun için de size güvenebilir miyim? Her neyse Allah en hayırlı koruyucudur ve esirgeyenlerin en esirgeyicisidir. Getirdikleri eşyalarını açtıklarında sermayelerini kendilerine geri iade edilmiş olarak buldular, ey babamız ne ortaya çıktı! bu bizim geri iade edilmiş sermayemiz, yakın çevremize erzak getiririz , kardeşimizi de koruruz dediler , bir d eve ölçüsünde fazla alabiliriz bu aldığımız az bir ölçüydü. Allahtan, geri onu bana getireceğinize dair sağlam ve de sizleri bağlayıcı bir söz bana verdiğiniz sürece O’nu asla sizle göndermem dedi. Ona sağlam bir söz verdiklerinde O da Allah ne söylediğinize vekildir dedi . Ey oğullarım tek bir kapıdan girmeyin farklı farklı kapılardan içeri girin, Allah’tan bir şey olursa ben size bir fayda veremem, Yargı / hüküm sadece Allah’a aittir, Onu vekil tayin ettim, vekalet verecekler de ona vekalet versinler dedi. Babalarının emir ettiği taraftan gi rmeleri Allah’tan gelecek şeyler hakkında onlara fayda vermedi, sadece Yakub’un nefsinde ki acil ihtiyacın yerine getirilmesi ni sağladı (Ona faydası oldu), muhakkak ki O, ona öğrettiklerimizin bilgisine sahipti ve lakin insanların çoğu bilmiyorlardı, Yusuf’un yanına girdiklerinde, (Yusuf) kardeşini yanına aldı. Muhakkak ki ben senin kardeşinim y aptıklarından dolayı kaygıya kapılma dedi. Hazırlayacaklarını hazırladıklarında kardeşinin yüküne su kabı koydu, ardından da çığırtkan / müezzin ilan etti ki, ey kervan kesinlikle siz hırsızsınız! Onlarda dönerek ne kaybınız var ki dediler. Melik’in su kabını kaybettik, o nu kim getirirse kervan yükü ödül var, ben de buna kefilim / zaimim dedi, Allah’a yemin olsun, sizde biliyorsunuz, bizler arzda bozgunculuk etmek için gelmedik, biz hırsız da değiliz, eğer ki yalan söylüyor iseniz sizde bunun cezası nedir diye sordular, (Kervandakiler) dediler ki bizde onun cezası kimin yükünde bulunduysa, o kişi, onun karşılığıdır, zalimleri böyle cezalandırırız. Kardeşinin eşyalarından önce diğerlerinin eşyalarına baktılar, ardından kardeşinin eşyaları arasından onu / su kabını çıkardılar, Yusuf için böyle yaptık, Melik’in kurallarında kardeşini tutup almak yoktu, (Ama Yusuf’un kardeşlerinin kabilesinde vardı) Allah’ın istemesi hariç , biz istediğimizin derecesini yükseltiriz, her alimin ilminin üzerinde olan biri vardır. Eğer o çalmış ise kesin olan şu ki onun kardeşi de önceden çalmıştı dediler, Yusuf bunu kendinde tuttu (Bu lafa içerledi ama bir şey demedi) bunu onlara açıklamadı, dedi ki sizler ne fena bir mevkidesiniz Allah vasıflandırdıklarınızı / betimleyerek anlattıklarınızı en iyi bilendir dedi. Ey aziz! çok yaşlı bir babası var yerine bizden birini al, seni güzel davranan biri olarak görüyoruz dediler. Allah’a sığınırım, kimin eşyalarının yanında bulundu ise sadece onu alabiliriz , kesinlikle o zaman zalimlerden oluruz dedi. Ondan üm itleri kesilince bir kenarda fısıldaştılar , onların büyük olanı, babanızın sizden Allah adına söz aldığını ve önceden de Yusuf’a yaptığınız aşırılığı / ifratı bilmiyor musunuz? Ben babamdan bir izin yahut Allahtan bir yargı / bir hüküm gelinceye kadar bu yeri bırakıp ta gitmem, O en hayırlı hüküm vericidir dedi, siz babanıza geri dönün ve deyin ki ey babacığımız oğlun hırsızlık etti, sadece bildiğimize şahitlik ediyoruz, bilemediğimize / gaybe bekçi / muhafız değiliz, içinde olduğumuz memlekete de beraber geri döndüğümüz kervana da sorabilirsin, kesinlikle biz doğru söyleyenleriz. Dedi ki sizi bu işe nefisleriniz sürüklemiş / nefisleriniz ayartmış, şimdi güzel bir sabır, belki de Allah onların hepsini bana birlikte getirir (Sadece ikisini demedi tüm kardeşleri kastetti ) Kesinlikle O, alim dir, hâkimdir. (Hâkim; h üküm veren , Hikmet, hükmün gerekçesi) Onlardan yüz çevirdi ve ey benim tasam / kederim Y usuf dedi, gözlerine üzüntüden ak düştü, O öfkeliydi. Allah’a yemin olsun ki Yusuf ’u hatırlayıp duruyorsun, böyle giderse çok ağır hasta olacaksın yahut yok olacaksın / helak olacaksın dediler. Muhakkak ki kaygımı ve hüznümü Allah’a şikâyet ediyorum ve Allah sayesinde sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi. Ey oğullarım gidiniz Yusuf ve kardeşi hakkında bilgi arayın / malumat toplayın , Allah’ın esintisinden / rahmetinden ümit kesmeyin muhakkak ki Onun esintisinden / rahmetinden ancak kafirler ümidi keserler. Onun yanına girdiklerinde ey aziz dediler bize ve yakın çevremize zarar dokundu, biz önemsiz bir sermaye ile geldik bize tam ölçüsünde ver, artı bize sadaka da ver / tasadduk eyle, Allah sadaka verenlerin karşılığını verir. Dedi ki siz cahil iken Yusuf’a ve kardeşine ne yaptığınızı biliyor musunuz? Dediler ki Sen Yusuf musun ki? Ben Yusuf’um bu da kardeşim dedi, Allah bize minnet te bulundu , m uhakkak ki ondan kim sakınır ve sabred erse kesinlikle Allah, güzel davrananların ücretini zayi etmez. Dediler ki Allah ’a yemin olsun ki seni bizden üstün tutmuş ve bizler yanlış yapanlardan olmuşuz. Yusuf dedi ki, b ugün size bir kınama / ayıplama yoktur, Allah sizi bağışlar, esirgeyenlerin en merhametlisidir. Bu gömleğimle gidiniz onu babamın yüzü ile buluşturunuz görmesi gelecektir yakın çevrenizin hepsini bana getirin. Kervan ayrıldığın da babaları dedi ki bana eğer bunadı demez iseniz Yusuf’un kokusunu duyuyorum, Allah’a yemin olsun ki sen kesin hâlâ eski şaşkınl ığının içindesin dediler. Müjdeci gelince onu / gömleği yüzüyle buluşturdu görmesi geri döndü / mürted oldu. Size demedim mi? A llah’ın sayesinde sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi. Ey babamız günahlarımızın bağışlamasını dile , biz kesinlikle yanlış yapanlardan idik dediler. İleride sizin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim kesinlikle O, bağışlayan ve esirgeyendir dedi. Yusuf'un yanına girdiklerinde ana ve babasını / ebeveynini kucakladı / ağırladı , Allah’ın istemesi sayesinde güven içinde / emin olarak Mısır’a girin dedi , ebeveynini tahtına çıkardı ve onun için O’na / Allah’a secdeye kapandılar ve ey babacığım dedi bu önceden gördüğüm rüyamın ne şekilde sonuçlandığını gösteriyor kesinlikle Rabbim onu gerçekledi / gerçekleştirdi ve kesinlikle hapishaneden çıkardığı zaman da bana güzellikte bulundu (Kardeşlerinin yanında kuyu olayını hatırlatmadı) Şeytanın benimle kardeşlerimin aramızı bozmasının ardından da sizi çölden alıp getirdi, Rabbim kesinlikle dilediğine nazik davranır / latiftir, muhakkak ki O bilendir / alimdir ve yargıçtır / h âkimdir. Rabbim gerçekten bana mülkünden verdin ve bana olayların / hadiselerin ne şekilde sonuçlanacağını öğrettin , gökleri ve yeri yaratan sen benim dünyada ve ahirette dostumsun / velimsin, beni teslim olmuş olarak / Müslüman olarak vefat ettir ve beni salihlere kat / ilhak et.

Rowwad Tercüme Merkezi

Yûsuf, onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra bir münâdi: “Ey kafile (durun)! Siz gerçekten hırsızlık yaptınız.” diye bağırdı.

Süleyman Ateş

Onların yüklerini hazırlatırken su tasını (öz) kardeşinin yükünün içine koydu. (Kervan hareket ettikten) sonra bir ünleyici şöyle seslendi: "Ey kervan, siz hırsızlarsınız!"

Süleymaniye Vakfı

Yusuf, onların yol hazırlıklarını yaptırdığında su tasını kardeşinin yükünün içine koydu. Daha sonra bir tellal yüksek sesle: "Ey kervancılar! Siz, hırsızsınız hırsız!" diye bağırdı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onların mallarını yüklettikten sonra su tasını öz kardeşinin yükü arasına koydu. Daha sonra bir tellal yüksek sesle bağırdı: "Kervancılar! Siz hırsızsınız."

Şaban Britch

Yusuf onların yüklerini yükletirken, bir su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra bir çağırıcı: Ey kafile, siz hırsızsınız! diye bağırdı.

Şaban Piriş

Yusuf onların yüklerini yükletirken, bir su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra bir çağırıcı: -Ey kafile, siz hırsızsınız! diye bağırdı.

Yaşar Nuri Öztürk

Yusuf, kardeşlerinin yüklerini hazırlatırken su kabını öz kardeşinin yükü içine koydu. Sonra bir ünleyici şöyle haykırdı: "Ey kafile, siz herhalde hırsızlık ettiniz!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

When he was supplying them with their requirement of corn, the attendants, who were instructed earlier, put the king's cup in his brother Benjamin's saddle-bag. As all of them started to journey homeward, an announcer declared larceny; he said: "O you travellers, you are thieves."

Abdul Haleem

and, once he had given them their provisions, he placed the drinking-cup in his brother’s pack. A man called out, ‘People of the caravan! You are thieves!’

Abdullah Yusuf Ali

At length when he had furnished them forth with provisions (suitable) for them, he put the drinking cup into his brother's saddle-bag. Then shouted out a crier: "O ye (in) the caravan! behold! ye are thieves, without doubt!"

Abul A'la Maududi

Then, while Joseph was having their provisions loaded, he put his drinking-cup in his brother's saddlebag. dipnot 1 And then a herald cried: "Travellers, you are thieves." dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    In all probability, Prophet Joseph put the cup in his brother’s pack with his knowledge and consent, as may be inferred from the preceding verse. Obviously, Prophet Joseph desired to free his brother from the oppression of the cruel step brothers and he himself was reluctant to go back with them. But this could not be done directly and openly without disclosing his own identity, which was not then expedient under the circumstances. Therefore both the brothers might have thought out this plan, though this would have put the younger brother in an embarrassing situation for the time being because of his involvement in a case of theft. But they had adopted this plan because afterwards both the brothers could clear it easily by disclosing the real matter.
  2. metne dön, dipnot 2
    There is nothing in this verse nor in the succeeding verses to show that Prophet Joseph took his servants in his confidence in regard to this matter, and instructed them to bring a false accusation against the travelers. The simple explanation of the incident may be this. The cup might have been quietly and secretly put in the pack. Afterwards when the servants did not find it, they might have come to the inevitable conclusion that it must have been stolen by the travelers who were staying there.

Aisha Bewley

Then when he had supplied them with their needs, he put the goblet in his brother’s bag. A herald called out, ‘Caravan! You are thieves!’

Al-Hilali & Khan

So when he had furnished them forth with their provisions, he put the (golden) bowl in his brother’s bag. Then a crier cried: "O you (in) the caravan! Surely, you are thieves!"

Ali Quli Qarai

When he had furnished them with their provision, he put the drinking-cup into his brother’s saddlebag. Then a herald shouted: ‘O [men of the] caravan! You are indeed thieves!’

Amatul Rahman Omar

When he had provided them with their provision (to set on a return journey), someone put a drinking cup in the saddle-bag of his brother (Benjamin). Then (it so happened that) a crier called, `O (men of) the caravan carrying the corn, you are most surely thieves.'

Arthur John Arberry

Then, when he had equipped them with their equipment, he put his drinking-cup into the saddlebag of his brother. Then a herald proclaimed, 'Ho, cameleers, you are robbers!'

Bijan Moeinian

When Joseph provided them with their provision, he slid his cup inside his brother’s bag. Then one of his workers accused them of the theft.

E. Henry Palmer

And when he had equipped them with their equipment he placed the drinking cup in his brother's pack; then a crier cried out, 'O ye caravan! verily, ye are thieves!'

Edip-Layth

When he furnished them with their provisions, he placed the measuring bowl in his brother's bag. Then a caller cried out: "O you in the caravan, you are thieves!"

George Sale

And when he had furnished them with their provisions, he put his cup in his brother Benjamin's sack. Then a cryer cried after them saying, O company of travellers, ye are surely thieves.

Hamid S. Aziz

And when they entered into the presence of Joseph, he took his brother to stay with him, and said, "Verily, I, even I, am your brother, so sorrow not for their doings (past, present and future). "

Mahmoud Ghali

Then as soon as he equipped them with their equipment, he placed (Literally: made) the drinking- cup in the saddlebag of his brother. Thereafter a crier announced, (Literally: an announcer announced) "O you (of) the caravan, surely you are indeed thieves!."

Marmaduke Pickthall

And when he provided them with their provision, he put the drinking-cup in his brother's saddlebag, and then a crier cried: O camel-riders! Lo! ye are surely thieves!

Mohamed Ahmed - Samira

When he had given them their provisions he put his goblet in his brother's saddle-bag. Then a crier announced: "O men of the caravan, you are thieves."

Muhammad Asad

And [later, ] when he had provided them with their provisions, he placed the [King's] drinking-cup in his brother's camel-pack. And [as they were leaving the city,] a herald called out: "O you people of the caravan! Verily, you are thieves!

Mustafa Khattab

When Joseph had provided them with supplies, he slipped the royal cup into his brother’s bag. Then a herald cried, "O people of the caravan! You must be thieves!"

Progressive Muslims

So when he furnished them with their provisions, he placed the measuring bowl in his brothers bag, then a caller cried out: "O you in the caravan, you are thieves!"

Rashad Khalifa

When he provided them with their provisions, he placed the drinking cup in his brother's bag, then an announcer announced: "The owners of this caravan are thieves."

Sahih International

So when he had furnished them with their supplies, he put the [gold measuring] bowl into the bag of his brother. Then an announcer called out, "O caravan, indeed you are thieves."

Sam Gerrans

And when he had furnished them with their provisions, he put the drinking-cup into the saddlebag of his brother. Then a crier cried: “O you of the caravan: you are thieves!”

Shabbir Ahmed

As the camels were loading, one of the brothers hid the drinking-cup in Benjamin's saddlebag (12:77), (12:83), (12:89). Then a caller cried, "O Camel-riders! You are thieves!" (The Qur'an here corrects the statement in Genesis that it was Joseph who placed the cup in their pack).

Syed Vickar Ahamed

At the end, after he gave them the provisions (suitable) for them, he put the drinking cup into his brother’s saddle-bag. Then (one of) the announcers shouted: "O you (in) the Caravan! Surely! Without doubt, you are thieves!"

Taqi Usmani

Later, when he equipped them with their provisions, he placed the bowl in the camel-pack of his brother. Then, an announcer shouted out, "O people of the caravan, you are thieves."

The Monotheist Group

So when he furnished them with their provisions, he placed the measuring bowl in the saddlebag of his brother, then a caller cried out: "O you in the caravan, you are thieves!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 70. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 70. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 70. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩