Diyanet İşleri
Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları, "Bana bunak demezseniz, şüphesiz ben Yusuf'un kokusunu alıyorum" dedi.
Yûsuf suresi
Yûsuf suresi, 94. ayet. وَلَمَّا فَصَلَتِ ٱلْعِيرُ قَالَ أَبُوهُمْ إِنِّى لَأَجِدُ رِيحَ يُوسُفَ لَوْلَآ أَن تُفَنِّدُونِ
velemmâ feṣaleti-l`îru ḳâle ebûhüm innî leecidü rîḥa yûsüfe levlâ en tüfennidûn.
Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları, "Bana bunak demezseniz, şüphesiz ben Yusuf'un kokusunu alıyorum" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Tanışma ve gömleğin götürülüşü Yûsuf 88–98 3
Dediler ki: "Allah'a andolsun, gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. Gerçekten biz suç işlemiştik."
Yusuf dedi ki: "Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.
Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki, gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin" dedi.
Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları, "Bana bunak demezseniz, şüphesiz ben Yusuf'un kokusunu alıyorum" dedi.
Onlar da, "Allah'a yemin ederiz ki sen hala eski şaşkınlığındasın" dediler.
Müjdeci gelip gömleği Yakub'un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. Yakub, "Ben size, Allah tarafından, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?" dedi.
Oğulları, "Ey babamız! Allah'tan suçlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten suçlu idik" dediler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
94. “Kafile” Mısır topraklarından “ayrılınca” ve Filistin topraklarına doğru yola koyulunca Yakub gömleğin kokusunu alarak “dedi ki: Bana bunak demeyecekseniz” benimle alay etmeyecek ve benim bu sözlerimin şuursuzca söylendiğini söylemeyecekseniz “inanın ki Yusuf’un kokusunu alıyorum.” Çünkü Yakub çevresindekilerin bu sözü söylemesini gerektirecek derecede hayret ettiklerini tespit etmişti. Nitekim onlar hakkındaki kanaati gibi de oldu ve onlar şöyle dediler:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kafile Mısır'dan yola çıkıp şehirden ayrılınca, Yakup -aleyhisselam- çocuklarına ve etrafındakilere dedi ki: "Beni cahillikle suçlamayacak ve bu adam ne dediğini bilmeyen bir bunak demeyecekseniz inanın ki, ben Yusuf'un kokusunu alıyorum."
Aynı kıssa: Hz. Ya'kūb · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: وجد (107 geçiş)
Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. "Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri…
Aynı kök: عير (3 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
Yusuf, onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: "Ey kervancılar! Siz hırsızsınız."
Aynı kök: عير (3 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
"Bulunduğumuz kent halkına ve aralarında olduğumuz kervana da sor. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz."
Aynı kıssa: Hz. Ya'kūb · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: روح (57 geçiş)
"Ey oğullarım! Gidin Yusuf'u ve kardeşini araştırın. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden…
Aynı kıssa: Hz. Ya'kūb · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: ابو (117 geçiş)
Hani Yusuf, babasına "Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı" demişti.
Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş)
Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy sopları olsalar bile, Allah'a ve peygamberine…
Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: فصل (43 geçiş)
Andolsun ki, onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. Kur'an, uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden,…
Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: وجد (107 geçiş)
Onlar da: "Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız" dediler.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kafile (Mısır'dan) ayrılınca, babaları (yanındakilere): "Bana bunamış demezseniz ben Yusuf'un kokusunu alıyorum!" demişti.
Derken, kervan yola koyulduğunda babaları dedi ki: "İnanın ki ben Yusuf'un kokusunu alıyorum; umarım beni bunak yerine koymazsınız."
(Yakub'un oğullarına ait olan) kervan yola koyulduğu sıralarda babaları (yanında bulunan kimselere): "Bunak olduğuma yormazsanız (derim ki) Yusuf'un kokusunu alıyorum!"
Ne zaman ki kervan (Yusuf'un şehrinden) ayrıldı, (yurtlarındaki) babaları şöyle dedi: "Eğer bana yaşlandı; ne dediğinin farkında değil demezseniz (bilin ki), kesinlikle ben Yusuf'un kokusunu (dalgasını) alıyorum. "
Kafile (Mısır'dan) ayrılmaya başladığı zaman, babaları dedi ki: "Eğer beni bunamış saymıyorsanız, inanın Yusuf'un kokusunu (burnumda tüter) buluyorum."
Kafile (Mısır'dan) ayrılınca, babaları (yanındakilere): Eğer bana bunamış demezseniz inanın ben Yusuf'un kokusunu alıyorum! dedi.
Kervan ayrılınca, babaları şöyle dedi: "Benim için ‘Bunamış' demezseniz; gerçekten Yusuf'un kokusunu duyuyorum!"
Kafile Mısır'dan ayrılınca, babaları yanındakilere,"Eğer bana bunamış demezseniz, inanın ben Yusuf'un kokusunu alıyorum" dedi.
Kervan ayrılınca, babaları, "Beni bunamış saymayın, Yusuf'un kokusunu işitiyorum" dedi.
Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları, 'Beni bunamış saymayın, Yusuf'un kokusunu işitiyorum,' dedi.
Ne zaman ki, bu taraftan kervan ayrıldı, öteden babaları dedi ki: "Doğrusu ben bana bunaklık yakıştırmasına kalkmazsanız gerçekten Yusuf'un kokusunu duyuyorum, eğer bunak demezseniz!"
Vakta ki beriden karban ayrıldı, öteden babaları doğrusu, dedi: ben cidden Yusüfün kokusunu duyuyorum, bana bunaklık isnadına kalkışmasanız
Kafile ayrıldığında babaları: "Eğer bunamış demezseniz, doğrusu ben gerçekten Yusuf'un kokusunu hissediyorum." dedi.
Kafile ayrıldığında babaları: "Eğer bunamış demezseniz, doğrusu ben gerçekten Yusuf'un kokusunu hissediyorum." dedi.
Kafile ayrıldığında babaları: "Eğer bunamış demezseniz, doğrusu ben gerçekten Yusuf'un kokusunu duyuyorum." dedi.
Kafile (Mısır'dan) ayrılmaya başladığı zaman, babaları dedi ki: "Eğer beni bunamış saymıyorsanız, inanın Yusuf'un kokusunu (burnumda tüter) buluyorum."
Vaktaki kaafile (Mısırdan) ayrıldı, (öteden) babaları (Ya'kub)i dedi ki: "Bana bunak demezseniz, inanın ki, (şimdi) Yuusufun kokusunu duyuyorum"!
Kafile ayrılınca babaları dedi ki: Bana bunak demezseniz; inan olsun ki, Yusuf'un kokusunu duyuyorum.
Kafile (Mısır’dan) ayrılınca babaları (etrafındakilere) dedi ki: "Bana bunak demeyecekseniz, inanın ki Yûsuf’un kokusunu alıyorum."
Kervan (Mısır'dan) ayrıl(ıp yola koyul)unca, babaları, (yanında bulunanlara): "Eğer bana bunak demezseniz, ben Yusuf'un kokusunu alıyorum." dedi.
Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları (Yakup) dedi ki: "Ben gerçekten Yusuf'un kokusunu alıyorum. Umarım bana bunak demezsiniz!"
Kervan oradan ayrılınca Yakup dedi ki "Ben gerçekten Yusuf'un kokusunu alıyorum. Keşke beni bunak saymasanız."
Kafile yola çıktığında, babaları: Doğrusu ben Yusuf’un kokusunu alıyorum, dedi. (Bundan dolayı) beni de bunak sanmayın
Kafile, yola çıktığında, babaları: -Doğrusu ben Yusuf'un kokusunu alıyorum; ne olur beni bunak zannetmeyin, dedi.
Kervan oradan ayrılınca, öte yandan babaları şöyle seslendi: "Yemin olsun, ben Yusuf'un kokusunu duyuyorum. Umarım bana bunaklık isnat etmezsiniz."
When the caravan was on its way homeward, Ya'qab, inspirited with the divine prerogative of intuition, had a presentiment of the event that was about to happen. He said: "I do perceive Yusuf's scent in the wind, albeit you people might think I have lost my mind."
Later, when the caravan departed, their father said, ‘You may think I am senile but I can smell Joseph,’
When the caravan left (Egypt), their father said: "I do indeed scent the presence of Joseph: Nay, think me not a dotard."
And as the caravan set out (from Egypt), their father said (in Canaan): "Indeed I smell the fragrance of Joseph. dipnot 1 I say so although you may think that I am doting."
And when the caravan went on its way, their father said, ‘I can smell Yusuf’s scent! You probably think I have become senile. ’
And when the caravan departed, their father said: "I do indeed feel the smell of Yûsuf (Joseph), if only you think me not a dotard (a person who has weakness of mind because of old age)."
As the caravan set off, their father said, ‘I sense the scent of Joseph, if you will not consider me a dotard. ’
So when the caravan with the corn departed (from Egypt) their father said (in Kin`ân), `If you do not pronounce my judgment to be weak and unsound (let me tell you that) I do scent the power of Joseph. '
So, when the caravan set forth, their father said, 'Surely I perceive Joseph's scent, unless you think me doting. '
When their caravan left Egypt, their father said to his folk: "I can sense the smell of Joseph; do not call me names (such as senile, crazy, etc. )"
And when the caravan departed, their father said, 'Verily, I find the smell of Joseph, unless ye think I dote!'
When the caravan departed, their father said, "I do indeed feel the scent of Joseph, except that you may think me senile."
And when the company of travellers was departed from Egypt on their journey towards Canaan, their father said unto those who were about him, verily I perceive the smell of Joseph: Although ye think that I dote.
Take this my shirt, and lay it over the face of my father, he will become able to see; and come to me with all your family. "
And as soon as the caravan departed, their father said, "Surely I indeed find Yûsuf's scent, (Or: breath) unless you think me doting. "
When the caravan departed their father had said: Truly I am conscious of the breath of Joseph, though ye call me dotard.
The caravan departed (from Egypt) and Jacob said (at home): "Say not that I am in my dotage, but I get the smell of Joseph. "
AND AS SOON as the caravan [with which Jacob's sons were travelling] was on its way, their father said [to the people around him]: "Behold, were it not that you might consider me a dotard, [I would say that] I truly feel the breath of Joseph [in the air]!"
When the caravan departed ˹from Egypt˺, their father said ˹to those around him˺, "You may think I am senile, but I certainly sense the smell of Joseph."
And when the caravan departed, their father said: "I do indeed feel the scent of Joseph, except that you may think me senile. "
Even before the caravan arrived, their father said, "I can sense the smell of Joseph. Will someone enlighten me?"
And when the caravan departed [from Egypt], their father said, "Indeed, I find the smell of Joseph [and would say that he was alive] if you did not think me weakened in mind. "
And when the caravan departed, their father said: “I perceive the scent of Joseph–– had you not thought me weak in mind.”
As soon as the caravan departed from Egypt, their father (Jacob) began telling his neighbors in Canaan about the Revelation that his son Joseph was in a position of high authority. "I do indeed scent the presence of Joseph even though you may call me senile."
And when the caravan left (Egypt to come to Jacob), their father said: "I truly scent the presence of Yusuf (Joseph): Do not think me as a feeble (old man). "
And when the caravan set out (from Egypt), their father (Ya‘qūb) said (in Canaan), "I sense the fragrance of Yūsuf, if you do not take me to be senile."
Andwhen the caravan departed, their father said: "I do indeed feel the scent of Joseph, except that you may think me senile."