Yûsuf suresi

Yûsuf suresi, 79. ayet

Yûsuf suresi, 79. ayet. قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِ أَن نَّأْخُذَ إِلَّا مَن وَجَدْنَا مَتَٰعَنَا عِندَهُۥٓ إِنَّآ إِذًا لَّظَٰلِمُونَ

ḳâle me`âẕe-llâhi en ne'ḫuẕe illâ mev vecednâ metâ`anâ `indehû innâ iẕel leżâlimûn.

Diyanet İşleri

Yusuf, "Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah'a sığınırız. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûsuf 76–82 · surenin 79. ayeti / 111

Konu Su kabı ve hırsızlık iddiası Yûsuf 69–79 3

  1. Yûsuf 76

    Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yusuf'a böyle bir plan öğrettik. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Ancak Allah'ın dilemesi başka. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.

  2. Yûsuf 77

    Dediler ki: "Eğer o çalmışsa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı." Yusuf, bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. İçinden, "Siz kötü bir durumdasınız; anlattığınızı Allah çok daha iyi biliyor" dedi.

  3. Yûsuf 78

    Onlar, Yusuf'a: "Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz" dediler.

  4. 79

    Yusuf, "Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah'a sığınırız. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz" dedi.

  5. Yûsuf 80

    Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: "Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha önce de Yusuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır."

  6. Yûsuf 81

    "Siz babanıza dönün ve deyin ki: "Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik."

  7. Yûsuf 82

    "Bulunduğumuz kent halkına ve aralarında olduğumuz kervana da sor. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

79. Yusuf dedi ki: “Eşyamızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını alıkoymaktan Allah’a sığınırız.” Çünkü şâyet bizler suçsuz bir kimseyi eşyamızı yanında bulduğumuz kimsenin suçu karşılığında alıkoyacak olursak “o takdirde biz” hakka aykırı bir şekilde cezalandırmada bulunacağımızdan “elbette zalimlerden oluruz.” Burada Yusuf’un “eşyamızı yanında bulduğumuz kimse” tabirini kullanıp da “hırsızlık yapan kimse” şeklinde bir ifade kullanmaması, yalan söylemekten kaçınmak içindir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yusuf -aleyhisselam- dedi ki: "Zalimin suçundan dolayı suçsuz bir kimseye zulmetmekten Allah'a sığınırız. Hükümdarın kabını yükünün arasında bulduğumuz kimseden başkasını alıkoyarsak, işte biz o zaman suçluyu bırakıp suçsuz kişiyi cezalandırarak zalimlerden oluruz."

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale dedi kök: قول
  2. مَعَاذَ meaaze sığınırız kök: عوذ
  3. ٱللَّهِ llahi Allah'a kök: اله
  4. أَن en
  5. نَّأْخُذَ ne'huze almaktan kök: اخذ
  6. إِلَّا illa başkasını
  7. مَن men kimseden
  8. وَجَدْنَا vecedna bulduğumuz kök: وجد
  9. مَتَـٰعَنَا metaana eşyamızı kök: متع
  10. عِندَهُۥٓ indehu yanında kök: عند
  11. إِنَّآ inna yoksa biz
  12. إِذًۭا izen o zaman
  13. لَّظَـٰلِمُونَ lezalimune zulmedenler (oluruz) kök: ظلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: متع (70 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. "Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri…

  • Aynı kök: عوذ (17 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek, "Haydi gelsene!" dedi. O ise,…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: متع (70 geçiş)

    "Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. Yusuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Onlar da: "Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız" dediler.

  • Aynı kök: متع (70 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…

  • Aynı kök: عوذ (17 geçiş)

    Hani Musa kavmine, "Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar da, "Sen bizimle eğleniyor musun?" demişlerdi. Musa, "Kendini bilmez…

  • Aynı kök: عوذ (17 geçiş)

    Onu doğurunca, "Rabbim!" dedi, "Onu kız doğurdum." -Oysa Allah, onun ne doğurduğunu daha iyi bilir- "Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını…

  • Aynı kök: متع (70 geçiş)

    Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Yusuf) şöyle demişti: "Eşyamızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını alıkoymaktan Allah'a sığınırız; doğrusu o takdirde biz zalimler oluruz!"

Mustafa İslamoğlu

"Malımızı kendi yanında bulduğumuz kimse dururken, bir başkasını alıkoymaktan Allah'a sığınırız!" dedi, "Çünkü o zaman biz de zalimlerden oluruz."

Muhammed Esed

"Yitiğimizi yanında bulduğumuz kişiden başkasını alıkoymaktan Allah'a sığınırız; çünkü o zaman, şüphesiz, zalimlerden olurduk!" diye cevap verdi.

Ahmed Hulusi

(Yusuf) dedi ki: "Eşyamızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını almaktan Allah'a sığınırız. . . Doğrusu o takdirde zalimler oluruz. "

Ali Bulaç

Dedi ki: "Eşyamızı kendisinde bulduğumuzun dışında, birisini alıkoymamızdan Allah'a sığınırız. Yoksa bu durumda kuşkusuz biz zalim oluruz."

Ali Özek ve heyeti

Dedi ki: Eşyamızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını yakalamaktan Allah'a sığınırız, o takdirde biz gerçekten zalimler oluruz!

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "Eşyamızı yanında bulduğumuz kişiden başkasını alıkoymaktan, Allah'a sığınırız. Böyle yaparsak, kesinlikle haksızlık yapanlar arasında oluruz!"

Bayraktar Bayraklı

Yusuf,"Allah korusun! Biz malımızı kimde bulmuşsak, ancak onu alıkoyarız. Yoksa haksızlık etmiş oluruz" dedi.

Edip Yüksel

Dedi ki: "Yanında eşyamızı bulduğumuz kimseden başkasını alıkoymaktan ALLAH'a sığınırız, o zaman biz zalimlerden oluruz."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dedi ki: 'Yanında eşyamızı bulduğumuz kimseden başkasını alıkoymaktan ALLAH'a sığınırız, o zaman biz zalimlerden oluruz.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dedi ki: "Allah saklasın, eşyamızı yanında bulduğumuz kişiden başkasını tutmamızdan Allah korusun! Çünkü biz o takdirde zulmetmiş oluruz."

Elmalılı Hamdi Yazır

Allah, saklasın, dedi: metaımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmamızdan, çünkü biz o takdirde zulmetmiş oluruz.

Erhan Aktaş

"Eşyamızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını alıkoymaktan Allah'a sığınırız. Yoksa haksızlık etmiş oluruz." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Eşyamızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını alıkoymaktan Allah'a sığınırız. Yoksa haksızlık etmiş oluruz." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Eşyamızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını alıkoymaktan Allah'a sığınırız. Yoksa haksızlık etmiş oluruz." dedi.

Gültekin Onan

Dedi ki: "Eşyamızı kendisinde bulduğumuzun dışında, birisini alıkoymamızdan Tanrı'ya sığınırız. Yoksa bu durumda kuşkusuz biz zalim oluruz."

Hasan Basri Çantay

"Eşyamızı nezdinizde bulduğumuz kimseden başkasını yakalamamızdan Allaha sığınırız. Çünkü o takdirde biz elbette zaalimler (deniz demekdir)" dedi.

İbni Kesir

Dedi ki: Eşyamızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını yakalamaktan Allah'a sığınırız. Çünkü biz, o zaman zalimlerden oluruz.

Mehmet Alagaş

(58-87) Yusuf’un kardeşleri geldiler ve içeri girdiler , (Yusuf) onları tanıdı, onlar ise onu tanıyamadılar, hazırlayacaklarını hazırladıklarında, bana babanız bir olan diğer kardeşinizi de getirin dedi. Dikkat edin görüyorsunuz ki ben ölçüyü tam yerine getiriyorum ve ben iyi bir konukseverim, Onu bana getirmezseniz benim yanımda size ölçü falan yok, yanıma yaklaşmayın. O konuda babasını ikna etmeye çalışırız bunu kesinlikle yapacağız dediler. (Yusuf) genç çalışanların a, sermayelerini yüklerinin içine koy un, belki yakın çevrelerine döndüklerinde fark ederler de böyle ce de geri dönerler dedi. Babalarına geri döndüklerinde dediler ki ey babamız bizden ölçü yasaklandı bizimle beraber kardeşimizi gönder zahire alalım biz kesinlikle onu koruruz. Dedi ki Önceden kardeşi için güvendiğim gibi Onun için de size güvenebilir miyim? Her neyse Allah en hayırlı koruyucudur ve esirgeyenlerin en esirgeyicisidir. Getirdikleri eşyalarını açtıklarında sermayelerini kendilerine geri iade edilmiş olarak buldular, ey babamız ne ortaya çıktı! bu bizim geri iade edilmiş sermayemiz, yakın çevremize erzak getiririz , kardeşimizi de koruruz dediler , bir d eve ölçüsünde fazla alabiliriz bu aldığımız az bir ölçüydü. Allahtan, geri onu bana getireceğinize dair sağlam ve de sizleri bağlayıcı bir söz bana verdiğiniz sürece O’nu asla sizle göndermem dedi. Ona sağlam bir söz verdiklerinde O da Allah ne söylediğinize vekildir dedi . Ey oğullarım tek bir kapıdan girmeyin farklı farklı kapılardan içeri girin, Allah’tan bir şey olursa ben size bir fayda veremem, Yargı / hüküm sadece Allah’a aittir, Onu vekil tayin ettim, vekalet verecekler de ona vekalet versinler dedi. Babalarının emir ettiği taraftan gi rmeleri Allah’tan gelecek şeyler hakkında onlara fayda vermedi, sadece Yakub’un nefsinde ki acil ihtiyacın yerine getirilmesi ni sağladı (Ona faydası oldu), muhakkak ki O, ona öğrettiklerimizin bilgisine sahipti ve lakin insanların çoğu bilmiyorlardı, Yusuf’un yanına girdiklerinde, (Yusuf) kardeşini yanına aldı. Muhakkak ki ben senin kardeşinim y aptıklarından dolayı kaygıya kapılma dedi. Hazırlayacaklarını hazırladıklarında kardeşinin yüküne su kabı koydu, ardından da çığırtkan / müezzin ilan etti ki, ey kervan kesinlikle siz hırsızsınız! Onlarda dönerek ne kaybınız var ki dediler. Melik’in su kabını kaybettik, o nu kim getirirse kervan yükü ödül var, ben de buna kefilim / zaimim dedi, Allah’a yemin olsun, sizde biliyorsunuz, bizler arzda bozgunculuk etmek için gelmedik, biz hırsız da değiliz, eğer ki yalan söylüyor iseniz sizde bunun cezası nedir diye sordular, (Kervandakiler) dediler ki bizde onun cezası kimin yükünde bulunduysa, o kişi, onun karşılığıdır, zalimleri böyle cezalandırırız. Kardeşinin eşyalarından önce diğerlerinin eşyalarına baktılar, ardından kardeşinin eşyaları arasından onu / su kabını çıkardılar, Yusuf için böyle yaptık, Melik’in kurallarında kardeşini tutup almak yoktu, (Ama Yusuf’un kardeşlerinin kabilesinde vardı) Allah’ın istemesi hariç , biz istediğimizin derecesini yükseltiriz, her alimin ilminin üzerinde olan biri vardır. Eğer o çalmış ise kesin olan şu ki onun kardeşi de önceden çalmıştı dediler, Yusuf bunu kendinde tuttu (Bu lafa içerledi ama bir şey demedi) bunu onlara açıklamadı, dedi ki sizler ne fena bir mevkidesiniz Allah vasıflandırdıklarınızı / betimleyerek anlattıklarınızı en iyi bilendir dedi. Ey aziz! çok yaşlı bir babası var yerine bizden birini al, seni güzel davranan biri olarak görüyoruz dediler. Allah’a sığınırım, kimin eşyalarının yanında bulundu ise sadece onu alabiliriz , kesinlikle o zaman zalimlerden oluruz dedi. Ondan üm itleri kesilince bir kenarda fısıldaştılar , onların büyük olanı, babanızın sizden Allah adına söz aldığını ve önceden de Yusuf’a yaptığınız aşırılığı / ifratı bilmiyor musunuz? Ben babamdan bir izin yahut Allahtan bir yargı / bir hüküm gelinceye kadar bu yeri bırakıp ta gitmem, O en hayırlı hüküm vericidir dedi, siz babanıza geri dönün ve deyin ki ey babacığımız oğlun hırsızlık etti, sadece bildiğimize şahitlik ediyoruz, bilemediğimize / gaybe bekçi / muhafız değiliz, içinde olduğumuz memlekete de beraber geri döndüğümüz kervana da sorabilirsin, kesinlikle biz doğru söyleyenleriz. Dedi ki sizi bu işe nefisleriniz sürüklemiş / nefisleriniz ayartmış, şimdi güzel bir sabır, belki de Allah onların hepsini bana birlikte getirir (Sadece ikisini demedi tüm kardeşleri kastetti ) Kesinlikle O, alim dir, hâkimdir. (Hâkim; h üküm veren , Hikmet, hükmün gerekçesi) Onlardan yüz çevirdi ve ey benim tasam / kederim Y usuf dedi, gözlerine üzüntüden ak düştü, O öfkeliydi. Allah’a yemin olsun ki Yusuf ’u hatırlayıp duruyorsun, böyle giderse çok ağır hasta olacaksın yahut yok olacaksın / helak olacaksın dediler. Muhakkak ki kaygımı ve hüznümü Allah’a şikâyet ediyorum ve Allah sayesinde sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi. Ey oğullarım gidiniz Yusuf ve kardeşi hakkında bilgi arayın / malumat toplayın , Allah’ın esintisinden / rahmetinden ümit kesmeyin muhakkak ki Onun esintisinden / rahmetinden ancak kafirler ümidi keserler. Onun yanına girdiklerinde ey aziz dediler bize ve yakın çevremize zarar dokundu, biz önemsiz bir sermaye ile geldik bize tam ölçüsünde ver, artı bize sadaka da ver / tasadduk eyle, Allah sadaka verenlerin karşılığını verir. Dedi ki siz cahil iken Yusuf’a ve kardeşine ne yaptığınızı biliyor musunuz? Dediler ki Sen Yusuf musun ki? Ben Yusuf’um bu da kardeşim dedi, Allah bize minnet te bulundu , m uhakkak ki ondan kim sakınır ve sabred erse kesinlikle Allah, güzel davrananların ücretini zayi etmez. Dediler ki Allah ’a yemin olsun ki seni bizden üstün tutmuş ve bizler yanlış yapanlardan olmuşuz. Yusuf dedi ki, b ugün size bir kınama / ayıplama yoktur, Allah sizi bağışlar, esirgeyenlerin en merhametlisidir. Bu gömleğimle gidiniz onu babamın yüzü ile buluşturunuz görmesi gelecektir yakın çevrenizin hepsini bana getirin. Kervan ayrıldığın da babaları dedi ki bana eğer bunadı demez iseniz Yusuf’un kokusunu duyuyorum, Allah’a yemin olsun ki sen kesin hâlâ eski şaşkınl ığının içindesin dediler. Müjdeci gelince onu / gömleği yüzüyle buluşturdu görmesi geri döndü / mürted oldu. Size demedim mi? A llah’ın sayesinde sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi. Ey babamız günahlarımızın bağışlamasını dile , biz kesinlikle yanlış yapanlardan idik dediler. İleride sizin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim kesinlikle O, bağışlayan ve esirgeyendir dedi. Yusuf'un yanına girdiklerinde ana ve babasını / ebeveynini kucakladı / ağırladı , Allah’ın istemesi sayesinde güven içinde / emin olarak Mısır’a girin dedi , ebeveynini tahtına çıkardı ve onun için O’na / Allah’a secdeye kapandılar ve ey babacığım dedi bu önceden gördüğüm rüyamın ne şekilde sonuçlandığını gösteriyor kesinlikle Rabbim onu gerçekledi / gerçekleştirdi ve kesinlikle hapishaneden çıkardığı zaman da bana güzellikte bulundu (Kardeşlerinin yanında kuyu olayını hatırlatmadı) Şeytanın benimle kardeşlerimin aramızı bozmasının ardından da sizi çölden alıp getirdi, Rabbim kesinlikle dilediğine nazik davranır / latiftir, muhakkak ki O bilendir / alimdir ve yargıçtır / h âkimdir. Rabbim gerçekten bana mülkünden verdin ve bana olayların / hadiselerin ne şekilde sonuçlanacağını öğrettin , gökleri ve yeri yaratan sen benim dünyada ve ahirette dostumsun / velimsin, beni teslim olmuş olarak / Müslüman olarak vefat ettir ve beni salihlere kat / ilhak et.

Rowwad Tercüme Merkezi

Yûsuf : “Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah’a sığınırız. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz.” dedi.

Süleyman Ateş

"Eşyamızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını almaktan Allah'a sığınırız, yoksa biz zulmedenler oluruz!" dedi.

Süleymaniye Vakfı

Yusuf dedi ki: "Malımızı yanında bulduğumuz kişiden başkasını alıkoymaktan Allah'a sığınırız! Çünkü biz o zaman kesinlikle haksızlık yapmış oluruz dipnot 1 ."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah, Yusuf aleyhisselama ilham ettiği bu oyun sayesinde, Yusuf'un kardeşlerine, yaptıklarının dengi bir ceza veriyordu (Nahl 16/126). Nitekim babalarının tüm ilgi ve sevgisini kazanmak için Yusuf'u kuyuya atan kardeşleri, bu oyunun sonunda babalarının ilgisini tamamen kaybetmiş oldular. Bu olay Tevrat'ta şöyle geçer: "(Yusuf'un kardeşlerinden Yeuda dedi ki): "Hepimiz efendime köle olmaya hazırız. Hem biz hem de kadeh kimin elinde bulunduysa o." (Yusuf:) "Böyle bir şeyi yapmak bana yakışmaz!" dedi. "Kadeh kimin elinde bulunduysa sadece o benim kölem olacaktır. Diğerleriniz ise selametle babanıza çıkabilirsiniz." (Yaratılış: 44: 16-17.)

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yusuf dedi ki "Allah'a sığınırım! Malımızı kimde bulmuşsak onu alırız. Yoksa yanlış yapmış oluruz."

Şaban Britch

Allah korusun! Biz, malımızı kimde bulmuşsak ancak onu alıkoruz, yoksa zalimlerden oluruz, dedi.

Şaban Piriş

-Allah korusun! Biz, malımızı kimde bulmuşsak ancak onu alıkoruz, yoksa haksızlık etmiş oluruz, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

"Ne, dedi Yusuf, Allah korusun. Eşyamızı yükünde bulduğumuz adamdan başkasını tutamayız. Öyle birşey yaparsak zalimlerden oluruz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Allah forbid", said Yusuf, "that we should take to our custody but him with whom we found our personal property or else we will be wrongful of actions. "

Abdul Haleem

He replied, ‘God forbid that we should take anyone other than the person on whom we found our property: that would be unjust of us.’

Abdullah Yusuf Ali

He said: "Allah forbid that we take other than him with whom we found our property: indeed (if we did so), we should be acting wrongfully.

Abul A'la Maududi

Joseph said: "Allah forbid that we should seize any except him with whom we found our good. dipnot 1 Were we to do so, we would surely be one of the wrong-doers."

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The use of the words "with whom we have found our property" instead of the word thief is very significant. Prophet Joseph avoided the use of the word thief for his brother because he was not really a thief. This is called touriyah, that is, to put a cover over a reality or to hide a reality. Such a practice is allowed by the Muslim law under certain conditions and with certain limitations. It may be practiced not to gain any selfish end, but to ward off some evil or to protect and save an oppressed person from some oppressor, provided that no other course might have been left except saying something against the truth or of having a resort to a deceitful device. It is obvious that in such a case, a righteous person will not tell a blunt lie or resort to an open deceit. Instead, he will say something or do something that might not be strictly truthful or strictly right, yet at the same time is not a blunt lie, so that he might hide the reality to ward off the evil. Such a practice is lawful, legally and morally, provided that it is not practiced to gain some personal or selfish ends but to ward off a greater evil with a lesser evil. Accordingly, Prophet Joseph scrupulously fulfilled all the conditions in this case. He placed the cup in the pack of his brother with his consent, but he did not ask his servants to make a search of his pack and accuse him of theft. After this, when the servants brought the brothers before him as suspects, he quietly rose from his seat and began to make a search of their packs. Then afterwards, when the brothers requested that one of them should be taken instead of Benjamin, he answered them back in their own words that he would detain only that person in whose possession the cup was found and none else.

Aisha Bewley

He said, ‘Allah forbid that we should take anyone but him with whom our goods were found. In that case we would clearly be wrongdoers.’

Al-Hilali & Khan

He said: "Allâh forbid, that we should take anyone but him with whom we found our property. Indeed (if we did so), we should be Zâlimûn (wrong-doers)."

Ali Quli Qarai

He said, ‘God forbid that we should take anyone except him with whom we found our wares, for then we would indeed be wrongdoers. ’

Amatul Rahman Omar

He said, `God forbid that we take anyone except the one with whom we found our property, for (otherwise) we would, of course, be unjust. '

Arthur John Arberry

He said, 'God forbid that we should take any other but him in whose possession we found the goods; for if we did so, we would be evildoers. '

Bijan Moeinian

Joseph replied: "God forbid. It will be injustice to punish any one other than the thief."

E. Henry Palmer

Said he, '(I seek) refuge in God from taking any save him with whom we found our property; verily, we should then be certainly unjust. '

Edip-Layth

He said, "God forbid that we would take anyone except he whom we found our belongings with. Indeed, we would then be wrong doers."

George Sale

Joseph answered, God forbid that we should take any other than him with whom we found our goods; for then should we certainly be unjust.

Hamid S. Aziz

They said, "O exalted one (ruler, minister)! Verily, he has a father, aged and venerable (who will grieve). Take then one of us instead of him; verily, we can see that you are of those who do good."

Mahmoud Ghali

He said, " Allah be my refuge that we should take anyone except him at whom we found our belongings; (then) surely we would indeed be unjust. "

Marmaduke Pickthall

He said: Allah forbid that we should seize save him with whom we found our property; then truly we should be wrong-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

"May God forgive us, " he said, "if we hold any one but him with whom we found our property, or else we would be unjust. "

Muhammad Asad

He answered: "May God preserve us from [the sin of] detaining any other than him with whom we have found our property-for then, behold, we would indeed be evildoers!"

Mustafa Khattab

Joseph responded, "Allah forbid that we should take other than the one with whom we found our property. Otherwise, we would surely be unjust."

Progressive Muslims

He said: "God forbid that we would take anyone except he whom we found our belongings with. Indeed, we would then be wrong doers."

Rashad Khalifa

He said, "GOD forbid that we should take other than the one in whose possession we found our goods. Otherwise, we would be unjust."

Sahih International

He said, "[I seek] the refuge of Allah [to prevent] that we take except him with whom we found our possession. Indeed, we would then be unjust."

Sam Gerrans

He said: “God forbid that we take save him with whom we found our goods! Then should we be the wrongdoers.”

Shabbir Ahmed

Joseph (stressing the circumstantial evidence) answered, "God preserve us from detaining other than him with whom we have found our property. For, then we would indeed be unjust."

Syed Vickar Ahamed

He (Yusuf) said: "Allah forbid that we take other than him with whom we found our property: Truly (by that), we should be acting wrongfully. "

Taqi Usmani

He said, "We seek Allah’s refuge from keeping anyone other than him with whom we have found our thing, otherwise we shall be unjust."

The Monotheist Group

He said: "Refuge is sought with God that we would take anyone except he whom we found our belongings with. Indeed, we would then be wrong doers."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 79. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 79. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 79. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩