Yûsuf suresi

Yûsuf suresi, 83. ayet

Yûsuf suresi, 83. ayet. قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَأْتِيَنِى بِهِمْ جَمِيعًا إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ

ḳâle bel sevvelet leküm enfüsüküm emrâ. feṣabrun cemîl. `asa-llâhü ey ye'tiyenî bihim cemî`â. innehû hüve-l`alîmü-lḥakîm.

Diyanet İşleri

Yakub, "Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûsuf 80–86 · surenin 83. ayeti / 111

Konu Kardeşlerin dönüşü ve Ya'kūb'un hüznü Yûsuf 80–87 3

  1. Yûsuf 80

    Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: "Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha önce de Yusuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır."

  2. Yûsuf 81

    "Siz babanıza dönün ve deyin ki: "Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik."

  3. Yûsuf 82

    "Bulunduğumuz kent halkına ve aralarında olduğumuz kervana da sor. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz."

  4. 83

    Yakub, "Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir" dedi.

  5. Yûsuf 84

    Onlardan yüz çevirdi ve, "Vah! Yusuf'a vah!" dedi ve üzüntüden iki gözüne ak düştü. O artık acısını içinde saklıyordu.

  6. Yûsuf 85

    Oğulları, "Allah'a yemin ederiz ki, sen hala Yusuf'u anıp duruyorsun. Sonunda üzüntüden eriyip gideceksin veya helak olacaksın" dediler.

  7. Yûsuf 86

    Yakub, "Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah'a arz ederim. Ben, Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

83. Babalarının yanına dönüp ona bu haberi bildirdiklerinde babalarının kederi daha da arttı, üzüntüsü kat kat çoğaldı. Yine birincisinde de onları itham ettiği gibi bunda da onları itham etti ve “Dedi ki: Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp böyle (çirkin) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzel bir sabırdır.” Ben, bu konuda hiçbir rahatsızlık ve öfke duymadan, insanlara da şikayet etmeden güzel bir şekilde sabretmeye sığınacağım. Daha sonra da işin daha da ağırlaştığını ve sıkıntının son haddine vardığını görünce kurtuluşun gerçekleşeceği ümidiyle şöyle dedi: “Ümit ederim ki Allah, onları hep birlikte” Yusuf’u da, Bünyamin’i de Mısır’da kalan büyük kardeşlerini de “bana getirecektir. Her şeyi bilen yegane ve hikmet sahibi olan şüphesiz ki O’dur.” Benim durumumu, artık bu sıkıntımın sona ermesi için lütfuna ihtiyacımı, ihsanına olan zorunlu muhtaçlığımı bilen de O’dur, her bir şeye bir kader tayin eden ve her bir işe Rabbani hikmetinin gerektirdiği şekilde nihai bir nokta tespit eden ve hikmeti sonsuz olan da O’dur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Babaları onlara dedi ki: Onun hırsızlık yapması ile ilgili anlattığınız iş öyle değil, bilakis nefisleriniz sizi aldatıp daha önceden kardeşi Yusuf'a yaptığınızın aynısını ona yapmaya sürüklemiş. Artık bana düşen güzel bir sabırdır. Ben şikayetimi ancak Allah'a arz ediyorum. Umulur ki Allah onların hepsini; Yusufu, öz kardeşini (Bünyamin'i) ve en büyük kardeşlerini bana döndürecektir. Şüphesiz ki O Allah -Subhanehu ve Teâlâ- içinde bulunduğum hali hakkıyla bilen ve işlerimi yönetmede hikmet sahibidir.

Kelimeler

18 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale dedi kök: قول
  2. بَلْ bel herhalde
  3. سَوَّلَتْ sevvelet süsledi kök: سول
  4. لَكُمْ lekum size
  5. أَنفُسُكُمْ enfusukum nefisleriniz kök: نفس
  6. أَمْرًۭا ۖ emran bir işi kök: امر
  7. فَصَبْرٌۭ fesabrun artık sabretmek gerek kök: صبر
  8. جَمِيلٌ ۖ cemilun güzelce kök: جمل
  9. عَسَى asa belki de kök: عسي
  10. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  11. أَن en
  12. يَأْتِيَنِى ye'tieni bana getirir kök: اتي
  13. بِهِمْ bihim onların
  14. جَمِيعًا ۚ cemian hepsini kök: جمع
  15. إِنَّهُۥ innehu çünkü o
  16. هُوَ huve O
  17. ٱلْعَلِيمُ l-alimu bilendir kök: علم
  18. ٱلْحَكِيمُ l-hakimu herşeyi hikmetle yapandır kök: حكم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سول (4 geçiş) · Aynı kök: جمل (11 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Ya'kūb

    Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: "Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık…

  • Aynı kök: جمل (11 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    (Ey Muhammed!) Sen güzel bir şekilde sabret.

  • Aynı kök: جمل (11 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Onların söylediklerine sabret ve onlardan güzellikle ayrıl.

  • Aynı kıssa: Hz. Ya'kūb · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Ortak kavram: Hikmet

    "İşte Rabbin seni böylece seçecek, sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak'a nimetlerini…

  • Aynı kıssa: Hz. Ya'kūb · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Ortak kavram: Hikmet

    Sonra da, "Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah'tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Hüküm ancak…

  • Aynı kıssa: Hz. Ya'kūb · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Ortak kavram: Hikmet

    Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yusuf'a) saygı ile eğildiler. Yusuf dedi ki: "Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Kardeşleri, "Yoksa sen, sen Yusuf musun?" dediler. O da, "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim. Allah, bize iyilikte bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır…

  • Aynı kök: سول (4 geçiş)

    Samiri, şöyle dedi: "Ben onların görmediği şeyi gördüm. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi."

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Yakup onlara) şöyle demişti: "Hayır! Nefisleriniz sizi (kötü) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzelce sabretmektir. dipnot 1 Umulur ki Allah onların hepsini dipnot 2 bana getirir. Şüphesiz ki O bilendir, doğru hüküm verendir."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Yûsuf 12:18.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayette "hepsini" denmesinin nedeni kastedilenlerin "Hz. Yusuf", kardeşi "Bünyamin" ve abisi olan "şahıs"tan yani üç kişiden oluşmasıdır.

Mustafa İslamoğlu

(Olan biteni haber verdikleri babaları) "Hayır!" dedi, "tasavvurlarınız size tumturaklı bir oyun oynamış. Bundan böyle bana düşen güzel bir sabırdır; kim bilir belki de Allah hepsini birden bana kavuşturur: çünkü O, evet O'dur her şeyi bilen, her hükmünde tam isabet kaydeden."

Muhammed Esed

(Ve babalarının yanına dönüp, olup biteni o'na anlattıkları zaman Yakub;) "Yoo; yine kendi muhayyilenizdir olmayacak bir işi size olağan gösteren; (bana gelince) artık sabır en iyisidir; belki de Allah onların hepsini birden bana (geri) getirecektir; gerçek şu ki, Allah doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen, mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir!"

Ahmed Hulusi

(Babaları) dedi ki: "Hayır (öyle olduğunu sanmıyorum)! Nefsleriniz sizi (kötü) bir işe yönlendirmiş. Bana güzellikle sabretmek düşer bundan sonra. . . Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. . . Muhakkak ki O, Aliym'dir, Hakiym'dir. "

Ali Bulaç

(Şehre dönüp durumu babalarına aktarınca o:) "Hayır" dedi. "Nefsiniz sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Umulur ki Allah (pek yakın bir gelecekte) onların tümünü bana getirir. Çünkü O, bilenin, hüküm ve hikmet sahibi olanın kendisidir."

Ali Özek ve heyeti

(Babaları) dedi ki: «Hayır, nefisleriniz sizi (böyle) bir işe sürükledi. (Bana düşen) artık, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O herşeyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir.»

Ali Rıza Safa

"Hayır!" dedi; "Benlikleriniz sizi aldatarak, bir işe sürüklemiş. Bundan sonrası, güzelce dirençli olmaktır. Allah, onların tümünü bana getirir diye umut ediyorum. Kuşkusuz, O, Bilendir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir!"

Bayraktar Bayraklı

Babaları dedi ki: "Hayır, nefisleriniz sizi böyle bir işe sürükledi. Bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, bilendir; hikmet sahibidir."

Edip Yüksel

"Hayır, egonuz sizi bir işe sürüklemiş. Bana düşen artık güzelce sabretmektir. Olur ki ALLAH, bana onları topluca getirir. O, Bilendir, Bilgedir" dedi. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Büyük kardeşin diğerlerine Mısır'da verdiği öğüdü babalarının Filistin'de verdiği cevabın izlemesi çarpıcı ve ekonomik bir anlatım sanatıdır. Böylece, 81 ve 82'nci ayetlerde yer alan öğüdün tekrarlanmasından kaçınılmış veya "Filistin'e varınca büyük kardeşin verdiği öğüde göre babalarına durumu anlattılar" gibi bir ifadeye gerek görülmemiştir. Mısır'da günler önce kardeşler arasında konuşulan sözler 83. ayet ile birlikte, birden bire üç boyut (yer, zaman ve bağlam) atlayarak Filistin'deki babalarıyla yüzyüze konuşmaya dönüşüyor. * Bak 20:47-49; 26:16-18.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Hayır, egonuz sizi bir işe sürüklemiş. Bana düşen artık güzelce sabretmektir. Olur ki ALLAH, bana onları topluca getirir. O, Bilendir, Bilgedir,' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Babaları dedi ki: "Yok sizi nefsiniz aldatmış; artık (bana düşen) güzel bir sabır! Umulur ki Allah bana hepsini birden getirir. Gerçek şu ki, herşeyi bilen O'dur, her yaptığını bir hikmete göre yapan O'dur."

Elmalılı Hamdi Yazır

Yok, dedi: size nefsiniz bir emir tesvil etmiş, artık bir sabrı cemil, yakındır ki Allah bana hepsini bir getire, hakikat bu: alim o, hakim o

Erhan Aktaş

"Hayır! Nefsiniz bu işte sizi aldatmış. dipnot 1 Artık bana düşen güzelce sabretmektir. Umarım ki Allah hepsini birden bana kavuşturur. Gerçek şu ki O, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıskançlık duygunuza yenik düşmüşsünüz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Hayır! Nefsiniz bu işte sizi aldatmış. dipnot 1 Artık bana düşen güzelce sabretmektir. Umarım ki Allah hepsini birden bana kavuşturur. Gerçek şu ki O, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir."

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıskançlık duygunuza yenik düşmüşsünüz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Hayır! Nefsiniz bu işte sizi aldatmış. dipnot 1 Artık bana düşen güzelce sabretmektir. Umarım ki Allah hepsini birden bana kavuşturur. Gerçek şu ki O, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıskançlık duygunuza yenik düşmüşsünüz.

Gültekin Onan

(Şehre dönüp durumu babalarına aktarınca o:) "Hayır" dedi. "Nefsiniz sizi yanıltıp (böyle) bir buyrultuya sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Umulur ki Tanrı [pek yakın bir gelecekte] onların tümünü bana getirir. Çünkü O, bilenin, hüküm ve hikmet sahibi olanın kendisidir."

Hasan Basri Çantay

(Geldiler, aynı sözü söylediler. Bunun üzerine Ya'kub) dedi ki: "Hayır, sizi nefisleriniz aldatıb (böyle büyük) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzel bir sabırdır. Allahın, onların hepsini birden bana getirmesi yakın bir ümiddir. Hakıykat şudur ki: Her şey'i bilen, yegane hüküm (ve hikmet) saahibi olan Odur".

İbni Kesir

Ya'kub dedi ki: Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp bir işe sürüklemiş. Artık bana sabır gerekir. Umulur ki Allah, onların hepsini birden bana getirecektir. Muhakkak ki Alim, Hakim O'dur O.

Mehmet Alagaş

(58-87) Yusuf’un kardeşleri geldiler ve içeri girdiler , (Yusuf) onları tanıdı, onlar ise onu tanıyamadılar, hazırlayacaklarını hazırladıklarında, bana babanız bir olan diğer kardeşinizi de getirin dedi. Dikkat edin görüyorsunuz ki ben ölçüyü tam yerine getiriyorum ve ben iyi bir konukseverim, Onu bana getirmezseniz benim yanımda size ölçü falan yok, yanıma yaklaşmayın. O konuda babasını ikna etmeye çalışırız bunu kesinlikle yapacağız dediler. (Yusuf) genç çalışanların a, sermayelerini yüklerinin içine koy un, belki yakın çevrelerine döndüklerinde fark ederler de böyle ce de geri dönerler dedi. Babalarına geri döndüklerinde dediler ki ey babamız bizden ölçü yasaklandı bizimle beraber kardeşimizi gönder zahire alalım biz kesinlikle onu koruruz. Dedi ki Önceden kardeşi için güvendiğim gibi Onun için de size güvenebilir miyim? Her neyse Allah en hayırlı koruyucudur ve esirgeyenlerin en esirgeyicisidir. Getirdikleri eşyalarını açtıklarında sermayelerini kendilerine geri iade edilmiş olarak buldular, ey babamız ne ortaya çıktı! bu bizim geri iade edilmiş sermayemiz, yakın çevremize erzak getiririz , kardeşimizi de koruruz dediler , bir d eve ölçüsünde fazla alabiliriz bu aldığımız az bir ölçüydü. Allahtan, geri onu bana getireceğinize dair sağlam ve de sizleri bağlayıcı bir söz bana verdiğiniz sürece O’nu asla sizle göndermem dedi. Ona sağlam bir söz verdiklerinde O da Allah ne söylediğinize vekildir dedi . Ey oğullarım tek bir kapıdan girmeyin farklı farklı kapılardan içeri girin, Allah’tan bir şey olursa ben size bir fayda veremem, Yargı / hüküm sadece Allah’a aittir, Onu vekil tayin ettim, vekalet verecekler de ona vekalet versinler dedi. Babalarının emir ettiği taraftan gi rmeleri Allah’tan gelecek şeyler hakkında onlara fayda vermedi, sadece Yakub’un nefsinde ki acil ihtiyacın yerine getirilmesi ni sağladı (Ona faydası oldu), muhakkak ki O, ona öğrettiklerimizin bilgisine sahipti ve lakin insanların çoğu bilmiyorlardı, Yusuf’un yanına girdiklerinde, (Yusuf) kardeşini yanına aldı. Muhakkak ki ben senin kardeşinim y aptıklarından dolayı kaygıya kapılma dedi. Hazırlayacaklarını hazırladıklarında kardeşinin yüküne su kabı koydu, ardından da çığırtkan / müezzin ilan etti ki, ey kervan kesinlikle siz hırsızsınız! Onlarda dönerek ne kaybınız var ki dediler. Melik’in su kabını kaybettik, o nu kim getirirse kervan yükü ödül var, ben de buna kefilim / zaimim dedi, Allah’a yemin olsun, sizde biliyorsunuz, bizler arzda bozgunculuk etmek için gelmedik, biz hırsız da değiliz, eğer ki yalan söylüyor iseniz sizde bunun cezası nedir diye sordular, (Kervandakiler) dediler ki bizde onun cezası kimin yükünde bulunduysa, o kişi, onun karşılığıdır, zalimleri böyle cezalandırırız. Kardeşinin eşyalarından önce diğerlerinin eşyalarına baktılar, ardından kardeşinin eşyaları arasından onu / su kabını çıkardılar, Yusuf için böyle yaptık, Melik’in kurallarında kardeşini tutup almak yoktu, (Ama Yusuf’un kardeşlerinin kabilesinde vardı) Allah’ın istemesi hariç , biz istediğimizin derecesini yükseltiriz, her alimin ilminin üzerinde olan biri vardır. Eğer o çalmış ise kesin olan şu ki onun kardeşi de önceden çalmıştı dediler, Yusuf bunu kendinde tuttu (Bu lafa içerledi ama bir şey demedi) bunu onlara açıklamadı, dedi ki sizler ne fena bir mevkidesiniz Allah vasıflandırdıklarınızı / betimleyerek anlattıklarınızı en iyi bilendir dedi. Ey aziz! çok yaşlı bir babası var yerine bizden birini al, seni güzel davranan biri olarak görüyoruz dediler. Allah’a sığınırım, kimin eşyalarının yanında bulundu ise sadece onu alabiliriz , kesinlikle o zaman zalimlerden oluruz dedi. Ondan üm itleri kesilince bir kenarda fısıldaştılar , onların büyük olanı, babanızın sizden Allah adına söz aldığını ve önceden de Yusuf’a yaptığınız aşırılığı / ifratı bilmiyor musunuz? Ben babamdan bir izin yahut Allahtan bir yargı / bir hüküm gelinceye kadar bu yeri bırakıp ta gitmem, O en hayırlı hüküm vericidir dedi, siz babanıza geri dönün ve deyin ki ey babacığımız oğlun hırsızlık etti, sadece bildiğimize şahitlik ediyoruz, bilemediğimize / gaybe bekçi / muhafız değiliz, içinde olduğumuz memlekete de beraber geri döndüğümüz kervana da sorabilirsin, kesinlikle biz doğru söyleyenleriz. Dedi ki sizi bu işe nefisleriniz sürüklemiş / nefisleriniz ayartmış, şimdi güzel bir sabır, belki de Allah onların hepsini bana birlikte getirir (Sadece ikisini demedi tüm kardeşleri kastetti ) Kesinlikle O, alim dir, hâkimdir. (Hâkim; h üküm veren , Hikmet, hükmün gerekçesi) Onlardan yüz çevirdi ve ey benim tasam / kederim Y usuf dedi, gözlerine üzüntüden ak düştü, O öfkeliydi. Allah’a yemin olsun ki Yusuf ’u hatırlayıp duruyorsun, böyle giderse çok ağır hasta olacaksın yahut yok olacaksın / helak olacaksın dediler. Muhakkak ki kaygımı ve hüznümü Allah’a şikâyet ediyorum ve Allah sayesinde sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi. Ey oğullarım gidiniz Yusuf ve kardeşi hakkında bilgi arayın / malumat toplayın , Allah’ın esintisinden / rahmetinden ümit kesmeyin muhakkak ki Onun esintisinden / rahmetinden ancak kafirler ümidi keserler. Onun yanına girdiklerinde ey aziz dediler bize ve yakın çevremize zarar dokundu, biz önemsiz bir sermaye ile geldik bize tam ölçüsünde ver, artı bize sadaka da ver / tasadduk eyle, Allah sadaka verenlerin karşılığını verir. Dedi ki siz cahil iken Yusuf’a ve kardeşine ne yaptığınızı biliyor musunuz? Dediler ki Sen Yusuf musun ki? Ben Yusuf’um bu da kardeşim dedi, Allah bize minnet te bulundu , m uhakkak ki ondan kim sakınır ve sabred erse kesinlikle Allah, güzel davrananların ücretini zayi etmez. Dediler ki Allah ’a yemin olsun ki seni bizden üstün tutmuş ve bizler yanlış yapanlardan olmuşuz. Yusuf dedi ki, b ugün size bir kınama / ayıplama yoktur, Allah sizi bağışlar, esirgeyenlerin en merhametlisidir. Bu gömleğimle gidiniz onu babamın yüzü ile buluşturunuz görmesi gelecektir yakın çevrenizin hepsini bana getirin. Kervan ayrıldığın da babaları dedi ki bana eğer bunadı demez iseniz Yusuf’un kokusunu duyuyorum, Allah’a yemin olsun ki sen kesin hâlâ eski şaşkınl ığının içindesin dediler. Müjdeci gelince onu / gömleği yüzüyle buluşturdu görmesi geri döndü / mürted oldu. Size demedim mi? A llah’ın sayesinde sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi. Ey babamız günahlarımızın bağışlamasını dile , biz kesinlikle yanlış yapanlardan idik dediler. İleride sizin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim kesinlikle O, bağışlayan ve esirgeyendir dedi. Yusuf'un yanına girdiklerinde ana ve babasını / ebeveynini kucakladı / ağırladı , Allah’ın istemesi sayesinde güven içinde / emin olarak Mısır’a girin dedi , ebeveynini tahtına çıkardı ve onun için O’na / Allah’a secdeye kapandılar ve ey babacığım dedi bu önceden gördüğüm rüyamın ne şekilde sonuçlandığını gösteriyor kesinlikle Rabbim onu gerçekledi / gerçekleştirdi ve kesinlikle hapishaneden çıkardığı zaman da bana güzellikte bulundu (Kardeşlerinin yanında kuyu olayını hatırlatmadı) Şeytanın benimle kardeşlerimin aramızı bozmasının ardından da sizi çölden alıp getirdi, Rabbim kesinlikle dilediğine nazik davranır / latiftir, muhakkak ki O bilendir / alimdir ve yargıçtır / h âkimdir. Rabbim gerçekten bana mülkünden verdin ve bana olayların / hadiselerin ne şekilde sonuçlanacağını öğrettin , gökleri ve yeri yaratan sen benim dünyada ve ahirette dostumsun / velimsin, beni teslim olmuş olarak / Müslüman olarak vefat ettir ve beni salihlere kat / ilhak et.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ya'kûp , “Nefisleriniz sizi bir iş yapmaya sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” dedi.

Süleyman Ateş

(Dönüp babalarına geldiler ve kardeşlerinin sözünü söylediler. Ya'kub): "Herhalde, dedi, nefisleriniz size bir işi süs(leyerek sizi ona sürük)ledi. Artık (bana) güzelce sabretmek gerek. Belki de Allah, onların hepsini bana getirir. Çünkü O, bilendir, herşeyi hikmetle (yerli yerince) yapandır.

Süleymaniye Vakfı

(Babalarına dönüp bunları anlattıklarında Yakup) Dedi ki: "Hayır… Nefisleriniz sizi bir işe sürüklemiş. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır dipnot 1 ! Ümit ederim ki Allah onların hepsini (üçünü) birden bana getirir. Çünkü o, daima bilen ve kararları doğru olandır."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yakup dedi ki "Hayır… Arzularınız size bir iş yaptırmış… Bundan sonrası güzel bir sabırdır. Belki de Allah, onları,bana birlikte getirir. Çünkü her şeyi bilen ve kararları doğru olan O'dur."

Şaban Britch

Bilakis, size nefisleriniz bir işi süslemiştir. Artık bana güzelce sabır gerekir. Belki Allah hepsini birden bana getirecektir. Çünkü O her şeyi bilendir, Hakim'dir, dedi.

Şaban Piriş

Yakup: -Sizi nefsiniz bir iş yapmağa sürükledi, artık bana güzelce sabır gerekir; belki Allah hepsini birden bana getirecektir, çünkü O bilendir, hakimdir, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Yakub dedi ki: "Hayır, öyle değil, nefisleriniz sizi yine bir işe itmiş. Bana düşen yine güzel bir sabra sarılmak. Bakarsın Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü Alim olan O, Hakim olan O'dur."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Ya'qub said: " Indeed your minds and souls have enticed you to do something evil and impelled you to feign this tale; may Allah bring them all back to me; He is indeed AL-'Alim and AL-Hakim (the Wise). "

Abdul Haleem

Their father said, ‘No! Your souls have prompted you to do wrong! But it is best to be patient: may God bring all of them back to me- He alone is the All Knowing, the All Wise,’

Abdullah Yusuf Ali

Jacob said: "Nay, but ye have yourselves contrived a story (good enough) for you. So patience is most fitting (for me). Maybe Allah will bring them (back) all to me (in the end). For He is indeed full of knowledge and wisdom."

Abul A'la Maududi

The father heard the narration and said: "(All that is untrue). But your souls have made it easy for you to engage in a heinous act. dipnot 1 So, I will be graciously patient even at this. Allah may well bring them all back to me. He is All-Knowing, All-Wise."

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, you readily believed that my son, whom I know to be of a noble character, had committed the theft of a cup. You have behaved in his case just as you behaved in the case of his elder brother. You made away with him and then pretended, without any pangs of conscience, that a wolf had devoured him and now, with the same ease, you tell me that the other brother has committed a theft.

Aisha Bewley

He said, ‘It’s merely that your lower selves suggested something to you which you did. But beauty lies in having steadfastness. Perhaps Allah will bring them all together. He is indeed All-Knowing and All-Wise.’

Al-Hilali & Khan

He [Ya‘qûb (Jacob)] said: "Nay, but your ownselves have beguiled you into something. So patience is most fitting (for me). May be Allâh will bring them (back) all to me. Truly He! Only He is All-Knowing, All-Wise."

Ali Quli Qarai

He said, ‘Rather your souls have made a matter seem decorous to you. Yet patience is graceful. Maybe Allah will bring them all [back] to me. Indeed He is the All-knowing, the All-wise.’

Amatul Rahman Omar

(So when, reaching home Jacob's sons gave all this information to him, Jacob) said, `Nay, it is not so, rather your (baser) selves have embellished to you an other (abominable) thing. So (now showing) patience is befitting. It is not far from (the grace of) Allâh to bring them all to me for He is indeed the All-Knowing, the All-Wise.'

Arthur John Arberry

'No!' he said 'But your spirits tempted you to do somewhat. But come, sweet patience! Haply God will bring them all to me; He is the All-knowing, the All-wise.'

Bijan Moeinian

Hearing their story, Jacob said: "How lightly you accept the things at their face value. Well, I have to bear this with a graceful patience. May the Lord, Who knows everything and is the Most Wise, bring back my lost ones to me."

E. Henry Palmer

Said he, 'Nay, your souls have induced you to do this thing. But patience is fair. It may be that God will give me them all together;- verily, He is knowing, wise.'

Edip-Layth

He replied: "No, you lured yourself to commit this work. So patience is good; perhaps God will bring them all to me. He is the Knowledgeable, the Wise."

George Sale

And when they were returned, and had spoken thus to their father, he said, nay but rather ye your selves have contrived the thing for your own sakes: But patience is most proper for me; peradventure God will restore them all unto me; for he is knowing and wise.

Hamid S. Aziz

"Ask then in the city where we were, and of the caravan in which we travelled there, for, verily, we tell the truth. "

Mahmoud Ghali

He (Their father) said, "No indeed, (but) your selves instigated you to do (their) command; yet patience is becoming! It may be that Allah would (make) them altogether come up to me. Surely He, Ever He, is The Ever-Knowing, The Ever-Wise."

Marmaduke Pickthall

(And when they came unto their father and had spoken thus to him) he said: Nay, but your minds have beguiled you into something. (My course is) comely patience! It may be that Allah will bring them all unto me. Lo! He, only He, is the Knower, the Wise.

Mohamed Ahmed - Samira

"No, " said (the father). "You have made up the story; but patience is best; God may bring them back to me. He is all-knowing and all-wise."

Muhammad Asad

[AND WHEN they returned to their father and told him what had happened, ] he exclaimed: "Nay, but it is your [own] minds that have made [so terrible] a happening seem a matter of little account to you! But [as for myself,] patience in adversity is most goodly; God may well bring them all [back] unto me: verily, He alone is all-knowing, truly wise!"

Mustafa Khattab

He cried, "No! Your souls must have tempted you to do something ˹evil˺. So ˹I am left with nothing but˺ beautiful patience![1] I trust Allah will return them all to me. Surely He ˹alone˺ is the All-Knowing, All-Wise."

Progressive Muslims

He replied: "No, for it is your own souls that have conspired you to this. So patience is most fitting, perhaps God will bring them all to me. He is the Knowledgeable, the Wise."

Rashad Khalifa

He said, "Indeed, you have conspired to carry out a certain scheme. Quiet patience is my only recourse. May GOD bring them all back to me. He is the Omniscient, Most Wise."

Sahih International

[Jacob] said, "Rather, your souls have enticed you to something, so patience is most fitting. Perhaps Allah will bring them to me all together. Indeed it is He who is the Knowing, the Wise."

Sam Gerrans

He said: “Nay, your souls have enticed you into a matter. Then: comely patience — it may be that God will bring them to me all together; He is the Knowing, the Wise.”

Shabbir Ahmed

Jacob said, "Nay, you have made up yet another story good enough only for you. But I resort to decent forbearance. May Allah bring them all to me. Verily, He, only He, is the Knower, the Wise."

Syed Vickar Ahamed

He [Yàqoub (Jacob)] said: "Nay! But you have yourselves made up a story (good) for you. So patience is most suited (for me). May be, Allah will bring them (again) all to me. For He is indeed full of Knowledge and Wisdom."

Taqi Usmani

He (Ya‘qūb) said, "Rather, your inner desires have seduced you to something. So, patience is best. Hopefully, Allah may bring them all together. Surely, He is the All-Knowing, All-Wise."

The Monotheist Group

He said: "No, for it is your own souls that have conspired you to this. So patience is most fitting, perhaps God will bring them all to me. He is the Knowledgeable, the Wise."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 83. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 83. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 83. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩