Yûsuf suresi

Yûsuf suresi, 54. ayet

Yûsuf suresi, 54. ayet. وَقَالَ ٱلْمَلِكُ ٱئْتُونِى بِهِۦٓ أَسْتَخْلِصْهُ لِنَفْسِى فَلَمَّا كَلَّمَهُۥ قَالَ إِنَّكَ ٱلْيَوْمَ لَدَيْنَا مَكِينٌ أَمِينٌ

veḳâle-lmelikü-'tûnî bihî estaḫliṣhü linefsî. felemmâ kellemehû ḳâle inneke-lyevme ledeynâ mekînün emîn.

Diyanet İşleri

Kral, "Onu bana getirin, onu özel olarak yanıma alayım", dedi. Onunla konuşunca dedi ki: "Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûsuf 51–57 · surenin 54. ayeti / 111

Konu Suçsuzluğun ortaya çıkması ve hazinelerin başına geçiş Yûsuf 50–57 3

  1. Yûsuf 51

    Kral, kadınlara, "Yusuf'tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?" dedi. Kadınlar, "Haşa! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz" dediler. Aziz'in karısı ise, "Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ondan ben murad almak istedim. Şüphesiz Yusuf doğru söyleyenlerdendir" dedi.

  2. Yûsuf 52

    (Yusuf), "Benim böyle yapmam, Aziz'in; yokluğunda, benim kendisine hainlik etmediğimi ve Allah'ın, hainlerin tuzaklarını başarıya ulaştırmayacağını bilmesi içindi" dedi.

  3. Yûsuf 53

    "Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir" dedi.

  4. 54

    Kral, "Onu bana getirin, onu özel olarak yanıma alayım", dedi. Onunla konuşunca dedi ki: "Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin."

  5. Yûsuf 55

    Yusuf, "Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim" dedi.

  6. Yûsuf 56

    Böylece Yusuf'a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkan ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükafatını zayi etmeyiz.

  7. Yûsuf 57

    Elbette ki, ahiret mükafatı, inananlar ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

54. Hükümdar ve insanlar, Yusuf’un tam anlamı ile masum olduğunu anlayınca hükümdar, Yusuf’a haber gönderdi: “Onu bana getirin de onu kendime has (danışman) kılayım, dedi.” Onu kendimin en has, en yakın adamlarımdan kılayım. Onlar da onu saygı ve ihtiram ile getirdiler. “Onunla konuşunca da” hükümdar onun sözlerini beğendi ve nezdindeki konumunu daha da yükselterek ona şöyle dedi: “Bugün sen bizim nezdimizde önemli bir mevki sahibi ve güvenilir birisin.” Sırlarımızı sana güvenerek teslim edebiliriz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Hükümdar Yûsuf'un suçsuzluğunu ve ilim sahibi olduğunu anlayınca yardımcılarına: "Onu bana getirin kendime has (müşteşar) yapayım" dedi. Onu getirdiler, onunla konuştuktan sonra (Yûsuf'un) ilmi ve zekası ortaya çıkınca ona: "-Ey Yûsuf!- Şüphesiz ki bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişi oldun." dedi.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَقَالَ ve kale dedi kök: قول
  2. ٱلْمَلِكُ l-meliku Kral kök: ملك
  3. ٱئْتُونِى 'tuni bana getirin kök: اتي
  4. بِهِۦٓ bihi onu
  5. أَسْتَخْلِصْهُ estehlishu onu özel (dost) yapayım kök: خلص
  6. لِنَفْسِى ۖ linefsi kendime kök: نفس
  7. فَلَمَّا felemma ne zaman ki
  8. كَلَّمَهُۥ kellemehu onunla konuşunca kök: كلم
  9. قَالَ kale dedi ki kök: قول
  10. إِنَّكَ inneke şüphesiz sen
  11. ٱلْيَوْمَ l-yevme bugün kök: يوم
  12. لَدَيْنَا ledeyna yanımızda
  13. مَكِينٌ mekinun mevki sahibisin kök: مكن
  14. أَمِينٌۭ eminun güvenilir(bir kimse)sin kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: مكن (18 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: "Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." İşte böylece biz Yusuf'u o yere…

  • Aynı kök: مكن (18 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Böylece Yusuf'a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkan ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükafatını…

  • Aynı kök: خلص (31 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu…

  • Aynı kök: خلص (31 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: "Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha…

  • Aynı kök: خلص (31 geçiş) · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Kral, "Ben rüyamda yedi semiz ineği, yedi zayıf ineğin yediğini; ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Eğer…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Kral, "Onu bana getirin" dedi. Elçi, Yusuf'a gelince (Yusuf) dedi ki: "Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hükümdar şöyle demişti: "Onu (Yusuf'u) bana getirin; onu kendime özel (danışman) yapayım!' Ona konuşunca "Bugün sen yanımızda yüksek makam sahibisin; güvenilirsin (güvendesin)" demişti.

Mustafa İslamoğlu

Derken kral "Onu bana getirin!" diye emretti, "Onu kendime seçkin bir yardımcı olarak atayayım." Onunla konuşmasının ardından dedi ki: "İyi bil ki bundan böyle sen, katımızdan saygın bir konuma sahip olup kendisine güven duyulan birisin."

Muhammed Esed

Ve Kral: "Onu bana getirin," dedi, "ki, kendime dost edineyim". Ve o'nunla konuşunca, (Kral:) "Bundan böyle yanımızda kendisine güven duyulan biri olarak" dedi, "yüksek bir yerin olacaktır!"

Ahmed Hulusi

Melik dedi ki: "Onu (Yusuf'u) bana getirin! Onu kendime özel dost edineyim". . . Onunla konuşmaya başlayınca şöyle dedi: "Bugün senin yanımızda kesinlikle güvenilir bir yerin vardır. "

Ali Bulaç

Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin, onu kendime bağlı kılayım." Onunla konuştuğunda da (şöyle) dedi: "Sen bugün bizim yanımızda (artık) önemli bir yer sahibisin, güvenilir (bir danışman, yönetici)sin."

Ali Özek ve heyeti

Kral dedi ki: Onu bana getirin, onu kendime özel danışman edineyim. Onunla konuşunca: Bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir birisin, dedi.

Ali Rıza Safa

Kral, dedi ki: "Onu, bana getirin; yanıma alayım!" Onunla konuştuğunda, şöyle dedi: "Aslında, bugün, bizim yanımızda önemli bir yerin var; güvenilensin!"

Bayraktar Bayraklı

Kral dedi ki: "Onu bana getiriniz; onu kendime özel danışman tayin edeyim." Onunla konuşunca,"Bugün sen, katımda yüksek makam sahibisin ve güvenilir birisin" dedi.

Edip Yüksel

Kral dedi ki: "Getirin onu, yanımda çalışması için onu atayayım." Kendisiyle konuşup görüşünce, "Sen artık bugün yanımızda önemli bir makamı olan güvenilir birisin" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kral dedi ki: 'Getirin onu, yanımda çalışması için onu atayayım' Kendisiyle konuşup görüşünce, 'Sen artık bugün yanımızda önemli bir makamı olan güvenilir birisin,' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hükümdar da dedi ki: "Onu bana getirin, kendime müşavir yapayım." Bunun üzerine onunla konuşunca da: "Sen bugün yanımızda gerçekten bir mevki sahibi ve güvenilir bir kişisin." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Melik de dedi: getirin bana onu kendime tahsıs edeyim! bunun üzerine vakta ki onunla konuştu, dedi: sen bu gün, nezdimizde cidden bir mevkı' sahibisin, eminsin,

Erhan Aktaş

Ve Hükümdar: "Onu bana getirin. Onu, yanımda seçkin bir kimse yapayım." dedi. Onunla görüştüğünde de: "Sen bundan böyle yanımızda itibarlısın ve güvendesin." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve Hükümdar: "Onu bana getirin. Onu, yanımda seçkin bir kimse yapayım." dedi. Onunla görüştüğünde de: "Sen bundan böyle yanımızda itibarlısın ve güvendesin." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve Hükümdar: "Onu bana getirin. Onu, yanımda seçkin bir kimse yapayım." dedi. Onunla görüştüğünde de: "Sen bundan böyle yanımızda itibarlısın ve güvendesin." dedi.

Gültekin Onan

Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin, onu kendime bağlı kılayım." Onunla konuştuğunda da (şöyle) dedi: "Sen bugün bizim yanımızda (artık) önemli bir yer sahibisin, güvenilirsin (emiyn)."

Hasan Basri Çantay

Padişah: "Getirin onu bana, dedi, onu kendime has bir (müsteşar) edineyim". Onunla konuşunca da şöyle söyledi: "Sen bu gün (den itibaren) bizim nezdimizde mühim bir mevki saahibisin, emin (bir müsteşar) sın".

İbni Kesir

Hükümdar dedi ki: Onu bana getirin de yanıma alayım. Onunla konuşunca da dedi ki: Sen, bugün bizim yanımızda önemli bir mevki sahibisin, eminsin.

Mehmet Alagaş

(2, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 50, 53, 54, 55, 56, 57) Onunla beraber iki genç de hapishaneye girdi. Onlardan biri rüyamda kendimi içki / şarap sıkıyorum görüyorum dedi diğeri de benim de rüyamda başımın üzerinde ekmek taşıyorum kuşların da ondan yediğini görüyorum dedi, sen bize bunların nasıl gerçekleşeceğinin / te'vilinin haberini ver dediler, kesinlikle biz seni güzel davranan biri olarak görüyoruz. Yusuf’ta rızıklandığınız yemek / taam size gelmezden evvel onun te'vilini yapayım, bunlar Rabbimin bana öğrettikleridir, muhakkak ki ben , Allah’a inanmayan bir kavimle olan beraberliğimi terk ettim , onlar ahireti n de olmadığına inanıyorlardı. (Yusuf hangi kavmi kastetti) ve ben de babalarım İbrahim İshak ve Yakup birlikteliğine uydum / tabi oldum, Allah’a şirk koşmak benim için olacak şey değildir , bu Allah’ın üzerimizdeki ve insanlar üzerindeki hazinesidir / fazlıdır ve lakin insanların çoğu teşekkür etm ezler. Ey zindan arkadaşlarım, farklı farklı Rabler mi hayırlı ya da tek kahredici Allah mı? Ondan başka taptıklarınız sadece ve sadece babalarınız ve sizin isimlendirdiğiniz tanımlamalardan başka bir şey değildir, O isimler hakkında Allah bir delil indirmedi, yargı / hüküm ancak Allah’a aittir sadece kendisine kul olmanızı / ibadet etmenizi emretti, sağlam yaşam şekli de / din de budur ve lakin insanların çoğu bilmiyorlar. Ey zindan arkadaşlarım, bir taneniz efendisine / Rabbine alkollü içki sunacak diğeriniz ise asılacak ve kuşlar başından yiyecek, kanaatimi / benden fetvasını istediğiniz iş / emir hüküm gerçekleşmiştir. Onlardan kurtulacağını / nâci olacağını sandığı kişiye, (rüyasında şarap sıkana) beni efendinin / rabbinin yanında hatırla yıp an dedi, ş eytan efendisine hatırlatmayı ona unutturdu, Yusuf bu nedenle zindan da birkaç sene daha kaldı (İşi Allah’a bırakmayıp kendi organize etmeye kalkışınca böyle oluyor) Melik (Melik; Eli altında bulundur duklarını özgürce kullanan kişi demek) dedi ki, ben rüyamda yedi şişman / siman ineğin yedi cılız / ıcâf ineği yediğini, yedi yeşil başağın da diğer kuru b aşakları sarıp sarmaladığını görüyorum, ey seçkinler eğer rüyaları yorumlayabiliyorsanız / tabir edebiliyorsanız bana rüyam konusunda kanaat bildirin / fetva verin dedi , birbirine girmiş karışık rüyalar / düşler, bizler de rüyaların ne şekilde gerçekleşeceğini bilenler / rüya alimleri değiliz dediler. O ikisinden kurtulan kişi , seçkinler topluluğunun konuşmalarının ardından hatırladı ve size onun ne şekilde gerçekleşeceğini / tevilini haber verebilirim beni gönderin dedi. Yusuf ey doğru arkadaşım / sadık arkadaşım, bize yedi şişman inek yedi cılız olanı yiyor ve yedi yeşil başak ta diğer kuru başakları sarıp sarmalıyor hakkındaki kanaatini söyle, ben insanlara geri dönerim de böylelikle belki onlar da öğrenirler. Devam eden yedi sene boyunca ekim biçim / ziraat yapın, hasat ederken de azcık yemeniz için olanı hariç başağında bırakın kalsın, a rdından gelen yedi şiddetli sene içerisinde o hazırlayıp sakladıklarınızın azı hariç kalanı yiyip bitirilecektir, bunun ardından da insanların yağmurlu yılları olacak ve onda meyve suları s ıkacaklar dedi. Melik, Onu bana getirin dedi, Ona elçi geldiğinde O da / Yusuf’ta dedi ki efendine geri dön ve ellerini kesen kadınların içinde bulundukları durumu ona sor , Rabbim o kadınların kurdukları tuzaklarını bilmektedir , Melik, Yusuf kendi nefsi adına sizlerden yararlanmak istediğinde, siz ne haldeydiniz? Dedi, kadınlar, haşa Allah için biz onun aleyhinde bir kötülük bilmedik, Azizin karısı şimdi gerçek ortaya çıktı, ben onu, kendim için arzuladım O / Yusuf doğru söyleyenlerdendir dedi. Yusuf’ta işte b u benim kesinlikle hainlik yapmadığımın Muhakkak ki Allah ’ın da hainlerin tuzaklarını yola sokmayacağının bilinmesi içindi , n efsimi / kendimi temize çıkarmıyorum çünkü nef is Rabbimin merhamet ettikleri hariç kötülüğü emreder, muhakkak ki Rabbim bağışlayan ve esirgeyendir dedi. Melik onu bana getirin kendime özel / mahsus biri yapacağım ve onunla konuştu / kelam etti, bugün itibariyle yanımızda güvenli bir mekandasın dedi, beni arzın hazineleri üzerinde görevli yap dedi ben koruyucuyum ve bilenim, b öylelikle arzda Yusuf’u yerleştirdik , ne tarafında isterse orasında konaklıyordu , kime istersek bizden bir rahmeti ona isabet ettiririz, biz güzel davrananların ücretini / ecrini ziyan etmeyiz , ahiret ücretiyse iman edenler ve sakınanlar için daha hayırlıdır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hükümdar: "Onu bana getirin, kendime has (müsteşar) alayım." dedi. Onunla konuşunca: "Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin."

Süleyman Ateş

Kral: "Onu bana getirin, dedi, onu kendime özel (dost) yapayım!" Kendisiyle konuş(up ondaki olgunluğu gör)ünce (Yusuf'a): "Sen, dedi, artık bugün yanımızda mevki sahibi, güvenilir(bir kimse)sin."

Süleymaniye Vakfı

Kral dedi ki: "Yusuf'u bana getirin; onu has adamım yapayım." Onunla görüşünce de "Bugünden itibaren sen bizim yanımızda itibarlı ve güvenilir bir kişisin." dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kral dedi ki "Getirin onu bana; özel adamım yapayım." Yusuf'la görüşünce de dedi ki "Bugün sen bizim katımızda sağlam yeri olan güvenilir bir kişisin."

Şaban Britch

Hükümdar: Onu bana getirin, kendime has (müsteşar) alayım, dedi. Onunla konuşunca: Bugün senin yanımızda önemli bir yerin ve güvenilir bir durumun vardır, dedi.

Şaban Piriş

Hükümdar: -Onu bana getirin, yanıma alayım, dedi. Onunla konuşunca: -Bugün senin yanımızda önemli bir yerin ve güvenilir bir durumun vardır, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Kral dedi ki: "Onu bana getirin, kendime özel dost edineyim." Yusuf'la konuşunca da şöyle dedi: "Artık bugün yanımızda mevkii olan, güvenilir bir dostsun."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

There and then did the king command that Yusuf be brought to him; he said: "I will use him as my councillor and exclusively my own". When Yusuf was granted audience with the king, the king said to him: "You are now held precious in the realm's esteem and you are granted security and authority."

Abdul Haleem

The king said, ‘Bring him to me: I will have him serve me personally,’ and then, once he had spoken with him, ‘From now on you will have our trust and favour.’

Abdullah Yusuf Ali

So the king said: "Bring him unto me; I will take him specially to serve about my own person." Therefore when he had spoken to him, he said: "Be assured this day, thou art, before our own presence, with rank firmly established, and fidelity fully proved!

Abul A'la Maududi

The king said: "Bring him to me. I will select him exclusively for my own service." So when Joseph spoke to him the king said: "You are now one of established position, fully-trusted by us." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It implied this: we have such a high opinion of you that we can safely entrust you with the highest office of responsibility in the country."

Aisha Bewley

The King said, ‘Bring him to me straight away! so I may draw him very close to me. ’ When he had spoken with him, he declared, ‘Today you are trusted, established in our sight.’

Al-Hilali & Khan

And the king said: "Bring him to me that I may attach him to my person." Then, when he spoke to him, he said: "Verily, this day, you are with us high in rank and fully trusted."

Ali Quli Qarai

The king said, ‘Bring him to me, I will make him my favourite. ’ Then, when he had spoken with him, he said, ‘Indeed today [onwards] you will be honoured and trustworthy with us.’

Amatul Rahman Omar

And the king said, `Bring him to me. I will make him my special attache.' And when he (- Joseph came and) spoke to him, he (- the king) said, `From this day you hold a (notable) position of honour (and) trust with us.'

Arthur John Arberry

The king said, 'Bring him to me! I would attach him to my person. ' Then, when he had spoken with him, he said, 'Today thou art established firmly in our favour and in our trust.'

Bijan Moeinian

The king said: "Now let him come to my presence as I would like to hire (such a trustworthy person) him to work for me. " When Joseph arrived to the court, the king said: “I am going to offer you an honorable position as I trust you.”

E. Henry Palmer

And the king said, 'Bring him to me. I will take him specially for myself.' And when he had spoken with him he said, 'Verily, today thou art with us in a permanent place of trust.'

Edip-Layth

The King said, "Bring him to me so that I may employ him for myself." So when he spoke to him, he said, "Today you are with us in high rank and trusted."

George Sale

And the king said, bring him unto me: I will take him into my own peculiar service. And when Joseph was brought unto the king, and he had discoursed with him, he said, thou art this day firmly established with us, and shalt be intrusted with our affairs.

Hamid S. Aziz

"Yet I do not absolve myself, for the human soul is prone to evil, save that on which my Lord has mercy; verily, my Lord is Forgiving, Merciful. "

Mahmoud Ghali

And the king said, "Come up with him (i. e., Bring him) to me! I would faithfully (attach) him to myself." So, as soon as he spoke to him, he said, "Surely today you are close to us established, and devoted."

Marmaduke Pickthall

And the king said: Bring him unto me that I may attach him to my person. And when he had talked with him he said: Lo! thou art to-day in our presence established and trusted.

Mohamed Ahmed - Samira

When the king heard this he said: "Bring him to me. I shall take him in my special service." When he had talked to him, he said: "Today you are established in a rank of trust with us."

Muhammad Asad

And the King said: "Bring him unto me, so that I may attach him to my own person. " And when he had spoken with him, [the King] said: "Behold, [from] this day thou shalt be of high standing with us, invested with all trust!"

Mustafa Khattab

The King said, "Bring him to me. I will employ him exclusively in my service." And when Joseph spoke to him, the King said, “Today you are highly esteemed and fully trusted by us.”

Progressive Muslims

And the King said: "Bring him to me so that I may employ him to my person. " So when he spoke to him, he said: "Today you are with us in high rank and trusted."

Rashad Khalifa

The king said, "Bring him to me, so I can hire him to work for me." When he talked with him, he said, "Today, you have a prominent position with us."

Sahih International

And the king said, "Bring him to me; I will appoint him exclusively for myself. " And when he spoke to him, he said, "Indeed, you are today established [in position] and trusted."

Sam Gerrans

And the King said: “Bring him to me! I will attach him to my person.” Then when he had spoken with him, he said: “Thou art this day with us established and trusted.”

Shabbir Ahmed

The King said, "Bring him to me so that I may appoint him a close adviser to me. " And when he had spoken with him, the King decreed, "From today on you have a high standing with us, invested with all trust."

Syed Vickar Ahamed

And the king said: "Bring him (Yusuf) to me; That I will take him only to serve around me personally. " Therefore when he (the king) had spoken to him, he (the king) said: "Be sure that in our presence today you are, firmly placed with position (and honor) and truthfulness fully proved!"

Taqi Usmani

The king said, "Bring him to me, and I shall employ him purely for myself." So, when he (the king) talked to him, he said (to Yūsuf), “Today you are with us well-placed, fully trusted.”

The Monotheist Group

Andthe king said: "Bring him to me so that I may employ him to my person." So when he spoke to him, he said: "Today you are with us in a high standing and trusted."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 54. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 54. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 54. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩