Yûsuf suresi

Yûsuf suresi, 35. ayet

Yûsuf suresi, 35. ayet. ثُمَّ بَدَا لَهُم مِّنۢ بَعْدِ مَا رَأَوُا۟ ٱلْـَٔايَٰتِ لَيَسْجُنُنَّهُۥ حَتَّىٰ حِينٍ

ŝümme bedâ lehüm mim ba`di mâ raevu-l'âyâti leyescününnehû ḥattâ ḥîn.

Diyanet İşleri

Sonra onlar, Yusuf'un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûsuf 32–38 · surenin 35. ayeti / 111

Konu Şehirdeki kadınlar Yûsuf 30–35 3

  1. Yûsuf 32

    Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: "İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak."

  2. Yûsuf 33

    Yusuf, "Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum" dedi.

  3. Yûsuf 34

    Rabbi, onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. Şüphesiz ki O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  4. 35

    Sonra onlar, Yusuf'un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular.

  5. Yûsuf 36

    Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. Biri, "Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm" dedi. Diğeri, "Ben de rüyamda başımın üzerinde, kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. Bize bunun yorumunu haber ver. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz" dedi.

  6. Yûsuf 37

    Yusuf dedi ki: "Sizin yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce, onun ne olduğunu bildiririm. Bu, bana Rabbimin öğrettiklerindendir. Ben, Allah'a inanmayan ve ahireti inkar eden bir milletin dinini bıraktım."

  7. Yûsuf 38

    "Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Bizim, Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara Allah'ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

35. Onun efendilerine gelince bu haber yaygınlaşıp ortaya çıkınca insanların kimi kadını mazur görürken, kimisi de kınayıp eleştirmeye koyuldu. “Sonra” Yusuf’un suçsuzluğuna delâlet eden “bütün delilleri gördükleri halde yine de onu bir süreye kadar zindana atmak onlara uygun göründü.” Böylelikle konuya dair haberlerin ardı arkası kesilsin ve insanlar onu unutsun istediler. Çünkü bir şey bir kere yaygınlık kazandı mı sebepleri var olduğu sürece anılmaya ve yaygınlaşmaya devam eder. Sebepleri ortadan kalktığında ise unutuluverir. Bu yüzden böyle bir işin maslahatlarına olduğu görüşüne sahip oldular ve bu sebeple onu hapse attılar.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sonra Aziz ve kavmi, Yusuf -aleyhisselam-'ın masum olduğunu gördükleri halde -bu skandalın ortaya çıkmaması için- onu belli olmayan bir süre hapsetmek görüşünü benimsediler.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ثُمَّ summe sonra
  2. بَدَا beda uygun geldi kök: بدو
  3. لَهُم lehum onlara
  4. مِّنۢ min
  5. بَعْدِ bea'di sonra (bile) kök: بعد
  6. مَا ma
  7. رَأَوُا۟ raevu gördükten kök: راي
  8. ٱلْـَٔايَـٰتِ l-ayati delilleri kök: ايي
  9. لَيَسْجُنُنَّهُۥ leyescununnehu onu zindana atmaları kök: سجن
  10. حَتَّىٰ hatta kadar
  11. حِينٍۢ hinin bir süreye kök: حين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سجن (12 geçiş) · Aynı kök: بدو (31 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yusuf'a) saygı ile eğildiler. Yusuf dedi ki: "Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın…

  • Aynı kök: سجن (12 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: "Senin ailene…

  • Aynı kök: سجن (12 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: "İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı…

  • Aynı kök: بدو (31 geçiş) · Aynı kök: حين (35 geçiş)

    Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde, sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur'an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size…

  • Aynı kök: بدو (31 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Dediler ki: "Eğer o çalmışsa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı." Yusuf, bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. İçinden, "Siz kötü bir…

  • Aynı kök: بدو (31 geçiş)

    Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını…

  • Aynı kök: حين (35 geçiş)

    Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…

  • Aynı kök: حين (35 geçiş)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sonunda kesin delilleri görmelerine rağmen onu bir süreliğine mutlaka hapse atmaları (gerektiği fikri), onlar (Aziz ve arkadaşları) için belirmişti. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hz. Yusuf sanıldığı gibi Aziz'in eşi Züleyha'nın ona sarkmasından sonra değil, daha sonra diğer kadınların da sarkıntılık isteklerinden sonra hapse atılmıştır. Hz. Yusuf'un hapse atılması elbette görünüşte bir haksızlıktı; çünkü suçsuz yere bir cezaya çarptırılmıştı. Ancak şehirdeki kadınların onunla ilgili farklı düşünceler beslediklerini söylemeleri nedeniyle belki de Hz. Yusuf'un hapse atılması onun için korumaya alınması gibi de düşünülebilir.

Mustafa İslamoğlu

En sonunda yetkililer, gördükleri belge ve delillerin ardından (olayın sırrına ermelerine rağmen), belli bir süre onu hapsetmenin kesinlikle daha uygun olacağını düşündüler.

Muhammed Esed

Sonra, o kişizade ve ev halkı bütün delilleri(n Yusuf'un lehinde olduğunu) gördükten sonra bile o'nu bir süre için hapsetmeyi uygun gördüler.

Ahmed Hulusi

Sonra, (bunca) delilleri görmelerine rağmen, Onu belli bir süre için zindana koymaya karar verdiler.

Ali Bulaç

Sonra onlarda (Yusuf'un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak (görüşü) ağır bastı.

Ali Özek ve heyeti

Sonunda (aziz ve arkadaşları) kesin delilleri görmelerine rağmen (halkın dedikodusunu kesmek için yine de) onu bir zamana kadar mutlaka zindana atmaları kendilerine uygun göründü.

Ali Rıza Safa

Sonra, kanıtları görmelerine karşın, belirli bir süreye dek, Onu, tutukevine atmayı uygun gördüler.

Bayraktar Bayraklı

Sonunda, kesin delilleri görmelerine rağmen halkın dedikodusunu kesmek için yine de onu bir zamana kadar zindana atmayı uygun buldular.

Edip Yüksel

Sonra, kanıtları görmelerine rağmen, onu belli bir süreye kadar hapishaneye atmayı uygun gördüler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sonra, (vali ve adamları Yusuf'un suçzuzluğuna dair) kanıtları görmelerine rağmen, onu belli bir süreye kadar hapishaneye atmayı uygun gördüler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra bu kadar delili gördükleri halde onlar, onu mutlaka bir sure için zindana atma görüşüne vardılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra bu kadar ayatı gördükleri halde o adamlara şu reiy galebe etti: behemehal onu bir müddet zindana atsınlar

Erhan Aktaş

Suçsuzluğuna dair kanıtlara rağmen yine de onu belli bir süre zindana atmaya karar verdiler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Suçsuzluğuna dair kanıtlara rağmen yine de onu belli bir süre zindana atmaya karar verdiler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Suçsuzluğuna dair kanıtlara rağmen yine de onu belli bir süre zindana atmaya karar verdiler.

Gültekin Onan

Sonra onlarda [Yusuf'un iffettine ilişkin] ayetleri görmelerinin ardından mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak (görüşü) ağır bastı.

Hasan Basri Çantay

Sonra, bütün o delilleri gördüklerinin ardından mutlakaa onu bir zamana kadar zindana atmaları (reyi) onlara zaahir oldu.

İbni Kesir

Sonra bütün delilleri onun lehine gördükleri halde yine de bir süre için onu zindana atmayı uygun buldular.

Mehmet Alagaş

(23-35) Evinde kaldığı kadın, onunla birleşme arzusu hissetti, kapıları kilitledi ve haydi seninim dedi, Allah’a sığınırım, muhakkak beni Rabbim güzel bir şekilde beni barındırdı ve kesinlikle O zalimleri kurtuluşa / felaha erdirmez dedi. Kadın ona meyletmişti, eğer ki Rabbinin delilini / burhanını görmeseydi, o da kadına meyletmişti , bu, ondan kötülük ve fuhşun giderilmesi içindi, çünkü O, bizim salih kullarımızdandı. Her ikisi de kapıya koştular, sırtından onun gömleğini kadın yırttı, k apının önünde kadının efendisine denk geldiler , Kadın; senin ailene / ehline kötülük yapmak isteyenin hapsetmek veya acıtıcı bir azap etmek dışında cezası var mıdır ? dedi , O kadın benden murat almak istedi dedi ve ailesinden şahitler de eğer Onun gömleği ön tarafından yırtılmış ise kadın doğrudur, O yalancılardandır, eğer ki Onun gömleği sırt tarafından yırtılmış ise kadın yalancıdır, O doğrulardandı , Ne zaman ki Onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördüler, kesinlikle o kadınların tuzaklarındandır dediler, muhakkak ki kadınların tuzakları ç ok büyüktür. Yusuf bu meseleye arkanı dön ve ey kadın günahın için sen de bağışlanma iste muhakkak ki sen ey kadın yanlış yapanlardansın, şehrin kadınları, azizin karısı bir gençten, onun sevgisiyle bağrı yanık, kendine murat almak istermiş, biz onu apaçık sapmışlardan görüyoruz dediler, Ne zaman ki kadınların tuzaklarını işitince kadın / azizin eşi o kadınlara elçi gönderdi ve onlara yaslanacakları yerler hazırladı her birinin eline de birer bıçak verdi, (Genç Yusuf’a) kadınlar arasına çık dedi, ne zaman ki onu gördüler iyice abarttılar ve ellerini kestiler, Allah için haşa, bu beşer değil ikram edilen bir melektir dediler, Kadın dedi ki işte bu durumunuz , hakkında beni ayıpladığınız ve benim de onu kendime murat almak istediğim şeydir fakat o namusunu korudu, lakin emrettiğimi yapmaz ise hapsedilecek ve de küçük düşürülenlerden olacak. Rabbim zindan benim için beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir dedi, e ğer benden kadınların tuzağını savmazsan, onlara gönlüm kayar ve cahillerden olurum, Rabbi Ona cevap verdi / icabet etti onların tuzaklarını ondan savdı / sarf etti, muhakkak ki O işitendir bilendir. Ardından gördükleri delillere / ayetlere (gömleğin arkadan yırtılması) rağmen onu zindan da belli bir zamana kadar bırakmak kendilerine uygun geldi.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sonra onlara (Yûsuf'un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, onu belli bir vakte kadar zindana atma (görüşü) belirdi.

Süleyman Ateş

Sonra (aziz Kıtfir ve adamları, Yusuf'un masumluğu hakkındaki) bu delilleri gördükleri halde yine onu bir süre zindana atmaları kendilerine uygun geldi.

Süleymaniye Vakfı

Bütün delilleri gördükten sonra yine de Yusuf'u bir süre için hapse atmaları görüşü öne çıktı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra bütün belgeleri gördükleri halde Yusuf'u bir süre için hapse atma düşüncesi öne çıktı.

Şaban Britch

Onun (suçsuz olduğuna dair) delilleri gördükleri halde, yine de bir süre için hapsetmeyi uygun buldular.

Şaban Piriş

Onun suçsuz olduğunu anladıkları halde, yine de bir süre için hapsetmeyi uygun gördüler.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunca delili gördükten sonra bile Yusuf'u bir süreye kadar zındana tıkmaları kararı onlara egemen oldu.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But they -the men- thought it would be in the best interests of all concerned that he be put in prison for a while, albeit they saw all the signs confirming his innocence.

Abdul Haleem

In the end they thought it best, after seeing all the signs of his innocence, that they should imprison him for a while.

Abdullah Yusuf Ali

Then it occurred to the men, after they had seen the signs, (that it was best) to imprison him for a time.

Abul A'la Maududi

Then it occurred to them to cast Joseph into prison for a while even though they had seen clear signs dipnot 1 (of Joseph's innocence and of the evil ways of their ladies).

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It occurred to them to imprison Prophet Joseph in order to save face after they had seen clear proofs of his innocence and of the guilt of their own women, for no other alternative was left, in their opinion, to undo the scandal that was spreading fast in the land. But it did not occur to them that in fact his imprisonment was his moral victory and the moral defeat of the rulers and the dignitaries of Egypt. By that time, Prophet Joseph had not remained an unknown person, for all and sundry had heard stories of his beauty and piety, and of the love the ladies had shown towards him. Therefore when those wise courtiers put into practice their plausible device to imprison him in order to reverse the doings of their ladies, the common people must have drawn their own conclusions for they knew Prophet Joseph to be a man of pure, strong and high character. So it was obvious to them that he had committed no crime to merit imprisonment, and that he had been imprisoned because it was an easier way of escape for the chiefs of Egypt than to keep their own ladies under control.

Aisha Bewley

Then, after they had seen the Signs, they thought that they should still imprison him for a time.

Al-Hilali & Khan

Then it occurred to them, after they had seen the proofs (of his innocence), to imprison him for a time.

Ali Quli Qarai

Then it appeared to them, after they had seen all the signs [of his innocence], that they should confine him for some time.

Amatul Rahman Omar

Then it occurred to them (-the companions of the `Azîz) after they had examined all the circumstances and signs (of Joseph's innocence) that they had better imprison him for a time. (So Joseph was consigned to the prison.)

Arthur John Arberry

Then it seemed good to them, after they had seen the signs, that they should imprison him for a while.

Bijan Moeinian

Eventually (out of vindication) they decided to cast him into the jail for a while.

E. Henry Palmer

Then it appeared good to them, even after they had seen the signs, to imprison him until a time.

Edip-Layth

But it appealed to them, even after they had seen the signs, to imprison him until a time.

George Sale

And it seemed good unto them even after they had seen the signs of his innocency, to imprison him for a time.

Hamid S. Aziz

And his Lord answered him and turned from him their wiles; verily, He is Hearer, Knower.

Mahmoud Ghali

Thereafter it seemed good to them even after they had seen the signs, that indeed they should definitely imprison him for (Literally: till a while (had passed) a while (of time).

Marmaduke Pickthall

And it seemed good to them (the men-folk) after they had seen the signs (of his innocence) to imprison him for a time.

Mohamed Ahmed - Samira

And yet in spite of having seen these clear proofs they found it proper to incarcerate him for a time.

Muhammad Asad

For, presently it occurred to the nobleman and his household _ [even] after they had seen all the signs [of Joseph's innocence] - that they might as well imprison him for a time.

Mustafa Khattab

And so it occurred to those in charge, despite seeing all the proofs ˹of his innocence˺, that he should be imprisoned for a while.[1]

Progressive Muslims

But it appealed to them, even after they had seen the signs, to imprison him until a time.

Rashad Khalifa

Later, they saw to it, despite the clear proofs, that they should imprison him for awhile.

Sahih International

Then it appeared to them after they had seen the signs that al-'Azeez should surely imprison him for a time.

Sam Gerrans

Then was it clear to them, after they had seen the proofs, that they should imprison him for a time.

Shabbir Ahmed

(The women brought a suit against him. ) The judges after seeing the marks on their hands put him in prison for a time.

Syed Vickar Ahamed

Then it came to the minds of the men, after they had seen all the proof (of his innocence), (that they should) send him to the prison for a while.

Taqi Usmani

Later on, even after having seen the clear signs (of his innocence), they deemed it proper to imprison him for some time.

The Monotheist Group

But it appealed to them, even after they had seen the signs, to imprison him for a time.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 35. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 35. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 35. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩