Yûsuf suresi

Yûsuf suresi, 24. ayet

Yûsuf suresi, 24. ayet. وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِۦ وَهَمَّ بِهَا لَوْلَآ أَن رَّءَا بُرْهَٰنَ رَبِّهِۦ كَذَٰلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ ٱلسُّوٓءَ وَٱلْفَحْشَآءَ إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُخْلَصِينَ

veleḳad hemmet bih. vehemme bihâ. levlâ er raâ bürhâne rabbih. keẕâlike linaṣrife `anhü-ssûe velfaḥşâ'. innehû min `ibâdine-lmuḫleṣîn.

Diyanet İşleri

Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûsuf 21–27 · surenin 24. ayeti / 111

Konu Aziz'in evi ve yırtılan gömlek Yûsuf 21–29 3

  1. Yûsuf 21

    Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: "Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." İşte böylece biz Yusuf'u o yere (Mısır'a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

  2. Yûsuf 22

    Olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.

  3. Yûsuf 23

    Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek, "Haydi gelsene!" dedi. O ise, "Allah'a sığınırım, çünkü o (kocan) benim efendimdir, bana iyi baktı. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler" dedi.

  4. 24

    Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.

  5. Yûsuf 25

    İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: "Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır."

  6. Yûsuf 26

    Yusuf, "O, benden arzusunu elde etmek istedi" dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: "Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, o (Yusuf) yalancılardandır."

  7. Yûsuf 27

    "Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir. O (Yusuf) ise, doğru söyleyenlerdendir."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 23–24. ayetler için yazılmıştır.

23-24. Şöyle ki Yusuf aleyhisselam Aziz’in evinde izzet ve ikram içerisinde kaldı. Kendisi oldukça güzel, mükemmel ve alımlı bir kişilik idi. Onun bu durumu dolayısıyla “evinde bulunduğu kadın, ona sahip olmak istedi.” Yusuf, onun kölesi ve onun idaresi altında bulunuyordu. Kaldıkları mesken birdi. Böyle bir yerde hiçbir kimse fark etmeksizin, hiçbir insan duymaksızın o hoş olmayan işi yapabilme imkânı vardı. “Kapıları sımsıkı kapadı” ve musibet bir kat daha ağırlaştı. Artık bulundukları yer tenha idi ve kapılar kapalı olduğu için bulundukları yere herhangi bir kimsenin girmesi söz konusu değildi. Bu nedenle kadın, yanına gelmesini isteyerek: “Haydi gel yanıma, dedi.” O hoş olmayan işi yapmak için bana doğru gel. Yusuf yabancı bir kimse idi. Böyle bir kimse, vatanında ve kendisini tanıyanlar arasında bulunan kimsenin yapmaktan utanacağı işleri rahatlıkla yapabilirdi. Üstelik o, bu kadının idaresi altında bir esirdi. Kadın da efendisi idi. Diğer taraftan onu, bu işi yapmaya sevkedecek bir güzelliği vardı. Yusuf da genç ve bekardı. Ayrıca Azizin karısı, eğer ona emrettiği işi yapmayacak olursa hapse atmak yahut da oldukça ağır işkencelere uğratmakla onu tehdit etmişti. Ancak Yusuf, bu işi yapmasını gerektiren güçlü etkenlerin varlığına rağmen Allah’a isyan etmeyip sabretti. Çünkü o, kadına meyledip içinden böyle bir işi yapmayı geçirdiyse de Allah rızası için onu terk etti. Allah’ın isteğini kötülüğü emreden nefsinin isteğinden öne geçirdi. “Rabbinin burhanını” görmesi sayesinde, yani Rabbi tarafından, her türlü haramı terk etmesini gerektiren ilim ve iman sayesinde bu büyük masiyetten uzak durdu ve: “Allah’a sığınırım” dedi. Yani, bu çirkin işi yapmaktan Allah’a sığınırım. Çünkü bu iş, Allah’ın gazabını gerektirir ve beni Allah’tan uzaklaştırır. Diğer taraftan bu, beni güzel bir şekilde barındıran efendime de bir hainlik olur. Onun iyiliklerine, hanımı ile en çirkin bir işi işleyerek çok kötü bir karşılıkta bulunmam bana yakışmaz. Çünkü bu, zulmün en büyüğüdür: “Gerçek şu ki zalimler iflah olmazlar.”

Özetle Yusuf aleyhisselam Yüce Allah’ın korkusunu/takvayı, kendisine iyilikte bulunan efendisinin hakkına riâyet etmeyi ve kendisini zulümden -ki onu işleyen iflah olmaz- korumak isteğini, bu işi işlemesinin engelleri olarak ortaya koymuştur. Aynı şekilde Allah’ın ona lütfetmiş olduğu ve ilâhi emirlere uyup yasaklardan kaçınmayı gerektiren kalbî iman burhanını da bu engeller arasında saymıştır. Bütün bunları içinde barındıransa Yüce Allah’ın “ondan kötülüğü ve hayasızlığı” uzaklaştırmış olmasıdır. Çünkü o, Yüce Allah’ın ihlasa erdirip seçtiği, kendisinin has kulları arasına kattığı, üzerlerine Allah’ın hayırlı kullarından olmasını sağlayacak nimetleri ihsan edip hoş olmayan şeyleri onlardan uzaklaştırdığı “ihlâsa erdirilmiş” kullarındandı.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kadın o kötü fiili işleyerek zina etmeyi arzuladı. Eğer Rabbinin onu bundan alıkoyan ve uzaklaştıran delillerini görmeseydi, Yusuf da bu kötü fiili yapmayı aklına getirmişti. İşte böylece biz, zinadan ve ihanet etmekten onu uzaklaştırmak için ona bu delili gösterdik. Şüphesiz Yusuf, bizim elçilik ve peygamberlik için seçtiklerimizdendi.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad andolsun
  2. هَمَّتْ hemmet kadın arzu etmişti kök: همم
  3. بِهِۦ ۖ bihi onu
  4. وَهَمَّ ve hemme o da arzu etmişti kök: همم
  5. بِهَا biha onu
  6. لَوْلَآ levla eğer
  7. أَن en
  8. رَّءَا raa görmeseydi kök: راي
  9. بُرْهَـٰنَ burhane doğruyu gösteren delilini kök: برهن
  10. رَبِّهِۦ ۚ rabbihi Rabbinin kök: ربب
  11. كَذَٰلِكَ kezalike böylece
  12. لِنَصْرِفَ linesrife çevirmek istedik kök: صرف
  13. عَنْهُ anhu ondan
  14. ٱلسُّوٓءَ s-su'e kötülüğü kök: سوا
  15. وَٱلْفَحْشَآءَ ۚ velfehşa'e ve fuhşu kök: فحش
  16. إِنَّهُۥ innehu çünkü o
  17. مِنْ min
  18. عِبَادِنَا ibadina kullarımızdandır kök: عبد
  19. ٱلْمُخْلَصِينَ l-muhlesine ihlasa erdirilmiş kök: خلص

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صرف (30 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Yusuf, "Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve…

  • Aynı kök: صرف (30 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Rabbi, onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. Şüphesiz ki O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  • Aynı kök: خلص (31 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Kral, "Onu bana getirin, onu özel olarak yanıma alayım", dedi. Onunla konuşunca dedi ki: "Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve…

  • Aynı kök: خلص (31 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: "Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha…

  • Aynı kök: برهن (8 geçiş)

    Bir de; "Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet'e girmeyecek" dediler. Bu, onların kuruntuları! De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı…

  • Aynı kök: همم (9 geçiş)

    Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

  • Aynı kök: همم (9 geçiş)

    Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının…

  • Aynı kök: همم (9 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Eğer Allah'ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. Halbuki onlar, ancak kendilerini…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki kadın ona eğilim göstermişti. Rabbinin delilini görmeseydi o da kadına eğilim göster(ecek)ti. dipnot 1 İşte böylece biz kötülük ve çirkinliği ondan uzaklaştırmak için (delilimizi göstermiştik). Şüphesiz ki o, samimi kullarımızdandı.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetin [ve hemme bihâ] ifadesinin sonuna secavend konulmaması gerekmektedir. Çünkü Hz. Yusuf'un o kadına yönelik herhangi bir arzusu vs. yoktu. Buna göre ayetin "O kadın Yusuf'a meyletmişti; Yusuf da o kadına meyletmişti" şeklindeki tercümesi doğru olamaz.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu kadın onu gözüne kestirmişti; eğer Rabbinin burhanını müşahede etmemiş olsaydı, o da kadını gözüne kestirip gitmişti: işte bunun nedeni, her türlü kötülük ve tutkuya bağlı taşkınlığı ondan uzaklaştırmak istediğimiz içindi; çünkü o bizim seçkin kullarımızdan biriydi.

Muhammed Esed

Gerçek şu ki, kadın o'na karşı arzu doluydu; o da kadını arzuluyordu; öyle ki, (bu ayartma karşısında) eğer Rabbinin burhanı o'nun içine doğmamış olsaydı (bu arzuya yeniliverecekti); İşte bu, her türlü kötülüğü, çirkin ve taşkın halleri o'ndan uzak tutmak istediğimiz için böyle oldu, çünkü o gerçekten bizim (seçilmiş) kullarımızdan biriydi.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki (o kadın) Onu arzulamıştı. . . Rabbinin burhanı olmasaydı (aklı, duygusuna hakim olmasaydı Yusuf da) ona meyletmiş gitmişti! Biz böylece Ondan kötülüğü (nefsani duyguları) ve şehveti uzak tuttuk! Çünkü O, ihlaslı kullarımızdandır.

Ali Bulaç

Andolsun kadın onu arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadına meyletmişti. İşte böylece biz, kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için (delilimizi gösterdik). Şüphesiz o ihlâslı kullarımızdandı.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, kadın, Ona istek duymuştu. Efendisinin kanıtını görmemiş olsaydı, O da ona istek duymuştu. Kötülüğü ve sağtöreye uygun olmayan ilişkileri Ondan uzak tutmayı dilediğimiz için, işte böyle olmuştur. Çünkü O, seçkin kullarımızdandı.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, kadın ona meyletmişti. Eğer Rabbinin gerçeğe dikkat çeken delilini görmeseydi, o da ona meyletmiş olacaktı. Böylece biz, kötülüğü ve fuhşu ondan uzak tutuyorduk. Çünkü o, ihlaslı kullarımızdandı.

Edip Yüksel

Kadın onu çok arzulamıştı, Efendisinin işaretini görmeseydi o da onu çok arzulamıştı. Böylece kötülük ve fenalığı ondan çevirdik. O, katışıksız kullarımızdandı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kadın onu çok arzulamıştı, Rabbinin işaretini görmeseydi o da onu çok arzulamıştı. Böylece kötülük ve fenalığı ondan çevirdik. O, katışıksız kullarımızdandı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hanım gerçekten ona niyetini kurmuştu, eğer Rabbinin açık delilini görmeseydi o da ona kurmuş gitmişti. Biz ondan kötülüğü ve fuhuşu uzaklaştıralım diye, böyle oldu. Gerçekten o, Bizim ihlasa mazhar edilmiş has kullarımızdandır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hanım cidden ona niyyeti kurmuştu, o da ona kurmuş gitmişti amma rabbının bürhanını görmese idi, ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf edelim için öyle oldu, hakıkat o bizim ıhlasa mazhar edilmiş has kullarımızdandır

Erhan Aktaş

Gerçekten kadın Yusuf'a ilgi duydu. Yusuf da kadına ilgi duydu. Ne var ki Rabb'inin burhanı dipnot 1 sayesinde dipnot 2 kadına uymadı. Böylece ondan kötülüğü ve fuhşu dipnot 3 çevirdik. Kuşkusuz o Bizim muhles dipnot 4 kullarımızdandı.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İlahi rehberlik. Allah'tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici.
  2. metne dön, dipnot 2
    İlahi rehberliğe uymakla.
  3. metne dön, dipnot 3
    Her türlü aşırılık.
  4. metne dön, dipnot 4
    Arıtılmış, saf, berrak, arı-duru, samimi, erdemli hale getirilmiş olan kullar. Şeytanların etki edemedikleri kullar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gerçekten kadın Yusuf'a ilgi duydu. Yusuf da kadına ilgi duydu. Ne var ki Rabb'inin burhanı dipnot 1 sayesinde dipnot 2 kadına uymadı. Böylece ondan kötülüğü ve fuhşu dipnot 3 çevirdik. Kuşkusuz o Bizim muhles dipnot 4 kullarımızdandı.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İlahi rehberlik. Allah'tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici.
  2. metne dön, dipnot 2
    İlahi rehberliğe uymakla.
  3. metne dön, dipnot 3
    Her türlü aşırılık.
  4. metne dön, dipnot 4
    Arıtılmış, saf, berrak, arı-duru, samimi, erdemli hale getirilmiş olan kullar. Şeytanların etki edemedikleri kullar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçekten kadın Yusuf'u arzu etmişti. Eğer Rabb'inin burhanını dipnot 1 görmeseydi dipnot 2 , Yusuf ona uyacaktı. Böylece ondan kötülüğü ve fuhşu dipnot 3 çevirdik. Kuşkusuz o Bizim muhles dipnot 4 kullarımızdandı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İlahi rehberlik. Allah'tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici.
  2. metne dön, dipnot 2
    Dikkate almasaydı.
  3. metne dön, dipnot 3
    Her türlü aşırılık.
  4. metne dön, dipnot 4
    Arıtılmış kullar. Saf, berrak, arı-duru, samimi, erdemli hale getirilmiş olan kullar. Şeytanların etki edemedikleri kullar.

Gültekin Onan

Andolsun kadın onu arzulamıştı, eğer rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi. o da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.

Hasan Basri Çantay

O (kadın), andolsun ona niyyeti kurmuştu. Eğer Rabbinin bürhanını görmemiş olsaydı (belki Yuusuf da) onu kasd etmiş gitmişdi. İşte biz ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf edelim diye böyle (bürhan gönderdik). Çünkü o, (taatde) ıhlasa erdirilmiş kullarımızdandı.

İbni Kesir

Andolsun ki o, istekli idi. Eğer Rabbının burhanını görmemiş olsaydı; o da onu arzu etmiş gitmişti. İşte Biz, böylece ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf ettik. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.

Mehmet Alagaş

(23-35) Evinde kaldığı kadın, onunla birleşme arzusu hissetti, kapıları kilitledi ve haydi seninim dedi, Allah’a sığınırım, muhakkak beni Rabbim güzel bir şekilde beni barındırdı ve kesinlikle O zalimleri kurtuluşa / felaha erdirmez dedi. Kadın ona meyletmişti, eğer ki Rabbinin delilini / burhanını görmeseydi, o da kadına meyletmişti , bu, ondan kötülük ve fuhşun giderilmesi içindi, çünkü O, bizim salih kullarımızdandı. Her ikisi de kapıya koştular, sırtından onun gömleğini kadın yırttı, k apının önünde kadının efendisine denk geldiler , Kadın; senin ailene / ehline kötülük yapmak isteyenin hapsetmek veya acıtıcı bir azap etmek dışında cezası var mıdır ? dedi , O kadın benden murat almak istedi dedi ve ailesinden şahitler de eğer Onun gömleği ön tarafından yırtılmış ise kadın doğrudur, O yalancılardandır, eğer ki Onun gömleği sırt tarafından yırtılmış ise kadın yalancıdır, O doğrulardandı , Ne zaman ki Onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördüler, kesinlikle o kadınların tuzaklarındandır dediler, muhakkak ki kadınların tuzakları ç ok büyüktür. Yusuf bu meseleye arkanı dön ve ey kadın günahın için sen de bağışlanma iste muhakkak ki sen ey kadın yanlış yapanlardansın, şehrin kadınları, azizin karısı bir gençten, onun sevgisiyle bağrı yanık, kendine murat almak istermiş, biz onu apaçık sapmışlardan görüyoruz dediler, Ne zaman ki kadınların tuzaklarını işitince kadın / azizin eşi o kadınlara elçi gönderdi ve onlara yaslanacakları yerler hazırladı her birinin eline de birer bıçak verdi, (Genç Yusuf’a) kadınlar arasına çık dedi, ne zaman ki onu gördüler iyice abarttılar ve ellerini kestiler, Allah için haşa, bu beşer değil ikram edilen bir melektir dediler, Kadın dedi ki işte bu durumunuz , hakkında beni ayıpladığınız ve benim de onu kendime murat almak istediğim şeydir fakat o namusunu korudu, lakin emrettiğimi yapmaz ise hapsedilecek ve de küçük düşürülenlerden olacak. Rabbim zindan benim için beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir dedi, e ğer benden kadınların tuzağını savmazsan, onlara gönlüm kayar ve cahillerden olurum, Rabbi Ona cevap verdi / icabet etti onların tuzaklarını ondan savdı / sarf etti, muhakkak ki O işitendir bilendir. Ardından gördükleri delillere / ayetlere (gömleğin arkadan yırtılması) rağmen onu zindan da belli bir zamana kadar bırakmak kendilerine uygun geldi.

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun, kadın onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.

Süleyman Ateş

Andolsun, kadın onu arzu etmişti, eğer Rabbinin doğruyu gösteren delilini görmeseydi o da onu arzu etmişti. Böylece biz kötülüğü ve fuhşu ondan çevirmek istedik; çünkü o, ihlasa erdirilmiş (temiz) kullarımızdandır.

Süleymaniye Vakfı

Kadın onu gerçekten arzulamıştı. Yusuf da onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin burhanını dipnot 1 görmeseydi (onunla birlikte olacaktı). Kötülüğü ve fuhşu ondan uzaklaştırmamız için böyle oldu dipnot 2 . Çünkü o, samimiyeti onaylanmış kullarımızdandı dipnot 3 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce Allah, tüm insanlarla; vahiy (ilham) yoluyla, perde arkasından ve Allah'ın vahyini iletmekle görevli bir elçi aracılığıyla olmak üzere üç yolla konuşur (Şura 42/51). Bu ayette Yusuf (a.s.)'a gösterildiği bildirilen "burhan" bu konuşma yollarından ilkiyle ilgilidir. Allah, insanların yapıp ettiklerinin iyi ya da kötü olduğunu onların içine ilham eder (Şems 91/8). Bu duygular insanın kalbine doğar. Kötü bir işe niyetlenen yahut bunu yapan kişinin içinde hissettiği sıkıntı ve vicdan azabı, Allah'ın ona olan ilhamıdır. Yusuf aleyhisselamı kötü işe bulaşmaktan alıkoyan "burhan" (kesin delil), Allah'ın ona, yaptığının kötü olduğunu ilham etmesi, onun da bu düşünceyi içinde hissetmesidir. Yusuf aleyhisselamın içine doğan ilham onu kendine getirmiş olmalıdır. Bu tür uyarılar herkese yapılır. Sıkıntı ve huzur türünden bu tecrübeyi mümin veya kafir her insan yaşar (Tevbe 9/110, Hicr 15/2). Bu duyguyu içinde hisseden kişi, kötü işi yapmaya devam ederse bunu bilerek yapmış olur ve bu bilgi Allah'ın huzurunda onun aleyhine delil olur. Yanlış bir işten sonraki iç sıkıntısı da Allah'ın kullara bir ilhamıdır. Bu ilham, kişiyi tevbeye çağırır. Dolayısıyla doğru ya da yanlış yolda olmanın ikisi de bilinçli davranışlardır. Kur'an'da, Musa aleyhisselamın annesine (Ta Ha 20/38, Kasas 28/7) ve henüz bir çocuk iken Yusuf aleyhisselama kuyuda iken vahyedildiği (Yusuf 12/15) bildirilir. Ancak içe doğan her şey Allah'ın ilhamı değildir; şeytan vesvesesi de olabilir (En'am 6/121). Çünkü insan ve cin şeytanları, insanlara vesvese verir (Nas 114/4-6), zihinleri bulandırır. Hatta bunların vesveselerini ifade etmek için Kur'an'da "vahiy" kelimesinin kullanıldığı da olur (En'am 6/112, 121). Bunlar, nebi ve resulleri de yanlış davranışlara sürüklemeye çalışmıştır (En'am 6/112-113, Hacc 22/52). Allah'ın ilhamı ile vesveseyi ayırabilmek için içe doğan düşünceleri Allah'ın kitabıyla denetlemek gerekir.
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3
    Samimiyeti onaylanmış anlamı verdiğimiz 'muhlas' kelimesinin mastarı ihlastır. İhlas sözlükte bir şeyi kirlilikten, bulanıklıktan temizleyip arındırmak, saflaştırmak, katıksız, arı, duru hale getirmektir. Bu kelime Kur'an'da, dini Allah'a has kılan yani Allah'ın dinine bir şey katmayıp kulluğu sadece ona yapan, riyadan ve şirkten uzak olan samimi insanların ortak vasfını ifade etmek için kullanılır. Bu vasfa sahip olana "muhlis", bu vasfı Allah tarafından onaylanmış olana da "muhlas" denir. İblis, bu özelliğe sahip olanları yoldan çıkaramaz. (Hicr, 15/40; Sad, 38/83).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kadın onu gerçekten istiyordu. Eğer Rabbinin bürhanını görmeseydi Yusuf da onu isterdi. Hep böyle olur dipnot 1 . Bu (ilham), kötülüğü ve çirkinliği ondan uzaklaştırmamız içindir. Çünkü o, yürekten bağlılığı olan kullarımızdandır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bürhan: Şems 91/8; Allah dışlamadığı (lanetlemediği) kişiye yaptığının iyi veya kötü olduğunu ilham eder.

Şaban Britch

Kadın onunla (ilişki kurmaya) meyletmişti. Rabbinin burhanını görmeseydi Yusuf da ona meyledecekti. İşte ondan fuhşiyatı ve çirkinliği böylece engelledik. Çünkü O, bizim ihlaslı (seçilmiş) kullarımızdandı.

Şaban Piriş

Kadın ona arzu duyuyordu. Rabbinin işaretini görmeseydi Yusuf da ona arzu duyacaktı. Onu hainlik ve fuhuştan uzak tutmak için bu işareti gösterdik. Çünkü O, bizim çok samimi kullarımızdandı.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, kadın onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin gerçeğe dikkat çeken delilini görmeseydi, o da onu arzulamıştı. Biz böylece ondan, kötülüğü ve fuhşu uzak tutuyorduk. Çünkü o, bizim samimi/seçkin kullarımızdandı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

She had a passionate and libidinous desire of him, a desire she meant to bring to effect physically, and he had a desire of her, a desire that was psychical. It might have been physical, had he not felt Allah in his bosom and the internal recognition of the moral quality of one's motives and actions approving the right and condemning the wrong. We stirred his mind and his heart to live in the conscientious practice of all that is good so that We guard him from evil and immorality; He was indeed one of Our sincere worshippers.

Abdul Haleem

She made for him, and he would have succumbed to her if he had not seen evidence of his Lord- We did this in order to keep evil and indecency away from him, for he was truly one of Our chosen servants.

Abdullah Yusuf Ali

And (with passion) did she desire him, and he would have desired her, but that he saw the evidence of his Lord: thus (did We order) that We might turn away from him (all) evil and shameful deeds: for he was one of Our servants, sincere and purified.

Abul A'la Maududi

And she advanced towards him, and had Joseph not perceived a sign dipnot 1 from his Lord he too would have advanced towards her. Thus was Joseph shown a sign from his Lord that We might avert from him all evil and indecency, dipnot 2 for indeed he was one of Our chosen servants.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Evidence of his Lord" means inspiration from Allah to rouse his conscience to the fact that it was not worthy of him to yield to the temptation by the woman. As regards to the question, “What was that evidence”, it has been stated in the preceding verse, that is: My Lord has shown much kindness towards me. Should I, then, misbehave like this? Such workers of iniquity never fare well. This was the divine evidence that saved Prophet Joseph in the prime of youth from that great temptation. The significance of “And he would have desired her, if it had not been that he saw the evidence (sign) of his Lord” is this: “Even a Prophet like Joseph could not have been able to save himself from sin, had not Allah guided him rightly with His evidence. Incidentally, this verse makes plain the nature of the immunity of Prophets from sin. It does not mean that a Prophet is infallible and incapable of committing any error, offense or sin or doing wrong or making a mistake. What it means is this: though a Prophet possesses passions, emotions, and carnal desires like other human beings, and is capable of committing a sin, he is so virtuous and God fearing that he never deliberately cherishes any evil intentions, for he is endowed with such great arguments from his Lord as do not allow the lusts of the flesh overpower the voice of his conscience. And if ever he succumbs inadvertently to any of the human weaknesses, Allah at once sends a revelation to him to set him on the right path. For the consequences of his error do not remain confined to his own person but react on the whole mankind, for even his slightest error might mislead the world to the most horrible sins.
  2. metne dön, dipnot 2
    "That We might turn away from him evil and lewdness" implies two things. First, it was because of Our grace that he could perceive Our evidence, and save himself from sin, for We willed to remove indecency and immodesty from Our chosen servant. The second meaning is rather deeper: This incident took place in the life of Joseph because this was essential for his spiritual training: It was Our will to pass him through this hard test so that he should become immune from indecency and immodesty, for he would have to apply all his powers of piety to withstand such a great temptation, and thus become really so strong as not to yield to such things in future as well. The importance and the need of such a hard training becomes quite obvious, if we keep in view the moral conditions of the Egyptian society of that period. We can have a glimpse of this from (Ayats 30-32). It appears that the women in general and the ladies of high society in particular, enjoyed almost the same sexual freedom as is rampant today in the civilized West and in the Westernized East. Allah made arrangements for the special training of Prophet Joseph in the house of his master because he had to perform his divine mission in a perverted society, and that too as a ruler and not as a common man. It is thus obvious from the behavior of those ladies of high rank, who did not feel any shame nor modesty in openly admiring the beauty of the young slave and from that of the lady of the house who was not ashamed of confessing openly that she did her best to tempt him and would continue to do so, that they would have done all they could to allure the young handsome ruler. Thus Allah not only made Prophet Joseph strong enough to resist such temptations in future by passing him through the hard test, but also filled the ladies with despair of gaining any success in this matter.

Aisha Bewley

She wanted him and he would have wanted her, had he not seen the Clear Proof of his Lord. That happened so We might avert from him all evil and lust. He was Our chosen slave.

Al-Hilali & Khan

And indeed she did desire him, and he would have inclined to her desire, had he not seen the evidence of his Lord. Thus it was, that We might turn away from him evil and illegal sexual intercourse. Surely, he was one of Our chosen (guided) slaves.

Ali Quli Qarai

She certainly made for him; and he would have made for her [too] had he not beheld the proof of his Lord. So it was, that We might turn away from him all evil and indecency. He was indeed one of Our dedicated servants.

Amatul Rahman Omar

And she made up her mind with regard to him, and he made up his mind with regard to her (and would have fallen into her snares as the temptations were so strong) if he had not seen the manifest evidence of his Lord. (It happened thus) so that We might turn away from him every evil and indecency. Surely, he was one of Our purified servants.

Arthur John Arberry

For she desired him; and he would have taken her, but that he saw the proof of his Lord. So was it, that We might turn away from him evil and abomination; he was one of Our devoted servants.

Bijan Moeinian

She advanced towards him and he almost gave in. If it were not that he had received the knowledge of what is right and what is wrong from his Lord, he would have been seduced. This was a trial [giving him the opportunity] to remove the root of indecency from him. Joseph was indeed a true worshipper of Mine.

E. Henry Palmer

And she was anxious for him, and he would have been anxious for her, had it not been that he saw the demonstration of his Lord; thus did we turn evil and fornication from him; verily, he was of our sincere servants.

Edip-Layth

She desired him and he desired her, had it not been that he saw His Lord's manifest evidence; thus We turned evil and lewdness away from him, as one of Our loyal servants.

George Sale

But she resolved within her self to enjoy him, and he would have resolved to enjoy her, had he not seen the evident demonstration of his Lord. So We turned away evil and filthiness from him, because he was one of our sincere servants.

Hamid S. Aziz

And she, in whose house he was, desired to seduce him for his person (or body, or away from his true self); and she locked the doors and said, "Come you (to me)!" Said he, "I seek refuge in Allah (Allah forbid)! Verily, he (your husband) is my lord who has made my stay here agreeable (treated me well). Verily, wrong-doers (ultimately) never prosper."

Mahmoud Ghali

And indeed she already designed on him, and he (would have) designed on her, had he not seen the proof of his Lord. Thus it was, that We might turn about from him odious (deeds) and obscenity. Surely he was one of Our most faithful bondmen.

Marmaduke Pickthall

She verily desired him, and he would have desired her if it had not been that he saw the argument of his Lord. Thus it was, that We might ward off from him evil and lewdness. Lo! he was of Our chosen slaves.

Mohamed Ahmed - Samira

But the woman desired him, and he would have desired her but for the indication he received from his Lord. This was so that We may avert both evil and lechery from him, for he was one of Our chosen devotees.

Muhammad Asad

And, indeed, she desired him, and he desired her; [and he would have succumbed] had he not seen [in this temptation] an evidence of his Sustainer's truth: thus [We willed it to be] in order that We might avert from him all evil and all deeds of abomination -for, behold, he was truly one of Our servants.

Mustafa Khattab

She advanced towards him, and he would have done likewise, had he not seen a sign from his Lord.[1] This is how We kept evil and indecency away from him, for he was truly one of Our chosen servants.

Progressive Muslims

And she desired him and he desired her, had it not been that he saw His Lord's proof; it was thus that We turned evil and lewdness away from him; he is of Our loyal servants.

Rashad Khalifa

She almost succumbed to him, and he almost succumbed to her, if it were not that he saw a proof from his Lord. We thus diverted evil and sin away from him, for he was one of our devoted servants.

Sahih International

And she certainly determined [to seduce] him, and he would have inclined to her had he not seen the proof of his Lord. And thus [it was] that We should avert from him evil and immorality. Indeed, he was of Our chosen servants.

Sam Gerrans

And she desired him; and he desired her[...] were it not that he saw the evidence of his Lord. Thus — that We might turn away from him evil and sexual immorality; he was among Our sincere servants.

Shabbir Ahmed

She desired him, and he would have desired her if he had not seen the Argument of his Lord, ("Go not close to adultery" (17:32)). Obeying Our Command saved him from evil and lewdness. He was among Our sincere servants.

Syed Vickar Ahamed

And she wanted to have him (very much), and he would have fallen to her (desire), but that he clearly saw the Presence of his Lord: Like this (We planned) that We turn away from him (all) evil and shameful acts: Surely, he was one of Our servants, sincere and purified.

Taqi Usmani

She certainly desired him, and he might have desired her, had he not seen the proof from his Lord. Thus We did, to turn evil and lewdness away from him. Surely, he was one of Our chosen servants.

The Monotheist Group

Andshe was obsessed with him, and he did obsess with her - had it not been that he saw the proof of his Lord - it was thus that We turned evil and immorality away from him; he is of Our loyal servants.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 24. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 24. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 24. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩