Diyanet İşleri
Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.
Yûsuf suresi
Yûsuf suresi, 24. ayet. وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِۦ وَهَمَّ بِهَا لَوْلَآ أَن رَّءَا بُرْهَٰنَ رَبِّهِۦ كَذَٰلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ ٱلسُّوٓءَ وَٱلْفَحْشَآءَ إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُخْلَصِينَ
veleḳad hemmet bih. vehemme bihâ. levlâ er raâ bürhâne rabbih. keẕâlike linaṣrife `anhü-ssûe velfaḥşâ'. innehû min `ibâdine-lmuḫleṣîn.
Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Aziz'in evi ve yırtılan gömlek Yûsuf 21–29 3
Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: "Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." İşte böylece biz Yusuf'u o yere (Mısır'a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.
Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek, "Haydi gelsene!" dedi. O ise, "Allah'a sığınırım, çünkü o (kocan) benim efendimdir, bana iyi baktı. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler" dedi.
Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.
İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: "Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır."
Yusuf, "O, benden arzusunu elde etmek istedi" dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: "Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, o (Yusuf) yalancılardandır."
"Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir. O (Yusuf) ise, doğru söyleyenlerdendir."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 23–24. ayetler için yazılmıştır.
23-24. Şöyle ki Yusuf aleyhisselam Aziz’in evinde izzet ve ikram içerisinde kaldı. Kendisi oldukça güzel, mükemmel ve alımlı bir kişilik idi. Onun bu durumu dolayısıyla “evinde bulunduğu kadın, ona sahip olmak istedi.” Yusuf, onun kölesi ve onun idaresi altında bulunuyordu. Kaldıkları mesken birdi. Böyle bir yerde hiçbir kimse fark etmeksizin, hiçbir insan duymaksızın o hoş olmayan işi yapabilme imkânı vardı. “Kapıları sımsıkı kapadı” ve musibet bir kat daha ağırlaştı. Artık bulundukları yer tenha idi ve kapılar kapalı olduğu için bulundukları yere herhangi bir kimsenin girmesi söz konusu değildi. Bu nedenle kadın, yanına gelmesini isteyerek: “Haydi gel yanıma, dedi.” O hoş olmayan işi yapmak için bana doğru gel. Yusuf yabancı bir kimse idi. Böyle bir kimse, vatanında ve kendisini tanıyanlar arasında bulunan kimsenin yapmaktan utanacağı işleri rahatlıkla yapabilirdi. Üstelik o, bu kadının idaresi altında bir esirdi. Kadın da efendisi idi. Diğer taraftan onu, bu işi yapmaya sevkedecek bir güzelliği vardı. Yusuf da genç ve bekardı. Ayrıca Azizin karısı, eğer ona emrettiği işi yapmayacak olursa hapse atmak yahut da oldukça ağır işkencelere uğratmakla onu tehdit etmişti. Ancak Yusuf, bu işi yapmasını gerektiren güçlü etkenlerin varlığına rağmen Allah’a isyan etmeyip sabretti. Çünkü o, kadına meyledip içinden böyle bir işi yapmayı geçirdiyse de Allah rızası için onu terk etti. Allah’ın isteğini kötülüğü emreden nefsinin isteğinden öne geçirdi. “Rabbinin burhanını” görmesi sayesinde, yani Rabbi tarafından, her türlü haramı terk etmesini gerektiren ilim ve iman sayesinde bu büyük masiyetten uzak durdu ve: “Allah’a sığınırım” dedi. Yani, bu çirkin işi yapmaktan Allah’a sığınırım. Çünkü bu iş, Allah’ın gazabını gerektirir ve beni Allah’tan uzaklaştırır. Diğer taraftan bu, beni güzel bir şekilde barındıran efendime de bir hainlik olur. Onun iyiliklerine, hanımı ile en çirkin bir işi işleyerek çok kötü bir karşılıkta bulunmam bana yakışmaz. Çünkü bu, zulmün en büyüğüdür: “Gerçek şu ki zalimler iflah olmazlar.”
Özetle Yusuf aleyhisselam Yüce Allah’ın korkusunu/takvayı, kendisine iyilikte bulunan efendisinin hakkına riâyet etmeyi ve kendisini zulümden -ki onu işleyen iflah olmaz- korumak isteğini, bu işi işlemesinin engelleri olarak ortaya koymuştur. Aynı şekilde Allah’ın ona lütfetmiş olduğu ve ilâhi emirlere uyup yasaklardan kaçınmayı gerektiren kalbî iman burhanını da bu engeller arasında saymıştır. Bütün bunları içinde barındıransa Yüce Allah’ın “ondan kötülüğü ve hayasızlığı” uzaklaştırmış olmasıdır. Çünkü o, Yüce Allah’ın ihlasa erdirip seçtiği, kendisinin has kulları arasına kattığı, üzerlerine Allah’ın hayırlı kullarından olmasını sağlayacak nimetleri ihsan edip hoş olmayan şeyleri onlardan uzaklaştırdığı “ihlâsa erdirilmiş” kullarındandı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kadın o kötü fiili işleyerek zina etmeyi arzuladı. Eğer Rabbinin onu bundan alıkoyan ve uzaklaştıran delillerini görmeseydi, Yusuf da bu kötü fiili yapmayı aklına getirmişti. İşte böylece biz, zinadan ve ihanet etmekten onu uzaklaştırmak için ona bu delili gösterdik. Şüphesiz Yusuf, bizim elçilik ve peygamberlik için seçtiklerimizdendi.
Aynı kök: صرف (30 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
Yusuf, "Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve…
Aynı kök: صرف (30 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
Rabbi, onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. Şüphesiz ki O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Aynı kök: خلص (31 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
Kral, "Onu bana getirin, onu özel olarak yanıma alayım", dedi. Onunla konuşunca dedi ki: "Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve…
Aynı kök: خلص (31 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: "Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha…
Aynı kök: برهن (8 geçiş)
Bir de; "Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet'e girmeyecek" dediler. Bu, onların kuruntuları! De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı…
Aynı kök: همم (9 geçiş)
Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.
Aynı kök: همم (9 geçiş)
Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının…
Aynı kök: همم (9 geçiş)
(Ey Muhammed!) Eğer Allah'ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. Halbuki onlar, ancak kendilerini…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yemin olsun ki kadın ona eğilim göstermişti. Rabbinin delilini görmeseydi o da kadına eğilim göster(ecek)ti. dipnot 1 İşte böylece biz kötülük ve çirkinliği ondan uzaklaştırmak için (delilimizi göstermiştik). Şüphesiz ki o, samimi kullarımızdandı.
Doğrusu kadın onu gözüne kestirmişti; eğer Rabbinin burhanını müşahede etmemiş olsaydı, o da kadını gözüne kestirip gitmişti: işte bunun nedeni, her türlü kötülük ve tutkuya bağlı taşkınlığı ondan uzaklaştırmak istediğimiz içindi; çünkü o bizim seçkin kullarımızdan biriydi.
Gerçek şu ki, kadın o'na karşı arzu doluydu; o da kadını arzuluyordu; öyle ki, (bu ayartma karşısında) eğer Rabbinin burhanı o'nun içine doğmamış olsaydı (bu arzuya yeniliverecekti); İşte bu, her türlü kötülüğü, çirkin ve taşkın halleri o'ndan uzak tutmak istediğimiz için böyle oldu, çünkü o gerçekten bizim (seçilmiş) kullarımızdan biriydi.
Andolsun ki (o kadın) Onu arzulamıştı. . . Rabbinin burhanı olmasaydı (aklı, duygusuna hakim olmasaydı Yusuf da) ona meyletmiş gitmişti! Biz böylece Ondan kötülüğü (nefsani duyguları) ve şehveti uzak tuttuk! Çünkü O, ihlaslı kullarımızdandır.
Andolsun kadın onu arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.
Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadına meyletmişti. İşte böylece biz, kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için (delilimizi gösterdik). Şüphesiz o ihlâslı kullarımızdandı.
Gerçek şu ki, kadın, Ona istek duymuştu. Efendisinin kanıtını görmemiş olsaydı, O da ona istek duymuştu. Kötülüğü ve sağtöreye uygun olmayan ilişkileri Ondan uzak tutmayı dilediğimiz için, işte böyle olmuştur. Çünkü O, seçkin kullarımızdandı.
Andolsun ki, kadın ona meyletmişti. Eğer Rabbinin gerçeğe dikkat çeken delilini görmeseydi, o da ona meyletmiş olacaktı. Böylece biz, kötülüğü ve fuhşu ondan uzak tutuyorduk. Çünkü o, ihlaslı kullarımızdandı.
Kadın onu çok arzulamıştı, Efendisinin işaretini görmeseydi o da onu çok arzulamıştı. Böylece kötülük ve fenalığı ondan çevirdik. O, katışıksız kullarımızdandı.
Kadın onu çok arzulamıştı, Rabbinin işaretini görmeseydi o da onu çok arzulamıştı. Böylece kötülük ve fenalığı ondan çevirdik. O, katışıksız kullarımızdandı.
Hanım gerçekten ona niyetini kurmuştu, eğer Rabbinin açık delilini görmeseydi o da ona kurmuş gitmişti. Biz ondan kötülüğü ve fuhuşu uzaklaştıralım diye, böyle oldu. Gerçekten o, Bizim ihlasa mazhar edilmiş has kullarımızdandır.
Hanım cidden ona niyyeti kurmuştu, o da ona kurmuş gitmişti amma rabbının bürhanını görmese idi, ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf edelim için öyle oldu, hakıkat o bizim ıhlasa mazhar edilmiş has kullarımızdandır
Gerçekten kadın Yusuf'a ilgi duydu. Yusuf da kadına ilgi duydu. Ne var ki Rabb'inin burhanı dipnot 1 sayesinde dipnot 2 kadına uymadı. Böylece ondan kötülüğü ve fuhşu dipnot 3 çevirdik. Kuşkusuz o Bizim muhles dipnot 4 kullarımızdandı.
Gerçekten kadın Yusuf'a ilgi duydu. Yusuf da kadına ilgi duydu. Ne var ki Rabb'inin burhanı dipnot 1 sayesinde dipnot 2 kadına uymadı. Böylece ondan kötülüğü ve fuhşu dipnot 3 çevirdik. Kuşkusuz o Bizim muhles dipnot 4 kullarımızdandı.
Gerçekten kadın Yusuf'u arzu etmişti. Eğer Rabb'inin burhanını dipnot 1 görmeseydi dipnot 2 , Yusuf ona uyacaktı. Böylece ondan kötülüğü ve fuhşu dipnot 3 çevirdik. Kuşkusuz o Bizim muhles dipnot 4 kullarımızdandı.
Andolsun kadın onu arzulamıştı, eğer rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi. o da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.
O (kadın), andolsun ona niyyeti kurmuştu. Eğer Rabbinin bürhanını görmemiş olsaydı (belki Yuusuf da) onu kasd etmiş gitmişdi. İşte biz ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf edelim diye böyle (bürhan gönderdik). Çünkü o, (taatde) ıhlasa erdirilmiş kullarımızdandı.
Andolsun ki o, istekli idi. Eğer Rabbının burhanını görmemiş olsaydı; o da onu arzu etmiş gitmişti. İşte Biz, böylece ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf ettik. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.
(23-35) Evinde kaldığı kadın, onunla birleşme arzusu hissetti, kapıları kilitledi ve haydi seninim dedi, Allah’a sığınırım, muhakkak beni Rabbim güzel bir şekilde beni barındırdı ve kesinlikle O zalimleri kurtuluşa / felaha erdirmez dedi. Kadın ona meyletmişti, eğer ki Rabbinin delilini / burhanını görmeseydi, o da kadına meyletmişti , bu, ondan kötülük ve fuhşun giderilmesi içindi, çünkü O, bizim salih kullarımızdandı. Her ikisi de kapıya koştular, sırtından onun gömleğini kadın yırttı, k apının önünde kadının efendisine denk geldiler , Kadın; senin ailene / ehline kötülük yapmak isteyenin hapsetmek veya acıtıcı bir azap etmek dışında cezası var mıdır ? dedi , O kadın benden murat almak istedi dedi ve ailesinden şahitler de eğer Onun gömleği ön tarafından yırtılmış ise kadın doğrudur, O yalancılardandır, eğer ki Onun gömleği sırt tarafından yırtılmış ise kadın yalancıdır, O doğrulardandı , Ne zaman ki Onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördüler, kesinlikle o kadınların tuzaklarındandır dediler, muhakkak ki kadınların tuzakları ç ok büyüktür. Yusuf bu meseleye arkanı dön ve ey kadın günahın için sen de bağışlanma iste muhakkak ki sen ey kadın yanlış yapanlardansın, şehrin kadınları, azizin karısı bir gençten, onun sevgisiyle bağrı yanık, kendine murat almak istermiş, biz onu apaçık sapmışlardan görüyoruz dediler, Ne zaman ki kadınların tuzaklarını işitince kadın / azizin eşi o kadınlara elçi gönderdi ve onlara yaslanacakları yerler hazırladı her birinin eline de birer bıçak verdi, (Genç Yusuf’a) kadınlar arasına çık dedi, ne zaman ki onu gördüler iyice abarttılar ve ellerini kestiler, Allah için haşa, bu beşer değil ikram edilen bir melektir dediler, Kadın dedi ki işte bu durumunuz , hakkında beni ayıpladığınız ve benim de onu kendime murat almak istediğim şeydir fakat o namusunu korudu, lakin emrettiğimi yapmaz ise hapsedilecek ve de küçük düşürülenlerden olacak. Rabbim zindan benim için beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir dedi, e ğer benden kadınların tuzağını savmazsan, onlara gönlüm kayar ve cahillerden olurum, Rabbi Ona cevap verdi / icabet etti onların tuzaklarını ondan savdı / sarf etti, muhakkak ki O işitendir bilendir. Ardından gördükleri delillere / ayetlere (gömleğin arkadan yırtılması) rağmen onu zindan da belli bir zamana kadar bırakmak kendilerine uygun geldi.
Andolsun, kadın onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
Andolsun, kadın onu arzu etmişti, eğer Rabbinin doğruyu gösteren delilini görmeseydi o da onu arzu etmişti. Böylece biz kötülüğü ve fuhşu ondan çevirmek istedik; çünkü o, ihlasa erdirilmiş (temiz) kullarımızdandır.
Kadın onu gerçekten arzulamıştı. Yusuf da onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin burhanını dipnot 1 görmeseydi (onunla birlikte olacaktı). Kötülüğü ve fuhşu ondan uzaklaştırmamız için böyle oldu dipnot 2 . Çünkü o, samimiyeti onaylanmış kullarımızdandı dipnot 3 .
Kadın onu gerçekten istiyordu. Eğer Rabbinin bürhanını görmeseydi Yusuf da onu isterdi. Hep böyle olur dipnot 1 . Bu (ilham), kötülüğü ve çirkinliği ondan uzaklaştırmamız içindir. Çünkü o, yürekten bağlılığı olan kullarımızdandır.
Kadın onunla (ilişki kurmaya) meyletmişti. Rabbinin burhanını görmeseydi Yusuf da ona meyledecekti. İşte ondan fuhşiyatı ve çirkinliği böylece engelledik. Çünkü O, bizim ihlaslı (seçilmiş) kullarımızdandı.
Kadın ona arzu duyuyordu. Rabbinin işaretini görmeseydi Yusuf da ona arzu duyacaktı. Onu hainlik ve fuhuştan uzak tutmak için bu işareti gösterdik. Çünkü O, bizim çok samimi kullarımızdandı.
Yemin olsun, kadın onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin gerçeğe dikkat çeken delilini görmeseydi, o da onu arzulamıştı. Biz böylece ondan, kötülüğü ve fuhşu uzak tutuyorduk. Çünkü o, bizim samimi/seçkin kullarımızdandı.
She had a passionate and libidinous desire of him, a desire she meant to bring to effect physically, and he had a desire of her, a desire that was psychical. It might have been physical, had he not felt Allah in his bosom and the internal recognition of the moral quality of one's motives and actions approving the right and condemning the wrong. We stirred his mind and his heart to live in the conscientious practice of all that is good so that We guard him from evil and immorality; He was indeed one of Our sincere worshippers.
She made for him, and he would have succumbed to her if he had not seen evidence of his Lord- We did this in order to keep evil and indecency away from him, for he was truly one of Our chosen servants.
And (with passion) did she desire him, and he would have desired her, but that he saw the evidence of his Lord: thus (did We order) that We might turn away from him (all) evil and shameful deeds: for he was one of Our servants, sincere and purified.
And she advanced towards him, and had Joseph not perceived a sign dipnot 1 from his Lord he too would have advanced towards her. Thus was Joseph shown a sign from his Lord that We might avert from him all evil and indecency, dipnot 2 for indeed he was one of Our chosen servants.
She wanted him and he would have wanted her, had he not seen the Clear Proof of his Lord. That happened so We might avert from him all evil and lust. He was Our chosen slave.
And indeed she did desire him, and he would have inclined to her desire, had he not seen the evidence of his Lord. Thus it was, that We might turn away from him evil and illegal sexual intercourse. Surely, he was one of Our chosen (guided) slaves.
She certainly made for him; and he would have made for her [too] had he not beheld the proof of his Lord. So it was, that We might turn away from him all evil and indecency. He was indeed one of Our dedicated servants.
And she made up her mind with regard to him, and he made up his mind with regard to her (and would have fallen into her snares as the temptations were so strong) if he had not seen the manifest evidence of his Lord. (It happened thus) so that We might turn away from him every evil and indecency. Surely, he was one of Our purified servants.
For she desired him; and he would have taken her, but that he saw the proof of his Lord. So was it, that We might turn away from him evil and abomination; he was one of Our devoted servants.
She advanced towards him and he almost gave in. If it were not that he had received the knowledge of what is right and what is wrong from his Lord, he would have been seduced. This was a trial [giving him the opportunity] to remove the root of indecency from him. Joseph was indeed a true worshipper of Mine.
And she was anxious for him, and he would have been anxious for her, had it not been that he saw the demonstration of his Lord; thus did we turn evil and fornication from him; verily, he was of our sincere servants.
She desired him and he desired her, had it not been that he saw His Lord's manifest evidence; thus We turned evil and lewdness away from him, as one of Our loyal servants.
But she resolved within her self to enjoy him, and he would have resolved to enjoy her, had he not seen the evident demonstration of his Lord. So We turned away evil and filthiness from him, because he was one of our sincere servants.
And she, in whose house he was, desired to seduce him for his person (or body, or away from his true self); and she locked the doors and said, "Come you (to me)!" Said he, "I seek refuge in Allah (Allah forbid)! Verily, he (your husband) is my lord who has made my stay here agreeable (treated me well). Verily, wrong-doers (ultimately) never prosper."
And indeed she already designed on him, and he (would have) designed on her, had he not seen the proof of his Lord. Thus it was, that We might turn about from him odious (deeds) and obscenity. Surely he was one of Our most faithful bondmen.
She verily desired him, and he would have desired her if it had not been that he saw the argument of his Lord. Thus it was, that We might ward off from him evil and lewdness. Lo! he was of Our chosen slaves.
But the woman desired him, and he would have desired her but for the indication he received from his Lord. This was so that We may avert both evil and lechery from him, for he was one of Our chosen devotees.
And, indeed, she desired him, and he desired her; [and he would have succumbed] had he not seen [in this temptation] an evidence of his Sustainer's truth: thus [We willed it to be] in order that We might avert from him all evil and all deeds of abomination -for, behold, he was truly one of Our servants.
She advanced towards him, and he would have done likewise, had he not seen a sign from his Lord.[1] This is how We kept evil and indecency away from him, for he was truly one of Our chosen servants.
And she desired him and he desired her, had it not been that he saw His Lord's proof; it was thus that We turned evil and lewdness away from him; he is of Our loyal servants.
She almost succumbed to him, and he almost succumbed to her, if it were not that he saw a proof from his Lord. We thus diverted evil and sin away from him, for he was one of our devoted servants.
And she certainly determined [to seduce] him, and he would have inclined to her had he not seen the proof of his Lord. And thus [it was] that We should avert from him evil and immorality. Indeed, he was of Our chosen servants.
And she desired him; and he desired her[...] were it not that he saw the evidence of his Lord. Thus — that We might turn away from him evil and sexual immorality; he was among Our sincere servants.
She desired him, and he would have desired her if he had not seen the Argument of his Lord, ("Go not close to adultery" (17:32)). Obeying Our Command saved him from evil and lewdness. He was among Our sincere servants.
And she wanted to have him (very much), and he would have fallen to her (desire), but that he clearly saw the Presence of his Lord: Like this (We planned) that We turn away from him (all) evil and shameful acts: Surely, he was one of Our servants, sincere and purified.
She certainly desired him, and he might have desired her, had he not seen the proof from his Lord. Thus We did, to turn evil and lewdness away from him. Surely, he was one of Our chosen servants.
Andshe was obsessed with him, and he did obsess with her - had it not been that he saw the proof of his Lord - it was thus that We turned evil and immorality away from him; he is of Our loyal servants.