38. sure

Sâd Suresi ص

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 10 konu
  1. Kur'an'a yemin; inkâr edenlerin büyüklenmesi 1–11 karşılaştır — Kur'an'a yemin; inkâr edenlerin büyüklenmesi
  2. Helâk edilen topluluklar ve acele istenen azap 12–16 karşılaştır — Helâk edilen topluluklar ve acele istenen azap
  3. Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı 17–29 karşılaştır — Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı
  4. Süleymân 30–40 karşılaştır — Süleymân
  5. Eyyûb 41–44 karşılaştır — Eyyûb
  6. İbrâhim, İshâk, Ya'kūb; İsmâil, el-Yesa' ve Zülkifl 45–49 karşılaştır — İbrâhim, İshâk, Ya'kūb; İsmâil, el-Yesa' ve Zülkifl
  7. Sakınanların cenneti ve azgınların çekişmesi 50–64 karşılaştır — Sakınanların cenneti ve azgınların çekişmesi
  8. De ki: ben ancak bir uyarıcıyım 65–70 karşılaştır — De ki: ben ancak bir uyarıcıyım
  9. Âdem'in yaratılışı ve İblîs 71–85 karşılaştır — Âdem'in yaratılışı ve İblîs
  10. Kapanış: bundan dolayı sizden bir ücret istemiyorum 86–88 karşılaştır — Kapanış: bundan dolayı sizden bir ücret istemiyorum

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kur'an'a yemin; inkâr edenlerin büyüklenmesi 1–11

  1. Sâd suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 1. ayet. صٓ وَٱلْقُرْءَانِ ذِى ٱلذِّكْرِ

    ṣâd. velḳur'âni ẕi-ẕẕikr.

    Mustafa İslamoğlu

    Sad! Şeref ve itibar kaynağı olan Kur'an şahit olsun!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 1. ayet

  2. Sâd suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 2. ayet. بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ

    beli-lleẕîne keferû fî `izzetiv veşiḳâḳ.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama nerde! İnkarda direnenler (akletmek yerine) yersiz bir gurura ve tarifsiz bir nefrete gömülmüşlerdir.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 2. ayet

  3. Sâd suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 3. ayet. كَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَبْلِهِم مِّن قَرْنٍ فَنَادَوا۟ وَّلَاتَ حِينَ مَنَاصٍ

    kem ehleknâ min ḳablihim min ḳarnin fenâdev velâte ḥîne menâṣ.

    Mustafa İslamoğlu

    Kendilerinden önce nice kuşakları helak ettik; tam bu sırada imdat dilediler, fakat kurtuluşun vakti çoktan geçmişti.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 3. ayet

  4. Sâd suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 4. ayet. وَعَجِبُوٓا۟ أَن جَآءَهُم مُّنذِرٌ مِّنْهُمْ وَقَالَ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا سَٰحِرٌ كَذَّابٌ

    ve`acibû en câehüm münẕirum minhüm. veḳâle-lkâfirûne hâẕâ sâḥirun keẕẕâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onlar aralarından birinin kendilerine uyarıcı olarak gelmesine şaştılar; işte bu kafirler şöyle dediler: "Bu, göz boyamak isteyen yalancının biri.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 4. ayet

  5. Sâd suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 5. ayet. أَجَعَلَ ٱلْـَٔالِهَةَ إِلَٰهًا وَٰحِدًا إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌ عُجَابٌ

    ece`ale-l'âlihete ilâhev vâḥidâ. inne hâẕâ leşey'ün `ucâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Bütün bu ilahları tek bir ilaha indirgiyor ha? Bunun çok tuhaf bir görüş olduğunda hiç şüphe yok."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 5. ayet

  6. Sâd suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 6. ayet. وَٱنطَلَقَ ٱلْمَلَأُ مِنْهُمْ أَنِ ٱمْشُوا۟ وَٱصْبِرُوا۟ عَلَىٰٓ ءَالِهَتِكُمْ إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌ يُرَادُ

    venṭaleḳa-lmeleü minhüm eni-mşû vaṣbirû `alâ âlihetiküm. inne hâẕâ leşey'üy yürâd.

    Mustafa İslamoğlu

    Onların liderleri öne atılarak (der ki): "Devam edin, ilahlarınıza ısrarla sahip çıkın; yapmanız gereken tek şey budur!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 6. ayet

  7. Sâd suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 7. ayet. مَا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِى ٱلْمِلَّةِ ٱلْـَٔاخِرَةِ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا ٱخْتِلَٰقٌ

    mâ semi`nâ bihâẕâ fi-lmilleti-l'âḫirah. in hâẕâ ille-ḫtilâḳ.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz çağdaş inanç sistemlerinin hiç birinde bunu duymadık; bu desteksiz bir uydurmadan başkası değildir;

    Ayet detayı — Sâd suresi, 7. ayet

  8. Sâd suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 8. ayet. أَءُنزِلَ عَلَيْهِ ٱلذِّكْرُ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُمْ فِى شَكٍّ مِّن ذِكْرِى بَل لَّمَّا يَذُوقُوا۟ عَذَابِ

    eünzile `aleyhi-ẕẕikru mim beyninâ. bel hüm fî şekkim min ẕikrî. bel lemmâ yeẕûḳû `aẕâb.

    Mustafa İslamoğlu

    ne yani, aramızdan ilahi mesajın indirileceği bir o mu kaldı?" Ama hayır, onlar asıl Benim uyarıma karşı şüpheyle yaklaşıyorlar; dahası, belli ki onlar henüz azabımı tatmamışlar.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 8. ayet

  9. Sâd suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 9. ayet. أَمْ عِندَهُمْ خَزَآئِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ ٱلْعَزِيزِ ٱلْوَهَّابِ

    em `indehüm ḫazâinü raḥmeti rabbike-l`azîzi-lvehhâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa, mutlak kudret ve lütuf sahibi Rabbinin rahmet hazinelerinin tasarrufu onların elinde mi?

    Ayet detayı — Sâd suresi, 9. ayet

  10. Sâd suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 10. ayet. أَمْ لَهُم مُّلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَلْيَرْتَقُوا۟ فِى ٱلْأَسْبَٰبِ

    em lehüm mülkü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehümâ. felyerteḳû fi-l'esbâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin mülkiyeti onlara mı ait? Haydi o zaman, tüm araçlara sarılsınlar da, (göklerin tahtına) çıkıp kurulsunlar bakalım!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 10. ayet

  11. Sâd suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 11. ayet. جُندٌ مَّا هُنَالِكَ مَهْزُومٌ مِّنَ ٱلْأَحْزَابِ

    cündüm mâ hünâlike mehzûmüm mine-l'aḥzâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar, bozguna uğramış müttefiklerin döküntülerinden oluşmuş (başıbozuklar) ordusu...

    Ayet detayı — Sâd suresi, 11. ayet

Helâk edilen topluluklar ve acele istenen azap 12–16

  1. Sâd suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 12. ayet. كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ ذُو ٱلْأَوْتَادِ

    keẕẕebet ḳablehüm ḳavmü nûḥiv ve`âdüv vefir`avnü ẕü-l'evtâd.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlardan önce Nuh ve Ad kavmi ve yüksek sütunlar sahibi Firavun da gerçeği yalanlamıştı;

    Ayet detayı — Sâd suresi, 12. ayet

  2. Sâd suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 13. ayet. وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَأَصْحَٰبُ لْـَٔيْكَةِ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْأَحْزَابُ

    veŝemûdü veḳavmü lûṭiv veaṣḥâbü-l'eykeh. ülâike-l'aḥzâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Semud ve Lut, Eyke ahalisi de öyle... Adı geçenler de (inkarda) müttefiktiler.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 13. ayet

  3. Sâd suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 14. ayet. إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ

    in küllün illâ keẕẕebe-rrusüle feḥaḳḳa `iḳâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Hepsi de elçileri yalanladılar: Bu yüzden cezamızı hak ettiler.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 14. ayet

  4. Sâd suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 15. ayet. وَمَا يَنظُرُ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً مَّا لَهَا مِن فَوَاقٍ

    vemâ yenżuru hâülâi illâ ṣayḥatev vâḥidetem mâ lehâ min fevâḳ.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve şu berikiler var ya; işte bunları bir tek bela çığlığı beklemektedir: ilave bir nefes bile alamazlar.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 15. ayet

  5. Sâd suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 16. ayet. وَقَالُوا۟ رَبَّنَا عَجِّل لَّنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ ٱلْحِسَابِ

    veḳâlû rabbenâ `accil lenâ ḳiṭṭanâ ḳable yevmi-lḥisâb.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte onlar, "Rabbimiz! Bizim hesabımızı Hesap Günü'nden önce, hemen şimdi kes!" diye (alay ederler).

    Ayet detayı — Sâd suresi, 16. ayet

Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı 17–29

  1. Sâd suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 17. ayet. ٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُۥدَ ذَا ٱلْأَيْدِ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

    iṣbir `alâ mâ yeḳûlûne veẕkür `abdenâ dâvûde ẕe-l'eyd. innehû evvâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Sen onların bu tür laflarına karşı dirençli ol ve güçlü bir kişiliğe sahip olan has kulumuz Davud'u hatırla! Çünkü o her daim Allah'a yönelirdi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 17. ayet

  2. Sâd suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 18. ayet. إِنَّا سَخَّرْنَا ٱلْجِبَالَ مَعَهُۥ يُسَبِّحْنَ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِشْرَاقِ

    innâ seḫḫarne-lcibâle me`ahû yüsebbiḥne bil`aşiyyi vel'işrâḳ.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bu yüzden, her sabah ve her akşam, onunla birlikte emrimize amade kıldığımız dağlar da kudret ve ihtişamımızı dillendirirdi;

    Ayet detayı — Sâd suresi, 18. ayet

  3. Sâd suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 19. ayet. وَٱلطَّيْرَ مَحْشُورَةً كُلٌّ لَّهُۥٓ أَوَّابٌ

    veṭṭayra maḥşûrah. küllül lehû evvâb.

    Mustafa İslamoğlu

    katar katar dizilmiş kuşlar da: bunların hepsi her daim O'na yönelmişlerdi!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 19. ayet

  4. Sâd suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 20. ayet. وَشَدَدْنَا مُلْكَهُۥ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْحِكْمَةَ وَفَصْلَ ٱلْخِطَابِ

    veşedednâ mülkehû veâteynâhü-lḥikmete vefaṣle-lḫiṭâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz de onun iktidarını sağlama aldık; zira ona adaletle hükmedecek muhakeme ve anlaşmazlıkları sona erdirecek yeteneği vermiştik.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 20. ayet

  5. Sâd suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 21. ayet. وَهَلْ أَتَىٰكَ نَبَؤُا۟ ٱلْخَصْمِ إِذْ تَسَوَّرُوا۟ ٱلْمِحْرَابَ

    vehel etâke nebeü-lḫaṣm. iẕ tesevveru-lmiḥrâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Sen davacıların kıssasından haberdar oldun mu? Hani onlar mabedin inziva hücresinin (duvarına) tırmanmışlardı.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 21. ayet

  6. Sâd suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 22. ayet. إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَىٰ دَاوُۥدَ فَفَزِعَ مِنْهُمْ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ خَصْمَانِ بَغَىٰ بَعْضُنَا عَلَىٰ بَعْضٍ فَٱحْكُم بَيْنَنَا بِٱلْحَقِّ وَلَا تُشْطِطْ وَٱهْدِنَآ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلصِّرَٰطِ

    iẕ deḫalû `alâ dâvûde fefezi`a minhüm ḳâlû lâ teḫaf. ḫaṣmâni begâ ba`ḍunâ `alâ ba`ḍin faḥküm beynenâ bilḥaḳḳi velâ tüşṭiṭ vehdinâ ilâ sevâi-ṣṣirâṭ.

    Mustafa İslamoğlu

    Yanına aniden girdiklerini görünce Davud onlardan dolayı telaşa kapıldı. Onlar "Korkma!" dediler, "Biz (sadece) iki davalıyız; birimiz diğerinin hakkına tecavüz etti: şimdi sen aramızdan hakkaniyetle karar ver ve doğrudan ayrılma; bize de doğru yolu göster!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 22. ayet

  7. Sâd suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 23. ayet. إِنَّ هَٰذَآ أَخِى لَهُۥ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ نَعْجَةً وَلِىَ نَعْجَةٌ وَٰحِدَةٌ فَقَالَ أَكْفِلْنِيهَا وَعَزَّنِى فِى ٱلْخِطَابِ

    inne hâẕâ eḫî lehû tis`uv vetis`ûne na`cetev veliye na`cetüv vâḥidetün feḳâle ekfilnîhâ ve`azzenî fi-lḫiṭâb.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bu benim kardeşim; onun doksan dokuz koyunu var, benimse yalnızca bir tek koyunum; buna rağmen o, "Onu da bana ver" dedi ve dediğini zorla yaptırdı.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 23. ayet

  8. Sâd suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 24. ayet. قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ إِلَىٰ نِعَاجِهِۦ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْخُلَطَآءِ لَيَبْغِى بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَقَلِيلٌ مَّا هُمْ وَظَنَّ دَاوُۥدُ أَنَّمَا فَتَنَّٰهُ فَٱسْتَغْفَرَ رَبَّهُۥ وَخَرَّ رَاكِعًا وَأَنَابَ secde ayeti

    ḳâle leḳad żalemeke bisüâli na`cetike ilâ ni`âcih. veinne keŝîram mine-lḫuleṭâi leyebgî ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍin ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti veḳalîlüm mâ hüm. veżanne dâvûdü ennemâ fetennâhü festagfera rabbehû veḫarra râki`av veenâb.

    Mustafa İslamoğlu

    (Davud) dedi ki: "Doğrusu bu kişi, senin koyununu alıp kendininkine katmakla sana zulmetmiş. Zaten toplumsal hayatı paylaşan insanlar (genellikle) birbirlerinin hakkına tecavüz ederler; iman edip dürüst ve erdemli davrananlar hariç: ama böyleleri, ne kadar da az. Derken Davut, bizim kendisini sınadığımızı fark etti; hemen Rabbinden af diledi ve baş eğip iki büklüm bir halde tevbe ederek O'na yöneldi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 24. ayet

  9. Sâd suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 25. ayet. فَغَفَرْنَا لَهُۥ ذَٰلِكَ وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَـَٔابٍ

    fegafernâ lehû ẕâlik. veinne lehû `indenâ lezülfâ veḥusne meâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Biz de bu (hatasını) bağışladık: elbet onu, Bizim katımıza yakınlık ve güzel bir son beklemektedir.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 25. ayet

  10. Sâd suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 26. ayet. يَٰدَاوُۥدُ إِنَّا جَعَلْنَٰكَ خَلِيفَةً فِى ٱلْأَرْضِ فَٱحْكُم بَيْنَ ٱلنَّاسِ بِٱلْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ ٱلْهَوَىٰ فَيُضِلَّكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَضِلُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌۢ بِمَا نَسُوا۟ يَوْمَ ٱلْحِسَابِ

    yâ dâvûdü innâ ce`alnâke ḫalîfeten fi-l'arḍi faḥküm beyne-nnâsi bilḥaḳḳi velâ tettebi`i-lhevâ feyüḍilleke `an sebîli-llâh. inne-lleẕîne yeḍillûne `an sebîli-llâhi lehüm `aẕâbün şedîdüm bimâ nesû yevme-lḥisâb.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ve nida ettik): "Ey Davud! Elbet sana yeryüzünde iktidarı Biz verdik: O halde insanlar arasında adaletle hükmet, (kimsenin) heva ve arzusuna kapılma ki, sonra seni Allah yolundan saptırırlar. Şu kesin ki Allah yolundan sapan kimseler, Hesap Günü'nü unutmalarından dolayı şiddetli bir cezaya çarptırılırlar.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 26. ayet

  11. Sâd suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 27. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَٰطِلًا ذَٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ

    vemâ ḫalaḳne-ssemâe vel'arḍa vemâ beynehümâ bâṭilâ. ẕâlike żannü-lleẕîne keferû. feveylül lilleẕîne keferû mine-nnâr.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri bir amaç ve anlamdan yoksun yaratmadık; bu, inkarda direnenlerin bakış açısıdır: yazıklar olsun (kendilerini mahkum ettikleri) ateşten dolayı inkarda direnen o kimselere!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 27. ayet

  12. Sâd suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 28. ayet. أَمْ نَجْعَلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ كَٱلْمُفْسِدِينَ فِى ٱلْأَرْضِ أَمْ نَجْعَلُ ٱلْمُتَّقِينَ كَٱلْفُجَّارِ

    em nec`alü-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti kelmüfsidîne fi-l'arḍ. em nec`alü-lmütteḳîne kelfüccâr.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa iman eden ve ıslaha hizmet edenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlarla bir mi tutsaydık? Yoksa sorumlu davrananları, sorumsuz sapıklarla bir mi tutsaydık?

    Ayet detayı — Sâd suresi, 28. ayet

  13. Sâd suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 29. ayet. كِتَٰبٌ أَنزَلْنَٰهُ إِلَيْكَ مُبَٰرَكٌ لِّيَدَّبَّرُوٓا۟ ءَايَٰتِهِۦ وَلِيَتَذَكَّرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ

    kitâbün enzelnâhü ileyke mübârakül liyeddebberû âyâtihî veliyeteẕekkera ülü-l'elbâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Sana müberek bir kitab olan bu (Kur'an'ı) Biz indirdik ki, herkes onun mesajları üzerinde iyice düşünsün de akıl izan sahipleri ders alsın diye.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 29. ayet

Süleymân 30–40

  1. Sâd suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 30. ayet. وَوَهَبْنَا لِدَاوُۥدَ سُلَيْمَٰنَ نِعْمَ ٱلْعَبْدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

    vevehebnâ lidâvûde süleymân. ni`me-l`abd. innehû evvâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Davud'a bir de Süleyman'ı bahşettik: o ne güzel kuldu; çünkü o sürekli Bize yönelirdi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 30. ayet

  2. Sâd suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 31. ayet. إِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِٱلْعَشِىِّ ٱلصَّٰفِنَٰتُ ٱلْجِيَادُ

    iẕ `uriḍa `aleyhi bil`aşiyyi-ṣṣâfinâtü-lciyâd.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani, gün batımına doğru kendisine soylu ve favori atlar sunulmuştu da,

    Ayet detayı — Sâd suresi, 31. ayet

  3. Sâd suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 32. ayet. فَقَالَ إِنِّىٓ أَحْبَبْتُ حُبَّ ٱلْخَيْرِ عَن ذِكْرِ رَبِّى حَتَّىٰ تَوَارَتْ بِٱلْحِجَابِ

    feḳâle innî aḥbebtü ḥubbe-lḫayri `an ẕikri rabbî. ḥattâ tevârat bilḥicâb.

    Mustafa İslamoğlu

    "Elbet ben güzel olan her şeyi severim" demişti, "çünkü bana Rabbimi hatırlatır!" Ta ki (bunu) atlar gözden kayboluncaya kadar tekrarladı.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 32. ayet

  4. Sâd suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 33. ayet. رُدُّوهَا عَلَىَّ فَطَفِقَ مَسْحًۢا بِٱلسُّوقِ وَٱلْأَعْنَاقِ

    ruddûhâ `aleyy. feṭafiḳa mesḥam bissûḳi vel'a`nâḳ.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ardından) "Onları bana getirin!" (diyerek) başladı bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 33. ayet

  5. Sâd suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 34. ayet. وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمَٰنَ وَأَلْقَيْنَا عَلَىٰ كُرْسِيِّهِۦ جَسَدًا ثُمَّ أَنَابَ

    veleḳad fetennâ süleymâne veelḳaynâ `alâ kürsiyyihî ceseden ŝümme enâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Biz Süleyman'ı, vaktiyle tahtının üzerine bir ceset koymakla sınamıştık; bunun ardından o da Bize yönelmiş (ve)

    Ayet detayı — Sâd suresi, 34. ayet

  6. Sâd suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 35. ayet. قَالَ رَبِّ ٱغْفِرْ لِى وَهَبْ لِى مُلْكًا لَّا يَنۢبَغِى لِأَحَدٍ مِّنۢ بَعْدِىٓ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْوَهَّابُ

    ḳâle rabbi-gfir lî veheb lî mülkel lâ yembegî lieḥadim mim ba`dî. inneke ente-lvehhâb.

    Mustafa İslamoğlu

    "Rabbim!" demişti, "Bana mağfiret eyle! Bana, benden sonra hiç kimsenin üstlenmeye layık olmadığı bir iktidar ver: çünkü Sen, evet Sensin cömertçe bahşeden!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 35. ayet

  7. Sâd suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 36. ayet. فَسَخَّرْنَا لَهُ ٱلرِّيحَ تَجْرِى بِأَمْرِهِۦ رُخَآءً حَيْثُ أَصَابَ

    feseḫḫarnâ lehü-rrîḥa tecrî biemrih ruḫâen ḥayŝü eṣâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun ardından rüzgarı ona amade kıldık ki, onun emriyle (çalışan gemileri) istediği yöne doğru kolayca yüzdürebilsin;

    Ayet detayı — Sâd suresi, 36. ayet

  8. Sâd suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 37. ayet. وَٱلشَّيَٰطِينَ كُلَّ بَنَّآءٍ وَغَوَّاصٍ

    veşşeyâṭîne külle bennâiv vegavvâṣ.

    Mustafa İslamoğlu

    yine şeytanlar (gibi dik başlı) güçlerden, her biri birer yapı ustası ve dalgıç olan kimseleri de (ona amade kıldık);

    Ayet detayı — Sâd suresi, 37. ayet

  9. Sâd suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 38. ayet. وَءَاخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِى ٱلْأَصْفَادِ

    veâḫarîne müḳarranîne fi-l'aṣfâd.

    Mustafa İslamoğlu

    ve zincirlerle birbirine bağlanmış daha başkalarını da...

    Ayet detayı — Sâd suresi, 38. ayet

  10. Sâd suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 39. ayet. هَٰذَا عَطَآؤُنَا فَٱمْنُنْ أَوْ أَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍ

    hâẕâ `aṭâünâ femnün ev emsik bigayri ḥisâb.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ve ona şöyle dedik): "İşte bu Bizim ikramımızdır; artık onu ister hiçbir hesap yapmadan karşılıksız ver, istersen elinde tut!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 39. ayet

  11. Sâd suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 40. ayet. وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَـَٔابٍ

    veinne lehû `indenâ lezülfâ veḥusne meâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet onu da, Bizim katımıza yakınlık ve güzel bir son beklemektedir.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 40. ayet

Eyyûb 41–44

  1. Sâd suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 41. ayet. وَٱذْكُرْ عَبْدَنَآ أَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلشَّيْطَٰنُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ

    veẕkür `abdenâ eyyûb. iẕ nâdâ rabbehû ennî messeniye-şşeyṭânü binuṣbiv ve`aẕâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve kulumuz Eyyub'u da hatırla: Hani o Rabbine "(Rabbim!) Şeytan bana tarifsiz bir bezginlik ve terkedilmişlik hissi vermektedir!" diye yakarmıştı.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 41. ayet

  2. Sâd suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 42. ayet. ٱرْكُضْ بِرِجْلِكَ هَٰذَا مُغْتَسَلٌۢ بَارِدٌ وَشَرَابٌ

    ürkuḍ biriclik. hâẕâ mugteselüm bâridüv veşerâb.

    Mustafa İslamoğlu

    (Biz de) "Düş yola! Bak işte (şurada hem yıkanılacak hem de içilecek soğuk bir su var!" (demiştik).

    Ayet detayı — Sâd suresi, 42. ayet

  3. Sâd suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 43. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ أَهْلَهُۥ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنَّا وَذِكْرَىٰ لِأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ

    vevehebnâ lehû ehlehû vemiŝlehüm me`ahüm raḥmetem minnâ veẕikrâ liüli-l'elbâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Ona katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir ibret olmak üzere, (kendisini terk eden) yakın çevresini ve onlarla beraber bir kat daha fazlasını bahşettik.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 43. ayet

  4. Sâd suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 44. ayet. وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَٱضْرِب بِّهِۦ وَلَا تَحْنَثْ إِنَّا وَجَدْنَٰهُ صَابِرًا نِّعْمَ ٱلْعَبْدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

    veḫuẕ biyedike ḍigŝen faḍrib bihî velâ taḥneŝ. innâ vecednâhü ṣâbirâ. ni`me-l`abd. innehû evvâb.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ve dedik ki): "Eline bir deste al ve onunla vur! Böylece yemininden dönmemiş olursun." Hakikaten Biz onu pek sabırlı biri olarak bulduk: ne güzel kuldu o, gerçekten o (da) her daim Allah'a yönelirdi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 44. ayet

İbrâhim, İshâk, Ya'kūb; İsmâil, el-Yesa' ve Zülkifl 45–49

  1. Sâd suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 45. ayet. وَٱذْكُرْ عِبَٰدَنَآ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ أُو۟لِى ٱلْأَيْدِى وَٱلْأَبْصَٰرِ

    veẕkür `ibâdenâ ibrâhîme veisḥâḳa veya`ḳûbe üli-l'eydî vel'ebṣâr.

    Mustafa İslamoğlu

    Has kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u da hatırla: hepsi de güçlü bir kişilik ve keskin bir idrak sahibiydiler.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 45. ayet

  2. Sâd suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 46. ayet. إِنَّآ أَخْلَصْنَٰهُم بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى ٱلدَّارِ

    innâ aḫlaṣnâhüm biḫâliṣatin ẕikra-ddâr.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz onların şahsiyetlerini arı duru bir tasavvurla saflaştırdık (ki, ebedi) yurdu hep hatırda tutsunlar;

    Ayet detayı — Sâd suresi, 46. ayet

  3. Sâd suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 47. ayet. وَإِنَّهُمْ عِندَنَا لَمِنَ ٱلْمُصْطَفَيْنَ ٱلْأَخْيَارِ

    veinnehüm `indenâ lemine-lmuṣṭafeyne-l'aḫyâr.

    Mustafa İslamoğlu

    ve elbet onlar, bizim indimizde pek seçkin, hayırda öne geçenler arasındaydılar.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 47. ayet

  4. Sâd suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 48. ayet. وَٱذْكُرْ إِسْمَٰعِيلَ وَٱلْيَسَعَ وَذَا ٱلْكِفْلِ وَكُلٌّ مِّنَ ٱلْأَخْيَارِ

    veẕkür ismâ`île velyese`a veẕe-lkifl. veküllüm mine-l'aḫyâr.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine İsmail, Elyasa ve yükümlülük alan kişiyi de hatırla: onların hepsi de hayırda öncülük yaptılar.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 48. ayet

  5. Sâd suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 49. ayet. هَٰذَا ذِكْرٌ وَإِنَّ لِلْمُتَّقِينَ لَحُسْنَ مَـَٔابٍ

    hâẕâ ẕikr. veinne lilmütteḳîne leḥusne meâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Bu (mesaj) bir hatırlatma ve uyarıdır: elbet sorumluluğunun bilincinde olanları en güzel bir menzil beklemektedir.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 49. ayet

Sakınanların cenneti ve azgınların çekişmesi 50–64

  1. Sâd suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 50. ayet. جَنَّٰتِ عَدْنٍ مُّفَتَّحَةً لَّهُمُ ٱلْأَبْوَٰبُ

    cennâti `adnim müfetteḥatel lehümü-l'ebvâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Kalıcı güzelliğin üretildiği merkez olan cennetlerin kapıları onlar için ardına kadar dayalı olacaktır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 50. ayet

  2. Sâd suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 51. ayet. مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا يَدْعُونَ فِيهَا بِفَٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ وَشَرَابٍ

    müttekiîne fîhâ yed`ûne fîhâ bifâkihetin keŝîrativ veşerâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Orada huzurla uzanacaklar; ve meyvesine (dek) her çeşit lezzetli (yiyecek) ve içeceği talep edebilecekler.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 51. ayet

  3. Sâd suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 52. ayet. وَعِندَهُمْ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ أَتْرَابٌ

    ve`indehüm ḳâṣirâtu-ṭṭarfi etrâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Yanlarında kendilerine denk, gözü dışarda olmayan (eşler) bulunacak.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 52. ayet

  4. Sâd suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 53. ayet. هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ ٱلْحِسَابِ

    hâẕâ mâ tû`adûne liyevmi-lḥisâb.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bu, Hesap Günü için size verilen sözdür:

    Ayet detayı — Sâd suresi, 53. ayet

  5. Sâd suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 54. ayet. إِنَّ هَٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ

    inne hâẕâ lerizḳunâ mâ lehû min nefâd.

    Mustafa İslamoğlu

    elbet Bizim verdiğimiz bu rızık, asla tükenme riski taşımamaktadır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 54. ayet

  6. Sâd suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 55. ayet. هَٰذَا وَإِنَّ لِلطَّٰغِينَ لَشَرَّ مَـَٔابٍ

    hâẕâ. veinne liṭṭâgîne leşerra meâb.

    Mustafa İslamoğlu

    Bu böyledir! Ama bir de haddini bilmez azgınlar var ki, onları da en kötü bir menzil beklemektedir:

    Ayet detayı — Sâd suresi, 55. ayet

  7. Sâd suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 56. ayet. جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ

    cehennem. yaṣlevnehâ. febi'se-lmihâd.

    Mustafa İslamoğlu

    cehennem... (Onlar da) ona yaslanacaklar: ama o ne berbat bir döşektir.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 56. ayet

  8. Sâd suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 57. ayet. هَٰذَا فَلْيَذُوقُوهُ حَمِيمٌ وَغَسَّاقٌ

    hâẕâ felyeẕûḳûhü ḥamîmüv vegassâḳ.

    Mustafa İslamoğlu

    Bu (da) böyledir! O halde bırak da, (yürek) dağlayıcı ve zift gibi iç karartıcı zehirli bir azabı sonuna kadar tatsınlar;

    Ayet detayı — Sâd suresi, 57. ayet

  9. Sâd suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 58. ayet. وَءَاخَرُ مِن شَكْلِهِۦٓ أَزْوَٰجٌ

    veâḫaru min şeklihî ezvâc.

    Mustafa İslamoğlu

    ve aynı türden ona eşdeğer daha başka azap çeşitlerini de...

    Ayet detayı — Sâd suresi, 58. ayet

  10. Sâd suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 59. ayet. هَٰذَا فَوْجٌ مُّقْتَحِمٌ مَّعَكُمْ لَا مَرْحَبًۢا بِهِمْ إِنَّهُمْ صَالُوا۟ ٱلنَّارِ

    hâẕâ fevcüm muḳteḥimüm me`aküm. lâ merḥabem bihim. innehüm ṣâlü-nnâr.

    Mustafa İslamoğlu

    (Küfrün rehberlerine denilecek ki): "İşte şu güruh, körü körüne arkanıza takılan yandaşlarınız!" (Onlar şöyle cevap verecek): "Rahat yüzü görmesin onlar! Elbet onların da ateşe girmesi gerek!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 59. ayet

  11. Sâd suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 60. ayet. قَالُوا۟ بَلْ أَنتُمْ لَا مَرْحَبًۢا بِكُمْ أَنتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَا فَبِئْسَ ٱلْقَرَارُ

    ḳâlû bel entüm. lâ merḥabem biküm. entüm ḳaddemtümûhü lenâ. febi'se-lḳarâr.

    Mustafa İslamoğlu

    (Körü körüne izleyenler ise), "Hayır, (sorumlu) sizsiniz! Asıl siz rahat yüzü görmeyin! Bunu başımıza siz sardınız ve gele gele en berbat yeri (buldunuz)!" diyerek

    Ayet detayı — Sâd suresi, 60. ayet

  12. Sâd suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 61. ayet. قَالُوا۟ رَبَّنَا مَن قَدَّمَ لَنَا هَٰذَا فَزِدْهُ عَذَابًا ضِعْفًا فِى ٱلنَّارِ

    ḳâlû rabbenâ men ḳaddeme lenâ hâẕâ fezidhü `aẕâben ḍi`fen fi-nnâr.

    Mustafa İslamoğlu

    şöyle yalvaracaklar: "Rabbimiz! Bunu başımıza kim sardıysa, onun ateş içersindeki azabını kat be kat artır!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 61. ayet

  13. Sâd suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 62. ayet. وَقَالُوا۟ مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالًا كُنَّا نَعُدُّهُم مِّنَ ٱلْأَشْرَارِ

    veḳâlû mâ lenâ lâ nerâ ricâlen künnâ ne`uddühüm mine-l'eşrâr.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de diyecekler ki: "Ne oldu da, bir zamanlar kendilerini yaramaz adam saydıklarımızdan hiçbirini burada göremez olduk?

    Ayet detayı — Sâd suresi, 62. ayet

  14. Sâd suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 63. ayet. أَتَّخَذْنَٰهُمْ سِخْرِيًّا أَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ ٱلْأَبْصَٰرُ

    etteḫaẕnâhüm siḫriyyen em zâgat `anhümü-l'ebṣâr.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de onları alaya almıştık, değil mi? Yoksa (buradalar da), gözden kaybolup saklandılar mı?"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 63. ayet

  15. Sâd suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 64. ayet. إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقٌّ تَخَاصُمُ أَهْلِ ٱلنَّارِ

    inne ẕâlike leḥaḳḳun teḫâṣumü ehli-nnâr.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet ateş ehlinin birbiriyle çekişmesi, işte böyle gerçekleşecektir.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 64. ayet

De ki: ben ancak bir uyarıcıyım 65–70

  1. Sâd suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 65. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ مُنذِرٌ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّارُ

    ḳul innemâ ene münẕir. vemâ min ilâhin ille-llâhü-lvâḥidü-lḳahhâr.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey peygamber!) De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım! Mutlak otorite olan tek Allah'tan başka ilah yoktur:

    Ayet detayı — Sâd suresi, 65. ayet

  2. Sâd suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 66. ayet. رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفَّٰرُ

    rabbü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehüme-l`azîzü-lgaffâr.

    Mustafa İslamoğlu

    göklerin, yerin ve o ikisi arasındakilerin Rabbi, mutlak yücelik, sürekli bağış sahibi!.."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 66. ayet

  3. Sâd suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 67. ayet. قُلْ هُوَ نَبَؤٌا۟ عَظِيمٌ

    ḳul hüve nebeün `ażîm.

    Mustafa İslamoğlu

    (Yine) de ki: "Bu, muazzam bir haberdir;

    Ayet detayı — Sâd suresi, 67. ayet

  4. Sâd suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 68. ayet. أَنتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ

    entüm `anhü mü`riḍûn.

    Mustafa İslamoğlu

    sizse ondan yüz çeviriyorsunuz."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 68. ayet

  5. Sâd suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 69. ayet. مَا كَانَ لِىَ مِنْ عِلْمٍۭ بِٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰٓ إِذْ يَخْتَصِمُونَ

    mâ kâne liye min `ilmim bilmelei-l'a`lâ iẕ yaḫteṣimûn.

    Mustafa İslamoğlu

    (De ki): "(İnsanın yaratılışını) tartıştıkları zaman, o yüce toplulukta (olup bitenler) hakkında bir bilgiye sahip değilim;

    Ayet detayı — Sâd suresi, 69. ayet

  6. Sâd suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 70. ayet. إِن يُوحَىٰٓ إِلَىَّ إِلَّآ أَنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    iy yûḥâ ileyye illâ ennemâ ene neẕîrum mübîn.

    Mustafa İslamoğlu

    ne var ki bana, sadece apaçık bir uyarıcı olduğum bildirilmektedir."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 70. ayet

Âdem'in yaratılışı ve İblîs 71–85

  1. Sâd suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 71. ayet. إِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى خَٰلِقٌۢ بَشَرًا مِّن طِينٍ

    iẕ ḳâle rabbüke lilmelâiketi innî ḫâliḳum beşeram min ṭîn.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani o zaman Rabbin meleklere demişti ki: "Ben balçıktan bir beşer yaratacağım.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 71. ayet

  2. Sâd suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 72. ayet. فَإِذَا سَوَّيْتُهُۥ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِى فَقَعُوا۟ لَهُۥ سَٰجِدِينَ

    feiẕâ sevveytühû venefaḫtü fîhi mir rûḥî feḳa`û lehû sâcidîn.

    Mustafa İslamoğlu

    İzleyin; ne zaman ki onu şekillendirmeyi tamamlar da kendisine ruhumdan üflersem, derhal yere kapanıp onun (hizmetine) amade olun!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 72. ayet

  3. Sâd suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 73. ayet. فَسَجَدَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ

    fesecede-lmelâiketü küllühüm ecme`ûn.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun üzerine bütün melekler emre amade oldular;

    Ayet detayı — Sâd suresi, 73. ayet

  4. Sâd suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 74. ayet. إِلَّآ إِبْلِيسَ ٱسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    illâ iblîs. istekbera vekâne mine-lkâfirîn.

    Mustafa İslamoğlu

    İblis hariç: o büyüklük tasladı ve hakkı inkar edenlerden oldu.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 74. ayet

  5. Sâd suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 75. ayet. قَالَ يَٰٓإِبْلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَن تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَىَّ أَسْتَكْبَرْتَ أَمْ كُنتَ مِنَ ٱلْعَالِينَ

    ḳâle yâ iblîsü mâ mene`ake en tescüde limâ ḫalaḳtü biyedeyy. estekberte em künte mine-l`âlîn.

    Mustafa İslamoğlu

    (Allah) "Ey İblis!" dedi, "Ellerimle yarattığım (beşerin) emrine amade olmaktan seni alıkoyan şey neydi? (Başkasına boyun eğmeyecek kadar) kibirli misin, yoksa kendini (herkesten) üstün görenlerden biri misin?"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 75. ayet

  6. Sâd suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 76. ayet. قَالَ أَنَا۠ خَيْرٌ مِّنْهُ خَلَقْتَنِى مِن نَّارٍ وَخَلَقْتَهُۥ مِن طِينٍ

    ḳâle ene ḫayrum minh. ḫalaḳtenî min nâriv veḫalaḳtehû min ṭîn.

    Mustafa İslamoğlu

    (İblis) dedi ki: "Ben ondan üstünüm: (zira) beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 76. ayet

  7. Sâd suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 77. ayet. قَالَ فَٱخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ

    ḳâle faḫruc minhâ feinneke racîm.

    Mustafa İslamoğlu

    (Allah) "Öyleyse, çık git bu (yüce) makamdan" dedi, "çünkü sen kendi kendini aşağıladın!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 77. ayet

  8. Sâd suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 78. ayet. وَإِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَتِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلدِّينِ

    veinne `aleyke la`netî ilâ yevmi-ddîn.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve unutma ki, Hesap Günü'ne kadar lanetim senin üzerine olacaktır!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 78. ayet

  9. Sâd suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 79. ayet. قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

    ḳâle rabbi feenżirnî ilâ yevmi yüb`aŝûn.

    Mustafa İslamoğlu

    (İblis): "Rabbim!" dedi, "Madem öyle, bana tekrar diriliş gününe kadar süre tanı!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 79. ayet

  10. Sâd suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 80. ayet. قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ

    ḳâle feinneke mine-lmünżarîn.

    Mustafa İslamoğlu

    (Allah) buyurdu ki: "Peki, sen artık kendisine süre tanınanlardan birisin;

    Ayet detayı — Sâd suresi, 80. ayet

  11. Sâd suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 81. ayet. إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ

    ilâ yevmi-lvaḳti-lma`lûm.

    Mustafa İslamoğlu

    (tabi ki, sadece tarafımdan) bilinen zaman dolup günü gelinceye kadar."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 81. ayet

  12. Sâd suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 82. ayet. قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

    ḳâle febi`izzetike leugviyennehüm ecme`în.

    Mustafa İslamoğlu

    (İblis) bunun üzerine dedi ki: "Senin yüceliğine yemin olsun ki, kesinlikle onların tümünü yoldan çıkaracağım!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 82. ayet

  13. Sâd suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 83. ayet. إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ ٱلْمُخْلَصِينَ

    illâ `ibâdeke minhümü-lmuḫleṣîn.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun tek istisnası, onlar arasındaki, imanını saf ve temiz tutma çabasını desteklediğin samimi kulların olacak!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 83. ayet

  14. Sâd suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 84. ayet. قَالَ فَٱلْحَقُّ وَٱلْحَقَّ أَقُولُ

    ḳâle felḥaḳḳ. velḥaḳḳa eḳûl.

    Mustafa İslamoğlu

    (Allah) bunun üzerine şöyle buyurdu: "İşte gerçek budur ve Ben de bu gerçeği dile getiriyorum:

    Ayet detayı — Sâd suresi, 84. ayet

  15. Sâd suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 85. ayet. لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكَ وَمِمَّن تَبِعَكَ مِنْهُمْ أَجْمَعِينَ

    leemleenne cehenneme minke vemimmen tebi`ake minhüm ecme`în.

    Mustafa İslamoğlu

    Andolsun ki cehennemi senin (gibiler)le ve sana uyanların tümüyle dolduracağım!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 85. ayet

Kapanış: bundan dolayı sizden bir ücret istemiyorum 86–88

  1. Sâd suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 86. ayet. قُلْ مَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُتَكَلِّفِينَ

    ḳul mâ es'elüküm `aleyhi min ecriv vemâ ene mine-lmütekellifîn.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey peygamber!) De ki: "Ben bu mesajı (iletmemden) dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum; ben kendi kendini zorla yükümlülük altına sokanlardan da değilim.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 86. ayet

  2. Sâd suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 87. ayet. إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَٰلَمِينَ

    in hüve illâ ẕikrul lil`âlemîn.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne ki bu (vahiy), bütün alemler için serapa bir uyarıdır:

    Ayet detayı — Sâd suresi, 87. ayet

  3. Sâd suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 88. ayet. وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَأَهُۥ بَعْدَ حِينٍۭ

    veleta`lemünne nebeehû ba`de ḥîn.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama onun verdiği haberin (gerçek olduğunu) bir zaman sonra mutlaka öğreneceksiniz!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 88. ayet