Sâd suresi

Sâd suresi, 24. ayet

Sâd suresi, 24. ayet. قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ إِلَىٰ نِعَاجِهِۦ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْخُلَطَآءِ لَيَبْغِى بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَقَلِيلٌ مَّا هُمْ وَظَنَّ دَاوُۥدُ أَنَّمَا فَتَنَّٰهُ فَٱسْتَغْفَرَ رَبَّهُۥ وَخَرَّ رَاكِعًا وَأَنَابَ secde ayeti

ḳâle leḳad żalemeke bisüâli na`cetike ilâ ni`âcih. veinne keŝîram mine-lḫuleṭâi leyebgî ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍin ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti veḳalîlüm mâ hüm. veżanne dâvûdü ennemâ fetennâhü festagfera rabbehû veḫarra râki`av veenâb.

Diyanet İşleri

Davud dedi ki: "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır." Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah'a yöneldi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâd 21–27 · surenin 24. ayeti / 88

Konu Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı Sâd 17–29 3

  1. Sâd 21

    Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.

  2. Sâd 22

    Hani Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet" dediler.

  3. Sâd 23

    İçlerinden biri şöyle dedi: "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken 'Onu da bana ver' dedi ve tartışmada beni bastırdı."

  4. 24

    Davud dedi ki: "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır." Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah'a yöneldi.

  5. Sâd 25

    Biz de bunu ona bağışladık. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.

  6. Sâd 26

    Ona dedik ki: "Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah'ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır."

  7. Sâd 27

    Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline!

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

24. İşte ortakların, birlikte bulunanların pek çoğunun âdeti ve durumu budur. Bundan dolayı sözlerini şöyle sürdürmüştür:

“Ortakların birçoğu, hiç şüphesiz birbirlerine haksızlık ederler.” Çünkü zulüm, nefislerin bir vasfıdır.

“Ancak iman eden ve salih ameller işleyenler hariç.” Çünkü onların sahip oldukları iman ve salih amel kendilerini zulmetmekten alıkoyar.

“Ama böyleleri de ne kadar azdır!” Nitekim Yüce Allah ,bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Kullarımdan şükredenler pek azdır.” (Sebe, 34/13)

“Bunun üzerine” aralarında hüküm verdikten sonra “Davud bizim kendisini imtihan ettiğimizi” onu sınadığımızı ve uyanıp kendisine gelmesi için böyle bir dava ile karşı karşıya kalmasını sağladığımızı “anladı. Hemen” kendisinden sadır olanlar sebebi ile “mağfiret diledi, secdeye kapandı ve” samimi tevbe ve ibadet ile Allah’a “yöneldi.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Dâvûd, ikisinin arasında hükmetti ve davacıya yönelerek şöyle dedi: "Ant olsun, kardeşin senin koyununu kendi koyunları arasına katmak istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu ortakların çoğu insafsızca haksızlık ederek birbirlerinin mallarını alırlar. Ancak iman edip salih amel işleyen Müminler bundan müstesnadır. Onlar ortaklarına insaflı davranırlar ve onlara zulmetmezler. Bu vasıflara sahip olanlar pek azdır. Dâvûd -aleyhisselam- bu dava sebebiyle bizim kendisini imtihan ettiğimizden emin oldu. Rabbinden mağfiret diledi, Yüce Allah'a yakınlaşmak için secdeye kapandı ve Allah'a tövbe etti."

Kelimeler

32 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale (Davud) dedi ki kök: قول
  2. لَقَدْ lekad andolsun
  3. ظَلَمَكَ zelemeke sana zulmetmiştir kök: ظلم
  4. بِسُؤَالِ bisu'ali istemekle kök: سال
  5. نَعْجَتِكَ nea'cetike senin koyununu kök: نعج
  6. إِلَىٰ ila
  7. نِعَاجِهِۦ ۖ niaacihi kendi koyunlarına kök: نعج
  8. وَإِنَّ ve inne ve zaten
  9. كَثِيرًۭا kesiran çoğu kök: كثر
  10. مِّنَ mine
  11. ٱلْخُلَطَآءِ l-huleta'i karıştıran(ortak)ların kök: خلط
  12. لَيَبْغِى leyebgi zulmederler kök: بغي
  13. بَعْضُهُمْ bea'duhum biri kök: بعض
  14. عَلَىٰ ala üzerine
  15. بَعْضٍ bea'din diğeri kök: بعض
  16. إِلَّا illa yalnız bunun dışındadır
  17. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  18. ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lar) kök: امن
  19. وَعَمِلُوا۟ ve amilu ve yapanlar kök: عمل
  20. ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ s-salihati iyi işler kök: صلح
  21. وَقَلِيلٌۭ ve kalilun ve azdır kök: قلل
  22. مَّا ma ne kadar
  23. هُمْ ۗ hum onlar
  24. وَظَنَّ ve zenne ve sandı kök: ظنن
  25. دَاوُۥدُ davudu Davud
  26. أَنَّمَا ennema
  27. فَتَنَّـٰهُ fetennahu kendisini denediğimizi kök: فتن
  28. فَٱسْتَغْفَرَ festegfera mağfiret diledi kök: غفر
  29. رَبَّهُۥ rabbehu Rabbinden kök: ربب
  30. وَخَرَّ ve harra ve kapandı kök: خرر
  31. رَاكِعًۭا rakian eğilerek (secdeye) kök: ركع
  32. وَأَنَابَ ۩ ve enabe ve (bize) döndü kök: نوب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نعج (4 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Dâvûd

    İçlerinden biri şöyle dedi: "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken 'Onu da bana ver' dedi ve…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    Talut, ordu ile hareket edince, "Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o…

  • Aynı kök: خلط (6 geçiş) · Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Dünya hayatının hali, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)

    Hani Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda…

  • Aynı kök: نوب (18 geçiş) · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Andolsun, biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi.

  • Aynı kök: خلط (6 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)

    Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine…

  • Aynı kök: خلط (6 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)

    Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz, diye böyle yapıyor. Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki: "Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer…

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Allah'ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı, sizin de O'na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Davud şöyle demişti): "Şüphesiz ki (kardeşin) senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlık etmiştir. Doğrusu iman edip iyi işler yapanlar hariç -ki böyleleri azdır- ortakların çoğu birbirlerine haksızlık ederler." dipnot 1 Davud kendisini denediğimizi anlamış, dipnot 2 Rabbinden bağışlanma dileyerek eğilip boyun eğmiş dipnot 3 ve (Allah'a) yönelmişti.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Enbiyâ 21:78.
  2. metne dön, dipnot 2
    Hz. Davud'un denendiğini anlayıp Rabbinden bağışlanma dileğinde bulunmasının muhtemel sebebi, davalıların ikisini de dinlemeden karar vermesi veya bu kişilerle ilgili suç işlemeden onları cezalandırma düşüncesine sahip olması olabilir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Bu ayet Kur'an'daki 14 [tilavet] secdesinden birisidir.

Mustafa İslamoğlu

(Davud) dedi ki: "Doğrusu bu kişi, senin koyununu alıp kendininkine katmakla sana zulmetmiş. Zaten toplumsal hayatı paylaşan insanlar (genellikle) birbirlerinin hakkına tecavüz ederler; iman edip dürüst ve erdemli davrananlar hariç: ama böyleleri, ne kadar da az. Derken Davut, bizim kendisini sınadığımızı fark etti; hemen Rabbinden af diledi ve baş eğip iki büklüm bir halde tevbe ederek O'na yöneldi.

Muhammed Esed

(Davud) dedi ki: "Bu (adam) senin koyununu kendininkiler arasına katmayı istemekle sana haksızlık yapmış! Zaten yakınların çoğu birbirlerine aynı şeyi yaparlar, (Allah'a) inanıp doğru ve yararlı işler yapanlar hariç. Böylesi de ne kadar az!" Davud, (bunları söylerken) Bizim kendisini sınadığımızı (birden) anladı; bunun üzerine Rabbinden günahını bağışlamasını diledi, secdeye kapandı ve tevbe ederek O'na yöneldi.

Ahmed Hulusi

(Davud) dedi ki: "Yemin olsun ki senin bir tek koyununu kendi koyunlarına katmakla sana zulmetmiş. . . Muhakkak ki çok yakın olanların birçoğu, birbirlerinin benzeri davranışlarda bulunurlar. . . Ancak iman edip imanın gereğini uygulayanlar böyle değildir. . . Fakat onlar da ne kadar azdır!" Davud kendisini imtihan ettiğimizi zannetti; bundan dolayı Rabbinden mağfiret diledi ve boyun eğerek yere kapandı ve O'na yöneldi! (24. ayet secde ayetidir. )

Ali Bulaç

(Davud) Dedi ki: "Andolsun senin koyununu, kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu, (emek ve mali güçlerini) birleştirip katan (ortak)lardan çoğu, birbirlerine karşı tecavüz ederler; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka. Onlar da ne kadar azdır." Davud, gerçekten bizim onu imtihan ettiğimizi sandı, böylece Rabbinden bağışlanma diledi ve rüku ederek yere kapandı ve (bize gönülden) yönelip döndü.

Ali Özek ve heyeti

Dâvûd da şöyle demişti: "Senin koyunu kendi koyunlarına istemekle sana haksızlık etmiş. Ortakların çoğu, birbirlerinin haklarına tecavüz ederler; ancak îman edenler ve sâlih amel işleyenler hâriç; bunlar da ne kadar azdır!" Dâvûd, kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah'a yöneldi.

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "Senin koyununu istemekle sana haksızlık yapmış; zaten ortakların çoğu, birbirine haksızlık yapar. İnanmış olarak erdemli edimler yapanlar böyle değildir; onlar da ne denli azdır!" Davut, kendisini sınadığımızı anladı. Bunun üzerine, Efendisinden bağışlanma diledi; eğilerek secdeye kapandı ve yöneldi.

Bayraktar Bayraklı

Davud, "Senden, koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle, sana haksızlık etmiştir. Ortaklardan birçoğu birbirinin haklarına tecavüz ederler. Ancak inanıp yararlı iş yapanlar hariç. Onlar da çok azdır" dedi. Davud, bizim kendisini denediğimizi anladı. Rabbinden bağışlanma diledi ve secdeye kapanarak tövbe etti.

Edip Yüksel

Dedi ki, "Senin koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle sana haksızlık etmiştir. Doğrusu, ortakçıların çoğu birbirinin hakkına el uzatır. Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlar bunun dışındadır, onlar ise sayıca ne kadar azdır!" Davud, kendisini sınadığımızı sanarak bağışlanma diledi, eğildi ve tövbe etti. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Bu örnekte, Davud peygamber, şikayetçi tarafı dinledikten sonra duygularına kapılarak karar veriyor. Diğer tarafı dinlememesi büyük bir hata idi. Adalet, tek tarafı dinleyerek gerçekleşmez. Şikayetçi, olayı tek taraflı aktarabilir veya olayla ilgili bazı önemli detayları gizleyebilir. Davaya sosyal adalet kaygısıyla yaklaşılsa bile durum değişmez. Şikayetçi taraf çok büyük bir araziye, bağ ve bahçelere sahipken, diğer tarafın tüm varlığı yüz koyundan ibaret olabilirdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dedi ki, 'Senin koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle sana haksızlık etmiştir. Doğrusu, ortakçıların çoğu bir birinin hakkına el uzatır. İnanıp erdemli davrananlar bunun dışındadır, onlar ise sayıca ne kadar azdır!' Davud, kendisini sınadığımızı sanarak bağışlanma diledi, eğildi ve tevbe etti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Davut) dedi ki: "Doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına katmak istemesiyle sana zulmetmiştir. Gerçekten karışıkların (bir toplum içinde yaşayanların) çoğu biribirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edip de salih amel işleyenler başka. Ama onlar da pek az. Davut kendisini imtihan ettiğimizi sanmıştı. Hemen Rabbinden mağfiret diledi, rüku ederek yere kapandı, tevbe ederek (Allah'a) yöneldi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dedi ki: doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına istemesiyle sana zulmetmiş ve hakıkaten karışıkların çoğu birbirlerine tecavüz ediyorlar, ancak iyman edib de salah istiyenler başka, onlar da pek az, ve sanmıştı ki Davud kendisine sırf bir fitne yaptık, hemen rabbına istiğfar etti ve rüku' ederek yere kapanıb tevbe ile rücu' etti

Erhan Aktaş

"Gerçekten, senin koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle doğrusu sana haksızlık etmiştir. Ortakların çoğu, birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edenler ve salihatı dipnot 1 yapanlar haksızlık etmezler. Ancak onlar da ne kadar azdır!" dedi. Davud, kendisini fitnelendirdiğimizi dipnot 2 iyice anladı. Hemen Rabb'inden bağışlanma dipnot 3 diledi, ruku dipnot 4 ederek, tam bir teslimiyetle Rabb'ine yöneldi. dipnot 5

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bozuk olan şeyi düzeltmek, düzelticilik yapmak, yapıcı olmak, düzeltmeye yönlendirmek, teşvik etmek.
  2. metne dön, dipnot 2
    Baskı ve zulüm. Samimiyet sınavı. Aldatma, aldatılma. Ateşte yakmak anlamındaki fetn kökünden türemiştir. Fitne, "Altın, gümüş gibi değerli maddelerin kendileriyle kaynaşmış olan değersiz maddelerden ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte eritilmesi işlemidir." Fitne, kişinin samimiyetinin iç yüzünün ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavıdır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Haksızlık yapan kişi için.
  4. metne dön, dipnot 4
    Boyun eğip, itaat etmek. Tam teslim olmak.
  5. metne dön, dipnot 5
    Nebi Davud ile ilgili tefsir kitaplarında yer alan hikayelerin tamamı yalan ve iftiradır. Tamamı İsrailiyyat kaynaklıdır. Bu kaynaklarda, zani (zina eden erkek) olarak gösterilen Nebi Davud'u, Kur'an şu şekilde tanımlamaktadır: "Çok sabırlı kulumuz," "Evvab (sürekli Allah'a yönelen)," "Salihatı yapan, kendisine hikmet verilen, Allah'ın koruması altında bulunan, Allah katında güzel bir yere sahip olan." Davud Nebi, bu özellikleri ile Muhammed Nebi'ye örnek gösterilen bir şahsiyettir. Söz konusu 23. ve 24. ayetlerde Davud Nebi'nin iki tarafı dinlemeden karar vermesi eleştirilmektedir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Gerçekten, senin koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle doğrusu sana haksızlık etmiştir. Ortakların çoğu, birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edenler ve salihatı dipnot 1 yapanlar haksızlık etmezler. Ancak onlar da ne kadar azdır!" dedi. Davud, kendisini fitnelendirdiğimizi dipnot 2 iyice anladı. Hemen Rabbinden bağışlanma dipnot 3 diledi, ruku dipnot 4 ederek, tam bir teslimiyetle Rabb'ine yöneldi. dipnot 5

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bozuk olan şeyi düzeltmek, düzelticilik yapmak, yapıcı olmak, düzeltmeye yönlendirmek, teşvik etmek.
  2. metne dön, dipnot 2
    Baskı ve zulüm. Samimiyet sınavı. Aldatma, aldatılma. Ateşte yakmak anlamındaki fetn kökünden türemiştir. Fitne, "Altın, gümüş gibi değerli maddelerin kendileriyle kaynaşmış olan değersiz maddelerinden ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte eritilmesi işlemidir." Fitne sözcüğü, kişinin samimiyetinin iç yüzünün ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavıdır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Haksızlık yapan kişi için.
  4. metne dön, dipnot 4
    Boyun eğip, itaat etmek. Tam teslim olmak.
  5. metne dön, dipnot 5
    Nebi Davud ile ilgili tefsir kitaplarında yer alan hikayelerin tamamı yalan ve iftiradır. Tamamı İsrailiyyat kaynaklıdır. Bu kaynaklarda, zani (zina eden erkek) olarak gösterilen Nebi Davud'u, Kur'an şu şekilde tanımlamaktadır: "Çok sabırlı kulumuz, " "Evvab (sürekli Allah'a yönelen), " "Salihatı yapan, kendisine hikmet verilen, Allah'ın koruması altında bulunan, Allah katında güzel bir yere sahip olan." Nebi Davud, bu özellikleri ile Nebi Muhammed'e örnek gösterilen bir şahsiyettir. Söz konusu
  6. metne dön, dipnot 6
    ve
  7. metne dön, dipnot 7
    ayetlerde Davud Nebi'nin iki tarafı dinlemeden karar vermesi eleştirilmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Ant olsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle doğrusu sana haksızlık etmiştir. Ortakların çoğu, birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edenler ve salihatı dipnot 1 yapanlar haksızlık etmezler. Ancak onlar da ne kadar azdır!" dedi. Davud, kendisini fitnelendirdiğimizi dipnot 2 iyice anladı. Hemen Rabb'inden bağışlanma dipnot 3 diledi, rüku dipnot 4 ederek, tam bir teslimiyetle Rabb'ine yöneldi. dipnot 5

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Salihatı yapmak; bozuk olan şeyi düzeltmek, düzelticilik yapmak, yapıcı olmak, düzeltmeye yönlendirmek, teşvik etmek demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Onu, arı duru hale getirdiğimizi anladı. Fitne: Ateşte yakmak anlamındaki fetn kökünden türemiştir. ‘Anlamı, "altın, gümüş gibi değerli madenlerin kendileriyle kaynaşmış olan değersiz madenlerden ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte eritilmesi" işlemidir.' Fitne sözcüğü, kişinin samimiyetinin, iç yüzünün ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavıdır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Haksızlık yapan kişi için.
  4. metne dön, dipnot 4
    Boyun eğip, itaat etmek. Tam teslim olmak.
  5. metne dön, dipnot 5
    Nebi Davud ile ilgili tefsir kitaplarında yer alan hikayelerin tamamı yalan ve iftiradır. Tamamı İsrailiyat kaynaklıdır. Bu kaynaklarda, zani(zina eden erkek) olarak gösterilen Nebi Davud'u, Kur'an şu şekilde tanımlamaktadır: "Çok sabırlı kulumuz," "Evvab (sürekli Allah'a yönelen)," "Salihatı yapan, kendisine hikmet verilen, Allah'ın koruması altında bulunan, Allah katında güzel bir yere sahip olan." Nebi Davud, bu özellikleri ile Nebi Muhammed'e örnek gösterilen bir şahsiyettir. "Söz konusu 23. ve 24. ayetlerde Davut Nebi'nin iki tarafı dinlemeden karar vermesi eleştirilmektedir."

Gültekin Onan

(Davud) Dedi ki: "Andolsun senin koyununu, kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu, (emek ve mali güçlerini) birleştirip katan (ortak)lardan çoğu, birbirlerine karşı tecavüz ederler; ancak inanıp salih amellerde bulunanlar başka. Onlar da ne kadar azdır." Davud, gerçekten bizim onu imtihan ettiğimizi sandı, böylece rabbinden bağışlanma diledi ve rüku ederek yere kapandı ve (bize gönülden) yönelip döndü.

Hasan Basri Çantay

(Davud) dedi: "Andolsun ki o, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına (katmak) istemesiyle sana zulmetmişdir. Gerçek (mallarını birbirine) katıb karışdıran (ortak) ların çoğu mutlakaa birbirine haksızlık eder. İman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar müstesna. (Fakat) bunlar da ne kadar azdır". Davud sandı ki biz kendisine mutlakaa bir azab (süikasd) hazırladık. Bunun üzerine o, rabbinden setr (ü himaye) edilmesini istedi, rüku' ile yere kapanıb (Allaha) döndü.

İbni Kesir

O da dedi ki: Senin dişi koyununu, kendi dişi koyunlarına katmak için istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirinin hakkına tecavüz eder. Ancak inanmış olup salih ameller işleyenler müstesnadır. Ama onlar pek azdır. Davud, kendisini imtihan ettiğimizi zannederek Rabbından mağfiret diledi. Rukua kapanarak Allah'a yöneldi.

Mehmet Alagaş

(21-26) Kavgalıların / Hasımların haberi sana verildi mi? Bir vakit m ihraba tırmanıp aştı lar ve D avut’un da yanına girdiler. Onlardan ürktü, Dediler ki korkma biz iki kavgalıyız / hasımız birimiz birimizin hakkında haddi aştı, hakikatli bir şekilde aramızda hükmet. Aşırıya gitme ve bizi yolun ortasına ilet / yönlendir. İşte bu benim kardeşim, onun doksan dokuz koyunu benim bir koyunum var. Onu benim kefaletime ver / himayeme ver dedi. Hitabıyla / söylemiyle beni yendi . Dedi ki kesin olan şu ki, koyununu koyunlarına katma isteği ile sana zulmetti. Muhakkak ki malları karıştırmak / biraraya getirmek isteyenlerin ekserisinde bazısı bazısının haddini aşar. İman edenler ve salih amel işleyenler hariç ki onlar da azınlıktır. Davud onu denediğimizi / sınadığımızı sandı ve R abbinden bağışlanma diledi. / istiğfar etti. R ükû ederek kapandı ve yöneldi. (Koyunların kefaletini / sorumluluğunu istemek mülkiyetini istemek değil ki niyet mi okudun) Onu böyle bağışladık ve muhakkak ki onun yanımızda bir yakınlığı ve güzel bir varış yeri var. Ey Davud! Muhakkak ki seni arzda devralan yaptık / halife yaptık. İnsanlar arası gerçek ile hükmet ve keyfine / hevana uyma ki seni Allah’ın yolundan saptırmasın. Muhakkak ki Allah’ın yolundan sapanlara hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azap vardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Dâvud: "Koyununu kendi koyunları arasına katmak istemekle sana haksızlık etmiş. Zaten ortakların çoğu, birbirlerine zulmeder. Ancak iman eden salih amellerde bulunanlar müstesna. Bunlar da ne kadar azdır!" dedi. Dâvud, kendisini imtihan ettiğimizi anlamış ve Rabbinden bağışlanma dileyerek secdeye kapanmış ve O’na yönelmişti.

Süleyman Ateş

(Davud) dedi ki: "And olsun (o) senin, koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle sana zulmetmiştir. Zaten (mallarını birbirine) karıştıran(ortak)ların çoğu birbirine zulmederler. Yalnız inanıp iyi işler yapanlar bunun dışındadır ki, onlar da ne kadar azdır!" Davud, (bu hükümle) kendisini denediğimizi (kendisine bir bela vereceğimizi) sandı da Rabbinden mağfiret diledi, eğilerek secdeye kapandı ve tevbe edip (bize) döndü.

Süleymaniye Vakfı

Davud (diğer tarafı dinlemeden) dedi ki: "Senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemesiyle sana gerçekten haksızlık etmiş. Zaten ortakların çoğu, kesinlikle birbirlerinin hakkına girerler. İnanıp güvenen ve iyi iş yapanlar öyle yapmazlar ama onlar da pek azdır." Davud kendisini imtihandan geçirdiğimizi anladı ve hemen Rabbinden bağışlanma diledi, rükuya kapandı ve (Rabbine) yöneldi dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Davud aleyhisselamın, karşı tarafı dinlemeden ve olayı iyice incelemeden acele ile hüküm vermesi yanlıştı. Çünkü ortada, yapılan bir haksızlık veya ortaklık teklifi yoktu. Haksızlık ettiği iddia edilen kardeş, sadece diğerinin koyununun bakımını üstlenmek istemiştir. Tek koyunun bakımının zorluğu nedeniyle bu teklif aslında koyun sahibinin lehinedir. Davud aleyhisselam daha sonra yanlış yaptığını anlamış ve imtihandan geçirildiğini görerek Allah'a yönelmiştir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Davut (konuyu anlamadan) dedi ki "Senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemesi yanlıştır. Çünkü malları karışmış olanların çoğu birbirlerinin hakkına girerler. İnanıp güvenen ve iyi iş yapanlar, öyle yapmazlar ama onlar da pek azdır dipnot 1 ." Davut, sınandığını dipnot 2 anladı. Hemen Rabbinde(Sahibinden) bağışlanma diledi, secdeye kapandı ve bütün samimiyetiyle ona yöneldi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Davut aleyhisselamın yaklaşımı yanlıştı. Çünkü tek koyuna bakmak zordur. Onu kardeşinin koyunlarına katması kendini rahatlatır. Ortada bir mağduriyet olmadığından yapılan şikayet yerinde değildir.
  2. metne dön, dipnot 2
    iltifat

Şaban Britch

Davut: Koyununu kendi koyunları arasına katmak istemekle sana haksızlık etmiş. Zaten ortakların çoğu, birbirlerine zulmeder. Ancak iman eden salih amellerde bulunanlar hariç. Bunlar da ne kadar az! Davut, kendisini imtihan ettiğimizi anlamış ve Rabbinden bağışlanma dileyerek secdeye kapanmış ve O’na yönelmişti.

Şaban Piriş

Davut: -Koyununu kendi koyunları arasına katmak istemekle sana haksızlık etmiş. Zaten ortakların çoğu, birbirinin hakkına tecavüz eder. Ancak iman eden ve doğruları yapanlar hariç... Bunlarda ne kadar az! Davut, kendisini imtihan ettiğimizi anlamış ve Rabbi'nden bağışlanma dileyerek secdeye kapanmış ve O'na yönelmişti.

Yaşar Nuri Öztürk

Davud dedi ki: "Vallahi, senin bir tek koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana zulmetmiş. Zaten ortaklardan birçoğu birbiri aleyhine haksızlık ve zulme sapar. İman edip hakka ve barışa yönelik işler yapanlar böyle değildir. Ama onlar da pek azdır." Davud, kendisini imtihan ettiğimizi düşündü; hemen Rabbinden af diledi; rüku ederek yerlere eğildi ve Allah'a yöneldi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And there said Dawud in his judicial decision. "He, your brother has wronged you indeed by asking you to add your ewe to his ewes and sure enough some of the business partners, and they are many, do wrong their associates except those in whose hearts reigns habitual reverence and obedience to Allah and their deeds reflect wisdom and piety and how few they are". There and then it occurred to Dawud that We had tried him and He invoked Allah, his Creators for forgiveness and fell down with comely prostration of his body expressing repentance. He had listened to the claimant and neglected the defendant

Abdul Haleem

David said, ‘He has done you wrong by demanding to add your ewe to his flock. Many partners treat each other unfairly. Those who sincerely believe and do good deeds do not do this, but these are very few.’ [Then] David realized that We had been testing him, so he asked his Lord for forgiveness, fell down on his knees, and repented:

Abdullah Yusuf Ali

(David) said: "He has undoubtedly wronged thee in demanding thy (single) ewe to be added to his (flock of) ewes: truly many are the partners (in business) who wrong each other: Not so do those who believe and work deeds of righteousness, and how few are they?"... and David gathered that We had tried him: he asked forgiveness of his Lord, fell down, bowing (in prostration), and turned (to Allah in repentance).

Abul A'la Maududi

David said: "He has certainly wronged you in seeking to add your ewe to his ewes; dipnot 1 and indeed many who live together commit excesses, one to the other, except those that believe and act righteously; and they are but few." (While so saying) David realized that it is We Who have put him to test; therefore, he sought the forgiveness of his Lord, and fell down, bowing and penitently turning (to Him). dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Here, one should not doubt that the Prophet David (peace be upon him) gave his decision after hearing only what one party had to say. The fact of the matter is that when the respondent kept quiet at the complaint of the complainant and said nothing in defense it by itself amounted to a confession by him. That is why the Prophet David (peace be upon him) came to the conclusion that the facts of the case were the same as the complainant had stated.
  2. metne dön, dipnot 2
    There is a difference of opinion as to whether it is obligatory to perform a sajdah (prostration) on this occasion or not. Imam Shafai says that it is not obligatory, for this is only a Prophet’s repentance; but Imam Abu Hanifah has opined that prostration here is obligatory. The traditionalists have related three traditions from lbn- Abbas in this regard. According to Ikrimah, Ibn Abbas said: This is not one of those verses on the recitation of which prostration is obligatory, but I have seen the Prophet (peace be upon him) prostrating himself on this occasion. (Bukhari, Abu Daud, Tirmidhi, Nasai, Musnad Ahmad). The second tradition which Saeed bin Jubair has related from Ibn Abbas is to the effect: The Prophet (peace be upon him) prostrated himself in Surah Suad and said: The Prophet David (peace be upon him) had prostrated himself in order to express his repentance and we prostrate ourselves as a token of gratitude, because his repentance was accepted. (Nasai) In the third tradition that Mujahid has related from him, he says: Allah has commanded the Prophet (peace be upon him), in the Quran: These were the ones whom Allah had shown the right way; therefore, you should follow their way. (Surah Al-Anaam, Ayat 90). Now, since David was a Prophet and he had prostrated himself on this occasion, the Prophet (peace be upon him) also prostrated himself here only to follow his way. (Bukhari). These three are the statements of Ibn Abbas. Abu Said Khudri says: The Prophet (peace be upon him) once recited Surah Suad in his address, and when he came to this verse, he descended from the pulpit and performed a prostration and the audience also did the same along with him. Then, on another occasion, he recited this same Surah and when the people heard this verse, they were ready to perform the prostration. The Prophet (peace be upon him) said: This is the repentance of a Prophet, but I see that you have gotten ready to perform the prostration. Saying this he descended from the pulpit and prostrated himself and the people also did the same. (Abu Daud). Although these traditions do not provide any absolute argument to prove that it is obligatory to perform the prostration here, yet they prove at least that because the Prophet (peace be upon him) generally performed a prostration on this occasion, it is in any case commendable to prostrate here.

Aisha Bewley

He said, ‘He has wronged you by asking for your ewe to add to his ewes. Truly many partners are unjust to one another – except those who have iman and do right actions, and how few they are!’ Dawud realised that We had put him to the test. He begged forgiveness from his Lord and fell down prone, prostrating, and repented.

Al-Hilali & Khan

[Dâwûd (David)] said (immediately without listening to the opponent): "He has wronged you in demanding your ewe in addition to his ewes. And, verily, many partners oppress one another, except those who believe and do righteous good deeds, and they are few." And Dâwûd (David) guessed that We have tried him and he sought Forgiveness of his Lord, and he fell down prostrate and turned (to Allâh) in repentance.

Ali Quli Qarai

He said, ‘He has certainly wronged you by asking your ewe in addition to his ewes, and indeed many partners bully one another, except such as have faith and do righteous deeds, and few are they. ’ Then David knew that We had indeed tested him, whereat he pleaded with his Lord for forgiveness, and fell down prostrate and repented.

Amatul Rahman Omar

(David) said, `He has certainly been unjust to you in demanding your ewe (to be added) to his own ewes. And surely many partners transgress against one another except those who believe (in God) and do deeds of righteousness. Yet how few are these!' (While saying this) David realised that We had tried him, therefore he sought protection of his Lord and fell down bowing in worship and turned (to his Lord) in repentance.

Arthur John Arberry

Said he, 'Assuredly he has wronged thee in asking for thy ewe in addition to his sheep; and indeed many intermixers do injury one against the other, save those who believe, and do deeds of righteousness -- and how few they are!' And David thought that We had only tried him; therefore he sought forgiveness of his Lord, and he fell down, bowing, and he repented.

Bijan Moeinian

David said: "This person is definitely wrong. In fact the people who live together are prone to be unjust to each other save a few believer who are extremely righteous." David suddenly realized that he himself has been tried by this case [as he had asked Uriah to divorce his wife and let David add her to the list of his wives.] David then fell down prostrate and begged his Lord for forgiveness for his wrong intention.

E. Henry Palmer

Said he, 'He wronged thee in asking for thy ewe in addition to his own ewes. Verily, many associates do injure one another, except those who believe and do what is right, and very few are they!' And he thought that we were trying him; and he asked pardon of his Lord and fell down bowing, and did turn;

Edip-Layth

He said, "He has wronged you by asking to combine your lambs with his lambs. Many who mix their properties take advantage of one another, except those who acknowledge and promote reforms, and these are very few." David guessed that We had tested him, so he sought forgiveness from his Lord, and fell down kneeling, and repented.

George Sale

David answered, verily he hath wronged thee, in demanding thine ewe as an addition to his own sheep: And many of them who are concerned together in business, wrong one another, except those who believe and do that which is right; but how few are they! And David perceived that We had tried him by this parable, and he asked pardon of his Lord: And he fell down and bowed himself, and repented.

Hamid S. Aziz

He said, "Surely he has been unjust to you in demanding your ewe (to add) to his own ewes. Lo! Many partners act wrongfully towards one another, except those who believe and do good, and very few are they." And David was sure that We had tried him. So he sought the protection of his Lord and he fell down bowing and turned in repentance (to Him).

Mahmoud Ghali

He (Dawûd) said, "Indeed he has already done an injustice to you in asking for your ewe (in addition) to his ewes; and surely many intermixes are indeed inequitable one against the other, (Literally: some of them are unfair to some "others") except the ones who have believed and done deeds of righteousness, and how few they are!" And Dawûd surmised that We had only tempted (Or: tried) him; so he asked forgiveness of his Lord, and he collapsed bowing down and turned penitent. A prostration is to be performed here.

Marmaduke Pickthall

(David) said: He hath wronged thee in demanding thine ewe in addition to his ewes, and lo! many partners oppress one another, save such as believe and do good works, and they are few. And David guessed that We had tried him, and he sought forgiveness of his Lord, and he bowed himself and fell down prostrate and repented.

Mohamed Ahmed - Samira

(David) said: "He is unjust in demanding your ewe to add to his (many) ewes. Many partners are surely -- unjust to one another, except those who believe and do the right; but there are only a few of them." It occurred to David that he was being tried by Us, and he begged his Lord to forgive him, and fell down in homage and repented.

Muhammad Asad

Said [David]: "He has certainly wronged thee by demanding that thy ewe be added to his ewes! Thus, behold, do many kinsmen wrong one another [all] save those who believe [in God] and do righteous deeds: but how few are they!" And [suddenly] David understood that We had tried him: and so he asked his Sustainer to forgive him his sin, and fell down in prostration, and turned unto Him in repentance.

Mustafa Khattab

David ˹eventually˺ ruled, "He has definitely wronged you in demanding ˹to add˺ your sheep to his. And certainly many partners wrong each other, except those who believe and do good—but how few are they!" Then David realized that We had tested him so he asked for his Lord’s forgiveness, fell down in prostration, and turned ˹to Him in repentance˺.

Progressive Muslims

He said: "He has wronged you by asking to combine your lambs with his lambs. And many who mix their properties take advantage of one another, except those who believe and do good works, and these are very few." And David guessed that We had tested him, so he sought forgiveness from his Lord, and fell down kneeling, and repented.

Rashad Khalifa

He said, "He is being unfair to you by asking to combine your sheep with his. Most people who combine their properties treat each other unfairly, except those who believe and work righteousness, and these are so few." Afterwards, David wondered if he made the right judgment. He thought that we were testing him. He then implored his Lord for forgiveness, bowed down, and repented.,

Sahih International

[David] said, "He has certainly wronged you in demanding your ewe [in addition] to his ewes. And indeed, many associates oppress one another, except for those who believe and do righteous deeds - and few are they." And David became certain that We had tried him, and he asked forgiveness of his Lord and fell down bowing [in prostration] and turned in repentance [to Allah ].

Sam Gerrans

Said he: “He has wronged thee in asking thy ewe for his ewes; and many among acquaintances oppress one another save those who heed warning and do righteous deeds — and few are they.” And David understood that We had but subjected him to means of denial; and he asked forgiveness of his Lord, and fell down humbly and repented.

Shabbir Ahmed

David said, "He has certainly wronged you in demanding your farm in addition to his farms. Thus, behold, many close associates and business-partners treat each other unfairly - except those who believe in the Divine Values and care for the needs of others - but how few are they!" Afterwards, David wondered that We had tried him. (The feudal and economic system in his kingdom needed reform, as the poor were getting poorer). He implored his Lord to absolve his imperfections, and he immediately bowed himself and turned unto Him for guidance.

Syed Vickar Ahamed

(Dawood) said: "Without a doubt he has done wrong to you by asking you for (the single) sheep to add to his (flock of) sheep: And truly, there are many partners (in business) who do wrong to each other, except those who believe and work deeds of righteousness do not act like that, and how few are they?". .. And Dawood (David) gathered that We had tried him, and he asked forgiveness from his Lord, and he fell down, bowing (in prostration), and turned (to Allah in repentance).

Taqi Usmani

He (Dawūd) said, "He has certainly wronged you by demanding your ewe to be added to his ewe. Many partners oppress one another, except those who believe and do righteous deeds, and very few they are." And Dawūd realized that We had put him to a test, so he prayed to his Lord for forgiveness, and bowing down, he fell in prostration, and turned (to Allah).

The Monotheist Group

He said: "He has wronged you by asking to combine your lamb with his lambs. And many who mix their properties take advantage of one another, except those who believe and do good works, and these are very few." And David guessed that We had tested him, so he sought forgiveness from his Lord, and fell down kneeling, and repented.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 24. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 24. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 24. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩