Diyanet İşleri
İşte bunlar, hesap günü için size vaad edilenlerdir.
Sâd suresi
Sâd suresi, 53. ayet. هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ ٱلْحِسَابِ
hâẕâ mâ tû`adûne liyevmi-lḥisâb.
İşte bunlar, hesap günü için size vaad edilenlerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sakınanların cenneti ve azgınların çekişmesi Sâd 50–64 3
(49-50) Bu bir öğüttür. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır.
Onlar orada koltuklara yaslanmış olarak pek çok meyveler ve içecekler isterler.
Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır.
İşte bunlar, hesap günü için size vaad edilenlerdir.
İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır. Ona asla tükenme yoktur.
(55-56) İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri, cehennem vardır. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
53. “İşte bu” ey takvâ sahipleri! Salih amellerinizin karşılığı olmak üzere “hesap günü için size vaat edilenlerdir.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey muttakiler! İşte bunlar kıyamet gününde dünyadayken yapmış olduğunuz salih amellerinize karşılık size vadedilip mükâfat olarak verilen şeylerdir.
Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap · Ortak kavram: Vaad
Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kafirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini va'detti. O, onlara yeter. Allah, onlara lanet…
Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap · Ortak kavram: Vaad
Onlara va'dettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise…
Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap · Ortak kavram: Vaad
Sakın Allah'ın, peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.
Ortak kavram: Hesap
Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği…
Ortak kavram: Hesap
O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Ortak kavram: Hesap
Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse, işte onlar ayetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır.
Ortak kavram: Vaad
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Ortak kavram: Vaad
(Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hesap günü için size vadedilen budur.
İşte bu, Hesap Günü için size verilen sözdür:
İşte bu, Hesap Günü için size verilen sözdür:
İşte budur, yaptıklarınızın sonucunu yaşama süreci için size vadolunan!
İşte hesap günü size va'dedilen budur.
İşte, hesap günü için size vâdolunan şeyler bunlardır.
İşte bu, Hesap Günü için size verilen sözdür.
İşte, hesap günü için, size vaad edilen budur.
Hesap Günü için size söz verilen budur.
Hesap Günü için size söz verilen budur.
İşte bu, o hesap günü için size va'dedilenlerdir.
İşte bu, o hisab günü için size va'dolunan
İşte bu, Hesap Günü için size söz verilenlerdir.
İşte bu, hesap günü için size söz verilenlerdir.
İşte bu, hesap günü için size söz verilenlerdir.
İşte hesap günü size vaadedilen budur.
İşte hesab günü için size va'dolunagelen şey (ler) bunlardır.
İşte hesab günü için size vaadolunan budur.
(49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.
İşte hesap günü için size vadedilen budur.
İşte, hesap günü için size söz verilen budur!
İşte bunlar, hesap gününde size verileceği vaadedilen şeylerdir dipnot 1 .
Hesap günü için size söz verilen budur.
Bu, hesap günü size vadolunanlardır.
Bu, hesap günü size vaat olunanlardır.
Hesap günü için size vaat edilen işte budur.
This is a picture of what you people are promised in Day of Judgement.
‘This is what you are promised for the Day of Reckoning:
Such is the Promise made, to you for the Day of Account!
All this is what you are promised for the Day of Judgement.
This is what you are promised on the Day of Reckoning.
This it is what you (Al-Muttaqûn - the pious - see V.2:2) are promised for the Day of Reckoning!
This is what you are promised on the Day of Reckoning.
This is what you are promised for the Day of Reckoning.
'This is what you were promised for the Day of Reckoning;
This is what I have promised for the righteous ones…
'This is what ye were promised for the day of reckoning!' -
This is what you have been promised for the day of Reckoning.
This is what ye are promised, at the day of account.
This is what you are promised for the Day of Reckoning.
This is what you are promised for the Day of Reckoning.
This it is that ye are promised for the Day of Reckoning.
This is what is promised you for the Day of Reckoning.
This is what you are promised for the Day of Reckoning:
This is what you are promised for the Day of Reckoning.
This is what you have been promised for the Day of Reckoning.
This is what you have deserved on the Day of Reckoning.
This is what you, [the righteous], are promised for the Day of Account.
This is what you are promised for the Day of Reckoning.
This is what you are promised for the Day of Account.
This is the Promise made to you for the Day of Reckoning (and Account)!
This is what you are being promised for the Day of Reckoning.
This is what you have been promised for the Day of Reckoning.