Sâd suresi · 1–11. ayetler

Kur'an'a yemin; inkâr edenlerin büyüklenmesi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Sâd suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 1. ayet. صٓ وَٱلْقُرْءَانِ ذِى ٱلذِّكْرِ

    Diyanet İşleri

    Sad. O şanlı, şerefli Kur'an'a andolsun (ki o, Allah sözüdür).

    Mehmet Okuyan

    Sâd. dipnot 1 Zikr (itibar) sahibi Kur'an'a yemin olsun.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mukatta‘a harfleri hakkında bilgi için bkz. Bakara 2:1, dipnot 1.

    Mustafa İslamoğlu

    Sad! Şeref ve itibar kaynağı olan Kur'an şahit olsun!

    Muhammed Esed

    Sad. Düşün öğüt ve uyarılarla dolu olan bu Kuran'ı!

    Ahmed Hulusi

    Sad. . . Hakikatini hatırlatıcı Kur'an!

    Ali Bulaç

    Sad, Zikir dolu Kur'an'a andolsun;

    Ali Özek ve heyeti

    Sâd. Öğüt veren Kur'an’a yemin ederim ki,

    Ali Rıza Safa

    SS. Yemin olsun; öğreti dolu Kur'an'a!

    Bayraktar Bayraklı

    - Sad. Şeref sahibi Kur'an'a yemin olsun ki, inkar edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    SS; mesajı içeren bu Kuran'a andolsun.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sad, Bu öğütle dolu Kur'an'a bak!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sad. bu zikrile meşhun Kur'ana bak

    Erhan Aktaş

    Sad. Zikir dipnot 1 sahibi Kur'an'a ant olsun.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öğüt. Zikir kelimesi aynı zamanda Kur'an'ın isimlerinden birisidir. Bu kelimenin hatırlatmak, hatırlamak ve anmak anlamları da bulunmaktadır. Hatırlatmak ve anmak ile kast edilen şey, sorumlulukları hatırlamak, yapılan her şeyin Allah tarafından görüldüğünü ve bilindiğini akıldan çıkarmamaktır. Tesbih çekmek/tesbihat olarak bilinen belli sözlerin (Suphanallah, elhamdülillah vb. gibi) tekrarlanarak söylenmesine zikir denmesi hurafedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sad. Zikir dipnot 1 sahibi Kur'an'a ant olsun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öğüt. Öğüt, aynı zamanda Kur'an'ın isimlerinden biridir. Anmak ve hatırlamak anlamları da olan öğüt sözcüğünün, anmak ve hatırlamak ile kast ettiği şey sorumlulukları unutmamak, yapılan her şeyin Allah tarafından bilindiğini akıldan çıkarmamaktır. Belli sözlerin tekrarlanarak söylenmesine zikir denmesi hurafedir.

    Gültekin Onan

    Sad, zikir dolu Kuran'a andolsun;

    Hasan Basri Çantay

    Saad. O şanlı, şerefli Kur'ana yemin ederim ki,

    İbni Kesir

    Sad. Zikr dolu Kur'an'a yemin olsun.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Sâd ve hatırlatıcı özelliği olan Kuran ’a andolsun. Doğrusu kafirler, gurur ve parçalanma içindedirler. Onlardan önce memleketlerden kaç tanesini / nicesini helak ettik, çağrıştılar / çığ rıştılar, ne yazık ki kurtuluş vakti değildi. Kendilerinden bir uyarıcı gelmesini tuhaf karşıladılar / acayip karşıladılar ve kafirler bu sihirbazdır, bu yalancıdır dediler. İlahları tekbir ilah yapacak, kesinlikle bu tuhaf / ucube bir şeydir dediler. Onlardan ileri gelenler , ortaya fırladılar ve yürüyün gidin, ilahlarınızda sabredin, mutlaka sizden murat edilen şey bu, b öylesini diğer herhangi bir millette de işitmedik, mutlaka bu bir uydurmadır / iltihaktır dediler. Hatırlatıcı aramızdan ona mı indirilir ? Doğrusu onlar hatırlatıcıdan şüpheleniyorlar. Bilakis henüz azabımı tatmadılar. Ya bağış yapan / hibe eden, saygı değer Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında? Yahut semaların ve arzın ve ikisi arasının egemenliği / mülkiyeti onların? (Mülkiyet; elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) Hadi araçlarla / sebeplerle göğe yükselsinler. Tamda bu noktada gruplardan oluşan ordular bozguna uğradılar. (Mülkiyet iddiası hezimet başlatır)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sâd. dipnot 1 Öğüt dolu Kur’an’a yemin olsun ki!

    Rowwad Tercüme Merkezi — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

    Süleyman Ateş

    Sad, (uyarıcı) ve şanlı Kur'an'a andolsun ki,

    Süleymaniye Vakfı

    Sad! dipnot 1 Zikir dipnot 2 /akılda tutulması gereken bilgi ile dolu dipnot 3 Kur'an'a yemin olsun ki,

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinin başında Kur'an'a, dördünde de önemli konulara vurgu yapılıyor olmasından, onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılabilir. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat). Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (Enbiya 21/24, En'am 6/80). İnsanı, sadece böyle bir bilgi tatmin eder (Ra'd 13/28). Allah'ı zikretmek; onu, kitabını ve yarattığı ayetleri dikkate almak, akıldan çıkarmamak ve onların üzerine düşünmektir. İnsan bunlardan bildiği kadarıyla sorumludur (Bakara 2/209).
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    SAD! Doğru bilgiler içeren Kur'an'a yemin olsun.

    Şaban Britch

    Sâd. Şerefli/öğüt olan Kur’an’a yemin olsun ki!

    Şaban Piriş

    Sad. Şerefli/zikir sahibi olan Kur'an'a yemin olsun ki,

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sad. Zikir/öğüt/uyarı dolu Kur'an'a yemin olsun ki,

  2. Sâd suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 2. ayet. بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ

    Diyanet İşleri

    Fakat inkar edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler.

    Mehmet Okuyan

    Aslında kâfir olanlar, (haksız) bir gurur ve ayrılık (düşmanlık) içindedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama nerde! İnkarda direnenler (akletmek yerine) yersiz bir gurura ve tarifsiz bir nefrete gömülmüşlerdir.

    Muhammed Esed

    Ama hakikati inkara şartlanmış olanlar, boş gurura kapılmış ve (bu sebeple) (doğru yolu bırakıp) yanlış ve eğri yollara sapmışlardır.

    Ahmed Hulusi

    Bak kendilerini şerefli sanan o hakikat bilgisini inkar edenler, hakikatlerinden kopuk bir yaşam içindedirler!

    Ali Bulaç

    Hayır; o inkar edenler (boş) bir gurur ve bir parçalanma içindedirler.

    Ali Özek ve heyeti

    küfredenler, (iddia ettiklerinin) aksine, bir gurur ve tefrika içindedirler.

    Ali Rıza Safa

    Hayır! Nankörlük edenler, büyüklenme ve ayrılık içindedirler.

    Bayraktar Bayraklı

    - Sad. Şeref sahibi Kur'an'a yemin olsun ki, inkar edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler.

    Edip Yüksel

    Doğrusu, nankörler kibir ve ayrılık içindedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Doğrusu, inkar edenler kibir ve ayrılık içindedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat o küfredenler bir onur ve ayrılık içindeler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat o küfredenler bir onur, bir şikak içindeler

    Erhan Aktaş

    Doğrusu Kafirler büyüklenmelerine yediremediklerinden muhalefet ediyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Doğrusu Kafirler dipnot 1 büyüklenmelerine yediremediklerinden muhalefet ediyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir, örten demektir. Gerçeğin üzerini örten, nankörlük eden, vahye inanmayan, güvenmeyen ve kabul etmeyen; Allah'ı ve vahyi reddeden kimse. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Doğrusu gerçeği yalanlayan nankörler, kibirlerine yediremediklerinden muhalefet ediyorlar.

    Gültekin Onan

    Hayır; o küfredenler (boş) bir gurur ve bir parçalanma içindedirler.

    Hasan Basri Çantay

    (haal) küfredenler (in iddia etdikleri gibi değildir). Bil'akis (onların dışı boş) bir onur, (içi ise tam) bir tefrika içindedir.

    İbni Kesir

    Hayır, o küfredenler boş bir gurur ve bir parçalanma içindedirler.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Sâd ve hatırlatıcı özelliği olan Kuran ’a andolsun. Doğrusu kafirler, gurur ve parçalanma içindedirler. Onlardan önce memleketlerden kaç tanesini / nicesini helak ettik, çağrıştılar / çığ rıştılar, ne yazık ki kurtuluş vakti değildi. Kendilerinden bir uyarıcı gelmesini tuhaf karşıladılar / acayip karşıladılar ve kafirler bu sihirbazdır, bu yalancıdır dediler. İlahları tekbir ilah yapacak, kesinlikle bu tuhaf / ucube bir şeydir dediler. Onlardan ileri gelenler , ortaya fırladılar ve yürüyün gidin, ilahlarınızda sabredin, mutlaka sizden murat edilen şey bu, b öylesini diğer herhangi bir millette de işitmedik, mutlaka bu bir uydurmadır / iltihaktır dediler. Hatırlatıcı aramızdan ona mı indirilir ? Doğrusu onlar hatırlatıcıdan şüpheleniyorlar. Bilakis henüz azabımı tatmadılar. Ya bağış yapan / hibe eden, saygı değer Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında? Yahut semaların ve arzın ve ikisi arasının egemenliği / mülkiyeti onların? (Mülkiyet; elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) Hadi araçlarla / sebeplerle göğe yükselsinler. Tamda bu noktada gruplardan oluşan ordular bozguna uğradılar. (Mülkiyet iddiası hezimet başlatır)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hayır. O inkâr edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler.

    Süleyman Ateş

    İnkar edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler.

    Süleymaniye Vakfı

    kafirlik edenler, aslında kendilerini üstün görmekte dipnot 1 ve (Kur'an'a) karşı çıkmaktadırlar dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Şikak (شقاق) kelimesi, bir şeyde oluşan yarık ve bir şeyi yarmak manalarındaki şakk (شَقّ) kelimesinin mufaale babından mastarıdır. Yarığın iki tarafındaki her bölüme şikk (شِقّ) denir. Şikak, bir kişinin, arkadaşının durduğu şıktan farklı şıkta bulunmasıdır (Mekayis, Müfredat, Lisan'ul Arab). Kelimenin kökünde her ne kadar hakiki manada yarma, yarılma, yarık ve farklı şıklarda bulunma anlamları varsa da şikak kelimesi ve türevleri Kur'an-ı Kerim'de daha çok manevi anlamdaki farklılık için kullanılmıştır. Bunlar; "inanç farklılığı (Bakara 2/137), inanç farklılığı yüzünden muhalefet (Hud 11/89), haktan uzaklaşma (Bakara 2/176; Hac 22/53; Fussilet 41/52), Allah ve resulünün gösterdiği yoldan başka bir yola girme" (Nisa 4/115; Enfal 8/13) anlamlarındadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu kitabı görmezlikten gelenler, aslında kendilerini güçlü görüp ayrı duranlardır.

    Şaban Britch

    Kâfir olanlar kibir ve ayrılık içindedirler.

    Şaban Piriş

    Kafir olanlar kibir ve ayrılık içindedirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İş hiç de onların sandığı gibi değil! O küfre sapanlar bir gurur, ayrılık ve bütünden kopuş içindedirler.

  3. Sâd suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 3. ayet. كَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَبْلِهِم مِّن قَرْنٍ فَنَادَوا۟ وَّلَاتَ حِينَ مَنَاصٍ

    Diyanet İşleri

    Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Onlar da feryat ettiler, ama artık kurtuluş zamanı değildi.

    Mehmet Okuyan

    Onlardan önce nice nesilleri helak etmiştik de feryat etmişlerdi; (ancak) kurtulmaları mümkün değildi.

    Mustafa İslamoğlu

    Kendilerinden önce nice kuşakları helak ettik; tam bu sırada imdat dilediler, fakat kurtuluşun vakti çoktan geçmişti.

    Muhammed Esed

    Onlardan önce kaç nesli (bu günahlarından dolayı) yok ettik! Ve artık kaçmalarının mümkün olmadığını anladıklarında (nasıl) yalvarıyorlardı (Bize)!

    Ahmed Hulusi

    Onlardan önce, nice nesilleri feryat figan içinde helak ettik! Artık kurtulmaları mümkün değildi!

    Ali Bulaç

    Biz kendilerinden önce, nice kuşakları yıkıma uğrattık da onlar feryad ettiler; ancak (artık) kurtulma zamanı değildi.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. O zaman feryat ettiler. Halbuki artık kurtulma zamanı değildi.

    Ali Rıza Safa

    Onlardan önceki nice kuşakları yıkıma uğrattık. Haykırışlara başladıklarında, artık kurtuluş zamanı geçmişti.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlardan önce nice nesilleri helak ettik. O zaman yalvardılar, ama kurtuluş zamanı değildi.

    Edip Yüksel

    Onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Feryat ettiler, ancak artık kurtuluş zamanı değildi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Feryat ettiler, ancak artık kurtuluş zamanı değildi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kendilerinden önce nicelerini helak ettik. Çığrıştılar; fakat kurtulma zamanı değildi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kendilerinden evvel nicelerini helak ettik! Çığırıştılar: Değildi fakat vaktı halas

    Erhan Aktaş

    Onlardan önce nice kuşakları yok ettik. O zaman feryat ettiler, ama artık kurtuluş vakti geçmişti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlardan önce nice kuşakları yok ettik. O zaman feryat ettiler, ama artık kurtuluş vakti geçmişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan önce nice kuşakları yok ettik. O zaman feryat ettiler, ama artık kurtuluş vakti geçmişti.

    Gültekin Onan

    Biz kendilerinden önce, nice kuşakları yıkıma uğrattık da onlar feryad ettiler; ancak (artık) kurtulma zamanı değildi.

    Hasan Basri Çantay

    Biz kendilerinden evvel nice ümmet (ler) i helak etdik. O zaman (ne) çığlıklar kopardılar. Halbuki (o vakit, azabdan kaçıb) kurtulma vakti değildi...

    İbni Kesir

    Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik de onlar, çığlıklar kopardılar. Halbuki kurtulmak vakti değildi.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Sâd ve hatırlatıcı özelliği olan Kuran ’a andolsun. Doğrusu kafirler, gurur ve parçalanma içindedirler. Onlardan önce memleketlerden kaç tanesini / nicesini helak ettik, çağrıştılar / çığ rıştılar, ne yazık ki kurtuluş vakti değildi. Kendilerinden bir uyarıcı gelmesini tuhaf karşıladılar / acayip karşıladılar ve kafirler bu sihirbazdır, bu yalancıdır dediler. İlahları tekbir ilah yapacak, kesinlikle bu tuhaf / ucube bir şeydir dediler. Onlardan ileri gelenler , ortaya fırladılar ve yürüyün gidin, ilahlarınızda sabredin, mutlaka sizden murat edilen şey bu, b öylesini diğer herhangi bir millette de işitmedik, mutlaka bu bir uydurmadır / iltihaktır dediler. Hatırlatıcı aramızdan ona mı indirilir ? Doğrusu onlar hatırlatıcıdan şüpheleniyorlar. Bilakis henüz azabımı tatmadılar. Ya bağış yapan / hibe eden, saygı değer Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında? Yahut semaların ve arzın ve ikisi arasının egemenliği / mülkiyeti onların? (Mülkiyet; elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) Hadi araçlarla / sebeplerle göğe yükselsinler. Tamda bu noktada gruplardan oluşan ordular bozguna uğradılar. (Mülkiyet iddiası hezimet başlatır)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlardan önce nice nesiller helâk ettik, onlar da feryat ettiler. Hâlbuki kurtulma vakti değildi.

    Süleyman Ateş

    Onlardan önce nice nesilleri helak ettik de feryad ettiler; fakat artık kurtuluş zamanı geçmişti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan önce nice nesiller, etkisizleştirdiğimiz sırada yalvarıp yakardılar ama artık iş işten geçmişti.

    Şaban Britch

    Onlardan önceki nesillerden nicelerini helak ettik. Feryat ettiler ama vakit kurtuluş/kaçış vakti değildi.

    Şaban Piriş

    Onlardan önceki nesillerden nicelerini helak ettik. Feryat ettiler ama kurtuluş/kaçış vakti geçmişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlardan önce nice nesilleri helak ettik biz, bağrıştılar onlar, fakat kurtuluş yoktu; geçmişti zaman.

  4. Sâd suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 4. ayet. وَعَجِبُوٓا۟ أَن جَآءَهُم مُّنذِرٌ مِّنْهُمْ وَقَالَ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا سَٰحِرٌ كَذَّابٌ

    Diyanet İşleri

    Kafirler, kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: "Bu, yalancı bir sihirbazdır."

    Mehmet Okuyan

    (4, 5) Onlar kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaşmış dipnot 1 ve o kâfirler "Bu bir büyücüdür; çok yalancıdır! Bütün ilahları (yalanlayıp) tek ilah mı (var diyor)? Şüphesiz ki bu çok tuhaf bir şeydir!" demişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:2; Sâd 38:4; Kâf 50:2.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onlar aralarından birinin kendilerine uyarıcı olarak gelmesine şaştılar; işte bu kafirler şöyle dediler: "Bu, göz boyamak isteyen yalancının biri.

    Muhammed Esed

    Şimdi bu (insanlar) aralarından bir uyarıcının çıkmasına şaşmaktadırlar; ve hakikati inkar edenler şöyle diyorlar: "O (sadece) bir büyücü, bir yalancıdır!

    Ahmed Hulusi

    O hakikat bilgisini inkar edenler, kendi aralarından bir uyarıcının kendilerine gelmesine şaştılar da: "Bu yalancı bir büyücüdür" dediler.

    Ali Bulaç

    İçlerinden kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar. Kafirler dedi ki: "Bu, yalan söyleyen bir büyücüdür."

    Ali Özek ve heyeti

    Aralarından kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve kâfirler: Bu pek yalancı bir sihirbazdır!

    Ali Rıza Safa

    Çünkü kendi aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar. Nankörlük edenler, şöyle dediler: "Yalancı bir büyücü bu!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, kendilerine içlerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar. Kafirleri şöyle dediler: "Bu, büyücüdür; yalancıdır."

    Edip Yüksel

    Onlara, kendilerinden bir uyarıcının gelmesini yadırgadılar. Nankörler, "Bu pek yalancı bir büyücüdür" dediler,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara, kendilerinden bir uyarıcının gelmesini yadırgadılar. İnkarcılar, 'Bu pek yalancı bir büyücüdür,' dediler,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İçlerinden kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiğine şaştılar da kafirler: "Bu bir sihirbaz, yaman bir yalancı" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İçlerinden kendilerine uyandırıcı bir Peygamber geldiğine şaştılar da dediler ki kafirler: bu, bir sihirbaz, bir kezzab

    Erhan Aktaş

    İçlerinden, kendilerine bir uyarıcı gelmesine şaşırdılar. Kafirler: "Bu, yalancı bir büyücüdür." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İçlerinden, kendilerine bir uyarıcı gelmesine şaşırdılar. Kafirler: "Bu, yalancı bir büyücüdür." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İçlerinden, kendilerine bir uyarıcı gelmesine şaşırdılar. Gerçeği yalanlayan nankörler: "Bu, yalancı bir büyücüdür." dediler.

    Gültekin Onan

    İçlerinden kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar. Kafirler dedi ki: "Bu yalan söyleyen bir büyücüdür."

    Hasan Basri Çantay

    O kafirler içlerinden (kendilerinin başına çökecek) tehlikeleri bildiren (bir peygamber) geldiğine şaşdılar, "Bu, dedi (ler), bir büyücü, bir yalancıdır";

    İbni Kesir

    Küfredenler içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaşırmışlardı da demişlerdi ki: Bu, çok yalancı bir sihirbazdır.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Sâd ve hatırlatıcı özelliği olan Kuran ’a andolsun. Doğrusu kafirler, gurur ve parçalanma içindedirler. Onlardan önce memleketlerden kaç tanesini / nicesini helak ettik, çağrıştılar / çığ rıştılar, ne yazık ki kurtuluş vakti değildi. Kendilerinden bir uyarıcı gelmesini tuhaf karşıladılar / acayip karşıladılar ve kafirler bu sihirbazdır, bu yalancıdır dediler. İlahları tekbir ilah yapacak, kesinlikle bu tuhaf / ucube bir şeydir dediler. Onlardan ileri gelenler , ortaya fırladılar ve yürüyün gidin, ilahlarınızda sabredin, mutlaka sizden murat edilen şey bu, b öylesini diğer herhangi bir millette de işitmedik, mutlaka bu bir uydurmadır / iltihaktır dediler. Hatırlatıcı aramızdan ona mı indirilir ? Doğrusu onlar hatırlatıcıdan şüpheleniyorlar. Bilakis henüz azabımı tatmadılar. Ya bağış yapan / hibe eden, saygı değer Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında? Yahut semaların ve arzın ve ikisi arasının egemenliği / mülkiyeti onların? (Mülkiyet; elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) Hadi araçlarla / sebeplerle göğe yükselsinler. Tamda bu noktada gruplardan oluşan ordular bozguna uğradılar. (Mülkiyet iddiası hezimet başlatır)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar. Kâfirler dedi ki: "Bu, yalancı bir sihirbazdır!"

    Süleyman Ateş

    Onlara kendilerinden bir uyarıcı (peygamber) gelmesine hayret ettiler de o kafirler dediler ki: "Bu yalancı bir sihirbazdır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O nankörler (kafirler), içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar da şöyle dediler: "Bu adam, insanı büyüleyen bir yalancıdır".

    Şaban Britch

    Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar. Kâfirler dedi ki: Bu, yalancı bir sihirbaz!

    Şaban Piriş

    Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar. Kafirler dedi ki: -Bu, yalancı bir sihirbaz!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendi içlerinden kendilerine bir uyarıcı geldi diye şaşıp kaldılar. Ve şöyle dedi bu nankörler: "Bu adam yalanlar düzen bir büyücü..."

  5. Sâd suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 5. ayet. أَجَعَلَ ٱلْـَٔالِهَةَ إِلَٰهًا وَٰحِدًا إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌ عُجَابٌ

    Diyanet İşleri

    "İlahları bir tek ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!"

    Mehmet Okuyan

    (4, 5) Onlar kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaşmış dipnot 1 ve o kâfirler "Bu bir büyücüdür; çok yalancıdır! Bütün ilahları (yalanlayıp) tek ilah mı (var diyor)? Şüphesiz ki bu çok tuhaf bir şeydir!" demişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:2; Sâd 38:4; Kâf 50:2.

    Mustafa İslamoğlu

    Bütün bu ilahları tek bir ilaha indirgiyor ha? Bunun çok tuhaf bir görüş olduğunda hiç şüphe yok."

    Muhammed Esed

    O, bütün ilahları (reddedip) bir (tek) ilah olduğunu mu iddia ediyor? Doğrusu, bu çok tuhaf bir şeydir!"

    Ahmed Hulusi

    "Tanrıları, tek bir tanrıya mı indirgedi (diye anladılar)? Muhakkak ki bu çok acayip bir şeydir!"

    Ali Bulaç

    "İlahları bir tek ilah mı yaptı? Doğrusu bu, şaşırtıcı bir şey."

    Ali Özek ve heyeti

    İlahları tek bir ilah mı vaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir! dediler.

    Ali Rıza Safa

    "Tanrıları, Tek Tanrı mı yaptı? Aslında, gerçekten şaşılacak bir şey bu!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Bütün tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Şüphesiz bu şaşılacak bir şeydir."

    Edip Yüksel

    "Tanrıları tek tanrı mı yaptı? Bu, gerçekten çok tuhaf!"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Tanrıları tek tanrı mı yaptı? Bu, gerçekten çok tuhaf!'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İlahları bir tek ilah mı kılmış? Bu gerçekten şaşılacak birşey, çok tuhaf!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İlahları hep bir ilah mı kılmış? Bu cidden şaşılacak bir şey, çok tuhaf

    Erhan Aktaş

    "O, bunca ilahı, dipnot 1 bir tek ilah mı kılıyor? Kuşkusuz bu şaşılacak bir şeydir."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlah, (Çoğulu Alihe) hizmet edilen, tapınılan, kulluk edinilen, koruyucu, gönülden bağlanıp sığınılan, yüceliği karşısında hayrete düşülen, duyularla idrak edilemeyen, gibi anlamları olan bir kavramdır. Hakk veya Batıl olsun tapılmaya layık görülüp ibadet edilen her varlığa ilah adı verildiği ve alihe şeklinde çoğulu bulunduğu dikkate alınınca, ilahın tanrı anlamına geldiği, Allah'ın ise bir ve kendisinden başka "gerçek ilah" olmayanın adı olduğu, diğer bir ifade ile Allah'a özgü bir isim olduğu ortaya çıkar. Kur'an'a baktığımız zaman İlah kelimesinin kök harflerinden hiç fiil gelmediği görülür. El-İlah şeklinde bir kullanımı da yoktur. Bu nokta da sadece Allah kelimesinin El-İlahı yansıttığı görülmektedir. Dolayısı ile Allah ve Tanrı kelimeleri birbirinin anlam eşiti değildir. İlahlar denebilir ama Allahlar denemez. Bu da birbirlerinin eşiti olmadıklarını gösterir. Onun için Allah'a tanrı denmesi doğru değildir. "Allah ancak bir tek ilahtır" (4:171).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "O, bunca ilahı, bir tek ilah mı kılıyor? Kuşkusuz bu şaşılacak bir şeydir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, bunca ilahı, bir tek ilah mı kılıyor? Kuşkusuz bu şaşılacak bir şeydir.

    Gültekin Onan

    "Tanrıları bir tek tanrı mı yaptı? Doğrusu bu şaşırtıcı bir şey."

    Hasan Basri Çantay

    "O, (bütün) Tanrıları birtek Tanrı mı yapmış? Bu, cidden acaib bir şey"!

    İbni Kesir

    Tanrıları bir tek tanrı mı kıldı? Doğrusu bu, şaşırtıcı bir şey.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Sâd ve hatırlatıcı özelliği olan Kuran ’a andolsun. Doğrusu kafirler, gurur ve parçalanma içindedirler. Onlardan önce memleketlerden kaç tanesini / nicesini helak ettik, çağrıştılar / çığ rıştılar, ne yazık ki kurtuluş vakti değildi. Kendilerinden bir uyarıcı gelmesini tuhaf karşıladılar / acayip karşıladılar ve kafirler bu sihirbazdır, bu yalancıdır dediler. İlahları tekbir ilah yapacak, kesinlikle bu tuhaf / ucube bir şeydir dediler. Onlardan ileri gelenler , ortaya fırladılar ve yürüyün gidin, ilahlarınızda sabredin, mutlaka sizden murat edilen şey bu, b öylesini diğer herhangi bir millette de işitmedik, mutlaka bu bir uydurmadır / iltihaktır dediler. Hatırlatıcı aramızdan ona mı indirilir ? Doğrusu onlar hatırlatıcıdan şüpheleniyorlar. Bilakis henüz azabımı tatmadılar. Ya bağış yapan / hibe eden, saygı değer Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında? Yahut semaların ve arzın ve ikisi arasının egemenliği / mülkiyeti onların? (Mülkiyet; elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) Hadi araçlarla / sebeplerle göğe yükselsinler. Tamda bu noktada gruplardan oluşan ordular bozguna uğradılar. (Mülkiyet iddiası hezimet başlatır)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İlahları tek bir ilah mı yaptı? Bu, hayret edilecek bir şeydir.

    Süleyman Ateş

    "Tanrıları bir tek tanrı mı yaptı? Bu, cidden tuhaf bir şeydir."

    Süleymaniye Vakfı

    (Muhammed) İlahları tek bir ilah mı kıldı? dipnot 1 Bu gerçekten çok tuhaf bir şey!"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlah, emrine kayıtsız şartsız uyulan varlıktır. Tek ilah Allah'tır. Allah'tan başka bir ilahın varlığını kabul etmek şirktir. Mekke müşrikleri birden fazla ilahın varlığını iddia ettikleri için Muhammed aleyhisselamın çağrısına şaşırmışlardı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İlahları tek bir ilah dipnot 1 yaptı; öyle mi? Bu gerçekten çok tuhaf bir şey!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müşrikler Allah'ı reddetmezler. Ancak Allah ile aralarına O'na benzer nitelikte başka varlıklar oluşturup, bunlardan şefaat, kayırma veya yardım dilerler. Bazı müşriklerde kendi kurgularını ve kibirlerini ilah (tanrı) edinirler.

    Şaban Britch

    İlahları tek bir ilah mı yaptı? Bu, hayret edilecek bir şeydir.

    Şaban Piriş

    İlahları tek bir ilah mı yaptı? Bu, hayret edilecek bir şeydir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "İlahları bir tek tanrı mı yapmış? Bu, gerçekten hayret edilecek bir şey!"

  6. Sâd suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 6. ayet. وَٱنطَلَقَ ٱلْمَلَأُ مِنْهُمْ أَنِ ٱمْشُوا۟ وَٱصْبِرُوا۟ عَلَىٰٓ ءَالِهَتِكُمْ إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌ يُرَادُ

    Diyanet İşleri

    (6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.

    Mehmet Okuyan

    İçlerinden yöneticiler öne atılmış, (şöyle demişlerdi:) "(İnancınızda) yürüyün; ilahlarınıza bağlı kalın (onları savunun)! Şüphesiz ki bu, (sizden) istenen şeydir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Furkân 25:42 ve Mütaffifûn 83:32. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Onların liderleri öne atılarak (der ki): "Devam edin, ilahlarınıza ısrarla sahip çıkın; yapmanız gereken tek şey budur!

    Muhammed Esed

    Liderleri öne atılır: "Pes etmeyin ve ilahlarınıza sımsıkı sarılmaya devam edin: yapılacak tek şey budur!"

    Ahmed Hulusi

    Onların ileri gelenleri: "Hadi yolunuza devam edin ve tanrılarınıza bağlı kalın! Muhakkak ki olması gereken budur!" diyerek yürüdü.

    Ali Bulaç

    Onlardan önde gelen bir grup: "Yürüyün, ilahlarınıza karşı (bağlılıkta) kararlı olun; çünkü asıl istenen budur" diye çekip gitti.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlardan ileri gelenler: Yürüyün, ilahlarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur.

    Ali Rıza Safa

    Ve onların ileri gelenleri: "Yürüyün; tanrılarınıza bağlı kalın. Aslında, istenilen şey, kesinlikle işte budur!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlardan ileri gelenler tepki gösterip şöyle dediler: "Yolunuza devam ediniz, tanrılarınızı bırakmayınız. Şüphesiz bizden istenen de budur."

    Edip Yüksel

    Liderleri öne fırladılar, "Yürüyün, tanrılarınıza bağlı kalın. Sizden istenen sadece budur."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onların liderleri öne fırladılar, 'Yürüyün, tanrılarınıza bağlı kalın. Sizden istenen sadece budur.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İçlerinden o heyet fırladı ve şöyle dedi: "Tanrılarınız üzerinde sabır ve sebat edin? Bu gerçekten arzu edilen şey, bir istek!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İçlerinden o hey'et de fırladı şöyle: ilahlarınız üzerinde sabr-u sebat edin, bu cidden arzu olunur bir şey, bir murad

    Erhan Aktaş

    Onlardan, meleler dipnot 1 harekete geçerek: "Bildiğiniz yoldan gitmeye devam edin, ilahlarınızı bırakmayın. Kesinlikle sizden beklenen budur." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlardan, meleler dipnot 1 harekete geçerek: "Bildiğiniz yoldan gitmeye devam edin, ilahlarınızı bırakmayın. Kesinlikle sizden beklenen budur." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan, söz sahibi olanlar harekete geçerek: "Bildiğiniz yoldan gitmeye devam edin, ilahlarınızı bırakmayın. Kesinlikle sizden beklenen budur." dediler.

    Gültekin Onan

    Onlardan önde gelen bir grup: "Yürüyün, tanrılarınıza karşı (bağlılıkta) kararlı olun; çünkü asıl istenen budur" diye çekip gitti.

    Hasan Basri Çantay

    Onların elebaşılarından bir gurüh (birbirine): "Yürüyün, ma budlarınıza (ibadetde) sebatedin. Şübhesiz ki arzu edilecek olan budur" diyerek kalkıb gitmişdir.

    İbni Kesir

    Onların elebaşlarından bir grup; yürüyün ve tanrılarınız üzerinde direnin. Şüphesiz ki bu; sizden istenen bir şeydir, diyerek çıkıp gittiler.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Sâd ve hatırlatıcı özelliği olan Kuran ’a andolsun. Doğrusu kafirler, gurur ve parçalanma içindedirler. Onlardan önce memleketlerden kaç tanesini / nicesini helak ettik, çağrıştılar / çığ rıştılar, ne yazık ki kurtuluş vakti değildi. Kendilerinden bir uyarıcı gelmesini tuhaf karşıladılar / acayip karşıladılar ve kafirler bu sihirbazdır, bu yalancıdır dediler. İlahları tekbir ilah yapacak, kesinlikle bu tuhaf / ucube bir şeydir dediler. Onlardan ileri gelenler , ortaya fırladılar ve yürüyün gidin, ilahlarınızda sabredin, mutlaka sizden murat edilen şey bu, b öylesini diğer herhangi bir millette de işitmedik, mutlaka bu bir uydurmadır / iltihaktır dediler. Hatırlatıcı aramızdan ona mı indirilir ? Doğrusu onlar hatırlatıcıdan şüpheleniyorlar. Bilakis henüz azabımı tatmadılar. Ya bağış yapan / hibe eden, saygı değer Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında? Yahut semaların ve arzın ve ikisi arasının egemenliği / mülkiyeti onların? (Mülkiyet; elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) Hadi araçlarla / sebeplerle göğe yükselsinler. Tamda bu noktada gruplardan oluşan ordular bozguna uğradılar. (Mülkiyet iddiası hezimet başlatır)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onların ileri gelenleri: "Yürüyün! İlahlarınız üzerinde sebat/kararlılık gösterin. Sizden istenen şey budur." diye harekete geçtiler.

    Süleyman Ateş

    Onlardan bir grup fırladı: "Yürüyün tanrılarınıza bağlı kalın. Çünkü bu, arzu edilen bir şeydir."

    Süleymaniye Vakfı

    Onların ileri gelenleri şöyle diyerek kalkıp gittiler: "Yürüyün, ilahlarınıza bağlılıkta sebat gösterin dipnot 1 . İşte bu sizden istenen şeydir!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İleri gelenleri şöyle deyip geçtiler: "Gidin, ilahlarınıza sahip çıkın. Sizden istenen odur."

    Şaban Britch

    Onların ileri gelenleri: Yürüyün, ilahlarınıza bağlılıkta sebat gösterin, sizden istenen şey budur, diye harekete geçtiler.

    Şaban Piriş

    Onların ileri gelenleri: -Yürüyün, ilahlarınıza bağlılıkta sebat gösterin, sizden istenen şey budur diye yola çıktılar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İçlerinden kodaman bir grup öne çıktı: "Haydi, yürüyün! İlahlarınıza sahip çıkmada kararlı davranın! Gerçek şu ki, istenip beklenen şey budur."

  7. Sâd suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 7. ayet. مَا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِى ٱلْمِلَّةِ ٱلْـَٔاخِرَةِ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا ٱخْتِلَٰقٌ

    Diyanet İşleri

    (6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.

    Mehmet Okuyan

    Son dinde bile böyle bir şey duymadık. dipnot 1 Bu, uydurmadan başka bir şey değildir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Taklitçi, müşrik ve inkârcı anlayışı ortaya koyan bu ifadelerin benzerleri, Hz. Nuh'a (bkz. Mü'minûn 23:24) ve Hz. Musa'ya (bkz. Kasas 28:36) karşı da dile getirilmiştir.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz çağdaş inanç sistemlerinin hiç birinde bunu duymadık; bu desteksiz bir uydurmadan başkası değildir;

    Muhammed Esed

    Biz, yeni itikatların hiç birinde böyle (bir iddia) duymadık! Bu, (fani bir insanın) uydurmasından başka bir şey değildir!

    Ahmed Hulusi

    "Bunu önceki milletlerden işitmedik! Bu (TEKLİK anlayışı) ancak bir uydurmadır!"

    Ali Bulaç

    "Biz bunu, diğer dinde işitmedik, bu, içi boş bir uydurmadan başkası değildir."

    Ali Özek ve heyeti

    Son dinde de bunu işitmedik. Bu, ancak bir uydurmadır.

    Ali Rıza Safa

    "Sonuncu dinde bunu duymadık; yalnızca bir uydurma bu!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Biz onun söylediklerini, yeni inançlarda duymadık. Kur'an, onun uydurmasından başka bir şey değildir."

    Edip Yüksel

    "Son dinde böylesini işitmedik. Bu bir uydurmadır."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Son dinde böylesini işitmedik. Bu bir uydurmadır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz bunu diğer dinde işitmedik, bu mutlaka bir uydurmadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz bunu diğer millette işitmedik, bu bir uydurmadır mutlak

    Erhan Aktaş

    "Biz, bunu dipnot 1 son inanç sistemlerinde de duymadık. Bu yalnızca bir uydurmadır."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlah'ın tek bir ilah olduğunu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Biz, bunu dipnot 1 son inanç sistemlerinde de duymadık. Bu yalnızca bir uydurmadır."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlah'ın tek bir ilah olduğunu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, bunu dipnot 1 son inanç sistemlerinde de duymadık. Bu yalnızca bir uydurmadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlah'ın tek bir ilah olduğunu.

    Gültekin Onan

    "Biz bunu, diğer dinde işitmedik; bu, içi boş bir uydurmadan başkası değildir."

    Hasan Basri Çantay

    "Biz bunu diğer dinde işitmedik. Bu, uydurmadan başkası değildir".

    İbni Kesir

    Biz, bunu diğer dinde de işitmedik. Bu, ancak bir uydurmadır.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Sâd ve hatırlatıcı özelliği olan Kuran ’a andolsun. Doğrusu kafirler, gurur ve parçalanma içindedirler. Onlardan önce memleketlerden kaç tanesini / nicesini helak ettik, çağrıştılar / çığ rıştılar, ne yazık ki kurtuluş vakti değildi. Kendilerinden bir uyarıcı gelmesini tuhaf karşıladılar / acayip karşıladılar ve kafirler bu sihirbazdır, bu yalancıdır dediler. İlahları tekbir ilah yapacak, kesinlikle bu tuhaf / ucube bir şeydir dediler. Onlardan ileri gelenler , ortaya fırladılar ve yürüyün gidin, ilahlarınızda sabredin, mutlaka sizden murat edilen şey bu, b öylesini diğer herhangi bir millette de işitmedik, mutlaka bu bir uydurmadır / iltihaktır dediler. Hatırlatıcı aramızdan ona mı indirilir ? Doğrusu onlar hatırlatıcıdan şüpheleniyorlar. Bilakis henüz azabımı tatmadılar. Ya bağış yapan / hibe eden, saygı değer Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında? Yahut semaların ve arzın ve ikisi arasının egemenliği / mülkiyeti onların? (Mülkiyet; elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) Hadi araçlarla / sebeplerle göğe yükselsinler. Tamda bu noktada gruplardan oluşan ordular bozguna uğradılar. (Mülkiyet iddiası hezimet başlatır)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz bunu diğer dinde de işitmedik. Bu sadece bir uydurmadır.

    Süleyman Ateş

    "Biz bu(nun söylediği)ni (babalarımızın bağlı olduğu) öteki dinde işitmedik. Bu uydurmadan başka bir şey değildir.!"

    Süleymaniye Vakfı

    Bunu son dinde /Hıristiyanlıkta dipnot 1 da duymadık; bu sadece bir uydurmadır!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müşrikler Allah'ı, bir kral gibi kendilerinden uzak sanır, ona ulaşmak için Allah'a yakın bildikleri bazı varlıkları ona aracı koyarlar. Hristiyanlar da İsa aleyhisselamı Allah'ın oğlu sayıp Allah'a ortak koşmuşlardır. Kendilerini Allah'a yaklaştırmaları için de rahipleri rab edinmişlerdir. Bunun, İsa aleyhisselamın tebliğ ettiği saf dinle alakası yoktur (Maide 5/116-117), (İncil
      Markos 12:28-31 — Yeni Ahit, Markos; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Markos 12:28

      Onların tartışmalarını dinleyen ve İsanın onlara güzel yanıt verdiğini gören bir din bilgini yaklaşıp Ona, “Buyrukların en önemlisi hangisidir?” diye sordu.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). On iki Havari döneminde insan/beşer sayılan İsa aleyhisselamın Allah'ın oğlu olduğu iddiasını ilk önce Pavlus ortaya attı. Üçüncü yüzyıldan sonra bu iddiayı doğru sayan karar Antakya'da alındı. 325'te toplanan Ökümenik İznik konsili İsa'nın Baba'dan olduğuna ve onunla aynı özden olduğuna karar verdi. 431'deki üçüncü konsilde İsa'nın akıllı ruhla canlandırılmış bir insan, annesi Meryem de Tanrı'nın annesi olarak ilan edildi. 452'de toplanan dördüncü Ökümenik Kadıköy konsili İsa'yı gerçek tanrı olarak kabul etti. Kur'an bu hiristiyan inancını şirk saymaktadır (Tevbe 9/30, Maide 5/72-73). Mekkelilerin duyduğu, onlardaki bu uydurulmuş inançtır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Son şeriatta bunu duymadık; bu sadece uyduruk bir şey".

    Şaban Britch

    Bunu son dinde de işitmedik, bu sadece bir uydurmadır!

    Şaban Piriş

    Bunu diğer dinlerde de işitmedik, bu sadece bir uydurmadır!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Öteki millette işitmedik böyle bir şey. Bu bir uydurmadan başka şey değildir."

  8. Sâd suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 8. ayet. أَءُنزِلَ عَلَيْهِ ٱلذِّكْرُ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُمْ فِى شَكٍّ مِّن ذِكْرِى بَل لَّمَّا يَذُوقُوا۟ عَذَابِ

    Diyanet İşleri

    (6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.

    Mehmet Okuyan

    Zikr (Kur'an), aramızdan ona (Muhammed'e) mi indirildi?" dipnot 1 Aslında (onlar) zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedir. Aslında onlar azabımı henüz tatmadılar.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnkârcıların bir insan olan peygamberle alay edişleriyle ilgili benzer mesajlar: Hûd 11:27; İbrâhîm 14:10-11; İsrâ 17:94; Enbiyâ 21:3, 36; Mü'minûn 23:24, 33-34, 47; Furkân 25:41; Şu‘arâ 26:154, 186; Yâsîn 36:15; Kamer 54:24-25; Teğâbun 64:6.

    Mustafa İslamoğlu

    ne yani, aramızdan ilahi mesajın indirileceği bir o mu kaldı?" Ama hayır, onlar asıl Benim uyarıma karşı şüpheyle yaklaşıyorlar; dahası, belli ki onlar henüz azabımı tatmamışlar.

    Muhammed Esed

    Ne yani! (İlahi) uyarı, içimizden bir tek o'na mı indirildi?" Evet, onlar yalnız Benim uyarıma karşı şüphe içindeler. Evet, onlar henüz Benim azabımı tatmadılar.

    Ahmed Hulusi

    "Hem Zikir (hakikati hatırlatma), aramızdan O'na mı inzal olundu?". . . Hayır! Onlar Zikrimden (hakikati hatırlatmamdan) kuşku içindeler! Hayır, onlar benim (gerçeği fark ettiren) azabımı (ölümü) henüz tatmadılar!

    Ali Bulaç

    "Zikir (Kur'an), içimizden ona mı indirildi?" Hayır, onlar Benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz Benim azabımı tatmamışlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Kur’an aramızdan Muhammed'e mi indirildi? diyerek kalkıp yürüdüler. Belki, bunlar Kur'an'ım hakkında şüphe içine düştüler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.

    Ali Rıza Safa

    "Öğreti, aramızdan Ona mı indirildi?" Hayır! Benim Öğretimden kuşku duydular. Hayır! Daha cezamı tatmadılar.

    Bayraktar Bayraklı

    "Kur'an içimizden sadece ona mı indirildi?" Doğrusu onlar, gönderdiğimiz Kur'an hakkında şüphe içindedirler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.

    Edip Yüksel

    "Mesaj, neden aramızdan ona indirildi?" Aslında, onlar mesajımdan kuşku içindedirler. Hayır, onlar azabı henüz tatmadılar. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran'ın bir ismi de Mesaj(Zikir)dır. Burada sözü edilen mesaj, hem Kuran'a ve hem de ilk ayette bildirildiği gibi Kuran'ın içerdiği bir mesaja da işaret ediyor. Bir başka deyişle, Mesaj, bu çağın insanına yeni bir mesaj içermektedir. Kuran, mesaj içinde mesaj, nur içinde nurdur (24:35). Kuran, kendi içinde kodlanmış bir başka kitap içeriyor olabilir mi? * Ayrıca Mesajın niteliği için bak 74:30-35.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Mesaj, neden aramızdan ona indirildi?' Aslında, onlar mesajımdan kuşku içindedirler. Hayır, onlar azabı henüz tatmadılar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O Kur'an aramızdan ona mı indirilmiş? Doğrusu onlar benim Kur'an'ımdan bir kuşkulu şüphe içindeler; doğrusu henüz azabımı tatmadılar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O zikr aramızdan ona mı indirilmiş? doğrusu onlar benim zikrimden bir kuşkulu şekk içindeler, doğrusu henüz azabımı tatmadılar

    Erhan Aktaş

    "Zikir dipnot 1 , aramızda ona mı indirildi?" Oysaki onlar Benim zikrimden kuşku içindedirler. Hayır, onlar azabımı henüz tatmadılar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öğüt, hatırlatma, vahiy.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Zikir dipnot 1 , aramızda ona mı indirildi?" Oysaki onlar Benim zikrimden kuşku içindedirler. Hayır, onlar azabımı henüz tatmadılar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öğüt, vahiy.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Zikir dipnot 1 , aramızda ona mı indirildi? Oysaki onlar Benim zikrimden kuşku içindedirler. Hayır, onlar azabımı henüz tatmadılar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öğüt, vahiy.

    Gültekin Onan

    "Zikir (Kuran), içimizden ona mı indirildi?" Hayır, onlar benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır onlar henüz benim azabımı tatmamışlardır.

    Hasan Basri Çantay

    "O Kur'an, aramızdan ona mı indirilmiş"?! Hayır, onlar benim vahyimden şübhededirler. Hayır, onlar benim azabımı henüz tatmadılar.

    İbni Kesir

    Aramızdan zikir ona mı indirilmiştir? Hayır, onlar zikrimden şüphededirler. Hayır, onlar henüz azabımı tatmamışlardı.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Sâd ve hatırlatıcı özelliği olan Kuran ’a andolsun. Doğrusu kafirler, gurur ve parçalanma içindedirler. Onlardan önce memleketlerden kaç tanesini / nicesini helak ettik, çağrıştılar / çığ rıştılar, ne yazık ki kurtuluş vakti değildi. Kendilerinden bir uyarıcı gelmesini tuhaf karşıladılar / acayip karşıladılar ve kafirler bu sihirbazdır, bu yalancıdır dediler. İlahları tekbir ilah yapacak, kesinlikle bu tuhaf / ucube bir şeydir dediler. Onlardan ileri gelenler , ortaya fırladılar ve yürüyün gidin, ilahlarınızda sabredin, mutlaka sizden murat edilen şey bu, b öylesini diğer herhangi bir millette de işitmedik, mutlaka bu bir uydurmadır / iltihaktır dediler. Hatırlatıcı aramızdan ona mı indirilir ? Doğrusu onlar hatırlatıcıdan şüpheleniyorlar. Bilakis henüz azabımı tatmadılar. Ya bağış yapan / hibe eden, saygı değer Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında? Yahut semaların ve arzın ve ikisi arasının egemenliği / mülkiyeti onların? (Mülkiyet; elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) Hadi araçlarla / sebeplerle göğe yükselsinler. Tamda bu noktada gruplardan oluşan ordular bozguna uğradılar. (Mülkiyet iddiası hezimet başlatır)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kur’an, aramızdan ona mı indirilmiş? Hayır! Onlar zikrimden şüphe ediyorlar. Çünkü henüz azabımı tatmadılar.

    Süleyman Ateş

    "O Zikr (uyarı, başka kimse kalmadı da) aramızdan ona mı indirildi?" Doğrusu, onlar benim Zikr'imden yana şüphe içindedirler. Hayır, onlar henüz azabımı tadmadılar!..

    Süleymaniye Vakfı

    O zikir (Kur'an) aramızdan ona mı indirilmiş! dipnot 1 " Aslında onlar, benim zikrim (Kur'an) hakkında şüphe içindeler. Aslında onlar henüz azabımı tatmadılar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Bu bilgi aramızdan ona mı indirildi?" derler. Aslında bunların benim bilgimden şüpheleri var. Yok yok... Henüz azabımı tatmadılar.

    Şaban Britch

    Kur’an, aramızdan ona mı indirilmiş? Hayır, onlar zikrimden şüphe ediyorlar. Çünkü henüz azabımı tatmadılar!

    Şaban Piriş

    Kur'an, aramızdan ona mı indirilmiş? Hayır, onlar zikrimden şüphe ediyorlar. Çünkü henüz azabımı tatmadılar!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Öğüt ve uyarı, içimizden ona mı indirildi?" Hayır, onlar benim zikrimden/Kur'an'ımdan kuşkulandılar. Hayır, onlar benim azabımı henüz tatmadılar.

  9. Sâd suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 9. ayet. أَمْ عِندَهُمْ خَزَآئِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ ٱلْعَزِيزِ ٱلْوَهَّابِ

    Diyanet İşleri

    Yoksa mutlak güç sahibi ve çok bağışlayan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?

    Mehmet Okuyan

    Yoksa güçlü, bolca veren Rabbinin merhamet hazineleri onların yanında mı?

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa, mutlak kudret ve lütuf sahibi Rabbinin rahmet hazinelerinin tasarrufu onların elinde mi?

    Muhammed Esed

    Yoksa onlar, kudret ve lütuf sahibi olan Rabbinin rahmet hazinelerine sahip (olduklarını mı zanneder)ler?

    Ahmed Hulusi

    Yoksa Aziyz, Vehhab olan Rabbinin rahmet hazineleri (nimetleri) onların indinde mi?

    Ali Bulaç

    Yoksa, güçlü ve üstün olan, karşılıksız bağışlayan Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır?

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa azîz ve lütufkâr olan Rabbinin rahmet hâzineleri onların yanında mıdır!

    Ali Rıza Safa

    Yoksa Üstün Olan; Bağışı Sonsuz Olan Efendinin rahmet kaynakları onların yanında mı?

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa her şeye gücü yeten ve çok cömert Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?

    Edip Yüksel

    Yoksa Üstün olan ve Bahşeden Efendinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?*

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yoksa Üstün olan ve Bahşeden Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa sana onu (Kur'an'ı) veren çok güçlü ve ihsan sahibi Rabbinin hazineleri onların yanında mı?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoksa sana onu veren aziz vehhab rabbının rahmet hazineleri onların yanında mı?

    Erhan Aktaş

    Yoksa Çok Yüce ve Çok Bağışta Bulunan Rabb'inin rahmet hazineleri onların yanında mı?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa Çok Yüce ve Çok Bağışta Bulunan Rabb'inin rahmet hazineleri onların yanında mı?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa çok yüce ve çok bağışta bulunan Rabb'inin rahmet hazineleri onların yanında mı?

    Gültekin Onan

    Yoksa, güçlü ve üstün olan, karşılıksız bağışlayan rabbinin hazineleri onların yanında mıdır?

    Hasan Basri Çantay

    Onların nezdinde O yegane gaalib, (peygamberliği ve her şey'i dilediğine) ihsaneden Rabbinin rahmet hazineleri mi var yoksa?

    İbni Kesir

    Yoksa O Aziz, Vehhab Rabbının rahmet hazineleri onların yanında mıdır?

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Sâd ve hatırlatıcı özelliği olan Kuran ’a andolsun. Doğrusu kafirler, gurur ve parçalanma içindedirler. Onlardan önce memleketlerden kaç tanesini / nicesini helak ettik, çağrıştılar / çığ rıştılar, ne yazık ki kurtuluş vakti değildi. Kendilerinden bir uyarıcı gelmesini tuhaf karşıladılar / acayip karşıladılar ve kafirler bu sihirbazdır, bu yalancıdır dediler. İlahları tekbir ilah yapacak, kesinlikle bu tuhaf / ucube bir şeydir dediler. Onlardan ileri gelenler , ortaya fırladılar ve yürüyün gidin, ilahlarınızda sabredin, mutlaka sizden murat edilen şey bu, b öylesini diğer herhangi bir millette de işitmedik, mutlaka bu bir uydurmadır / iltihaktır dediler. Hatırlatıcı aramızdan ona mı indirilir ? Doğrusu onlar hatırlatıcıdan şüpheleniyorlar. Bilakis henüz azabımı tatmadılar. Ya bağış yapan / hibe eden, saygı değer Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında? Yahut semaların ve arzın ve ikisi arasının egemenliği / mülkiyeti onların? (Mülkiyet; elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) Hadi araçlarla / sebeplerle göğe yükselsinler. Tamda bu noktada gruplardan oluşan ordular bozguna uğradılar. (Mülkiyet iddiası hezimet başlatır)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa, güçlü ve çok ihsan sahibi olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?

    Süleyman Ateş

    Yoksa daima üstün olan, çok lütufta bulunan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mı?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Üstün ve çokça bağış yapan Rabbinin(Sahibinin) ikram hazinesi, yoksa onların yanında mı?

    Şaban Britch

    Yoksa Aziz ve Vehhab olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mı?

    Şaban Piriş

    Yoksa güçlü ve bol bol veren Rabbi'nin rahmet hazineleri onların yanında mı?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa Aziz, Vahhab olan Rabbinin rahmetinin hazineleri onların katında mı?

  10. Sâd suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 10. ayet. أَمْ لَهُم مُّلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَلْيَرْتَقُوا۟ فِى ٱلْأَسْبَٰبِ

    Diyanet İşleri

    Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığı onların mıdır? Öyle ise sebeplere yapışarak yükselsinler (bakalım!)

    Mehmet Okuyan

    Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların otoritesi kendi ellerinde mi? (Öyleyse), sebepler içinde yükselsinler (bahanelere sarılsınlar)!

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin mülkiyeti onlara mı ait? Haydi o zaman, tüm araçlara sarılsınlar da, (göklerin tahtına) çıkıp kurulsunlar bakalım!

    Muhammed Esed

    Yoksa, göklerin ve yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin hükümranlığı onlara mı aittir? Öyleyse (akıllarına gelebilecek) her türlü vasıta ile (benzer ilahi bir makama) ulaşmayı denesinler (bakalım)!

    Ahmed Hulusi

    Yoksa semaların, arzın ve ikisi arasındakilerin mülkü onların mı? Eğer öyle düşünüyorlarsa, sebepler oluşturup yükselsinler (bakalım ne geçecek ellerine)!

    Ali Bulaç

    Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mülkü onların mı? Öyleyse, sebepler içinde (bir imkan ve güç bularak göğe) yükselsinler.

    Ali Özek ve heyeti

    Yahut göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyleyse (göklerin) yollarında yükselsinler (görelim)!

    Ali Rıza Safa

    Yoksa göklerin, yeryüzünün ve ikisi arasındakilerin yönetimi onların mı? Öyleyse her türden araçla yükselsinler.

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mülkiyeti onların mıdır? Öyleyse ne duruyorlar? Göğe yükselme yollarını arasınlar.

    Edip Yüksel

    Yoksa göklerin, yerin ve aralarındakilerin yönetimi onlara mı aittir? Bırak, kendi kendilerini yüceltsinler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yoksa göklerin, yerin ve aralarındakilerin yönetimi onlara mı aittir? Bırak, kendi kendilerini yüceltsinler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa bütün o göklerin, yerin ve aralarındakilerin mülkü onların mı? Öyle ise sebepler içinde üstüne çıksınlar (bütün sebeplere başvurarak yukarı çıkma yollarını denesinler).

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoksa onların mı bütün o Göklerin, Yerin ve aralarındakilerin mülkü? Öyle ise haydi esbab içinde üstüne çıksınlar

    Erhan Aktaş

    Ya da göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkü onlara mı ait? O halde sebepler bulsunlar da yükselsinler!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ya da göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkü onlara mı ait? O halde sebepler bulsunlar da yükselsinler!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ya da göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkü onlara mı ait? O halde sebepler bulsunlar da yükselsinler!

    Gültekin Onan

    Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mülkü onların mı? Öyleyse, sebepler içinde (bir imkan ve güç bularak) göğe yükselsinler.

    Hasan Basri Çantay

    Yahud o göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan şeylerin mülk (-ü tasarruf) u onların mı? Öyle ise sebeblerine yapışarak göğe yükselsinler!

    İbni Kesir

    Yahut göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların mülkü onların mıdır? Öyleyse sebeblere tevessül etsinler de yükselsinler bakalım.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Sâd ve hatırlatıcı özelliği olan Kuran ’a andolsun. Doğrusu kafirler, gurur ve parçalanma içindedirler. Onlardan önce memleketlerden kaç tanesini / nicesini helak ettik, çağrıştılar / çığ rıştılar, ne yazık ki kurtuluş vakti değildi. Kendilerinden bir uyarıcı gelmesini tuhaf karşıladılar / acayip karşıladılar ve kafirler bu sihirbazdır, bu yalancıdır dediler. İlahları tekbir ilah yapacak, kesinlikle bu tuhaf / ucube bir şeydir dediler. Onlardan ileri gelenler , ortaya fırladılar ve yürüyün gidin, ilahlarınızda sabredin, mutlaka sizden murat edilen şey bu, b öylesini diğer herhangi bir millette de işitmedik, mutlaka bu bir uydurmadır / iltihaktır dediler. Hatırlatıcı aramızdan ona mı indirilir ? Doğrusu onlar hatırlatıcıdan şüpheleniyorlar. Bilakis henüz azabımı tatmadılar. Ya bağış yapan / hibe eden, saygı değer Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında? Yahut semaların ve arzın ve ikisi arasının egemenliği / mülkiyeti onların? (Mülkiyet; elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) Hadi araçlarla / sebeplerle göğe yükselsinler. Tamda bu noktada gruplardan oluşan ordular bozguna uğradılar. (Mülkiyet iddiası hezimet başlatır)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mülkü onlara mı ait? Öyle ise (göklerin) yollarına yükselsinler (görelim)!

    Süleyman Ateş

    Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mülkü onların mı? Öyleyse sebepler (vasıtalar) içinde yükselsinler (vasıtalara binip göklere çıksınlar da oradan alemi yönetsinler, vahyi de kendi isteklerine göre indirsinler).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ya da göklerde, yerde ve ikisinin arasındaki bütün yetki onlarda mı? Öyleyse yollara koyulup tırmansınlar.

    Şaban Britch

    Yoksa, göklerin, yerin ve arasındakilerin mülkü onlara mı ait? Öyle ise sebeplere tutunarak göğe yükselsinler!

    Şaban Piriş

    Yoksa, göklerin, yerin ve arasındakilerin hakimiyeti onlara mı ait? Öyleyse sebeplerle (bir imkan ve güç bularak göğe) yükselsinler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mülk ve saltanatı onların mı? Eğer öyleyse sebepler içinde yükselsinler.

  11. Sâd suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 11. ayet. جُندٌ مَّا هُنَالِكَ مَهْزُومٌ مِّنَ ٱلْأَحْزَابِ

    Diyanet İşleri

    Onlar, çeşitli gruplardan oluşmuş ve şuracıkta bozguna uğrayacak derme çatma bir ordudur.

    Mehmet Okuyan

    (Onlar) orada (Mekke'de) çeşitli (zayıf) gruplardan oluşmuş, bozguna uğratılacak bir ordudur.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar, bozguna uğramış müttefiklerin döküntülerinden oluşmuş (başıbozuklar) ordusu...

    Muhammed Esed

    (Fakat) işte bütün insanlar, ne kadar (sıkı şekilde) bir araya gelmiş olsalar da (hakikati kabule yanaşmazlarsa) yenilmeye mahkum olurlar.

    Ahmed Hulusi

    Onlar, inkar fikrinde birleşenlerden arta kalmış, hezimete uğratılmış bir ordudur.

    Ali Bulaç

    Onlar, burada (çeşitli) fırkalardan olma bozguna uğratılmış bir ordu(durlar).

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, çeşitli gruplardan oluşmuş bir ordudur; işte şurada bozguna uğratılacaklardır.

    Ali Rıza Safa

    Ayrımcılardan oluşan bu ordu, işte şurada bozguna uğratılacaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar çeşitli gruplardan oluşmuş, şimdidenmağlub edilmeye mahküm bir ordudur.

    Edip Yüksel

    Aksine onlar parti parti yenilgiye uğramış bir ordudur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Aksine onlar parti parti yenilgiye uğramış bir ordudur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar burada hiziplerin döküntülerinden kalma bozuk (muhtelif partilerden bozguna uğramış) bir ordudur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar burada Ahzab döküntüsünden (muhtelif partilerden) bozuk bir ordu

    Erhan Aktaş

    Onlar, burada bozguna uğramış gruplardan meydana gelmiş bir ordudur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, burada bozguna uğramış gruplardan meydana gelmiş bir ordudur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, burada bozguna uğramış gruplardan meydana gelmiş bir ordudur.

    Gültekin Onan

    Onlar burada (çeşitli) fırkalardan olma bozguna uğratılmış bir ordu(durlar).

    Hasan Basri Çantay

    (Onlar) derme çatma partilerden (mürekkeb) öyle bir ordudur ki işte şurada hezimete uğratılmış (lar) dır.

    İbni Kesir

    Onlar, burada derme çatma gruplardan olma bozguna uğratılmış bir ordudur.

    Mehmet Alagaş

    (1-11) Sâd ve hatırlatıcı özelliği olan Kuran ’a andolsun. Doğrusu kafirler, gurur ve parçalanma içindedirler. Onlardan önce memleketlerden kaç tanesini / nicesini helak ettik, çağrıştılar / çığ rıştılar, ne yazık ki kurtuluş vakti değildi. Kendilerinden bir uyarıcı gelmesini tuhaf karşıladılar / acayip karşıladılar ve kafirler bu sihirbazdır, bu yalancıdır dediler. İlahları tekbir ilah yapacak, kesinlikle bu tuhaf / ucube bir şeydir dediler. Onlardan ileri gelenler , ortaya fırladılar ve yürüyün gidin, ilahlarınızda sabredin, mutlaka sizden murat edilen şey bu, b öylesini diğer herhangi bir millette de işitmedik, mutlaka bu bir uydurmadır / iltihaktır dediler. Hatırlatıcı aramızdan ona mı indirilir ? Doğrusu onlar hatırlatıcıdan şüpheleniyorlar. Bilakis henüz azabımı tatmadılar. Ya bağış yapan / hibe eden, saygı değer Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında? Yahut semaların ve arzın ve ikisi arasının egemenliği / mülkiyeti onların? (Mülkiyet; elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) Hadi araçlarla / sebeplerle göğe yükselsinler. Tamda bu noktada gruplardan oluşan ordular bozguna uğradılar. (Mülkiyet iddiası hezimet başlatır)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar burada takım takım bozguna uğramış perişan bir ordudur.

    Süleyman Ateş

    (Onlar) Şurada bozguna uğratılacak derme çatma bir ordudur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar burada, kaybetmiş ordulardır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah ile aralarına koydukları şeylerle ortak koşanlar, bu putların hazır askerleridir ancak onların Allah nezdindeki durumu savaşta kaybeden ordunun durumu gibidir.Bu ordulara örnekler Yasin 36/28,Yasin 36/75, Mülk 67/20, Duhan 44/24

    Şaban Britch

    Onlar, çeşitli gruplardan oluşmuş bir ordudur; işte şurada bozguna uğratılacaklardır

    Şaban Piriş

    Değişik gruplardan meydana gelmiş ordu, işte şurada bozguna uğratılacaktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kabilelerden oluşmuş, sözüm ona bir ordudur bu; şurada bozguna uğratılacaktır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.