Sâd suresi · 12–16. ayetler

Helâk edilen topluluklar ve acele istenen azap

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Sâd suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 12. ayet. كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ ذُو ٱلْأَوْتَادِ

    Diyanet İşleri

    (12-13) Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semud kavmi, Lut kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da (böyle) gruplardı.

    Mehmet Okuyan

    (12, 13) (Nitekim) kendilerinden önce Nuh kavmi, Âd (kavmi), kazıklar sahibi Firavun, Semûd, Lut kavmi ve Eyke halkı (gibi) bütün bu gruplar yalanlamışlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlardan önce Nuh ve Ad kavmi ve yüksek sütunlar sahibi Firavun da gerçeği yalanlamıştı;

    Muhammed Esed

    Daha önce Nuh kavmi, 'Ad (kavmi) ve (sayısız) direkler üstünde duran çadırların sahibi Firavun (toplumu) da hakikati yalanladılar,

    Ahmed Hulusi

    Bunlardan önce Nuh'un halkı, Ad (Hud'un halkı) ve sütunlar (üzerine kurulu saraylar) sahibi Firavun yalanladı.

    Ali Bulaç

    Onlardan önce Nuh kavmi, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlardan önce Nuh kavmi, Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun,

    Ali Rıza Safa

    Onlardan önce, Nuh toplumu, Âd ve direkler edinen Firavun da yalanlamıştı.

    Bayraktar Bayraklı

    - Onlardan önce Nuh kavmi, 'Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semud, Lut kavmi ve Eyke halkı da yalanladılar. İşte bunlar da birleşik topluluklardı.

    Edip Yüksel

    Onlardan önce Nuh halkı, Ad ve saltanat sahibi Firavun da yalanlamıştı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan önce Nuh halkı, Ad ve piramitler sahibi Firavun da yalanlamıştı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlardan önce Nuh kavmi, Ad kavmi ve o kazıkların (büyük yapıtların) sahibi Firavun da peygamberleri yalanladılar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlardan evvel tekzib etmişti Nuh kavmi ve Ad ve o kazıkların sahibi Fir'avn

    Erhan Aktaş

    Onlardan önce Nuh toplumu, Ad, kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlardan önce Nuh toplumu, Âd, kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan önce Nuh toplumu, Ad, kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.

    Gültekin Onan

    Onlardan önce Nuh kavmi, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.

    Hasan Basri Çantay

    (12-13) Onlardan evvel Nuuh kavmi, Aad ve kazıklar saahibi Fir'avn, Semud, Lut kavim (ler) i ile Eyke yaranı da (peygamberlerini) tekzib etmiş (ler) di. İşte o partiler (in akıbeti)!

    İbni Kesir

    Onlardan önce, Nuh kavmi, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.

    Mehmet Alagaş

    (12-20) Onlardan önce Nuh kavmi yalanladı ve Âd ve kazık işke ncesi yapan Firav un ve Semud ve kavmi ve Eyke halkları işte hizipler / gruplar bunlardır. Hepsi de elçileri yalanladılar ve de azabımı hak ettiler. Bunlar da (senin kavmin de) tek bir naranın / sesin gelmesin i mi bekliyorlar? Ki onda (o seste) geri çevirme / geciktirme yok . Dediler ki, Rabbimiz, hesap gününden önce bize payımızı / bize vereceğini acilleştir de ver. (Cahil cesareti) Onların dediklerine sabret ve kuvvetli Davut kulumuzu hatırla. Muhakkak ki O, çok yönelirdi. (Çok başvuruda bulunurdu) Dağları onun emrine verdik / musahhar kıldık. Onunla beraber akşam ve sabah (İşrak vakti) üstün tutarlardı / tesbih ederlerdi. Toplu haldeki / sürü haldeki kuşlar, hepsi O'na / Allah’a yönelirdi. Saltanatını da / m ülkünü şiddetlendirdik ve ona hikmeti / (niçin ilmini, gerekçelendirmeyi) ve ayrık konuşmayı verdik (Anlaşmazlıkları giderici ikna edici konuşma yeteneği)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlardan önce Nûh kavmi, Âd (kavmi) ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.

    Süleyman Ateş

    Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad (kavmi) ve kazıklar sahibi (temelleri kazık gibi yere çakılmış, yüksek pramitler yaptıran) Fir'avn da yalanlamıştı.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlardan önce Nuh halkı, Ad, kazıkları (piramitleri) olan dipnot 1 Firavun da yalana sarılmıştı,

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fecr 89/10. Allah Teala dağları da "kazıklar/evtad" olarak nitelediği için bu anlam tercih edilmiştir (Nebe 78/7).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan önce Nuh halkı, Ad ve kazıkları (piramitleri) olan Firavun da yalana sarılmıştı,

    Şaban Britch

    Onlardan önce Nuh, Âd ve kazıklar/üstün güç sahibi Firavun kavmi de yalanlamıştı.

    Şaban Piriş

    Onlardan önce Nuh, Ad ve piramit sahibi Firavun kavmi de yalanlamıştı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlardan önce Nuh kavmi ve Ad da yalanlamıştı. Kazıklar sahibi Firavun da...

  2. Sâd suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 13. ayet. وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَأَصْحَٰبُ لْـَٔيْكَةِ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْأَحْزَابُ

    Diyanet İşleri

    (12-13) Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semud kavmi, Lut kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da (böyle) gruplardı.

    Mehmet Okuyan

    (12, 13) (Nitekim) kendilerinden önce Nuh kavmi, Âd (kavmi), kazıklar sahibi Firavun, Semûd, Lut kavmi ve Eyke halkı (gibi) bütün bu gruplar yalanlamışlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    Semud ve Lut, Eyke ahalisi de öyle... Adı geçenler de (inkarda) müttefiktiler.

    Muhammed Esed

    Semud (kabilesi) ve Lut kavmi ve (Medyen'in) yemyeşil vadilerinin sakinleri (de aynı şekilde hakikati yalanlamışlardı): Onların tümü (inkarda) birleştiler.

    Ahmed Hulusi

    Semud (Salih'in toplumu), Lut'un toplumu (bedensellik şehveti ile helak olanlar) ve Ashab-ı eyke (orman halkı, Şuayb'ın toplumu) de. . . İşte onlar inkar fikrinde birleşenlerdi!

    Ali Bulaç

    Semud, Lut kavmi ile Eyke halkı da. İşte onlar (Allah'a karşı isyanda birleşen ve güç toplayan) fırkalar(dı).

    Ali Özek ve heyeti

    Semûd, Lût kavmi ve Eyke halkı da peygamberleri yalanladılar. İşte bunlar da (peygamberlere karşı) birleşen topluluklardır.

    Ali Rıza Safa

    Semud, Lut toplumu ve Eyke yoldaşları da öyle. İşte onlar, ayrımcılardı.

    Bayraktar Bayraklı

    - Onlardan önce Nuh kavmi, 'Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semud, Lut kavmi ve Eyke halkı da yalanladılar. İşte bunlar da birleşik topluluklardı.

    Edip Yüksel

    Semud, Lut halkı ve Orman halkı da... Onlar partilerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Semud, Nuh halkı ve Eykeliler de... Onlar partilerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Semud, Lut ve Eykeliler de... işte o partililer bunlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Semud ve kavmi Lut ve eykeliler, bunlar işte o ahzab

    Erhan Aktaş

    Ve Semud, Lut'un halkı ve Eyke halkı; işte onlar da işbirlikçi gruplardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve Semud, Lut'un halkı ve Eyke halkı; işte onlar da işbirlikçi gruplardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve Semud, Lut'un toplumu ve Eyke halkı; işte onlar da işbirlikçi gruplardır.

    Gültekin Onan

    Semud, Lut kavmi ile Eyke halkı da. İşte onlar (Tanrı'ya karşı isyanda birleşen ve güç toplayan) fırkalar(dı).

    Hasan Basri Çantay

    (12-13) Onlardan evvel Nuuh kavmi, Aad ve kazıklar saahibi Fir'avn, Semud, Lut kavim (ler) i ile Eyke yaranı da (peygamberlerini) tekzib etmiş (ler) di. İşte o partiler (in akıbeti)!

    İbni Kesir

    Semud, Lut kavmi ve Eyke halkı da. İşte onlar, ayrı topluluklardı.

    Mehmet Alagaş

    (12-20) Onlardan önce Nuh kavmi yalanladı ve Âd ve kazık işke ncesi yapan Firav un ve Semud ve kavmi ve Eyke halkları işte hizipler / gruplar bunlardır. Hepsi de elçileri yalanladılar ve de azabımı hak ettiler. Bunlar da (senin kavmin de) tek bir naranın / sesin gelmesin i mi bekliyorlar? Ki onda (o seste) geri çevirme / geciktirme yok . Dediler ki, Rabbimiz, hesap gününden önce bize payımızı / bize vereceğini acilleştir de ver. (Cahil cesareti) Onların dediklerine sabret ve kuvvetli Davut kulumuzu hatırla. Muhakkak ki O, çok yönelirdi. (Çok başvuruda bulunurdu) Dağları onun emrine verdik / musahhar kıldık. Onunla beraber akşam ve sabah (İşrak vakti) üstün tutarlardı / tesbih ederlerdi. Toplu haldeki / sürü haldeki kuşlar, hepsi O'na / Allah’a yönelirdi. Saltanatını da / m ülkünü şiddetlendirdik ve ona hikmeti / (niçin ilmini, gerekçelendirmeyi) ve ayrık konuşmayı verdik (Anlaşmazlıkları giderici ikna edici konuşma yeteneği)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Semûd ve Lût’un kavmi de, Eyke halkı da. İşte onlar da birer grup idiler.

    Süleyman Ateş

    Semud (kavmi), Lut kavmi ve Eyke halkı da (böyle yapmıştı). İşte onlar da (peygamberlere karşı birleşik) kabilelerdi.

    Süleymaniye Vakfı

    Semud, Lut halkı ve Eyke ahalisi de... İşte onlar (helakı hak etmiş) kesimlerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Semud ve Lut halkı, bir de Eyke'liler. İşte o kaybetmiş kitleler.

    Şaban Britch

    Semud ve Lut’un kavmi de, Eyke halkı da. İşte onlar da birer grup idiler!

    Şaban Piriş

    Semud ve Lut'un kavmi de... Eyke halkı da, işte onlar da birer grup idiler!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Semud, Lut kavmi, o sık ağaçları besleyen su kaynağının sahipleri Eykeliler de. İşte onlar da böyle hiziplerdi.

  3. Sâd suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 14. ayet. إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ

    Diyanet İşleri

    (O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu.

    Mustafa İslamoğlu

    Hepsi de elçileri yalanladılar: Bu yüzden cezamızı hak ettiler.

    Muhammed Esed

    Hepsi de elçileri yalanladılar; ve bu nedenle cezamızı hak ettiler.

    Ahmed Hulusi

    Hepsi de sadece Rasulleri yalanladılar. . . Bu yüzden de yaptıklarının kötü sonucunu yaşamayı hak ettiler!

    Ali Bulaç

    Hepsi de elçileri yalanladılar, böylece azabla sonuçlandırmam (onlara) hak oldu.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların her biri gönderilen peygamberleri yalanladılar da bu yüzden (kendilerine) azabım hak oldu.

    Ali Rıza Safa

    Tümü, elçileri yalanlamıştı. Sonunda, cezamı hak ettiler.

    Bayraktar Bayraklı

    Onların her biri, gönderilen peygamberleri yalanladılar da bu yüzden azabım hak oldu.

    Edip Yüksel

    Hepsi de elçileri yalanladılar ve cezamı hak ettiler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hepsi de elçileri yalanladılar ve cezamı hakkettiler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Başka değil hepsi gönderilen peygamberleri yalanladılar da azabım böyle hak oldu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Başka değil, hepsi gönderilen elçileri (Resulleri) tekzib etti de öyle hak oldu azabım

    Erhan Aktaş

    Onların hepsi de Resulleri yalanladı. Bu nedenle azabımı hak ettiler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların hepsi de resulleri yalanladı. Bu nedenle azabımı hak ettiler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların hepsi de rasulleri yalanladı. Bu nedenle azabımı hak ettiler.

    Gültekin Onan

    Hepsi de elçileri yalanladılar, böylece azabla sonuçlandırmam (onlara) hak oldu.

    Hasan Basri Çantay

    Onların herbiri, başka değil, gönderilen (o peygamber) leri tekzib etdi (ler) de (bu yüzden onlara) azabım hak oldu.

    İbni Kesir

    Hepsi de peygamberleri yalanladılar. Ve bu yüzden azabı hak ettiler.

    Mehmet Alagaş

    (12-20) Onlardan önce Nuh kavmi yalanladı ve Âd ve kazık işke ncesi yapan Firav un ve Semud ve kavmi ve Eyke halkları işte hizipler / gruplar bunlardır. Hepsi de elçileri yalanladılar ve de azabımı hak ettiler. Bunlar da (senin kavmin de) tek bir naranın / sesin gelmesin i mi bekliyorlar? Ki onda (o seste) geri çevirme / geciktirme yok . Dediler ki, Rabbimiz, hesap gününden önce bize payımızı / bize vereceğini acilleştir de ver. (Cahil cesareti) Onların dediklerine sabret ve kuvvetli Davut kulumuzu hatırla. Muhakkak ki O, çok yönelirdi. (Çok başvuruda bulunurdu) Dağları onun emrine verdik / musahhar kıldık. Onunla beraber akşam ve sabah (İşrak vakti) üstün tutarlardı / tesbih ederlerdi. Toplu haldeki / sürü haldeki kuşlar, hepsi O'na / Allah’a yönelirdi. Saltanatını da / m ülkünü şiddetlendirdik ve ona hikmeti / (niçin ilmini, gerekçelendirmeyi) ve ayrık konuşmayı verdik (Anlaşmazlıkları giderici ikna edici konuşma yeteneği)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onların her biri rasûlleri yalanladılar da azabımı hak ettiler.

    Süleyman Ateş

    Hepsi de elçileri yalanladılar, benim cezamı hak ettiler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar elçilerimi yalanladı ve azabımı hak ettiler.

    Şaban Britch

    Hemen hepsi de elçileri yalanladılar da azabımı hak ettiler.

    Şaban Piriş

    Hemen hepsi de elçileri yalanladılar da azabımı hak ettiler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunların hepsi, resulleri yalanlamaktan başka bir şey yapmadılar. Sonunda azabım hak oldu.

  4. Sâd suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 15. ayet. وَمَا يَنظُرُ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً مَّا لَهَا مِن فَوَاقٍ

    Diyanet İşleri

    Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar.

    Mehmet Okuyan

    Bunlar da geri dönüşü olmayan bir (bela) sesinden başka bir şey beklemiyorlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve şu berikiler var ya; işte bunları bir tek bela çığlığı beklemektedir: ilave bir nefes bile alamazlar.

    Muhammed Esed

    Ve onları, (şimdi hakikati inkar edenleri,) tek bir (bela) çığlığı beklemektedir. O, bir an bile gecikmeyecektir.

    Ahmed Hulusi

    Bunlar sadece gecikmesi olmayan bir tek sayhayı (sesi - ölümü) beklemektedir.

    Ali Bulaç

    Bunlar da, (geldiğinde) bir anlık gecikmesi bile olmayan bir tek çığlıktan başkasını gözetlemiyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir ses beklemektedirler.

    Ali Rıza Safa

    Zaten bunlar, bir anlık gecikmesi olmayan, benzersiz bir gürlemeden başkasını beklemiyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir ses beklemektedirler.

    Edip Yüksel

    Bunlar, onması olmayan bir tek patlama bekliyorlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunlar, onması olmayan bir tek patlama bekliyorlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar başka değil sadece bir tek sayhaya bakıyorlar. Öyle ki, ona hık yok!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar da başka değil, bir tek sayhaya bakıyorlar öyle ki ona hık yok

    Erhan Aktaş

    Bunlar geri dönüşü olmayan bir çığlıktan başkasını beklemiyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunlar geri dönüşü olmayan bir çığlıktan başkasını beklemiyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunlar geri dönüşü olmayan bir çığlıktan başkasını beklemiyorlar.

    Gültekin Onan

    Bunlar da, (geldiğinde) bir anlık gecikmesi bile olmayan bir tek çığlıktan başkasını gözetlemiyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Bunlar da iki sağım aralığı kadar bile gecikmeyecek bir tek korkunç sesden başkasını gözetmiyor (lar).

    İbni Kesir

    Bunlar, bir tek çığlık beklemektedirler ki, onun bir an bile gecikmesi yoktur.

    Mehmet Alagaş

    (12-20) Onlardan önce Nuh kavmi yalanladı ve Âd ve kazık işke ncesi yapan Firav un ve Semud ve kavmi ve Eyke halkları işte hizipler / gruplar bunlardır. Hepsi de elçileri yalanladılar ve de azabımı hak ettiler. Bunlar da (senin kavmin de) tek bir naranın / sesin gelmesin i mi bekliyorlar? Ki onda (o seste) geri çevirme / geciktirme yok . Dediler ki, Rabbimiz, hesap gününden önce bize payımızı / bize vereceğini acilleştir de ver. (Cahil cesareti) Onların dediklerine sabret ve kuvvetli Davut kulumuzu hatırla. Muhakkak ki O, çok yönelirdi. (Çok başvuruda bulunurdu) Dağları onun emrine verdik / musahhar kıldık. Onunla beraber akşam ve sabah (İşrak vakti) üstün tutarlardı / tesbih ederlerdi. Toplu haldeki / sürü haldeki kuşlar, hepsi O'na / Allah’a yönelirdi. Saltanatını da / m ülkünü şiddetlendirdik ve ona hikmeti / (niçin ilmini, gerekçelendirmeyi) ve ayrık konuşmayı verdik (Anlaşmazlıkları giderici ikna edici konuşma yeteneği)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar geri dönüşü olmayan bir tek çığlıktan başka bir şey beklemiyorlar.

    Süleyman Ateş

    Bunlar(ın işi) de sadece geri dönmesi olmayan bir na'raya bakıyor.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunların beklediği de ertelenmeyecek olan bir sesli buyruktan başkası değildir.

    Şaban Britch

    Bunlar da ancak, bir daha geri dönmeyecek olan tek bir çığlık beklemektedirler.

    Şaban Piriş

    Bir an bile gecikmesi olmayan tek bir korkunç sesten başka bir şey beklemiyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunların beklediği de sadece, en küçük bir gecikmesi olmayan o müthiş titreşimli tek sestir.

  5. Sâd suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 16. ayet. وَقَالُوا۟ رَبَّنَا عَجِّل لَّنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ ٱلْحِسَابِ

    Diyanet İşleri

    Müşrikler (alay ederek) şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!"

    Mustafa İslamoğlu

    İşte onlar, "Rabbimiz! Bizim hesabımızı Hesap Günü'nden önce, hemen şimdi kes!" diye (alay ederler).

    Muhammed Esed

    Onlar (alaylı bir şekilde): "Ey Rabbimiz!" derler, "Hesap Günü'nden önce payımıza düşen (cezayı) hemen ver bize!"

    Ahmed Hulusi

    (Alayla) dediler ki: "Rabbimiz! Hak ettiğimizi, yapılanların sonuçlarının açıkça görüleceği süreçten önce, hemen ver!"

    Ali Bulaç

    (Alaylı alaylı) Dediler ki: "Rabbimiz, hesap gününden önce (azabdan bize vadettiğin) payımızı çabuklaştırıver."

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver, dediler.

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Efendimiz! Hesap Günü'nden önce payımızı hemen ver!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver!" dediler.

    Edip Yüksel

    Ve "Efendimiz, Hesap Gününden önce acele olarak payımızı ver" diye meydan okudular.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve, 'Rabbimiz, Hesap Gününden önce acele olarak payımızı ver,' diye meydan okudular.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de: "Ey Rabbimiz, hesap gününden önce bizim pusulamızı (payımızı) acele ver!" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de ya rabbena bizim pusulamızı hisab gününden evvel acele ver, dediler

    Erhan Aktaş

    Ve: "Rabb''imiz, Hesap Günü'nden önce dipnot 1 azaptan payımıza düşeni hemen ver." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap Günü'ne inanmadıklarını ifade edercesine, alaycı bir tutumla; beklemeye gerek yok, eğer doğruysa azabımızı hemen ver.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve: "Rabb'imiz, Hesap Günü'nden önce dipnot 1 azaptan payımıza düşeni hemen ver." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap Günü'ne inanmadıklarını ifade edercesine, alaycı bir tutumla; beklemeye gerek yok, eğer doğruysa azabımızı hemen ver.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve: "Rabb'imiz, Hesap Günü'nden önce dipnot 1 azaptan payımıza düşeni hemen ver." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap Günü'ne inanmadıklarını ifade edercesine, alayımsı bir tutumla; beklemeye gerek yok, eğer doğruysa azabımızı hemen ver.

    Gültekin Onan

    (Alaylı alaylı) Dediler ki: "Rabbimiz, hesap gününden önce (azabdan bize vadettiğin) payımızı çabuklaştırıver."

    Hasan Basri Çantay

    (Şöyle) dediler: "Ey Rabbimiz, hesab gününden evvel bizim amel defterimizi acele ver (de görelim)".

    İbni Kesir

    Ve dediler ki: Rabbımız; hesab gününden önce bizim payımızı çabuklaştırıver.

    Mehmet Alagaş

    (12-20) Onlardan önce Nuh kavmi yalanladı ve Âd ve kazık işke ncesi yapan Firav un ve Semud ve kavmi ve Eyke halkları işte hizipler / gruplar bunlardır. Hepsi de elçileri yalanladılar ve de azabımı hak ettiler. Bunlar da (senin kavmin de) tek bir naranın / sesin gelmesin i mi bekliyorlar? Ki onda (o seste) geri çevirme / geciktirme yok . Dediler ki, Rabbimiz, hesap gününden önce bize payımızı / bize vereceğini acilleştir de ver. (Cahil cesareti) Onların dediklerine sabret ve kuvvetli Davut kulumuzu hatırla. Muhakkak ki O, çok yönelirdi. (Çok başvuruda bulunurdu) Dağları onun emrine verdik / musahhar kıldık. Onunla beraber akşam ve sabah (İşrak vakti) üstün tutarlardı / tesbih ederlerdi. Toplu haldeki / sürü haldeki kuşlar, hepsi O'na / Allah’a yönelirdi. Saltanatını da / m ülkünü şiddetlendirdik ve ona hikmeti / (niçin ilmini, gerekçelendirmeyi) ve ayrık konuşmayı verdik (Anlaşmazlıkları giderici ikna edici konuşma yeteneği)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Rabbimiz! Hesap gününden önce bizim payımızı çabucak ver." derler.

    Süleyman Ateş

    (Alay ederek) Dediler ki: "Rabbimiz, bizim (azab) payımızı hesap gününden önce, hemen ver."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar şöyle derler: "Sahibimiz! Hesap gününü beklemeden payımıza düşeni hemen ver!"

    Şaban Britch

    Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver, dediler.

    Şaban Piriş

    Ve diyorlardı ki: -Rabb'imiz, bize düşeni hesap gününden önce acele ver!..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle dediler: "Rabbimiz, bizim payımızı/hesap defterimizi, hesap gününden önce çabucak ver!"

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.