Diyanet İşleri
(12-13) Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semud kavmi, Lut kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da (böyle) gruplardı.
Sâd suresi · 12–16. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Sâd suresi, 12. ayet. كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ ذُو ٱلْأَوْتَادِ
(12-13) Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semud kavmi, Lut kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da (böyle) gruplardı.
(12, 13) (Nitekim) kendilerinden önce Nuh kavmi, Âd (kavmi), kazıklar sahibi Firavun, Semûd, Lut kavmi ve Eyke halkı (gibi) bütün bu gruplar yalanlamışlardı.
Onlardan önce Nuh ve Ad kavmi ve yüksek sütunlar sahibi Firavun da gerçeği yalanlamıştı;
Daha önce Nuh kavmi, 'Ad (kavmi) ve (sayısız) direkler üstünde duran çadırların sahibi Firavun (toplumu) da hakikati yalanladılar,
Bunlardan önce Nuh'un halkı, Ad (Hud'un halkı) ve sütunlar (üzerine kurulu saraylar) sahibi Firavun yalanladı.
Onlardan önce Nuh kavmi, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.
Onlardan önce Nuh kavmi, Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun,
Onlardan önce, Nuh toplumu, Âd ve direkler edinen Firavun da yalanlamıştı.
- Onlardan önce Nuh kavmi, 'Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semud, Lut kavmi ve Eyke halkı da yalanladılar. İşte bunlar da birleşik topluluklardı.
Onlardan önce Nuh halkı, Ad ve saltanat sahibi Firavun da yalanlamıştı.
Onlardan önce Nuh halkı, Ad ve piramitler sahibi Firavun da yalanlamıştı.
Onlardan önce Nuh kavmi, Ad kavmi ve o kazıkların (büyük yapıtların) sahibi Firavun da peygamberleri yalanladılar.
Onlardan evvel tekzib etmişti Nuh kavmi ve Ad ve o kazıkların sahibi Fir'avn
Onlardan önce Nuh toplumu, Ad, kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.
Onlardan önce Nuh toplumu, Âd, kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.
Onlardan önce Nuh toplumu, Ad, kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.
Onlardan önce Nuh kavmi, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.
(12-13) Onlardan evvel Nuuh kavmi, Aad ve kazıklar saahibi Fir'avn, Semud, Lut kavim (ler) i ile Eyke yaranı da (peygamberlerini) tekzib etmiş (ler) di. İşte o partiler (in akıbeti)!
Onlardan önce, Nuh kavmi, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.
(12-20) Onlardan önce Nuh kavmi yalanladı ve Âd ve kazık işke ncesi yapan Firav un ve Semud ve kavmi ve Eyke halkları işte hizipler / gruplar bunlardır. Hepsi de elçileri yalanladılar ve de azabımı hak ettiler. Bunlar da (senin kavmin de) tek bir naranın / sesin gelmesin i mi bekliyorlar? Ki onda (o seste) geri çevirme / geciktirme yok . Dediler ki, Rabbimiz, hesap gününden önce bize payımızı / bize vereceğini acilleştir de ver. (Cahil cesareti) Onların dediklerine sabret ve kuvvetli Davut kulumuzu hatırla. Muhakkak ki O, çok yönelirdi. (Çok başvuruda bulunurdu) Dağları onun emrine verdik / musahhar kıldık. Onunla beraber akşam ve sabah (İşrak vakti) üstün tutarlardı / tesbih ederlerdi. Toplu haldeki / sürü haldeki kuşlar, hepsi O'na / Allah’a yönelirdi. Saltanatını da / m ülkünü şiddetlendirdik ve ona hikmeti / (niçin ilmini, gerekçelendirmeyi) ve ayrık konuşmayı verdik (Anlaşmazlıkları giderici ikna edici konuşma yeteneği)
Onlardan önce Nûh kavmi, Âd (kavmi) ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.
Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad (kavmi) ve kazıklar sahibi (temelleri kazık gibi yere çakılmış, yüksek pramitler yaptıran) Fir'avn da yalanlamıştı.
Onlardan önce Nuh halkı, Ad, kazıkları (piramitleri) olan dipnot 1 Firavun da yalana sarılmıştı,
Onlardan önce Nuh halkı, Ad ve kazıkları (piramitleri) olan Firavun da yalana sarılmıştı,
Onlardan önce Nuh, Âd ve kazıklar/üstün güç sahibi Firavun kavmi de yalanlamıştı.
Onlardan önce Nuh, Ad ve piramit sahibi Firavun kavmi de yalanlamıştı.
Onlardan önce Nuh kavmi ve Ad da yalanlamıştı. Kazıklar sahibi Firavun da...
Sâd suresi, 13. ayet. وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَأَصْحَٰبُ لْـَٔيْكَةِ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْأَحْزَابُ
(12-13) Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semud kavmi, Lut kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da (böyle) gruplardı.
(12, 13) (Nitekim) kendilerinden önce Nuh kavmi, Âd (kavmi), kazıklar sahibi Firavun, Semûd, Lut kavmi ve Eyke halkı (gibi) bütün bu gruplar yalanlamışlardı.
Semud ve Lut, Eyke ahalisi de öyle... Adı geçenler de (inkarda) müttefiktiler.
Semud (kabilesi) ve Lut kavmi ve (Medyen'in) yemyeşil vadilerinin sakinleri (de aynı şekilde hakikati yalanlamışlardı): Onların tümü (inkarda) birleştiler.
Semud (Salih'in toplumu), Lut'un toplumu (bedensellik şehveti ile helak olanlar) ve Ashab-ı eyke (orman halkı, Şuayb'ın toplumu) de. . . İşte onlar inkar fikrinde birleşenlerdi!
Semud, Lut kavmi ile Eyke halkı da. İşte onlar (Allah'a karşı isyanda birleşen ve güç toplayan) fırkalar(dı).
Semûd, Lût kavmi ve Eyke halkı da peygamberleri yalanladılar. İşte bunlar da (peygamberlere karşı) birleşen topluluklardır.
Semud, Lut toplumu ve Eyke yoldaşları da öyle. İşte onlar, ayrımcılardı.
- Onlardan önce Nuh kavmi, 'Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semud, Lut kavmi ve Eyke halkı da yalanladılar. İşte bunlar da birleşik topluluklardı.
Semud, Lut halkı ve Orman halkı da... Onlar partilerdi.
Semud, Nuh halkı ve Eykeliler de... Onlar partilerdi.
Semud, Lut ve Eykeliler de... işte o partililer bunlardır.
Ve Semud ve kavmi Lut ve eykeliler, bunlar işte o ahzab
Ve Semud, Lut'un halkı ve Eyke halkı; işte onlar da işbirlikçi gruplardır.
Ve Semud, Lut'un halkı ve Eyke halkı; işte onlar da işbirlikçi gruplardır.
Ve Semud, Lut'un toplumu ve Eyke halkı; işte onlar da işbirlikçi gruplardır.
Semud, Lut kavmi ile Eyke halkı da. İşte onlar (Tanrı'ya karşı isyanda birleşen ve güç toplayan) fırkalar(dı).
(12-13) Onlardan evvel Nuuh kavmi, Aad ve kazıklar saahibi Fir'avn, Semud, Lut kavim (ler) i ile Eyke yaranı da (peygamberlerini) tekzib etmiş (ler) di. İşte o partiler (in akıbeti)!
Semud, Lut kavmi ve Eyke halkı da. İşte onlar, ayrı topluluklardı.
(12-20) Onlardan önce Nuh kavmi yalanladı ve Âd ve kazık işke ncesi yapan Firav un ve Semud ve kavmi ve Eyke halkları işte hizipler / gruplar bunlardır. Hepsi de elçileri yalanladılar ve de azabımı hak ettiler. Bunlar da (senin kavmin de) tek bir naranın / sesin gelmesin i mi bekliyorlar? Ki onda (o seste) geri çevirme / geciktirme yok . Dediler ki, Rabbimiz, hesap gününden önce bize payımızı / bize vereceğini acilleştir de ver. (Cahil cesareti) Onların dediklerine sabret ve kuvvetli Davut kulumuzu hatırla. Muhakkak ki O, çok yönelirdi. (Çok başvuruda bulunurdu) Dağları onun emrine verdik / musahhar kıldık. Onunla beraber akşam ve sabah (İşrak vakti) üstün tutarlardı / tesbih ederlerdi. Toplu haldeki / sürü haldeki kuşlar, hepsi O'na / Allah’a yönelirdi. Saltanatını da / m ülkünü şiddetlendirdik ve ona hikmeti / (niçin ilmini, gerekçelendirmeyi) ve ayrık konuşmayı verdik (Anlaşmazlıkları giderici ikna edici konuşma yeteneği)
Semûd ve Lût’un kavmi de, Eyke halkı da. İşte onlar da birer grup idiler.
Semud (kavmi), Lut kavmi ve Eyke halkı da (böyle yapmıştı). İşte onlar da (peygamberlere karşı birleşik) kabilelerdi.
Semud, Lut halkı ve Eyke ahalisi de... İşte onlar (helakı hak etmiş) kesimlerdir.
Semud ve Lut halkı, bir de Eyke'liler. İşte o kaybetmiş kitleler.
Semud ve Lut’un kavmi de, Eyke halkı da. İşte onlar da birer grup idiler!
Semud ve Lut'un kavmi de... Eyke halkı da, işte onlar da birer grup idiler!
Semud, Lut kavmi, o sık ağaçları besleyen su kaynağının sahipleri Eykeliler de. İşte onlar da böyle hiziplerdi.
Sâd suresi, 14. ayet. إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ
(O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu.
Hepsi elçileri elbette yalanlamışlardı ve (kendilerine) azabım gerçekleşmişti. dipnot 1
Hepsi de elçileri yalanladılar: Bu yüzden cezamızı hak ettiler.
Hepsi de elçileri yalanladılar; ve bu nedenle cezamızı hak ettiler.
Hepsi de sadece Rasulleri yalanladılar. . . Bu yüzden de yaptıklarının kötü sonucunu yaşamayı hak ettiler!
Hepsi de elçileri yalanladılar, böylece azabla sonuçlandırmam (onlara) hak oldu.
Onların her biri gönderilen peygamberleri yalanladılar da bu yüzden (kendilerine) azabım hak oldu.
Tümü, elçileri yalanlamıştı. Sonunda, cezamı hak ettiler.
Onların her biri, gönderilen peygamberleri yalanladılar da bu yüzden azabım hak oldu.
Hepsi de elçileri yalanladılar ve cezamı hak ettiler.
Hepsi de elçileri yalanladılar ve cezamı hakkettiler.
Başka değil hepsi gönderilen peygamberleri yalanladılar da azabım böyle hak oldu.
Başka değil, hepsi gönderilen elçileri (Resulleri) tekzib etti de öyle hak oldu azabım
Onların hepsi de Resulleri yalanladı. Bu nedenle azabımı hak ettiler.
Onların hepsi de resulleri yalanladı. Bu nedenle azabımı hak ettiler.
Onların hepsi de rasulleri yalanladı. Bu nedenle azabımı hak ettiler.
Hepsi de elçileri yalanladılar, böylece azabla sonuçlandırmam (onlara) hak oldu.
Onların herbiri, başka değil, gönderilen (o peygamber) leri tekzib etdi (ler) de (bu yüzden onlara) azabım hak oldu.
Hepsi de peygamberleri yalanladılar. Ve bu yüzden azabı hak ettiler.
(12-20) Onlardan önce Nuh kavmi yalanladı ve Âd ve kazık işke ncesi yapan Firav un ve Semud ve kavmi ve Eyke halkları işte hizipler / gruplar bunlardır. Hepsi de elçileri yalanladılar ve de azabımı hak ettiler. Bunlar da (senin kavmin de) tek bir naranın / sesin gelmesin i mi bekliyorlar? Ki onda (o seste) geri çevirme / geciktirme yok . Dediler ki, Rabbimiz, hesap gününden önce bize payımızı / bize vereceğini acilleştir de ver. (Cahil cesareti) Onların dediklerine sabret ve kuvvetli Davut kulumuzu hatırla. Muhakkak ki O, çok yönelirdi. (Çok başvuruda bulunurdu) Dağları onun emrine verdik / musahhar kıldık. Onunla beraber akşam ve sabah (İşrak vakti) üstün tutarlardı / tesbih ederlerdi. Toplu haldeki / sürü haldeki kuşlar, hepsi O'na / Allah’a yönelirdi. Saltanatını da / m ülkünü şiddetlendirdik ve ona hikmeti / (niçin ilmini, gerekçelendirmeyi) ve ayrık konuşmayı verdik (Anlaşmazlıkları giderici ikna edici konuşma yeteneği)
Onların her biri rasûlleri yalanladılar da azabımı hak ettiler.
Hepsi de elçileri yalanladılar, benim cezamı hak ettiler.
Hepsi de kendilerine gelen elçileri yalanladılar, sonunda cezalandırmam gerçekleşti dipnot 1 .
Bunlar elçilerimi yalanladı ve azabımı hak ettiler.
Hemen hepsi de elçileri yalanladılar da azabımı hak ettiler.
Hemen hepsi de elçileri yalanladılar da azabımı hak ettiler.
Bunların hepsi, resulleri yalanlamaktan başka bir şey yapmadılar. Sonunda azabım hak oldu.
Sâd suresi, 15. ayet. وَمَا يَنظُرُ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً مَّا لَهَا مِن فَوَاقٍ
Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
Bunlar da geri dönüşü olmayan bir (bela) sesinden başka bir şey beklemiyorlar.
Ve şu berikiler var ya; işte bunları bir tek bela çığlığı beklemektedir: ilave bir nefes bile alamazlar.
Ve onları, (şimdi hakikati inkar edenleri,) tek bir (bela) çığlığı beklemektedir. O, bir an bile gecikmeyecektir.
Bunlar sadece gecikmesi olmayan bir tek sayhayı (sesi - ölümü) beklemektedir.
Bunlar da, (geldiğinde) bir anlık gecikmesi bile olmayan bir tek çığlıktan başkasını gözetlemiyorlar.
Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir ses beklemektedirler.
Zaten bunlar, bir anlık gecikmesi olmayan, benzersiz bir gürlemeden başkasını beklemiyorlar.
Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir ses beklemektedirler.
Bunlar, onması olmayan bir tek patlama bekliyorlar.
Bunlar, onması olmayan bir tek patlama bekliyorlar.
Onlar başka değil sadece bir tek sayhaya bakıyorlar. Öyle ki, ona hık yok!
Onlar da başka değil, bir tek sayhaya bakıyorlar öyle ki ona hık yok
Bunlar geri dönüşü olmayan bir çığlıktan başkasını beklemiyorlar.
Bunlar geri dönüşü olmayan bir çığlıktan başkasını beklemiyorlar.
Bunlar geri dönüşü olmayan bir çığlıktan başkasını beklemiyorlar.
Bunlar da, (geldiğinde) bir anlık gecikmesi bile olmayan bir tek çığlıktan başkasını gözetlemiyorlar.
Bunlar da iki sağım aralığı kadar bile gecikmeyecek bir tek korkunç sesden başkasını gözetmiyor (lar).
Bunlar, bir tek çığlık beklemektedirler ki, onun bir an bile gecikmesi yoktur.
(12-20) Onlardan önce Nuh kavmi yalanladı ve Âd ve kazık işke ncesi yapan Firav un ve Semud ve kavmi ve Eyke halkları işte hizipler / gruplar bunlardır. Hepsi de elçileri yalanladılar ve de azabımı hak ettiler. Bunlar da (senin kavmin de) tek bir naranın / sesin gelmesin i mi bekliyorlar? Ki onda (o seste) geri çevirme / geciktirme yok . Dediler ki, Rabbimiz, hesap gününden önce bize payımızı / bize vereceğini acilleştir de ver. (Cahil cesareti) Onların dediklerine sabret ve kuvvetli Davut kulumuzu hatırla. Muhakkak ki O, çok yönelirdi. (Çok başvuruda bulunurdu) Dağları onun emrine verdik / musahhar kıldık. Onunla beraber akşam ve sabah (İşrak vakti) üstün tutarlardı / tesbih ederlerdi. Toplu haldeki / sürü haldeki kuşlar, hepsi O'na / Allah’a yönelirdi. Saltanatını da / m ülkünü şiddetlendirdik ve ona hikmeti / (niçin ilmini, gerekçelendirmeyi) ve ayrık konuşmayı verdik (Anlaşmazlıkları giderici ikna edici konuşma yeteneği)
Onlar geri dönüşü olmayan bir tek çığlıktan başka bir şey beklemiyorlar.
Bunlar(ın işi) de sadece geri dönmesi olmayan bir na'raya bakıyor.
Bunlar yüksek bir sesten başkasını beklemiyorlar; o sesin hiç gecikmesi olmaz! dipnot 1
Bunların beklediği de ertelenmeyecek olan bir sesli buyruktan başkası değildir.
Bunlar da ancak, bir daha geri dönmeyecek olan tek bir çığlık beklemektedirler.
Bir an bile gecikmesi olmayan tek bir korkunç sesten başka bir şey beklemiyorlar.
Bunların beklediği de sadece, en küçük bir gecikmesi olmayan o müthiş titreşimli tek sestir.
Sâd suresi, 16. ayet. وَقَالُوا۟ رَبَّنَا عَجِّل لَّنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ ٱلْحِسَابِ
Müşrikler (alay ederek) şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!"
(Müşrikler, alay ederek) "Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce acele ver!" demişlerdi. dipnot 1
İşte onlar, "Rabbimiz! Bizim hesabımızı Hesap Günü'nden önce, hemen şimdi kes!" diye (alay ederler).
Onlar (alaylı bir şekilde): "Ey Rabbimiz!" derler, "Hesap Günü'nden önce payımıza düşen (cezayı) hemen ver bize!"
(Alayla) dediler ki: "Rabbimiz! Hak ettiğimizi, yapılanların sonuçlarının açıkça görüleceği süreçten önce, hemen ver!"
(Alaylı alaylı) Dediler ki: "Rabbimiz, hesap gününden önce (azabdan bize vadettiğin) payımızı çabuklaştırıver."
Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver, dediler.
Dediler ki: "Efendimiz! Hesap Günü'nden önce payımızı hemen ver!"
"Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver!" dediler.
Ve "Efendimiz, Hesap Gününden önce acele olarak payımızı ver" diye meydan okudular.
Ve, 'Rabbimiz, Hesap Gününden önce acele olarak payımızı ver,' diye meydan okudular.
Bir de: "Ey Rabbimiz, hesap gününden önce bizim pusulamızı (payımızı) acele ver!" dediler.
Bir de ya rabbena bizim pusulamızı hisab gününden evvel acele ver, dediler
Ve: "Rabb''imiz, Hesap Günü'nden önce dipnot 1 azaptan payımıza düşeni hemen ver." dediler.
Ve: "Rabb'imiz, Hesap Günü'nden önce dipnot 1 azaptan payımıza düşeni hemen ver." dediler.
Ve: "Rabb'imiz, Hesap Günü'nden önce dipnot 1 azaptan payımıza düşeni hemen ver." dediler.
(Alaylı alaylı) Dediler ki: "Rabbimiz, hesap gününden önce (azabdan bize vadettiğin) payımızı çabuklaştırıver."
(Şöyle) dediler: "Ey Rabbimiz, hesab gününden evvel bizim amel defterimizi acele ver (de görelim)".
Ve dediler ki: Rabbımız; hesab gününden önce bizim payımızı çabuklaştırıver.
(12-20) Onlardan önce Nuh kavmi yalanladı ve Âd ve kazık işke ncesi yapan Firav un ve Semud ve kavmi ve Eyke halkları işte hizipler / gruplar bunlardır. Hepsi de elçileri yalanladılar ve de azabımı hak ettiler. Bunlar da (senin kavmin de) tek bir naranın / sesin gelmesin i mi bekliyorlar? Ki onda (o seste) geri çevirme / geciktirme yok . Dediler ki, Rabbimiz, hesap gününden önce bize payımızı / bize vereceğini acilleştir de ver. (Cahil cesareti) Onların dediklerine sabret ve kuvvetli Davut kulumuzu hatırla. Muhakkak ki O, çok yönelirdi. (Çok başvuruda bulunurdu) Dağları onun emrine verdik / musahhar kıldık. Onunla beraber akşam ve sabah (İşrak vakti) üstün tutarlardı / tesbih ederlerdi. Toplu haldeki / sürü haldeki kuşlar, hepsi O'na / Allah’a yönelirdi. Saltanatını da / m ülkünü şiddetlendirdik ve ona hikmeti / (niçin ilmini, gerekçelendirmeyi) ve ayrık konuşmayı verdik (Anlaşmazlıkları giderici ikna edici konuşma yeteneği)
"Rabbimiz! Hesap gününden önce bizim payımızı çabucak ver." derler.
(Alay ederek) Dediler ki: "Rabbimiz, bizim (azab) payımızı hesap gününden önce, hemen ver."
Bunlar (alay ederek) şöyle dediler: "Rabbimiz! Bizim payımızı /cezamızı hesap gününden önce dünyada iken ver! dipnot 1 "
Bunlar şöyle derler: "Sahibimiz! Hesap gününü beklemeden payımıza düşeni hemen ver!"
Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver, dediler.
Ve diyorlardı ki: -Rabb'imiz, bize düşeni hesap gününden önce acele ver!..
Şöyle dediler: "Rabbimiz, bizim payımızı/hesap defterimizi, hesap gününden önce çabucak ver!"
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.