Sâd suresi

Sâd suresi, 27. ayet

Sâd suresi, 27. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَٰطِلًا ذَٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ

vemâ ḫalaḳne-ssemâe vel'arḍa vemâ beynehümâ bâṭilâ. ẕâlike żannü-lleẕîne keferû. feveylül lilleẕîne keferû mine-nnâr.

Diyanet İşleri

Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâd 24–30 · surenin 27. ayeti / 88

Konu Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı Sâd 17–29 3

  1. Sâd 24

    Davud dedi ki: "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır." Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah'a yöneldi.

  2. Sâd 25

    Biz de bunu ona bağışladık. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.

  3. Sâd 26

    Ona dedik ki: "Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah'ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır."

  4. 27

    Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline!

  5. Sâd 28

    Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız?

  6. Sâd 29

    Bu Kur'an, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.

  7. Sâd 30

    Davud'a Süleyman'ı bağışladık. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

27. Yüce Allah, gökleri ve yeri yaratmaktaki eksiksiz hikmetini haber vermekte, onları boş yere yani faydasız, amaçsız, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadığını bildirmektedir.

“Bu, kâfirlerin” Rableri hakkındaki “zannıdır.” Çünkü onlar, O’nun hakkında celal ve azametine yakışmayan zanlarda bulunurlar.

“(Girecekleri cehennem) ateşinden dolayı vay o kâfirlerin haline!” İşte onların haksızlıklarına karşı verilecek ceza ateş olacaktır. Ve bu azap onların her yanlarını kuşatacaktır.

Allah, gökleri ve yeri hak ile ve hak için yaratmıştır. Bu sayede kulları O’nun bilgisinin ve kudretinin kemalini, egemenliğinin genişliğini bilsinler diye var etmiştir.

Yegane mabudun yalnızca O olduğunu, göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbir şey yaratamamış varlıkların ibadete layık olmadıklarını anlasınlar, öldükten sonra dirilişin hak olduğunu, Allah’ın hayır ehli ile şer ehli arasında adil hükmünü vereceğini bilsinler, Allah’ın hikmetini bilmeyen cahiller de O’nun, vereceği hükümde bu iki tarafa eşit davranacağını sanmasınlar diye yaratmıştır.

Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Biz gökleri ve yeri boş yere yaratmadık. Bu, kâfirlerin zannıdır. Eğer onlar küfür ve Allah hakkında bulunmuş oldukları suizan üzere ölürlerse, bu zanlarından dolayı kıyamet günü vay o kâfirlerin cehennem azabındaki haline!

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَا ve ma ve
  2. خَلَقْنَا halekna yaratmadık kök: خلق
  3. ٱلسَّمَآءَ s-semae göğü kök: سمو
  4. وَٱلْأَرْضَ vel'erde ve yeri kök: ارض
  5. وَمَا ve ma ve ne de
  6. بَيْنَهُمَا beynehuma ikisi arasındakileri kök: بين
  7. بَـٰطِلًۭا ۚ batilen boş yere kök: بطل
  8. ذَٰلِكَ zalike bu
  9. ظَنُّ zennu zannıdır kök: ظنن
  10. ٱلَّذِينَ ellezine kimselerin
  11. كَفَرُوا۟ ۚ keferu inkar eden(lerin) kök: كفر
  12. فَوَيْلٌۭ feveylun vay hallerine
  13. لِّلَّذِينَ lillezine kimselerin
  14. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(lerin) kök: كفر
  15. مِنَ mine -ten dolayı
  16. ٱلنَّارِ n-nari ateş- kök: نور

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Suçlular (o gün) ateşi görünce, onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır.

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini çok iyi bilirler.

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Bunların bir de ümmi takımı vardır; Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.

  • Aynı kök: بطل (36 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. "Rabbimiz! Bunu boş yere…

  • Aynı kök: بطل (36 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    İşte onlar, kendileri için ahirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. (Dünyada) yaptıkları şeyler, orada boşa gitmiştir. Zaten bütün…

  • Aynı kök: بطل (36 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek…

  • Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…

  • Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri batıl olarak (boş yere) yaratmadık. dipnot 1 Bu (iddia), kâfir olanların zannıdır. Ateşi hak eden o kâfir olanların vay hâllerine!

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:191; Enbiyâ 21:16; Sâd 38:27; Duhân 44:38.

Mustafa İslamoğlu

Ve Biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri bir amaç ve anlamdan yoksun yaratmadık; bu, inkarda direnenlerin bakış açısıdır: yazıklar olsun (kendilerini mahkum ettikleri) ateşten dolayı inkarda direnen o kimselere!

Muhammed Esed

Ve Biz, hakikati inkar edenlerin sandığı gibi, göğü ve yeri ve ikisi arasındaki şeyleri bir amaç ve anlamdan yoksun yaratmadık. Vay hallerine (cehennem) ateşindeki o inkarcıların!

Ahmed Hulusi

Semayı, arzı ve ikisi arasındakileri işlevsiz olarak yaratmadık! O (işlevsiz düşünmek), hakikat bilgisini inkar edenlerin zannıdır! Bu yüzden yazıklar olsun o hakikat bilgisini inkar edenlere, yakan (dünyalarında)!

Ali Bulaç

Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, inkar edenlerin zannıdır. Ateşten (görecekleri azabtan) dolayı vay o inkar edenlere.

Ali Özek ve heyeti

Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri biz boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Vay o inkâr edenlerin ateşteki haline!

Ali Rıza Safa

Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri boşuna yaratmadık. İşte bu, nankörlük edenlerin sanısıdır. Nankörlük edenlerin, ateşte; artık, vay başlarına gelene!

Bayraktar Bayraklı

Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu, inkar edenlerin zannıdır. Vay o inkar edenlerin ateşteki haline!

Edip Yüksel

Göğü, yeri ve aralarındakileri boş yere yaratmadık. Bu inkar edenlerin sanısıdır. Kendilerini ateşe soktukları için inkar edenlere yazıklar olsun.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Göğü, yeri ve aralarındakileri boş yere yaratmadık. Bu inkar edenlerin sanısıdır. Kendilerini ateşe soktukları için inkar edenlere yazıklar olsun.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem o göğü, yeri ve aralarındakileri Biz boşuna yaratmadık. O, küfredenlerin zannı. Onun için küfredenlere ateşten bir veyl var.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem o Göğü ve Yeri aralarındakileri biz boşuna yaratmadık o, o küfredenlerin zannı, onun için küfredenlere ateşten bir veyl var

Erhan Aktaş

Biz, göğü, yeri ve ikisi arasında olanları boşuna yaratmadık. Bu, kafirlerin görüşüdür. Kendilerini ateşe atan, kafirlerin vay haline.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, göğü, yeri ve ikisi arasında olanları boşuna yaratmadık. Bu, Kafirlerin görüşüdür. Kendilerini ateşe atan, Kafirlerin vay haline.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında olanları boşuna yaratmadık. Bu, gerçeği yalanlayan nankörlerin görüşüdür. Kendilerini ateşe atan, gerçeği yalanlayan nankörlerin vay haline.

Gültekin Onan

Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, küfredenlerin zannıdır. Ateşten (görecekleri azabtan) dolayı vay o küfredenlere.

Hasan Basri Çantay

O göğü, O yeri ve bunların arasında bulunan şeyleri biz boşuna yaratmadık. Bu, o küfredenlerin zannıdır. Bu yüzden küfredenlere ateşden helak vardır.

İbni Kesir

Biz; göğü, yeryüzünü ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bu, küfretmiş olanların zannıdır. Vay o küfretmiş olanlara, cehennem ateşinden.

Mehmet Alagaş

(27-29) Biz göğü ve yeri ve bu ikisi arasındakileri boşuna / bâtıl yaratmadık, bu kafirlerin önermesi / zannı / sanması, kafirlere ateşe girecekleri için yazıklar olsun / veyl olsun. Hem biz, iman edenleri ve salih amellileri bozguncular / ifsat edenler gibi yapar mıyız? Hem biz, sakınanları yırtık tipler / edepsizler / füccar gibi yapar mıyız? ( Fecr; yırtmak, Füccar; arı namusu yırtmış kişi) Kitabı, sana bereket versin diye indirdik ki ayetlerini düşünsünler / tedebbür etsinler ve aklın uluları hatırlasınlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu, kâfirlerin zannıdır. Vay o kâfirlerin ateşteki haline!

Süleyman Ateş

Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık (bunlar bir tesadüf eseri değildir) bu, inkar edenlerin zannıdır, (onlar kainatın boş bir tesadüf eseri olduğunu söylerler). Ateşten vay hallerine o nankörlerin!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Göğü, yeri ve ikisinin arasındakileri boşuna yaratmadık. Bu, nankörlerin (kafirlerin) kuruntusudur. O nankörlerin, ateşten çekecekleri var.

Şaban Britch

Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu, kâfirlerin zannıdır. Vay o kâfirlerin ateşteki haline!

Şaban Piriş

Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu, inkar edenlerin zannıdır. Ateşe atılacak inkarcıların vay haline...

Yaşar Nuri Öztürk

Biz şu göğü ve yeri ve ikisi arasındakileri boşuna yaratmadık. Böyle düşünmek, küfre sapanların sanısıdır. Vay hallerine o inkarcıların, ateş yüzünden!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We did not create the heavens and the earth and all that lies between them in vain as the infidels have thought, they brew falsehood and think falsehood; Woe to them, they shall be the fuel for the fire.

Abdul Haleem

It was not without purpose that We created the heavens and the earth and everything in between. That may be what the disbelievers assume- how they will suffer from the Fire!-

Abdullah Yusuf Ali

Not without purpose did We create heaven and earth and all between! that were the thought of Unbelievers! but woe to the Unbelievers because of the Fire (of Hell)!

Abul A'la Maududi

We did not create this heaven and earth and all that lies between them in vain. That is the fancy of those who denied the Truth. dipnot 1 So woe from the Fire to all who deny the Truth.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, We have not created anything in the world merely in sport and fun so that it may be without any wisdom and purpose and justice, and there may occur no result from any act, good or bad. This is the conclusion of the preceding discourse as well as an introduction to the following theme. The object of this statement as a conclusion to the discourse is to impress the following truth: Man has not been left to wander about at will in the world, nor is this world a lawless kingdom that one may do here whatever he likes with impunity. As an introduction to the following theme, the sentence is meant to say: The person who does not believe in the meting out of the rewards and punishments, and thinks that both the good and the evil people will ultimately end up in the dust after death and that nobody will be called to account, nor will anyone be rewarded for good or punished for evil, in fact, regards the world as a plaything and its Creator a senseless player, and thinks that by creating the world and man in it, the Creator of the Universe has committed a useless thing. The same thing has been stated in different ways at several places in the Quran, e.g. Did you think that We created you without any purpose, and that you would never be brought back to Us? (Surah Al-Muminun, Ayat 115).

Aisha Bewley

We did not create heaven and earth and everything between them to no purpose. That is the opinion of those who are kafir. Woe to those who are kafir, because of the Fire!

Al-Hilali & Khan

And We created not the heaven and the earth and all that is between them without purpose! That is the consideration of those who disbelieve! Then woe to those who disbelieve (in Islâmic Monotheism) from the Fire!

Ali Quli Qarai

We did not create the sky and the earth and whatever is between them in vain. That is a conjecture of the faithless. So woe to the faithless for the Fire!

Amatul Rahman Omar

And We have not created the heaven and the earth and all that lies between them in vain. That is the view of the disbelievers only. Therefore woe to those who disbelieve because of (the punishment by means of) the Fire (that awaits them).

Arthur John Arberry

We have not created the heavens and earth, and what between them is, for vanity; such is the thought of the unbelievers, wherefore woe unto the unbelievers because of the Fire!

Bijan Moeinian

I (God) have not created the heavens, the earth and anything between in vain [so that you play any game without worrying about its consequences. ] This is the fancy of those who have chosen to disbelieve. Pity to such disbelievers who will end up in Hellfire.

E. Henry Palmer

And we have not created the heavens and the earth, and what is between the two, in vain. That is what those who misbelieved did think, but woe from the fire to those who misbelieve!

Edip-Layth

We did not create the heaven and the earth, and everything between them, in vain. Such is the thinking of those who rejected. Therefore, because of the fire woe to those who have rejected.

George Sale

We have not created the heavens and the earth, and whatever is between them, in vain. This is the opinion of the unbelievers: But woe unto those who believe not, because of the fire of hell.

Hamid S. Aziz

And We create not the heaven and the earth and that which is between them in vain; that is the opinion of those who disbelieve; then woe to those who disbelieve because of the Fire.

Mahmoud Ghali

And in no way have We created the heaven and the earth and whatever is between them untruthfully. That is the surmise of the ones who have disbelieved. So woe to the ones who have disbelieved, from the Fire!

Marmaduke Pickthall

And We created not the heaven and the earth and all that is between them in vain. That is the opinion of those who disbelieve. And woe unto those who disbelieve, from the Fire!

Mohamed Ahmed - Samira

We have not created the heavens and the earth and all that lies between them, all for nothing. Only those who deny imagine so. So for the unbelievers there is woe from the fire.

Muhammad Asad

AND [thus it is:] We have not created heaven and earth and all that is between them without meaning and purpose, as is the surmise of those who are bent on denying the truth: but then, woe from the fire [of hell] unto all who are bent on denying the truth!

Mustafa Khattab

We have not created the heavens and earth and everything in between without purpose—as the disbelievers think. So woe to the disbelievers because of the Fire!

Progressive Muslims

And We did not create the heaven and the Earth, and everything between them, in vain. Such is the thinking of those who rejected. Therefore, woe to those who have rejected from the Fire.

Rashad Khalifa

We did not create the heaven and the earth, and everything between them, in vain. Such is the thinking of those who disbelieve. Therefore, woe to those who disbelieve; they will suffer in Hell.

Sahih International

And We did not create the heaven and the earth and that between them aimlessly. That is the assumption of those who disbelieve, so woe to those who disbelieve from the Fire.

Sam Gerrans

And We created not the heaven and the earth and what is between them to no purpose. That is the assumption of those who ignore warning. And woe to those who ignore warning from the Fire!

Shabbir Ahmed

(No action goes uncompensated since) We have not created the heavens and the earth and all that is between them in vain - without meaning and purpose. Such is the assumption of those who disbelieve. (10:4), (11:7), (45:22), (53:31). Woe from the Fire to those who deny the Truth!

Syed Vickar Ahamed

And We did not create the heavens and the earth and all that is between (them) without purpose. That is what the unbelievers thought. But warning (and sorrow) to the unbelievers because of the Fire (of Hell)!

Taqi Usmani

We did not create the heavens and the earth and what is between them in vain. That is the thinking of those who disbelieve. So, woe to the disbelievers because of the Fire (they have to face).

The Monotheist Group

And We did not create the heaven and the earth, and everything between them, in vain. Such is the thinking of those who rejected. Therefore, woe to those who have rejected from the Fire.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 27. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 27. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 27. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩