38. sure

Sâd Suresi ص

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 10 konu
  1. Kur'an'a yemin; inkâr edenlerin büyüklenmesi 1–11 karşılaştır — Kur'an'a yemin; inkâr edenlerin büyüklenmesi
  2. Helâk edilen topluluklar ve acele istenen azap 12–16 karşılaştır — Helâk edilen topluluklar ve acele istenen azap
  3. Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı 17–29 karşılaştır — Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı
  4. Süleymân 30–40 karşılaştır — Süleymân
  5. Eyyûb 41–44 karşılaştır — Eyyûb
  6. İbrâhim, İshâk, Ya'kūb; İsmâil, el-Yesa' ve Zülkifl 45–49 karşılaştır — İbrâhim, İshâk, Ya'kūb; İsmâil, el-Yesa' ve Zülkifl
  7. Sakınanların cenneti ve azgınların çekişmesi 50–64 karşılaştır — Sakınanların cenneti ve azgınların çekişmesi
  8. De ki: ben ancak bir uyarıcıyım 65–70 karşılaştır — De ki: ben ancak bir uyarıcıyım
  9. Âdem'in yaratılışı ve İblîs 71–85 karşılaştır — Âdem'in yaratılışı ve İblîs
  10. Kapanış: bundan dolayı sizden bir ücret istemiyorum 86–88 karşılaştır — Kapanış: bundan dolayı sizden bir ücret istemiyorum

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kur'an'a yemin; inkâr edenlerin büyüklenmesi 1–11

  1. Sâd suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 1. ayet. صٓ وَٱلْقُرْءَانِ ذِى ٱلذِّكْرِ

    ṣâd. velḳur'âni ẕi-ẕẕikr.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 1. ayet

  2. Sâd suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 2. ayet. بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ

    beli-lleẕîne keferû fî `izzetiv veşiḳâḳ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Doğrusu gerçeği yalanlayan nankörler, kibirlerine yediremediklerinden muhalefet ediyorlar.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 2. ayet

  3. Sâd suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 3. ayet. كَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَبْلِهِم مِّن قَرْنٍ فَنَادَوا۟ وَّلَاتَ حِينَ مَنَاصٍ

    kem ehleknâ min ḳablihim min ḳarnin fenâdev velâte ḥîne menâṣ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan önce nice kuşakları yok ettik. O zaman feryat ettiler, ama artık kurtuluş vakti geçmişti.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 3. ayet

  4. Sâd suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 4. ayet. وَعَجِبُوٓا۟ أَن جَآءَهُم مُّنذِرٌ مِّنْهُمْ وَقَالَ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا سَٰحِرٌ كَذَّابٌ

    ve`acibû en câehüm münẕirum minhüm. veḳâle-lkâfirûne hâẕâ sâḥirun keẕẕâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İçlerinden, kendilerine bir uyarıcı gelmesine şaşırdılar. Gerçeği yalanlayan nankörler: "Bu, yalancı bir büyücüdür." dediler.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 4. ayet

  5. Sâd suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 5. ayet. أَجَعَلَ ٱلْـَٔالِهَةَ إِلَٰهًا وَٰحِدًا إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌ عُجَابٌ

    ece`ale-l'âlihete ilâhev vâḥidâ. inne hâẕâ leşey'ün `ucâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, bunca ilahı, bir tek ilah mı kılıyor? Kuşkusuz bu şaşılacak bir şeydir.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 5. ayet

  6. Sâd suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 6. ayet. وَٱنطَلَقَ ٱلْمَلَأُ مِنْهُمْ أَنِ ٱمْشُوا۟ وَٱصْبِرُوا۟ عَلَىٰٓ ءَالِهَتِكُمْ إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌ يُرَادُ

    venṭaleḳa-lmeleü minhüm eni-mşû vaṣbirû `alâ âlihetiküm. inne hâẕâ leşey'üy yürâd.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan, söz sahibi olanlar harekete geçerek: "Bildiğiniz yoldan gitmeye devam edin, ilahlarınızı bırakmayın. Kesinlikle sizden beklenen budur." dediler.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 6. ayet

  7. Sâd suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 7. ayet. مَا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِى ٱلْمِلَّةِ ٱلْـَٔاخِرَةِ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا ٱخْتِلَٰقٌ

    mâ semi`nâ bihâẕâ fi-lmilleti-l'âḫirah. in hâẕâ ille-ḫtilâḳ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, bunu dipnot 1 son inanç sistemlerinde de duymadık. Bu yalnızca bir uydurmadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlah'ın tek bir ilah olduğunu.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 7. ayet

  8. Sâd suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 8. ayet. أَءُنزِلَ عَلَيْهِ ٱلذِّكْرُ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُمْ فِى شَكٍّ مِّن ذِكْرِى بَل لَّمَّا يَذُوقُوا۟ عَذَابِ

    eünzile `aleyhi-ẕẕikru mim beyninâ. bel hüm fî şekkim min ẕikrî. bel lemmâ yeẕûḳû `aẕâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Zikir dipnot 1 , aramızda ona mı indirildi? Oysaki onlar Benim zikrimden kuşku içindedirler. Hayır, onlar azabımı henüz tatmadılar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öğüt, vahiy.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 8. ayet

  9. Sâd suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 9. ayet. أَمْ عِندَهُمْ خَزَآئِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ ٱلْعَزِيزِ ٱلْوَهَّابِ

    em `indehüm ḫazâinü raḥmeti rabbike-l`azîzi-lvehhâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa çok yüce ve çok bağışta bulunan Rabb'inin rahmet hazineleri onların yanında mı?

    Ayet detayı — Sâd suresi, 9. ayet

  10. Sâd suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 10. ayet. أَمْ لَهُم مُّلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَلْيَرْتَقُوا۟ فِى ٱلْأَسْبَٰبِ

    em lehüm mülkü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehümâ. felyerteḳû fi-l'esbâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ya da göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkü onlara mı ait? O halde sebepler bulsunlar da yükselsinler!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 10. ayet

  11. Sâd suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 11. ayet. جُندٌ مَّا هُنَالِكَ مَهْزُومٌ مِّنَ ٱلْأَحْزَابِ

    cündüm mâ hünâlike mehzûmüm mine-l'aḥzâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, burada bozguna uğramış gruplardan meydana gelmiş bir ordudur.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 11. ayet

Helâk edilen topluluklar ve acele istenen azap 12–16

  1. Sâd suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 12. ayet. كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ ذُو ٱلْأَوْتَادِ

    keẕẕebet ḳablehüm ḳavmü nûḥiv ve`âdüv vefir`avnü ẕü-l'evtâd.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan önce Nuh toplumu, Ad, kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 12. ayet

  2. Sâd suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 13. ayet. وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَأَصْحَٰبُ لْـَٔيْكَةِ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْأَحْزَابُ

    veŝemûdü veḳavmü lûṭiv veaṣḥâbü-l'eykeh. ülâike-l'aḥzâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve Semud, Lut'un toplumu ve Eyke halkı; işte onlar da işbirlikçi gruplardır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 13. ayet

  3. Sâd suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 14. ayet. إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ

    in küllün illâ keẕẕebe-rrusüle feḥaḳḳa `iḳâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların hepsi de rasulleri yalanladı. Bu nedenle azabımı hak ettiler.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 14. ayet

  4. Sâd suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 15. ayet. وَمَا يَنظُرُ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً مَّا لَهَا مِن فَوَاقٍ

    vemâ yenżuru hâülâi illâ ṣayḥatev vâḥidetem mâ lehâ min fevâḳ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunlar geri dönüşü olmayan bir çığlıktan başkasını beklemiyorlar.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 15. ayet

  5. Sâd suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 16. ayet. وَقَالُوا۟ رَبَّنَا عَجِّل لَّنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ ٱلْحِسَابِ

    veḳâlû rabbenâ `accil lenâ ḳiṭṭanâ ḳable yevmi-lḥisâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve: "Rabb'imiz, Hesap Günü'nden önce dipnot 1 azaptan payımıza düşeni hemen ver." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap Günü'ne inanmadıklarını ifade edercesine, alayımsı bir tutumla; beklemeye gerek yok, eğer doğruysa azabımızı hemen ver.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 16. ayet

Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı 17–29

  1. Sâd suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 17. ayet. ٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُۥدَ ذَا ٱلْأَيْدِ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

    iṣbir `alâ mâ yeḳûlûne veẕkür `abdenâ dâvûde ẕe-l'eyd. innehû evvâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların dediklerine sabret, güçlerin sahibi kulumuz Davud'u düşün. O, her durumda Allah'a yönelirdi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 17. ayet

  2. Sâd suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 18. ayet. إِنَّا سَخَّرْنَا ٱلْجِبَالَ مَعَهُۥ يُسَبِّحْنَ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِشْرَاقِ

    innâ seḫḫarne-lcibâle me`ahû yüsebbiḥne bil`aşiyyi vel'işrâḳ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dağları emrine amade kıldık. Akşamdan gündoğumuna dipnot 1 onunla birlikte tesbih dipnot 2 ederlerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her zaman, sürekli, bütün bir gün boyu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranması ve Yaratıcı'nın tüm nitelikleriyle tanınması ve dillendirilmesi, tanıtılması demektir. Dağların, Allah'ı tesbih etmeleri demek; Allah'ın yaradılışlarına koyduğu yasalara bağlılık içinde, varlık amaçlarına uygun bir hal içinde bulunmaları demektir. Bu bağlamda, evrende olan tüm canlı ve cansız varlıklar Allah'ı tesbih etmektedirler. Hal diliyle ortaya konan bu gerçeklik, aslında Allah'ın tüm nitelikleri ile tanınması, tanıtılmasını ifade etmektedir.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 18. ayet

  3. Sâd suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 19. ayet. وَٱلطَّيْرَ مَحْشُورَةً كُلٌّ لَّهُۥٓ أَوَّابٌ

    veṭṭayra maḥşûrah. küllül lehû evvâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşların tamamı toplu olarak ona yönelmişlerdi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 19. ayet

  4. Sâd suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 20. ayet. وَشَدَدْنَا مُلْكَهُۥ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْحِكْمَةَ وَفَصْلَ ٱلْخِطَابِ

    veşedednâ mülkehû veâteynâhü-lḥikmete vefaṣle-lḫiṭâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onun gücünü pekiştirdik. Ona hikmeti dipnot 1 ve fasl-ı hitabı dipnot 2 verdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Baskı, zulüm, fitne ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkeler. Sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru hüküm verme yetisi. Yargı, yargılama, karar, güçlendirme, sağlamlaştırma.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hakk'ı Batıl'dan ayıran sözü söyleme yeteneği.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 20. ayet

  5. Sâd suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 21. ayet. وَهَلْ أَتَىٰكَ نَبَؤُا۟ ٱلْخَصْمِ إِذْ تَسَوَّرُوا۟ ٱلْمِحْرَابَ

    vehel etâke nebeü-lḫaṣm. iẕ tesevveru-lmiḥrâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Birbirleriyle davalıların haberi sana geldi mi? Duvarı aşarak mihraba gelmişlerdi!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 21. ayet

  6. Sâd suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 22. ayet. إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَىٰ دَاوُۥدَ فَفَزِعَ مِنْهُمْ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ خَصْمَانِ بَغَىٰ بَعْضُنَا عَلَىٰ بَعْضٍ فَٱحْكُم بَيْنَنَا بِٱلْحَقِّ وَلَا تُشْطِطْ وَٱهْدِنَآ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلصِّرَٰطِ

    iẕ deḫalû `alâ dâvûde fefezi`a minhüm ḳâlû lâ teḫaf. ḫaṣmâni begâ ba`ḍunâ `alâ ba`ḍin faḥküm beynenâ bilḥaḳḳi velâ tüşṭiṭ vehdinâ ilâ sevâi-ṣṣirâṭ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Davud'un yanına girdiklerinde o, onlardan korktu. "Korkma! İki davacıyız. Birimiz ötekine haksızlık etti. Şimdi sen, hakkımızda hakk ile karar ver. Haksızlık etme. Bize makul olan yolu göster." dediler.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 22. ayet

  7. Sâd suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 23. ayet. إِنَّ هَٰذَآ أَخِى لَهُۥ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ نَعْجَةً وَلِىَ نَعْجَةٌ وَٰحِدَةٌ فَقَالَ أَكْفِلْنِيهَا وَعَزَّنِى فِى ٱلْخِطَابِ

    inne hâẕâ eḫî lehû tis`uv vetis`ûne na`cetev veliye na`cetüv vâḥidetün feḳâle ekfilnîhâ ve`azzenî fi-lḫiṭâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu benim kardeşim dipnot 1 Onun doksan dokuz koyunu var ve benim bir tek koyunum var. Buna rağmen onu da kendisine vermemi istedi ve tartışmamızda bana üstünlük sağladı. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ortağım. Bir sonraki ayette de kardeşten kastın ortak olduğu anlaşılmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Verilen örnekle ifade edilmek istenen konu şudur: Kardeşim (arkadaşım, ortağım, tanıdığım) çok varlıklı, zengin ve güçlü bir kimse, ben ise güçsüz ve yoksul bir kimseyim. Bundan dolayı da ona karşı çıkma gücü ve cesaretini kendimde bulamıyorum. Vereceğin kararla beni ve benim gibi güçsüz olanları koru, bize haksızlık yapılmasını engelle.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 23. ayet

  8. Sâd suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 24. ayet. قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ إِلَىٰ نِعَاجِهِۦ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْخُلَطَآءِ لَيَبْغِى بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَقَلِيلٌ مَّا هُمْ وَظَنَّ دَاوُۥدُ أَنَّمَا فَتَنَّٰهُ فَٱسْتَغْفَرَ رَبَّهُۥ وَخَرَّ رَاكِعًا وَأَنَابَ secde ayeti

    ḳâle leḳad żalemeke bisüâli na`cetike ilâ ni`âcih. veinne keŝîram mine-lḫuleṭâi leyebgî ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍin ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti veḳalîlüm mâ hüm. veżanne dâvûdü ennemâ fetennâhü festagfera rabbehû veḫarra râki`av veenâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ant olsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle doğrusu sana haksızlık etmiştir. Ortakların çoğu, birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edenler ve salihatı dipnot 1 yapanlar haksızlık etmezler. Ancak onlar da ne kadar azdır!" dedi. Davud, kendisini fitnelendirdiğimizi dipnot 2 iyice anladı. Hemen Rabb'inden bağışlanma dipnot 3 diledi, rüku dipnot 4 ederek, tam bir teslimiyetle Rabb'ine yöneldi. dipnot 5

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salihatı yapmak; bozuk olan şeyi düzeltmek, düzelticilik yapmak, yapıcı olmak, düzeltmeye yönlendirmek, teşvik etmek demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Onu, arı duru hale getirdiğimizi anladı. Fitne: Ateşte yakmak anlamındaki fetn kökünden türemiştir. ‘Anlamı, "altın, gümüş gibi değerli madenlerin kendileriyle kaynaşmış olan değersiz madenlerden ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte eritilmesi" işlemidir.' Fitne sözcüğü, kişinin samimiyetinin, iç yüzünün ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Haksızlık yapan kişi için.
    4. metne dön, dipnot 4
      Boyun eğip, itaat etmek. Tam teslim olmak.
    5. metne dön, dipnot 5
      Nebi Davud ile ilgili tefsir kitaplarında yer alan hikayelerin tamamı yalan ve iftiradır. Tamamı İsrailiyat kaynaklıdır. Bu kaynaklarda, zani(zina eden erkek) olarak gösterilen Nebi Davud'u, Kur'an şu şekilde tanımlamaktadır: "Çok sabırlı kulumuz," "Evvab (sürekli Allah'a yönelen)," "Salihatı yapan, kendisine hikmet verilen, Allah'ın koruması altında bulunan, Allah katında güzel bir yere sahip olan." Nebi Davud, bu özellikleri ile Nebi Muhammed'e örnek gösterilen bir şahsiyettir. "Söz konusu 23. ve 24. ayetlerde Davut Nebi'nin iki tarafı dinlemeden karar vermesi eleştirilmektedir."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 24. ayet

  9. Sâd suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 25. ayet. فَغَفَرْنَا لَهُۥ ذَٰلِكَ وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَـَٔابٍ

    fegafernâ lehû ẕâlik. veinne lehû `indenâ lezülfâ veḥusne meâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Böylece onu bundan dolayı bağışladık. Onun yanımızda yüksek konumu ve iyi bir sığınağı vardır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 25. ayet

  10. Sâd suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 26. ayet. يَٰدَاوُۥدُ إِنَّا جَعَلْنَٰكَ خَلِيفَةً فِى ٱلْأَرْضِ فَٱحْكُم بَيْنَ ٱلنَّاسِ بِٱلْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ ٱلْهَوَىٰ فَيُضِلَّكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَضِلُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌۢ بِمَا نَسُوا۟ يَوْمَ ٱلْحِسَابِ

    yâ dâvûdü innâ ce`alnâke ḫalîfeten fi-l'arḍi faḥküm beyne-nnâsi bilḥaḳḳi velâ tettebi`i-lhevâ feyüḍilleke `an sebîli-llâh. inne-lleẕîne yeḍillûne `an sebîli-llâhi lehüm `aẕâbün şedîdüm bimâ nesû yevme-lḥisâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey Davud! Biz seni yeryüzünde bir halife yaptık. İnsanlar arasında Hakk ile hükmet. Hevaya dipnot 1 uyma. Aksi halde hevan seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah'ın yolundan sapanlar, hesap gününü göz ardı etmiş olduklarından, kendileri için çok şiddetli bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kuruntu ve tutkularına. Keyfi arzularına.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 26. ayet

  11. Sâd suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 27. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَٰطِلًا ذَٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ

    vemâ ḫalaḳne-ssemâe vel'arḍa vemâ beynehümâ bâṭilâ. ẕâlike żannü-lleẕîne keferû. feveylül lilleẕîne keferû mine-nnâr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında olanları boşuna yaratmadık. Bu, gerçeği yalanlayan nankörlerin görüşüdür. Kendilerini ateşe atan, gerçeği yalanlayan nankörlerin vay haline.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 27. ayet

  12. Sâd suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 28. ayet. أَمْ نَجْعَلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ كَٱلْمُفْسِدِينَ فِى ٱلْأَرْضِ أَمْ نَجْعَلُ ٱلْمُتَّقِينَ كَٱلْفُجَّارِ

    em nec`alü-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti kelmüfsidîne fi-l'arḍ. em nec`alü-lmütteḳîne kelfüccâr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman eden ve salihatı yapanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlarla bir tutar mıyız? Ya da takva sahiplerini suçlularla bir tutar mıyız?

    Ayet detayı — Sâd suresi, 28. ayet

  13. Sâd suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 29. ayet. كِتَٰبٌ أَنزَلْنَٰهُ إِلَيْكَ مُبَٰرَكٌ لِّيَدَّبَّرُوٓا۟ ءَايَٰتِهِۦ وَلِيَتَذَكَّرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ

    kitâbün enzelnâhü ileyke mübârakül liyeddebberû âyâtihî veliyeteẕekkera ülü-l'elbâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu; akıl sahiplerinin, ayetlerini düşünüp öğüt almaları için, sana indirdiğimiz kutlu bir Kitap'tır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 29. ayet

Süleymân 30–40

  1. Sâd suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 30. ayet. وَوَهَبْنَا لِدَاوُۥدَ سُلَيْمَٰنَ نِعْمَ ٱلْعَبْدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

    vevehebnâ lidâvûde süleymân. ni`me-l`abd. innehû evvâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. Ne güzel bir kuldu. O, her zaman Allah'a yönelendi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 30. ayet

  2. Sâd suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 31. ayet. إِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِٱلْعَشِىِّ ٱلصَّٰفِنَٰتُ ٱلْجِيَادُ

    iẕ `uriḍa `aleyhi bil`aşiyyi-ṣṣâfinâtü-lciyâd.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bir zaman kendisine, akşamüstü iyi cins safkan atlar sunulmuştu.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 31. ayet

  3. Sâd suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 32. ayet. فَقَالَ إِنِّىٓ أَحْبَبْتُ حُبَّ ٱلْخَيْرِ عَن ذِكْرِ رَبِّى حَتَّىٰ تَوَارَتْ بِٱلْحِجَابِ

    feḳâle innî aḥbebtü ḥubbe-lḫayri `an ẕikri rabbî. ḥattâ tevârat bilḥicâb.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 32. ayet

  4. Sâd suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 33. ayet. رُدُّوهَا عَلَىَّ فَطَفِقَ مَسْحًۢا بِٱلسُّوقِ وَٱلْأَعْنَاقِ

    ruddûhâ `aleyy. feṭafiḳa mesḥam bissûḳi vel'a`nâḳ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Onları bana geri getirin." Ardından bacaklarını ve boyunlarını sevgiyle okşamaya başladı. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayete, kimi çevirilerde: "Bacaklarını ve boyunlarını kesti" şeklinde anlam verilerek önemli bir hataya düşülmektedir. Böylesi kötü bir davranışı, bir nebiye yakıştırmak, "kör" bir anlayıştan başka bir şey değildir.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 33. ayet

  5. Sâd suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 34. ayet. وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمَٰنَ وَأَلْقَيْنَا عَلَىٰ كُرْسِيِّهِۦ جَسَدًا ثُمَّ أَنَابَ

    veleḳad fetennâ süleymâne veelḳaynâ `alâ kürsiyyihî ceseden ŝümme enâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki Süleyman'ı fitnelendirdik. dipnot 1 Kürsüsünün dipnot 2 üzerine bir ceset bıraktık. dipnot 3 Sonra o Bize yöneldi. dipnot 4

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çeşitli olaylarla arı duru hale getirdik, olgunlaştırdık, saflaştırdık.
    2. metne dön, dipnot 2
      İktidarının, yönetiminin.
    3. metne dön, dipnot 3
      İktidarını çökerttik. Gücünü yok edip, ikktidarını yaşayan bir ölüye çevirdik.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bize sığındı, Bizden bağışlanma diledi. (Bkz. Bir sonraki ayet)

    Ayet detayı — Sâd suresi, 34. ayet

  6. Sâd suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 35. ayet. قَالَ رَبِّ ٱغْفِرْ لِى وَهَبْ لِى مُلْكًا لَّا يَنۢبَغِى لِأَحَدٍ مِّنۢ بَعْدِىٓ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْوَهَّابُ

    ḳâle rabbi-gfir lî veheb lî mülkel lâ yembegî lieḥadim mim ba`dî. inneke ente-lvehhâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey Rabb'im! Beni bağışla. Bana, benden sonra hiç kimsenin sahip olamayacağı bir mülk dipnot 1 bağışla. Kuşkusuz ki Sen, bol bol bağışlayıcısın." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güç, imkan.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 35. ayet

  7. Sâd suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 36. ayet. فَسَخَّرْنَا لَهُ ٱلرِّيحَ تَجْرِى بِأَمْرِهِۦ رُخَآءً حَيْثُ أَصَابَ

    feseḫḫarnâ lehü-rrîḥa tecrî biemrih ruḫâen ḥayŝü eṣâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine rüzgarı onun emrine verdik. Onun emri ile dilediği yere yumuşak bir esinti ile akıp gidiyordu.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 36. ayet

  8. Sâd suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 37. ayet. وَٱلشَّيَٰطِينَ كُلَّ بَنَّآءٍ وَغَوَّاصٍ

    veşşeyâṭîne külle bennâiv vegavvâṣ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve şeytanları. dipnot 1 Her türlü yapı ustasını ve dalgıçları onun emrine verdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haktan uzak olan kimseleri, halkı saptıran, bozgunculuk yapanları. İsyankar tutsakları. Şeytan: Hakk'a aykırı hareket eden, her türlü güç, kurum ve kişinin ortak karakteristik adıdır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 37. ayet

  9. Sâd suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 38. ayet. وَءَاخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِى ٱلْأَصْفَادِ

    veâḫarîne müḳarranîne fi-l'aṣfâd.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve zincirlerle bağlanmış olan dipnot 1 diğerlerini de.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kontrol altına alınmış olan.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 38. ayet

  10. Sâd suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 39. ayet. هَٰذَا عَطَآؤُنَا فَٱمْنُنْ أَوْ أَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍ

    hâẕâ `aṭâünâ femnün ev emsik bigayri ḥisâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu Bizim verdiklerimizdir. Artık dilediğine ver veya verme.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 39. ayet

  11. Sâd suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 40. ayet. وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَـَٔابٍ

    veinne lehû `indenâ lezülfâ veḥusne meâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onun yanımızda iyi bir makamı ve iyi bir geleceği vardır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 40. ayet

Eyyûb 41–44

  1. Sâd suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 41. ayet. وَٱذْكُرْ عَبْدَنَآ أَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلشَّيْطَٰنُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ

    veẕkür `abdenâ eyyûb. iẕ nâdâ rabbehû ennî messeniye-şşeyṭânü binuṣbiv ve`aẕâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Bir zamanlar Rabb'ine seslenmişti: "Şeytan dipnot 1 bana dert ve azap dokundurdu." dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytan, Hakk'tan uzak olan. Hakk'a aykırı hareket eden her türlü varlık, kişi ve kurumun ortak "karakteristik adı" dır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şeytan, çektiğim sıkıntıya gösterdiğim tahammülde, beni kuşkuya düşürmeye çalışıyor; bana vesvese veriyor.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 41. ayet

  2. Sâd suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 42. ayet. ٱرْكُضْ بِرِجْلِكَ هَٰذَا مُغْتَسَلٌۢ بَارِدٌ وَشَرَابٌ

    ürkuḍ biriclik. hâẕâ mugteselüm bâridüv veşerâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey Eyyub! "Ayağın ile topukla! dipnot 1 İşte yıkanılacak yer ve soğuk içecek!"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hemen yola koyul. Durma yürü.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 42. ayet

  3. Sâd suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 43. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ أَهْلَهُۥ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنَّا وَذِكْرَىٰ لِأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ

    vevehebnâ lehû ehlehû vemiŝlehüm me`ahüm raḥmetem minnâ veẕikrâ liüli-l'elbâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir ibret olarak, ona ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını daha bahşettik.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 43. ayet

  4. Sâd suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 44. ayet. وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَٱضْرِب بِّهِۦ وَلَا تَحْنَثْ إِنَّا وَجَدْنَٰهُ صَابِرًا نِّعْمَ ٱلْعَبْدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

    veḫuẕ biyedike ḍigŝen faḍrib bihî velâ taḥneŝ. innâ vecednâhü ṣâbirâ. ni`me-l`abd. innehû evvâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve eline bir deste al, onunla yola çık dipnot 1 ve hanis dipnot 2 olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah'a yöneldi. dipnot 3

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette yer alan "darabe" sözcüğüne, çevirilerde "vur, döv" anlamının verilmesi, bu sözcüğün onlarca anlamının bulunduğunun dikkate alınmamasından kaynaklanmaktadır. Ayette; Eyyub Nebi'ye, "Elinde avucunda ne kaldıysa onları da alarak rızkını aramak için daha verimli; imkanı daha iyi olan yerleri bulmak için yola koyul, bulunduğun yerden ayrıl, sefere çık." denmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kararsız olma, haktan ayrılma.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayetin tefsirinde yer alan bilgiler, İsrailiyat kaynaklı olup, tamamıyla uydurmadır. Kur'an'i bir dayanağı yoktur. Bu yalanlara göre, Eyyub Nebi'nin, hanımına yüz sopa vuracağına dair yemin ettiğini, daha sonra pişman olduğunu; Allah'ın da yeminini yerine getirmek için ona yüz adet saptan bir demet yaparak, o demetle hanımına bir kez vurmasını ve böylece sözünü yerine getirmiş olacağına dair bir yol göstermektedir. Bunun, Allah'a hile yapmayı yakıştırmak olduğunu akletmeyen sapkın anlayış, İsrailiyat'ta yer alan bilgileri doğrulamak adına, yalan uydurma yarışına girmiştir. Eyyub Nebi'nin hastalığına dair çeviri ve tefsirlerde yer alan bilgilerin tamamı Kur'an dışı kaynaklardan alınmıştır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 44. ayet

İbrâhim, İshâk, Ya'kūb; İsmâil, el-Yesa' ve Zülkifl 45–49

  1. Sâd suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 45. ayet. وَٱذْكُرْ عِبَٰدَنَآ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ أُو۟لِى ٱلْأَيْدِى وَٱلْأَبْصَٰرِ

    veẕkür `ibâdenâ ibrâhîme veisḥâḳa veya`ḳûbe üli-l'eydî vel'ebṣâr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Güç ve basiret sahibi olan kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakup'u da an.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 45. ayet

  2. Sâd suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 46. ayet. إِنَّآ أَخْلَصْنَٰهُم بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى ٱلدَّارِ

    innâ aḫlaṣnâhüm biḫâliṣatin ẕikra-ddâr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, onları sürekli ahiret yurdu düşüncesiyle arınmış, samimiyet sahibi kimseler yaptık.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 46. ayet

  3. Sâd suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 47. ayet. وَإِنَّهُمْ عِندَنَا لَمِنَ ٱلْمُصْطَفَيْنَ ٱلْأَخْيَارِ

    veinnehüm `indenâ lemine-lmuṣṭafeyne-l'aḫyâr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, yanımızda seçkin ve hayırlı kimselerdendir.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 47. ayet

  4. Sâd suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 48. ayet. وَٱذْكُرْ إِسْمَٰعِيلَ وَٱلْيَسَعَ وَذَا ٱلْكِفْلِ وَكُلٌّ مِّنَ ٱلْأَخْيَارِ

    veẕkür ismâ`île velyese`a veẕe-lkifl. veküllüm mine-l'aḫyâr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İsmail'i, Elyesa'yı ve Zulkifl'i de an. Hepsi de hayırlı kimselerdendir.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 48. ayet

  5. Sâd suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 49. ayet. هَٰذَا ذِكْرٌ وَإِنَّ لِلْمُتَّقِينَ لَحُسْنَ مَـَٔابٍ

    hâẕâ ẕikr. veinne lilmütteḳîne leḥusne meâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu bir öğüttür. Kuşkusuz takva dipnot 1 sahipleri için iyi bir gelecek vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 49. ayet

Sakınanların cenneti ve azgınların çekişmesi 50–64

  1. Sâd suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 50. ayet. جَنَّٰتِ عَدْنٍ مُّفَتَّحَةً لَّهُمُ ٱلْأَبْوَٰبُ

    cennâti `adnim müfetteḥatel lehümü-l'ebvâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Adn Cennetlerinin kapıları onlara açıktır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 50. ayet

  2. Sâd suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 51. ayet. مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا يَدْعُونَ فِيهَا بِفَٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ وَشَرَابٍ

    müttekiîne fîhâ yed`ûne fîhâ bifâkihetin keŝîrativ veşerâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Orada keyiflerince oturmuş olarak onlara pek çok meyve ve içecek sunulur.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 51. ayet

  3. Sâd suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 52. ayet. وَعِندَهُمْ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ أَتْرَابٌ

    ve`indehüm ḳâṣirâtu-ṭṭarfi etrâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve yanlarında, bakışlarını eşlerine dikmiş yaşıtlar.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 52. ayet

  4. Sâd suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 53. ayet. هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ ٱلْحِسَابِ

    hâẕâ mâ tû`adûne liyevmi-lḥisâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte bu, hesap günü için size söz verilenlerdir.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 53. ayet

  5. Sâd suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 54. ayet. إِنَّ هَٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ

    inne hâẕâ lerizḳunâ mâ lehû min nefâd.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu, bitmez tükenmez rızkımızdır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 54. ayet

  6. Sâd suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 55. ayet. هَٰذَا وَإِنَّ لِلطَّٰغِينَ لَشَرَّ مَـَٔابٍ

    hâẕâ. veinne liṭṭâgîne leşerra meâb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İyilerin durumu budur. Azgınlar için ise kötü bir gelecek vardır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 55. ayet

  7. Sâd suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 56. ayet. جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ

    cehennem. yaṣlevnehâ. febi'se-lmihâd.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Varacakları yer Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yataktır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 56. ayet

  8. Sâd suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 57. ayet. هَٰذَا فَلْيَذُوقُوهُ حَمِيمٌ وَغَسَّاقٌ

    hâẕâ felyeẕûḳûhü ḥamîmüv vegassâḳ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte kaynar ve kokuşmuş su; tatsınlar bakalım!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 57. ayet

  9. Sâd suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 58. ayet. وَءَاخَرُ مِن شَكْلِهِۦٓ أَزْوَٰجٌ

    veâḫaru min şeklihî ezvâc.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve aynı türden çeşit çeşit azaplar.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 58. ayet

  10. Sâd suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 59. ayet. هَٰذَا فَوْجٌ مُّقْتَحِمٌ مَّعَكُمْ لَا مَرْحَبًۢا بِهِمْ إِنَّهُمْ صَالُوا۟ ٱلنَّارِ

    hâẕâ fevcüm muḳteḥimüm me`aküm. lâ merḥabem bihim. innehüm ṣâlü-nnâr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte bunlar da sizinle birlikte azaba katlanacak olan bir gruptur. Onlara rahatlık yoktur. Onlar, ateşe girecek olanlardır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 59. ayet

  11. Sâd suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 60. ayet. قَالُوا۟ بَلْ أَنتُمْ لَا مَرْحَبًۢا بِكُمْ أَنتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَا فَبِئْسَ ٱلْقَرَارُ

    ḳâlû bel entüm. lâ merḥabem biküm. entüm ḳaddemtümûhü lenâ. febi'se-lḳarâr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Diğerleri ise: "Hayır! Asıl size rahatlık yok. Ona uğramamızın sebebi sizsiniz. O ne kötü bir konaklama yeridir!" dediler.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 60. ayet

  12. Sâd suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 61. ayet. قَالُوا۟ رَبَّنَا مَن قَدَّمَ لَنَا هَٰذَا فَزِدْهُ عَذَابًا ضِعْفًا فِى ٱلنَّارِ

    ḳâlû rabbenâ men ḳaddeme lenâ hâẕâ fezidhü `aẕâben ḍi`fen fi-nnâr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabb'imiz! Buna kim sebep olduysa onun ateşteki azabını kat kat arttır!" dediler.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 61. ayet

  13. Sâd suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 62. ayet. وَقَالُوا۟ مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالًا كُنَّا نَعُدُّهُم مِّنَ ٱلْأَشْرَارِ

    veḳâlû mâ lenâ lâ nerâ ricâlen künnâ ne`uddühüm mine-l'eşrâr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Biz, neden kötülerden olarak gördüğümüz adamları dipnot 1 görmüyoruz?" derler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dünyada iken kendilerini kötü olarak gördüğümüz insanları. İman edenleri.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 62. ayet

  14. Sâd suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 63. ayet. أَتَّخَذْنَٰهُمْ سِخْرِيًّا أَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ ٱلْأَبْصَٰرُ

    etteḫaẕnâhüm siḫriyyen em zâgat `anhümü-l'ebṣâr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani kendilerini alaya almıştık! Yoksa buradalar da biz mi görmüyoruz?

    Ayet detayı — Sâd suresi, 63. ayet

  15. Sâd suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 64. ayet. إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقٌّ تَخَاصُمُ أَهْلِ ٱلنَّارِ

    inne ẕâlike leḥaḳḳun teḫâṣumü ehli-nnâr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ateş halkının birbirleriyle bu çekişmeleri kesinlikle gerçektir.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 64. ayet

De ki: ben ancak bir uyarıcıyım 65–70

  1. Sâd suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 65. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ مُنذِرٌ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّارُ

    ḳul innemâ ene münẕir. vemâ min ilâhin ille-llâhü-lvâḥidü-lḳahhâr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım. Tek ve kahredici olan Allah'tan başka ilah yoktur."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 65. ayet

  2. Sâd suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 66. ayet. رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفَّٰرُ

    rabbü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehüme-l`azîzü-lgaffâr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerin, yerin ve ikisinin arasında olan şeylerin Rabb'i, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 66. ayet

  3. Sâd suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 67. ayet. قُلْ هُوَ نَبَؤٌا۟ عَظِيمٌ

    ḳul hüve nebeün `ażîm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "O, çok büyük bir haberdir."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 67. ayet

  4. Sâd suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 68. ayet. أَنتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ

    entüm `anhü mü`riḍûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Siz, ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 68. ayet

  5. Sâd suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 69. ayet. مَا كَانَ لِىَ مِنْ عِلْمٍۭ بِٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰٓ إِذْ يَخْتَصِمُونَ

    mâ kâne liye min `ilmim bilmelei-l'a`lâ iẕ yaḫteṣimûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar tartışırlarken, benim mele-i a'la'ya dipnot 1 dair bir bilgim yoktu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şeyi açıklayan, bilgi ile dopdolu olan yüce vahiy hakkında.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 69. ayet

  6. Sâd suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 70. ayet. إِن يُوحَىٰٓ إِلَىَّ إِلَّآ أَنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    iy yûḥâ ileyye illâ ennemâ ene neẕîrum mübîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bana, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum için vahyediliyor.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 70. ayet

Âdem'in yaratılışı ve İblîs 71–85

  1. Sâd suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 71. ayet. إِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى خَٰلِقٌۢ بَشَرًا مِّن طِينٍ

    iẕ ḳâle rabbüke lilmelâiketi innî ḫâliḳum beşeram min ṭîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani Rabb'in meleklere: "Ben çamurdan bir beşer yaratacağım." demişti.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 71. ayet

  2. Sâd suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 72. ayet. فَإِذَا سَوَّيْتُهُۥ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِى فَقَعُوا۟ لَهُۥ سَٰجِدِينَ

    feiẕâ sevveytühû venefaḫtü fîhi mir rûḥî feḳa`û lehû sâcidîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu biçimlendirip, ruhumdan üflediğim dipnot 1 zaman derhal ona secdeye kapanın! dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ruh, esas itibarıyla "can" demektir. Ruh sözcüğü; "can", vücuda hayat veren cevher" demektir. Ne var ki Kur'an, ruh sözcüğünü vahiy anlamında kullanmaktadır. Zira vahiy, insana ve topluma hayat vermekte, insana ve topluma düzen vererek onları canlı ve diri tutmakta; onlara en iyi yaşantıyı sağlamanın yolunu göstermektedir. "Ruh üfleme," mecazi bir anlatım olup, bilgi ile bilgilendirmek demektir. Allah'ın gönderdiği vahiyle insana yol göstermesi, verdiği bilgi ile adeta ona hayat vermesi, onu en doğru şekilde yaşamaya yönlendirmesi anlamına gelmektedir. "Ruh"; diriltici, hayat verici, yol gösterici bilgiyi; "üflemek" de o bilgiden çok az bir miktarı ifade etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Onun saygınlığını kabullenin. Ona saygınızı sunun.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 72. ayet

  3. Sâd suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 73. ayet. فَسَجَدَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ

    fesecede-lmelâiketü küllühüm ecme`ûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine meleklerin tamamı, hep birlikte secde ettiler. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Saygılarını sundular.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 73. ayet

  4. Sâd suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 74. ayet. إِلَّآ إِبْلِيسَ ٱسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    illâ iblîs. istekbera vekâne mine-lkâfirîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve nankörlerden oldu.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 74. ayet

  5. Sâd suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 75. ayet. قَالَ يَٰٓإِبْلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَن تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَىَّ أَسْتَكْبَرْتَ أَمْ كُنتَ مِنَ ٱلْعَالِينَ

    ḳâle yâ iblîsü mâ mene`ake en tescüde limâ ḫalaḳtü biyedeyy. estekberte em künte mine-l`âlîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey iblis! İki elimle dipnot 1 yarattığım şeye secde etmekten seni alıkoyan nedir? Büyüklük mü taslıyorsun, yoksa kendini çok mu üstün görüyorsun?" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kudretimle. Gücümle.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 75. ayet

  6. Sâd suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 76. ayet. قَالَ أَنَا۠ خَيْرٌ مِّنْهُ خَلَقْتَنِى مِن نَّارٍ وَخَلَقْتَهُۥ مِن طِينٍ

    ḳâle ene ḫayrum minh. ḫalaḳtenî min nâriv veḫalaḳtehû min ṭîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ben ondan hayırlıyım. dipnot 1 Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Değerliyim. İyiyim.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 76. ayet

  7. Sâd suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 77. ayet. قَالَ فَٱخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ

    ḳâle faḫruc minhâ feinneke racîm.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 77. ayet

  8. Sâd suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 78. ayet. وَإِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَتِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلدِّينِ

    veinne `aleyke la`netî ilâ yevmi-ddîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Lanetim, Din Günü'ne dipnot 1 kadar senin üzerindedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Karşılık gününe, hesap görme gününe.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 78. ayet

  9. Sâd suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 79. ayet. قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

    ḳâle rabbi feenżirnî ilâ yevmi yüb`aŝûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İblis: "Rabb'im! O halde yeniden dirilme gününe kadar bana süre ver." dedi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 79. ayet

  10. Sâd suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 80. ayet. قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ

    ḳâle feinneke mine-lmünżarîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, "Peki süre verilenlerdensin." dedi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 80. ayet

  11. Sâd suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 81. ayet. إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ

    ilâ yevmi-lvaḳti-lma`lûm.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 81. ayet

  12. Sâd suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 82. ayet. قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

    ḳâle febi`izzetike leugviyennehüm ecme`în.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İblis: "Öyleyse, izzetine dipnot 1 ant olsun ki onların hepsini azdıracağım." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüksek onur, şeref, büyük itibar, yücelik, saygınlık, üstünlük, güç.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 82. ayet

  13. Sâd suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 83. ayet. إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ ٱلْمُخْلَصِينَ

    illâ `ibâdeke minhümü-lmuḫleṣîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ancak içlerinden muhles dipnot 1 kulların hariç."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arıtılmış kullar. Saf, berrak, arı-duru, samimi, erdemli hale getirilmiş olan kullar.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 83. ayet

  14. Sâd suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 84. ayet. قَالَ فَٱلْحَقُّ وَٱلْحَقَّ أَقُولُ

    ḳâle felḥaḳḳ. velḥaḳḳa eḳûl.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Gerçek budur. Ben, gerçeği söylerim." dedi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 84. ayet

  15. Sâd suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 85. ayet. لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكَ وَمِمَّن تَبِعَكَ مِنْهُمْ أَجْمَعِينَ

    leemleenne cehenneme minke vemimmen tebi`ake minhüm ecme`în.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah: "Ant olsun ki Cehennem'i senden ve sana uyanlardan dolduracağım." dedi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 85. ayet

Kapanış: bundan dolayı sizden bir ücret istemiyorum 86–88

  1. Sâd suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 86. ayet. قُلْ مَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُتَكَلِّفِينَ

    ḳul mâ es'elüküm `aleyhi min ecriv vemâ ene mine-lmütekellifîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Sizden yaptığım bu işe karşı bir ücret istemiyorum. Ve ben kendiliğimden bir sorumluluk getirenlerden değilim."

    Ayet detayı — Sâd suresi, 86. ayet

  2. Sâd suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 87. ayet. إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَٰلَمِينَ

    in hüve illâ ẕikrul lil`âlemîn.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 87. ayet

  3. Sâd suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 88. ayet. وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَأَهُۥ بَعْدَ حِينٍۭ

    veleta`lemünne nebeehû ba`de ḥîn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onun haberini bir zaman sonra kesinlikle bileceksiniz. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onun verdiği haberin, mutlaka doğru olduğunu, zamanı gelince görüp anlayacaksınız.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 88. ayet