Diyanet İşleri
Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu.
Sâd suresi
Sâd suresi, 31. ayet. إِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِٱلْعَشِىِّ ٱلصَّٰفِنَٰتُ ٱلْجِيَادُ
iẕ `uriḍa `aleyhi bil`aşiyyi-ṣṣâfinâtü-lciyâd.
Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Süleymân Sâd 30–40 3
Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız?
Bu Kur'an, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.
Davud'a Süleyman'ı bağışladık. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.
Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu.
(32-33) Süleyman, "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana geri getirin" dedi. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
Andolsun, biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 31–33. ayetler için yazılmıştır.
31. Süleyman’a, durdukları vakit tek ayağını tırnağı üzere dikip öbür ayakları üzerinde duran göz alıcı ve hoşa giden bir görünüşe sahip olan -özellikle de hükümdarlar gibi- bunlara ihtiyacı olan kimseler için önemli olan bu atlar, ona sunuldu. Derken güneş battı. Böylelikle bu atlar, onu akşam namazından ve akşam üzeri Allah’ı anmaktan oyalamış oldu.
32. O da yaptığına pişman olarak ve kendisini Allah’ı anmaktan oyalayan şeyleri Allah’a feda etme niyeti ile Allah’ın sevgisini ve Allah’ı sevmeyi onlardan öne geçirerek dedi ki: “Ben mal sevgisi yüzünden Rabbimi anmaktan geri kaldım.”
Burada sevmek, tercih etmek manasınadır. Yani ben mal sevgisini -özellikle de at sevgisini- tercih ederek “Rabbimi anmaktan geri kaldım. Derken güneş gözden kayboldu”
33. “Onları bana getirin” dedi. Sonra da “boyunlarına ve ayaklarına vurmaya başladı.” Yani boyunlarına ve ayaklarına kılıç darbeleri indirerek onları kesmeye başladı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İkindi vaktinde kendisine, üç ayağının üzerine durup bir ayağını tırnağı üzerine diken çalımlı ve safkan koşu atları sunulmuştu. Bu safkan atların güneş batana kadar sunulmaya devam ettiğini hatırla.
Aynı kök: جود (2 geçiş)
"Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu" denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cudi'ye oturdu ve "Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden…
Aynı kök: عشو (14 geçiş) · Aynı kök: عرض (79 geçiş)
(Öyle bir) ateş ki, onlar sabah akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, "Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun" denilecektir.
Aynı kök: عشو (14 geçiş)
Zekeriya, "Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alamet ver" dedi. Allah da şöyle dedi: "Senin için alamet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak…
Aynı kök: عشو (14 geçiş)
Rab'lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O'na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey…
Aynı kıssa: Hz. Süleyman
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kıssa: Hz. Süleyman
Süleyman'ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Rüzgar, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla…
Aynı kıssa: Hz. Süleyman
Bir de şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Hep onları zapteden bizdik.
Aynı kök: عرض (79 geçiş)
Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hani akşama doğru kendisine safkan atlar sunulmuştu.
Hani, gün batımına doğru kendisine soylu ve favori atlar sunulmuştu da,
(Ve) akşama doğru soylu koşu atları önüne getirildiğinde (bile),
Hani Ona akşam olurken üç ayağı üzere durup bir ayağını tırnak üzere diken (görkemli), iyi cins koşu atları arzolunmuştu.
Hani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu.
Akşama doğru kendisine, üç ayağının üzerine durup bir ayağını tırnağının üzerine diken çalımlı ve safkan koşu atları sunulmuştu.
Ona, akşama doğru alımlı ve soylu koşu atları sunulmuştu. dipnot 385
Ona bir akşamüstü, üç ayak üzerine duran, soylu atlar sunulmuştu.
Bir akşam, ona güzel koşu atları sunulmuştu.
Bir akşam, ona güzel koşu atları sunulmuştu.
Kendisine akşam üstü üç ayağını basıp dördüncüsünü tırnağını dikerek duran safkan atlar gösterildiğinde:
Arzolundukda kendisine akşam üstü safinat halinde halıs atlar
Bir zaman kendisine, akşamüstü iyi cins safkan atlar sunulmuştu.
Bir zaman kendisine, akşamüstü iyi cins safkan atlar sunulmuştu.
Bir zaman kendisine, akşamüstü iyi cins safkan atlar sunulmuştu.
Hani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan yağız atlar sunulmuştu.
Hani ona öğleden sonra bir ayağını tırnağı üstüne dikib üç ayağının üzerinde duran sür'atli koşu atları gösterilmişdi de,
Hani ona bir akşam, çalımlı ve cins koşu atları sunulmuştu.
(30-40) Davud’a Süleyman’ı hibe ettik / bahşettik, ne güzel kuldu, muhakkak ki o hep yönelirdi. Akşamları ona çalımlı / tek ayağı kalkık pozda , cins koşu atları sunulduğunda / arz edildiğinde dedi ki Allah’ı hatırlatmasından dolayı mal / h ayr sevgisini kesinlikle sevdim dedi. Örtü arkasına gizlen dirilince / avret edilince o nları bana getirin dedi. Bacak ve boyunlarını sıvazlamaya / meshetmeye başladı. Kesin olan şu ki biz Süleyman’ı denedik ve tahtına / kürsüsüne bir ceset bıraktık sonra o yöneldi. Rabbim beni bağ ışla ve bana, benden sonra kimsenin talep edemeyeceği bir mülk hibe et. Kesinlikle sen, sensin hibe edebilen. Rüzgârı onun emrine amade ettik. Onun emriyle herhangi bir yere yumuşacık akardı / cereyan ederdi. Bina ustası ve dalgıç şeytanların hepsi. Diğerleri de zincir lerle birbirine bağlanmış. B u bizim hediyemiz, hesap etmeden ya serbest bırak yahut elinde tut. Kesinlikle onun yanımızda yakınlığı ve güzel bir varış yeri var.
Hani akşama doğru kendisine, üç ayağının üzerinde durup bir ayağını tırnağının üzerine diken (çalımlı ve safkan) atlar sunulmuştu.
Akşam üstü kendisine safin (görkemli) hızlı koşan (saf kan Arap) atları gösterilmişti.
Bir akşam üzeri ona çalımlı cins atlar sunulmuştu.
Bir akşam üzeri ona çalımlı cins atlar gösterilmişti.
Öğleden sonra ona üç ayağının üzerine durup bir ayağını kaldırmış çalımlı ve safkan koşu atları sunulmuştu.
Bir akşam üzeri ona safkan koşu atları sunulmuştu.
Akşam üstü kendisine, üç ayak üzerine basıp bir ayağını tırnak üstüne diken safkan koşu atları sunulmuştu.
Mustered before him -Sulayman- at eventide for display were coursers of the finest breed which spring and bound in high mettle (they stand on three feet implanted and the fourth lightly touching the ground. )
When well-bred light-footed horses were paraded before him near the close of day,
Behold, there were brought before him, at eventide coursers of the highest breeding, and swift of foot;
And when one evening well-trained and running horses of noble breed were brought to him dipnot 1
When swift horses, champing at the bit, were displayed before him in the afternoon,
When there were displayed before him, in the afternoon, well trained horses of the highest breed [for Jihâd (holy fighting in Allâh’s Cause)].
When one evening there were displayed before him prancing steeds,
(Think of the time) when towards the close of the day, steeds of the noblest breed and swift of foot were brought before him.
When in the evening were presented to him the standing steeds,
One day he became pre-occupied with nice horses all afternoon [which caused a delay in saying his regular afternoon prayers].
When there were set before him in the evening the steeds that paw the ground,
When, during dusk, well trained horses were displayed before him.
When the horses standing on three feet, and touching the ground with the edge of the fourth foot, and swift in the course, were set in parade before him in the evening,
Lo! There were brought to him. in the evening, horses still when standing, swift when running.
As there were set (in parade) before him at nightfall light-footed (Literally: standing on three feet) coursers.
When there were shown to him at eventide lightfooted coursers
When they brought fleet-footed chargers in the evening to show him,
[and even] when, towards the close of day, nobly-bred, swift-footed steeds were brought before him,
˹Remember˺ when the well-trained, swift horses were paraded before him in the evening.
When, during sunset, well trained horses were displayed before him.
One day he became preoccupied with beautiful horses, until the night fell.
[Mention] when there were exhibited before him in the afternoon the poised [standing] racehorses.
When there were presented to him in the evening standing steeds,
In the evenings he used to examine his cavalry of nobly-bred, swift-footed horses.
When, in the evening, horses of the finest breeding, and quick in running, were brought before him;
(Worth remembering is the incident) when the swift horses of high breeding were presented before him in the evening.
When, before evening, well trained horses were displayed before him.