Sâd suresi

Sâd suresi, 63. ayet

Sâd suresi, 63. ayet. أَتَّخَذْنَٰهُمْ سِخْرِيًّا أَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ ٱلْأَبْصَٰرُ

etteḫaẕnâhüm siḫriyyen em zâgat `anhümü-l'ebṣâr.

Diyanet İşleri

"(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk, yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?"

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâd 60–66 · surenin 63. ayeti / 88

Konu Sakınanların cenneti ve azgınların çekişmesi Sâd 50–64 3

  1. Sâd 60

    O grup da, "Hayır, size rahat ve huzur olmasın. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durak yeridir!" der.

  2. Sâd 61

    Şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse, cehennemde onun azabını bir kat daha artır."

  3. Sâd 62

    Yine şöyle derler: "Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?"

  4. 63

    "(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk, yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?"

  5. Sâd 64

    Şüphesiz bu, cehennemliklerin birbirleriyle çekişmesi kesin bir gerçektir.

  6. Sâd 65

    (Ey Muhammed!) De ki: "Ben ancak bir uyarıcıyım. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur."

  7. Sâd 66

    "O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

63. “Alaya aldığımız o kimseler (burada yok mu); yoksa (buradalar da) onları gözden mi kaçırdık?” Onları burada görmeyişimizin iki sebebi olabilir: Ya bizler, onları kötülerden saymakla hata ettik. Aksine onlar iyi ve hayırlı kimselerdir. Bizim onlara söylediğimiz sözler ise sadece onlarla alay etmek kabilinden idi.

Nitekim işin aslı da budur. Zira Yüce Allah cehennemliklere şöyle buyuracaktır: “Gerçek şu ki kullarımdan: Rabbimiz iman ettik, bize mağfiret ve rahmet buyur. Sen rahmet edenlerin hayırlısısın, diyen bir topluluk vardı. Siz ise onları alaya aldınız. Öyle ki onlar(la alayınız) size Beni anmayı unutturdu. Siz onlara gülüp geçiyordunuz.” (el-Müminûn, 109/110)

Onları göremeyişimizin ikinci sebebi ise şu olabilir: Belki de onlar bizimle birlikte azaptadırlar, fakat gözümüzden kaçmış bulunuyorlar. Aslında onlar da bizimle birlikte azap görmektedirler, ama biz onları göremiyoruz.

Bu düşüncenin, dünya hayatında iken kalplerinde besledikleri bir inanç olması ihtimali vardır. Böylece onların dünyada besledikleri bu inanç ve iman ehli kimselerin ateşte azap göreceklerine çokça hüküm vermeleri kalplerinde iyice yer etmiştir, öyle ki onların ayrılmaz bir sıfatı haline gelmiştir. O bakımdan onlar cehennem ateşine de bu halleri ile girecekler ve bu sözleri söyleyeceklerdir.

Yine bu sözleri, dünyada hakikatleri tersyüz ettikleri gibi cehennem ateşinde de aynı şekilde hakikatleri sulandırmak maksadı ile söyleyecekleri bir söz de olabilir. Ondan dolayı A’raftakiler cehennemdekilere şöyle diyeceklerdir: “Kendilerini Allah’ın rahmetine erdirmeyeceğine yemin ettiğimiz kimseler bunlar mı idi? İşte onlara: Girin cennete, size hiçbir korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz (denilmiştir).” (el-Araf, 7/49)

Yüce Allah, söz söyleyenlerin en doğrusu olduğu halde verdiği bu haberi tekid etmek üzere şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bizler onlarla alay etmemiz ve onları küçümsememiz konusunda hata mı ettik? Onları cehennemin azabını hak edenler olarak burada göremedik? Yahut onlar hakkında yapmış olduğumuz alayımız ve küçümsememiz yerinde ve doğru idi. Onlar cehenneme girdiler ama gözlerimiz onlardan kaydığı için onları göremedik.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أَتَّخَذْنَـٰهُمْ ettehaznahum hani onları edinirdik kök: اخذ
  2. سِخْرِيًّا sihriyyen alay konusu kök: سخر
  3. أَمْ em yoksa
  4. زَاغَتْ zagat kaydı (mı?) kök: زيغ
  5. عَنْهُمُ anhumu onlardan
  6. ٱلْأَبْصَـٰرُ l-ebsaru gözler(imiz) kök: بصر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: زيغ (9 geçiş)

    O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik…

  • Aynı kök: زيغ (9 geçiş)

    (Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok…

  • Aynı kök: زيغ (9 geçiş)

    Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın…

  • Aynı kök: سخر (42 geçiş)

    Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden…

  • Aynı kök: سخر (42 geçiş)

    İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların…

  • Aynı kök: سخر (42 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Andolsun, senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kendileriyle de alay ediyorduk değil mi? Yoksa gözler onlardan kaydı mı?" dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada, inkârcıların dünyada alay ettikleri müminleri orada yanlarında veya azap mekânında görememeleriyle ilgili şaşkınlıkları hatırlatılmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

Bir de onları alaya almıştık, değil mi? Yoksa (buradalar da), gözden kaybolup saklandılar mı?"

Muhammed Esed

(ve) kendileriyle alay ettiklerimizin? Yoksa (onlar burada da) biz mi göremiyoruz?

Ahmed Hulusi

"Biz onları alaya alırdık. . . Yoksa gözlerimiz onları göremiyor mu ortalarda?"

Ali Bulaç

Biz onları bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı?"

Ali Özek ve heyeti

Alaya aldığımız onlar değil miydi? Yoksa (buradalar da) onları gözden mi kaçırdık?

Ali Rıza Safa

"Onlarla alay ederdik. Yoksa onları gözden mi kaçırdık?"

Bayraktar Bayraklı

"Alaya aldığımız onlar değil miydi? Yoksa onları gözden mi kaçırdık?"

Edip Yüksel

"Onları aşağılayıp durduk. Yoksa onları gözlerimizden mi kaçırdık?"

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Onlarla alay edip durduk. Yoksa onları gözlerimizden mi kaçırdık?'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onları alaya aldıydık ya! Yoksa gözler kendilerinden kaydı mı?"

Elmalılı Hamdi Yazır

Onları eğlence yerine tuttuktu ha! yoksa onlardan kaydı mı bu gözler?

Erhan Aktaş

Hani kendilerini alaya almıştık! Yoksa buradalar da biz mi görmüyoruz?

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani kendilerini alaya almıştık! Yoksa buradalar da biz mi görmüyoruz?

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani kendilerini alaya almıştık! Yoksa buradalar da biz mi görmüyoruz?

Gültekin Onan

Biz onları bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı?"

Hasan Basri Çantay

"Biz onları eğlence edinirdik. Yoksa gözler (imiz) onlardan uzaklaşıb kaydı mı"?

İbni Kesir

Onları alaya almıştık. Yoksa şimdi gözlere görünmez mi oldular?

Mehmet Alagaş

(49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz onlarla alay ederdik. Yoksa gözler mi onlardan kaydı (da göremiyoruz)?”

Süleyman Ateş

"Hani onlarla alay ederdik. Yoksa gözler(imiz) mi onlardan kaydı, (onları gözden mi kaçırdık)?"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları hep hafife alırdık; yoksa gözümüzden mi kaçırdık?"

Şaban Britch

Onlarla alay ederdik. Yoksa gözler mi onlardan kaydı (da göremiyoruz).

Şaban Piriş

Onlarla alay ederdik. Yoksa şimdi gözler mi onları görmek istemiyor?

Yaşar Nuri Öztürk

"Onları alaya alırdık; yoksa gözler onlardan kaydı mı?"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Did We esteem them men of evil wrongly, and unjustly we laughed them to scorn or have our eyes deviated into the wrong direction".

Abdul Haleem

and took as a laughing-stock? Have our eyes missed them?’

Abdullah Yusuf Ali

"Did we treat them (as such) in ridicule, or have (our) eyes failed to perceive them?"

Abul A'la Maududi

Is it that we mistakenly made fun of them; or have they disappeared from our sight?"

Aisha Bewley

Did we turn them into figures of fun? Did our eyes disdain to look at them?’

Al-Hilali & Khan

Did we take them as an object of mockery, or have (our) eyes failed to perceive them?"

Ali Quli Qarai

Did we ridicule them [unduly in the world], or do [our] eyes miss them [here]?’

Amatul Rahman Omar

`Is it because we (unjustly) held them in scorn or (is it) that (our) eyes have missed them?'

Arthur John Arberry

What, did we take them for a laughing-stock? Or have our eyes swerved away from them?'

Bijan Moeinian

"Is it possible that we were wrong at mocking at them or it is only due to our bad eye-sight that we do not see them?"

E. Henry Palmer

whom we used to take for mockery? have our eyes escaped them?'

Edip-Layth

"Did we mock them erroneously, or have our eyes failed to find them?"

George Sale

and whom we received with scorn? Or do our eyes miss them?

Hamid S. Aziz

"Was it that we took them wrongly in scorn, or have our eyes missed them?

Mahmoud Ghali

Did we take them to ourselves as a (target of) scoffing? Or have our be holdings swerved away from them?"

Marmaduke Pickthall

Did we take them (wrongly) for a laughing-stock, or have our eyes missed them?

Mohamed Ahmed - Samira

Did we laugh at them (for nothing), or our eyes fail to pick them out?"

Muhammad Asad

[and] whom we made the target of our derision? Or is it that [they are here, and] our eyes have missed them?"

Mustafa Khattab

Were we wrong in mocking them ˹in the world˺?[1] Or do our eyes ˹just˺ fail to see them ˹in the Fire˺?"

Progressive Muslims

"Did we mock them erroneously, or have our eyes failed to find them"

Rashad Khalifa

"We used to ridicule them; we used to turn our eyes away from them."

Sahih International

Is it [because] we took them in ridicule, or has [our] vision turned away from them?"

Sam Gerrans

“Whom we took in derision — or does our sight miss them?”

Shabbir Ahmed

Whom we used to ridicule. (Are they not here) or is it that our eyes are missing them?"

Syed Vickar Ahamed

"Did we treat them with mockery, or have (our) eyes failed to see them?"

Taqi Usmani

Had we taken them as a laughing-stock (unjustly), or have our eyes missed them?"

The Monotheist Group

"Did we mock them erroneously, or have our eyes failed to find them?"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 63. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 63. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 63. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩