Sâd suresi

Sâd suresi, 20. ayet

Sâd suresi, 20. ayet. وَشَدَدْنَا مُلْكَهُۥ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْحِكْمَةَ وَفَصْلَ ٱلْخِطَابِ

veşedednâ mülkehû veâteynâhü-lḥikmete vefaṣle-lḫiṭâb.

Diyanet İşleri

Biz Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâd 17–23 · surenin 20. ayeti / 88

Konu Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı Sâd 17–29 3

  1. Sâd 17

    Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Davud'u hatırla. O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.

  2. Sâd 18–19

    (18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a yönelmişlerdi.

  3. 20

    Biz Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik.

  4. Sâd 21

    Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.

  5. Sâd 22

    Hani Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet" dediler.

  6. Sâd 23

    İçlerinden biri şöyle dedi: "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken 'Onu da bana ver' dedi ve tartışmada beni bastırdı."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

20. “Onun hükümranlığını pekiştirdik.” Bu hususta ona vermiş olduğumuz sebepler ile Yüce Allah’ın kendileri vasıtası ile mülkünü sağlamlaştırdığı araç ve gereçlerin çokluğu ile ona güç verdik.

Daha sonra Yüce Allah, ona ilmi de lütuf ve ihsan etmiş olduğunu belirterek “ona hikmeti” nübüvveti ve pek büyük bilgiyi “ve” insanlar arasındaki anlaşmazlıklarda/davalarda “hakkı batıldan ayıracak şekilde konuşup hükmetme kabiliyetini verdik.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Heybet, güç, düşmanlarına karşı sabırlı olmayı ona bahşederek mülkünü güçlendirdik. Ona peygamberliği, işlerinde isabetli olmayı verdik. Ve yine ona hüküm vermede ve sözlü hitaplarında maksadını eksiksiz açıklama ve ifade etme yeteneğini verdik.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَشَدَدْنَا ve şededna güçlendirmiştik kök: شدد
  2. مُلْكَهُۥ mulkehu onun mülkünü kök: ملك
  3. وَءَاتَيْنَـٰهُ ve ateynahu ve kendisine vermiştik kök: اتي
  4. ٱلْحِكْمَةَ l-hikmete hikmet kök: حكم
  5. وَفَصْلَ ve fesle ve ayırd edici kök: فصل
  6. ٱلْخِطَابِ l-hitabi konuşma kök: خطب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: خطب (12 geçiş)

    İçlerinden biri şöyle dedi: "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken 'Onu da bana ver' dedi ve…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: شدد (102 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet

    Ona dedik ki: "Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah'ın…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Ortak kavram: Hikmet · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Derken, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini…

  • Aynı kök: خطب (12 geçiş) · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    (36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak…

  • Aynı kök: فصل (43 geçiş) · Aynı kök: شدد (102 geçiş)

    Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve…

  • Aynı kök: فصل (43 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet

    De ki: "Şüphesiz ben, Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. Hüküm…

  • Aynı kök: فصل (43 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet

    "Size Kitab'ı (Kur'an'ı) hak olarak indiren O iken ben Allah'tan başka bir hakem mi arayacağım?" (de). Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun,…

  • Aynı kök: خطب (12 geçiş)

    (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onun hükümdarlığını güçlendirmiş, ona hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) ve güzel konuşabilme (özelliği) vermiştik.

Mustafa İslamoğlu

Biz de onun iktidarını sağlama aldık; zira ona adaletle hükmedecek muhakeme ve anlaşmazlıkları sona erdirecek yeteneği vermiştik.

Muhammed Esed

Biz de (buna karşılık) o'nun otoritesini güçlendirmiş ve kararlarında hikmet ve basiret üzere olmasını sağlamıştık.

Ahmed Hulusi

Onun mülkünü (hükümranlığını) kuvvetlendirdik ve Ona Hikmet (sebepler ilmi) ve Fasl-ul Hitab (doğruyla yanlışı en mantıklı şekilde hemen ayıran muhakeme kuvvesi) verdik.

Ali Bulaç

Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.

Ali Özek ve heyeti

Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiş, ona hikmet ve güzel konuşma vermiştik.

Ali Rıza Safa

Onun yönetimini güçlendirmiş ve Ona, hem bilgelik hem de etkili bir anlatım yetisi vermiştik.

Bayraktar Bayraklı

Onun mülkünü güçlendirdik. Kendisine hikmet ve güzel konuşma vermiştik.

Edip Yüksel

Yönetimini güçlendirdik; ona bilgelik ve çok iyi bir yargılama gücü verdik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yönetimini güçlendirdik; ona bilgelik ve çok iyi bir yargılama gücü verdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem mülkünü güçlendirmiş, hem de kendisine hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme kabiliyeti vermiştik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem mülkünü kuvvetlendirmiştik, hem de kendisine hıkmet ve fasl-ı hıtab vermiştik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onun gücünü pekiştirdik. Ona hikmeti dipnot 1 ve fesle-l hitabı dipnot 2 verdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hikmet, engel olmak demektir. Yanlışa, sapkınlığa engel olma bilgisi, bilgeliği. Sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru yargıda bulunma yetisi. En doğru yöntem. Hikmetin ayrıca yargılama, karar, güçlendirme, sağlamlaştırma, bilme, bilge olma, hakem, hakim, hüküm, hükümdar, hükümet, mahkeme, mahkum, tahakküm, istihkam, gibi anlamları bulunmaktadır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Hakk'ı Batıl'dan ayıran sözü söyleme yeteneği. Etkili hitap etme.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onun gücünü pekiştirdik. Ona hikmeti dipnot 1 ve fasl-ı hitabı dipnot 2 verdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Baskı, zulüm, fitne ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkeler. Sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru hüküm verme yetisi. Yargı, yargılama, karar, güçlendirme, sağlamlaştırma.
  2. metne dön, dipnot 2
    Hakk'ı Batıl'dan ayıran sözü söyleme yeteneği.

Gültekin Onan

Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.

Hasan Basri Çantay

Onun mülkünü de kuvvetlendirdik. Ona hikmet ve fasl-ı Kitab verdik.

İbni Kesir

Onun mülkünü pekiştirmiş, kendisine hikmet ve kesin söz söyleme hakkı vermiştik.

Mehmet Alagaş

(12-20) Onlardan önce Nuh kavmi yalanladı ve Âd ve kazık işke ncesi yapan Firav un ve Semud ve kavmi ve Eyke halkları işte hizipler / gruplar bunlardır. Hepsi de elçileri yalanladılar ve de azabımı hak ettiler. Bunlar da (senin kavmin de) tek bir naranın / sesin gelmesin i mi bekliyorlar? Ki onda (o seste) geri çevirme / geciktirme yok . Dediler ki, Rabbimiz, hesap gününden önce bize payımızı / bize vereceğini acilleştir de ver. (Cahil cesareti) Onların dediklerine sabret ve kuvvetli Davut kulumuzu hatırla. Muhakkak ki O, çok yönelirdi. (Çok başvuruda bulunurdu) Dağları onun emrine verdik / musahhar kıldık. Onunla beraber akşam ve sabah (İşrak vakti) üstün tutarlardı / tesbih ederlerdi. Toplu haldeki / sürü haldeki kuşlar, hepsi O'na / Allah’a yönelirdi. Saltanatını da / m ülkünü şiddetlendirdik ve ona hikmeti / (niçin ilmini, gerekçelendirmeyi) ve ayrık konuşmayı verdik (Anlaşmazlıkları giderici ikna edici konuşma yeteneği)

Rowwad Tercüme Merkezi

Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve kesin hüküm kabiliyeti vermiştik.

Süleyman Ateş

Onun mülkünü güçlendirmiştik, kendisine hikmet (peygamberlik, yüksek bilgi, hakkı batıldan ayırma, davaları çözme) ve açık, güzel konuşma (yeteneği) vermiştik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İktidarını güçlendirdik. Ona hikmet (doğru karar verme) ve etkili konuşma yeteneği vermiştik.

Şaban Britch

Onun (Davud'un) mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmeti ve açık/güzel konuşmayı vermiştik

Şaban Piriş

Onun iktidarını güçlendirmiş, ona hikmet ve açık sözlülük vermiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

Mülk ve yönetimini güçlendirmiştik. Kendisine hikmet ve hakla batılı ayıran söz etme yeteneği vermiştik.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And We strengthened his kingdom and made it strong against attack and stronger in influence, authority and security of position and We imparted to him wisdom and the rules of equity and justice in discourse and passing judgement.

Abdul Haleem

We strengthened his kingdom; We gave him wisdom and a decisive way of speaking.

Abdullah Yusuf Ali

We strengthened his kingdom, and gave him wisdom and sound judgment in speech and decision.

Abul A'la Maududi

And We strengthened his kingdom and endowed him with wisdom and decisive judgement. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, he was never ambiguous in speech but clear and forthright. Whatever problem he talked about he would lay bare its basic points, and would clearly and precisely determine the real issue under question, and would pass a decisive judgment." This quality is not attained by a person unless he is granted wisdom, understanding and mastery of language of the highest degree.

Aisha Bewley

We made his kingdom strong and gave him wisdom and decisive speech.

Al-Hilali & Khan

We made his kingdom strong and gave him Al-Hikmah (Prophethood) and sound judgement in speech and decision.

Ali Quli Qarai

We made his kingdom firm and gave him wisdom and conclusive speech.

Amatul Rahman Omar

And We strengthened his kingdom, and We granted him wisdom and decisive judgment.

Arthur John Arberry

We strengthened his kingdom, and gave him wisdom and speech decisive.

Bijan Moeinian

I gave him a secure and strong nation to rule and blessed him with the faculty of sound justice.

E. Henry Palmer

and we strengthened his kingdom, and we gave him wisdom and decisive address.

Edip-Layth

We strengthened his kingship, and We gave him the wisdom and the ability to make sound judgment.

George Sale

And We established his kingdom, and gave him wisdom and eloquence of speech.

Hamid S. Aziz

And We strengthened his kingdom and We gave him wisdom and a clear judgment.

Mahmoud Ghali

And We upheld his kingdom and brought him (the) Wisdom and decisive speech (Literally: the verdict, the address).

Marmaduke Pickthall

We made his kingdom strong and gave him wisdom and decisive speech.

Mohamed Ahmed - Samira

So We further strengthened his kingdom, and bestowed wisdom on him, and judgement in legal matters.

Muhammad Asad

And We strengthened his dominion, and bestowed upon him wisdom and sagacity in judgment.

Mustafa Khattab

We strengthened his kingship, and gave him wisdom and sound judgment.

Progressive Muslims

And We strengthened his kingship, and We gave him the wisdom and the ability to make sound judgement.

Rashad Khalifa

We strengthened his kingship, and endowed him with wisdom and good logic.

Sahih International

And We strengthened his kingdom and gave him wisdom and discernment in speech.

Sam Gerrans

And We strengthened his dominion, and gave him wisdom and discernment of speech.

Shabbir Ahmed

We strengthened his Kingdom and gave him wisdom and good judgment. And We endowed him with the ability to make just decisions, and speak eloquently. (17:39), (43:63).

Syed Vickar Ahamed

We made his kingdom strong and gave him wisdom, and good judgment in what he talked and what he decided.

Taqi Usmani

And We made his kingdom strong, and gave him wisdom and decisive speech.

The Monotheist Group

And We strengthened his kingship, and We gave him the wisdom and the ability to make sound judgment.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 20. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 20. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 20. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩