Diyanet İşleri
"Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz."
Sâd suresi
Sâd suresi, 88. ayet. وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَأَهُۥ بَعْدَ حِينٍۭ
veleta`lemünne nebeehû ba`de ḥîn.
"Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kapanış: bundan dolayı sizden bir ücret istemiyorum Sâd 86–88 3
"Andolsun, cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım."
(Ey Muhammed!) De ki: "Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim."
"Bu Kur'an, alemler için ancak bir öğüttür."
"Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
88. “Onun haberini(n doğruluğunu) bir süre sonra” azap başınıza ineceği ve artık kurtuluş yolları tamamı ile kapanacağı vakit “kesinlikle bileceksiniz.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kur'an'ın haberini öğreneceksiniz, öldüğünüz zaman yakın bir vakitte doğruluğunu bileceksiniz.
Aynı kök: حين (35 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: حين (35 geçiş)
Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…
Aynı kök: حين (35 geçiş)
Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde, sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur'an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size…
Ortak kavram: Nübüvvet
Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…
Ortak kavram: Nübüvvet
Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını…
Ortak kavram: Nübüvvet
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Haberini bir süre sonra öğreneceksiniz. dipnot 1
Ama onun verdiği haberin (gerçek olduğunu) bir zaman sonra mutlaka öğreneceksiniz!"
Ve onun anlamını bir süre sonra mutlaka kavrayacaksınız!"
"Onun ne olduğunu bir süre sonra (ölüm anında) elbette anlayacaksınız!"
"Gerçekten onun haberini bir zaman sonra öğreneceksiniz."
Onun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra çok iyi öğreneceksiniz.
"Ve Onun haberini, bir süre sonra kesinlikle öğreneceksiniz!"
Onun verdiği haberlerin gerçek olduğunu, bir zaman sonra çok iyi anlayacaksınız.
"Ve onun haberlerini bir süre sonra öğreneceksiniz."
'Ve onun haberlerini bir süre sonra öğreneceksiniz.'
Ve herhalde onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz."
Ve her halde onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz
Onun haberini bir zaman sonra kesinlikle bileceksiniz dipnot 1 .
Onun haberini bir zaman sonra kesinlikle bileceksiniz. dipnot 1
Onun haberini bir zaman sonra kesinlikle bileceksiniz. dipnot 1
"Gerçekten onun haberini bir zaman sonra öğreneceksiniz."
"Her halde onun mühim haberini bir zaman sonra (hepiniz) bileceksiniz".
Onun haberini bir müddet sonra öğreneceksiniz.
(69-88) Mele-i âlâ da / yüce mecliste niçin hasımlaştıklarına dair benim bir ilmim / bilgim yok. Sadece bana , benim kesinlikle apaçık bir uyarıcı olduğum vahyediliyor. Rabbin meleklere ben kurutulmuş çamurdan bir derili / bir beşer yaratacağım, onu düzenlediğimde ve ruhumdan üfürdüğüm vakit onun için hemen secdeye kapanın dedi. İblis hariç meleklerin hepsi toptan secde etti. O, büyüklendi / kibirlendi ve k âfirlerden oldu. Dedi ey İblis! Seni, benim elimle yaptığıma secde etmeye engel olan nedir? Büyüklendin mi? yahut yücelerden mi oldun? Ben ondan hayırlıyım dedi. Beni ateşten yarattın ve onu ise kurutulmuş çamurdan yarattın. De ki oradan çık, sen kesinlikle taşlandın / recm edildin. Din gününe kadar da üzerinde lanetim olacak. Dedi Rabbim, tekrar diriliş gününe kadar beni bekletebilir misin? Allah, muhakkak ki sen bilinen vakte / malum vakte kadar bekletilenlerdensin dedi. Şerefin / izzetin üzere söylüyorum ki onlardan saf / ihlaslı olan kulların hariç hepsini azdıracağım. Allah dedi ki bu gerçektir ve gerçeği de ben söylerim. Cehennemi senle ve onlardan sana uyan / tabii olan hepinizle dolduracağım. (Ey Resulüm) De ki size bir ücret sual etmiyorum (hani bunun ücreti demiyorum) ben böyle bir teklifte bulunan değilim. Muhakkak ki O / Kuran , evrenler için / alemler için bir hatırlatmadır. Onun haberini de az bir vakit sonra öğreneceksiniz.
Onun haberini bir süre sonra bileceksiniz.
Bir süre sonra "Onun haberi(nin doğruluğu)nu gayet iyi bileceksiniz!"
Onun haberini bir süre sonra kesinlikle öğreneceksiniz dipnot 1 ."
(Onun) verdiği haberi, bir süre sonra kesinlikle öğreneceksiniz."
Onun haberini bir süre sonra öğreneceksiniz.
Onun haberini bir süre sonra öğreneceksiniz.
Yemin olsun, bir süre sonra onun haberini bileceksiniz.
"And you -people- who refuse to acknowledge it shall come to know in due course the truth of its precepts, its premises and promises and of its revelations the cosmic and the spiritual alike"
In time you will certainly come to know its truth.’
"And ye shall certainly know the truth of it (all) after a while."
You will know the truth of the matter after a while." dipnot 1
You will come to know what it is talking about after a while. ’
"And you shall certainly know the truth of it after a while".
and you will surely learn its tidings in due time. ’
And you shall surely know (the truth of) the news thereof before long. '
and you shall surely know its tiding after a while. '
"Whether you believe me or not, you will see it yourself soon. "
and ye shall surely know its story after a time. '
"You will come to know its news after awhile."
And ye shall surely know what is delivered therein to be true, after a season.
"And you will, in time, come to know the truth thereof. "
And indeed you will definitely know its tiding after a while. "
And ye will come in time to know the truth thereof.
You will come to know its truth in time. "
and you will most certainly grasp its purport after a lapse of time!"
And you will certainly know its truth before long."
"And you will come to know its news after awhile. "
"And you will certainly find out in awhile."
And you will surely know [the truth of] its information after a time. "
“And you will come to know its report after a time.”
And you will most certainly know the Truth of it all after a lapse of time. "
"And you will surely know the truth of it (all) after a while. "
And you will come to know its reality after a while."
"And you will come to know its news after awhile."