Sâd suresi · 65–70. ayetler

De ki: ben ancak bir uyarıcıyım

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Sâd suresi, 65. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 65. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ مُنذِرٌ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّارُ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) De ki: "Ben ancak bir uyarıcıyım. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur."

    Mehmet Okuyan

    (65, 66) De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım; tek, ezici güç sahibi, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, güçlü, çok bağışlayan Allah'tan başka ilah yoktur."

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey peygamber!) De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım! Mutlak otorite olan tek Allah'tan başka ilah yoktur:

    Muhammed Esed

    De ki (ey Muhammed): "Ben yalnızca bir uyarıcıyım; bütün mevcudat üzerinde mutlak otorite sahibi olan Tek Allah'tan başka ilah yoktur;

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Kesinlikle ben bir uyarıcıyım! Tanrı yoktur tanrılık kavramı geçersizdir; sadece Vahid, Kahhar Allah. . . "

    Ali Bulaç

    De ki: "Ben, yalnızca bir uyarıcıyım. Bir olan, kahreden Allah'tan başka bir ilah yoktur."

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) De ki: Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve kahhâr olan Allah'tan başka bir ilah yoktur.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Aslında, ben, yalnızca bir uyarıcıyım. Tek ve Eşsiz olan; Gücüne Karşı Konulamayan Allah'tan başka Tanrı yoktur!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Ben, sadece bir uyarıcıyım. Tek olan ve her şeyin üstesinden gelen Allah'tan başka hiçbir tanrı yoktur."

    Edip Yüksel

    De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve Egemen olan ALLAH'tan başka bir tanrı yoktur."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve Egemen olan ALLAH'tan başka bir tanrı yoktur.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Ben ancak korkuyu haber veren bir peygamberim. O tek ve kahredici Allah'tan başka hiçbir tanrı yoktur."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki ben ancak korkuyu haber veren bir Peygamberim, başka bir tanrı da yok ancak Allah: o vahidi kahhar

    Erhan Aktaş

    De ki: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım. Tek ve kahredici olan Allah'tan başka ilah yoktur."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım. Tek ve kahredici olan Allah'tan başka ilah yoktur."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım. Tek ve kahredici olan Allah'tan başka ilah yoktur."

    Gültekin Onan

    De ki: "Ben, yalnızca bir uyarıcıyım. Bir olan, kahreden Tanrı'dan başka bir tanrı yoktur."

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) de ki: "Ben yalınız gelecek tehlikeleri haber veren (bir peygamber) im. (Ortakdan ve benzerden münezzeh ve) bir olan, (her şey'i) kahreden (mutlak haakim olan) Allahdan başka hiçbir Tanrı yokdur".

    İbni Kesir

    De ki: Ben, sadece bir uyarıcıyım. Vahid, Kahhar olan Allah'tan başka hiç bir ilah yoktur.

    Mehmet Alagaş

    (49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve Kahhâr olan Allah’tan başka bir (hak) ilah yoktur."

    Süleyman Ateş

    De ki: "Ben ancak bir uyarıcıyım. Tek ve (her şeyi) kahreden Allah'tan başka tanrı yoktur."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Ben sadece uyarırım. Allah'tan başka ilah yoktur; o bir tektir ve karşı konulmaz gücü vardır.

    Şaban Britch

    De ki: Ben sadece bir uyarıcıyım! Tek ve kahhar olan Allah’tan başka bir (hak) ilah yoktur.

    Şaban Piriş

    De ki: -Ben sadece bir uyarıcıyım! Tek ve kahredici olan Allah'tan başka bir ilah yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Ben, sadece bir uyarıcıyım. O Vahid ve Kahhar Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur."

  2. Sâd suresi, 66. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 66. ayet. رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفَّٰرُ

    Diyanet İşleri

    "O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır."

    Mehmet Okuyan

    (65, 66) De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım; tek, ezici güç sahibi, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, güçlü, çok bağışlayan Allah'tan başka ilah yoktur."

    Mustafa İslamoğlu

    göklerin, yerin ve o ikisi arasındakilerin Rabbi, mutlak yücelik, sürekli bağış sahibi!.."

    Muhammed Esed

    göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin Rabbi, kudret sahibi ve çok bağışlayıcı!"

    Ahmed Hulusi

    "Semaların, arzın ve ikisi arasında olanların Aziyz (gücüne - hükmüne karşı konulmaz), Ğaffar olan Rabbidir. "

    Ali Bulaç

    "Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, üstün ve güçlü olan, bağışlayandır."

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi (olan Allah) üstündür, çok bağışlayıcıdır.

    Ali Rıza Safa

    "Göklerin, Yeryüzünün ve İkisi Arasındakilerin Efendisidir. Üstündür; Bağışlayıcıdır!"

    Bayraktar Bayraklı

    "O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. Onun her şeye gücü yeter ve affedicidir."

    Edip Yüksel

    Göklerin, yerin ve aralarındakilerin Efendisi; Üstündür, Bağışlayandır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbi; Üstündür, Bağışlayandır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin çok güçlü, çok bağışlayan Rabbi."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O Göklerin, Yerin ve aralarındakilerin rabbı aziz, gaffar var

    Erhan Aktaş

    Göklerin, yerin ve ikisinin arasında olan şeylerin Rabb'i Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerin, yerin ve ikisinin arasında olan şeylerin Rabbi Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerin, yerin ve ikisinin arasında olan şeylerin Rabb'i, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.

    Gültekin Onan

    "Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların rabbidir, üstün ve güçlü olan, bağışlayandır."

    Hasan Basri Çantay

    "Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan şeylerin Rabbi; O mutlak gaalib, O çok yarlığayıcı (Allah) dır".

    İbni Kesir

    Göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbı Aziz'dir, Gafur'dur.

    Mehmet Alagaş

    (49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (O) göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir, çok güçlüdür, çok bağışlayandır.

    Süleyman Ateş

    "O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir, daima üstündür, çok bağışlayandır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, göklerin, yerin ve ikisinin arasında olanların Sahibidir. Üstündür, suçları örter."

    Şaban Britch

    O, göklerin, yerin ve arasındakilerin Rabbidir. Aziz'dir, Gaffar'dır.

    Şaban Piriş

    O, göklerin, yerin ve arasındakilerin Rabb'i, güç ve bağış sahibidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin Rabbi'dir O. Aziz ve Gaffar..."

  3. Sâd suresi, 67. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 67. ayet. قُلْ هُوَ نَبَؤٌا۟ عَظِيمٌ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Bu Kur'an, büyük bir haberdir."

    Mehmet Okuyan

    (67, 68) De ki: "Kendisinden yüz çevirip durduğunuz bu (Kur'an), büyük bir haberdir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Yine) de ki: "Bu, muazzam bir haberdir;

    Muhammed Esed

    De ki: "Bu, muazzam bir mesajdır:

    Ahmed Hulusi

    De ki: "HU (gerçeği), Aziym bir haberdir!" (Bu haberin manasını ve değerini kavrayabilseniz!)

    Ali Bulaç

    De ki: "Bu (Kur'an), büyük bir haberdir."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Bu büyük bir haberdir.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Bu, büyük bir haberdir!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Bu uyardığım husus, evrensel bir haberdir."

    Edip Yüksel

    De ki: "Bu, büyük bir haberdir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Bu, büyük bir haberdir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Bu (Kur'an) bir büyük haberdir;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki bu bir azim haberdir

    Erhan Aktaş

    De ki: "O, çok büyük bir haberdir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "O, çok büyük bir haberdir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "O, çok büyük bir haberdir."

    Gültekin Onan

    De ki: "Bu (Kuran) büyük bir haberdir."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Bu (Kur'an) en büyük (ve mühim) bir haberdir".

    İbni Kesir

    De ki: Bu, büyük bir haberdir.

    Mehmet Alagaş

    (49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "Bu (Kur'an), büyük bir haberdir."

    Süleyman Ateş

    De ki: "O, büyük bir haberdir."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Bu büyük bir haberdir.

    Şaban Britch

    De ki: Bu büyük bir haberdir.

    Şaban Piriş

    De ki: -O, büyük bir mesajdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Büyük bir haberdir o."

  4. Sâd suresi, 68. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 68. ayet. أَنتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ

    Diyanet İşleri

    "Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz."

    Mehmet Okuyan

    (67, 68) De ki: "Kendisinden yüz çevirip durduğunuz bu (Kur'an), büyük bir haberdir.

    Mustafa İslamoğlu

    sizse ondan yüz çeviriyorsunuz."

    Muhammed Esed

    (nasıl) ondan yüz çevirirsiniz?"

    Ahmed Hulusi

    "Siz ise ondan (o büyük haberin bildirdiği fevkalade önemli hakikatin size kazandıracağından) yüz çeviriyorsunuz!"

    Ali Bulaç

    Sizler ise, ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Ali Özek ve heyeti

    Ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Ali Rıza Safa

    "Ondan, yüz çeviriyorsunuz!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Siz ondan yüz çeviriyorsunuz."

    Edip Yüksel

    "Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz ondan yüz çeviriyorsunuz

    Erhan Aktaş

    "Siz, ondan yüz çeviriyorsunuz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Siz, ondan yüz çeviriyorsunuz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Siz, ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Gültekin Onan

    Sizler ise ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Hasan Basri Çantay

    "Ki siz ondan yüz çeviricilersiniz".

    İbni Kesir

    Ama siz, ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Mehmet Alagaş

    (49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Süleyman Ateş

    "(Ama gafletinizden dolayı) Siz ondan yüz çeviriyorsunuz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Şaban Britch

    Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Şaban Piriş

    Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yüz çevirip duruyorsunuz ondan."

  5. Sâd suresi, 69. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 69. ayet. مَا كَانَ لِىَ مِنْ عِلْمٍۭ بِٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰٓ إِذْ يَخْتَصِمُونَ

    Diyanet İşleri

    "Aralarında tartıştıkları sırada, yüce topluluğa (ileri gelen melekler topluluğuna) dair benim hiçbir bilgim yoktu."

    Mehmet Okuyan

    Onlar konuşup tartışırken benim yüce toplulukta dipnot 1 (olup bitenler) hakkında hiçbir bilgim yoktu.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sâffât 37:8'de de geçen [Mele-i A‘lâ] ifadesi "yüce topluluk, en yüce meclis, melekler topluluğu" demektir ve kastedilen, meleklerden oluşan bir makamın sakinleridir.

    Mustafa İslamoğlu

    (De ki): "(İnsanın yaratılışını) tartıştıkları zaman, o yüce toplulukta (olup bitenler) hakkında bir bilgiye sahip değilim;

    Muhammed Esed

    (De ki ey Muhammed:) "(İnsanın yaratılışına) karşı çıktıklarında yüce topluluk(ta neler olup bittiği) hakkında bilgi sahibi değildim;

    Ahmed Hulusi

    "Mele-i Ala'daki tartışma hakkında ilme sahip değilim. "

    Ali Bulaç

    "Mele-i Ala (yüce topluluk) tartışıp dururken, benim hiçbir bilgim yoktur."

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar orada tartışırken benim melei a’lâ hakkında hiçbir bilgim yoktu.

    Ali Rıza Safa

    "Onlar tartışırlarken, yüce topluluk hakkında bilgim yoktu!" dipnot 390

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 390
      Bu ayet, kimi Kur'an çevirilerinde, "Yüce topluluk tartışırken bilgim yoktu." biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    "Melekler topluluğunun aralarında neyi tartıştıkları hakkında benim hiçbir bilgim yoktur."

    Edip Yüksel

    "Onlar tartışırlarken Yüce Toplum'da neler olup bittiği hakkında bir bilgim yoktu."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Onlar tartışırlarken Yüce Toplum'da neler olup bittiği hakkında bir bilgim yoktu.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Benim bir bilgim olmazdı, (insanın yaratılışı hakkında) melekler yüce mecliste tartışırlarken.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Benim mele-i a'laya ne ılmim olurdu onlar münakaşa ederlerken?

    Erhan Aktaş

    Onlar tartışırlarken, benim Mele-i A'la'ya dipnot 1 dair bir bilgim yoktu.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şeyi açıklayan, bilgi ile dopdolu olan yüce vahiy. Kur'an ayetleri. Sözlük anlamı "yüce dolu, yüce depo" demek olan Mele-i A'la ile kastedilen şey "vahiydir, Kur'an ayetleridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar tartışırlarken, benim Mele-i A'la'ya dipnot 1 dair bir bilgim yoktu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şeyi açıklayan, bilgi ile dopdolu olan yüce vahiy. Kur'an ayetleri. Sözlük anlamı "yüce dolu, yüce depo" demek olan Mele-i A'la ile kastedilen şey "vahiydir, Kur'an ayetleridir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar tartışırlarken, benim mele-i a'la'ya dipnot 1 dair bir bilgim yoktu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şeyi açıklayan, bilgi ile dopdolu olan yüce vahiy hakkında.

    Gültekin Onan

    "Mele-i Ala (yüce topluluk) tartışıp dururken benim hiç bir bilgim yoktur."

    Hasan Basri Çantay

    "Mele'-i a'laya, onlar aralarında münazara (ve münakaşa) ederlerken, benim hiçbir bilgim yokdu".

    İbni Kesir

    Mele-i A'la'da olan tartışmalar hakkında benim bir bilgim yoktur.

    Mehmet Alagaş

    (69-88) Mele-i âlâ da / yüce mecliste niçin hasımlaştıklarına dair benim bir ilmim / bilgim yok. Sadece bana , benim kesinlikle apaçık bir uyarıcı olduğum vahyediliyor. Rabbin meleklere ben kurutulmuş çamurdan bir derili / bir beşer yaratacağım, onu düzenlediğimde ve ruhumdan üfürdüğüm vakit onun için hemen secdeye kapanın dedi. İblis hariç meleklerin hepsi toptan secde etti. O, büyüklendi / kibirlendi ve k âfirlerden oldu. Dedi ey İblis! Seni, benim elimle yaptığıma secde etmeye engel olan nedir? Büyüklendin mi? yahut yücelerden mi oldun? Ben ondan hayırlıyım dedi. Beni ateşten yarattın ve onu ise kurutulmuş çamurdan yarattın. De ki oradan çık, sen kesinlikle taşlandın / recm edildin. Din gününe kadar da üzerinde lanetim olacak. Dedi Rabbim, tekrar diriliş gününe kadar beni bekletebilir misin? Allah, muhakkak ki sen bilinen vakte / malum vakte kadar bekletilenlerdensin dedi. Şerefin / izzetin üzere söylüyorum ki onlardan saf / ihlaslı olan kulların hariç hepsini azdıracağım. Allah dedi ki bu gerçektir ve gerçeği de ben söylerim. Cehennemi senle ve onlardan sana uyan / tabii olan hepinizle dolduracağım. (Ey Resulüm) De ki size bir ücret sual etmiyorum (hani bunun ücreti demiyorum) ben böyle bir teklifte bulunan değilim. Muhakkak ki O / Kuran , evrenler için / alemler için bir hatırlatmadır. Onun haberini de az bir vakit sonra öğreneceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yüce topluluk (mele-i a'la) aralarında tartışırlarken benim hiçbir bilgim yoktu.

    Süleyman Ateş

    "Yüce topluluk tartışırlarken (aralarında) neler geçtiği hakkında bir bilgim yoktu."

    Süleymaniye Vakfı

    (Şunu da söyle:) Mele-i A'la / büyük melekler topluluğu tartışırlarken, benim onlara (tartışma konularına) dair bir bilgim yoktu dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Mele-i A'la'dakilerin dipnot 1 tartışmaları ile ilgili bir bilgim olmaz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Büyük melekler meclisi

    Şaban Britch

    Onlar orada tartışırken benim mele-i a'la (melekler) hakkında hiçbir bilgim yoktu.

    Şaban Piriş

    Benim yüce alem (mele-i ala) hakkında hiç bir bilgim yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Onlar tartışırlarken, o yüce konsey hakkında benim hiçbir bilgim yoktu."

  6. Sâd suresi, 70. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 70. ayet. إِن يُوحَىٰٓ إِلَىَّ إِلَّآ أَنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    Diyanet İşleri

    "Bana ancak, benim sadece bir uyarıcı olduğum vahyediliyor."

    Mehmet Okuyan

    Bana sadece ‘apaçık bir uyarıcı olduğum' vahyediliyor."

    Mustafa İslamoğlu

    ne var ki bana, sadece apaçık bir uyarıcı olduğum bildirilmektedir."

    Muhammed Esed

    o, (Allah) tarafından bana vahyedilmemiş olsaydı ben de (size) apaçık bir uyarıda bulunamazdım!"

    Ahmed Hulusi

    "Bana vahyolan yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum!"

    Ali Bulaç

    "Bana ancak, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum vahyolunmaktadır."

    Ali Özek ve heyeti

    Ben ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahyolunuyor.

    Ali Rıza Safa

    "Yalnızca, apaçık bir uyarıcı olduğum için bana bildiriliyor!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Bana sadece apaçık bir uyarıcı olduğumdan dolayı vahyediliyor."

    Edip Yüksel

    "Apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahiy ediliyor."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahyediliyor.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat ben açık bir uyarıcı olduğum için o bilgi bana vahyolunuyor."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat ben açık inzar edecek bir Peygamber olduğum içindir ki o ılm bana vahy olunuyor

    Erhan Aktaş

    Bana, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum için vahyediliyor."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bana, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum için vahyediliyor."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bana, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum için vahyediliyor.

    Gültekin Onan

    "Bana ancak, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum vahyolunmaktadır."

    Hasan Basri Çantay

    "Ben ancak gelecek tehlikeleri apaçık haber verici (bir peygamber) olduğum içindir ki (o ilim) bana vahy olunuyor".

    İbni Kesir

    Bana, sadece vahyolunur. Ben, ancak apaçık bir uyarıcıyım.

    Mehmet Alagaş

    (69-88) Mele-i âlâ da / yüce mecliste niçin hasımlaştıklarına dair benim bir ilmim / bilgim yok. Sadece bana , benim kesinlikle apaçık bir uyarıcı olduğum vahyediliyor. Rabbin meleklere ben kurutulmuş çamurdan bir derili / bir beşer yaratacağım, onu düzenlediğimde ve ruhumdan üfürdüğüm vakit onun için hemen secdeye kapanın dedi. İblis hariç meleklerin hepsi toptan secde etti. O, büyüklendi / kibirlendi ve k âfirlerden oldu. Dedi ey İblis! Seni, benim elimle yaptığıma secde etmeye engel olan nedir? Büyüklendin mi? yahut yücelerden mi oldun? Ben ondan hayırlıyım dedi. Beni ateşten yarattın ve onu ise kurutulmuş çamurdan yarattın. De ki oradan çık, sen kesinlikle taşlandın / recm edildin. Din gününe kadar da üzerinde lanetim olacak. Dedi Rabbim, tekrar diriliş gününe kadar beni bekletebilir misin? Allah, muhakkak ki sen bilinen vakte / malum vakte kadar bekletilenlerdensin dedi. Şerefin / izzetin üzere söylüyorum ki onlardan saf / ihlaslı olan kulların hariç hepsini azdıracağım. Allah dedi ki bu gerçektir ve gerçeği de ben söylerim. Cehennemi senle ve onlardan sana uyan / tabii olan hepinizle dolduracağım. (Ey Resulüm) De ki size bir ücret sual etmiyorum (hani bunun ücreti demiyorum) ben böyle bir teklifte bulunan değilim. Muhakkak ki O / Kuran , evrenler için / alemler için bir hatırlatmadır. Onun haberini de az bir vakit sonra öğreneceksiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Ben, ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahyolunuyor.”

    Süleyman Ateş

    "Ben ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için (bu bilgi) bana vahyediliyor."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bana sadece, doğruları açıklayan bir uyarıcı olmam vahyedilmektedir."

    Şaban Britch

    Bana, apaçık bir uyarıcı olmamdan başka bir şey vahyolunmuyor.

    Şaban Piriş

    Bana, apaçık bir uyarıcı olmamdan başka bir şey vahyolunmuyor.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Bana, sadece açık bir uyarıcı olduğum vahyediliyor."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.