Sâd suresi

Sâd suresi, 30. ayet

Sâd suresi, 30. ayet. وَوَهَبْنَا لِدَاوُۥدَ سُلَيْمَٰنَ نِعْمَ ٱلْعَبْدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

vevehebnâ lidâvûde süleymân. ni`me-l`abd. innehû evvâb.

Diyanet İşleri

Davud'a Süleyman'ı bağışladık. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâd 27–33 · surenin 30. ayeti / 88

Konu Süleymân Sâd 30–40 3

  1. Sâd 27

    Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline!

  2. Sâd 28

    Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız?

  3. Sâd 29

    Bu Kur'an, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.

  4. 30

    Davud'a Süleyman'ı bağışladık. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.

  5. Sâd 31

    Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu.

  6. Sâd 32–33

    (32-33) Süleyman, "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana geri getirin" dedi. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

30. Yüce Allah, Davud aleyhisselam’dan övgü ile söz edip onun başından geçen olayları ve mazhar olduğu lütufları zikrettikten sonra oğlu Süleyman aleyhisselam’dan da övgü ile söz ederek şöyle buyurmaktadır:

“Biz Davud’a Süleyman’ı bahşettik.” Ona Süleyman’ı lütfederek ihsanda bulunduk ve onunla gözünü aydın ettik. “O” Süleyman aleyhisselam “ne güzel kuldu!” Yani o, övülmeyi gerektiren sıfatlara sahipti.

“Çünkü o” bütün hallerinde Allah’a “çokça yönelen biri idi.” Gönülden O’na bağlı idi, hep O’na yöneliyordu. O’nu candan seviyor, O’nu anıyor, O’na dua ediyor, yalvarıp yakarıyordu.

O’nu razı edecek hususlarda bütün gayretini ortaya koyuyor, O’nun rızasını her şeyin önünde tutuyordu. İşte bunun bir göstergesi de şu olaydır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kendi katınızdan bir nimet ve göz aydınlığı olarak Dâvûd'a oğlu Süleyman'ı bahşettik. Süleyman ne güzel bir kuldu. Şüphesiz o, Allah'a çok tövbe eden, daima Allah'a yönelen ve rûcü eden biriydi.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَوَهَبْنَا ve vehebna ve biz armağan ettik kök: وهب
  2. لِدَاوُۥدَ lidavude Davud'a
  3. سُلَيْمَـٰنَ ۚ suleymane Süleyman'ı
  4. نِعْمَ nia'me ne güzel kök: نعم
  5. ٱلْعَبْدُ ۖ l-abdu kuldu kök: عبد
  6. إِنَّهُۥٓ innehu şüphesiz o
  7. أَوَّابٌ evvabun (Allah'a) yönelirdi kök: اوب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: اوب (17 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Süleyman

    Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: وهب (25 geçiş)

    Süleyman, "Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!" dedi.

  • Aynı kök: اوب (17 geçiş) · Ortak kavram: Nimet

    Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…

  • Aynı kök: اوب (17 geçiş) · Ortak kavram: Nimet

    Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyub'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O,…

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Ortak kavram: Nimet

    Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih…

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

  • Aynı kök: وهب (25 geçiş)

    (Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok…

  • Aynı kök: وهب (25 geçiş)

    Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin" dedi.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Davud'a Süleyman'ı vermiştik; o ne güzel bir kuldu; daima (Allah'a) yönelendi.

Mustafa İslamoğlu

Davud'a bir de Süleyman'ı bahşettik: o ne güzel kuldu; çünkü o sürekli Bize yönelirdi.

Muhammed Esed

Ve biz Davud'a (oğul olarak) Süleyman'ı armağan ettik; o, ne güzel bir kul(umuz oldu)! O, her zaman Bize yönelirdi.

Ahmed Hulusi

Davud'a Süleyman'ı hibe ettik; ne güzel kuldu! Gerçekten O, evvab (hakikatini sıkça yaşayan) idi.

Ali Bulaç

Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip dönen biriydi.

Ali Özek ve heyeti

Biz Davud'a Süleyman'ı verdik. Süleyman ne güzel bir kuldu! Doğrusu o, daima Allah'a yönelirdi .

Ali Rıza Safa

Davut'a da Süleyman'ı armağan ettik. Ne güzel kuldu; kuşkusuz, O, yönelirdi.

Bayraktar Bayraklı

Biz Davud'a Süleyman'ı bağışladık. Süleyman ne iyi bir kuldu! Çünkü o, daima Allah'a yöneliyordu.

Edip Yüksel

Davud'a, Süleyman'ı verdik. İyi bir kuldu, (Tanrı'ya) sürekli yönelen biriydi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Davud'a, Süleyman'ı verdik. İyi bir kuldu, (Tanrı'ya) sürekli yönelen biriydi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de Davud'a Süleyman'ı ihsan ettik; ne güzel kuldu. O tesbih edip Allah'a yönelirdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de Davuda Süleymanı bahşettik, ne güzel kul, o cidden bir evvab

Erhan Aktaş

Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. Ne güzel bir kuldu. O, her zaman Allah'a yönelendi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. Ne güzel bir kuldu. O, her zaman Allah'a yönelendi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. Ne güzel bir kuldu. O, her zaman Allah'a yönelendi.

Gültekin Onan

Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. O ne güzel kuldu. Çünkü o, [Tanrı'ya] yönelen / dönen (evvab) biriydi.

Hasan Basri Çantay

Biz Davuda (oğlu) Süleymanı ihsan etdik. (Süleyman) ne güzel kuldu! Çünkü o, (tesbihde, zikirde ve bütün vakıtlarında) daima (Allaha) dönen (bir zat) di.

İbni Kesir

Davud'a da Süleyman'ı lutfettik. O ne güzel bir kuldu ve muhakkak ki o, Allah'a yönelirdi.

Mehmet Alagaş

(30-40) Davud’a Süleyman’ı hibe ettik / bahşettik, ne güzel kuldu, muhakkak ki o hep yönelirdi. Akşamları ona çalımlı / tek ayağı kalkık pozda , cins koşu atları sunulduğunda / arz edildiğinde dedi ki Allah’ı hatırlatmasından dolayı mal / h ayr sevgisini kesinlikle sevdim dedi. Örtü arkasına gizlen dirilince / avret edilince o nları bana getirin dedi. Bacak ve boyunlarını sıvazlamaya / meshetmeye başladı. Kesin olan şu ki biz Süleyman’ı denedik ve tahtına / kürsüsüne bir ceset bıraktık sonra o yöneldi. Rabbim beni bağ ışla ve bana, benden sonra kimsenin talep edemeyeceği bir mülk hibe et. Kesinlikle sen, sensin hibe edebilen. Rüzgârı onun emrine amade ettik. Onun emriyle herhangi bir yere yumuşacık akardı / cereyan ederdi. Bina ustası ve dalgıç şeytanların hepsi. Diğerleri de zincir lerle birbirine bağlanmış. B u bizim hediyemiz, hesap etmeden ya serbest bırak yahut elinde tut. Kesinlikle onun yanımızda yakınlığı ve güzel bir varış yeri var.

Rowwad Tercüme Merkezi

Dâvud’a Süleyman’ı bağışladık. O, ne güzel bir kuldu. Doğrusu o, daima Allah’a yönelirdi.

Süleyman Ateş

Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik, (Süleyman) ne güzel kuldu! Hep Allah'a başvururdu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Davut'a Süleyman'ı bağışladık; o ne güzel kuldu! Çok saygılıydı.

Şaban Britch

Davud’a Süleyman’ı bağışlamıştık. O, ne güzel bir kuldu. O, Allah’a yönelen/dönen biriydi.

Şaban Piriş

Davud'a Süleyman'ı bağışlamıştık. O, ne güzel bir kuldu. O, Allah'a yönelen biriydi.

Yaşar Nuri Öztürk

Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. Ne güzel kul! Hep Allah'a sığınır, yakarırdı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We pestowed Dawud with the privilege of begetting Sulayman, an excellent worshipper who in lowliest plight repentant stood.

Abdul Haleem

We gave David Solomon. He was an excellent servant who always turned to God.

Abdullah Yusuf Ali

To David We gave Solomon (for a son),- How excellent in Our service! Ever did he turn (to Us)!

Abul A'la Maududi

We bestowed upon David (an illustrious son), Solomon. dipnot 1 How excellent a servant (of Ours he was)! Indeed he constantly turned to Us in devotion.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The Prophet Solomon (peace be upon him) has been mentioned already at the followings places: (Surah Al- Baqarah, Ayat 102);(Surah Bani-Israil, Ayat 5); (Surah Al- Anbiya, Ayats 78-82); (Surah An-Naml, Ayats 15-44); (Surah Saba, Ayats 12-14).

Aisha Bewley

We gave Dawud Sulayman. What an excellent slave! He truly turned to his Lord.

Al-Hilali & Khan

And to Dâwûd (David) We gave Sulaimân (Solomon). How excellent a slave! Verily, he was ever oft-returning in repentance (to Us)!

Ali Quli Qarai

And to David We gave Solomon —what an excellent servant! Indeed he was a penitent [soul].

Amatul Rahman Omar

And We gave (a pious son like) Solomon to David. How excellent a servant (of Ours) he was! For he turned to Us in obedience and repentance again and again.

Arthur John Arberry

And We gave unto David Solomon; how excellent a servant he was! He was a penitent.

Bijan Moeinian

I granted a son to David known as Solomon who was a role servant of Mine returning to his Lord over and over.

E. Henry Palmer

And we gave to David, Solomon, an excellent servant; verily, he turned frequently to us.

Edip-Layth

To David We granted Solomon. What an excellent and obedient servant.

George Sale

And We gave unto David Solomon; how excellent a servant! For he frequently turned himself unto God.

Hamid S. Aziz

And We bestowed on David, Solomon, a most excellent servant! Surely he was frequent in turning (to Allah).

Mahmoud Ghali

And We bestowed on Dawûd (David) Sulayman; (Solomon) how excellent a bondman he was! Surely he was a constant resorter (to Us).

Marmaduke Pickthall

And We bestowed on David, Solomon. How excellent a slave! Lo! he was ever turning in repentance (toward Allah).

Mohamed Ahmed - Samira

We bestowed Solomon on David who was an excellent devotee, for he turned to God in penitence.

Muhammad Asad

AND UNTO DAVID We granted Solomon [as a son - and] how excellent a servant [of Ours he grew up to be]! Behold, he would always turn unto Us -

Mustafa Khattab

And We blessed David with Solomon—what an excellent servant ˹he was˺! Indeed, he ˹constantly˺ turned ˹to Allah˺.

Progressive Muslims

And to David We granted Solomon. What an excellent and obedient servant.

Rashad Khalifa

To David we granted Solomon; a good and obedient servant.

Sahih International

And to David We gave Solomon. An excellent servant, indeed he was one repeatedly turning back [to Allah ].

Sam Gerrans

And We gave David Solomon — how excellent a servant! He was one turning in repentance.

Shabbir Ahmed

And unto David We granted Solomon, how excellent a servant! Behold, in every situation He would turn to Divine Laws.

Syed Vickar Ahamed

And to Dawood (David), We gave (his son) Sulaiman (Solomon)— Verily, he always turned (to Us) very well in Our service!

Taqi Usmani

And We blessed Dawūd with Sulaimān. He was an excellent servant (of Allah). Surely, he was great in turning (to Us, in penitence and praise).

The Monotheist Group

And to David We granted Solomon. What an excellent and obedient servant.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 30. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 30. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 30. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩