Sâd suresi

Sâd suresi, 17. ayet

Sâd suresi, 17. ayet. ٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُۥدَ ذَا ٱلْأَيْدِ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

iṣbir `alâ mâ yeḳûlûne veẕkür `abdenâ dâvûde ẕe-l'eyd. innehû evvâb.

Diyanet İşleri

Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Davud'u hatırla. O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâd 14–20 · surenin 17. ayeti / 88

Konu Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı Sâd 17–29 3

  1. Sâd 14

    (O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu.

  2. Sâd 15

    Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar.

  3. Sâd 16

    Müşrikler (alay ederek) şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!"

  4. 17

    Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Davud'u hatırla. O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.

  5. Sâd 18–19

    (18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a yönelmişlerdi.

  6. Sâd 20

    Biz Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

17. Senden önceki peygamberlerin sabrettiği gibi sen de “onların söylediklerine sabret.” Çünkü sözlerinin hakka bir zararı yoktur. Sana da bir zarar veremezler. Onlar ancak kendilerine zarar vermektedirler.

17. Allah, Rasûlüne kavminin yaptıklarına karşı sabretmeyi emretmekle birlikte sabredebilmek için yalnızca Yüce Allah’a ibadet etmekten ve gerçek ibadet edenlerin durumunu hatırlamaktan yardım almasını da emretmektedir. Nitekim bir başka âyet-i kerimede de şöyle buyurmaktadır: “O halde söylediklerine sabret, güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et.” (Tâhâ, 20/130)

Allah’a ibadet edenlerin en büyüklerinden birisi de Allah’ın peygamberi Davud aleyhisselam’dır. O “güçlü” bedeni ve kalbi itibari ile Yüce Allah’a ibadet üzere büyük güç sahibi bir “kulumuz” idi.

“Çünkü o” bütün işlerinde Allah’a “çokça yönelen biri idi.” Allah’ı severek, O’na bağlanarak, O’ndan korkarak, O’ndan umarak, O’na çokça yalvarıp yakararak, dua ederek Allah’a çokça yönelmekte idi.

Aynı zamanda yaptığı bazı hatalardan vazgeçerek ve samimi olarak tevbe ederek de Allah’a çokça dönen birisi idi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Resul! Bu yalanlayanların razı olmadığın şeyler söylemelerine karşı sabret. Düşmanlarına karşı mücadele eden ve Allah'a itaatte sabırlı olan kuvvetli kulumuz Dâvûd'u hatırla. Şüphesiz o, Allah'a çokça tövbe ederek dönen ve O'nu razı eden amelleri işleyen bir kimseydi.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱصْبِرْ isbir sabret kök: صبر
  2. عَلَىٰ ala
  3. مَا ma şeylere
  4. يَقُولُونَ yekulune onların dedikleri kök: قول
  5. وَٱذْكُرْ vezkur ve an kök: ذكر
  6. عَبْدَنَا abdena kulumuz kök: عبد
  7. دَاوُۥدَ davude Davud'u
  8. ذَا za sahibi
  9. ٱلْأَيْدِ ۖ l-eydi güç kök: ايد
  10. إِنَّهُۥٓ innehu çünkü o
  11. أَوَّابٌ evvabun (bize) çok başvururdu kök: اوب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Talut, ordu ile hareket edince, "Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    (Talut'un askerleri) Calut ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: اوب (17 geçiş)

    (10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek)…

  • Aynı kök: اوب (17 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyub'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O,…

  • Aynı kök: ايد (11 geçiş)

    Andolsun, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya mucizeler verdik. Onu Ruhu'l-Kudüs…

  • Aynı kök: ايد (11 geçiş)

    İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini…

  • Aynı kök: ايد (11 geçiş)

    Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kafirdi. (Onları) göz…

  • Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onların söylediklerine karşı sabret; güçlü, (Allah'a) çok yönelen kulumuz Davud'u hatırla!

Mustafa İslamoğlu

Sen onların bu tür laflarına karşı dirençli ol ve güçlü bir kişiliğe sahip olan has kulumuz Davud'u hatırla! Çünkü o her daim Allah'a yönelirdi.

Muhammed Esed

(Ama sen, yine,) onların söyledikleri her şeye sabırla katlan ve güçlü bir iradeye sahip bulunan kulumuz Davud'u hatırla! O, her zaman Bize yönelirdi:

Ahmed Hulusi

Onların dediklerine sabret ve kuvvet sahibi Davud'u zikret (hatırla). . . Muhakkak ki O, evvab (hakikatine dönen) idi.

Ali Bulaç

Sen onların söylediklerine karşı sabret ve bizim güç sahibi kulumuz Davud'u hatırla; çünkü o, (her tutum ve davranışında Allah'a) yönelen biriydi.

Ali Özek ve heyeti

(Rasûlüm!) Onların söylediklerine sabret, kulumuz Davud'u, o kuvvet sahibi zatı hatırla. O, hep Allah'a yönelirdi.

Ali Rıza Safa

Onların söylediklerine karşı dirençli ol ve güçlü kulumuz Davut'u hatırla. Kuşkusuz, O, yönelirdi.

Bayraktar Bayraklı

Onların söylediklerine sabret! Kulumuz Davud'u, o kuvvet sahibi zatı hatırla! O, hep Allah'a yönelirdi.

Edip Yüksel

Onların sözlerine karşı sabırlı ol, becerikli bir kulumuz olan Davud'u anımsa; o (Tanrı'ya) sürekli itaat ederdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onların sözlerine karşı sabırlı ol, becerikli bir kulumuz olan Davud'u anımsa; o (Tanrı'ya) sürekli itaat ederdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şimdi sen onların dediklerine sabret de güçlü kulumuz Davud'u an! Çünkü o evvab (içli, zikir ve tesbih ile Bize çok yönelen biri) idi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi sen onların dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davudu an, çünkü o çok tecri' yapar (evvab) idi

Erhan Aktaş

Onların dediklerine sabret, güçlerin sahibi kulumuz Davud'u düşün. O, her durumda Allah'a yönelirdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onların dediklerine sabret, güçlerin sahibi kulumuz Davud'u düşün. O, her durumda Allah'a yönelirdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onların dediklerine sabret, güçlerin sahibi kulumuz Davud'u düşün. O, her durumda Allah'a yönelirdi.

Gültekin Onan

Sen onların söylediklerine karşı sabret ve bizim güç sahibi kulumuz Davud'u hatırla; o [her tutum ve davranışında Tanrı'ya] dönen / yönelen (evvab) biriydi.

Hasan Basri Çantay

(Habibim) onlar ne derlerse sabret. Kulumuzu, o kuvvet saahibi Davudu hatırla. Çünkü o, daima (Allahın rızaasına) dönen bir (zat) di.

İbni Kesir

Onların söylediklerine sabret... Ve güçlü kulunuz Davud'u hatırla. Muhakkak ki o, hep Allah'a yönelirdi.

Mehmet Alagaş

(12-20) Onlardan önce Nuh kavmi yalanladı ve Âd ve kazık işke ncesi yapan Firav un ve Semud ve kavmi ve Eyke halkları işte hizipler / gruplar bunlardır. Hepsi de elçileri yalanladılar ve de azabımı hak ettiler. Bunlar da (senin kavmin de) tek bir naranın / sesin gelmesin i mi bekliyorlar? Ki onda (o seste) geri çevirme / geciktirme yok . Dediler ki, Rabbimiz, hesap gününden önce bize payımızı / bize vereceğini acilleştir de ver. (Cahil cesareti) Onların dediklerine sabret ve kuvvetli Davut kulumuzu hatırla. Muhakkak ki O, çok yönelirdi. (Çok başvuruda bulunurdu) Dağları onun emrine verdik / musahhar kıldık. Onunla beraber akşam ve sabah (İşrak vakti) üstün tutarlardı / tesbih ederlerdi. Toplu haldeki / sürü haldeki kuşlar, hepsi O'na / Allah’a yönelirdi. Saltanatını da / m ülkünü şiddetlendirdik ve ona hikmeti / (niçin ilmini, gerekçelendirmeyi) ve ayrık konuşmayı verdik (Anlaşmazlıkları giderici ikna edici konuşma yeteneği)

Rowwad Tercüme Merkezi

Onların söylediklerine sabırlı ol. O kuvvet sahibi kulumuz Dâvud'u hatırla. O, her zaman Allah'a yönelirdi.

Süleyman Ateş

Onların dediklerine sabret de güçlü kulumuz Davud'u an; çünkü o (bize) çok başvururdu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunların sözlerine sabret. Kulumuzu; güçlü Davut'u anlat. Çünkü o, pek saygılıydı.

Şaban Britch

Onların söylediklerine sabırlı ol. Kulumuz Davud'u, o kuvvet sahibi zatı hatırla. O, hep Allah'a yönelirdi.

Şaban Piriş

Onların söylediklerine sabırlı ol ve bize yönelmiş olan güçlü kulumuz Davud'u hatırla!

Yaşar Nuri Öztürk

Onların dediklerine sabret! O kuvvet sahibi kulumuz Davud'u an! O, tespih nağmeleri döktüren bir kul idi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Be patient O Muhammad and put up with what they insolently and defiantly say and apply remembrance to Our worshipper Dawud, the man of physical strength whose vigour and piety joined; he always in lowliest plight repentant stood.

Abdul Haleem

Bear their words patiently [Prophet]. Remember Our servant David, a man of strength who always turned to Us:

Abdullah Yusuf Ali

Have patience at what they say, and remember our servant David, the man of strength: for he ever turned (to Allah).

Abul A'la Maududi

(O Prophet), bear with patience what they say, dipnot 1 and call to mind Our servant David, dipnot 2 who was endowed with great strength dipnot 3 and who constantly turned (to Allah).

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The allusion is to the absurd conversation of the disbelievers of Makkah, as narrated above, to the effect that the Prophet (peace be upon him) was a sorcerer and a liar, and to their objection whether he was the only fit person in the sight of Allah to be appointed as a Messenger, and to their some accusation that he had vested interest in preaching the doctrine of Tauhid to the people and not any religious mission.
  2. metne dön, dipnot 2
    "Remember Our servant David". It would mean: There is a lesson in this story for these people. Or it would mean: The remembrance of this story will help you too, to have patience. As the narrative is meant to serve both purposes, comprehensive words have been used as contain both meanings. (For the story of the prophet David (peace be upon him), see(Surah Al-Baqarah, Ayat 251); (Surah Bani-Israil, Ayat 55); (Surah Al-Anbiya, Ayats 78-81); (Surah An-Naml, Ayat 15) and the E.Ns thereof, and (E.Ns 14 to 16 of Surah Saba).
  3. metne dön, dipnot 3
    The words in the original are: dhal-ayd (possessor of the hands). The word "hand" is used metaphorically for strength and power not only in Arabic but in other languages also. When as an attribute of the Prophet David (peace be upon him) it is said that he was a "possessor of the hands", it will necessarily mean that he possessed great powers. These powers may mean the physical strength which he displayed during his combat against Goliath, military and political power by which he crushed the neighboring idolatrous nations and established a strong Islamic empire, moral strength by which he ruled like a poor king and always feared Allah and observed the bounds set by Him, and the power of worship by virtue of which, besides his occupations in connection with rule and government and fighting in the cause of Allah, he fasted every alternate day and spent a third of the night in worship according to a tradition of Bukhari. Imam Bukhari in his History has related, on the authority of Abu- Darda, that whenever the Prophet David (peace be upon him) was mentioned, the Prophet (peace be upon him) used to say: He was the greatest worshiper of God.

Aisha Bewley

Be steadfast in the face of what they say and remember Our slave Dawud, who possessed true strength. He truly turned to his Lord.

Al-Hilali & Khan

Be patient (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) of what they say, and remember Our slave Dâwûd (David), endued with power. Verily, he was ever oft-returning in all matters and in repentance (toward Allâh).

Ali Quli Qarai

Be patient over what they say, and remember Our servant, David, [the man] of strength. Indeed he was a penitent [soul].

Amatul Rahman Omar

Bear with patience what they say. And remember (the event of the life of) Our servant David, the possessor of might. Verily, he was ever turning (to God).

Arthur John Arberry

Bear patiently what they say, and remember Our servant David, the man of might; he was a penitent.

Bijan Moeinian

Be patient with them and recite the story of our servant David [to strengthen your patience and as a lesson to the disbelievers who have falsified his life story]. He was blessed with power and turned to God in every matter.

E. Henry Palmer

Be patient of what they say, and remember our servant David endowed with might; verily, he turned frequently to us.

Edip-Layth

Be patient to what they say, and recall Our servant David, the resourceful. He was obedient.

George Sale

Do thou patiently bear that which they utter: And remind them of our servant David, indued with strength; for he was one who seriously turned himself unto God.

Hamid S. Aziz

Bear patiently what they say, and remember Our servant David, the possessor of power; surely he was frequent in turning (to Allah).

Mahmoud Ghali

(Endure) patiently what they say; and remember Our bondman Dawûd (David) (a man) possessing prowess (Literally: hands). Surely he was a constant resorter (to Allah).

Marmaduke Pickthall

Bear with what they say, and remember Our bondman David, lord of might, Lo! he was ever turning in repentance (toward Allah).

Mohamed Ahmed - Samira

Bear with patience what they say, and remember Our votary David, man of strength. He surely turned to Us in penitence.

Muhammad Asad

[But] bear thou with patience whatever they may say, and remember Our servant David, him who was endowed with [so much] inner strength! He, verily, would always turn unto Us:

Mustafa Khattab

Be patient ˹O Prophet˺ with what they say. And remember Our servant, David, the man of strength. Indeed, he ˹constantly˺ turned ˹to Allah˺.

Progressive Muslims

Be patient to what they say, and recall Our servant David, the resourceful. He was obedient.

Rashad Khalifa

Be patient in the face of their utterances, and remember our servant David, the resourceful; he was obedient.

Sahih International

Be patient over what they say and remember Our servant, David, the possessor of strength; indeed, he was one who repeatedly turned back [to Allah ].

Sam Gerrans

Be thou patient over what they say. And remember thou Our servant David, the possessor of strength: he was one turning in repentance.

Shabbir Ahmed

Bear with patience whatever they may say, and remember Our servant David, the man of strength and resources. He always turned unto Us.

Syed Vickar Ahamed

Have patience at what they say, and remember Our servant Dawood (David), the man of (great) strength; Verily, he always came back in repentance (to Allah).

Taqi Usmani

Bear patiently with what they say, and remember Our servant Dawūd, the man of might. Surely he was ever-turning to Allah.

The Monotheist Group

Be patient to what they say, and recall Our servant David, the resourceful. He was obedient.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 17. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 17. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 17. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩