Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an.
Sâd suresi · 45–49. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Sâd suresi, 45. ayet. وَٱذْكُرْ عِبَٰدَنَآ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ أُو۟لِى ٱلْأَيْدِى وَٱلْأَبْصَٰرِ
(Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an.
Güçlü ve öngörü sahibi kullarımızı (yani) İbrahim'i, İshak'ı ve Yakup'u da hatırla!
Has kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u da hatırla: hepsi de güçlü bir kişilik ve keskin bir idrak sahibiydiler.
(Hepsi de) güçlü bir iradeye ve keskin bir kavrayış yeteneğine sahip olan İbrahim, İshak ve Yakub'u hatırla:
Kudretli ve basiretli kullarımız İbrahim, İshak ve Yakup'u da zikret (an, hatırla)!
Güç ve basiret sahibi olan kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da hatırla.
(Ey Muhammed!), Kuvvetli ve basiretli kullarımız İbrahim, İshak ve Ya’kub'u da an.
Güçlü ve görüş yetisi olan kullarımız; İbrahim, İshak ve Yakup'u da an.
Kuvvetli ve basiretli kullarımız İbrahim, İshak ve Ya'kub'u da hatırla!
Kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u anımsa. Becerikli idiler, ileri görüşlü idiler.
Kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u anımsa. Becerikli idiler, ileri görüşlü idiler.
Eller ve gözler sahipleri (güçlü ve basiretli) kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an.
Kullarımız İbrahimi, İshakı, Ya'kubu da an, eller ve gözler sahibleri idiler
Güç ve basiret sahibi olan kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an.
Güç ve basiret sahibi olan kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an.
Güç ve basiret sahibi olan kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakup'u da an.
Güç ve basiret sahibi olan kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da hatırla.
Kuvvetlerin ve basıyretlerin saahibleri olan kullarımız İbrahimi, İshakı, Ya'kubu da an.
Kuvvetli ve basiretli kullarımız; İbrahim, İshak ve Ya'kub'u da hatırla.
(45-48) Kullarımız, kuvvet ve görüş uluları İbrahim, İshak ve Yakub’u, hatırla. Muhakkak biz onlara has olarak anılan yurtlarıyla onları halis kullar kıldık. Muhakkak ki onlar yanımızda ki en hayırlı seçilmişlerdendirler. İsmail’i Elyesa ’yı ve Zülkifl’i hatırla, ki hepsi de en hayırlılardandır.
Güç ve basiret sahibi kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Ya'kûb'u da an.
Kuvvetli ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Ya'kub'u da an.
Güçlü ve ileri görüşlü kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da anlat!
Güçlü ve kavrayışı kuvvetli kullarımız İbrahim, İshak, Yakub'u da anlat.
Güç ve basiret sahibi kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub’u da an.
Güç (aksiyon) ve basiret (fikir) sahibi kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u da hatırla.
Güçlü kuvvetli, bakış ve görüş sahibi kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u da an!
Sâd suresi, 46. ayet. إِنَّآ أَخْلَصْنَٰهُم بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى ٱلدَّارِ
Şüphesiz biz onları, ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlaslı kimseler kıldık.
Şüphesiz ki onları ahiret yurdunu hatırlama duygusuyla arı duru bir özellikle saflaştırmıştık.
Biz onların şahsiyetlerini arı duru bir tasavvurla saflaştırdık (ki, ebedi) yurdu hep hatırda tutsunlar;
Biz onları arı duru bir düşünce aracılığıyla temizledik. Öteki dünyayı gözetme (düşüncesiyle).
Doğrusu biz onlarda, gerçek vatanlarını (hakikat boyutunu) hatırda tutarak yaşama safiyetini açığa çıkardık.
Gerçekten biz onları, katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu düşünüp anan ihlas sahipleri kıldık.
Biz onları özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlâslı kimseler kıldık.
Aslında, Onları, Sonsuz Yaşam Ülkesi'ni düşünen içten kullar yaptık.
Biz onları daima ahireti düşünen ihlaslı kullar kıldık.
Salt ahireti düşündükleri için onları salt/dupduru kıldık.
Salt ahireti düşündükleri için onları salt/dupduru kıldık.
Çünkü Biz onları temiz bir hasletle, halis ahiret yurdu düşüncesine ermiş has kullarımızdan kılmışızdır.
Çünkü biz onları temiz bir hassa, halis yurd düşüncesiyle halislerimizden kılmışızdır
Biz, onları sürekli ahiret yurdu düşüncesiyle arınmış, samimiyet sahibi kimseler yaptık.
Biz, onları sürekli ahiret yurdu düşüncesiyle arınmış, samimiyet sahibi kimseler yaptık.
Biz, onları sürekli ahiret yurdu düşüncesiyle arınmış, samimiyet sahibi kimseler yaptık.
Gerçekten biz onları, katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu düşünüp anan ihlas sahipleri kıldık.
Çünkü biz onları katkısız (şaibesiz) bir hasletle — ki (bu daima) yurd (ları) nı hatırlama (ları ve onun için çalışmaları) dır — haalis (insanlar) yapdık.
Doğrusu Biz, onları ahiret yurdunu samimiyetle düşünen kimseler kıldık.
(45-48) Kullarımız, kuvvet ve görüş uluları İbrahim, İshak ve Yakub’u, hatırla. Muhakkak biz onlara has olarak anılan yurtlarıyla onları halis kullar kıldık. Muhakkak ki onlar yanımızda ki en hayırlı seçilmişlerdendirler. İsmail’i Elyesa ’yı ve Zülkifl’i hatırla, ki hepsi de en hayırlılardandır.
Biz onları, özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlaslı kimseler kıldık.
Biz onları ahiret yurdunu düşünme özelliğiyle temizleyip, kendimize halis (kul) yaptık.
Ahiret yurdunu samimiyetle akıllarından çıkarmamalarına karşılık onların samimiyetlerini onayladık.
Samimiyetle ahirete odaklanmalarına karşılık onları bize karşı samimi kişiler saydık.
Biz onları özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlaslı kimseler kıldık.
Biz onları gerçek yurdu düşünen, tam olarak arınmış, ihlaslı kimseler kılmıştık.
Biz onları, yurdu düşünme özellikleriyle yücelen tertemiz kullar yaptık.
Sâd suresi, 47. ayet. وَإِنَّهُمْ عِندَنَا لَمِنَ ٱلْمُصْطَفَيْنَ ٱلْأَخْيَارِ
Şüphesiz onlar, bizim katımızda hayırlı, seçkin kimselerdendir.
Şüphesiz ki onlar katımızda en hayırlı güzide seçkinlerdendirler.
ve elbet onlar, bizim indimizde pek seçkin, hayırda öne geçenler arasındaydılar.
Ve Bizim nezdimizde onlar gerçekten seçkin, hayırlı kimseler arasındaydılar.
Kesinlikle Onlar bizim indimizde seçilmiş Mustafalar'dı (süzülüp arındırılmış - saflaştırılmış - safiye).
Ve gerçekten onlar, Bizim katımızda seçkinlerden ve hayırlı olanlardandır.
Doğrusu onlar bizim katımızda seçkin iyi kimselerdendir.
Gerçekten de Onlar, Bizim katımızda, seçkinler ve iyilerdir.
Şüphesiz onlar, katımızda seçkin ve iyi kullardı.
Onlar bizim yanımızda iyilerden seçilmiş kimselerdi.
Onlar bizim yanımızda iyilerden seçilmiş kimselerdi.
Çünkü onlar, gerçekten nezdimizde süzülüp seçilmiş en hayırlı kimselerdendir.
Ve çünkü onlar muhakkak nezdimizde seçilmiş ahyardan
Onlar, yanımızda seçkin ve hayırlı kimselerdendir.
Onlar, yanımızda seçkin ve hayırlı kimselerdendir.
Onlar, yanımızda seçkin ve hayırlı kimselerdendir.
Ve gerçekten onlar, bizim katımızda seçkinlerden ve hayırlı olanlardandır.
Çünkü onlar bizim indimizde cidden seçginlerden, hayırlı (zatilerdendi.
Ve gerçekten onlar, katımızda seçkinlerden ve hayırlılardandı.
(45-48) Kullarımız, kuvvet ve görüş uluları İbrahim, İshak ve Yakub’u, hatırla. Muhakkak biz onlara has olarak anılan yurtlarıyla onları halis kullar kıldık. Muhakkak ki onlar yanımızda ki en hayırlı seçilmişlerdendirler. İsmail’i Elyesa ’yı ve Zülkifl’i hatırla, ki hepsi de en hayırlılardandır.
Çünkü onlar, katımızda seçilmiş ve hayırlı kimselerden idiler.
Onlar bizim yanımızda seçkinlerden, hayırlılardandır.
Onlar katımızda, seçkin ve iyi kişilerdendir dipnot 1 .
Katımızda onlar, iyi ve seçkin kimselerdir.
Çünkü onlar, katımızda seçilmiş ve hayırlı kimselerden idiler.
Çünkü onlar, katımızda seçilmiş ve hayırlı kimselerden idiler.
Ve bizim katımızda onlar seçkin, hayırlı kimselerdendi.
Sâd suresi, 48. ayet. وَٱذْكُرْ إِسْمَٰعِيلَ وَٱلْيَسَعَ وَذَا ٱلْكِفْلِ وَكُلٌّ مِّنَ ٱلْأَخْيَارِ
(Ey Muhammed!) İsmail, el-Yesa' ve Zülkifl'i de an. Onların her biri iyi kimselerdi.
İsmail'i, Elyesa'yı, Zülkifl'i de hatırla! Hepsi de en hayırlılardandır.
Yine İsmail, Elyasa ve yükümlülük alan kişiyi de hatırla: onların hepsi de hayırda öncülük yaptılar.
İsmail'i, Elyesa'yı ve (onlar gibi) kendisini (Bize) adayan herkesi an! Onların tümü hayırlı kimselerdi!
İsmail'i, Elyesa'yı ve ZülKifl'i de hatırla! Hepsi de hayırlılardandı.
İsmail'i, Elyesa'ı ve Zülkifl'i de hatırla. Hepsi de hayırlı olanlardandır.
İsmail'i, Elyesa'yı, Zülkifl'i de an. Hepsi de iyilerdendir.
İsmail, Elyesa ve Zülkifl'i de an. Zaten tümü, iyiler arasındaydılar.
İsmail'i, Elyesa'ı, Zülkifl'i de hatırla!; hepsi de iyi kullardandı.
İsmail'i, Elyesa'ı ve Zülkifl'i de anımsa; hepsi iyilerdendi.
İsmail'i, Elyesa'ı ve Zülkifl'i de anımsa; hepsi iyilerdendi.
İsmail'i, Elyesa'ı ve Zülkifl'i de an! Hepsi de en hayırlı kimselerdendir.
İsmaili de, Elyese'i de, Zül'kifli de an, hepsi de o ahyardan
İsmail'i, Elyesa'yı ve Zu'l-Kifl'i de an. Hepsi de hayırlı kimselerdendir.
İsmail'i, Elyesa'yı ve Zulkifl'i de an. Hepsi de hayırlı kimselerdendir.
İsmail'i, Elyesa'yı ve Zulkifl'i de an. Hepsi de hayırlı kimselerdendir.
İsmail'i, Elyesa'ı ve Zülkifl'i de hatırla. Hepsi de hayırlı olanlardandır.
İsmaili, Elyesaı, Zülkifli de an. (İşte) bütün bunlar hayırlı (insan) lardı..
İsmail'i, El-Yesa'ı ve Zülkifl'i de hatırla. Hepsi de iyilerdendir.
(45-48) Kullarımız, kuvvet ve görüş uluları İbrahim, İshak ve Yakub’u, hatırla. Muhakkak biz onlara has olarak anılan yurtlarıyla onları halis kullar kıldık. Muhakkak ki onlar yanımızda ki en hayırlı seçilmişlerdendirler. İsmail’i Elyesa ’yı ve Zülkifl’i hatırla, ki hepsi de en hayırlılardandır.
İsmail’i, Elyasa’yı ve Zülkifl’i de an. Hepsi de hayırlı kimselerden idiler.
İsma'il'i, Elyesa'ı, Zülkifl'i de an. Hepsi de iyilerdendir.
İsmail, Elyasa ve Zülkifl'i de anlat; hepsi de iyilerdendir dipnot 1 .
İsmail, İlyas ve Zülkifl'den de bahset; hepsi de iyi kimselerdi.
İsamil’i, Elyasa’yı ve Zülkifl’i de an. Hepsi de hayırlı kimselerden idiler.
İsmail'i, Elyasa'yı ve Zülkifl'i de hatırla. Hepsi de hayırlı kimselerden idiler.
İsmail'i, Elyese'i, Zülkifll'i de an! Hepsi seçkinlerdendi.
Sâd suresi, 49. ayet. هَٰذَا ذِكْرٌ وَإِنَّ لِلْمُتَّقِينَ لَحُسْنَ مَـَٔابٍ
(49-50) Bu bir öğüttür. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır.
İşte (Kur'an) bir hatırla(t)madır. Şüphesiz ki muttakîlere (duyarlı olanlara) güzel bir varış yeri vardır.
Bu (mesaj) bir hatırlatma ve uyarıdır: elbet sorumluluğunun bilincinde olanları en güzel bir menzil beklemektedir.
BU, (Allah'a inananlar için) bir uyarıdır. Çünkü, Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyanları bütün menzillerin en güzeli beklemektedir:
Bu hatırlatmadır! Muhakkak ki korunmuş olanlar için dönüş yerinin güzeli vardır.
Bu, bir zikr'dir. Şüphesiz muttakiler için, elbette varılacak güzel bir yer vardır.
İşte bu, bir hatırlatmadır. Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır.
İşte bu, bir öğretidir. Ve kuşkusuz, sorumluluk bilinci taşıyanlar için güzel bir gelecek vardır.
Bunlar bir öğüttür. Şüphesiz muttakiler için güzel bir gelecek vardır.
Bu bir mesajdır: Erdemliler için güzel bir gelecek,
Bu bir mesajdır: Erdemliler için güzel bir gelecek,
İşte bu bir öğüttür. Şüphesiz korunan müttakiler için herhalde güzel bir istikbal (varış yeri) vardır.
İşte bu bir zikirdir ve şübhesiz korunan müttekiler için her halde güzel bir istikbal (bir husni meab) var.
Bu bir öğüttür. Kuşkusuz takva sahipleri için iyi bir gelecek vardır.
Bu bir öğüttür. Kuşkusuz takva sahipleri için iyi bir gelecek vardır.
Bu bir öğüttür. Kuşkusuz takva dipnot 1 sahipleri için iyi bir gelecek vardır.
Bu bir zikirdir. Şüphesiz muttakiler için, elbette güzel bir dönüş yeri (meab) vardır.
Bu,(peygamberler için bir şeref ve) bir zikr (-i cemil) dir. Takvaye erenlerin dönüb varacağı yerde elbette güzel (bir merci) dir:
Bu bir zikirdir. Ve muhakkak ki muttakiler için güzel bir sonuç vardır.
(49-68) Bu bir hatırlatmadır. Kesinlikle, sakınanlar için / muttakiler için güzel bir varış yeri vardır. Onlara adn cennetleri nin kapıları açıktır. Onda yaslanarak otururlar. Orada çokça yiyecekler ve içecekler çağırırlar. Onların yanında bakışları zarflı yaşıtları/ akranları vardır. Hesap günü için sizlere vaad edilen budur. Muhakkak bu rızkımızdır , bunda bir tükeniş te yoktur. İşte bu, m uhakkak ki taşkınlara, fena / şerli bir varış yeri vardır. Cehennem; işte oraya salınacaklar ne kötü oturulacak yerdir / mahat’tır. İşte bu, artık tatsınlar onu, kaynar su ve irini. Ve onun şeklinden türdeş / eş başkasını da tatsınlar. İşte bu, sizinle beraber atılanlara, onlara merhaba yok, kesinlikle onlar da ateşe salınacaklar. Dediler ki bilakis sizlere merhaba olmasın, siz bunu bize sundunuz / takdim ettiniz, ne kötü durulacak yer. Dediler ki Rabbimiz bunu bize kim sundu ise / takdim etti ise ateşteki azabını bir kat daha artır / ziyadeleştir. Bize ne oldu da en fena / en şerli olarak saydığımız, onlarla dalga geçtiğimiz adamlardan göremiyoruz dediler. Yoksa gözümüzden mi kaçırdık. Ateş halkının bu çekişmesi / kavgası kesinlikle gerçekleşecektir. De ki muhakkak ben bir uyarıcıyım. Allahtan başka ilah yoktur. Tek ve kahredici (karşı konulamayan ezici güç) O’dur. Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir. Saygıdeğerdir, çok defa bağışlayandır. Deki size büyük / kocaman bir haber vereyim mi? Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.
Bu bir anmadır. Doğrusu Allah'tan korkanlar için varılacak güzel bir yer vardır.
Bu, bir hatırlatmadır. Korunanlar için güzel bir gelecek vardır:
Bunlar, akılda tutulması gereken doğru bilgilerdir dipnot 1 . Yanlışlardan sakınanlar için elbette varılacak güzel bir yer vardır; dipnot 2
Bu, tümüyle doğru bilgidir. Mutlu son kendini bozmamış olanlarındır dipnot 1 .
Bu bir hatırlatmadır. Allah korkanlar için varılacak güzel bir yer vardır.
Bu bir hatırlatmadır. Allahtan korkanlar için elbette güzel bir gelecek vardır.
Bir hatırlatmadır bu! Korunup sakınanlar için elbette güzel bir gelecek vardır.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.