27. sure

Neml Suresi النمل

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 10 konu
  1. Kur'an müjde ve uyarıdır 1–6 karşılaştır — Kur'an müjde ve uyarıdır
  2. Mûsâ ve dokuz mucize 7–14 karşılaştır — Mûsâ ve dokuz mucize
  3. Dâvûd, Süleymân ve karınca vadisi 15–19 karşılaştır — Dâvûd, Süleymân ve karınca vadisi
  4. Hüdhüd, Sebe' melikesi ve taht 20–44 karşılaştır — Hüdhüd, Sebe' melikesi ve taht
  5. Sâlih ve dokuz kişilik çete 45–53 karşılaştır — Sâlih ve dokuz kişilik çete
  6. Lût 54–58 karşılaştır — Lût
  7. "Allah mı hayırlı, yoksa ortak koştukları mı?" 59–66 karşılaştır — "Allah mı hayırlı, yoksa ortak koştukları mı?"
  8. Dirilişe itiraz ve suçluların sonu 67–75 karşılaştır — Dirilişe itiraz ve suçluların sonu
  9. Kur'an İsrâiloğullarına anlatır; "ölülere duyuramazsın" 76–81 karşılaştır — Kur'an İsrâiloğullarına anlatır; "ölülere duyuramazsın"
  10. Dâbbe, sûr, iyi ve kötü amel; kapanış 82–93 karşılaştır — Dâbbe, sûr, iyi ve kötü amel; kapanış

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kur'an müjde ve uyarıdır 1–6

  1. Neml suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 1. ayet. طسٓ تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْقُرْءَانِ وَكِتَابٍ مُّبِينٍ

    ṭâ-sîn. tilke âyâtü-lḳur'âni vekitâbim mübîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    TT.S. Bu (harfler) Kuran'ın, apaçık bir kitabın mucizeleridir.

    Ayet detayı — Neml suresi, 1. ayet

  2. Neml suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 2. ayet. هُدًى وَبُشْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ

    hüdev vebüşrâ lilmü'minîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar için bir kılavuz ve müjdedir.

    Ayet detayı — Neml suresi, 2. ayet

  3. Neml suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 3. ayet. ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

    elleẕîne yüḳîmûne-ṣṣalâte veyü'tûne-zzekâte vehüm bil'âḫirati hüm yûḳinûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ki namazı gözetirler, zekatı verirler ve ahiret konusunda da kuşkuları yoktur.

    Ayet detayı — Neml suresi, 3. ayet

  4. Neml suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 4. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ زَيَّنَّا لَهُمْ أَعْمَٰلَهُمْ فَهُمْ يَعْمَهُونَ

    inne-lleẕîne lâ yü'minûne bil'âḫirati zeyyennâ lehüm a`mâlehüm fehüm ya`mehûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ahirete inanmıyanların ise yaptıklarını kendilerine süslü göstermişizdir, bocalayıp dururlar.

    Ayet detayı — Neml suresi, 4. ayet

  5. Neml suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 5. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَهُمْ سُوٓءُ ٱلْعَذَابِ وَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ هُمُ ٱلْأَخْسَرُونَ

    ülâike-lleẕîne lehüm sûü-l`aẕâbi vehüm fi-l'âḫirati hümü-l'aḫserûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar en kötü cezayı haketmişlerdir ve ahirette de en çok kayba uğrayanlardır.

    Ayet detayı — Neml suresi, 5. ayet

  6. Neml suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 6. ayet. وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى ٱلْقُرْءَانَ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ عَلِيمٍ

    veinneke letüleḳḳe-lḳur'âne mil ledün ḥakîmin `alîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kuşkusuz sen bu Kuran'ı, Bilge ve Bilen birisinden almaktasın.

    Ayet detayı — Neml suresi, 6. ayet

Mûsâ ve dokuz mucize 7–14

  1. Neml suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 7. ayet. إِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِأَهْلِهِۦٓ إِنِّىٓ ءَانَسْتُ نَارًا سَـَٔاتِيكُم مِّنْهَا بِخَبَرٍ أَوْ ءَاتِيكُم بِشِهَابٍ قَبَسٍ لَّعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ

    iẕ ḳâle mûsâ liehlihî innî ânestü nârâ. seâtîküm minhâ biḫaberin ev âtîküm bişihâbin ḳabesil le`alleküm taṣṭalûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hani Musa ailesine şöyle demişti: 'Ben bir ateş gördüm, size ondan bir haber getireyim, yahut size bir meşale getireyim de ısınasınız.

    Ayet detayı — Neml suresi, 7. ayet

  2. Neml suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 8. ayet. فَلَمَّا جَآءَهَا نُودِىَ أَنۢ بُورِكَ مَن فِى ٱلنَّارِ وَمَنْ حَوْلَهَا وَسُبْحَٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    felemmâ câehâ nûdiye em bûrike men fi-nnâri vemen ḥavlehâ. vesübḥâne-llâhi rabbi-l`âlemîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Oraya varınca kendisine, 'Ateşin içinde bulunan da, çevresinde olan da kutludur,' diye seslenildi. Evrenlerin Rabbi olan ALLAH çok yücedir.

    Ayet detayı — Neml suresi, 8. ayet

  3. Neml suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 9. ayet. يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّهُۥٓ أَنَا ٱللَّهُ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    yâ mûsâ innehû ene-llâhü-l`azîzü-lḥakîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Musa, bu Benim, Ben Üstün ve Bilge olan ALLAH'ım.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 9. ayet

  4. Neml suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 10. ayet. وَأَلْقِ عَصَاكَ فَلَمَّا رَءَاهَا تَهْتَزُّ كَأَنَّهَا جَآنٌّ وَلَّىٰ مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْ يَٰمُوسَىٰ لَا تَخَفْ إِنِّى لَا يَخَافُ لَدَىَّ ٱلْمُرْسَلُونَ

    veelḳi `aṣâk. felemmâ raâhâ tehtezzü keennehâ cânnüv vellâ müdbirav velem yü`aḳḳib. yâ mûsâ lâ teḫaf innî lâ yeḫâfü ledeyye-lmürselûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Değneğini at.' Onu küçük bir yılan gibi titreştiğini görünce, arkasına dönüp bakmadan kaçtı. 'Musa, korkma; elçiler huzurumda korkmazlar.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 10. ayet

  5. Neml suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 11. ayet. إِلَّا مَن ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسْنًۢا بَعْدَ سُوٓءٍ فَإِنِّى غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    illâ men żaleme ŝümme beddele ḥusnem ba`de sûin feinnî gafûrur raḥîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ancak kim zulmederse, sonra günahlarını bırakıp iyilik yaparsa ona karşı ben Bağışlayıcıyım, Rahimim.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 11. ayet

  6. Neml suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 12. ayet. وَأَدْخِلْ يَدَكَ فِى جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَآءَ مِنْ غَيْرِ سُوٓءٍ فِى تِسْعِ ءَايَٰتٍ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَقَوْمِهِۦٓ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَٰسِقِينَ

    veedḫil yedeke fî ceybike taḫruc beyḍâe min gayri sûin fî tis`i âyâtin ilâ fir`avne veḳavmih. innehüm kânû ḳavmen fâsiḳîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Elini koynuna sok da; kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Firavun ve halkına göstereceğin dokuz mucizeden biridir. Onlar yoldan çıkan bir toplum olmuşlardır.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 12. ayet

  7. Neml suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 13. ayet. فَلَمَّا جَآءَتْهُمْ ءَايَٰتُنَا مُبْصِرَةً قَالُوا۟ هَٰذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    felemmâ câethüm âyâtünâ mübṣiraten ḳâlû hâẕâ siḥrum mübîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara açıkça görünen mucizelerimiz geldiğinde, 'Bu apaçık bir büyüdür,' dediler.

    Ayet detayı — Neml suresi, 13. ayet

  8. Neml suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 14. ayet. وَجَحَدُوا۟ بِهَا وَٱسْتَيْقَنَتْهَآ أَنفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّا فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُفْسِدِينَ

    veceḥadû bihâ vesteyḳanethâ enfüsühüm żulmev ve`ulüvvâ. fenżur keyfe kâne `âḳibetü-lmüfsidîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Zulüm ve kibirlerinden dolayı kendilerinin haklı oduğuna inandılar ve onları reddettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna dikkat et.

    Ayet detayı — Neml suresi, 14. ayet

Dâvûd, Süleymân ve karınca vadisi 15–19

  1. Neml suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 15. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ وَسُلَيْمَٰنَ عِلْمًا وَقَالَا ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى فَضَّلَنَا عَلَىٰ كَثِيرٍ مِّنْ عِبَادِهِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    veleḳad âteynâ dâvûde vesüleymâne `ilmâ. veḳâle-lḥamdü lillâhi-lleẕî feḍḍalenâ `alâ keŝîrim min `ibâdihi-lmü'minîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz Davud'a ve Süleyman'a bilgi vermiştik de, 'Bize, inanan kullarının birçoğundan daha fazla bağışta bulunan ALLAH'a övgüler olsun,' demişlerdi.

    Ayet detayı — Neml suresi, 15. ayet

  2. Neml suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 16. ayet. وَوَرِثَ سُلَيْمَٰنُ دَاوُۥدَ وَقَالَ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ عُلِّمْنَا مَنطِقَ ٱلطَّيْرِ وَأُوتِينَا مِن كُلِّ شَىْءٍ إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْفَضْلُ ٱلْمُبِينُ

    veveriŝe süleymânü dâvûde veḳâle yâ eyyühe-nnâsü `ullimnâ menṭiḳa-ṭṭayri veûtînâ min külli şey'. inne hâẕâ lehüve-lfaḍlü-lmübîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Süleyman Davud'a varis oldu. Dedi ki, 'Ey halk, bize kuşların dilini anlamak öğretildi ve bize her şeyden verildi. Bu apaçık bir lütuftur.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 16. ayet

  3. Neml suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 17. ayet. وَحُشِرَ لِسُلَيْمَٰنَ جُنُودُهُۥ مِنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ وَٱلطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ

    veḥuşira lisüleymâne cünûdühû mine-lcinni vel'insi veṭṭayri fehüm yûza`ûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Süleyman için, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan ordular oluşturulmuştu ve düzenle sevkediliyorlardı.

    Ayet detayı — Neml suresi, 17. ayet

  4. Neml suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 18. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَوْا۟ عَلَىٰ وَادِ ٱلنَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّمْلُ ٱدْخُلُوا۟ مَسَٰكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَٰنُ وَجُنُودُهُۥ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    ḥattâ iẕâ etev `alâ vâdi-nnemli ḳâlet nemletüy yâ eyyühe-nnemlü-dḫulû mesâkineküm. lâ yaḥṭimenneküm süleymânü vecünûdühû vehüm lâ yeş`urûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Karınca vadisine varınca, bir karınca, 'Ey karıncalar, yuvalarınıza giriniz ki Süleyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 18. ayet

  5. Neml suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 19. ayet. فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِّن قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِىٓ أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتَ عَلَىَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَىَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَٰلِحًا تَرْضَىٰهُ وَأَدْخِلْنِى بِرَحْمَتِكَ فِى عِبَادِكَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    fetebesseme ḍâḥikem min ḳavlihâ veḳâle rabbi evzi`nî en eşküra ni`meteke-lletî en`amte `aleyye ve`alâ vâlideyye veen a`mele ṣâliḥan terḍâhü veedḫilnî biraḥmetike fî `ibâdike-ṣṣâliḥîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onun sözüne gülerek, 'Rabbim, senin bana ve ana babama bağışladığın nimetlerine şükretmeye ve hoşnut olacağın erdemli davranışlarda bulunmaya beni yönelt. Rahmetinle, beni erdemli kullarının arasına sok.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 19. ayet

Hüdhüd, Sebe' melikesi ve taht 20–44

  1. Neml suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 20. ayet. وَتَفَقَّدَ ٱلطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِىَ لَآ أَرَى ٱلْهُدْهُدَ أَمْ كَانَ مِنَ ٱلْغَآئِبِينَ

    vetefeḳḳade-ṭṭayra feḳâle mâ liye lâ era-lhüdhüd. em kâne mine-lgâibîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kuşları denetledi ve, 'Neden hüdhüdü görmüyorum, yoksa kaçak mı?' dedi.

    Ayet detayı — Neml suresi, 20. ayet

  2. Neml suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 21. ayet. لَأُعَذِّبَنَّهُۥ عَذَابًا شَدِيدًا أَوْ لَأَا۟ذْبَحَنَّهُۥٓ أَوْ لَيَأْتِيَنِّى بِسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ

    leü`aẕẕibennehû `aẕâben şedîden ev leeẕbeḥannehû ev leye'tiyennî bisülṭânim mübîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bana (özür olarak) açık bir delil getirmezse, onu şiddetli bir cezaya çarpacağım, yahut onu keseceğim.

    Ayet detayı — Neml suresi, 21. ayet

  3. Neml suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 22. ayet. فَمَكَثَ غَيْرَ بَعِيدٍ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِهِۦ وَجِئْتُكَ مِن سَبَإٍۭ بِنَبَإٍ يَقِينٍ

    femekeŝe gayra be`îdin feḳâle eḥattü bimâ lem tüḥiṭ bihî veci'tüke min sebeim binebeiy yeḳîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çok geçmeden (hüdhüd) geldi ve, 'Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim,' dedi, 'Sana Sebe'den önemli bir haber getirdim.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 22. ayet

  4. Neml suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 23. ayet. إِنِّى وَجَدتُّ ٱمْرَأَةً تَمْلِكُهُمْ وَأُوتِيَتْ مِن كُلِّ شَىْءٍ وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌ

    innî vecettü-mraeten temlikühüm veûtiyet min külli şey'iv velehâ `arşün `ażîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Onları yöneten bir kadın buldum. Kendisine her şeyden verilmiş ve büyük bir sarayı var.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 23. ayet

  5. Neml suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 24. ayet. وَجَدتُّهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَعْمَٰلَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ ٱلسَّبِيلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَ

    vecettühâ veḳavmehâ yescüdûne lişşemsi min dûni-llâhi vezeyyene lehümü-şşeyṭânü a`mâlehüm feṣaddehüm `ani-ssebîli fehüm lâ yehtedûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Onu ve halkını ALLAH'ın dışında güneşe secde eder buldum. Şeytan onların işlerini kendilerine süslemiş ve onları yoldan çıkarmış ve bu yüzden doğruyu görmüyorlar.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 24. ayet

  6. Neml suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 25. ayet. أَلَّا يَسْجُدُوا۟ لِلَّهِ ٱلَّذِى يُخْرِجُ ٱلْخَبْءَ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ

    ellâ yescüdû lillâhi-lleẕî yuḫricü-lḫab'e fi-ssemâvâti vel'arḍi veya`lemü mâ tuḫfûne vemâ tü`linûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Halbuki onlar, göklerde ve yerde gizleneni açığa çıkaran ALLAH'a secde etmeliydiler. O, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 25. ayet

  7. Neml suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 26. ayet. ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْعَظِيمِ secde ayeti

    allâhü lâ ilâhe illâ hüve rabbü-l`arşi-l`ażîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH: O'ndan başka tanrı yoktur. O büyük yönetimin Rabbidir.

    Ayet detayı — Neml suresi, 26. ayet

  8. Neml suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 27. ayet. قَالَ سَنَنظُرُ أَصَدَقْتَ أَمْ كُنتَ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

    ḳâle senenżuru eṣadaḳte em künte mine-lkâẕibîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki, 'Doğru mu konuştun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 27. ayet

  9. Neml suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 28. ayet. ٱذْهَب بِّكِتَٰبِى هَٰذَا فَأَلْقِهْ إِلَيْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ فَٱنظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ

    iẕheb bikitâbî hâẕâ feelḳih ileyhim ŝümme tevelle `anhüm fenżur mâẕâ yerci`ûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Şu mektubumu onlara götürüp ilet ve sonra bir yana çekilip tepkilerini gözle.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 28. ayet

  10. Neml suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 29. ayet. قَالَتْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَؤُا۟ إِنِّىٓ أُلْقِىَ إِلَىَّ كِتَٰبٌ كَرِيمٌ

    ḳâlet yâ eyyühe-lmeleü innî ülḳiye ileyye kitâbün kerîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Kadın lider) dedi, 'Ey konseyim, bana onurlu bir mektup gelmiş bulunuyor.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 29. ayet

  11. Neml suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 30. ayet. إِنَّهُۥ مِن سُلَيْمَٰنَ وَإِنَّهُۥ بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

    innehû min süleymâne veinnehû bismi-llâhi-rraḥmâni-rraḥîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'O, Süleyman'dandır, ve o, 'Rahman ve Rahim ALLAH'ın İsmiyle' dir'

    Ayet detayı — Neml suresi, 30. ayet

  12. Neml suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 31. ayet. أَلَّا تَعْلُوا۟ عَلَىَّ وَأْتُونِى مُسْلِمِينَ

    ellâ ta`lû `aleyye ve'tûnî müslimîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ''Bana karşı büyüklük taslamayın; bana müslümanlar olarak gelin,' diye uyarmaktadır.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 31. ayet

  13. Neml suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 32. ayet. قَالَتْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَؤُا۟ أَفْتُونِى فِىٓ أَمْرِى مَا كُنتُ قَاطِعَةً أَمْرًا حَتَّىٰ تَشْهَدُونِ

    ḳâlet yâ eyyühe-lmeleü eftûnî fî emrî. mâ küntü ḳâṭi`aten emran ḥattâ teşhedûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ey konseyim, şu işte bana bir fikir verin. Siz yanımda bulunmadıkça bir işte karar vermem,' dedi.

    Ayet detayı — Neml suresi, 32. ayet

  14. Neml suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 33. ayet. قَالُوا۟ نَحْنُ أُو۟لُوا۟ قُوَّةٍ وَأُو۟لُوا۟ بَأْسٍ شَدِيدٍ وَٱلْأَمْرُ إِلَيْكِ فَٱنظُرِى مَاذَا تَأْمُرِينَ

    ḳâlû naḥnü ülû ḳuvvetiv veülû be'sin şedîdiv vel'emru ileyki fenżurî mâẕâ te'mürîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Biz güçlüyüz, yaman savaşçılarız ve son karar sana aittir. Kararını uygula,' dediler.

    Ayet detayı — Neml suresi, 33. ayet

  15. Neml suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 34. ayet. قَالَتْ إِنَّ ٱلْمُلُوكَ إِذَا دَخَلُوا۟ قَرْيَةً أَفْسَدُوهَا وَجَعَلُوٓا۟ أَعِزَّةَ أَهْلِهَآ أَذِلَّةً وَكَذَٰلِكَ يَفْعَلُونَ

    ḳâlet inne-lmülûke iẕâ deḫalû ḳaryeten efsedûhâ vece`alû e`izzete ehlihâ eẕilleh. vekeẕâlike yef`alûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Kadın lider) dedi ki, 'Krallar girdikleri ülkeleri bozarlar ve onların onurlu halkını aşağılarlar. Böyle davranırlar.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 34. ayet

  16. Neml suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 35. ayet. وَإِنِّى مُرْسِلَةٌ إِلَيْهِم بِهَدِيَّةٍ فَنَاظِرَةٌۢ بِمَ يَرْجِعُ ٱلْمُرْسَلُونَ

    veinnî mürsiletün ileyhim bihediyyetin fenâżiratüm bime yerci`u-lmürselûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Onlara bir armağan göndereyim de, bakayım elçiler nasıl bir tepki ile dönecekler.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 35. ayet

  17. Neml suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 36. ayet. فَلَمَّا جَآءَ سُلَيْمَٰنَ قَالَ أَتُمِدُّونَنِ بِمَالٍ فَمَآ ءَاتَىٰنِۦَ ٱللَّهُ خَيْرٌ مِّمَّآ ءَاتَىٰكُم بَلْ أَنتُم بِهَدِيَّتِكُمْ تَفْرَحُونَ

    felemmâ câe süleymâne ḳâle etümiddûnenî bimâl. femâ etâniye-llâhü ḫayrum mimmâ âtâküm. bel entüm bihediyyetiküm tefraḥûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Elçi) geldiğinde Süleyman kendisine şunları dedi, 'Siz bana para ve mal mı vermek istiyorsunuz? ALLAH'ın bana verdikleri sizin bana verdiğinizden çok daha iyidir. Armağanınızla (ben değil) siz sevinebilirsiniz.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 36. ayet

  18. Neml suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 37. ayet. ٱرْجِعْ إِلَيْهِمْ فَلَنَأْتِيَنَّهُم بِجُنُودٍ لَّا قِبَلَ لَهُم بِهَا وَلَنُخْرِجَنَّهُم مِّنْهَآ أَذِلَّةً وَهُمْ صَٰغِرُونَ

    irci` ileyhim felene'tiyennehüm bicünûdil lâ ḳibele lehüm bihâ velenuḫricennehüm minhâ eẕilletev vehüm ṣâgirûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Onlara dön, (ve bildir ki) karşı konulamıyacak ordularla üzerlerine varacağız ve onları aşağılanmış ve küçültülmüş olarak oradan çıkartacağız.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 37. ayet

  19. Neml suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 38. ayet. قَالَ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَؤُا۟ أَيُّكُمْ يَأْتِينِى بِعَرْشِهَا قَبْلَ أَن يَأْتُونِى مُسْلِمِينَ

    ḳâle yâ eyyühe-lmeleü eyyüküm ye'tînî bi`arşihâ ḳable ey ye'tûnî müslimîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki, 'Ey konseyim, onlar bana müslümanlar olarak gelmeden önce hanginiz onun tahtını bana getirebilir?'

    Ayet detayı — Neml suresi, 38. ayet

  20. Neml suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 39. ayet. قَالَ عِفْرِيتٌ مِّنَ ٱلْجِنِّ أَنَا۠ ءَاتِيكَ بِهِۦ قَبْلَ أَن تَقُومَ مِن مَّقَامِكَ وَإِنِّى عَلَيْهِ لَقَوِىٌّ أَمِينٌ

    ḳâle `ifrîtüm mine-lcinni ene âtîke bihî ḳable en teḳûme mim meḳâmik. veinnî `aleyhi leḳaviyyün emîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Cinlerden bir ifrit, 'Sen daha yerinden kalkmadan onu sana getirebilirim. Bunu becerebilecek güce sahibim,' dedi.

    Ayet detayı — Neml suresi, 39. ayet

  21. Neml suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 40. ayet. قَالَ ٱلَّذِى عِندَهُۥ عِلْمٌ مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ أَنَا۠ ءَاتِيكَ بِهِۦ قَبْلَ أَن يَرْتَدَّ إِلَيْكَ طَرْفُكَ فَلَمَّا رَءَاهُ مُسْتَقِرًّا عِندَهُۥ قَالَ هَٰذَا مِن فَضْلِ رَبِّى لِيَبْلُوَنِىٓ ءَأَشْكُرُ أَمْ أَكْفُرُ وَمَن شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِۦ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّى غَنِىٌّ كَرِيمٌ

    ḳâle-lleẕî `indehû `ilmüm mine-lkitâbi ene âtîke bihî ḳable ey yertedde ileyke ṭarfük. felemmâ raâhü müsteḳirran `indehû ḳâle hâẕâ min faḍli rabbî. liyeblüvenî eeşküru em ekfür. vemen şekera feinnemâ yeşküru linefsih. vemen kefera feinne rabbî ganiyyün kerîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kitap bilgisine sahip olan birisi de, 'Ben onu, gözünü kırpman için geçen süreden daha çabuk getirebilirim,' dedi. Onu yanında duruyor görünce, 'Bu Rabbimin bir lütfudur. Şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğimi sınıyor. Şükreden kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de, bilsin ki benim Rabbim Zengindir, Şereflidir,' dedi.

    Ayet detayı — Neml suresi, 40. ayet

  22. Neml suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 41. ayet. قَالَ نَكِّرُوا۟ لَهَا عَرْشَهَا نَنظُرْ أَتَهْتَدِىٓ أَمْ تَكُونُ مِنَ ٱلَّذِينَ لَا يَهْتَدُونَ

    ḳâle nekkirû lehâ `arşehâ nenżur etehtedî em tekûnü mine-lleẕîne lâ yehtedûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Tahtının biçimini değiştirin, bakalım doğruyu bulabilecek mi, yoksa doğruyu bulamıyanlardan mı olacak?'

    Ayet detayı — Neml suresi, 41. ayet

  23. Neml suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 42. ayet. فَلَمَّا جَآءَتْ قِيلَ أَهَٰكَذَا عَرْشُكِ قَالَتْ كَأَنَّهُۥ هُوَ وَأُوتِينَا ٱلْعِلْمَ مِن قَبْلِهَا وَكُنَّا مُسْلِمِينَ

    felemmâ câet ḳîle ehâkeẕâ `arşük. ḳâlet keennehû hû. veûtîne-l`ilme min ḳablihâ vekünnâ müslimîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Kadın lider) varınca kendisine, 'Senin tahtın buna mı benziyor?' dendi. 'Tıpkı o,' dedi, 'Bize ondan önce bilgi verilmişti ve biz müslüman idik.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 42. ayet

  24. Neml suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 43. ayet. وَصَدَّهَا مَا كَانَت تَّعْبُدُ مِن دُونِ ٱللَّهِ إِنَّهَا كَانَتْ مِن قَوْمٍ كَٰفِرِينَ

    veṣaddehâ mâ kânet ta`büdü min dûni-llâh. innehâ kânet min ḳavmin kâfirîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu, ALLAH'tan başka taptıkları saptırmıştı. İnkarcı bir topluluğun bir bireyi idi.

    Ayet detayı — Neml suresi, 43. ayet

  25. Neml suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 44. ayet. قِيلَ لَهَا ٱدْخُلِى ٱلصَّرْحَ فَلَمَّا رَأَتْهُ حَسِبَتْهُ لُجَّةً وَكَشَفَتْ عَن سَاقَيْهَا قَالَ إِنَّهُۥ صَرْحٌ مُّمَرَّدٌ مِّن قَوَارِيرَ قَالَتْ رَبِّ إِنِّى ظَلَمْتُ نَفْسِى وَأَسْلَمْتُ مَعَ سُلَيْمَٰنَ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    ḳîle lehe-dḫuli-ṣṣarḥ. felemmâ raethü ḥasibethü lüccetev vekeşefet `an sâḳayhâ. ḳâle innehû ṣarḥum mümerradüm min ḳavârîr. ḳâlet rabbi innî żalemtü nefsî veeslemtü me`a süleymâne lillâhi rabbi-l`âlemîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ona, 'Sarayın salonuna gir,' dendi. Sarayın salonunu görünce, su havuzu sanarak bacaklarını sıvadı. (Süleyman) dedi ki, 'Bu, kristalle döşenmiş bir salondur.' (Kadın lider), 'Rabbim, kendime haksızlık etmişim. Süleyman ile birlikte evrenlerin Rabbi ALLAH'a teslim oldum,' dedi

    Ayet detayı — Neml suresi, 44. ayet

Sâlih ve dokuz kişilik çete 45–53

  1. Neml suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 45. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَٰلِحًا أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ فَإِذَا هُمْ فَرِيقَانِ يَخْتَصِمُونَ

    veleḳad erselnâ ilâ ŝemûde eḫâhüm ṣâliḥan eni-`büdü-llâhe feiẕâ hüm ferîḳâni yaḫteṣimûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Semud'a kardeşleri Salih'i, 'ALLAH'a kulluk edin,' desin diye gönderdik. Bunun üzerine, çekişen iki gruba ayrıldılar.

    Ayet detayı — Neml suresi, 45. ayet

  2. Neml suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 46. ayet. قَالَ يَٰقَوْمِ لِمَ تَسْتَعْجِلُونَ بِٱلسَّيِّئَةِ قَبْلَ ٱلْحَسَنَةِ لَوْلَا تَسْتَغْفِرُونَ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

    ḳâle yâ ḳavmi lime testa`cilûne bisseyyieti ḳable-lḥaseneh. levlâ testagfirûne-llâhe le`alleküm türḥamûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Halkım,' dedi, 'neden iyilik yerine kötülükte acele ediyorsunuz? Merhamet edilmeniz için ALLAH'tan bağışlanma dilemeniz gerekmez miydi?'

    Ayet detayı — Neml suresi, 46. ayet

  3. Neml suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 47. ayet. قَالُوا۟ ٱطَّيَّرْنَا بِكَ وَبِمَن مَّعَكَ قَالَ طَٰٓئِرُكُمْ عِندَ ٱللَّهِ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ تُفْتَنُونَ

    ḳâlu-ṭṭayyernâ bike vebimem me`ak. ḳâle ṭâiruküm `inde-llâhi bel entüm ḳavmün tüftenûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki, 'Sen ve beraberindekiler bize uğursuzluk getirdiniz.' Dedi ki, ' Sizin uğursuzluğunuz ALLAH'tan gelmektedir. Doğrusu siz sınava sokulan bir toplumsunuz.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 47. ayet

  4. Neml suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 48. ayet. وَكَانَ فِى ٱلْمَدِينَةِ تِسْعَةُ رَهْطٍ يُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ

    vekâne fi-lmedîneti tis`atü rahṭiy yüfsidûne fi-l'arḍi velâ yuṣliḥûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kentte dokuzlu bir çete vardı; bölgede bozgunculuk çıkarıyorlar ve asla iyi bir şey yapmıyorlardı.

    Ayet detayı — Neml suresi, 48. ayet

  5. Neml suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 49. ayet. قَالُوا۟ تَقَاسَمُوا۟ بِٱللَّهِ لَنُبَيِّتَنَّهُۥ وَأَهْلَهُۥ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِيِّهِۦ مَا شَهِدْنَا مَهْلِكَ أَهْلِهِۦ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ

    ḳâlû teḳâsemû billâhi lenübeyyitennehû veehlehû ŝümme leneḳûlenne liveliyyihî mâ şehidnâ mehlike ehlihî veinnâ leṣâdiḳûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'a and içerek birbirlerine, 'Onu ve ailesine bir gece baskını yapalım ve sonra onun kabilesine, onların ölümü hakkında hiç bir şey bilmediğimizi ve doğru konuştuğumuzu söyleyelim,' dediler.

    Ayet detayı — Neml suresi, 49. ayet

  6. Neml suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 50. ayet. وَمَكَرُوا۟ مَكْرًا وَمَكَرْنَا مَكْرًا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    vemekerû mekrav vemekernâ mekrav vehüm lâ yeş`urûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece bir plan kurdular, ancak onlar farkına varmadan biz de bir plan kurduk.

    Ayet detayı — Neml suresi, 50. ayet

  7. Neml suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 51. ayet. فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ مَكْرِهِمْ أَنَّا دَمَّرْنَٰهُمْ وَقَوْمَهُمْ أَجْمَعِينَ

    fenżur keyfe kâne `âḳibetü mekrihim ennâ demmernâhüm veḳavmehüm ecme`în.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Planlarının nasıl sonuçlandığına bak; biz onları, halklarıyla birlikte yerle bir ettik.

    Ayet detayı — Neml suresi, 51. ayet

  8. Neml suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 52. ayet. فَتِلْكَ بُيُوتُهُمْ خَاوِيَةًۢ بِمَا ظَلَمُوٓا۟ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

    fetilke büyûtühüm ḫâviyetem bimâ żalemû. inne fî ẕâlike leâyetel liḳavmiy ya`lemûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Zulmetmeleri yüzünden, işte çökmüş evleri... Bilen bir toplum için bunda bir ders olmalı.

    Ayet detayı — Neml suresi, 52. ayet

  9. Neml suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 53. ayet. وَأَنجَيْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَكَانُوا۟ يَتَّقُونَ

    veenceyne-lleẕîne âmenû vekânû yetteḳûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananları ve erdemli davrananları kurtardık.

    Ayet detayı — Neml suresi, 53. ayet

Lût 54–58

  1. Neml suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 54. ayet. وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَتَأْتُونَ ٱلْفَٰحِشَةَ وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ

    velûṭan iẕ ḳâle liḳavmihî ete'tûne-lfâḥişete veentüm tübṣirûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Lut da halkına demişti ki, 'Gördüğünüz halde nasıl olur da böyle bir kötülüğü işliyorsunuz?'

    Ayet detayı — Neml suresi, 54. ayet

  2. Neml suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 55. ayet. أَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهْوَةً مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ

    einneküm lete'tûne-rricâle şehvetem min dûni-nnisâi. bel entüm ḳavmün techelûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Kadınları bırakıp erkeklerle mi cinsel ilişki kuruyorsunuz? Siz gerçekten pek cahil bir topluluksunuz.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 55. ayet

  3. Buradan itibaren cüz 20

    Neml suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 56. ayet. فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ أَخْرِجُوٓا۟ ءَالَ لُوطٍ مِّن قَرْيَتِكُمْ إِنَّهُمْ أُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ

    femâ kâne cevâbe ḳavmihî illâ en ḳâlû aḫricû âle lûṭim min ḳaryetiküm. innehüm ünâsüy yeteṭahherûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Halkının yanıtı sadece, 'Lut'un ailesini kasabanızdan çıkarın, onlar temiz kalmak istiyorlar,' demek oldu.

    Ayet detayı — Neml suresi, 56. ayet

  4. Neml suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 57. ayet. فَأَنجَيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ قَدَّرْنَٰهَا مِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ

    feenceynâhü veehlehû ille-mraeteh. ḳaddernâhâ mine-lgâbirîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz de onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısı hariç; onu geride kalanlardan saydık.

    Ayet detayı — Neml suresi, 57. ayet

  5. Neml suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 58. ayet. وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ

    veemṭarnâ `aleyhim meṭarâ. fesâe meṭaru-lmünẕerîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onların üzerine bir çeşit yağmur yağdırdık. Uyarılmış bulunanların yağmuru ne de kötü idi.

    Ayet detayı — Neml suresi, 58. ayet

"Allah mı hayırlı, yoksa ortak koştukları mı?" 59–66

  1. Neml suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 59. ayet. قُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ وَسَلَٰمٌ عَلَىٰ عِبَادِهِ ٱلَّذِينَ ٱصْطَفَىٰٓ ءَآللَّهُ خَيْرٌ أَمَّا يُشْرِكُونَ

    ḳuli-lḥamdü lillâhi veselâmün `alâ `ibâdihi-lleẕîne-ṣṭafâ. ellâhü ḫayrun emmâ yüşrikûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Övgü ALLAH'a özgüdür. Selam (barış) da seçtiği kullarına olsun. ALLAH mı, yoksa onların ortak koştukları mı daha iyidir?'

    Ayet detayı — Neml suresi, 59. ayet

  2. Neml suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 60. ayet. أَمَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَأَنزَلَ لَكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَنۢبَتْنَا بِهِۦ حَدَآئِقَ ذَاتَ بَهْجَةٍ مَّا كَانَ لَكُمْ أَن تُنۢبِتُوا۟ شَجَرَهَآ أَءِلَٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِ بَلْ هُمْ قَوْمٌ يَعْدِلُونَ

    emmen ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa veenzele leküm mine-ssemâi mââ. feembetnâ bihî ḥadâiḳa ẕâte behceh. mâ kâne leküm en tümbitû şecerahâ. eilâhüm me`a-llâh. bel hüm ḳavmüy ya`dilûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gökleri ve yeri yaratan, gökten bir su yağdırıp, onunla sizin bir ağacını dahi bitiremiyeceğiniz güzel bahçeler bitiren kimdir? ALLAH ile birlikte bir başka tanrı mı? Doğrusu, onlar sapan bir toplumdur.

    Ayet detayı — Neml suresi, 60. ayet

  3. Neml suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 61. ayet. أَمَّن جَعَلَ ٱلْأَرْضَ قَرَارًا وَجَعَلَ خِلَٰلَهَآ أَنْهَٰرًا وَجَعَلَ لَهَا رَوَٰسِىَ وَجَعَلَ بَيْنَ ٱلْبَحْرَيْنِ حَاجِزًا أَءِلَٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    emmen ce`ale-l'arḍa ḳarârav vece`ale ḫilâlehâ enhârav vece`ale lehâ ravâsiye vece`ale beyne-lbaḥrayni ḥâcizâ. eilâhüm me`a-llâh. bel ekŝeruhüm lâ ya`lemûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yeryüzünü bir yerleşim merkezi yapan, aralarından ırmaklar çıkaran, üzerine sağlam dağlar yerleştiren ve her iki suyun arasına bir engel koyan kimdir? ALLAH ile birlikten bir başka tanrı mı? Doğrusu, onların çoğu bilmez.

    Ayet detayı — Neml suresi, 61. ayet

  4. Neml suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 62. ayet. أَمَّن يُجِيبُ ٱلْمُضْطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ ٱلسُّوٓءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَآءَ ٱلْأَرْضِ أَءِلَٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ

    emmey yücîbü-lmuḍṭarra iẕâ de`âhü veyekşifü-ssûe veyec`alüküm ḫulefâe-l'arḍ. eilâhüm me`a-llâh. ḳalîlem mâ teẕekkerûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Darda kalmışın çağrısına karşılık veren, kötülüğü gideren ve sizi yeryüzünün varisleri kılan kimdir? ALLAH ile birlikte bir başka tanrı mı? Ne kadar az öğüt alırsınız?

    Ayet detayı — Neml suresi, 62. ayet

  5. Neml suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 63. ayet. أَمَّن يَهْدِيكُمْ فِى ظُلُمَٰتِ ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ وَمَن يُرْسِلُ ٱلرِّيَٰحَ بُشْرًۢا بَيْنَ يَدَىْ رَحْمَتِهِۦٓ أَءِلَٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِ تَعَٰلَى ٱللَّهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    emmey yehdîküm fî żulümâti-lberri velbaḥri vemey yürsilü-rriyâḥa büşram beyne yedey raḥmetih. eilâhüm me`a-llâh. te`âle-llâhü `ammâ yüşrikûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Karanın ve denizin karanlıklarında size yol gösteren kimdir? Rahmetinden önce rüzgarları müjde olarak gönderen kimdir? ALLAH ile birlikte bir başka tanrı mı? ALLAH ortak koştuklarından çok yücedir.

    Ayet detayı — Neml suresi, 63. ayet

  6. Neml suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 64. ayet. أَمَّن يَبْدَؤُا۟ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ وَمَن يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ أَءِلَٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِ قُلْ هَاتُوا۟ بُرْهَٰنَكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    emmey yebdeü-lḫalḳa ŝümme yü`îdühû vemey yerzüḳuküm mine-ssemâi vel'arḍ. eilâhüm me`a-llâh. ḳul hâtû bürhâneküm in küntüm ṣâdiḳîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yaratılışı başlatan ve sonra onu tekrarlayan kimdir? Sizi gökten ve yerden rızıklandıran kimdir? ALLAH ile birlikte bir başka tanrı mı? De ki, 'Doğru sözlüler iseniz delilinizi getirin.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 64. ayet

  7. Neml suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 65. ayet. قُل لَّا يَعْلَمُ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ٱلْغَيْبَ إِلَّا ٱللَّهُ وَمَا يَشْعُرُونَ أَيَّانَ يُبْعَثُونَ

    ḳul lâ ya`lemü men fi-ssemâvâti vel'arḍi-lgaybe ille-llâh. vemâ yeş`urûne eyyâne yüb`aŝûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Göklerde ve yerde, ALLAH'tan başka kimse geleceği bilemez. Ne zaman dirileceklerinin bile farkına varmazlar.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 65. ayet

  8. Neml suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 66. ayet. بَلِ ٱدَّٰرَكَ عِلْمُهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ بَلْ هُمْ فِى شَكٍّ مِّنْهَا بَلْ هُم مِّنْهَا عَمُونَ

    beli-ddârake `ilmühüm fi-l'âḫirah. bel hüm fî şekkim minhâ. bel hüm minhâ `amûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Doğrusu, onların ahiret hakkındaki bilgileri derme-çatmadır. Aslında ondan kuşku içindedirler. Daha doğrusu, onlar ondan yana tümüyle kördürler.

    Ayet detayı — Neml suresi, 66. ayet

Dirilişe itiraz ve suçluların sonu 67–75

  1. Neml suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 67. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَءِذَا كُنَّا تُرَٰبًا وَءَابَآؤُنَآ أَئِنَّا لَمُخْرَجُونَ

    veḳâle-lleẕîne keferû eiẕâ künnâ türâbev veâbâünâ einnâ lemuḫracûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edenler dediler, 'Biz ve atalarımız toprak olduktan sonra mı çıkarılacağız?'

    Ayet detayı — Neml suresi, 67. ayet

  2. Neml suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 68. ayet. لَقَدْ وُعِدْنَا هَٰذَا نَحْنُ وَءَابَآؤُنَا مِن قَبْلُ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    leḳad vu`idnâ hâẕâ naḥnü veâbâünâ min ḳablü in hâẕâ illâ esâṭîru-l'evvelîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bize ve atalarımıza da daha önce aynı söz verilmişti. Bunlar geçmişlerin masallarından başka bir şey değildir.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 68. ayet

  3. Neml suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 69. ayet. قُلْ سِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُجْرِمِينَ

    ḳul sîrû fi-l'arḍi fenżurû keyfe kâne `âḳibetü-lmücrimîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Yeryüzünü dolaşın da suçluların sonunun ne olduğuna bir bakın.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 69. ayet

  4. Neml suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 70. ayet. وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلَا تَكُن فِى ضَيْقٍ مِّمَّا يَمْكُرُونَ

    velâ taḥzen `aleyhim velâ tekün fî ḍayḳim mimmâ yemkürûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara üzülme, planladıkları şeylerden ötürü de canını sıkma.

    Ayet detayı — Neml suresi, 70. ayet

  5. Neml suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 71. ayet. وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    veyeḳûlûne metâ hâẕe-lva`dü in küntüm ṣâdiḳîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Doğru iseniz, bu söz ne zaman gerçekleşecek?' diyorlar.

    Ayet detayı — Neml suresi, 71. ayet

  6. Neml suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 72. ayet. قُلْ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ رَدِفَ لَكُم بَعْضُ ٱلَّذِى تَسْتَعْجِلُونَ

    ḳul `asâ ey yekûne radife leküm ba`ḍu-lleẕî testa`cilûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Belki, meydan okuyarak istediğiniz şeylerin bir kısmı size çatmıştır bile,' de.

    Ayet detayı — Neml suresi, 72. ayet

  7. Neml suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 73. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَشْكُرُونَ

    veinne rabbeke leẕû faḍlin `ale-nnâsi velâkinne ekŝerahüm lâ yeşkürûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kuşkusuz Rabbin halka karşı Lütuf Sahibidir, fakat çokları şükretmez.

    Ayet detayı — Neml suresi, 73. ayet

  8. Neml suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 74. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَيَعْلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمْ وَمَا يُعْلِنُونَ

    veinne rabbeke leya`lemü mâ tükinnü ṣudûruhüm vemâ yü`linûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve Rabbin onların göğüslerinin gizlediğini de açığa vurduğunu da elbette bilir.

    Ayet detayı — Neml suresi, 74. ayet

  9. Neml suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 75. ayet. وَمَا مِنْ غَآئِبَةٍ فِى ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ

    vemâ min gâibetin fi-ssemâi vel'arḍi illâ fî kitâbim mübîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde gizli olan her şey, istisnasız apaçık bir kitaptadır.

    Ayet detayı — Neml suresi, 75. ayet

Kur'an İsrâiloğullarına anlatır; "ölülere duyuramazsın" 76–81

  1. Neml suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 76. ayet. إِنَّ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانَ يَقُصُّ عَلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ أَكْثَرَ ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

    inne hâẕe-lḳur'âne yeḳuṣṣu `alâ benî isrâîle ekŝera-lleẕî hüm fîhi yaḫtelifûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu Kuran, İsrailoğullarının hala tartışmakta olduğu bir çok konuyu anlatmaktadır.

    Ayet detayı — Neml suresi, 76. ayet

  2. Neml suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 77. ayet. وَإِنَّهُۥ لَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ

    veinnehû lehüdev veraḥmetül lilmü'minîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Elbette o bir kılavuzdur ve inananlar için bir rahmettir.

    Ayet detayı — Neml suresi, 77. ayet

  3. Neml suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 78. ayet. إِنَّ رَبَّكَ يَقْضِى بَيْنَهُم بِحُكْمِهِۦ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْعَلِيمُ

    inne rabbeke yaḳḍî beynehüm biḥukmih. vehüve-l`azîzü-l`alîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbin, onların arasında kararını verecektir. O Üstündür, Bilendir.

    Ayet detayı — Neml suresi, 78. ayet

  4. Neml suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 79. ayet. فَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ إِنَّكَ عَلَى ٱلْحَقِّ ٱلْمُبِينِ

    fetevekkel `ale-llâh. inneke `ale-lḥaḳḳi-lmübîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'a güven. Sen apaçık gerçeği izlemektesin.

    Ayet detayı — Neml suresi, 79. ayet

  5. Neml suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 80. ayet. إِنَّكَ لَا تُسْمِعُ ٱلْمَوْتَىٰ وَلَا تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا وَلَّوْا۟ مُدْبِرِينَ

    inneke lâ tüsmi`u-lmevtâ velâ tüsmi`u-ṣṣumme-ddü`âe iẕâ vellev müdbirîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sen ölülere duyuramazsın, aynı şekilde arkalarını dönen sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

    Ayet detayı — Neml suresi, 80. ayet

  6. Neml suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 81. ayet. وَمَآ أَنتَ بِهَٰدِى ٱلْعُمْىِ عَن ضَلَٰلَتِهِمْ إِن تُسْمِعُ إِلَّا مَن يُؤْمِنُ بِـَٔايَٰتِنَا فَهُم مُّسْلِمُونَ

    vemâ ente bihâdi-l`umyi `an ḍalâletihim. in tüsmi`u illâ mey yü'minü biâyâtinâ fehüm müslimûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Körü de sapıklığından çıkarıp yola iletemezsin. Sen ancak, ayetlerimize inananlara duyurabilirsin; onlar (anlattığın gerçeği) kabul ederler.

    Ayet detayı — Neml suresi, 81. ayet

Dâbbe, sûr, iyi ve kötü amel; kapanış 82–93

  1. Neml suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 82. ayet. وَإِذَا وَقَعَ ٱلْقَوْلُ عَلَيْهِمْ أَخْرَجْنَا لَهُمْ دَآبَّةً مِّنَ ٱلْأَرْضِ تُكَلِّمُهُمْ أَنَّ ٱلنَّاسَ كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا لَا يُوقِنُونَ

    veiẕâ veḳa`a-lḳavlü `aleyhim aḫracnâ lehüm dâbbetem mine-l'arḍi tükellimühüm enne-nnâse kânû biâyâtinâ lâ yûḳinûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Zamanı gelince, onlara topraktan mamul bir yaratık çıkaracağız; onlara, halkın ayet ve mucizelerimize inanmadığını bildirecek.

    Ayet detayı — Neml suresi, 82. ayet

  2. Neml suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 83. ayet. وَيَوْمَ نَحْشُرُ مِن كُلِّ أُمَّةٍ فَوْجًا مِّمَّن يُكَذِّبُ بِـَٔايَٰتِنَا فَهُمْ يُوزَعُونَ

    veyevme naḥşüru min külli ümmetin fevcem mimmey yükeẕẕibü biâyâtinâ fehüm yûza`ûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gün gelecek, her toplum içinde, ayetlerimizi ve mucizelerimizi yalanlayan kimseleri toplayıp süreceğiz.

    Ayet detayı — Neml suresi, 83. ayet

  3. Neml suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 84. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُو قَالَ أَكَذَّبْتُم بِـَٔايَٰتِى وَلَمْ تُحِيطُوا۟ بِهَا عِلْمًا أَمَّاذَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    ḥattâ iẕâ câû ḳâle ekeẕẕebtüm biâyâtî velem tüḥîṭû bihâ `ilmen emmâẕâ küntüm ta`melûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Geldikleri zaman, 'Ayet ve mucizelerimi bilginizle kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa yaptığınız neydi?' der.

    Ayet detayı — Neml suresi, 84. ayet

  4. Neml suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 85. ayet. وَوَقَعَ ٱلْقَوْلُ عَلَيْهِم بِمَا ظَلَمُوا۟ فَهُمْ لَا يَنطِقُونَ

    veveḳa`a-lḳavlü `aleyhim bimâ żalemû fehüm lâ yenṭiḳûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Haksızlık ettikleri için verilen söz başlarına gelir ve artık konuşamazlar.

    Ayet detayı — Neml suresi, 85. ayet

  5. Neml suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 86. ayet. أَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّا جَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِيَسْكُنُوا۟ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبْصِرًا إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    elem yerav ennâ ce`alne-lleyle liyeskünû fîhi vennehâra mübṣirâ. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yü'minûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Geceyi dinlenmelerine elverişli, gündüzü de aydınlık yaptığımızı görmediler mi? İnanan bir toplum için elbette bunda işaretler vardır.

    Ayet detayı — Neml suresi, 86. ayet

  6. Neml suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 87. ayet. وَيَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَفَزِعَ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا مَن شَآءَ ٱللَّهُ وَكُلٌّ أَتَوْهُ دَٰخِرِينَ

    veyevme yünfeḫu fi-ṣṣûri fefezi`a men fi-ssemâvâti vemen fi-l'arḍi illâ men şâe-llâh. veküllün etevhü dâḫirîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Boruya üfürüldüğü gün, göklerde ve yerde bulunan herkes, ALLAH'ın diledikleri hariç korkuya kapılacaklardır. Hepsi ona boyun bükerek gelirler.

    Ayet detayı — Neml suresi, 87. ayet

  7. Neml suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 88. ayet. وَتَرَى ٱلْجِبَالَ تَحْسَبُهَا جَامِدَةً وَهِىَ تَمُرُّ مَرَّ ٱلسَّحَابِ صُنْعَ ٱللَّهِ ٱلَّذِىٓ أَتْقَنَ كُلَّ شَىْءٍ إِنَّهُۥ خَبِيرٌۢ بِمَا تَفْعَلُونَ

    vetera-lcibâle taḥsebühâ câmidetev vehiye temürru merra-sseḥâb. ṣun`a-llâhi-lleẕî etḳane külle şey'. innehû ḫabîrum bimâ tef`alûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dağları durgun sanırsın, halbuki bulutlar hareket ettiği gibi hareket etmektedir. Her şeyi sapasağlam yaratan ALLAH'ın sanatıdır. O, yaptıklarınızı bilendir.

    Ayet detayı — Neml suresi, 88. ayet

  8. Neml suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 89. ayet. مَن جَآءَ بِٱلْحَسَنَةِ فَلَهُۥ خَيْرٌ مِّنْهَا وَهُم مِّن فَزَعٍ يَوْمَئِذٍ ءَامِنُونَ

    men câe bilḥaseneti felehû ḫayrum minhâ. vehüm min feza`iy yevmeiẕin âminûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim iyilik getirirse, ona ondan daha iyisi verilir ve onlar o günün korkusundan güvenlikte olurlar.

    Ayet detayı — Neml suresi, 89. ayet

  9. Neml suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 90. ayet. وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَكُبَّتْ وُجُوهُهُمْ فِى ٱلنَّارِ هَلْ تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    vemen câe bisseyyieti fekübbet vucûhühüm fi-nnâr. hel tüczevne illâ mâ küntüm ta`melûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim kötülük getirirse, ateşe yüzüstü kapaklanır.' Yaptıklarının karşılığından başkasını mı bekliyordun? '

    Ayet detayı — Neml suresi, 90. ayet

  10. Neml suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 91. ayet. إِنَّمَآ أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ رَبَّ هَٰذِهِ ٱلْبَلْدَةِ ٱلَّذِى حَرَّمَهَا وَلَهُۥ كُلُّ شَىْءٍ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

    innemâ ümirtü en a`büde rabbe hâẕihi-lbeldeti-lleẕî ḥarramehâ velehû küllü şey'. veümirtü en ekûne mine-lmüslimîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ben, sadece bu şehrin Rabbine kulluk etmekle emredildim. O burayı kutsal kılmıştır ve her şey O'nundur. Ben müslümanlardan olmakla emredildim.

    Ayet detayı — Neml suresi, 91. ayet

  11. Neml suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 92. ayet. وَأَنْ أَتْلُوَا۟ ٱلْقُرْءَانَ فَمَنِ ٱهْتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهْتَدِى لِنَفْسِهِۦ وَمَن ضَلَّ فَقُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُنذِرِينَ

    veen etlüve-lḳur'ân. femeni-htedâ feinnemâ yehtedî linefsih. vemen ḍalle feḳul innemâ ene mine-lmünẕirîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve Kuran'ı okumakla da... Kim doğruyu bulursa kendi yararına doğruyu bulmuştur. Kim saparsa ben ancak uyarıcılardan biriyim.

    Ayet detayı — Neml suresi, 92. ayet

  12. Neml suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 93. ayet. وَقُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ سَيُرِيكُمْ ءَايَٰتِهِۦ فَتَعْرِفُونَهَا وَمَا رَبُّكَ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

    veḳuli-lḥamdü lillâhi seyürîküm âyâtihî feta`rifûnehâ. vemâ rabbüke bigâfilin `ammâ ta`melûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Övgü ALLAH'adır; ayetlerini size gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin onların yaptığından habersiz değildir.'

    Ayet detayı — Neml suresi, 93. ayet