Neml suresi

Neml suresi, 18. ayet

Neml suresi, 18. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَوْا۟ عَلَىٰ وَادِ ٱلنَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّمْلُ ٱدْخُلُوا۟ مَسَٰكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَٰنُ وَجُنُودُهُۥ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

ḥattâ iẕâ etev `alâ vâdi-nnemli ḳâlet nemletüy yâ eyyühe-nnemlü-dḫulû mesâkineküm. lâ yaḥṭimenneküm süleymânü vecünûdühû vehüm lâ yeş`urûn.

Diyanet İşleri

Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Neml 15–21 · surenin 18. ayeti / 93

Konu Dâvûd, Süleymân ve karınca vadisi Neml 15–19 3

  1. Neml 15

    Andolsun! Biz Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar, "Hamd, bizi mü'min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a mahsustur" dediler.

  2. Neml 16

    Süleyman, Davud'a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" dedi.

  3. Neml 17

    Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.

  4. 18

    Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler" dedi.

  5. Neml 19

    Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!"

  6. Neml 20

    Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"

  7. Neml 21

    "Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

18. Süleyman aleyhisselam yolculuklardan birisinde bu muazzam ordularıyla birlikte yol alıyordu. “Nihâyet karınca vadisine geldiklerinde bir karınca” diğer arkadaşlarını ve hemcinslerini uyararak dedi ki: “Ey karıncalar, yuvalarınıza girin! Süleyman ve askerleri farkında olmadan sizi çiğnemesin.” Bu karınca diğer karıncalara öğüt vererek onlara sözlerini işittirdi. Bu ya bizzat kendi gücüyle olmuştur ki buna göre Yüce Allah karıncalara olağan dışı işitme cihazları vermiş demektir. Çünkü vadiyi doldurmuş bunca karıncaya tek bir karıncanın sesinin işittirip onları uyarması, hayret verici işlerdendir. Ya da o karınca, çevresindeki diğer karıncalara durumu bildirdi. Sonra da bu haber birinden ötekine ulaşarak sonunda hepsi bundan haberdar oldu. Bu karınca onlara tedbirlerini almalarını emretti ki bunun yolu da yuvalarına girmeleridir. Karınca Süleyman’ın, onun hakimiyetinin ve askerlerinin muazzam olduğunu bildiğinden bir anlamda: Onlar eğer sizleri çiğneyecek olurlarsa, bu kasten olmayacaktır, farkında olmadan bu işi yapacaklardır; bundan dolayı da mazurdurlar, demiştir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Nihayet karınca vadisine (Şam'da bir yer) geldikleri zaman, karıncalardan bir karınca şöyle dedi: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. Süleyman ve askerleri farkına varmadan sizi ezmesinler. Zira sizi fark ederlerse üzerinize basmazlar."

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. حَتَّىٰٓ hatta nihayet
  2. إِذَآ iza zaman
  3. أَتَوْا۟ etev geldikleri kök: اتي
  4. عَلَىٰ ala üzerine
  5. وَادِ vadi vadisi kök: ودي
  6. ٱلنَّمْلِ n-nemli karınca kök: نمل
  7. قَالَتْ kalet dedi kök: قول
  8. نَمْلَةٌۭ nemletun bir karınca kök: نمل
  9. يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey kök: ايي
  10. ٱلنَّمْلُ n-nemlu karıncalar kök: نمل
  11. ٱدْخُلُوا۟ dhulu girin kök: دخل
  12. مَسَـٰكِنَكُمْ mesakinekum yuvalarınıza kök: سكن
  13. لَا la
  14. يَحْطِمَنَّكُمْ yehtimennekum sizi ezmesinler kök: حطم
  15. سُلَيْمَـٰنُ suleymanu Süleyman
  16. وَجُنُودُهُۥ ve cunuduhu ve orduları kök: جند
  17. وَهُمْ vehum ve onlar
  18. لَا la
  19. يَشْعُرُونَ yeş'urune farkında olmayarak kök: شعر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نمل (4 geçiş)

    İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları…

  • Aynı kök: ودي (12 geçiş) · Aynı kök: سكن (69 geçiş)

    "Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kabe'nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru…

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: جند (29 geçiş)

    Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: جند (29 geçiş)

    "Sen onlara dön. Andolsun, biz onlara, karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız."

  • Aynı kök: جند (29 geçiş) · Aynı kök: سكن (69 geçiş)

    Sonra Allah, Resulü ile mü'minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkar edenlere…

  • Aynı kök: جند (29 geçiş) · Aynı kök: سكن (69 geçiş)

    Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke'den) çıkardıkları zaman, ona bizzat…

  • Aynı kök: جند (29 geçiş) · Aynı kök: سكن (69 geçiş)

    O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, hakkıyla…

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: دخل (126 geçiş)

    Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sonunda Karınca Vadisi'ne dipnot 1 geldikleri zaman bir karınca dipnot 2 "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin! Süleyman ve ordusu, farkına varmadan sizi ezmesin!" demişti.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu vadînin Şam'da olduğu ifade edilmekte, adının da içinde çok fazla karınca bulunması nedeniyle bu şekilde belirlendiği ifade edilmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Burada geçen [nemletün] kelimesi "karınca" olabileceği gibi bu şekilde isimlendirilen bir topluluk veya bu isimle anılan bir ordunun komutanı da olabilir.

Mustafa İslamoğlu

Derken karıncalar(ın olduğu) vadiye gelince, bir ana karınca "Ey karıncalar!" diye komut verdi; "(Derhal) yuvalarınıza girin ki, Süleyman ve orduları farkına varmadan sizi çiğnemesin!"

Muhammed Esed

(Nitekim,) karınca(larla dolu bir) vadiye geldiklerinde, karıncalardan biri: "Ey karıncalar!" diye bağırdı, "Hemen yuvalarınıza girin ki Süleyman ve ordusu, farkında olmadan sizi ezip geçmesin!"

Ahmed Hulusi

Nihayet Karınca Vadisine geldikleri vakit, bir dişi karınca: "Ey karıncalar. . . Meskenlerinize girin. . . Süleyman ve orduları farkında olmadan sizi ezip yok etmesinler" dedi.

Ali Bulaç

Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: "Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp geçmesin."

Ali Özek ve heyeti

Nihayet Karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin! dedi.

Ali Rıza Safa

Sonunda, karınca vadisine geldiklerinde, bir Dişi Karınca, şöyle dedi: "Ey karıncalar; yuvalarınıza girin! Süleyman ve orduları, ayırdında olmadan sizi ezip geçmesinler!" dipnot 307

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 307
    İşte, bir bilgi ayeti: Birbirinden ayrı toplumlar biçiminde yaşayan karıncaların büyük çoğunluğu dişilerden oluşur. Erkek karıncalar, aşılama görevlerini yaptıktan sonra ölürler. Karıncaların da arılar gibi kendilerine özgü çok gelişmiş bir sosyal düzenleri vardır. Yiyecek bulmak görevini üstlenen öncü karıncalar, yiyecek buldukları yeri yitirmemek için, arkalarında koku salgıları bırakırlar. Algılama yetileri çok gelişmiş olan duyargaları, değişik ögeler salgılayan gövdeleri ve çıkardıkları seslerle aralarında eksiksiz bir iletişim kurarlar. Bir karıncanın kafasında, yaklaşık beş yüz bin sinir hücresi vardır. Olağanüstü duyarlı varlıklar olan karıncaların evlerin içine girmesini önlemek için yapılan bir yönü açık kutu biçimindeki karıncasavarların üzerinde, "Yerinden oynatılırsa, karıncalar kutuya asla girmez!" uyarısı yazılıdır.

Bayraktar Bayraklı

Karınca vadisine geldiklerinde, bir karınca şöyle seslendi: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza giriniz ki Süleyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler."

Edip Yüksel

Karınca vadisine varınca, bir karınca, "Ey karıncalar, yuvalarınıza giriniz ki Süleyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler." dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Süleyman'ın bir peygamber olarak mucizeler göstermesi Kuran'ın bağlamı içinde bir anlama sahip; ama karıncaların Süleyman'ı ve ordusunu tanımaları ve bu bilgiyi birbirlerine iletmeleri neyle açıklanır? Karıncalar da mı mucize gösteriyorlardı?! Tüm karıncalar böyle gizli bir yeteneğe mi sahip yoksa? Acaba ayaklarının kokusundan mı tanıyorlardı onları? 20:114.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Karınca vadisine varınca, bir karınca, 'Ey karıncalar, yuvalarınıza giriniz ki Süleyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hatta karınca deresi üzerine vardıklarında bir karınca şöyle dedi: "Ey karıncalar! Haydi, yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farketmeyerek sizi kırıp geçirmesin."

Elmalılı Hamdi Yazır

Hatta karınca deresi üzerine vardıklarında bir karınca şöyle dedi: ey karıncalar, haydin meskenlerinize girin, Süleyman ve ordusu sizi farketmiyerek kırıp geçirmesin

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Nihayet Neml dipnot 1 vadisine geldikleri zaman, bir Neml'li: "Ey Neml'liler! Evlerinize girin, Süleyman ve orduları istemeyerek sizi kırıp geçirmesin." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Karınca.

Gültekin Onan

Nihayet karınca vadisine geldiklerinde bir dişi karınca dedi ki: "Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları farkında olmaksızın sizi kırıp geçmesin."

Hasan Basri Çantay

Hatta Karınca Vadisi üzerine geldikleri zaman (dişi) bir karınca dedi ki: "Ey karıncalar, yuvalarınıza girin. Sakın Süleyman ve ordusu, kendileri bilmeyerek, sizi kırmasın"!

İbni Kesir

Nihayet karıncaların bulunduğu vadiye geldiklerinde bir karınca dedi ki: Ey karıncalar, yuvalarınıza girin. Süleyman ve orduları farkına varmadan sakın sizi ezmesin.

Mehmet Alagaş

(15-44) Yemin olsun ki biz Davud'a ve Süleyman'a ilim ver dik / bilgi verdik. Her ikisi de dedi ki Allah'a hamdolsun , Mümin kullarının çoğundan bizi üstün tuttu . Süleyman Davut'a mirasçı oldu ve dedi ki ey insanlar bana kuşlarla konuşmak / kuş mantığı öğretildi, bana her şeyden verildi, kesinlikle bu apaçık bir üstünlüktür. Süleyman insanlardan, cinlerden ve kuşlardan oluşan ordusunu topladı. Onlar da bir düzenle sevk oldular. Ta ki karınca vadisine vardılar, o vakit bir karınca dedi ki; Hey karıncalar yuvalarınıza meskenlerinize girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin. Süleyman karıncanın sözüne tebessüm ederek gülümsedi, Rabbim beni düzene koy ki bana ve anne babama verdiğin nimetlerine şükredeyim ve de razı olduğun salih ameller yapayım, salih kullarınla beraber beni de rahmetine dahil et dedi. Kuşlara şöyle bir göz attı, sonra dedi ki, neden hüd hüdü göremiyorum ? Yoksa o kayıp mı oldu? Ona şiddetli bir azap ile azap edeceğim yahut onun boğazını keseceğim (mezbaha) ya da bana apaçık bir ispatlayıcı / bir delil getirir. Uzun olmayan bir süre sonra hüd hüd geldi ve dedi ki kimsenin fark etmediği yaşadığım bir haberi Sebe den ben fark ettim ve sana getirdim, ben onlara meliklik yapan bir kadın buldum, ona her şeyden verilmiş, ve ayrıca büyük bir tahtı da var, onu ve kavmini Allah'ın dışında güneşe secde ederlerken buldum , şeytan onlara bu amellerini süslemiş, onları yoldan çıkarmış / saptırmış onlar da bir türlü yolu bulamıyorlardı, üstelik, gökte ve yerdeki saklı olanı ortaya çıkar an, gizlediklerini ve açığa çıkardıklarını bilen Allah'a secde etmiyorlardı. Allah! Ondan başka ilah yoktur , çok büyük tahtın Rabbidir. Süleyman d edi ki , doğru musun yahut yalancı mısın bakacağız , g it ve bu mektubumu onlara bırak , sonra onlardan geri çekil ve bak bakalım geri bana ne döndürecekler? Kadın dedi ki , ey ileri gelenler muhakkak ki bana verilmiş bir mektup bırakıldı , kesinlikle O, Süleyman'dandır, mektup, acıyan ve esirgeyen Allah'ın adıyla başlıyor , asla bana baş kaldırmayın ve teslim olmuş şekilde bana gelin diye yazıyor. Kadın dedi ki ey ileri gelenler ba na bu işimde kanaat bildirin / fetva verin. Sizler de şahit olmadan işleri kestirip atmış değilim. Dediler ki bizler kuvvetçe ulularız , şiddetli savaşta da ulularıyız, emir senindir bak, ne emredeceksen emret. Kadın dedi ki muhakkak ki mülk sahipleri ne zaman ki bir memlekete girmişlerse orayı bozarlar / ifsat ederler, izzetli olan halkını zilletli yaparlar , tam olarak bu şekilde davranırlar, şimdi ben onlara bir hediye ile bir elçi göndereyim, bir bakalım elçiler ne ile geri dönecekler. Elçiler Süleyman'a geldiklerinde Süleyman dedi ki bana mal yardımında mı bulunuyorsunuz? Allah sizin verdiğinizden daha hayırlısını bana zaten verdi, sizler hediyelerinizle mutlu mu oluyorsunuz . Geri dönün ve onlara karşı duramayacakları bir ordu ile varacağımızı, onları da oradan zillet içerisine ve aşağılanmış olarak çıka racağımızı söyleyin. Süleyman dedi ki, Ey ileri gelenler , hanginiz o kadının tahtını , onların teslim ol muş vaziyette bana gelmelerinden önce bana getirir. Cinlerden ifrit dedi ki ben onu sen oturduğun yerden / makamından kalkmadan önce sana getiririm, benim bu konuya kesinlikle gücüm yeter v e güvenilir biriyim. Yanında kitaptan bilgisi olan biri de dedi ki ben onu sana göz kapaklarını kırpmadan önce getiririm. Onu / kadının tahtını yanında kurulu vaziyette gördüğü gibi dedi ki bu Rabbimin hazinesindendir / fazlındandır , Beni şükredecek miyim yahut yok mu sayacağım diye imtihan ediyor, her kim şükrederse muhakkak ki kendi nefsi için teşekkür e tmiştir, her kim de yok sayar / görmezden gelirse muhakkak ki rabbim zengindir , (kendi kendine yeterlidir ) vericidir / ikram sahibidir. Süleyman dedi ki o kadının arşını belirsiz hale / tanınmaz hale getirin, bakalım yola mı girecek yahut yola girmeyenlerden mi olacak? Ne zaman ki kadın geldi ona bu senin tahtın mı denildi? Kadın dedi ki sanki o, bunun bilgisi ondan önce bize verilmişti (Biz biliyorduk zaten) ve teslim olanlar olduk. Allah'ın dışında tap tıklarının olması on u engellemiş idi , Muhakkak ki o kadın, kafir bir kavmindendi, O kadına den ildi ki köşke gir , tam girecekken onun derin bir su gibi değerlendirdi ve paçasını sıvadı / kaldırdı, Süleyman d edi ki köşk, parlatılmış şeffaf kristaldendir / billurdandır. O Kadın dedi ki rabbim ben nefsime kesinlikle zulmettim ve ben Süleyman'la beraber alemlerin Rabbine teslim oldum.

Rowwad Tercüme Merkezi

Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca; “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler.” dedi.

Süleyman Ateş

Karınca vadisine geldikleri zaman bir karınca: "Ey karıncalar" dedi, "yuvalarınıza girin ki Süleyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler."

Süleymaniye Vakfı

Karınca vadisine vardıklarında kraliçe karınca dipnot 1 şöyle dedi: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin de Süleyman ve orduları farkına varmadan sizi ezmesinler."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette geçen "neml" (النمل) kelimesi karınca cinsinden tüm canlıları ifade için kullanılır. Ayette yer alan "nemle" (النملة) kelimesi ise dişil yapıda olsa da erkek ve dişi ayrımı yapılmaksızın tek bir karıncayı ifade eder. Bunun yanı sıra bu karıncanın Süleyman ve ordularını tanıması, onlar hakkında bir değerlendirme yapması ve diğer karıncalara emreder şekilde konuşması onun karıncaların lideri konumunda olduğunu da gösterir. Bu sebeple dişil yapıdaki nemle kelimesine mealde kraliçe karınca anlamı verilmiştir. Nitekim arılar gibi karıncalar da çoğunlukla tek bir kraliçe tarafından yönetilen koloniler halinde yaşayan canlılardır. Kraliçe, döllenme döneminde kanatlanan erkek karıncalar tarafından çiftleşme uçuşuna çıkarak döllenir ve tüm koloninin üremesini sağlar. Yani kolonideki her bireyin annesidir. Kolonideki diğer dişi karıncalar en büyük kalabalığı oluştururlar ve koloninin türüne göre tarım, avcılık, savaşçılık gibi işlerden sorumludurlar. Ayrıca her kolonide güvenlik, yavruların eğitimi ve yetiştirilmesi, kraliçenin yakın koruması ve özel hizmetleri de bu dişi işçi karıncalar tarafından yerine getirilir. Kraliçe karıncalar 90 yıl yaşayabilirler. Bazı türlerde yüzlerce kraliçe karınca da olabilmektedir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Karınca vadisine vardılar. Bir dişi karınca dedi ki; "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin ki Süleyman ve orduları bilmeden sizi ezmesinler."

Şaban Britch

Karınca Vadisi'ne geldikleri zaman, bir karınca: Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve askerleri farkına varmadan sizi ezmesinler dedi.

Şaban Piriş

Karınca Vadisine geldikleri zaman, bir karınca: -Ey karıncalar, yuvalarınıza girin, Süleyman ve askerleri farkına varmadan sizi ezmesinler dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Karınca vadisine geldiklerinde bir karınca şöyle seslendi: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin ki, Süeyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And when they reached the valley of the ants -where ants formed a great number of communities or colonies- one ant said to the rest: O you ants go back to your dwellings so that Sulayman and his hosts do not crush you unawares".

Abdul Haleem

and when they came to the Valley of the Ants, one ant said, ‘Ants! Go into your homes, in case Solomon and his hosts unwittingly crush you.’

Abdullah Yusuf Ali

At length, when they came to a (lowly) valley of ants, one of the ants said: "O ye ants, get into your habitations, lest Solomon and his hosts crush you (under foot) without knowing it."

Abul A'la Maududi

(Solomon was once on the move with them) until when they reached a valley of ants one of the ants said: "O ants, get into your holes, lest Solomon and his hosts crush you (under their feet) without even knowing." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This verse also has been greatly misconstrued by some commentators of the present day. They say that wad-in naml does not mean "valley of the ants", but it is the name of a valley that was in Syria, and namlah does not mean an ant but it is the name of a tribe. Thus, according to them, the verse means this: “When the Prophet Solomon (peace be upon him) reached the valley of the ants, a Namilite said, O people of the Naml tribe ......” But this also is an interpretation which is not supported by the words of the Quran. Even if we took wad-in-naml to be the name of a valley and supposed that it was inhabited by the tribe of Bani an-Naml, it would be against the Arabic idiom and usage to speak of a member of the tribe as namlah. Although there are many Arab tribes which have been named after the animals, e.g. Kalb (dog), Asad (lion), etc. Yet no Arab would ever say in respect of a member of the Kalb or the Asad tribe: “A dog said, or a lion said, etc.” Therefore, it would be against the Arabic idiom to say in respect of a member of the Naml tribe: “An ant (namlah) said this.” Then a member of the Naml tribe’s warning the people of his tribe, saying, “O Namilites, get into your houses lest Solomon’s hosts should trample you down without even knowing it,” becomes meaningless, It has never happened that an army of men should have trampled down a group of men without knowing it. If the army has come with the intention of an attack, it would be useless for the other side to get into their houses, for in that case the invaders would follow them into their houses, and trample them more ruthlessly. And if the army is only on the routine march, it is just enough to clear off the way for it. Human beings may be harmed by the marching columns, but it can never happen that the soldiers on the march would trample down other men without knowing it. Therefore, if Bani an-Naml were a tribe of human beings, and one of its members were to warn his people, then in case of an attack, he would have said, “O Namilites, flee your houses and take refuge in the mountains lest Solomon’s armies should destroy you.” And in case there was no danger of an attack, he would have said, “O Namilites, clear off the way lest one of you should be harmed by the marching columns of Solomon’s armies.”

Aisha Bewley

Then, when they reached the Valley of the Ants, an ant said, ‘Ants! enter your dwellings so that Sulayman and his troops do not crush you unwittingly. ’

Al-Hilali & Khan

Till, when they came to the valley of the ants, one of the ants said: "O ants! Enter your dwellings, lest Sulaimân (Solomon) and his hosts should crush you, while they perceive not."

Ali Quli Qarai

When they came to the Valley of Ants, an ant said, ‘O ants! Enter your dwellings, lest Solomon and his hosts should trample on you while they are unaware. ’

Amatul Rahman Omar

(Once he was marching with them) until when they (his armies) reached the valley of (the tribe named) al-Naml, a distinguished Namlite said, `O al-Naml! get into your habitations lest Solomon and his hosts should crush you unknowingly. '

Arthur John Arberry

till, when they came on the Valley of Ants, an ant said, 'Ants, enter your dwelling-places, lest Solomon and his hosts crush you, being unaware!'

Bijan Moeinian

In a military campaign, Solomon and his army entered into a valley where the ants were freely roaming. One of the ants said: "Hurry up, get out of Solomon’s way as his army will unknowingly crush us all."

E. Henry Palmer

until they came upon the valley of the ants. Said an ant, 'O ye ants! go into your dwellings, that Solomon and his hosts crush you not while they do not perceive.'

Edip-Layth

Until they came to a valley of ants, a female ant said, "O ants, enter your homes else you will be crushed by Solomon and his soldiers while they do not notice."

George Sale

until they came unto the valley of ants. And an ant, seeing the hosts approaching, said, O ants, enter ye into your habitations, lest Solomon and his army tread you under foot, and perceive it not.

Hamid S. Aziz

And assembled for Solomon were his hosts of the Jinn and of mankind, and birds, and they were marshalled in battle order;

Mahmoud Ghali

Till, when they came up to the Valley of Ants, an ant said, "O you ants, enter your dwellings so that Sulayman and his hosts would not definitely crush you, (while) they are not aware. "

Marmaduke Pickthall

Till, when they reached the Valley of the Ants, an ant exclaimed: O ants! Enter your dwellings lest Solomon and his armies crush you, unperceiving.

Mohamed Ahmed - Samira

Till they reached the Valley of Naml. Said the lady of Naml: "O Naml, go into your dwellings lest Solomon and his hordes should crush you unawares."

Muhammad Asad

till, when they came upon a valley [full] of ants, an ant exclaimed: "O you ants! Get into your dwellings, lest Solomon and his hosts crush you without [even] being aware [of you]!"

Mustafa Khattab

And when they came across a valley of ants, an ant warned, "O ants! Go quickly into your homes so Solomon and his armies do not crush you, unknowingly."

Progressive Muslims

Until they came to a valley of ants, an ant said: "O ants, enter your homes else you will be crushed by Solomon and his soldiers while they do not notice. "

Rashad Khalifa

When they approached the valley of the ants, one ant said, "O you ants, go into your homes, lest you get crushed by Solomon and his soldiers, without perceiving.",

Sahih International

Until, when they came upon the valley of the ants, an ant said, "O ants, enter your dwellings that you not be crushed by Solomon and his soldiers while they perceive not. "

Sam Gerrans

When they had reached the valley of the ants, an ant said: “O ants: enter your dwellings lest Solomon and his forces crush you when they perceive not!”

Shabbir Ahmed

Once (when Solomon was on an expedition to the South), they came upon the valley ruled by Queen An-Naml. The Queen, (realizing the power of Solomon), ordered her armies, "Go back in your barracks, lest Solomon and his armies crush you without knowing that we are a peaceful tribe."

Syed Vickar Ahamed

Till when they came to a valley of the ants, (and) one of the ants said: "O you ants, get into your houses, lest Sulaiman (Solomon) and his armies will crush you (while marching) without knowing it. "

Taqi Usmani

until when they reached the valley of the ants, one of the ants said, "O ants, enter your dwelling places, lest Sulaimān and his armies crush you unknowingly."

The Monotheist Group

Until they came to a valley of ants, a female ant said: "O ants, enter your homes else you will be crushed by Solomon andhis soldiers while they do not notice."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 18. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 18. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 18. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩