Neml suresi

Neml suresi, 3. ayet

Neml suresi, 3. ayet. ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

elleẕîne yüḳîmûne-ṣṣalâte veyü'tûne-zzekâte vehüm bil'âḫirati hüm yûḳinûn.

Diyanet İşleri

(2-3) Kur'an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Neml 1–6 · surenin 3. ayeti / 93

Konu Kur'an müjde ve uyarıdır Neml 1–6 3

  1. Neml 1

    Ta-Sin. Bunlar Kur'an'ın, apaçık bir kitabın ayetleridir.

  2. 2–3

    (2-3) Kur'an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.

  3. Neml 4

    Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.

  4. Neml 5

    Onlar, azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.

  5. Neml 6

    Şüphesiz bu Kur'an sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

3. Mü’min olmak iddiasında bulunanlar pek çoktur. O halde böyle bir iddiada bulunan herkesin iddiası kabul edilir mi yoksa bunun mutlaka bir delili mi olması gerekir? Ki doğru olan da bu sonuncusudur. İşte bundan dolayı Yüce Allah, söz konusu müminlerin vasıflarını belirterek şöyle buyurmaktadır: “O (müminler)” farzıyla, nafilesiyle “namazlarını” namazlarının hem rükünlerini, şartlarını, vaciplerini ve müstehaplarını oluşturan zahirî fiilleriyle hem de namazın ruhu ve özü olan huşu ile Yüce Allah’a yakınlıklarını hatırlarında tutmak, namaz kılarken söylediklerini ve yaptıklarını düşünmek sûretiyle bâtıni fiillerini yerine getirmek suretiyle “dosdoğru kılan” hak sahiplerine farz olan “zekâtı veren ve âhirete kesin olarak inanan kimselerdir.” Yani bunların imanları yakîn derecesine ulaşmıştır. Yakîn (kesin inanç) ise kalbe ulaşan, amele götüren tam bir bilgi demektir. Onların âhirete dair bu kesin inançları, âhiret için tam anlamı ile çalışmalarını, azabı ve cezalandırmayı gerektiren sebeplerden de uzak kalmalarını gerektirir. İşte her türlü hayırın başı da budur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Namazlarını en güzel bir şekilde tam olarak kılarlar, mallarının zekâtını verilmesi gereken yerlere verirler ve onlar ahirete olan sevaba ve cezaya kesin olarak iman ederler.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine onlar ki
  2. يُقِيمُونَ yukimune ayakta tutarlar kök: قوم
  3. ٱلصَّلَوٰةَ s-salate salatı kök: صلو
  4. وَيُؤْتُونَ ve yu'tune ve verirler kök: اتي
  5. ٱلزَّكَوٰةَ z-zekate zekatı kök: زكو
  6. وَهُم ve hum ve onlar
  7. بِٱلْـَٔاخِرَةِ bil-ahirati ahirete kök: اخر
  8. هُمْ hum onlar
  9. يُوقِنُونَ yukinune kesin olarak inanırlar kök: يقن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: يقن (28 geçiş) · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş)

    Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı…

  • Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

  • Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

  • Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle…

  • Aynı kök: يقن (28 geçiş)

    Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Onlar ki, namazı hakkını vererek kılarlar, arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli öderler; zira onlar, ahirete gönlü yatarak inananların ta kendisidirler.

Muhammed Esed

o inananlar ki, salatta devamlı ve duyarlıdırlar, arınmak için verirler ve ahirete de yürekten inanırlar!

Ahmed Hulusi

Onlar ki, salatı (Allah'a yöneliş ile mi'racı yaşama) ikame ederler ve arınıp saflaşmak için varlıklarından verirler; işte onlar ölümsüz geleceklerine kesin yakin elde etmişlerdir.

Ali Bulaç

Ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman ederler.

Ali Özek ve heyeti

Namazı kılan, zekâtı veren ve ahirete de kesin olarak inanırlar.

Ali Rıza Safa

Onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve zekatı verirler. Sonsuz yaşama da kesin olarak inanırlar.

Bayraktar Bayraklı

Onlar ki namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.

Edip Yüksel

Onlar ki salatı gözetirler, zekatı verirler ve ahiret konusunda da kuşkuları yoktur.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar ki namazı gözetirler, zekatı verirler ve ahiret konusunda da kuşkuları yoktur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

ki namazı dürüst kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki namazı dürüst kılarlar ve zekatı verirler, Ahırette de onlar yakin edinirler

Erhan Aktaş

Onlar, salatı ikame ederler, zekatı yaparlar. dipnot 1 Onlar, ahiret'e kesin olarak inanırlar.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Salatın namaz kılmak anlamının yanı sıra birçok anlamı bulunmaktadır. Bu ayetteki salat, "namaz kılmak" anlamında değildir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu ve duayı "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" kelimesinin kök harfleri (Elif-Te-Ye) olup, 549 yerde geçmektedir. Her ne kadar bu terkipte," vermek" anlamına gelen "Atu" kelimesi yer alsa da () atu kelimesine, () Eta "yapmak"anlamının verilmesi de uygundur. Bu kelime kök anlamı itibarıyla yaygın olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: "Yapmak", "getirmek" ve "vermek." Arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat kelimesini "arınmak" anlamında kullanmaktadır (Bkz. 19:13). Zekat, "mali yardım" demek değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Kur'an'daki mali yardımın adı sadakadır (Bkz. 9:60). Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, salatı ikame ederler, zekatı yaparlar. dipnot 1 Onlar, ahirete kesin olarak inanırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu, duayı ve ibadeti, "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" sözcüğünün kök harfleri أَ ت ي (Elif-Te-Ye)  olup, 549 yerde geçmektedir. Ve şu anlamlarda kullanılmıştır: yapmak, vermek, gelmek, getirmek, geçmek, rastlamak, işlemek, varmak, sürdürmek, ortaya koymak, göstermek, gitmek, katılmak, karşılamak ve ulaşmak. Bu sözcük, ağırlıklı olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: Yapmak, getirmek ve vermek. (اتى) Ata, vermek, (أَتَى) Eta yapmak anlamına gelmektedir. Her ne kadar bu terkipte, " vermek" anlamına gelen "Atu" yer alsa da (اتى) atu sözcüğüne, "yapmak" anlamının verilmesi de mümkündür. Zira arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat sözcüğünü "arınmak" anlamında kullanmaktadır. (Örneğin 19:13.) Zekat, mali yardım değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Mali yardım sadakadır. Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, salatı ikame ederler, zekatı verirler. dipnot 1 Onlar, ahirete kesin olarak inanırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Salatı ikame etmek, zekatı vermek" terkip olarak, ibadete layık yegane ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir.

Gültekin Onan

Ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman ederler.

Hasan Basri Çantay

(öyle mü'minler) ki namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Onlar ahirete kat'i kanaat edinenlerin de ta kendileridir.

İbni Kesir

Onlar ki; namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de yakınen inanırlar.

Mehmet Alagaş

(1-6) Tâ sîn, bunlar, Kuran’ın ve apaçık kitabın ayetleridir, iman edenler için müjdedir yol göstericidir / rehberdir. Müminler o kimselerdir ki n amazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, işte onlar, ahireti de yakinen / yaşayarak bilirler. Muhakkak ki Ahirete iman etmeyenlere , amellerini süslü gösterdik ve onlar, bocalıyorlar / debeleniyorlar , işte azabın kötüsü de onlaradır, ahirette de onlar hasara uğrayacaklardır. Muhakkak ki sana, yargılayan / hâkim olan ve bilen / alim katından Kur'an bırakılıyor.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar, namazı ikame ederler, zekâtı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.

Süleyman Ateş

Onlar ki namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Namazı tam kılan ve zekatı veren müminler için müjdeler içerir. Onlar Ahirete de içten inanırlar.

Şaban Britch

Onlar, namazı ikame ederler, zekâtı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.

Şaban Piriş

Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.

Yaşar Nuri Öztürk

O müminler ki, namazı kılar, zekatı verirler. Ve ahirete tam bir biçimde inananlar da onlardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Who engage in the act of worship and give alms -for alms are but the vehicles of prayer- and look at the Hereafter as the most undoubted event.

Abdul Haleem

who keep up the prayer, pay the prescribed alms, and believe firmly in the life to come.

Abdullah Yusuf Ali

Those who establish regular prayers and give in regular charity, and also have (full) assurance of the hereafter.

Abul A'la Maududi

who establish Prayer and give Zakah, dipnot 1 and have firm faith in the Hereafter. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, these verses of the Quran give guidance and convey the good news of a good end only to those people who possess these two qualities: (1) They should affirm faith, that is, accept the invitation of the Quran and the Prophet Muhammad (peace be upon him), believe in One God as their only Deity and Lord, accept the Quran as the Book of Allah, acknowledge the Prophet (peace be upon him) as a true prophet and their leader, and also adopt the belief that after this life there is another life, in which man has to render his full account of deeds and be rewarded or punished accordingly. (2) They should not only profess faith verbally, but should also be inclined to follow and obey the divine commands practically, and the first indication of this inclination is that they should establish the Salat and pay the Zakat. The verses of the Quran will show the right way of life only to those people who fulfill these two conditions; they will explain to them the difference between the right and the wrong at every stage on the way, protect them against the wrong ways at every turn of the way, and bless them with the satisfaction that whatever be the consequences of following the right way in the world. In the Hereafter, they will certainly attain the eternal and everlasting success and the good will of Allah only through it. For, in order to derive full benefit from the teaching of a teacher, one has first to have faith in him, then accept to be his student, and then work according to his instructions. Similarly, a patient who wants to be benefited by a doctor has first to accept him as a physician, and then follow his instructions with regard to medical dosage, prevention, etc. Then only he can assure the patient of the desired results.
  2. metne dön, dipnot 2
    Some people have interpreted the words yutun-az-zakat in this verse to mean that they should adopt moral purity. But, wherever in the Quran the word ita-i-zakat has occurred along with the word iqamat-i-salat, it means payment of the Zakat, which is the second pillar of Islam after the Salat. Moreover, the Quran has used the word tazakka for adopting piety and purity and not ita which is specifically used for the payment of the Zakat. In fact, what is meant to be impressed here is this: In order to benefit fully by the guidance of the Quran, it is imperative that one should adopt the attitude of submission and obedience in practical life, as well after the affirmation of the faith, and the establishment of the Salat and the payment of the Zakat is the first indication that one has actually adopted such an attitude. If there is no such indication, it will become obvious that one is rebellious: he might have acknowledged a ruler as such, but he is not inclined to carry out his commands.

Aisha Bewley

those who establish salat and pay zakat and are certain about the Next World.

Al-Hilali & Khan

Those who perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât) and give Zakât and they believe with certainty in the Hereafter (resurrection, recompense of their good and bad deeds, Paradise and Hell).

Ali Quli Qarai

—those who maintain the prayer and pay the zakāt, and who are certain of the Hereafter.

Amatul Rahman Omar

Who observe Prayer and (regularly) spend in charity and who are such people as have firm faith in the Hereafter.

Arthur John Arberry

who perform the prayer, and pay the alms, and have sure faith in the Hereafter.

Bijan Moeinian

The believers are those who worship God on regular basis and devote a portion of their incomes/ resources to charity and believe that there is a life after death [and that this earthly life is a short prelude to an everlasting life].

E. Henry Palmer

who are steadfast at prayer, and give alms, and of the hereafter are sure;

Edip-Layth

Those who hold the contact prayer, and contribute towards betterment, and regarding the Hereafter they are certain.

George Sale

who regularly perform their prayer, and give alms, and firmly believe in the life to come.

Hamid S. Aziz

A guidance and glad tidings to the believers,

Mahmoud Ghali

Who keep up the prayer, and bring the Zakat, (i. e., pay the poor-dues) and they, (always) they, have certitude in the Hereafter.

Marmaduke Pickthall

Who establish worship and pay the poor-due and are sure of the Hereafter.

Mohamed Ahmed - Samira

Who fulfil their devotional obligations, pay the zakat, and believe with certainty in the life to come.

Muhammad Asad

who are constant in prayer and spend in charity: for it is they, they who in their innermost are certain of the life to come!

Mustafa Khattab

˹those˺ who establish prayer, pay alms-tax, and have sure faith in the Hereafter.

Progressive Muslims

Those who hold the contact-method, and contribute towards betterment, and regarding the Hereafter they are certain.

Rashad Khalifa

Who observe the Contact Prayers (Salat), give the obligatory charity (Zakat), and they are, with regard to the Hereafter, absolutely certain.

Sahih International

Who establish prayer and give zakah, and of the Hereafter they are certain [in faith].

Sam Gerrans

Those who uphold the duty, and render the purity, and of the Hereafter they are certain.

Shabbir Ahmed

Who establish and consolidate the Divine System and set up the Just Economic Order of Zakat. They have conviction in the life to come (that the human "Self" lives on after death, and that all actions meet a just requital).

Syed Vickar Ahamed

Those who perform prayers regularly and give charity regularly, and also have (total) belief in the Hereafter.

Taqi Usmani

who establish Salāh and pay Zakāh and who have faith in the Hereafter.

The Monotheist Group

Those who hold the contact prayer, and contribute towards purification, and regarding the Hereafter they are certain.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 3. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 3. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 3. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩