Diyanet İşleri
(2-3) Kur'an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.
Neml suresi
Neml suresi, 3. ayet. ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
elleẕîne yüḳîmûne-ṣṣalâte veyü'tûne-zzekâte vehüm bil'âḫirati hüm yûḳinûn.
(2-3) Kur'an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kur'an müjde ve uyarıdır Neml 1–6 3
Ta-Sin. Bunlar Kur'an'ın, apaçık bir kitabın ayetleridir.
(2-3) Kur'an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.
Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.
Onlar, azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.
Şüphesiz bu Kur'an sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
3. Mü’min olmak iddiasında bulunanlar pek çoktur. O halde böyle bir iddiada bulunan herkesin iddiası kabul edilir mi yoksa bunun mutlaka bir delili mi olması gerekir? Ki doğru olan da bu sonuncusudur. İşte bundan dolayı Yüce Allah, söz konusu müminlerin vasıflarını belirterek şöyle buyurmaktadır: “O (müminler)” farzıyla, nafilesiyle “namazlarını” namazlarının hem rükünlerini, şartlarını, vaciplerini ve müstehaplarını oluşturan zahirî fiilleriyle hem de namazın ruhu ve özü olan huşu ile Yüce Allah’a yakınlıklarını hatırlarında tutmak, namaz kılarken söylediklerini ve yaptıklarını düşünmek sûretiyle bâtıni fiillerini yerine getirmek suretiyle “dosdoğru kılan” hak sahiplerine farz olan “zekâtı veren ve âhirete kesin olarak inanan kimselerdir.” Yani bunların imanları yakîn derecesine ulaşmıştır. Yakîn (kesin inanç) ise kalbe ulaşan, amele götüren tam bir bilgi demektir. Onların âhirete dair bu kesin inançları, âhiret için tam anlamı ile çalışmalarını, azabı ve cezalandırmayı gerektiren sebeplerden de uzak kalmalarını gerektirir. İşte her türlü hayırın başı da budur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Namazlarını en güzel bir şekilde tam olarak kılarlar, mallarının zekâtını verilmesi gereken yerlere verirler ve onlar ahirete olan sevaba ve cezaya kesin olarak iman ederler.
Aynı kök: يقن (28 geçiş) · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş)
Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı…
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)
Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)
Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle…
Aynı kök: يقن (28 geçiş)
Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar namazı kılar, zekatı verir ve ahirete de kesin bir şekilde inanırlar. dipnot 1
Onlar ki, namazı hakkını vererek kılarlar, arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli öderler; zira onlar, ahirete gönlü yatarak inananların ta kendisidirler.
o inananlar ki, salatta devamlı ve duyarlıdırlar, arınmak için verirler ve ahirete de yürekten inanırlar!
Onlar ki, salatı (Allah'a yöneliş ile mi'racı yaşama) ikame ederler ve arınıp saflaşmak için varlıklarından verirler; işte onlar ölümsüz geleceklerine kesin yakin elde etmişlerdir.
Ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman ederler.
Namazı kılan, zekâtı veren ve ahirete de kesin olarak inanırlar.
Onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve zekatı verirler. Sonsuz yaşama da kesin olarak inanırlar.
Onlar ki namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.
Onlar ki salatı gözetirler, zekatı verirler ve ahiret konusunda da kuşkuları yoktur.
Onlar ki namazı gözetirler, zekatı verirler ve ahiret konusunda da kuşkuları yoktur.
ki namazı dürüst kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.
Ki namazı dürüst kılarlar ve zekatı verirler, Ahırette de onlar yakin edinirler
Onlar, salatı ikame ederler, zekatı yaparlar. dipnot 1 Onlar, ahiret'e kesin olarak inanırlar.
Onlar, salatı ikame ederler, zekatı yaparlar. dipnot 1 Onlar, ahirete kesin olarak inanırlar.
Onlar, salatı ikame ederler, zekatı verirler. dipnot 1 Onlar, ahirete kesin olarak inanırlar.
Ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman ederler.
(öyle mü'minler) ki namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Onlar ahirete kat'i kanaat edinenlerin de ta kendileridir.
Onlar ki; namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de yakınen inanırlar.
(1-6) Tâ sîn, bunlar, Kuran’ın ve apaçık kitabın ayetleridir, iman edenler için müjdedir yol göstericidir / rehberdir. Müminler o kimselerdir ki n amazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, işte onlar, ahireti de yakinen / yaşayarak bilirler. Muhakkak ki Ahirete iman etmeyenlere , amellerini süslü gösterdik ve onlar, bocalıyorlar / debeleniyorlar , işte azabın kötüsü de onlaradır, ahirette de onlar hasara uğrayacaklardır. Muhakkak ki sana, yargılayan / hâkim olan ve bilen / alim katından Kur'an bırakılıyor.
Onlar, namazı ikame ederler, zekâtı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.
Onlar ki namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.
Onlar, namazı düzgün ve sürekli kılan, zekatı da veren kimselerdir. Ahirete inancı tam olanlar onlardır dipnot 1 .
Namazı tam kılan ve zekatı veren müminler için müjdeler içerir. Onlar Ahirete de içten inanırlar.
Onlar, namazı ikame ederler, zekâtı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.
Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.
O müminler ki, namazı kılar, zekatı verirler. Ve ahirete tam bir biçimde inananlar da onlardır.
Who engage in the act of worship and give alms -for alms are but the vehicles of prayer- and look at the Hereafter as the most undoubted event.
who keep up the prayer, pay the prescribed alms, and believe firmly in the life to come.
Those who establish regular prayers and give in regular charity, and also have (full) assurance of the hereafter.
who establish Prayer and give Zakah, dipnot 1 and have firm faith in the Hereafter. dipnot 2
those who establish salat and pay zakat and are certain about the Next World.
Those who perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât) and give Zakât and they believe with certainty in the Hereafter (resurrection, recompense of their good and bad deeds, Paradise and Hell).
—those who maintain the prayer and pay the zakāt, and who are certain of the Hereafter.
Who observe Prayer and (regularly) spend in charity and who are such people as have firm faith in the Hereafter.
who perform the prayer, and pay the alms, and have sure faith in the Hereafter.
The believers are those who worship God on regular basis and devote a portion of their incomes/ resources to charity and believe that there is a life after death [and that this earthly life is a short prelude to an everlasting life].
who are steadfast at prayer, and give alms, and of the hereafter are sure;
Those who hold the contact prayer, and contribute towards betterment, and regarding the Hereafter they are certain.
who regularly perform their prayer, and give alms, and firmly believe in the life to come.
A guidance and glad tidings to the believers,
Who keep up the prayer, and bring the Zakat, (i. e., pay the poor-dues) and they, (always) they, have certitude in the Hereafter.
Who establish worship and pay the poor-due and are sure of the Hereafter.
Who fulfil their devotional obligations, pay the zakat, and believe with certainty in the life to come.
who are constant in prayer and spend in charity: for it is they, they who in their innermost are certain of the life to come!
˹those˺ who establish prayer, pay alms-tax, and have sure faith in the Hereafter.
Those who hold the contact-method, and contribute towards betterment, and regarding the Hereafter they are certain.
Who observe the Contact Prayers (Salat), give the obligatory charity (Zakat), and they are, with regard to the Hereafter, absolutely certain.
Who establish prayer and give zakah, and of the Hereafter they are certain [in faith].
Those who uphold the duty, and render the purity, and of the Hereafter they are certain.
Who establish and consolidate the Divine System and set up the Just Economic Order of Zakat. They have conviction in the life to come (that the human "Self" lives on after death, and that all actions meet a just requital).
Those who perform prayers regularly and give charity regularly, and also have (total) belief in the Hereafter.
who establish Salāh and pay Zakāh and who have faith in the Hereafter.
Those who hold the contact prayer, and contribute towards purification, and regarding the Hereafter they are certain.