Diyanet İşleri
Onlar, "Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık" dediler. Salih, "Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında (yazılı)dır. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz" dedi.
Neml suresi
Neml suresi, 47. ayet. قَالُوا۟ ٱطَّيَّرْنَا بِكَ وَبِمَن مَّعَكَ قَالَ طَٰٓئِرُكُمْ عِندَ ٱللَّهِ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ تُفْتَنُونَ
ḳâlu-ṭṭayyernâ bike vebimem me`ak. ḳâle ṭâiruküm `inde-llâhi bel entüm ḳavmün tüftenûn.
Onlar, "Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık" dediler. Salih, "Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında (yazılı)dır. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sâlih ve dokuz kişilik çete Neml 45–53 3
Ona "köşke gir" denildi. Köşkü görünce onu (zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman, ona "Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür" dedi. Belkıs, "Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum" dedi.
Andolsun biz, "Allah'a kulluk edin" diye (uyarması için) Semud kavmine, kardeşleri Salih'i peygamber olarak göndermiştik. Bir de ne görsün, onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar.
Salih, onlara "Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah'tan bağışlanma dileseniz ya!"
Onlar, "Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık" dediler. Salih, "Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında (yazılı)dır. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz" dedi.
Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı.
Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: "Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz, sonra da velisine; 'Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz', diyeceğiz."
Onlar bir tuzak kurdular. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
47. Kavmi, peygamberleri Sâlih’e karşı çıkarak ve onu yalanlayarak “dediler ki: Sen ve sana uyanlar bize uğursuzluk getirdiniz.” Kahrolasıcalar! Salih’in yüzünden hayır görmediklerini, onun ve beraberindeki mü’minlerin, kendi dünyevi isteklerinin gerçekleşmesine engel olduklarını iddia ettiler.
âlih aleyhisselam da onlara “dedi ki: “Sizin uğursuzluk (saydığınız musietler), Allah katında (takdir edilmiştir).” Yani Allah’ın başınıza getirdiği musibetlerin sebebi, sizin günahlarınızdır. “Bilakis siz” darlıkla, bollukla, hayırla ve şerle aklınızı başınıza alıp tevbe edecek misiniz, etmeyecek misiniz diye “sınanan bir toplumsunuz.” İşte peygamberlerini yalanlamakta tutturdukları yol ve ona verdikleri karşılık bu idi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kavmi hakka karşı inat ederek ona şöyle dedi: "Seninle ve beraberindeki Müminlerin yüzünden uğursuzluğa uğradık." Salih -aleyhisselam- onlara şöyle dedi: "Başınıza gelen sıkıntılar sebebiyle uğur getirmesi için uçurduğunuz kuşların ilmi Allah katındadır. Bu hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Muhakkak sizler; size verilen çok hayırlar ve başınıza gelen şerlerle imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz."
Aynı kıssa: Hz. Sâlih · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
(Salih'e şöyle demiştik:) "Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret."
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır.…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık…
Aynı kök: طير (29 geçiş)
Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin…
Aynı kök: طير (29 geçiş)
Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): "Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben…
Aynı kök: طير (29 geçiş)
O gün Allah, şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile…
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Kavmi) şöyle demişti: "Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık." (Salih ise) "Size gelen uğursuzluk (yapıp ettikleriniz nedeniyle) Allah katında(n gelmiş)tir. Aslında siz deneniyorsunuz." demişti. dipnot 1
Onlar "Biz, senin ve seninle beraber olanların uğursuzluk getirdiğine inanıyoruz" dediler.(Salih): "Uğurunuz Allah'ın takdirindedir; kaldı ki siz (besbelli ki) sınanan bir toplumsunuz" dedi.
"Biz sende ve seninle beraber olanlarda uğursuzluk görüyoruz!" diye karşılık verdiler. (Salih:) "Uğurumuz ya da uğursuzluğumuz Allah'ın elindedir!" dedi, "İşin gerçeği, sizler sınanan bir toplumsunuz!"
Dediler ki: "Sen ve sana tabi olanlar yüzünden uğursuzluğa uğradık. " (Salih) dedi ki: "Sizin uğursuzluğunuz Allah indindedir. . . Hayır, siz imtihan edilen bir toplumsunuz. "
Dediler ki: "Senin ve seninle birlikte olanlar yüzünden uğursuzluğa uğradık." Dedi ki: "Sizin uğursuzluğunuz (başınıza gelenler) Allah katında (yazılı)dır. Hayır, siz denenmekte olan bir kavimsiniz."
Şöyle dediler: Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık. Sâlih: Size çöken uğursuzluk (sebebi) Allah katında (yazılı) dır. Hayır, siz imtihana çekilen bir kavimsiniz, dedi.
Dediler ki: "Sen ve seninle birlikte olanlar, bize uğursuzluk getirdiniz!" Dedi ki: "Sizin uğursuzluğunuz, Allah'ın katındandır!" "Hayır! Siz, sınanmakta olan bir toplumsunuz!"
Şöyle dediler: "Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık." Salih, "Size çöken uğursuzluğun sebebi Allah katındandır. Hayır, siz imtihana çekilen bir kavimsiniz" dedi.
Dediler ki, "Sen ve beraberindekiler bize uğursuzluk getirdiniz." Dedi ki, "Sizin uğursuzluğunuz ALLAH'tan gelmektedir. Doğrusu siz sınava sokulan bir toplumsunuz."
Dediler ki, 'Sen ve beraberindekiler bize uğursuzluk getirdiniz.' Dedi ki, ' Sizin uğursuzluğunuz ALLAH'tan gelmektedir. Doğrusu siz sınava sokulan bir toplumsunuz.'
Onlar: "Biz, senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık." dediler. O da: "Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah tarafından biliniyor. Doğrusu siz imtihana çekilen bir kavimsiniz." dedi.
Biz, sen ve maıyyetindekiler ile teşe'üm ettik dediler, sizin dedi: şeametinizin sebebi Allaha ma'lum doğrusu siz öyle bir kavmsiniz ki imtihan olunuyorsunuz
"Sen ve seninle beraber olanlar bize uğursuzluk getirdiniz." dediler. Salih: "Sizin uğursuzluğunuz Allah'ın takdirindedir. Belki sınav olunmakta olan bir toplumsunuz!" dedi.
"Sen ve seninle beraber olanlar bize uğursuzluk getirdiniz." dediler. Salih: "Sizin uğursuzluğunuz Allah'ın takdirindedir. Belki sınav olunmakta olan bir toplumsunuz!" dedi.
"Sen ve seninle beraber olanlar bize uğursuzluk getirdiniz." dediler. Salih: "Sizin uğursuzluğunuz Allah'ın takdirindedir. Belki sınav olunmakta olan bir toplumsunuz!" dedi.
Dediler ki: "Senin ve seninle birlikte olanlar yüzünden uğursuzluğa uğradık." Dedi ki: "Sizin uğursuzluğunuz (başınıza gelenler) Tanrı katında (yazılı)dır. Hayır, siz denenmekte olan bir kavimsiniz."
Dediler: "Senin yüzünden ve maiyyetinde bulunan kimseler (mü'minler) yüzünden uğursuzluğa uğradık". (Saalih de:) "Sizin (bütün) amel (ve hareketler) iniz Allah nezdinde (gizli değildir, yazılı) dır. Belki siz imtihaana çekilmekde olan bir kavmsiniz" dedi.
Dediler ki: Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık: O da: Uğursuzluğunuz Allah katındandır. Belki siz, imtihana çekilen bir kavimsiniz, dedi.
(45-53) Kesin olan şu ki b iz Semud kavmine kardeşleri Salih'i Allah'a ibadet etmeleri için gönderdik , bir vakit onlar, iki fırka halinde kavga ediyorlardı / hasımlaşıyorlardı. Salih d edi ki ey kavmim güzellikten önce niye kötülüğü çabucak istiyorsunuz, keşke Allah’ın bağışlamasını / istiğfarını istiyor olsaydınız böylelikle belki esirgenmiş olurdunuz. Dediler ki seninle ve beraberindekilerle, biz uğursuzlandık. Salih dedi ki u ğursuzluklarınız Allah’ın yanındandır, bilakis siz imtihan edilen bir kavimsiniz. Şehirde tam dokuz öbektiler, arzda bozgunculuk yapıyorlardı ve ıslah etmiyorlardı. Onu / Salih’i ve yakın çevresini bir gece baskını ile öldürelim, velilerine de onların helakine şahit değiliz, kesinlikle doğru söylüyoruz deriz. Böyle bir tuzağı kurdular, bizde bir tuzak kurduk onlar bilincinde değildiler / şuurunda değildiler. Bak! tuzakları nasıl sonuçlandı , onları (dokuz öbeği) ve kavimlerinin hepsini darmadağın ettik. İşte bunlarda zulümleri nedeniyle bomboş / virane / ıssız evleri, kesinlikle bunda bilen bir kavim için bir gösterge / bir ayet vardır. Biz de iman edenleri sakınmalarından dolayı kurtardık.
Dediler ki: “Sen ve sana uyanlar bize uğursuzluk getirdiniz.” Dedi ki: Sizin uğursuzluğunuz Allah nezdindedir. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz.” dedi.
Dediler: "Senin ve seninle beraber bulunanların yüzünden uğursuzluğa uğradık." Dedi: "Uğursuzluğunuz(un sebebi), Allah'ın yanındadır (herşey O'nun takdiriyle olur). Doğrusu siz (bu olaylarla) sınanan bir toplumsunuz."
(Halkı:) "Sen ve yanındakiler yüzünden uğursuzluğa uğradık." dediler. Salih dedi ki: "Sizi uğursuzluğa uğratan şey, Allah katındandır. Aksine siz, imtihan dipnot 1 edilen bir topluluksunuz."
"Sen ve taraftarların yüzünden huzurumuz kaçtı" dediler. Salih dedi ki; "Huzurunuzu kaçıran şey, Allah katındandır. Aslında siz, imtihandan geçirilen bir toplumsunuz."
Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık, dediler. Uğursuzluğunuz (başınıza gelenler) Allah katındandır. Esasında imtihan oluyorsunuz, dedi.
-Sen ve beraberindeki kimseler, bize uğursuzluk getirdiniz dediler. -Uğursuzluğunuz Allah katındandır. Esasında imtihan oluyorsunuz, dedi.
Dediler: "Sen ve beraberindekiler yüzünden başımıza uğursuzluk geldi/sen ve beraberindekileri uğursuzluk belirtisi sayıyoruz." Dedi: "Uğursuzluk kuşunuz Allah katındadır. Daha doğrusu siz, imtihana çekilen bir topluluksunuz.
But they wickedly said: "We esteem you and those with you as birds of evil omen presaging some direful events. " "Indeed, " he said, "events portending good or evil and all that is destined to happen rest at the hands of Allah; the fact is that you are people put to the test".
They said, ‘We see you and your fol-lowers as an evil omen.’ He replied, ‘God will decide on any omen you may see: you people are being put to the test.’
They said: "Ill omen do we augur from thee and those that are with thee". He said: "Your ill omen is with Allah; yea, ye are a people under trial."
They said: "We augur ill of you and those who are with you." dipnot 1 Salih replied: "Your augury is with Allah. The truth is that you are a people who are being tried." dipnot 2
They said, ‘We see you, and those with you, as an evil omen. ’ He said, ‘No, your evil omen is with Allah; you are merely a people undergoing a trial.’
They said: "We augur ill omen from you and those with you." He said: "Your ill omen is with Allâh; nay, but you are a people that are being tested."
They said, ‘We take for a bad omen you and those who are with you. ’ He said, ‘Your bad omens are with Allah. Rather you are a people being tested.’
They said, `We have suffered due to you and your companions. ' (Sâlih) said, `Your deeds and true cause of your sufferings is with Allâh (Who is punishing you for your evil deeds). Nay, you are a people who are being tried (to distinguish the good of you from the bad).
They said, 'We augur ill of thee and of those that are with thee. ' He said, 'Your augury is with God; nay, but you are a people being proved.'
They said: "You are a bad omen [for the simple reason that we were one nation at “peace" before you. ] Saleh replied: “This [bad or good] omen [that you are talking about] is a mean by which God has put you in trial.
They said, 'We have taken an augury concerning thee and those who are with thee. ' Said he, 'Your augury is in God's hands; nay, but ye are a people who are tried!'
They said, "You have an ill omen with you and those with you." He said, "Your ill omen is with God, but you are a people that are being tested."
They answered, we presage evil from thee, and from those who are with thee. Saleh replied, the evil which ye presage is with God: But ye are a people who are proved by a vicissitude of prosperity and adversity.
Said he, "O my people! Why do you hasten on evil rather than good? Why do you not ask forgiveness of Allah that you may obtain mercy. "
They said, "We augur ill of you and of (the ones) who are with you. " He said, "Your bird (of) augury is in the Providence of Allah. No indeed, (but) you are a people being tempted."
They said: We augur evil of thee and those with thee. He said: Your evil augury is with Allah. Nay, but ye are folk that are being tested.
They said: "You betoken evil, and those with you. " (Saleh) replied: "The evil you presage can only come from God. In reality you are a people under trial (for your own inauspiciousness)."
They answered: "We augur evil from thee and those that follow thee!" Said he: “Your destiny, good or evil, rests with God yea, you are people undergoing a test!”
They replied, "You and your followers are a bad omen for us."[1] He responded, “Your omens are destined by Allah. In fact, you are ˹only˺ a people being tested.”
They said: "You have an ill omen with you and those with you. " He said: "Your ill omen is with God, but you are a people that are being tested."
They said, "We consider you a bad omen for us, you and those who joined you." He said, "Your omen is fully controlled by GOD. Indeed, you are deviant people."
They said, "We consider you a bad omen, you and those with you. " He said, "Your omen is with Allah. Rather, you are a people being tested."
They said: “We think thee and those with thee an evil omen.” He said: “Your evil omen is with God. The truth is, you are a people subjected to means of denial.”
They answered, "We consider you, and your companions a bad omen for us. " He said, "Your omen is determined by Allah's Laws. Nay, you are but a folk who are being tested."
They said: "We foresee bad sign from you, and from those who are with you. " He said: "Your bad sign is with Allah; Yes, you are a people under trial."
They said, "We regard you and those with you as a sign of bad omen." He said, “Your omen is with Allah, but you are a people put to a test.”
They said: "You have an ill omen with you and those with you." He said: "Your ill omen is with God, but you are a people who are being tested."