Diyanet İşleri
Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Neml suresi
Neml suresi, 80. ayet. إِنَّكَ لَا تُسْمِعُ ٱلْمَوْتَىٰ وَلَا تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا وَلَّوْا۟ مُدْبِرِينَ
inneke lâ tüsmi`u-lmevtâ velâ tüsmi`u-ṣṣumme-ddü`âe iẕâ vellev müdbirîn.
Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kur'an İsrâiloğullarına anlatır; "ölülere duyuramazsın" Neml 76–81 3
Şüphesiz o, elbette mü'minler için bir hidayet ve bir rahmettir.
Şüphesiz senin Rabbin, onların arasında hükmünü verecektir. O, mutlak güç sahibidir, hakkıyla bilendir.
Öyle ise Allah'a tevekkül et. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun.
Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Ancak ayetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin.
(Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dabbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.
Her ümmetten ayetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
80. Yani onları davet edip de onlara seslendiğinde seini duyuramazsın. Özellikle de “arkalarını dönüp gittiklerinde” Çünkü arkalarını dönüp gittikleri vakit hiç mi hiç işitmezler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Şüphesiz sen, Yüce Allah’a iman etmeyip, küfürleri sebebiyle kalpleri ölmüş olan ölülere asla duyuramazsın. Senden yüz çevirip, arkalarını dönen, Yüce Allah'ın hakka karşı kulaklarını sağır ettiği kimselere de davetini duyuramazsınız.
Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Aynı kök: دبر (44 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm
Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin.
Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Ortak kavram: Dua
İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile…
Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Ortak kavram: Dua
De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum." Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.
Aynı kök: دبر (44 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm
De ki: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hakimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim…
Aynı kök: دبر (44 geçiş) · Ortak kavram: Dua
(17-18) O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.
Ortak kavram: Ölüm · Ortak kavram: Dua
Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin…
Aynı kök: دبر (44 geçiş)
Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez.
Ortak kavram: Ölüm
Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki sen ölülere dipnot 1 duyuramaz; sağırlara da arkalarını dönüp giderlerken çağrıyı duyuramazsın.
Şu bir gerçek ki, sen ölülere işittiremezsin. Dahası, bu daveti sırtını dönüp uzaklaşan sağırlara da işittiremezsin.
Gerçek şu ki, sen ölülere de işittiremezsin, sırt çevirip uzaklaşan sağırlara da işittiremezsin bu çağrıyı;
Muhakkak ki sen ölülere (şuursuzca yaşayanlara) işittiremezsin; (Hakk'a) arkalarını dönüp gittiklerinde, sağırlara da işittiremezsin!
Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.
Bil ki sen ölülere işittiremezsin, arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da dâveti duyuramazsın.
Kuşkusuz, ölülere duyuramazsın; arkasını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Sen, şüphesiz, manen ölülere işittiremezsin; dönüp giden manen sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Sen ölülere duyuramazsın, aynı şekilde arkalarını dönen sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Sen ölülere duyuramazsın, aynı şekilde arkalarını dönen sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Şüphesiz sen, ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.
Şübhesiz sen ölülere işittiremezsin, arkalarına dönmüş kaçarlarken sağırlara da da'veti işittiremezsin
Sen, ölülere duyuramazsın. Mesajı aldırmayan sağırlara da duyuramazsın.
Sen, ölülere duyuramazsın. Mesajı aldırmayan sağırlara da duyuramazsın.
Sen, ölülere duyuramazsın. Mesajı aldırmayan sağırlara da duyuramazsın.
Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.
Zira şübhesiz ki sen ölülere duyuramazsın. Arkalarını dönmüş kaçarlarken sağırlara da da'veti (ni) işitdiremezsin.
Elbette sen; ölülere işittiremezsin, dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
(76-82) İşte bu Kur'an, üzerinde çoğunun ihtilaf ettiği şeyleri İsrailoğulları'na kıssa ediyor / anlatıyor. O, müminler için rahmettir hidayettir / esirgeyendir, yola iletendir. Kesinlikle senin Rabbin, onların arasındaki hükmünü gerçekleştirecektir ve O saygıdeğerdir, bilendir. Vekaletini Allah'a ver, muhakkak ki sen apaçık bir hak / bir gerçek üzeresin. Muhakkak ki sen ölüleri işittiremezsin, çağrını, arkalarına dönüp kaçarken sağırlar duyamaz lar. Sen bir körü sapmışlı kta iken hidayete iletemezsin / yola iletemezsin. Sen sadece, ayetlerimize inananlara işittirebilirsin işte onlar teslim olanlardır.
Sen, ölülere duyuramazsın, arkalarını dönüp gitmekte olan sağırlara da daveti duyuramazsın.
Sen ölülere duyuramazsın, arkalarını dönmüş kaçmakta olan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.
Sen ölülere bir şey işittiremezsin. Sırtlarını döndükleri zaman sağırlara da çağrını işittiremezsin dipnot 1 .
Sen ölülere dinletemezsin. Çağrını, sırtlarını döndükleri zaman , sağırlara da dinletemezsin.
Sen, ölülere duyuramazsın, arkalarını dönüp gitmekte olan sağırlara da daveti duyuramazsın.
Sen, ölülere duyuramazsın, arkasını dönüp gidenlere de çağrıyı işittiremezsin.
Sen, ölülere işittiremezsin. Eğer dönüp giderlerse, sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
But you shall not be able to make your voice reach the spiritually dead nor shall you be able to make it reach the worthless who counsel deaf nor do they open their hearts' ears when they turn their backs.
You cannot make the dead hear, you cannot make the deaf listen to your call when they turn their backs and leave,
Truly thou canst not cause the dead to listen, nor canst thou cause the deaf to hear the call, (especially) when they turn back in retreat.
Surely you cannot make the dead hear you, dipnot 1 nor can you make the deaf hear your call if they turn back in flight, dipnot 2
You will not make dead men hear and you will not make deaf men hear the call when they turn their backs in flight.
Verily, you cannot make the dead to hear nor can you make the deaf to hear the call (i.e. benefit them and similarly the disbelievers), when they flee, turning their backs.
Indeed you cannot make the dead hear, nor can you make the deaf hear the call when they turn their backs [upon you],
Of course you cannot make the dead hear nor can you make the deaf hear (your) call when they retreat turning their backs (on you).
Thou shalt not make the dead to hear, neither shalt thou make the deaf to hear the call when they turn about, retreating.
You can not deliver the message to the dead person nor can you make the deaf to hear you; especially when they turn away from you.
Verily, thou canst not make the dead to hear, and thou canst not make the deaf to hear the call when they turn their backs on thee;
You cannot make the dead hear, nor can you make the deaf hear the call when they turn their backs and flee.
Verily thou shalt not make the dead to hear, neither shalt thou make the deaf to hear thy call to the true faith, when they retire and turn their backs:
Rely you then upon Allah, for you stand on obvious Truth.
Surely you will not make the dead to hear, nor will you make the deaf to hear the call when they turn away, withdrawing.
Lo! thou canst not make the dead to hear, nor canst thou make the deaf to hear the call when they have turned to flee;
You cannot make the dead to listen, or the deaf to hear the call, when they have turned their backs,
[But, ] verily, thou canst not make the dead hear: and [so, too,] thou canst not make the deaf [of heart] hear this call when they turn their backs [on thee] and go away,
You certainly cannot make the dead hear ˹the truth˺. Nor can you make the deaf hear the call when they turn their backs and walk away.
You cannot make the dead hear, nor can you make the deaf hear the call when they turn their backs and flee.
You cannot make the dead, nor the deaf, hear the call, if they turn away.
Indeed, you will not make the dead hear, nor will you make the deaf hear the call when they have turned their backs retreating.
Thou wilt not make the dead to hear, nor wilt thou make the deaf to hear the call when they turn and go.
But verily, you cannot make the dead (or the "living-dead") hear, nor can you make the deaf of heart to hear the call when they turn back to retreat.
Truly, you cannot make the dead to hear, nor can make the deaf to hear the call, especially when they go away in hiding,
Surely, you cannot make the dead to hear, nor can you make the deaf to hear your call when they turn their backs in retreat,
You cannot make the dead hear, nor can you make the deaf hear the call when they turn their backs and flee.