Diyanet İşleri
Ta-Sin. Bunlar Kur'an'ın, apaçık bir kitabın ayetleridir.
Neml suresi · 1–6. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Neml suresi, 1. ayet. طسٓ تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْقُرْءَانِ وَكِتَابٍ مُّبِينٍ
Ta-Sin. Bunlar Kur'an'ın, apaçık bir kitabın ayetleridir.
Tâ. Sîn. dipnot 1 İşte şu(nlar) Kur'an'ın ve apaçık Kitabın ayetleridir. dipnot 2
Ta-Sin!Bunlar Kur'an'ın, yani açık ve açıklayıcı olan ilahi kelamın ayetleridir.
Ta-Sin. Bunlar Kuran'ın, özünde açık olan ve gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan ilahi kitabın mesajlarıdır:
Ta, Siin. . . İşte bunlar Kuran'ın (hakikat ve Sünnetullah BİLGİsinin) ve Kitab-ı Mubiyn'in (apaçık ortada olan Evrenin {KİTAP} sistem ve düzeninin) işaretleridir.
Ta, sin. Bunlar Kur'an'ın ve apaçık olan kitabın ayetleridir.
Tâ. Sin. Bunlar Kur’an'ın, (gerçekleri) açıklayan Kitab'ın âyetleridir.
T. S. İşte bunlar, Kur'an'ın ve Apaçık Kitap'ın ayetleridir.
Ta, sin. Bunlar, Kur'an'ın ve apaçık bir kitabın ayetleridir.
T9 S60. Bu (harfler) Kuran'ın, apaçık bir kitabın mucizeleridir. dipnot 1
TT.S. Bu (harfler) Kuran'ın, apaçık bir kitabın mucizeleridir.
Ta, Sin. Bunlar sana Kuran'ın ve apaçık bir kitabın ayetleridir,
Ta, Sin, bunlar sana Kur'anın ve mübin bir kitabın ayetleri
Ta, Sin. İşte bunlar Kur'an'ın, gerçeği apaçık ortaya koyan Kitap'ın ayetleridir.
Ta, Sin. İşte bunlar dipnot 1 Kur'an'ın, gerçeği apaçık ortaya koyan Kitap'ın ayetleridir. dipnot 2
Ta, Sin. İşte bunlar dipnot 1 Kur'an'ın, gerçeği apaçık ortaya koyan Kitap'ın ayetleridir. dipnot 2
Ta, sin. Bunlar Kuran'ın ve apaçık olan kitabın ayetleridir.
Taa, Sin. Bunlar Kur'anın, (hak ile baatılı) apaçık gösteren bir kitabın ayetleridir.
Ta, Sin. Bunlar; Kur'an'ın ve apaçık kitabın ayetleridir
(1-6) Tâ sîn, bunlar, Kuran’ın ve apaçık kitabın ayetleridir, iman edenler için müjdedir yol göstericidir / rehberdir. Müminler o kimselerdir ki n amazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, işte onlar, ahireti de yakinen / yaşayarak bilirler. Muhakkak ki Ahirete iman etmeyenlere , amellerini süslü gösterdik ve onlar, bocalıyorlar / debeleniyorlar , işte azabın kötüsü de onlaradır, ahirette de onlar hasara uğrayacaklardır. Muhakkak ki sana, yargılayan / hâkim olan ve bilen / alim katından Kur'an bırakılıyor.
Tâ, Sîn. dipnot 1 Bunlar, Kur’an’ın ve apaçık kitabın ayetleridir.
Ta sin. Şunlar Kur'an'ın ve apaçık bir Kitabın ayetleridir.
Ta-Sin dipnot 1 ! Bunlar Kur'an'ın dipnot 2 , apaçık olan Kitab'ın ayetleridir dipnot 3 .
TA! SİN! Bunlar Kur'an'ın, bu açık Kitab'ın ayetleri dipnot 1 ;
Tâ Sîn. Bunlar, Kur’an’ın va apaçık kitabın ayetleridir.
Ta Sin. Bunlar, Kur'an'ın va apaçık kitabın ayetleridir.
Ta, Sin. İşte bunlar Kur'an'ın ve açık seçik beyanda bulunan Kitap'ın ayetleridir.
Neml suresi, 2. ayet. هُدًى وَبُشْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ
(2-3) Kur'an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.
(Kur'an) müminler için bir rehber ve müjdedir.
inananlar için bir rehber ve bir müjdedir.
O kitap ki, inananlar için bir yol gösterici ve bir müjdedir;
İman edenler için hakikate erdirici ve müjde olarak!
Mü'minler için bir hidayet ve bir müjdedir.
İman eden müminler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.
İnananlar için yol gösterendir ve sevinçli bir haberdir.
İnananlara rehber ve müjdedir.
Gerçeği onaylayanlar için bir kılavuz ve müjdedir.
İnananlar için bir kılavuz ve müjdedir.
birer hidayet ve müjde olmak üzere o mü'minlere
birer hidayet ve müjde olmak üzere o mü'minlere
İman Edenler için doğru yola iletici ve haber vericidir.
İnananlar için doğru yola iletici ve haber vericidir.
İnananlar için doğru yola iletici ve müjdeleyicidir.
İnançlılar için bir hidayet ve bir müjdedir.
Mü'minler için birer hidayet ve müjdedir (onlar).
Mü'minlere doğruluk rehberi ve müjdedir.
(1-6) Tâ sîn, bunlar, Kuran’ın ve apaçık kitabın ayetleridir, iman edenler için müjdedir yol göstericidir / rehberdir. Müminler o kimselerdir ki n amazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, işte onlar, ahireti de yakinen / yaşayarak bilirler. Muhakkak ki Ahirete iman etmeyenlere , amellerini süslü gösterdik ve onlar, bocalıyorlar / debeleniyorlar , işte azabın kötüsü de onlaradır, ahirette de onlar hasara uğrayacaklardır. Muhakkak ki sana, yargılayan / hâkim olan ve bilen / alim katından Kur'an bırakılıyor.
Müminler için bir hidayet ve bir müjdedir.
İnananlara yol gösterici ve müjdedir.
İnanıp güvenenler için bir rehber ve bir müjdedir dipnot 1 .
Doğruyu gösteren ve o müminler(inanıp güvenenler) için müjdeler içeren kitabın ayetleridir.
Müminler için hidayet ve müjdedir.
Müminler için rehber ve müjdedir.
Müminlere bir kılavuz ve muştudur o.
Neml suresi, 3. ayet. ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
(2-3) Kur'an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.
Onlar namazı kılar, zekatı verir ve ahirete de kesin bir şekilde inanırlar. dipnot 1
Onlar ki, namazı hakkını vererek kılarlar, arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli öderler; zira onlar, ahirete gönlü yatarak inananların ta kendisidirler.
o inananlar ki, salatta devamlı ve duyarlıdırlar, arınmak için verirler ve ahirete de yürekten inanırlar!
Onlar ki, salatı (Allah'a yöneliş ile mi'racı yaşama) ikame ederler ve arınıp saflaşmak için varlıklarından verirler; işte onlar ölümsüz geleceklerine kesin yakin elde etmişlerdir.
Ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman ederler.
Namazı kılan, zekâtı veren ve ahirete de kesin olarak inanırlar.
Onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve zekatı verirler. Sonsuz yaşama da kesin olarak inanırlar.
Onlar ki namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.
Onlar ki salatı gözetirler, zekatı verirler ve ahiret konusunda da kuşkuları yoktur.
Onlar ki namazı gözetirler, zekatı verirler ve ahiret konusunda da kuşkuları yoktur.
ki namazı dürüst kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.
Ki namazı dürüst kılarlar ve zekatı verirler, Ahırette de onlar yakin edinirler
Onlar, salatı ikame ederler, zekatı yaparlar. dipnot 1 Onlar, ahiret'e kesin olarak inanırlar.
Onlar, salatı ikame ederler, zekatı yaparlar. dipnot 1 Onlar, ahirete kesin olarak inanırlar.
Onlar, salatı ikame ederler, zekatı verirler. dipnot 1 Onlar, ahirete kesin olarak inanırlar.
Ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman ederler.
(öyle mü'minler) ki namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Onlar ahirete kat'i kanaat edinenlerin de ta kendileridir.
Onlar ki; namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de yakınen inanırlar.
(1-6) Tâ sîn, bunlar, Kuran’ın ve apaçık kitabın ayetleridir, iman edenler için müjdedir yol göstericidir / rehberdir. Müminler o kimselerdir ki n amazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, işte onlar, ahireti de yakinen / yaşayarak bilirler. Muhakkak ki Ahirete iman etmeyenlere , amellerini süslü gösterdik ve onlar, bocalıyorlar / debeleniyorlar , işte azabın kötüsü de onlaradır, ahirette de onlar hasara uğrayacaklardır. Muhakkak ki sana, yargılayan / hâkim olan ve bilen / alim katından Kur'an bırakılıyor.
Onlar, namazı ikame ederler, zekâtı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.
Onlar ki namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.
Onlar, namazı düzgün ve sürekli kılan, zekatı da veren kimselerdir. Ahirete inancı tam olanlar onlardır dipnot 1 .
Namazı tam kılan ve zekatı veren müminler için müjdeler içerir. Onlar Ahirete de içten inanırlar.
Onlar, namazı ikame ederler, zekâtı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.
Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.
O müminler ki, namazı kılar, zekatı verirler. Ve ahirete tam bir biçimde inananlar da onlardır.
Neml suresi, 4. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ زَيَّنَّا لَهُمْ أَعْمَٰلَهُمْ فَهُمْ يَعْمَهُونَ
Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.
Ahirete inanmayanların işlerini, kendilerine süslü gösterdik; bocalayıp duruyorlar.
Ahirete inanmayanlara gelince... Biz onlara yapıp ettiklerini süslemişizdir; bu yüzden onlar saplandıkları (kuşku) bataklığında debelenip dururlar;
Ahirete inanmayanlara gelince, onlara yapıp ettiklerini güzel göstermişizdir; bu yüzden, körcesine bocalayıp durmaktadırlar.
Ölümsüz gelecek yaşamlarına iman etmeyenlere gelince; onların yaptıkları işleri kendilerine süsleyip (keyifli) gösterdik; artık onlar (hakikate) kör ve şaşkın, (ortalıkta) bocalar dururlar!
Ahirete inanmayanlara gelince; biz onlara kendi yaptıklarını süslemişiz, böylece onlar, 'körlük içinde şaşkınca dolaşırlar'.
Şüphesiz biz, ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik; o yüzden bocalar dururlar.
Aslında, sonsuz yaşama inanmayanların yaptıklarını, kendilerine çekici gösterdik; bocalayıp dursunlar diye.
Ahirete inanmayanların amellerini kendilerine süslemişizdir, onlar körü körüne bocalarlar.
Ahiret gerçeğini onaylamayanların ise yaptıklarını kendilerine süslü göstermişizdir, bocalayıp dururlar.
Ahirete inanmıyanların ise yaptıklarını kendilerine süslü göstermişizdir, bocalayıp dururlar.
Ahirete inanmayanların yaptıklarını kendilerine süslü göstermişizdir de onlar ilerisini göremezler, kalpleri körelmiştir.
Çünkü Ahırete inanmıyanların yaptıklarını kendilerine müzeyyen göstermişizdir de onlar ilerisini görmezler, kalbleri körelmiştir
Hesap gününe iman etmeyenlere, yaptıklarını sevimli gösterdik. Bu yüzden şaşkınlık içinde bocalayıp dururlar.
Hesap Günü'ne inanmayanlara, yaptıklarını sevimli gösterdik. Bu yüzden şaşkınlık içinde bocalayıp dururlar.
Hesap Günü'ne inanmayanlara, yaptıklarını sevimli gösterdik. Bu yüzden şaşkınlık içinde bocalayıp dururlar.
Ahirete inanmayanlara gelince; biz onlara kendi yaptıklarını süslemişiz, böylece onlar, 'körlük içinde şaşkınca dolaşırlar'.
Biz, ahirete inanmayanların (kötü) amel (ve hareket) lerini kendileri için süslemişizdir de (kalbleri kör olarak) şaşırıb kalmakdadırlar.
Ahirete inanmayanlara gelince; muhakkak ki onlara, yaptıklarını güzel göstermişizdir. Bu yüzden şaşırıp kalmaktadırlar.
(1-6) Tâ sîn, bunlar, Kuran’ın ve apaçık kitabın ayetleridir, iman edenler için müjdedir yol göstericidir / rehberdir. Müminler o kimselerdir ki n amazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, işte onlar, ahireti de yakinen / yaşayarak bilirler. Muhakkak ki Ahirete iman etmeyenlere , amellerini süslü gösterdik ve onlar, bocalıyorlar / debeleniyorlar , işte azabın kötüsü de onlaradır, ahirette de onlar hasara uğrayacaklardır. Muhakkak ki sana, yargılayan / hâkim olan ve bilen / alim katından Kur'an bırakılıyor.
Şüphesiz, ahirete iman etmeyenlerin amellerini kendilerine süslü göstermişizdir. Bu yüzden onlar körü körüne bocalayıp dururlar.
Ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslemişizdir, onlar körü körüne bocalarlar.
Ahirete inanmayanlara ise işlerini güzel gösteririz dipnot 1 . Onlar bocalar dururlar.
Ahirete inanmayanlara, işlerini güzel gösteririz; onlar bocalarlar.
Ahirete ima etmeyenler ise, biz onlara amellerini süsledik de onlar bocalayıp dururlar.
Ahirete inanmayanlar ise, biz onlara amellerini süsledik de onlar bocalayıp dururlar.
Şu bir gerçek ki, ahirete inanmayanların amellerini biz, kendileri için süsleyip püsledik. Bu yüzden onlar kalpleri körelmiş olarak şaşkınlık içinde bocalar dururlar.
Neml suresi, 5. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَهُمْ سُوٓءُ ٱلْعَذَابِ وَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ هُمُ ٱلْأَخْسَرُونَ
Onlar, azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.
İşte onlar, azabı en kötü olanlardır; ahirette en çok kaybedecek olanlar da onlardır.
azabın en kötüsüne duçar olacak kimseler işte böyleleridir; ve onlar, evet onlardır en büyük kaybı yaşacacak olanlar.
Azabın en kötüsüne uğrayacak olanlar işte böyleleridir; ahirette en büyük kayba uğrayacak olanlar da böyleleri..!
İşte bunlar var ya, azabın kötüsü onlaradır! Gelecekteki yaşamda da en çok hüsrana uğrayacak olanlar onlardır!
İşte onlar; en kötü azab onlarındır ve ahirette de en büyük kayba uğrayanlardır.
İşte bunlar, azabı en ağır olanlardır, ahirette en çok ziyana uğrayacaklar da onlardır.
Ağır bir cezayı hak etmiş olanlar, işte böyleleridir. Sonsuz yaşamda da en çok yitime uğrayanlar onlardır.
İşte bunlar, azabı en ağır olanlardır; ahirette en çok ziyana uğrayacaklar da onlardır.
Onlar en kötü cezayı hak etmişlerdir ve ahirette de en çok kayba uğrayanlardır.
Onlar en kötü cezayı haketmişlerdir ve ahirette de en çok kayba uğrayanlardır.
Onlar, o kimselerdir ki kendilerine azabın kötüsü vardır, ahirette en çok ziyana uğrayanlar da onlardır.
bunlar o kimselerdir ki kendilerine azabın kötüsü vardır ve bunlardır ki Ahırette en çok husrana düşenlerdir
Onlar için azabın kötüsü vardır. Onlar, Hesap gününde en çok ziyana uğrayacak kimselerdir.
Onlar için azabın kötüsü vardır. Onlar, Hesap Günü'nde en çok ziyana uğrayacak kimselerdir.
Onlar için azabın kötüsü vardır. Onlar, hesap gününde en çok ziyana uğrayacak kimselerdir.
İşte onlar; en kötü azab onlarındır ve ahirette de en büyük kayba uğrayanlardır.
Onlar öyle kimselerdir ki kötü azab (işte) onlara mahsusdur. Onlar ahiretde de en çok hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Bunlar öyle kimselerdir ki; kötü azap onlarındır. Ve onlar; ahirette de en çok hüsrana uğrayanların kendileridir.
(1-6) Tâ sîn, bunlar, Kuran’ın ve apaçık kitabın ayetleridir, iman edenler için müjdedir yol göstericidir / rehberdir. Müminler o kimselerdir ki n amazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, işte onlar, ahireti de yakinen / yaşayarak bilirler. Muhakkak ki Ahirete iman etmeyenlere , amellerini süslü gösterdik ve onlar, bocalıyorlar / debeleniyorlar , işte azabın kötüsü de onlaradır, ahirette de onlar hasara uğrayacaklardır. Muhakkak ki sana, yargılayan / hâkim olan ve bilen / alim katından Kur'an bırakılıyor.
İşte en kötü azap onlarındır ve onlar ahirette de en çok hüsrana uğrayanlardır.
Onlar, öyle kimselerdir ki, en kötü azab kendilerinindir. Ve onlar ahirette de en çok ziyana uğrayanlardır.
Onlar, kötü bir azabı hak etmiş kimselerdir; onlar ahirette de değerlerini büsbütün yitirecek olanlardır.
Onlar, o kötü azabı hak etmiş kimselerdir; ahirette çok zararlı çıkacaklardır.
İşte onlar! En kötü azap onlar içindir. Ahirette en büyük hüsrana uğrayacak olanlar, onlardır.
İşte onlar! En kötü azap onlar içindir. Ahirette en büyük hüsrana uğrayacak olanlar, onlardır.
İşte bunlardır kendilerine azabın korkuncu öngörülen. Ahirette hüsrana uğrayacaklar da onlardır.
Neml suresi, 6. ayet. وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى ٱلْقُرْءَانَ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ عَلِيمٍ
Şüphesiz bu Kur'an sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir.
Şüphesiz ki Kur'an doğru hüküm veren, bilen (Allah) tarafından sana vahyedilmektedir.
Ve elbet sen de bu Kur'an'a, her şeyi bilen, her hükmünde tam isabet edenin katından nail kılınmaktasın.
Fakat (sana gelince, ey inanan kişi,) sen bu Kuran'ı her şeyin aslını bilen (ve dolayısıyla) her konuda doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen (Allah) katından almaktasın.
Sen (şuurunla) kesinlikle Kuran'a, Hakiym ve Aliym'in ledünnünden (hakikatindeki Esma mertebesinden) nail olunuyorsun.
Hiç şüphesiz, bu Kur'an, sana, hüküm ve hikmet sahibi olan, (ve her şeyi gerçeğiyle) bilen (Allah'ın) katından ilka edilmektedir.
(Rasûlüm!) Şüphesiz ki bu Kur'an, hikmet sahibi ve her şeyi bilen Allah tarafından sana verilmektedir.
Kuşkusuz, Kur'an, Bilgelik ve Adaletle Yönetenin; Bilenin katından sana ulaştırılıyor.
"Ey Muhammed! Bu Kur'an sana, bilge ve bilgin olan Allah tarafından verilmektedir."
Kuşkusuz sen bu Kuran'ı, Bilge ve Bilen birisinden almaktasın.
Kuşkusuz sen bu Kuran'ı, Bilge ve Bilen birisinden almaktasın.
Ve gerçekten sen bu Kur'an'a bilgisinin nihayeti olmayan bir hikmet sahibi tarafından erdiriliyorsun.
Ve emin ol ki sen bu Kur'ana ılmine nihayet olmıyan bir hakimin ledünnünden irdiriliyorsun
Kuşkusuz Sen En İyi Hüküm Veren ve Her Şeyi Bilen tarafından Kur'an verilensin. dipnot 1
Kuşkusuz Sen En İyi Hüküm Veren ve Her Şeyi Bilen tarafından Kur'an verilensin dipnot 1 .
Bu Kur'an, sana En İyi Hüküm Veren ve Her Şeyi Bilen tarafından indirilmektedir.
Hiç şüphesiz, bu Kuran, sana, hüküm ve hikmet sahibi olan, (ve her şeyi gerçeğiyle) bilen (Tanrı'nın) katından ilka edilmektedir."
Şübhesiz ki (bu) Kur'an sana (her şey'i) hakkıyle bilen, yegane hüküm ve hikmet saahibi (Allah) tarafından veriliyor.
Muhakkak ki sen; Kur'an'ı Alim ve Hakim katından almaktasın.
(1-6) Tâ sîn, bunlar, Kuran’ın ve apaçık kitabın ayetleridir, iman edenler için müjdedir yol göstericidir / rehberdir. Müminler o kimselerdir ki n amazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, işte onlar, ahireti de yakinen / yaşayarak bilirler. Muhakkak ki Ahirete iman etmeyenlere , amellerini süslü gösterdik ve onlar, bocalıyorlar / debeleniyorlar , işte azabın kötüsü de onlaradır, ahirette de onlar hasara uğrayacaklardır. Muhakkak ki sana, yargılayan / hâkim olan ve bilen / alim katından Kur'an bırakılıyor.
Muhakkak sen Kur’ân’ı Hakîm, Alîm olan (Allah katından) almaktasın.
(Ey Muhammed) Sana bu Kur'an, hüküm ve hikmet sahibi, (herşeyi) bilen (Allah) katından verilmektedir.
Şüphesiz bu Kur'an sana, kararları doğru olan ve her şeyi bilen (Allah) katından ulaştırılmaktadır.
Bu Kur'an sana, doğru karar veren ve bilgili olan Allah tarafından verilmektedir.
Şüphesiz sen, Hakim ve Alim olanın katından Kur’an’ı almaktasın!
Şüphesiz sen, Hakim ve Alim olanın katından Kur'an'ı almaktasın!
Emin ol ki, sen bu Kur'an'a Hakim ve Alim bir kudret tarafından muhatap kılınıyorsun.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.